Allah

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
İslam
Allah (1).png
Şia İnançları
Teoloji
Tevhid Zati Tevhid • Sıfati Tevhid • Efali Tevhid • İbadette Tevhid
Füruu Tevessül • Şefaat • Teberrük •
Adalet (İlahi Fiiler)
Hüsn ve Kubh • Beda • Emru'n Beyne'l Emreyn •
Nübüvvet
Peygamberlerin İsmeti • İslam Peygamberinin Hatemiyeti  • Gaybet İlmi  • Mucize • Kur'an'ın Tahrif Olmaması
İmamet
İnançlar İmam'ın Tayin Edilmesinin Gerekliliği • İmamların İsmeti • Tekvini Velayet • İmamların Gayb İlmi • Gaybet (Küçük Gaybet, Büyük Gaybet), İntizar, Zuhur • Ric'at
İmamlar
Mead
Berzah • Cismani Mead • Haşir • Sırat • Amel Defteri • Mizan
Belirgin Konular
Ehlibeyt • On Dört Masum • Takiye • Merceiyyet

Allah (Arapça: الله), âlemlerin yaratıcısı ve en kâmil varlık, başta İbrahimi dinler olmak üzere, bir çok dinin en temel kavramıdır. Allah hakkında dinlerde, mezheplerde ve insanların zihinlerinde çok farklı kavram ve tanımlar yapılmaktadır. Allah inancı ile dindarlık arasında kaçınılmaz bir irtibat olduğunu düşünmek doğru değildir. Zira dini kabul etmeyen bir çok kimse, Allah inancına sahiptir.

Allah, Şia terminolojisinde, yegâne, tüm kemallerin menşei ve tüm varlıkların varoluş nedenidir. Zatı ezeli ve ebedidir. Hiçbir varlık Onun benzeri değildir. Zatı, sıfatının aynısıdır. Mahiyeti olmayan basit (bileşik ve birleşik olmayan) bir gerçekliğe sahiptir. Ne dünyada ne de ahirette şu fiziksel gözlerle görülemez. Ancak kalp gözüyle hem dünyada hem de ahirette görülebilir. Fakat hiçbir zaman sınırlı mahluk, sonsuz yaratıcıyı ihata edip kapsayamayacağı için, muhit bir idrak hasıl olmaz. Mutlak ilim ve kudret sahibidir. Her yerde mahlukları ile tam ve kesintisiz bir şekilde huzuru vardır. Yani daima hazır ve nazırdır. Allah’ın varlığı ve bazı sıfatları his, akıl ve fıtratla ispatlanabilir, ancak sonsuz olan zatı, sınırlı olan his ve akılla idrak edilemez.

Allah ismine taharetsiz, yani (abdestsiz ve gusülsüz) dokunmak haramdır. Bu kelime tevhit kelimesinde, tevhide şehadette kullanılmakta ve Allah dışında başkaları için kullanmak haramdır.

Allah’a İnancın Tarihçesi

Allah, beşerin zihninde ve felsefe tarihindeki en önemli kavramlardan ve felsefe biliminin en mühim düşünsellerinden biridir. İnsanın yaratılışından ve felsefenin ortaya çıktığı tarihten ve hatta Sokrat’tan daha önceki filozoflardan günümüz filozoflarına değin, Allah hakkında bahisler sürmüş ve bu konu hakkında bazen yeni yaklaşımlar ileri sürülmüştür.

Allah’a inanç, tüm semavi dinlerin alt yapısını oluşturan öğretilerin temel taşı konumundadır. Tarih boyunca bu inanç bazen değişikliğe uğramış ve özellikleri de tahrif edilmiştir; bazen Allah’ın yanında başka tanrılar farz edilmiş (şirk koşulmuş) veya Onu insanımsı bir tanrı olarak algılamışlardır.

İrfanda bilhassa ibrahimi dinlerin kalbinde yetişen irfanlarda Allah, temel ve mihveri bir kavramdır ve gerçekte bu dinlerde irfan, Allah’ı tanımak ve Ona ulaşmaktan başka bir uğraşı değildir diyebiliriz.

Dinlerdeki ve bilhassa ibrahimi dinlerdeki ilahiyat, Allah, sıfatları ve insanların Onunla olan ilişkileri hakkındaki bahisleri uhdesine almış ve bu dinlerde çeşitli kelami bahislerin oluşmasına neden olmuştur. Günümüz kelam biliminde de bu konu ciddi bir şekilde takip edilmektedir. Ayrıca bu konu, çeşitli ilahiyat konularının türemesine ve ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Aynı şekilde Allah tecellisini ortaya koyan farklı tahliller çeşitli toplumların sanat ve kültürüne de yansımış, farklı toplumların sanat tarihi ve kutsi sanat analizlerinde de ilginç tartışmalara sahne olmuştur. [1]

İslam’da Allah

İslam dininin tüm mihveri ve temel kavramları Allah’tır. Allah’tan başka kimseyi ilah olarak kabul etmeyen kimselere ‘‘Müslüman’’ denir (Eşhedü en la ilahe illallah). Müslümanlar Hz. Muhammed’i (s.a.a) Onun elçisi olarak kabul ediyorlar. Zira İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) risaleti, Yüce Allah’ı tanımaya davet içindir.[2] İslam dininin ortaya çıktığı çağlarda, çeşitli tanrı ve putlara tapmalar yaygın olduğu için, Allah’ın varlığını ispat konularına tekitten ziyade daha çok Onun bazı sıfatlarına, tek ve yegâne olduğuna vurgu yapılmaktadır.

Tanrı’nın Kur’an’daki defalarca zikredilen özel adı, “Allah”tır (الله). Bu sözcük Allah’a delalet eden en meşhur Arapça sözcüğe dönüşmüştür. Nitekim Yahudi ve Hıristiyanlar mukaddes kitaplarının tercümelerinde onu Allah adıyla kullanmaktadırlar. Kur’an’ın da tasrih ettiği gibi Allah’ın çok sayıda güzel isimleri vardır. [3]

İslami inançlara göre, Allah, İslam’ın has ve özgü tanrısı değildir, bilakis Âdem’den Hatem’e kadar olan önceki tüm peygamberlerin de Allahıdır. [4]

Kur’an’a mutabık olarak [5] Hz. Âdem’in yaratılışı, Allah’ı tanımakla başlamış ve şirk de tevhitten sonra oluşarak, beşerin tarih boyunca delalete düşmesine neden olmuştur.

Bazı Bilimlerdeki Yeri

Etimoloji: Allah, aslen Arapça bir kelimedir.[6] Bazıları İbranicedeki “İyl” veya Süryanice ve Kildancadaki “İlaha” kelimelerinden türediğini ileri sürmüşlerdir.[7] Elbette sırf benzerlik kelimenin Arapça olmadığına ve başka dillerden alındığına delalet etmez.[8]

Sözlük fıkhı: Bu ismin türemesi hakkında görüş sahipleri arasında ihtilaflar bulunmaktadır; bazıları ismin camit olduğunu ileri sürmüştür, ancak meşhur görüş ismin türemiş olduğudur. İsmin türediği görüşünde olanlar kökü hakkında ihtilafa düşmüşlerdir. Bu konuda 20 ila 30 görüş bulunmaktadır.[9] Bunlardan en sahih olanı, muhtemelen Allah isminin “abede” anlamında “elehe, ye’lehu uluheten” maddesinden türeyen “el-İlah” olduğu görüşüdür.[10] Ancak hemzesi tahfif için kaldırılmıştır. [11] Buna göre, tüm övgülere müstahak ve ibadete layık olan mabut anlamındadır. Elbette ilah ve Allah anlamı ve kökeni konusunda farklı görüşler de ileri sürülmüştür. [12]

Edebi Bahisler: Allah ismi münada olduğunda bazen nida harfi kalkar ve onun yerine kelimenin sonuna “şeddeli” “mim” getirilerek şu şekilde olur: “Allahumme” (اللهم).[13] Elbette bazı dil bilimciler Allahumme hakkında farklı görüşlere sahiptir.[14]

Fıkıh Hükümleri

Allah ismi celalesinin öteki Esmâ'ül Hüsnâ (En Güzel İsimler) gibi bazı hükümleri vardır. Örneğin fakihlerin icma ve görüş birliği ile Allah ismine abdestsiz dokunmak haramdır.[15]

Özellikleri

Bu ismin yaratıcının diğer güzel isimleri arasında 10 farklı özelliği vardır. Onlar şunlardan ibarettir:

  1. İlahî isimlerin en meşhurudur.
  2. Kur’an açısından en yüce makama sahiptir.
  3. Tanrı’ya yakarışta dua ve istekte bulunmak açısından en yüce dereceye sahiptir.
  4. Tüm ilahî isimlerin öncüsüdür.
  5. Tevhit ve ihlâs kelimesi ona özgüdür (la ilahe illallah).
  6. Şehadet ve tanıklık bu isimle gerçekleşir (Eşhedü Enla İlahe İllallah).
  7. Tanrının zatı mukaddesine has ve özel isimdir ve yalnızca ona özgüdür. Onun dışında hiç kimse için kullanılmaz; ister hakiki anlamda kullanılsın ister mecazi anlamda, fark etmez.
  8. Bu isim, tüm celal ve cemal sıfatlarına sahip ilahın, zatı mukaddesine delalet etmektedir.
  9. Hiçbir isim için sıfat unvanı ile kullanılamaz.
  10. Tüm ilahî isimler, o isimle okunur ve aksi sahih değildir. [16]

Kur’an’daki Sayısı

Bazı kaynaklara göre, -Allah kelimesine dönen- zamir ve benzeri şeyler hesap edilmeden, Kur’an’da Allah ismi 2699 kez geçmiştir. [17] Eğer 5 kez geçen “Allahumme” kelimesi de ona eklenecek olursa 2704 kez geçmiş sayılacaktır. Bazıları ise türevleri ve bismillah ile birlikte 2807 kez olduğunu ileri sürmüşlerdir. [18]

Allah’ın Kur’an’daki İsimleri

Allah’ın zatına özgü isim olduğu meşhur olan “Allah” dışında Kur’an’da 143[19] başka isim daha zikredilmiştir. Bu isimlerden her biri Allah’ın kemal sıfatlarını vasfetmektedir.

Sarih İsimler

Kur’an’da sarih bir şekilde geçen isimler alfabetik sıralamaya göre şu şekildedir [20]:

  • “Allah”, “el-İlah”, “el-Ehed”, “el-Evvel”, “el-Ahir”, “el-A’la”, “el-Ekrem”, “el-İlm”, “Erhamerrâhimin”, “Ahkeme’l-Hâkimin”, “Ahsenu’l-Halikin”, “Esreu'l-Hasibîn”, “Ehlu’t-Takva”, “Ehlu’l-Mağfiret”, “el-Akrab”, “el-Ebka”.
  • “el-Bari”, “el-Batın”, “el-Bedi’”, “el-Berr”, “el-Basir”.
  • “et-Tevvab”.
  • “el-Cabbar” ve “el-Cami”.
  • “el-Hekim”, “el-Halim”, “el-Hayy”, “el-Hakk”, “el-Hamid”, “el-Hasib”, “el-Hafız”, “el-Hafi”, “el-Habir”, “el-Hayr”, “el-Halik”, “Hallak”, “Hayru’l-Makirin”, “Hayru’r-Razikin”, “Hayru’l-Fasilin”, “Hayru’l-Hâkimin”, “Hayru’l-Fatihin”, “Hayru’l-Ğafirin”, “Hayru’l-Varisin”, “Hayru’r-Rahimin”, “Hayru’n-Nasırin”, “Hayru’l-Menzilin”.
  • “Zu’l-Arş”, “Zu’t-Tavl”, “Zu’l-Fazli’l-Azim”, “Zu’r-Rahmet”, “Zu’l-Kuvveti’l-Metin”, “Zu’l-Celali ve’l-İkram”, “Zu’l-Maaric”.
  • “er-Rahman,” “er-Rahîm”, “er-Rauf”, “er-Rabb”, “Rabbu’l-Arş”, “Rafiu’d-Deracat”, “er-Razzak”, “er-Rakib”.
  • “Es-Sami”, “es-Selam”, “Seriu’l-Hisab”, “Seriu’l-İkab”.
  • “eş-Şehid”, “eş-Şakir”, “eş-Şekur”, “Şedidu’l-Azab”, “Şedidu’l İkab”, “Şedidu’l-Mihal”.
  • “es-Samed”.
  • “ez-Zahir”.
  • “el-Âlim”, “el-Aziz”, “el-Afuvv”, “el-Azim”, “Allâmü'l-guyûb”, “Alimu'l-Gaybi ve’ş-Şehadet”.
  • “el-Gani”, “el-Gafur”, “el-Galib”, “Gafiru’z-Zenb”, “el-Gaffar”.
  • “Faliku’l-İsbah”, “Fâliku'l-Habbi Ve'n-Nevâ”, “el-Fatır”, “el-Fettah”.
  • “el-Kavi”, “el-Kuddus”, “el-Kayyum”, “el-Kahir”, “el-Kahhar”, “el-Garib”, “el-Kâdir”, “el-Kadir”, “Kabilu’t-Tevb”, “Kaimun ala külli nefsin bima kesebet”, “el-Kaim”.
  • “el-Kebir”, “el-Kerim”, “el-Kâfi”.
  • “el-Latif”.
  • “el-Melik”, “el-Mümin”, “el-Muheymin”, “el-Mütekebbir”, “el-Musavvir”, “el-Mecid”, “el-Mubin”, “el-Mevla”, “el-Muhit”, “el-Mukim”, “el-Mutaal”, “el-Muhyi”, “el-Metin”, “el-Muktedir”, “el-Mustean”, “el-Mubdi”, “Meliku’l-Mülk”, “el-Muid”.
  • “en-Nesir”, “en-Nur”.
  • “el-Vahhab”, “el-Vahid”, “el-Veli”, “el-Vali”, “el-Vasi”, “el-Vekil”, “el-Vedud”.
  • “el-Hadi”.

Zikredilenlere ilave olarak Kur’an-ı Kerim A’raf, İsra, Taha ve Haşr sureleri gibi surelerde Allah’ın ‘‘Esmâü'l-Hüsnâ’’ya sahip olduğunu belirtmiştir: “Velillahi’l-Esmâü’l-Hüsnâ”.

Sarih Olmayan İsimler

  • “Hafız” ve “Varis” isimleri “اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ”(Hicr, 9) ve “وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْيٖى وَنُمٖيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ” (Hicr, 23) ayetlerinde.
  • “Fa'âlun limâ yurîd” “اِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِمَا يُرٖيدُ” (Hud, 107) ayetinde.
  • “Katib” ve “Fail” isimleri “وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ” (Enbiya, 94) ve “و إِنَّا كُنَّا فَاعِلِينَ” (Enbiya, 104) ayetlerinde.
  • “Mumiytu” “وَهُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ” (Müminun, 80) ayetinde.
  • “Kaşifu’z-Zarri” ve “Şafi” isimleri “وَإِن يَمْسَسْكَ اللَّـهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ” (En’am, 17) ve “لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللَّـهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ” (En’am, 17) ayetlerinde.
  • “Kaim ve Kıst” “قَائِمًا بِالْقِسْطِ” (Al-i İmran, 18) ayetinde.
  • “Müntakim” “إِنَّا مُنتَقِمُونَ” (Duhan, 16)[21] ayetinde geçmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de Allah

Kur’an-ı Kerim’de Allah hakkında çokça konuşulmuş ve çeşitli konulara değinilmiştir. Örneğin:

  • Güzel isim ve sıfatlara sahip olması: «ولِلّهِ الاَسماءُ الحُسنی»[22]
  • Ehadiyet ve besatet: «قُل هُوَ اللّهُ اَحَد»[23]
  • Zat, sıfat ve fiillerde tevhit: «اَللّهُ لا اِلهَ اِلاّ هُو»[24]، «... لا اِلهَ اِلاَّ اللّه...»[25]، «فَلَم تَقتُلوهُم ولکنَّ اللّهَ قَتَلَهُم وما رَمَیتَ اِذ رَمَیتَ ولکنَّ اللّهَ رَمی»[26]
  • Samediyet: «الله الصّمد»[27]
  • Baba ve oğulu nefyetmesi: «لَم یلِد و لَم یولَد»[28]
  • Denginin olmaması: «ولَم یکن لَهُ کفُوًا اَحَد»[29]
  • Benzerinin olmaması: «لَیسَ کمِثلِهِ شَیءٌ»[30]
  • Zahiri gözle görülemeyeceği: «لا تُدرِکهُ الاَبصرُ...»[31]
  • Uyku ve ağırlığın galebe çalamayacağı: «لاتَأخُذُهُ سِنَةٌ ولا نَومٌ»[32]
  • Teşbih ve tenzihin cemi: «لَیسَ کمِثلِهِ شَیءٌ وهُوَ السَّمیعُ البَصیر»[33]
  • Yaratma ve yoktan var etme: «اَللّهُ خالِقُ کلِّ شَیء»[34]، «اَللّهُ یبدَؤُا الخَلقَ...»[35]
  • Hakiki sahiplik: «ولِلّهِ ما فِی‌السَّماواتِ وما فِی الاَرضِ»[36]
  • Rububiyet: «اِنَّ اللّهَ رَبّی ورَبُّکم»[37]
  • Varlıklara şiddetli yakınlığı ve onlarla birlikteliği: «واعلَموا اَنَّ اللّهَ یحولُ بَینَ المَرءِ وقَلبِهِ»[38]
  • Tüm hayır ve güzelliklerin menşei: «بِیدِک الخَیرُ»[39]
  • Gaye ve son oluş: «... و اِلَی اللّهِ تُرجَعُ الاُمور»[40]، «واَنَّ اِلی رَبِّک المُنتَهی»[41]
  • Kürsisinin gökleri ve yeri kapsaması: «وسِعَ کرسِیهُ السَّموتِ والاَرضَ»[42]
  • En yüce sıfatlara sahip oluşu: «ولِلّهِ المَثَلُ الاَعلی»[43]
  • İnsanların hidayeti için elçiler göndermesi: «اَللّهُ یصطَفی مِنَ المَلئِکةِ رُسُلاً ومِنَ النّاسِ»[44]
  • İmam ve önderler karar kılması: «قالَ اِنّی جاعِلُک لِلنّاسِ اِماما»[45]
  • Tapınmanın farz oluşu ve Allah’a özgü oluşu: «واعبُدوا اللّهَ ولا تُشرِکوا بِهِ شیا...»[46]، «اَلاّتَعبُدوا اِلاَّ اللّه...»[47]
  • Allah’tan korkulmasının gerekliliği: «فَلیتَّقوا اللّهَ...»[48]

Teolojinin Farklı Metotları

Müslüman düşünürlerin Allah hakkındaki düşünce ve görüşleri üç genel kategoriye ayrılmaktadır: Kelami ya da mütekellimlerin görüşleri, felsefi ya da filozofların görüşleri, irfani ya da ariflerin ve sufilerin görüşleri. Elbette bu kategorilerin sınırları kesin ve mutlak değildir ve bazen birbirlerinden ayrılmaları oldukça güçtür. Nitekim bazen bazı mutezile mütekellimlerinin görüşlüleri ile meşşai filozoflar ya da irfan ehli kimseler ile işraki filozofların görüşleri birbirlerine oldukça yakın görüşlerdir.

Kelam’da Allah

Genel bir bakış açısıyla İslam kelamında Allah hakkında tartışılan konular şu şekilde kategorilere ayrılmaktadır:

  1. Allah’ın varlığı ve varlık delilleri hakkındaki görüşler (Allah’ın ispat delilleri).
  2. Allah’ın tevhidi, tevhidinin ispatı ve genel olarak şirk, saneviyet/dualizm (ikilik) ve teslisin/Trinity (üçlük) nefyedilmesi.
  3. Allah’ın sıfatları hakkında bahisler (esma ve sıfatlar).

Felsefe’de Allah

Allah hakkındaki felsefi bahislerin yaygınlık kazanması, belki de bu konuda yeni cevapların bulunması amacına yöneliktir. Allah hakkındaki bahisler kesinlikle çok eski çağlara dayanmaktadır ve eski Hint ve İran kültürlerinde Allah hakkında derin düşünceleri bulmak mümkündür, ancak bu konu hakkındaki felsefi bahisler, bilinen anlamıyla eski Yunana dönmektedir. Bu felsefi bahisler Eflatun ve Aristo’nun düşüncelerinde zirve yapmıştır. Yunanlıların felsefi Allah’ı, âlemlere itina etmeyen bir Allah’tır.

Filozofların eserlerinde Allah; âlem ötesi feyiz kaynağı bir varlıktır. Tüm varlıkların meydana geliş kaynağıdır. Muharrik, ilk illet, vâcibu’l-vücut, mutlak vücut, zıt ve benzeri olmayan varlık gibi vasıflarla vasıflandırılmaktadır. Bu bakış açısına göre filozoflar Allah’ın varlığını ispat için örneğin hudus ve kıdemi bir kenara bırakmakta ve vücub ve imkâna yüz çevirmektedirler ve sonunda burhan-ı sıddıkin denilen delil ortaya çıkmaktadır.

Allah, İslam felsefesinde tanımlanamaz varlıktır. Çünkü mantıksal olarak tarif-i bil-had ve tarif-i bir-resm olarak bilinen mantıksal tariflerin hiç biriyle tanımlanamamaktadır ve mahiyeti yoktur. Yani Allah’ı görmek ve vasfetmek imkânsızdır. İslam dininde Allah, yeganedir ve Ondan başka mabut yoktur. O, göklerin ve yerlerin sahibidir. İnsanı yarattı ve ona akıl verdi. Varlık aleminde bulunan tüm mahlûkların yaratıcısıdır; Doğmamış ve doğrulmamıştır; ihtiyaçsızdır ve ondan başka ilah yoktur. [49]

İrfan’da Allah

İrfan ehli tarafından Allah, başkalarından farklı bir şekilde tanıtılmaktadır ve hatta filozofların tarifinde geçen Allah kavramıyla karşıt anlam ifade etmekte olduğu söylenebilir. Bu görüşler, sadr-ı İslam’dan itibaren dikkat çekmiş ve gün geçtikçe daha güzel tabir ve yorumlar ortaya koymuşlardır. İrfani bahislerde ilkin Allah hakkında akli ve istidlalli bahislere titizlik gösterilmemekte ve buna karşın Allah ve insan arasındaki iki yönlü ilişkilere vurgu yapılmaktadır; irfanda mefhumlardan ziyade ilişkiler daha çok aşka dayanmaktadır.

Allah’ın hakiki marifeti, irfan ehli tarafından nazari ve istidlalli bir marifet değildir, bilakis onun ön şartı ameli seyr-u süluktur. Onun sonu şuhud, işrak, keşf-i hicap, nefsanî heva ve hevesleri kendisinden uzak tutmak ve def etmek, cüz-i akıldan öteye gitmek, akıl ötesi turlara ulaşmak, Allah’ı vasıtasız tanımak, Onun visali ve Onun varlığında yok olmaktır. [50]

Bu perspektife göre, her ne kadar tüm insanlar bir şekilde Allah’a tapınmakta ve ilahî aşkla fıtri olarak yoğrulsalar da vücutlarındaki bu yönü diriltmeli ve Allah’ı yüzeysel olarak tanımaktan (bu tanıma felsefi ve kelami tanıma da olabilir) yüksek dereceli tanımaya geçilmelidir.

Elbette irfani olan bu bakış açısı kaçınılmaz olarak istidlal yönüne de kaymıştır. Nitekim hadis ve kadimin aşk ve muhabbetinden bahsedilmiş ya da vahdet-i şuhut ve vahdet-i vücuttan bahsedilmiştir. Bu tür irfani bahisler İbn Arabî’nin nazarında zirve yapmıştır. Bahisler Eflatuni beyanların etrafında düğümlenmiş ve sudur veya feyiz konusundan bahsedilmiştir. İlahi ilim, yaratılış süreci, a’yan-ı sabite, feyz-i akdes, feyz-i mukaddes ve vahdeti vücut hakkında bahisler olmuştur. [51]

Yahudi ve Hıristiyanlıkta Allah

Hıristiyanların ahdi cedidinde (dört İncil) Allah’ı, vahit, ezeli ve ortağı olmayan bir mabut olarak bulmaktayız. Nitekim Hz. İsa (a.s) Allah’ı “vahit ve hakiki” olarak tanıtmıştır.[52] Ancak bu tevhidi öğreti, müşrikçe teslis inancı ile –ki kitabı mukaddesin bazı ibaretlerinden kaynaklı yanlış ve abartılı sözlerle- karışmış ve bir çelişki ve paradoksa dönüşmüştür. Örneğin: “Onu baba, oğul ve Ruhu’l-Kudüs ismiyle vaftiz edin.”[53]

Bu sebeple günümüz Hıristiyanları Allah hakkında tevhide inancın yanı sıra teslise de inanmaktadırlar. Bu da hem mantıki açıdan meselenin kabul edilemezliğini ve hem de ilahi tevhidi ortadan kaldırmaktadır.

Yahudilikte de böyle bir mesele vardır. Yahudilerin kitabı mukaddesinde Tevrat’ın sıfır bölümünde Allah, ezeli, vahit, sonsuz bir varlık olarak belirtilmiş ve Yahudiliğin temel inançlarından sayılmıştır: “Ey İsrail! Duy: Yehova Allah’ımızdır ve Yehova tektir.”[54] Lakin aynı Tevrat’ta Allah Teâlâ öyle bir şekilde tanımlanmıştır ki tevhit inancını temelden sarsmaktadır. Örneğin: Hz. Yakup (a.s) hikâyesinden bahsetmekte ve güya Allah’la güreşe tutuşmaktadır. [55]

Başka Dillerde Allah

Çeşitli dillerde Allah’ı tanımlayan bazı kelimeler kullanılmaktadır:

İspanyolca İngilizce Arapça Almanca Fransızca Farsça Yunanca İbranice Keldanice Süryanice İnkaca Sanskritçe Latince Eski Mısırca
dios god Allah (الله) Gott dieu khoda (خدا - ایزد) theos Yahveh nabu ilu yaya deva deus aton

Teoloji Kitapları

  • Gençlere Uygun Kitaplar:

- Murtaza Bizrefşan'ın telif ettiği: Nov Cevanan ve Tevhit.

- Haydar Ebheri'nin telif ettiği: Hudaşinasi-yi Kur'ani-yi Kudekan.

  • Genel Kitaplar:

- Ali Rabbani Gulpeygani'nin telif ettiği: "Akaid-i İstidlali" kitabı.

- Muhammed Saidi Mehr'in telif ettiği: "Amuzeşi Kelam-ı İslami" kitabı.

- Seyyid Muhammed Hüseyin Tahrani'nin telif ettiği: "Allah Şinasi" kitabı.

- Bir Grup Yazarın telif ettiği: "İspatı vücud-u Huda" kitabı.

- Ayetullah Mekarim Şirazi'nin telif ettiği: "Peyam-ı Kur'an" tefsirinin 2. cildi.

- Ayetullah Misbah Yezdi'nin telif ettiği: "Amuzeş-i Akaid" kitabı ve "Maarif-i Kur'an" kitabının 1. cildi.

  • İhtisas Kitapları

- Ayetullah Cevad Amuli'nin telif ettiği: "Tebyin-i berahin-i isbat-ı huda" kitabı.

- Ayetullah Cevad Amuli'nin telif ettiği: "Tevhit Der Kur'an" kitabı.

Kaynakça

  1. Bkz. Burkharet, Hüner Mukaddes.
  2. «قولوا لااله الااللّه تفلحوا» Biharu’l Envar, c. 18, s. 202.
  3. A’raf, 180; İsra, 110; Taha, 8; Haşr, 24.
  4. Bakara, 133; Al-i İmran, 84; Nisa, 163.
  5. A’raf, 172.
  6. Fahri Razi, Tefsirü'l-Kebir, c. 1, s. 1363.
  7. Fahri Razi, Tefsirü'l Kebir, c. 1, s. 1363; Sadıki, el-Furkan, c. 1, s. 82, 83.
  8. Muhakkik, Esma ve Sıfatı İlahi, c. 1, s. 31; Subhani, Mefahimu’l-Kur’an, c. 6, s. 110.
  9. Firuzabadi, el-Kamusu’l-Muhit, c. 2, s. 1631, “ilah” maddesi.
  10. Meybudi, Keşfü'l-Esrar, c. 1, s. 6; Tabersi, Mecmeu’l-Beyan, c. 1, s. 90; Mustafavi, et-Tahkik, c. 1, s. 119.
  11. Eş-Şertuni, Akrebü'l-Mevarid fi Fusahi'l-Arabiyye ve'ş-Şevarid, c. 1, s. 66; İbn Manzur, Lisânü’l-Arab, c. 1, s. 188, 190.
  12. Razi, Ravzü’l-Cenân, c. 1, s. 57; Fahri Razi, Tefsir-i Kebir, c. 1, s. 159; Bostani, Dairetu’l-Maarif Bostani, c. 4, s. 286.
  13. İbn Manzur, Lisânü’l-Arab, c. 1, s. 188, 191; Razi, Ravzü’l-Cenân, c. 4, s. 251; Kurtubi, Kurtubi Tefsiri, c. 4, s. 35.
  14. Razi, Ravzü’l-Cenân, c. 4, s. 251; Kurtubi, Tefsiri Kurtubi, c. 4, s. 35; Tabersi, Mecmeu’l-Beyan, c. 2, s. 726; Fahri Razi, Kurtubi Tefsiri, c. 8, s. 3; İbn Manzur, Lisânü’l-Arab, c. 1, s. 190.
  15. Necefi, Cevâhirü'l-Kelâm, c. 3, s. 46.
  16. El-Kef’emi, el-Makamu’l-İsna, s. 25, 26.
  17. Ruhani, el-Mu’cemu’l-İhsai, c. 2, s. 244, 252, 262.
  18. Aştiyani, Tefsiri Sure Fatihatu’l-Kitab, s. 63.
  19. Mefahimu’l-Kur’an, c. 6, s. 105.
  20. Dairetü’l Maarifi’l-Kur’an-ı Kerim, c. 3, s. 295, 297.
  21. A’raf, 180.
  22. A’raf, 180.
  23. İhlas, 1.
  24. Al-i İmran, 2.
  25. Muhammed, 19.
  26. Enfal, 17.
  27. İhlas, 2.
  28. İhlâs, 3.
  29. İhlâs, 4.
  30. Şura, 4.
  31. En’am, 103.
  32. Bakara, 255.
  33. Şura, 11.
  34. Zümer, 62.
  35. Rum, 11.
  36. Al-i İmran, 109.
  37. Al-i İmran, 51.
  38. Enfal, 24.
  39. Al-i İmran, 26.
  40. Hadid, 5.
  41. Necm, 42.
  42. Bakara, 255.
  43. Nahl, 60.
  44. Hac, 75.
  45. Bakara, 124.
  46. Nisa, 36.
  47. Hud, 2.
  48. Nisa, 9.
  49. Kur’an-ı Mecid, Tevhit suresi.
  50. Bkz. Aynü'l-Kudât, s. 29, 30.
  51. Bkz. İbn Arabî, c. 1, s. 48, 56.
  52. Yuhanna, 17: 3.
  53. Matta İncili son bölüm.
  54. Tesniye, 4: 6.
  55. Tekvin, 32: 24, 32.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Pavel Heron, Esas İştikak Farsi, tercüme: Celal Haliki Mutlak, Tahran, ş. 1356.
  • Titus Burkharet, Hüner Mukaddes, Usul ve Reveşha, tercüme: Celal Stari, Tahran, ş. 1369.
  • Danışname Cihan İslam, Huda maddesi.
  • Subhani, Cafer, Mefahimu’l Kur’an, Kum, müessese el-İmam Sadık, k. 1412, birinci baskı.
  • Abdullah bin Muhammed Aynü'l-Kudât, Zubdetu’l Hakaik, metni arabi, tashih: Afif Usiran, tercüme: Farsça Mehdi Tedeyyün.
  • Allame Tabatabai, Seyyid Muhammed Hüseyin: er-Resailu’t-Tevhidiye, Beyrut, müessese en-Numan, k. 1419.
  • Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, Beyrut, k. 1403.
  • Muhsin Ebu’l Kasımi, Rişe Şinasi, Tahran, ş. 1374.
  • Muhammed Hüseyin bin Halef Burhan, Burhan Kati, Muhammed Muyin baskısı, Tahran, ş. 1361.
  • İzet penah, Aşinai b din Zerdüşt, ikinci baskı, intişarat mihver, . 1385.
  • İbn Manzur, Lisanu’l Arab, Ali Şiri baskısı, Beyrut, Daru'l-İhya et- Turas el-Arabî, 1408.
  • Aştiyani, Celalettin, Tefsiri Sure Fatihatu’l-Kitab, Kum, defteri tabligat İslami, 1377.
  • el-Bostani, el-Mu’llim Bitres, Dairetu’l-Maarif Bostani, Beyrut, Daru’l Marifet.
  • el-Beyhaki, Ahmed bin Hüseyin, el-Esmau ve Sıfat, Beyrut, Daru'l-İhya et- Turas el-Arabî.
  • eş-Şertuni, el-Lübnani, Akrebü'l-Mevarid fi Fusahi'l-Arabiyye ve'ş-Şevarid, Tahran, Daru Usve, 1416.
  • el-Tabersi, Fazıl bin Hasan, Mecmeu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, Beyrut, daru’l-marifet, ofset, Tahran, Nasır Husrev, 1406.
  • el-Kurtubi, Muhammed bin Ahmed, Kurtubi Tefsiri, Beyrut, daru’l kutubu’l ilmiye.
  • el-Kef’emi, Takiyuddin İbrahim, el-Makamu’l-İsna fi tefsiri’l esmai’l hüsna, Fars el-Hasun, müessese kaim al-i muhammed.
  • Razi, Ebu’l Futuh, Ravzü'l-Cinân ve Ravhu’l-Cinan, Yahiki ve Nasih baskısı, Meşhed, Astanı Kudsi Razavi, 1375.
  • Ruhani, Mahmut, el-Mu’cemu’l-İhsai li-Elfazi’l-Kur’ani’l-Kerim, Meşhed, Astanı Kudsi Razavi, 1366.
  • Subhani, Cafer, Mefahimu’l-Kur’an fi Mealimi’l-Hukumet, Cafer el-Hadi baskısı, Kum, Müessese İmam Sadık (a.s), dördüncü baskı, 1413.
  • Sadıki, Muhammed, el-Furkan fi Tefsiri’l-Kur’an, Tahran, Ferheng İslami, ikinci baskı, 1365.
  • Fahri Razi, Muhammed Ömer, Et-Tefsiru'l-Kebir, Kum, İntişarat defteri tebligat, dördüncü baskı, 1413.
  • Firuzabadi, Mecuddin, el-Kaumusu’l-Muhit, Muhammed el-Meraşali baskısı, Beyrut, Daru'l-İhya et- Turas el-Arabî, 1417.
  • Muhakkik, Muhammed Bakır, Esma ve Sıfat ilahî der Kur’an, Tahran, İslami, 1372.
  • Mustafavi, Hasan, et-Tahkik fi kelimati’l Kur’ani’l-Kerim, Tahran, vezerat ferheng ve irşad islami, 1374.
  • Meybudi, Reşiduddin, Keşfü'l-Esrâr ve Uddetu'l-Ebrâr, Ali Asker Hikmet baskısı, Tahran, Emir Kebir, dördüncü baskı, 1361.
  • Necefi, Muhammed Hasan, Cevahiru’l Kelam fi Şeraii’l-İslam, Beyrut, Daru'l-İhya et- Turas el-Arabî, yedinci baskı.