Öncelik: b, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Miraç

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Şia İnançları
Teoloji
Tevhid Zati Tevhid • Sıfati Tevhid • Efali Tevhid • İbadette Tevhid
Füruu Tevessül • Şefaat • Teberrük •
Adalet (İlahi Fiiler)
Hüsn ve Kubh • Beda • Emru'n Beyne'l Emreyn •
Nübüvvet
Peygamberlerin İsmeti • İslam Peygamberinin Hatemiyeti  • Gaybet İlmi  • Mucize • Kur’an’ın Tahrif Olmadığı
İmamet
İnançlar İmam'ın Tayin Edilmesinin Gerekliliği • İmamların İsmeti • Tekvini Velayet • İmamların Gayb İlmi • Gaybet (Küçük Gaybet, Büyük Gaybet), İntizar, Zuhur • Ric'at
İmamlar
Mead
Berzah • Cismani Mead • Haşir • Sırat • Amel Defteri • Mizan
Belirgin Konular
Ehlibeyt • On Dört Masum • Takiye • Merceiyyet

Miraç veya İsra (Arapça: الإسراء و معراج) Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göğe yükseltilmesi anlamındaki gece yolculuğudur. Şia ve Sünniler arasında, Kur’an-ı Kerim ayetleri ve tevatür derecesinde hadisler gereği Mirac'ın meydana gelmesi hakkında bir anlaşmazlıkları yoktur, ancak Mirac'ın hangi zamanda gerçekleştiği, kaç kere gerçekleştiği, nasıl gerçekleştiği, fiziksel olarak mı ruhsal olarak mı gerçekleştiği gibi bazı kısımlarında ihtilaflar bulunmaktadır. Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) Mirac'ı, Mekke’deki ikamet ettiği son günlerinde gerçekleşmiştir. Efendimiz Miraç'ta ilahi ayetleri ve bazı büyük peygamberlerin ruhlarını müşahede etmiştir.

Etimoloji

"Miraç", Mahmut Ferşciyan'ın Eseri

Miraç sözlükte, merdiven, basamak ve yukarı çıkarmaya yarayan her şeye denir.[1] Istılahta ise, Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) “Burak” adı verilen binek ile Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya oradan da göklere ve “Sidretü'l-Münteha” ve “Kâb-ı Kavseyn” makamına çıkması anlamına gelir.

Kur’an ve Hadislerde

Fazıl b. Hasan Tabersi’ye göre Hz. Resulullah’ın (s.a.a) Mirac'ı Kur’an ayetleri, Şia[2]-[3]-[4] ve Sünni[5]-[6] kaynakları yoluyla nakledilen hadislerde tevatür haddindedir.

Miraç hadisesi, İsra ve Necm surelerinde zikredilmiştir.[7]

Zamanı

Meşhur görüşe göre Hz. Resulullah’ın (s.a.a) bu gece yolculuğu, Mekke’de sükûnet ettiği son yıllarında (Hicret ten önce, bi’setinden sonra) Mekke’de gerçekleşmiştir.[8] Ancak hangi yılda gerçekleştiği, Hz. Ebu Talib’in vefatından önce mi[9], sonra mı gerçekleştiği[10] hakkında rivayetlerde ihtilaflar vardır. Rivayetler aşağıdaki şekildedir:

  • İbni Abbas’ın rivayetine göre; Bi’setin ikinci yılı
  • Haraic kitabının Yazarının Hz. Ali’den naklettiğine göre; Bi’setin üçüncü yılı
  • Bi’setin beşinci[11] veya altıncı yılında
  • Bi’setten 10 yıl 3 ay sonra[12]-[13]
  • Molla Fethullah Kaşani ve Ahmed b. Ali Tebersi’nin naklettiği ve en meşhur olan görüş, Bi’setten 12 yıl sonra gerçekleşmiştir.[14] İbni Hazm bu görüş konusunda icma olduğunu iddia etmiştir.[15]-[16]-[17]
  • Hicretten 1 yıl 5 ay önce
  • Hicretten 1 yıl 3 ay önce[18]-[19]
  • Hicretten 6 ay önce.[20]

Gece Yolculuğu

İsra suresinin ilk ayetindeki “leylen” ve “esra” sözcüklerinden bu yolculuğun gece gerçekleştiği anlaşılmaktadır.[21] Ancak hangi gecede gerçekleştiği konusunda rivayetlerde farklılıklar vardır. Rivayetler aşağıdaki şekildedir:

Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) Beytü’l-Mukaddes, Mescid-i Aksa ve göklere gidiş gelişi, bir geceden uzun sürmemiştir.[27]-[28] Öyle ki o gecenin sabahında Mekke’de olmuştur. Tefsir-i Eyaşi’de İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen bir rivayette şöyle geçmiştir: “Allah Resulü (s.a.a) yatsı namazı ile sabah namazını Mekke’de kılmıştır.”[29]-[30]-[31] Bunun anlamı, isra ve Mirac'ın yatsı namazı ile sabah namazı arasında gerçekleştiğidir.

Mekânı

Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) Mirac'ının başlangıç ve bitiş noktası hakkında ihtilaflar vardır. Bazıları Hz. Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani’nin evinden, bazıları Mescid-i Haram’dan, bazıları da Şi’b-i Ebu Talip’ten[32] başladığını söylemiştir.[33] Ancak en meşhur görüş, Hz. Resulullah’ın (s.a.a) o gece Hz. Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani’nin evinde olduğu ve oradan Mirac'a çıktığı ve oraya geri geldiği görüşüdür.[34]-[35]-[36]-[37]-[38]-[39] Kur’an-ı Kerim’de Mirac'ın başlangıç noktasının Mescid-i Haram olduğu belirtildiğinden Ümmü Hani’nin evinden başladığını söylemek çelişiyor gibi gözükebilir, ancak Araplar Mekke’nin tamamına Allah’ın haremi demektedirler. Dolayısıyla oranın tamamı, Allah’ın mescidi ve haremi hükmünde olduğundan Ümmü Hani’nin evi de haremin içindedir.[40]-[41] Ayrıca Şi’b-i Ebu Talib’te gerçekleştiği görüşü de bazı rivayetlerin içeriği ile örtüşmemektedir.[42]-[43]

Sayısı

Bazı rivayetlere göre, Hz. Resulullah (s.a.a) birçok kez Mirac'a çıkmıştır.[44] Allame Tabatabai, onlardan birinin Mescid-i Haram’dan bir diğerinin de Ümmü Hani’nin evinden olduğuna inanmaktadır. Necm Suresinin ilk ayetlerinin bunu teyit ettiğini ileri sürmektedir. Aynı şekilde Mirac'ın mekân, zaman ve sayısı hakkındaki ihtilaflar bu şekilde giderile bilinir.[45]

Seferin Ayrıntısı

Hz. Cebrail (a.s) o gece Hz. Resulü Kibriya Efendimize (s.a.a) nazil olarak “Burak” adlı bir bineği Efendimize getirdi. Hz. Resulullah ona bindi ve Beytü’l-Mukaddes’e gitti.[46]-[47]-[48] Efendimiz binmek istediğinde, Burak huysuzlanmış. Bunun üzerine Hz. Cebrail bir tokat atarak şöyle demiştir: ‘Yavaş ol ey Burak! Bu peygamberden önce, hiçbir peygamber sana binmedi ve bundan sonra da onun gibi birisi sana binmeyecektir. Bunun üzerine Burak sakinleşmiş ve Cebrail de Efendimizi yukarılara çıkarmıştır.”[49]

Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra

Mescid-i Aksa

Ana Madde: Mescid-i Aksa

Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz (s.a.a), Sina dağında, Beytüllahim’de veya Hz. İsa’nın (a.s) dünyaya geldiği yerde durmuş ve namaz kılmıştır. Sonra Mescid-i Aksa’ya girmiş ve orada namaz kılmıştır.[50]-[51]

Ana Madde: Kubbetu’s-Sahra

Öyle anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) “Kubbetü’s-Sahra’dan göklere uruc (Miraç) etmiştir. Bu isimle anılmasının nedeni ise içinde bir kayanın olduğu ve onun üzerinden Efendimizin göklere çıktığından dolayıdır. Nasır Husrev’in Sefernamesinde iddia edildiğine göre Hz. Peygamber Efendimiz mescide girdikten sonra bu kaya parçası yerden ters yüz olarak yukarı kalkmış ve Efendimizin yükselişi tamamlandıktan sonra o taş yeniden aşağı inmemiştir.[52]

Kubbetü's-Sahra

Gök Aleminde

Hz. Âdem’le Görüşmesi

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) oradan gök yüzüne çıkmış ve orada Hz. Âdem’le (a.s) görüşmüştür. O esnada melekler sıra sıra Efendimizi karşılamaya gelmiş ve güler yüzle selam vererek tebrik ve kutlamalarını sunmuşlardır. Yüzü asık ve öfkeli bir melek diğer melekler gibi selam ve tebriklerini sunmuş, ancak diğer melekler gibi güler yüzlü davranmamıştır. Efendimiz, meleğin ismini Hz. Cebrail'e sorduğunda ‘Cehennem bekçisi Malik olduğunu ve hiçbir zaman gülmediğini, her daim Allah düşmanları ve günahkârlara karşı öfkesinin artmakta olduğunu söylemiştir.’ Efendimiz, Cebrail’den ona Cehennemi göstermesi için emretmesini istediğinde örtüyü kaldırmış ve her yeri bir ateş kaplamıştır.”[53]

Ölüm Meleği İle Görüşme

Orada, elinde nurdan bir levha olan ölüm meleği ile de görüşmüştür. Sonra aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir: Ölüm meleği şöyle demiştir: Tüm dünya bir adamın elinde oynattığı bir sikke misali elimdedir ve her gün beş kez uğramadığım hiçbir ev yoktur…” Burada Hz. Resulullah Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ölüm en büyük musibet ve en zor hadisedir”. Hz. Cebrail ise şöyle demiştir: “Ölümden sonraki hadiseler ondan daha zordur.”[54]

İkinci Gökten Yedinci Göğe Kadar

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) daha sonra ikinci göğe çıkmış ve orada Hz. İsa ve Hz. Yahya (a.s) ile görüşmüştür. Sonra üçüncü göğe çıkmış, orada Hz. Yusuf’la (a.s) görüşmüştür. Sonra dördüncü göğe çıkmış ve orada Hz. İdris’le (a.s) görüşmüştür. Sonra beşinci göğe çıkmış ve Hz. Harun b. İmran’la (a.s) görüşmüştür. Sonra altıncı göğe çıkmış ve Hz. Musa b. İmran’la (a.s) görüşmüştür.[55]

Yedinci Gök

Efendimiz daha sonra yedinci göğe çıkmış ve Hz. Cebrail’in (a.s) çıkamadığı makama yükselmiştir. Bunun üzerine Cebrail (a.s) şöyle demiştir: “Benim buraya girmeme izin yoktur. Eğer bir parmak ucu kadar dahi oraya yaklaşırsam kol ve kanadım yanar.”[56]

Miraç Hadisi

Ana Madde: Miraç Hadisi

Miraç gecesi, Allah azze ve celle ile Hz. Resulullah Efendimiz (s.a.a) arasında “Hadisi Kutsi” kalıbında bir konuşma geçmiş ve Miraç hadisi diye meşhur olmuştur.

Dönüşü

Dönüşte de Beytü’l-Mukaddes’e inmiş ve oradan Mekke’nin yolunu tutmuştur. Yolda Kureyş ticaret kafilesi ile karşılaşmıştır. Onlar develerinden birini kaybetmişler ve onu aramaya çıkmışlardı. Onların yanında su dolu bir kaptan biraz su içmiş ve gerisini yere dökmüştür.[57]-[58]-[59] Bir rivayete göre o kabın üzerini bir şeyle sararak örtmüş ve sabah olmadan önce Ümmü Hani’nin evine geri dönmüştür.[60] İlk önce Miraç olayını Ümmü Hani’ye anlatmış ve aynı günün sabahında Kureyş ileri gelenlerine de yaşadıklarını anlatmıştır.[61]

Kureyş’in Tepkisi

Kureyşliler nezdinde Miraç olayını düşünmenin bile mümkün olmadığı böyle bir durum, onları daha çok kızdırmıştı. Dolayısıyla Hz. Peygamber Efendimizi (s.a.a) yalanlamaya koyularak şöyle demişlerdir: “Mekke’de Beytü’l-Mukaddes’i görenler var. Eğer doğru söylüyorsan oranın özellik ve yapısını bize anlat.” Bunun üzerine Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) yalnızca Beytü’l-Mukaddes’in özellik ve yapısını anlatmakla kalmamış, ayrıca yolda yaşanan bazı hadiselerden de bahsederek şöyle buyurmuştur: ‘Yolda falan kabilenin kafilesini gördüm, develerini kaybetmişlerdi. Onların yanında su dolu bir kap vardı. Ben o sudan içtim ve ağzını kapattım. Başka bir noktada kendilerinden ürkmüş bir deve gördüm.

Kureyş ileri gelenleri dediler ki: “Kureyş kafilesinden haber ver.” Efendimiz şöyle buyurdu: “Onları Tenim’de gördüm. Önlerinde yürüyen boz renkli bir deve vardı. Üstünde bir tahtırevan vardı ve şu anda Mekke şehrine girmekteler.” Bu kesin bilgilerden oldukça öfkelenen Kureyş ileri gelenleri şöyle dediler: “Şimdi doğru mu yalan mı söylediğin ortaya çıkacak.” Kısa bir süre geçmeden kafile şehre girer ve Ebu Süfyan ve kafiledeki diğer kişiler Hz. Peygamberin anlattığı gibi olayları anlatırlar.”[62]-[63]-[64]

Burak (Safevi şahı I. Tahmasp döneminde 1539-43 yılları arasında Tebriz'de basılmış Nizami'nin Hemse eserinde yer alan minyatür,)

Niteliği

Müfessirlerin çoğuna göre Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) bedeni ve ruhuyla Beytü’l-Mukaddes’e ve oradan da yine ruh ve bedeni ile göklere yükselmiştir.[65]-[66]-[67]-[68] Ancak Hariciler bunu inkâr etmiştir; Cehmiye[69]-[70] ve Şeyhiye yalnızca ruhani ve ruhi Mirac'ı kabul etmiştir. Bazı rivayetlere göre Hz. Resulullah (s.a.a) Beytü’l-Ma’mur’a ve Sidretu’l-Münteha’ya yakınlaştığında, bazı ashabı ona eşlik etmiştir.[71]

Müşahede Ettikleri

Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) Miraç gecesinde Allah’ın büyük alametlerinden bazılarını müşahede etmiştir.[72] Hz. Resulullah’ın (s.a.a) göklerde, cennet ehli, cehennem ehli ve meleklerden gördükleri hakkında haberler nakledilmiştir.

Şeyh Saduk ve başkalarının naklettiğine göre Efendimiz yeryüzünün üzerinde seyrettiği sırada türbe şeklinde Kum şehrinin parladığını görür. O yerin neresi olduğunu sorunca Hz. Cebrail (a.s) şöyle cevap verir: ‘Burası Kum’dur. Senin Ehlibeytinin Şiaları ve mümin kullar burada bir araya gelip toplanacaklar. Bunların intizar-fereci olacaktır. Zorluk ve acılarla yüz yüze geleceklerdir.”[73]-[74] Ayrıca Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa (a.s) gibi bazı peygamberlerin ruhlarını müşahede etmiş ve onlara namaz kıldırmıştır.[75]

Getirdikleri (Hediyeler)

  • Namaz farz olmuştur.[76]-[77]-[78]
  • Bakara Suresinin son ayetleri
  • Hilafet ve Hz. Ali’nin vasi ve halifeliği hakkında vahiy[79]
  • Şirk dışındaki diğer günahların bağışlanması
  • Hacamat yapılmasına dair tavsiye[80]
  • Ebu Said Hudri, Hz. Resulullah Efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet etmiştir: “Cebrail beni Mirac'a götürdüğü gece ona Ey Cebrail bir dileğin var mı? diye sordum. Şöyle dedi: ‘Hatice’ye benden ve Allah tarafından selam söyle. Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Hatice’yi görünce Allah Teala ve Cebrail’in selamını iletti. O da cevabında şöyle dedi: ‘İnnellahe huve selam ve minhu selam ve ileyhi selam ve ale Cebrail’e selam.”[81]-[82] (Kuşkusuz Allah selamdır, selam Ondandır, selam Onadır; Cebrail’e de selam olsun.)”

Miraç Hakkındaki Kitaplar

  • Mehdi Naini’nin telif ettiği: Miraç be rivayet-i Feyzi Kaşani
  • Hasan Ali Mahmudi’nin telif ettiği: Muhammed Mihman Kutsiyan
  • Seyyid Muhammed Rıza Giyas Kirmani’nin telif ettiği, Hadis-i Miraç.
  • Sima-yı Mirac'ı Peygamber.
  • İbni Sina’ya atfedilen Miraçname risalesi.

Kaynakça

  1. İbni Manzur, Lisanu’l-Arab, c. 2, s. 322.
  2. Tabersi, c. 6, s. 215.
  3. Tefsiri Eyaşi, c. 2, s. 276.
  4. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 3.
  5. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 289.
  6. El-Mizan, c. 13, s. 30.
  7. İsra, 1, Necm, 8-18.
  8. El-Mizan, c. 13, s. 23, 30.
  9. Yakubi, c. 2, s. 26.
  10. Subhani, s. 372.
  11. İsbatu’l-Vasiyyet, s. 217.
  12. El-Mizan, c. 13, s. 30, 31.
  13. Bu görüş İbni Hişam ve İbni İshak’a aittir; Subhani, s. 372.
  14. Kaşani, Minhecu’s-Sadikin, c. 5, s. 236.
  15. Ruhu’l-Maani, c. 8, s. 8.
  16. Beyhaki’nin görüşü; Subhani, s. 372.
  17. İhticac, c. 1, s. 173.
  18. Ruhu’l-Maani, c. 8, s. 8.
  19. El-Mizan, c. 13, s. 30, 31.
  20. El-Mizan, c. 13, s. 30, 31.
  21. Subhani, s. 370.
  22. İbni Saad, et-Tabakatu’l-Kubra, c. 1, s. 200.
  23. Kaşani, Minhacu’s-Salihin, c. 5, s. 236.
  24. İhticac, c. 1, s. 173.
  25. Et-Tabakatu’l-Kubra, c. 1, s. 199, 200.
  26. Kaşani, Minhacu’s-Sadıkin, c. 5, s. 236.
  27. Mecmeu’l-Beyan, c. 6, s. 612.
  28. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 289.
  29. Tefsiri Eyaşi, c. 3, s. 34.
  30. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 385.
  31. El-Mizan, c. 13, s. 38.
  32. İbni Saad, et-Tabakatu’l-Kubra, c. 1, s. 200.
  33. Menakib, c. 1, s. 177.
  34. Yakubi, c. 2, s. 26.
  35. Subhani, s. 367.
  36. El-Mizan, c. 13, s. 27, 28, 31.
  37. İbni Hişam, c. 1, s. 396.
  38. Mecmeu’l-Beyan, c. 6, s. 312.
  39. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 283.
  40. Kaşani, Minhacu’s-Salihin, c. 5, s. 235.
  41. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 283, Subhani, s. 370’den naklen.
  42. El-Mizan, c. 13, s. 27, 28, 31.
  43. Yakubi, c. 2, s. 26.
  44. El-Mizan, c. 13, s. 27, 28, Subhani, s. 372’den naklen.
  45. El-Mizan, c. 13, s. 27, 28, 31.
  46. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 5.
  47. Et-Tabakatu’l-Kubra, c. 1, s. 199, 200.
  48. Tefsiri Eyaşi, c. 3, s. 31.
  49. El-Mizan, c. 13, s. 8.
  50. Subhani, s. 367.
  51. El-Mizan, c. 13, s. 8.
  52. Kubbetu’s-Sahra.
  53. El-Mizan, c. 13, s. 9, 10.
  54. El-Mizan, c. 13, s. 10.
  55. El-Mizan, c. 13, s. 9, 12, 13.
  56. Biharu’l-Envar, c. 18, s. 392; El-Mizan, c. 13, s. 18.
  57. Subhani, s. 368.
  58. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 13.
  59. El-Mizan, c. 13, s. 8; Kaşani, Minhacu’s-Salihin, c. 5, s. 246, 247.
  60. İsbatu’l-Vasiyet, s. 217.
  61. Subhani, s. 368.
  62. Subhani, s. 369.
  63. El-Mizan, c. 13, s. 17.
  64. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 13.
  65. Kaşani, Minhacu’s-Sadikin, c. 5, s. 240.
  66. Ruhu’l-Maani, c. 15, s. 7.
  67. Tefsiri Numune, c. 12, s. 11.
  68. Mecmeu’l-Beyan, c. 9, s. 264.
  69. El-Mizan, c. 13, s. 32.
  70. El-Menakib, c. 1, s. 177.
  71. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 10; Biharu’l-Envar, c. 18, s. 327.
  72. Mecmeu’l-Beyan, c. 6, s. 612.
  73. Saduk, İlelu’ş-Şerai, c. 2, s. 572.
  74. Biharu’l-Envar, c. 2, s. 407, c. 57, s. 207, c. 60, s. 238.
  75. El-Mizan, c. 13, s. 9.
  76. El-Mizan, c. 13, s. 22, 25.
  77. Tefsiri Kummi, s. 11, 12.
  78. İsbatu’l-Vasiyet, s. 217.
  79. Kaşani, Minhacu’s-Sadikin, c. 5, s. 248.
  80. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 9.
  81. Biharu’l-Envar, c. 16, s. 7, c. 18, s. 385.
  82. Tefsiri Ayyaşi, c. 2, s. 279.

Bibliyografi

  • İbni Saad, Muhammed bin Saad b. Muniu’l-Haşimi el-Basri, et-Tabakatu’l-Kubra, tahkik: Muhammed Abdulkadir Ata, Beyrut, Daru’l-Kutubu’l-İlmiye, birinci baskı, m. 1990.
  • İbni Şehraşub Mazenderani, Menakib Al-i Ebu Talib, müessese intişarat Allame Kum, k. 1379.
  • İbni Manzur, Muhammed b. Mukrim, Lisanu’l-Arab, Daru Sadır, Beyrut, üçüncü baskı, k. 1414.
  • İbni Hişam, es-Siyretu’n-Nebeviyye, Seyyid Haşim Resuli, Tahran, intişarat Kitapçi, beşinci baskı, ş. 1375.
  • Alusi Seyyid Mahmud, Ruhu’l-Maani fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Azim, tahkik: Ali Abdulbari Atiyye, daru’l-kutubu’l-ilmiye, birinci baskı, k. 1415.
  • Subhani, Cafer, Furuğu Ebediyet, bustanı kitap, Kum, yirmi birinci baskı, ş. 1385.
  • Şeyh Saduk, İlelu’ş-Şerai, Daveri, Kum, birinci baskı.
  • Tabatabai Seyyid Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an, defteri intişarat İslami Camie Muderrisin Havza İlmiye Kum, beşinci baskı, k. 1417.
  • Tabersi, Ahmed b. Ali, İhticac, Nizamettin Ahmed Gaffari Mazenderani baskısı, Murtezevi, Tahran, birinci baskı.
  • Eyaşi, Ebu Nazr Muhammed b. Mesud, et-Tefsiri, tahkik: Kismu’d-Diraseti’l-İslamiye, müessese el-Bi’set, Kum, k. 1421.
  • Kummi Ali bin İbrahim, Tefsiri Kummi, Seyyid Tayyip Musevi Cezaziri, daru’l-kutub, Kum, dördüncü baskı, ş. 1367.
  • Kaşani Molla Fethullah, Tefsiri Minhacu’s-Sadikin fi İlzami’l-Muhalifin, kitapfuruşi Muhammed Hasan İlmi baskısı, Tahran, ş. 1336.
  • Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, müessese el-Vefa, Beyrut, Lübnan, k. 1404.
  • Mesudi, Ali b. Hüseyin, İsbatu’l-Vasiyet, Muhammed Cevad Necefi baskısı, İslamiye, Tahran, ş. 1362.
  • Yakubi, Ahmed b. Ebu Yakup bin Cafer bin Veheb Vazih el-Katib el-Abbasi el-Maaruf bi’l-Yakubi, Tarihi Yakubi, Beyrut, Daru Sadır.