Oruç

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Oruç (Arapça: الصوم, İngilizce: Fasting or Sawm), İslam’ın önemli ibadetlerinden ve bu dinin ibadet düsturlarından olup namazdan sonra en önemli ibadetlerden biri sayılmaktadır. Bu anlamda insanın sabah ezanından akşam ezanına kadar yemek ve içmekten kesilmek gibi bazı işlerde Allah’ın buyurduğu şekilde davranmasından ibarettir.

Oruç, İslam’da füruu dinden sayılmaktadır. Diğer dinlerde de çeşitli şekillerde oruç tutmak vacip kılınmıştır. Bu amel, Allah’a yakınlaşmayı hedeflemektedir. Takvanın daha üstün mertebelerine ulaşmak, bedeni temizlemek, manevi bir takım değerleri idrak etmek veya bazı günahlara kefaret olması, iradenin güçlenmesi ve ihtiyaç sahibi olan fakirlere karşı daha şefkatli olmayı sağlayan birtakım yararlarından bahsedilebilir.

Orucu genel anlamda oruç, özel oruç ve hasların orucu olmak üzere üç gurupta toplayabiliriz. Ramazan ayı orucu İslam’ın temel unsurlarından biri sayılmakta ve buluğa ermiş, akıllı ve sağlığı yerinde olan her Müslümana, ramazan ayında oruç tutmak vaciptir. Ramazan ayının orucunun emredilmesi hicretin ikinci yılı Şaban ayının yirmi sekizinci gününde Medine’de Bakara suresinin 183'üncü ayetinin nazil olmasıyla başlamıştır.

Oruç, ibadetlerin erkânından biri sayılmaktadır. Vacip birtakım oruçlara ilaveten, müstehap birçok oruç da yılın diğer günlerinde tutulabilmektedir.

Önceki Dinlerde Oruç Konusu

Oruç, sözlükte bireyin kendisini herhangi bir işten alıkoyması; şeriat terminolojisinde ise, insanın kendi nefsini orucu batıl edecek birtakım şeylerden alıkoyması anlamına gelmektedir.

Kur’an-ı Kerim, açıkça bu ilahi farzın diğer dinlerde de olduğunu beyan etmektedir.[1] Bununla birlikte İslam'da olduğu gibi Müslüman olmayan diğer dinlerde de bu teklifin aslı mevcuttur, ancak özellikleri ve hususiyetleri fark etmektedir. İlk oruç tutan kişi Hz. Âdem'dir.[2]

Oruç tutmak, Yahudilerin temel ibadetlerinden biri idi. Tevrat'ta defalarca bu konuya işaret edilmiştir. Hazreti Musa Allah’tan levhaları almadan önce kırk gün kırk gece Sina dağında oruç tuttu ve yemekten içmekten uzak durdu.[3]-[4]-[5]

Yahudi şeriatında Allah’a yakınlaşmanın en çok bilinen yollarından birisi oruç tutmaktır. Oruç, günümüzde herkes tarafından bilinen ve umuma yayılmış bir ibadet şekli olarak dünya Yahudilerinin ayininde de oldukça yaygındır. Vacip ve ihtiyari (isteye bağlı) oruçlar olarak iki kısımda uygulanmaktadır.

Oruç, İbranicede, “Ta’niyet” yani, insanın kendisini zahmete sokması, nefsine eziyet edip ıstırap vermesi anlamındadır. Bu adla anılmasının nedeni, Şer’i bir gün boyunca insanın kendisini yemekten ve içmekten alıkoymasından dolayıdır. İbrani takviminde 6 gün vacip oruç unvanı dikkat çekmektedir.

Ahd-i Cedid'de nakledildiğine göre Hz. Meryem oruç tutuyordu. Hz. İsa da oruç tuttuğu gibi havarilerine de kendisinden sonra oruç tutmalarını emretmiştir.[6]

İslam’da Oruç

Ramazan ayı orucu, hicretin ikinci yılında Şaban ayının yirmi sekizinci günü kıblenin değişmesinden 13 gün sonra vacip olmuştur.[7]-[8]-[9] Gerçi ondan önce de Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve bazı Müslümanlar oruç tutuyorlardı.

Sadr-ı İslam’da oruç tutanlar için şimdiki durumlarına ilaveten, iki şeye daha riayet etmeleri vacip kılınmış, ancak daha sonraları bu iki vacip nesholunmuş, yani kaldırılmıştır:

  1. Oruç tutanlar, yalnızca iftardan gecenin bir vaktine kadar, yani uyuyuncaya kadar yemek yiyebilirlerdi.
  2. Ramazan ayı gecelerinde cinsel ilişki haram kılınmıştı.

Kur’an ayetlerinde açıkça belirtildiği üzere,[10] Hz. Peygamberin (s.a.a) ashabından bazı kimseler bu süre zarfında bu konuda kendilerine ihanet etmekteydiler.[11]

İslam peygamberi (s.a.a) kendisine yöneltilen “Niçin İslam’da oruç 30 gündür” sorusuna karşılık, şöyle buyurmuştur: "Hz. Adem (a.s), yasak meyveden yediği zaman 30 gün boyunca bu meyve onun bedeninde kaldı, daha sonra Allah onun çocuklarına 30 gün açlığı ve susuzluğu vacip kıldı.[12]

Kur’an’da Oruç

Kur’an’da, 14 surede oruç zikredilmiştir. Ramazan ayında oruç tutma emri ve onunla ilgili hükümlerin çoğu, Bakara suresinin 183. ayetinden 185. ayetine kadar ve 187. ayetinde gelmiştir. Buna ilaveten, oruç tutmanın bazı günahlara kefaret olacağına dair bir takım ayetler de nazil olmuştur.[13] Veya bazı hac merasiminin adabının yerine getirilmesi anlamında beyan edilmektedir.[14]

“Saimun ve Saimat” yani “oruç tutan erkekler ve oruç tutan bayanlar” unvanı Kur’an-ı Kerimde, Ahzap suresinin 35. Ayetinde, insanlardan iki zümreye hitap etmekte ve iki grubun adı getirilerek, Allah’ın bağışlamasına müstahak olarak tanımlanmışlardır. Meryem suresinin 26. Ayetinde, Hz. Meryem, kendisiyle susmayı ahdetmiş ve Kur’an bu durumdan oruç adıyla bahsetmektedir.

Rivayetlerde Oruç

Rivayetlerde, oruç hakkında, şu unvanlar adı altında bahsedilmiştir:

  1. İslam’ın Beş temel direğinden biri.[15]
  2. Hikmet, kalbe ait marifet ve yakin.[16]
  3. Zengin ve fakir arasında eşitlik sebebi.[17]
  4. İhlasın tespiti ve imtihan vesilesi.[18]
  5. Bir çeşit cihattır.[19]
  6. Bedenin zekâtıdır.[20]
  7. Kıyamet günü açlık ve susuzluğu hatırlamak.[21]
  8. Kıyamet günü açlık ve susuzluk derdinden kurtulur.[22]
  9. Ahiret ateşi karşısında korunma ve siper.[23]
  10. Kıyamette şad ve sevinçli olma nedeni.[24]
  11. Orucun, oruç tutan hakkında şefaatçi olması.[25]
  12. Dünya ve ahiret zorlukları karşısında yardımcı.[26]
  13. İftar vakti duaların kabul edilmesinin nedeni.[27]
  14. Bedenin sağlıklı olma sebebi.[28]
  15. Hafızanın takviye ve güçlenmesi.[29]
  16. Dünya afetlerine karşı siper.[30]
  17. Kalplerin sakin olma sebebi.[31]
  18. Şeytanın uzaklık nedeni.[32]
  19. İlahi özel ödül (veya Allah’ın bizzat kendisi, oruç tutanların sevabının karşılığıdır.).[33]
  20. Ramazan ayında oruç tutanlara, cennetin müştak oluşudur.[34]
  21. Orucu terk etmek, imansızlık sebebidir.[35]

Rivayetlerde ve hadislerde, gerçek orucun, Allah’ın beğenmediği her şeyi terk etmekten ibaret olduğu vurgulanmıştır.[36] Bir oruç ki, göz, kulak, saç ve hatta derinizin dahi oruçlu olması gerekir.[37] Ayrıca, ağızla oruç tutmak, mide orucundan daha üstün ve kalp orucunun da ağız orucundan daha üstün olduğu bildirilmiştir.[38]

Oruç tutmanın Mertebeleri

Oruç tutmanın üç derecesi vardır: Biri genel anlamda bildiğimiz oruç, diğeri özel oruç ve üçüncüsü hasların orucu olarak nitelendirilebilir.

  1. Genel anlamda oruç şudur: İnsan, orucu batıl eden şeylerden uzak durur.
  2. Özel oruç şudur: İnsan, birincisine ilaveten gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer azalarını da oruçlu kılar. Gündüzleri oruç tutar, geceleri dua ile uğraşır. Halka eziyet etmekten, haset etmekten uzak durur ve kişisel düşmanlıklarını bir kenara bırakır. Oruç tuttuğu günlerde, diğer günlerden daha farklı davranır.
  3. Has kimselere ait olan oruç şudur: Yukarıdaki durumlara dikkat etmekle birlikte, onun kalbi de oruçlu olur. Yani kalbini, Allah’tan gayrısına teveccüh etmekten keser, kendi nefsini, nefsin isteklerinden ve şehvetlerinden korur. Öyle ki, günahın düşüncesi dahi kalbine gelmez.

Oruç Tutmanın Felsefesi

Oruç tutmanın, bedenin sıhhati, cismin salim olması..vs.gibi farklı boyutlarda birçok faydası vardır. Orucun vacip kılınmasının en önemli felsefelerinden birisi, takvalı ve ihlaslı kişideki iradenin takviye olunması ve güçlendirilmesidir. İbadetlerle ünsiyete ve seherlerde uyanık olmaya neden olmaktadır. Oruç, insanların; açlık ve susuzluk derdini tatmalarına, böylece ölüm anını, öldükten sonra karşı karşıya bulunduğu ebedi ahiret yaşamını hatırlamalarına ve kendilerini o güne hazırlamalarına sebep olmaktadır. Oruç tutan kişi, açlığın kendisine verdiği rahatsızlığı idrak ettiğinden, kibirlenmekten uzaklaşmış, diğer vacipleri yerine getirmeye hazır hale gelmiş ve hatta malıyla ilgili ibadetleri yapmaya meyillenmiş olur.[39]-[40]

Kutsi bir hadiste, orucun meyvelerinden birinin “Hikmet” olduğu, kalbe ait marifet ile Allah’ı tanımaya neden olduğu şeklinde beyan olunmuştur. Bunun sonucu da insanın ruh ve psikolojisinin sükûnete ve rahata ermesi, yaşamın zorluklarını oldukça kolay atlatmasının temel nedeni olarak bildirilmiştir.[41] Oruç tutmak, oruç tutanlar arasında bir bağlılık, gönül birliği ve fedakârlığı da kendisiyle getirmekle birlikte, onlarla işbirliğinde bulunmak, mahrumlara yetişmek, onların elinden tutmak ve onları takviye etmeyi de gerektirir.

Bütün bunlara ilaveten oruç, insanda düzenlilik ve kanaat oluşturur, günahlara karşı sabırlı olmak ve yaşamın zorluklarını göğüsleyebilmek gibi özellikler kazandırarak, toplum içerisinde yaşayan insanları takviye eder. Ramazan ayında toplumsal yaşamda yapılan yanlış davranışların daha çok azaldığı dikkat çekmektedir.

Oruç tutmak, insanda sabır ve tahammül sınırlarını genişleterek, ona hedeflerine ulaşma yolunda dayanıklılık gücü, çaba ve gayret bahşeder.

Orucun Kısımları

Şer’i hüküm açısından, dört kısım oruç vardır: Vacip oruçlar, Müstehap oruçlar, Mekruh oruçlar ve Haram oruçlar.

Farz Oruçlar
  • Ramazan Ayı orucu
  • Kaza orucu
  • Anne veya babanın kaza orucu
  • İtikâf günlerinin üçüncü gününün orucu
  • Hac’da kurban yerine tutulan oruç [42]
  • Nezir ve yeminin kefaret orucu
  • Vacip orucu kasıtlı bozmanın kefareti orucu
Müstehap Oruçlar
  • Oruç tutmanın haram ve mekruh olduğu günler dışında, yılın her gününün orucunu tutmak müstehaptır. Ancak bazı günlerde oruç tutulması üzerinde özel olarak durulmuştur. Onlardan bazıları şunlardır:
  • Her kameri ayın ilk ve son perşembeleri ve her ayın ikinci Çarşambası (yani onuncu gününden sonraki ilk çarşambası)
  • Her kameri ayın 13, 14 ve 15. günleri (Dolunay günleri)
  • Recep ve Şaban aylarının bütün günleri bu ayların her gününün kendine ait büyük faziletleri vardır
  • Şevval ayının 4. gününden 9’una kadar olan günler.
  • Zilkade ayının 25. günü olan “Dahvu’l-Arz” günü ve bu ayın 29. Günü.
  • Zilhicce ayının 1. gününden 9’una (Arefe Günü) kadar. Fakat eğer kişi, bedensel bir zaaf nedeniyle oruç tutamayacak olursa Arefe gününün duasını okumalıdır. Ancak bu günde oruç tutmak mekruhtur.
  • Zilhiccenin 18. gününe denk gelen “Kadir-i Hum” gününün orucu.
  • Zilhiccenin 24. günü olan “Mübahele günü”nün orucu.
  • Muharrem ayının 1. , 3. ve 7. Günleri.
  • Hz. Peygamberin (s.a.a) doğum günü olan Rebiulevvel ayının 17. günü
  • Cemaziyelevvel ayının 15. günü
  • Recep ayının 27. günü olan Hz. Peygamber Efendimizin peygamberliğe meb’us olduğu Bi'set gününün orucu.
Mekruh Oruçlar
Haram Oruçlar
  • Ramazan bayramında ve kurban bayramında oruç tutmak
  • insan eğer Şaban Ayının son günü mü, yoksa Ramazan Ayının ilk günü mü diye şüphe halinde kalır da eğer bu durumda Ramazanın birinci günü niyeti ile oruç tutacak olursa bu haramdır. Ama eğer Şaban ayının son günü niyeti ile oruç tutarsa bu doğrudur. Daha sonra Ramazan Ayının birinci günü olduğu ortaya çıkarsa, Ramazanın birinci günü orucu olarak sayılır.
  • Eğer bir kimse orucun kendisi için zararlı olduğuna yakîn eder veya zanneder, fakat yine de oruç tutacak olursa, onun orucu batıldır.
  • Sükut orucu; yani insanın orucu batıl eden diğer şeylerden kaçındığı gibi, gün boyunca konuşmaktan da perhiz etmesi haramdır.
  • Visal orucu da haram oruçlardandır. Yani kasıtlı olarak iki günün orucunu birbirine birleştirerek, arada hiç iftar etmeksizin oruç tutmak haramdır.
  • Teşrik günleri orucu da Mina'da (hac için bulunanlar) için haram oruçlardandır.
  • Yolculuk halinde olan kişinin oruç tutması da haramdır.[43]

Nükte: İnsan, üzerinde vacip oruç olduğu müddetçe, müstehap oruç tutamaz.

Eğer bir kimse, müstehap oruç tutacak olursa onu günün sonuna kadar devam ettirmesi vacip değildir. Örneğin: Eğer mümin bir kardeşi onu yemeğe davet edecek olursa o kardeşinin davetini kabul edip gün içinde iftarını açması müstehaptır.

Müslümanlar arasında revaçta olan şudur: Henüz buluğa ermemiş ve yeni gençlik çağına basan çocukların tam gün orucuna hazırlanması için, bazı günlerde sabah kahvaltısından öğlene kadar veya öğlenden iftar vaktine kadar yarım günlük oruç ile onları oruca teşvik ederler, buna yöresel adıyla, “Tekne tabak orucu” da denir.

Oruç Tutmanın Niteliği

Oruç tutmak için, mükellef, öncelikle Allah’a yakınlaşmak kastıyla, niyet etmeli ve daha sonra orucun ne tür bir oruç olduğunu kendi kalbinde muayyen etmelidir. Daha sonra da orucu batıl eden şeylerden kaçınmalıdır.

Ramazan Ayı Orucu Kaza Orucu Müstahap Oruçlar
Sabah ezanından önce o günün orucuna veya Ramazan ayının ilk gününden, bütün Ramazan ayının orucuna niyet edilir. Eğer öğlen ezanından önce orucu batıl edecek her hangi bir iş yapmamış ise kaza orucuna niyet edebilir. Eğer akşam ezanına kadar orucu batıl eden herhangi bir iş yapmamış ise müstehap oruca niyet edebilir.

Orucu Batıl Eden Şeyler

Dokuz şey orucu batıl eder:

  1. Yemek ve içmek (ayrıca normal yollardan olmayan, iğne yaptırmak veya başka mahalden verilen gıda maddeleri de buna dâhildir)
  2. Cinsel ilişkide bulunmak
  3. Allah’a, peygambere ve imamlara yalan isnatta bulunmak.
  4. Yoğun miktarda toz ve toprağın (sigara dumanı ve benzerlerinin) boğaza gitmesi. Fakihlerin çoğu bu görüştedir.
  5. Sabah ezanına kadar hayız, nifas veya cenabet halinde kalmak.
  6. İstimna, insanın bilerek kendisinden meni getirmesidir.
  7. Bazı fakihlerin fetvasına göre bazı sıvı şeyleri şırınga etmek.
  8. Kasıtlı olarak kendini kusturmak.
  9. Bazı fakihlerin fetvasına göre, başın tamamını suya sokmak.

Şiddetli Zorluk Anında Su İçmek

Fakihlerden bazıları, zarara uğrama veya zorunlu durumlarda su içmeyi caiz biliyorlar. Elbette bu durumda olan insanın, o günün orucunun kazasını tutması gerekiyor.

Esadullah Beyat Zencani, imam Sadık’tan[44] nakledilen bazı rivayetlere istinaden, şöyle fetva vermiştir: Oruç tutan bazı kimselerin susuzluğa tahammülü yok ise, susuzluklarını giderebilecekleri miktarda su içebileceklerini ve bu durumda oruçları bâtıl olmadığı gibi, kazasının da olmadığına hüküm vermiştir.[45]-[46]

Aynı şekilde, Ayetullah Cafer Süphani kendi risalesinin 1256. meselesinde şöyle diyor: “Eğer oruçlu kişi bir hadde kadar susar da susuzluğa tahammül etmek, onun için bir güçlüğe sebep olursa, zorluğu giderecek miktarda su içebilir ve bu durumda orucu da batıl olmaz.”[47]

Yeni Buluğa Ermişlerin Orucu

Kızların, buluğ çağına ermesi, hicrî kamerî yıla göre 9 yaşını doldurmaları, güneş yılına göre ise yaklaşık sekiz yıl, dokuz aylık dönemi doldurduktan sonradır. Bu yaştan sonra oruç onlara da vacip olmaktadır. Elbette eğer oruç tutmanın sürekliliği halinde, bu yeni buluğa ermiş çocuk yaştaki kızların özellikle de sıcak ve uzun yaz günlerinde hastalanmasına sebep olacaksa, bu durumda, güçlerinin yettiği miktarda oruç tutmalıdırlar. Bir nüktenin hatırlatılması zaruridir: Halsiz olmak, oruç tutmamaya delil olamaz. Ancak eğer oruç tutmak, haddinden fazla rahatsız edecek veya kişinin hastalığının artmasına neden olacaksa, ondan fazlası vacip değildir. Bazı aileler, birtakım müsait ortamlar hazırlıyorlar ki, aile fertleri seher vaktinde uyanıyorlar, su ve gerekli yiyeceklerini bu saatte temin ediyorlar ve gündüz büyük oranda istirahat ettikleri için de orucun zorlukları onlar için büyük oranda azalmaktadır. Böylece zihinlerinde Ramazan ayına ait güzel hatıralar oluşmaktadır.

İmam Rıza’nın Türbesinde İftar Sofrası

Kutuplara Yakın Bölgelerde Oruç

İsveç gibi kutba yakın bazı ülkelerde yaşayan Müslümanlar, uzun süren gündüzler nedeniyle Ramazan ayının oruçlarını tutmakta büyük zorluklarla karşı karşıyadırlar. İslami teşkilatlar ve taklit mercileri, bu konuda muhtelif görüşlere sahiptirler. Fakat bugüne kadar bu Müslümanların nasıl oruç tutacakları konusunda, ortak bir görüş birliğine de varılamamıştır. Ancak bu, oradaki Müslümanların, günün bütün saatini oruç tutmak zorunda oldukları anlamına gelmez.[48]

Orucun Kefareti

Eğer bir mükellef şahıs, hastalığı, yolculuğu veya başka bir nedenle Ramazan ayının orucunu yemiş olursa, Ramazan ayından sonra, her hangi bir gün, onun kazasını tutmalıdır. Eğer mükellef, diğer yılın Ramazan ayına kadar orucunu kaza etmeyecek olursa, bu orucun kazasını tutmaya ilaveten, kefaret olarak, her gün için bir fakire bir mod, yani 750 gramlık un, buğday, pirinç, ekmek vb. miktarda yiyecek vermesi gerekir. Ama eğer özrü olmaksızın, kasıtlı olarak orucunu bozacak olur veya orucu batıl eden bir iş yapmış olursa, her gün için orucun kazasını tutmaya ilaveten, altmış yoksula, altmış mod yiyecek vermesi veya onun parasını ödemesi gerekir. Yahut fakihlerin meşhur fetvasına göre, 31 günü aralıksız olmak kaydıyla, 60 gün oruç tutması gerekir.

Eğer haram yolla orucu batıl etmiş ise, altmış yoksul kişiye her gün için yemek vermesine ilaveten, 60 gün aynı şekilde oruç tutması gerekiyor.

Ramazan ayı orucunun kazasını tutan kimse, eğer öğleden sonra orucunu batıl edecek bir iş yaparsa, on fakire, her birine bir mod yemek ya da yiyecek vermesi gerekir. Eğer buna gücü yetmezse, her bir gün için, üç gün oruç tutması gerekir.

Orucu Açmak (İftar etmek)

Orucu yemeğe veya oruç açmaya iftar denir. [49] Ehlisünnet fıkhında, oruçlu olan insanın, güneşin batımıyla birlikte orucunu açmakta acele etmesi tavsiye olunur. Hâlbuki Şia fıkhındaki meşhur görüşe göre:
Oruçlu kimsenin, doğu yarım küresindeki kızıllık kayboluncaya kadar sabretmesi tavsiye edilmektedir.[50]

Müslümanlar, genel olarak orucu hurma ile açarlar. Müslümanlardan bazıları oruçlarını açtıktan sonra namaz kılarlar, daha sonra asıl yemeklerini yemeye başlarlar; genel olarak bu aya ait yemekler yaparlar. Oruçlu kimseye iftar yemeği vermek oldukça faziletli sayılmaktadır.[51]-[52]

Bu tür yemek vermeler, yakınların, komşuların ve dostların birbirlerini ziyaret etmesi için güzel bir fırsat sayılmaktadır. Bazı mekânlarda, örneğin: imam Rıza’nın (a.s) haremi ve bazı mescitler, cemaatle kılınan akşam ve yatsı namazlarından sonra özel bir iftar sofrası açarlar ve namaz kılanları iftar ile karşılarlar. Geçmiş tarihlerde, iftar ve imsak vakitlerinde, top atarlardı veya korna çalarlardı.[53]

Şia ve Ehlisünnette Oruç

Orucun hükümleri konusunda mezhepler arasında bazı farklılıklar göze çarpmaktadır. Onlardan bazıları şunlardır:

Konu Şia-Caferi Maliki Şafii Hanefi Hanbeli
Bir şey yiyerek veya içerek orucu batıl etmek Kaza ve Kefareti vardır --- Sadece kazası vardır Kaza ve Kefareti vardır Sadece kazası vardır
İstimna (Mastürbasyon) yaparak orucu bozmak Kaza ve Kefareti vardır Sadece kazası vardır Sadece kazası vardır Sadece kazası vardır Sadece kazası vardır
Boğaza yoğun miktarda toz kaçırmak Orucu bozar Orucu bozmaz Orucu bozmaz Orucu bozmaz Orucu bozmaz
Oruçluyken oruç niyetini bozmak Orucu bozar Orucu bozmaz Orucu bozmaz Orucu bozmaz Orucu bozar
Kurban ve Fıtır (Ramazan) Bayramı orucu Haramdır Haramdır Haramdır Şiddetli mekruhtur Haramdır
Teşrik Günleri[54] Orucu (Hac için) Mina'da olanlar için haramdır Mutlaka haram değildir Zilhicce'nin 11. ve 12. günleri Hacı olmayanlara haramdır Şiddetli mekruhtur Hacı olmayanlara harmadır
Bir şehirde hilalin görülmesinin diğer şehirlere olan nispeti iki şehrin ufukları aynı olursa ilintili olur, yoksa birbirleriyle hiç bir ilintisi yoktur Bir şehirde rüyet-i hilal (hilalin görülmesi) diğer şehirler için de geçerlidir iki şehrin ufukları aynı olursa ilintili olur, yoksa birbirleriyle hiç bir ilintisi yoktur Bir şehirde rüyet-i hilal (hilalin görülmesi) diğer şehirler için de geçerlidir Bir şehirde rüyet-i hilal (hilalin görülmesi) diğer şehirler için de geçerlidir
Ebeveynlerin kaza oruçları Büyük oğul kaza etmelidir Vasiyet etmişlerse büyük oğul her gün için bir mod taam vermelidir, bu durum dışında farz değildir Her gün için bir "şer'i müd" taam[55] vermelidir Her gün için bir "şer'i müd" taam vermelidir Her gün için bir "şer'i müd" taam vermelidir
Güneş doğana kadar cünuplu kalmak Kaza ve Kefareti vardır O günün orucu sahihtir O günün orucu sahihtir O günün orucu sahihtir O günün orucu sahihtir [56]

Tıp Açısından Oruç

Bedenin asıl enerjisi, glikoz ile temin edilmektedir ve beyin sağlığı bakımından hayati öneme sahiptir. Beden, 4 ila 8 saat arası glikoz almazsa, glikoz yerine karaciğerde depolanmış olan glikojeni glikoza çevirir ve kullanır. Bu durumda beden, kendisinde olan proteinlerin bir kısmını da yakarak masraf etmektedir. 12 saat bu durum devam ederse, beden var olan glikojeni kaslarda kullanmaya başlar, Eğer aynı şekilde bedene dışardan glikoz temin edilmezse, bu durumda bedendeki yağları yakmaya başlar.

Dubai'de bulunan Amerikan Hastanesi’nin kalp mütehassıslarından bir grup araştırmacının söylediklerine göre, Ramazan ayının orucu, lipit rahatsızlığı olan hastaların üzerinde olumlu etki bırakmakta ve kalp hastalıklarına duçar olabilecek durumları azaltmaktadır. Bu grubun söylediklerine göre, LDL’nin (kötü yağlanma) büyük oranda düşmekte olduğu ve HDL’nin (iyi yağlanma) arttığı gözlenmiştir.

Buna ilaveten bu araştırmanın sonucunda Ramazan ayı orucunun, kandaki kolesterolü düşürdüğü görülmüştür.[57] Bu araştırmalar gösteriyor ki: Bir gün arayla kalori kısıtlamak, insanın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu durum kanser riskini azalttığı gibi, kalp hastalıkları, diyabet ve insüline karşı mukavemet etmekte, vücudun savunma sistemi ile ilgili sorunları da ortadan kaldırmakta, aynı zamanda yaşlılık belirtilerinin insanda kendini göstermesini de yavaşlatmaktadır.[58] Paul Broke’ın söylediğine göre,[59] bedendeki zehirli atıkların atılması, damarların temizlenmesi ve kalp hastalıklarının önüne geçilmesi, diyabete müptela olma tehlikesinin azalması, alzheimer hastalığının [60] önlenmesi orucun diğer faydalarındandır.

Orucun yan etkilerine bakacak olursak, bir miktar insanın kendini zayıf hissetmesi, kan basıncının azalması (yani tansiyon düşmesi), fazla terleme, zaaf, yorgunluk hissi, enerji kaybı, baş dönmesi, özellikle ani hareketlerde baka kalmalar gibi durumlar baş gösterebilmekte ve insanın renginin atması veya düşme hissini uyandıra bilmektedir ki, bütün bunlar daha çok öğleden sonraki vakitlerde kendini gösterir.[61] Aynı şekilde, kişi oruçlu olduğu müddet içerisinde, zamanla tanıma ve teşhis gücünde zayıflıklar olduğu, baş ağrıları, sinirlilik durumu gibi bir takım arızaların meydana geldiği görülmektedir.

Araştırmacılardan bir grup, sahur vakitlerinde, yemek yeme amacıyla katlanılan uykusuzluğun, bu gibi şeylere neden olabileceğini söylüyorlar.

İnsanın dengesini kaybetmesine neden olan birtakım sıvılar vardır. Bedende bunların azalması, orucun yan etkilerinden sayılmaktadır. Ancak araştırmacıların söylediğine göre, bu arızalar göze gelmeyecek cinsten ve zararlı tesiri olmayan şeylerdir. Gerçi ramazan ayında oruç tutmanın, fizyolojik açıdan sağlıklı olan insanlara hiçbir zararı olmadığı gibi, üstelik yararları vardır; ancak çeşitli hastalıklara duçar olmuş insanların, doktorlarıyla istişare ederekten durumu değerlendirmeleri gerekir.

Araştırmaların gösterdiğine bakılırsa, kolesterol serumu, tiroksin ve üre asidi, kanda dikkat çekecek miktarda artış göstermektedir.[62] Hamileliği önleyici hapların kullanılması veya aylık adetleri uzatacak cinsten hapların ramazan ayında kullanılması, kişinin kanındaki su miktarını azaltmakta ve bu durum, beyindeki kanın pıhtılaşmasına neden olabilmektedir. Oruç tutmaya ilaveten, az su içmek veya aşırı çalışma, bedendeki suyun haddinden fazla atılmasına neden olacağından, yine beyinde kan pıhtılaşmasına neden olabilen sebeplerden bir diğeridir.

Hindistan’da İftar Sofrası

Yemek Tavsiyeleri

Ramazan ayında, oruç tutan kimselerin ağır gıdalar tüketmekten ve özellikle gece vakti ağır yiyecekler yemekten kaçınması gerekir. Onun yerine imsak vaktinde, sahurlarda daha mükemmel yemeklerin yenilmesi tavsiye edilmekte ve sahur yemeklerinin kesinlikle terk edilmemesi gerekmektedir. Buna ilaveten, su içmek konusunda dikkat edilmesi ve yeterli suyun alınması tavsiye edilmektedir. Oruç tutan kimselerin sebze ve meyvelerden olabildiğince tüketmesi, çay gibi idrar arttırıcı yiyecek ve içeceklerden kaçınması, özellikle sahur vaktinde bu gibi besinlerin yenilmesi ve içilmesinden uzak durması gerekir. Bazı kaynakların önerisine göre, oruç tutan kişinin iftardan sahura kadar 2 litre civarında su içmesi gerekmektedir. [63]-[64]

Elbette sıvı şeyler tüketilmesinden maksat, demli çay, kafeinli içecekler, şerbetler, meyve suları ve çok miktarda şeker içeren içecekler değildir. Zira bu tür sıvı karışımlar, bizzat hem susuzluğa sebep olmakta hem de bedendeki suyun zamanından önce atılmasını sağlamaktadırlar. Burada maksat sadece suyun kendisidir. En güzel içecekler az şekerli olmak kaydıyla, limonata, özellikle taze limon ve bal ile yapılan şerbet; Skencebin (bal-sirke) şerbeti veya skencebinin rendelenmiş hıyar ile karıştırılmış şekli; az tuzlu ayran; demsiz çay; hakşir şerbeti ve karpuz suyu cinsinden meyve suları tavsiye edilmektedir. Zira bu meyvelerin su miktarı fazla ve tabiatları da soğuktur.

Rivayetlerde şu nükte üzerinde tekit olunmuştur: Oruç, oruç tutanların fizyolojik yapılarının sağlıklı olması içindir. Ancak unutmamak gerekir ki, oruç tutanların bedensel sağlıkları ve ruhsal sağlıklarını elde etmeleri gerekir. Yalnızca bu şartla bu söylenenler tahakkuk edebilir. Dolayısıyla doğru bir şekilde oruç tutulmuş sayılır. Aşağıda önerilen tavsiyelere riayet edilirse, ramazan ayında oruç tutan kişilere büyük oranda yardımcı olacağı kanaatindeyiz.

Sahur Yemeği

  1. Unutmayınız ki, sahur vakti çok yemek günün son saatlerinde açlık hissinin önünü almadığı gibi, hatta sahurdan sonra ilk saatlerde, mideye fazla baskı yapmakla birlikte, sindirim sistemini olumsuz etkilemekte ve bu durumda hazımsızlık ve ve bağırsak gazına sebep olmaktadır.
  2. Ramazan ayında geceler erken yatmaya çalışınız. Sahur vaktinde, zamanında uyanabilmemiz açısından bu durum önemlidir. En azından 1 saat sabah ezanından önce uyanmanız gerekir. Bu yöntemle, haddinden fazla yemeğin ve sıvı şeylerin mideye yığılmasından uzak durmuş ve daha rahat bir hal almış oluruz.
  3. Sahurlarda yemek için uyanmamak, oldukça yanlış bir harekettir. Zamanla oruç tutan kişilerde bir zaaf ve halsizlik şeklinde kendini gösterir.
  4. Sahur vakitlerinde proteinli yiyecekler, örneğin: yumurta, hububat, süt ve ürünleri ve etli yemekler yenmelidir. Çok su içmek yerine, sulu meyveler tüketilmelidir.
  5. Sahur için tavsiye edilen sıvılar, ağır ağır içilmelidir. Bir bardak bal şerbeti veya şeker şerbeti faydalı olacaktır.
  6. Sahur vakitlerinde, rejim yemekleri tüketilmesi daha uygundur. Bu, çeşitli yemekleri içerebilir. Bu durum, özellikle yeni yetişen gençlik için oldukça önemlidir. Şekerli, proteinli ve yüksek enerjili yiyeceklerden istifade edilmesi gerekir.
  7. Fazla tuz kullanmaktan kaçınınız. Çünkü tuz, sıvıların bedenden çabuk atılmasına ve dolayısıyla, özellikle günün ilerleyen saatlerinde, susuzluk hissinin şiddetlenmesine sebep olmaktadır. Normal bir rejim yemeğinde zaten yeteri kadar tuz alınmaktadır. Öyle ise fazladan tuz almaya gerek yoktur.
  8. Sahur yemeğinden hemen sonra yatmayınız. Çünkü uzanmak, yemeklerin yemek borusuna geri dönmesine ve ekşimelere sebep olacağı için, gün boyu rahatsızlık hissedersiniz.

İftar

Ana Madde: İftar
  1. Bedenin ihtiyaç duyduğu enerjinin çoğunun sahur yemeğinde alınması gerekir. Öyle ise iftarda, mideye ağırlık çökmemesi için, olabildiğince hafif yiyiniz.
  2. İftar yemeği oldukça hafif, ama çok kalorili, çabuk hazmedilebilen cinsten olmalıdır. Örneğin: Hurma, sütlaç, az miktarda süt, açık çay gibi. Az miktarda yemek yenmelidir. Zira aksi takdirde mideyi rahatsız eder.
  3. Orucunuzu tatlı çay veya hurma ile açmanız tavsiye edilir. Çok su içmekten kaçınınız. Çünkü bu, halsizlik, zaaf ve mide ağrılarına sebep olabilir. İftar yapıldıktan daha sonraki saatlerde, fazla su içmek yararlıdır.
  4. İftar ve sahur zamanında, çok yağlı yemeklerden olabildiğince kaçınınız.

İtiraz/Ölüm Orucu

Orucun dini açıdan rolüne ilaveten, birtakım toplumsal ve siyasi inançları izhar ve beyan etmek amacıyla da kullanıldığı görülmektedir. Özellikle bir şeye itirazın ve yalnızlığın dile getirilmesi açısından bu sembol haline gelmiştir. Bunun en klasik örneği, Mahatma Gandi’nin, yirminci yüzyılın başlarında yapmış olduğu ölüm orucudur. O, zindanda kendi takipçilerinin, İngilizlerle karşı karşıya geldiklerinde başvurdukları yöntemlerin, kendisinin hiçbir şekilde kaba kuvvete başvurmayı kabul etmeyen öğretisine karşı, takipçilerinin bu dikkatsizliklerini protesto amacıyla, ölüm orucu tutmuştur.

Oruç, defalarca, savaş karşıtı anlamında, toplumsal açıdan istenmeyen birtakım şeyler karşısında, adaletsizlikler karşısında tutulmuş ve bu yöntemden istifade edilmiştir. Bunun diğer bir örneği de Dick Gregory Komodin adındaki zencinin yapmış olduğu eylemdir. Miladi 60’lı yıllarda zencilerin medeni hukuklarından yoksun edildiği, Amerika’nın yerli halkı olan zencilerin medeni haklarının görmezden gelindiği ve çiğnendiği iddiasıyla, Amerika ordusuna karşı itiraz anlamında, güneydoğu Asya’da böyle bir ölüm orucu tutmuştur.

Ayrıca, 1981 yılında, 10 kişilik İrlandalı vatanperver ve milliyetçi bir grup, (Baby Sandes gibi), Belfast zindanında ölüm orucu faaliyetinde hayatlarına son vermişlerdir. Bu grubun hedefi, kendilerinin resmen tanınmaları, kendilerinin ve kendilerine bağlı olan kişilerin, siyasi mahpuslar olarak tanınmaları idi.[65]

Aynı şekilde, Bahreyn ve Filistin halklarının ölüm orucu tutmaları ve bunun benzeri örneklerinde, itirazlarını oruç vasıtasıyla dile getirmeleri ve bazen yemek içmekten kesilmek suretiyle bu işi yapmaları, dikkat çekicidir.

Kaynakça

  1. Bakara suresi, 183.
  2. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: «Adem (a.s) yasak meyveden yediği gibi, 30 gün bu onun midesinde kaldı. Ondan sonra Allah Adem’e ve onun nesline 30 gün aç ve susuz kalmayı vacip kıldı.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 74.
  3. Huruç 34: 29.
  4. Hz. Davud (a.s), oğlu hastalandığı sırada oruç tuttu. 2. Semuel, 12:15.
  5. Yehoşafıt, Yahudilerin, Muabilere ve Amunilere karşı zafer kazanmasından sonra, kırk gün oruç tutmuştur. 2. Tevarih, 20:3.
  6. Lukas İncili 5: 34.
  7. Bihar'ul Envar, c. 19, s. 139.
  8. Kafi, c.4, s. 37.
  9. Tarih-i Yakubi, c.2, s. 25.
  10. Bakara suresi, 187 [Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.]
  11. Cevamiu’l-Cami, c.1, s.106; Vesailu’ş-Şia, c.7, s. 81.
  12. Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 74.
  13. Nisa suresi, 92; Maide suresi, 89 ve 95; Mücadele suresi, 4.
  14. Bakara suresi, 196.
  15. İmam Muhammed Bakır: «İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Namaz, zekât, Hac, Oruç ve Vilayet. (Yani İslam’ın rehberliği)» Kâfi (İslamiye baskısı), c. 4, s. 62.
  16. Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Allah’a şöyle soruyor: «İlahi! Orucun sonucu nedir? Allah buyurdu: Orucun sonucu hikmettir ve hikmetin sonucu marifet, marifetin sonucu da yakindir. Öyle ise ne zaman kulum yakin derecesine yetişirse, artık dünyanın kendisi için nasıl olacağı ve nasıl geçeceği onun için bir önem arz etmez. İster zorluklarla geçsin, ister kolaylıkla.» Bihar'ul Envar, c. 74, s. 27.
  17. İmam Sadık (a.s) buyuruyor: «Allah, varlıklı zenginlerle varlıksız fakirleri eşitlemek üzere, Ramazan orucunu vacip kılmıştır.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 73, h. 1766.
  18. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Allah, insanların ihlasını imtihan etmek amacıyla oruç tutmayı vacip kılmıştır.» Nehc'ul Belağa, Suphi Salih, s. 512 h. 252; Tasnif-i Gürerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 176 h. 3376. Hz. Zehra (a.s), oruç hakkında şöyle buyuruyor: «Allah, orucu, ihlâsı tespit etmek için vacip kılmıştır.» Biharu’l-Envar, c. 93, s. 368.
  19. Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Sıcak günlerde oruç tutmak, cihattır.» Bihar'ul Envar, Beyrut, c. 93, s. 257, h. 14.
  20. Hazreti muhammed (s.a.a), şöyle buyuruyor: «Her şeyin bir zekatı vardır ve bedenlerin zekâtı oruçtur.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 57, h. 1774.
  21. İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor: «Halk, açlık ve susuzluğun derdini çeksinler ve bu vesileyle ahirette karşılaşacakları fakirliği ve biçareliği idrak etsinler diye oruç tutmakla emrolundular.» Vesailu’ş-Şia, c. 10, s. 9, h.12701.
  22. Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Ne mutlu o kimselere ki, Allah için aç ve susuz kalıyorlar, onlar kıyamet günü doyacaklardır.» Hidayetu’l-Eimme, c. 4, s. 268, h. 9.
  23. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Oruç, cehennem ateşine karşı bir siperdir. Yani, insan oruç vasıtasıyla cehennem ateşinden âmânda olacaktır.» Kafi (İslamiye baskısı), c. 4, s. 62, h. 1; Tuhefu’l-Ukul, s. 258. / İmam seccad (a.s) şöyle buyuruyor: «Orucun hakkı şudur: Allah’ın, ateşi sana karşı örtü altına almak için, diline kulağına, gözüne, endamına ve midene çekmiş olduğu bir perdeden ibaret olduğunu bilmendir.» Tuhefu’l-Ukul, s. 258.
  24. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutan kişi için, iki mutluluk ve sevinçvardır: Biri: iftar vakti ve diğeri ise Rabbi ile buluştuğu zamandır. (Ölüm zamanı ve kıyamet gününde), Kâfi (el-İslamiye baskısı), c.4, s. 65.
  25. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: «Oruç ve Kur’an, kıyamet gününde insana şefaat ederler. Oruç der ki: ey rabbim! Ben, bu insanı yemekten ve şehvet peşine gitmekten alıkoydum. Beni ona karşı şefaatçi kıl. Kur’an der ki: Bu insanı gece uykusundan men ettin, beni de ona şefaatçi karar kıl. Süphan olan Allah, onlara şefaat etme izni verir ve onlar da şefaat ederler. (28)
  26. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Sabır ve namaz ile yardım alınız, sabırdan maksat, oruçtur.» Tefsir-i Kummi, c. 1, s. 46; Tefsir-i Eyaşi, c. 1, s. 44, h. 41.
  27. İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutan kişinin iftar vaktinde duasına icabet edilir.» Biharu’l-Envar, (Beyrut baskısı), c. 93, s. 255, h. 33.
  28. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Sağlıklı kalmak istiyorsanız, oruç tutunuz.» Nehcü’l-Fesahe, s. 547, h. 1854.
  29. Müminlerin Emiri hazreti Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Üç şey vardır ki, balgamı azaltır ve hafızayı güçlendirir: Misvak, oruç ve Kur’an okumak.» Mekarimu’l-Ahlak, s. 51.
  30. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç, dünya afetlerine karşı bir siper, ahiret azabına karşı da bir perdedir.» Misbahu’ş-Şeriat, s. 135; Müstedreku’l-Vesail ve Müstenbitu’l-Mesail, c. 7, s. 369, h. 8441.
  31. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç ve hac, kalplerin sakinleştiricisidir.» Emali-yi Şeyh Tusi, s. 296, h. 582.
  32. Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Şeytanı sizden uzaklaştıracak bir şey öğreteyim mi size? O zaman doğunun batıdan uzak olduğu gibi, şeytan da sizden uzak kalır. Arz ettiler: Neden olmasın ey Allah Resulü. O zaman hazret şöyle buyurdular: Oruç şeytanın yüzünü siyahlaştırır, sadaka onun belini kırar, Allah için birbirini sevmek ve iyi işlerde birbirlerine yardımcı olmak onun köküne balta vurmaktır, istiğfar etmek onun şah damarını vurur ve her şeyin bir zekatı vardır bedenlerin zekâtı ise oruçtur.» Minhacu’l-Berae, c. 7, s. 426.
  33. Hazreti Muhammed şöyle buyuruyor: Yüce Allah şöyle buyuruyor: «Oruç, benim içindir ve onun karşılığı da bana aittir.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 75, h.1773.
  34. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Cennet dört kişiye müştaktır: Aç olanları doyuran, dilini koruyan, Kur’an okuyan ve Ramazan ayında oruç tutan kişi.» 14
  35. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Her kim Ramazan ayında özrü olmaksızın orucunu yerse, iman ruhu ondan ayrılır.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 118, h.1892.
  36. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutmak, yemek içmekten kesilmek değildir. Belki oruç tutmak, süphan olan Allah’ın beğenmediği her türlü şeylerden çekinmektedir.» İbni Ebi’l-Hadid, Nehc'ül-Belağa Şerhi, c. 20, s. 299, h. 417.
  37. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tuttuğun zaman, gözün, kulağın, saçın ve derin, bunların tamamının hep birlikte oruç tutması gerekir. (Yani günahlardan tamamiyle kaçınmak gerekir.)» Kafi, (İslâmiye baskısı), c. 4, s. 87.
  38. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Kalp ile tutulan oruç, dil ile tutulan oruçtan ve dil ile tutulan oruç da mide ile tutulan oruçtan daha faziletlidir.» Tasnif-i Gürerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 176, h. 3363.
  39. Biharu’l-Envar, c. 55, s. 341
  40. Biharu’l-Envar, c. 93, s. 370.
  41. Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Allah’a şöyle bir soru soruyor: «Ey benim rabbim! Orucun neticesi nedir? Allah buyuruyor:
    Orucun sonucu, hikmettir. Hikmetin neticesi, marifet ve marifetin neticesi ise yakindir. Bu durumda, ne zaman kulum yakin derecesine ulaşırsa, artık onun için dünyanın nasıl olacağı, yani kolaylıkla mı zorlukla mı geçeceği bir önem ifade etmez.» Biharu’l- Envar, c. 74, s.27.
  42. Bakara suresi, 196: « Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.»
  43. Tabatabai, c. 3, s. 662.
  44. Men Yesihhe minhu’s-Sawm, Vesailu’ş-Şia, Bab, 16, h. 13252-13253.
  45. Oruç tutmanın hükmü ve Çaresizlikten su içmek, Seyit Ziya Murtezevi, Paygah-i Ittıla resani ve Haberi-yi Cemaran- Tahran, 27 Tir, 1392 h.ş
  46. Beyat Zencani’nin, “Su içtiği halde orucun bozulmayacağı” hakkında yeni fetvası. Paygah-ı Haberi-yi Aftab, 22 Tir 1392 h.ş.
  47. Risale-i Tevzihu’l-Mesail, Şeyh Cafer Süphani, Mes’ele-i 1256.
  48. Hicdeh saat Ruzedari der Suid, Be Gozariş-i Şia Online, Be nakl ez Mehr, 11 Mordad 1390.
  49. Ferheng-i Farsi-yi Amid, «İftar»
  50. Fasting: Encyclopedia Iranıca.
  51. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Her kim oruç tutan birine iftar verecek olursa, oruç tutanın sevabı kadar, ona da sevap verilir.» Tehzibu’l-Ahkâm (Tahkik: Heresan), c. 4, s. 201, h. 579; Kâfi, (El-İslamiye baskısı) c. 4, s. 68, h. 1.
  52. İmam Kazım (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruçlu kardeşine iftar vermek, müstehap oruç tutmaktan daha üstündür.» Kafi (El-İslamiye baskısı) c. 4, s. 68, h. 2; Mehâsin, s. 396, h. 66.
  53. Danişname-i Cihan-ı İslam, «Bug»
  54. Zilhicce Ayı'nın 11, 12 ve 13. günlerine Teşrik Günleri denir. (Yani Kurban bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri)
  55. Müd: Bir ölçüm aracıdır. Yaklaşık olarak 750 grama tekabül etmektedir. Taam: Buğday, un, ekmek, arpa, hurma vb. gibi hububat.
  56. el-Fıkh ale'l-Mezahibi'l-Hamse, s. 149-165.
  57. Ramadan fasting is good fort he heart.
  58. Every Other Day Fasting May Reduce Cancer Risk Worldhealth. Net Anti-Aging News.
  59. The Miracle of fasting: Proven through history for physical, mental and spiritual Health Science, rejuvenation Publications, Inc. 2004; pp. Ff1ii-52.
  60. Carrie, Van Dusen, Brigham Young University, 05/25/2010.
  61. Ramazan ayında baş ağrısını önlemek için, Yeşil çay tavsiye edilebilir. Hemşehri, 15 Mordad 1391.
  62. Changes in certain blood constituents during… [Am] PubMed – Clin Nutr. 1982.
  63. Bir Diyabet uzmanının, oruçlu kimselere tavsiyeleri.
  64. Bedenin su miktarının azalmasını önlemek için, oruç tutanlara tavsiyeler.
  65. Encyclopedia Britanica.

Bibliyografi

  • Kuran-ı Kerim.
  • Nehcü’l-Belaga.
  • İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehcü’l-Belaga, Tahkik: Muhammed Ebu’l-Fazıl İbrahim, Daru İhyau’l-Kütübü’l-Arabiye, Kahire.
  • İbn-i Şu’be, Hasan b. Ali, Tuhefu’l-Ukul, Müessesetu’n-Neşri’l-İslami, 1363 h.ş.
  • İncil.
  • Amidi, Abdulvahid Muhammed, Gürerü’l-Hikem, Çap-ı Danişgah-ı Tahran.
  • Payende, Ebu’l-Kasım, Nehcü’l-Fesahe, Daru’l-İlim, 1387 h.ş.
  • Tevrat.
  • Danişname-i Cihan-ı İslam, Medhal-i Bug, Rağib İsfahani, El-Müfredat fi Garibu’l-Kuran.
  • Seyit Muhammed Hüseyin, El-Mizan fi Tefsiri’l-Kuran, Müessesetu’n-Neşri’l-İslami.
  • Şeyh Hürr-ü Amili, Muhammed b. Hasan, Vesailu’ş-Şia, Müessese-i Âlu’l-Beyt, Kum, 1409 h.k
  • Şeyh Saduk, Muhammed b. Ali, Men La Yehzuruhu’l-Fakih, Neşr-i Saduk, 1367 h.ş
  • Tebersi, Cevamiu’l-Cami, Tahkik: Müessese-i Neşri’l-İslami, Camietu’l-Müderrisin, Kum.
  • Tebersi, Hasan b. Fazıl, Mekarimu’l-Ahlak, İntişarat-ı Şerif Razi, Kum, 4. Baskı, 1412 h.k.
  • Tusi, Emali, Daru’s-Sekafe Li’t-Tibae, Kum.
  • Amili, Şeyh Hürr, Hidayetu’l-Ümmet ila Ahkami’l-Eimme, Bonyad-ı Pejuheşha-yi İslami-yi Astan-ı Kuds-i Rezevi, 1412 h.k.
  • Allame Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, Daru’l-Kütübü’l-İslamiye, Tahran, 1362 h.k.
  • Ali el-Muttaki b. Hisamuddin Hindi, Kenzu’l-Ummal, Dairetu’l-Maarifi’l-Osmaniye, Biasimeti Haydarabad, 1364 h.k.
  • Eyaşi, Muhammed b. Mes’ud, Tefsir-i Eyaşi, Tahran, El-Mektebetu’l-İlmiyyetu’l-İslamiye.
  • Ferheng-i Farsi-yi Amid.
  • Kutb-u Ravendi, Minhacu’l-Beraet, Tahkik: Ayetullah Mer’aşi, Kitaphane-i Ayetullah Mer’aşi, Kum.
  • Kummi, Ali b. İbrahim, Tefsir-i Kummi, Daru’l-Kitap, Kum, 1367 h.ş.* Kuleyni, Muhammed b. Yakup, Kafi, Daru’l-Kütübü’l-İslamiye, 1407 h.ş.
  • Nuri, Mirza Hüseyin, Müstedreku’l-Vesail, Müessese-i Âlu’l-Beyt: Li-İhyau’t-Teras, 1. Baskı, Kum, 1407 h.k.
  • Yakubi, Tarih-i Yakubi, Dar-u Sadır, Beyrut.