Medine

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Medine'deki Mescidu'n-Nebi'den bir kare
Medine Şehri

Medine veya Medinetu’n-Nebi (Peygamberin şehri) (Arapça:المدينة); Suudi Arabistan’da yer alan bu şehir, Müslümanların önemli dini şehirlerinden ikincisidir. Allah Resulünün (s.a.a) bu şehre hicreti, Müslümanların tarihinin başlangıcı olmuştur. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) kabri ve mescidi, Baki kabristanlığı, Ehlibeyt imamlarının dördünün kabri ve pek çok İslam büyüklerinin mezarı ve aynı şekilde diğer bir çok mukaddes mekan bu şehirde yer almaktadır. İsmi Yesrib olan ve İslam Peygamberinin (s.a.a) hicretiyle Medinetu’n-Nebi olarak değişen bu şehir, hicri kameri 36. yıla kadar ilk İslam devletinin başkenti olarak kalmıştır. Müslümanların müşriklerle savaşı, Hz. Nebiyi Ekrem’in (s.a.a) Medine Yahudileri ile gazvesi, üçüncü halifeye karşı ayaklanma ve onun öldürülmesi, Harre olayı, Nefsi Zekiyye kıyamı ve Şehidi Fah kıyamı Medine şehri tarihinde meydana gelen en önemli hadiselerden sayılmaktadır. Bunun yanı sıra Şia imamlarının çoğu bu şehirde ikamet etmişlerdir.

Medine yolculuğu ve Medine şehrinin mukaddes mekânlarını ziyaret etme ve Mescidu’n-Nebi’de namaz kılma, Hac veya Umre yapmaya giden yolcuların yolculuğunun vazgeçilmez bir parçasıdır.

Medine’nin Coğrafi Konumu

Suudi Arabistan’ın ana şehirlerinden biri olan ve Hicaz bölgesinde bulunan Medine (hicretten önceki ismi: Yesrib) şehri, Mekke’nin yaklaşık 450 km kuzey doğusunda yer almaktadır.[1]

Bu şehir Arabistan yarımadasının kuzeybatısındaki düz bir bölgede bulunmaktadır. Coğrafi olarak 39° ve 59 dakika doğu boylamlarında ve 24° - 57 dakika kuzey enlemlerinde yer almaktadır.[2] Bu şehrin deniz seviyesinden yükseklik oranı ise 597 ila 639 metredir.[3][4]

Medine şehri, doğusunda Vakım harresi (Harre-i Vâkim) ve batısında da Vebere harresi (Harre-i Vebre) olmak üzere iki Harre (Harre; genellikle yüzeyi sert kaplı siyah taşlı, engebeli, dağ şeklinde olmayan, püskürük kayaçların oluşturduğu volkanik arazi) arasında yer almaktadır.[5] Medine-i Münevvere’deki en belirgin dağ, Uhud dağıdır.

Hava ve Su

Havası sıcak olan Medine çöl iklimine sahiptir, ancak Mekke’ye göre daha mutedil ve sıcaklık oranı daha düşüktür. Hava sıcaklığı yaz aylarında 45 dereceye kadar yükselmektedir. Bu bölgenin içme ve tarım suyu genellikle yağmur ve kuyu sularıyla temin edilmektedir.

Geçmişte Medine’nin yer altı su kaynakları yerin hemen yüzeye yakın olan kısmında yer almaktaydı. Kuyu kazarak çok kolay bir şekilde suya ulaşılır ve o suyu da içme ve tarım alanlarında kullanırlardı.[6]

Demografik Durumu

Son yıllarda Medine’nin nüfusu bir milyon üç yüz bin kişiye ulaşmıştır. Bu şehrin sakinlerinin hepsi Müslümandır, ancak şehrin dışında Müslüman olmayan muhacir işçiler de yaşamaktadır.[7]

İslam’dan önce Yesrib’de Arap (Evs ve Hazrec kabileleri) ve Yahudi kabileleri (Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kurayza kabileleri) sükûnet etmekteydiler. Yahudi kabileleri ağırlıkla şehrin güney ve güney doğusunda yaşamaktaydılar.[8] Nüfusu Evs kabilesinin üç katı olan Hazrec kabilesi ise Medine’nin merkezinde yaşamlarını sürdürmekteydi. Yesrib’in Arap nüfusu Yahudi nüfusundan çok daha fazlaydı. Evs ve Hazrec kabileleri arasında çok fazla savaş ve çatışma meydana geliyordu ve bu savaş ve çatışmalar Yahudi kabilelerine de sirayet ediyordu.

Hicri dördüncü yüzyılın ortalarında İmam Hüseyin’in (a.s) neslinden bir hanedan tedricen Medine’de iktidara geldi ve bazı dönemlerde on iki imam mezhepli veya bazen de Zeydi mezhepli olmak üzere “Eşraf” unvanıyla asırlarca bu bölgede hükümet ettiler. Medine şehri hicri kameri beşinci ve altıncı asırda da, bir taraftan Fatimiler devletinin hakimiyeti ve diğer taraftan da Hicaz’daki Iraklı Şii alimlerinin faaliyetleri sayesinde Teşeyyü’nün etkisi altındaydı. Medine’deki Hüseyni seyyidler on birinci asrın sonlarına kadar bağımsızdılar, ancak 1099 yılından sonra Osmanlı devletinin emriyle Medine, Mekke’nin hakimiyeti altına girdi. Bunlara rağmen “Havaşim” taifeleri gibi onlardan bazıları teşeyyü mezhebinde baki kaldılar.[9] Günümüzde Nahavile kabilesi Medine’deki en büyük on iki imam inancına sahip gruptur. Şimdilerde Medine halkının sakinleri Müslüman ve genellikle Ehlisünnet mezhebine mensupturlar.

Medine’nin Ekonomisi

İslam’ın zuhuru döneminde Medine’nin iktisadi konumu Mekke’ninkinden farklıydı. Mekke’nin ekonomisi ticarete, Medine’ninki ise çoğunlukla tarım üzerine dayalıydı. Ekim ve biçim Kuba ve Uhud dağı[10] etrafı gibi farklı bölgelerdeki hurmalık ve mezralarda yaygındı. Hurma ve üzüm Medine’nin en önemli mahsullerindendi. Fakat meyvesi yemek ve ağaçları ise bina yapımında kullanılan hurma ağaçları bu şehrin ekonomik yaşamının asıl kaynağı sayılmıştır.[11] Buna rağmen halkın genelinin mali durumu iyi değildi.[12]

Medine’nin Kur’an’daki İsimleri

Medine şehrinin eski ve fiili ismi Kur’an-ı Kerim ayetlerinde geçmektedir:

  • Medine”: Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Medine'ye dönersek, üstün olan, değersiz olanı oradan mutlaka çıkaracaktır.” derler. Oysa üstünlük Allah'ın, Peygamberi'nin ve müminlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler." (Münafikun Suresi, 8) Diğer bir ayette de şöyle buyrulmaktadır: “Çevrenizdeki devilerden bir kısım münafıklar vardır ve Medine halkından…” (Tevbe Suresi, 101)
  • Yesrib”: Medine’nin hicretten önceki ismidir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Hani onlardan bir topluluk, "Ey Yesrib halkı!” (Ahzab Suresi, 13) Zeccaci şöyle yazmaktadır: Yesrib, buraya ilk yerleşen kişinin ismidir ve onun ismi ise Yesrib b. Kaniye (Kayine) b. Mehlail (Mehlabil) b. Arm b. Ubeyl b. Avs b. Arm b. Sam b. Nuh’tur. Zira Hz. Nuh’un (a.s) Yesrib adındaki torunlarından biri ailesi birlikte buraya yerleşmiş ve daha sonraları da burası “Yesrib” adını almıştır.

Allah Resulünün Medine’ye Hicreti

Ana Madde: Medine’ye Hicret

Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) Bi’setin 13. yılı, Rebiyülevvel ayının başlarında Yesrib’e doğru yola koyuldu. Bu hicret, Yesrib halkıyla yapılan birinci ve ikinci akabe anlaşmasından sonra gerçekleşmiştir. Allah Resulü (s.a.a) Kuba’daki birkaç günlük faaliyetlerinin ardından Yesrib’e gitti. Müslümanların Yesrib’e hicretinin asıl nedeni Mekke müşriklerinin baskı ve eziyetleri ve Yesrib’lilerin Müslümanları savunmak için Resulullah’la anlaşmasıdır.

Hz. Nebiyi Ekrem’in (s.a.a) ömrünün son on yılı Medine’de geçmiş ve bu şehir İslam’ın yayılma merkezi olmuştur.[13]

Allah Resulünün Medine’deki Girişimleri

Mescit İnşası

Allah Resulünün (s.a.a) Medine’deki ilk eylemi, mescit inşa etmek oldu; zira mescit; ibadet yeri, kültürel, siyasi ve idari işlerin merkezi olmasının yanı sıra, Müslümanlar arasında İslam’ın asli sığınaklarından birisi olmuştur.[14]

Anlaşma Metni Oluşturma

Hz. Resulün (s.a.a) ikinci girişimi, Medine Müslümanları arasında ortak bir anlaşmaya muvafık kalınmasını sağlamak oldu. Müslümanların tamamının uygulanması için taahhütte bulunduğu ve bunun için Allah Resulüne (s.a.a) biat ettiği anlaşmaya göre, hâkimiyet sadece Allah’ın ve Resulünün (s.a.a) olarak tanınmış ve aynı şekilde İslam’ın hukuki ve cezai kanunlarından bir bölüm de kanun unvanıyla kabul edilmişti.[15]

Kardeşlik Akdi’nin İcrası

Müslümanlar arasında kardeşlik akdini icra etme Hz. Fahri Kainat efendimizin (s.a.a) Medine’deki üçüncü girişimi oldu. Allah Resulü (s.a.a) Müslümanların kendi aralarındaki irtibat ve ilişki bağlarının güçlenmesi için onları birbirleriyle kardeş yaptı.[16]

İslam Hükümetinin Merkezi; Medine

Çeşitli dönemlerde İslam hükümetinin merkezi olan Medine’nin merkeziyeti Hz. Nebiyi Ekrem’in (s.a.a) hükümetiyle başladı ve İmam Hasan’ın (a.s) hükümetinin sonuna (İmam Ali’nin hükümeti zamanındaki üç yıl dışında); yani hicri kameri 41. yıla kadar da devam etti. Bir müddet de Nefsi Zekiyye’nin (h.k 145) hakimiyeti zamanında İslam hükümetinin merkezi oldu.

Masumların Doğum ve Tedfin Yeri; Medine

Medine şehri, Şia imamlarından bazılarının doğum yeridir. İmam Hasan (a.s)[17], İmam Hüseyin (a.s)[18], Hz. Seccad (a.s)[19], İmam Bakır (a.s)[20], İmam Sadık (a.s), Hz. Kazım (a.s)[21], İmam Rıza (a.s)[22], İmam Cevad (a.s)[23], İmam Hadi (a.s)[24] ve İmam Hasan Askeri (a.s)[25] Medine’de dünyaya gelmiştir.

Aynı şekilde Şia imamlarının dördünün; yani İmam Hasan (a.s)[26], Hz. Seccad (a.s)[27], İmam Bakır (a.s)[28] ve İmam Sadık’ın[29] (a.s) mübarek kabri de bu şehirde bulunmaktadır.

Medine’deki Mescitler

Mescidi Nebevi ve Baki mezarlığı

Mescidu’n-Nebi

Ana Madde: Mescidu’n-Nebi

Mescidü’l-Haram’dan sonra mescitlerin en mukaddesi, Medine’deki Allah Resulünün (s.a.a) mescididir. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) bu mescitte namaz kılınması hakkında şöyle buyurmaktadır: “Benim mescidimde namaz kılmak, Mescid-i Haram hariç (zira Mescid-i Haram’da kılanan namaz yüz bin namaza bedeldir), diğer mescitlerde kılınan on bin namaza denktir.” (صَلَاةٌ فِی مَسْجِدِی هَذَا تَعْدِلُ عِنْدَاللَّهِ عَشَرَةَ آلافِ صَلَاةٍ فِی غَیرِهِ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِلَّا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ فَإِنَّ الصَّلَاةَ فِیهِ تَعْدِلُ مِائَةَ أَلْفِ صَلَاةٍ)[30]

Kuba Mescidi

Ana Madde: Kuba Mescidi

Mescid-i Nebevi’nin (s.a.a) güney tarafının altı kilometre uzaklığındaki Kuba bölgesi, Medine çevresindeki hava ve suyu güzel olan bölgelerden biri sayılmaktadır. Pek çok rivayete göre, Kuba Mescidi “İlk günden temeli takva (Allah'a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit, içinde namaz kılmana elbette daha layıktır.” ayetinin misdakıdır. [31]

Kuba Mescidi

Bir hadiste Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kendini evinde temizledikten sonra Kuba Mescidi’ne gelip iki rekât namaz kılan kimse bir umre sevabı almıştır.” (مَنْ تَطَهَّر فی بَیتِهِ ثُمَّ أَتی مَسْجِدَ قُبا فَصَلی فیه رَکْعتْین کانَ له کَأَجْرِ عُمْرَة)[32]

Şecere Mescidi

Şecere, Zu’l-Huleyfe ve Ebyar Ali olarak bilinen bu mescit, Medine dışındaki en önemli mescitlerden birisidir. Şecere mescidi mikat ve ihrama girilen mescitlerden biri olma hasebiyle büyük öneme sahiptir.

Cuma Mescidi

Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) Kuba’dan Yesrib’e doğru yol alırken, Beni Salim kabilesi arasında ilk Cuma namazı kılmış ve bundan dolayı da Allah Resulünün (s.a.a) namaz kıldığı yer Cuma mescidi (Mescidu’l-Cuma) olarak tanınmıştır.

Umre Mescidi

Arafat Mescidi” veya “Umre Mescidi” isimleriyle anılan bu mescit, Kuba Mescidi’nin kıble yönünde yer alır. Arefe günü Allah Resulü (s.a.a) alanı düzeltilen söz konusu bu yerde durup Arafat’ta vukuf yapan halka bakması hasebiyle bu ismin verildiği söylenmiştir.[33]

Şecere Mescidinden bir kare

Utban b. Malik Mescidi

Utban b. Malik Mescidi” de Kuba bölgesinde yer alan mescitlerden biridir. Ensar’ın ileri gelenlerinden İbn Utban, Allah Resulüne (s.a.a) namaz kılması için bir yer belirmek üzere, Resulullah’tan (s.a.a) evine gelerek namaz kılmasını istedi. Utban bunu, bazen gelen selin kendisi ile mescidin arasını açmasından dolayı istiyordu. Bu sebepten ötürü Allah Resulü (s.a.a) Utban’ın evine giderek, evinin bir bölgesinde namaz kıldı. Böylelikle Utban’ın evi mescide dönüşmüş oldu.[34]

İmam Ali (a.s) Mescidi

Fetih mescidinin güneyinde yer alan İmam Ali (a.s) Mescidi Bathan vadisine bakmaktadır. Ahzab savaşında Medine şehrinin kuşatma altında olduğu müddet içerisinde Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) burada ibadet ettiği rivayet edilmiştir.[35]

Fadih Mescidi

Beni Nadir Gazvesinde Allah Resulü (s.a.a) için bu bölgede çadır kurulmuş ve Resulullah’ın (s.a.a) burada bulunmasının bereketine de orada bir mescit inşa edilmiştir. Burada yer alan ağaçların Fadih veya hurma pekmezi anlamına gelen -veya hurma sütü- Fudayh ismiyle anılmasından ötürü mescit bu isimle anılmıştır.

Gamame Mescidi

Bu mekan Reddu’ş-Şems adıyla da tanınmaktadır. İmamlardan rivayet edilen hadislerde bu mescit ziyaret edilmesi gereken mescitlerden biri olarak yad edilmiştir.[36]

Aynı şekilde bakınız: Reddu’ş-Şems Mescidi

Mesacidi Seb’a (Yedi Mescit)

Medine’nin kuzeybatısındaki, Sel’ dağının eteklerinde birbirine yakın olan yedi mescide Mesacidi Seb’a (Yedi mescit) denmiştir. Bu mescitlerin isimleri şöyledir: İmam Ali (a.s) Mescidi, Salman Mescidi, Fatıma (s.a) Mescidi, Ebuzer Mescidi, Zu Kıbleteyn Mescidi, Ebubekir Mescidi ve Ömer Mescidi.[37]

Medine’de başka mescitler de bulunmaktadır, onlardan bazılarının isimleri şöyledir:

Mescidi Zu Kıbleteyn

Mekânlar

Baki Kabristanı

Medine'deki Baki Mezarlığından Bir Kare
Ana Madde: Baki

Baki kabristanı, İslam tarihindeki en eski ve en meşhur kabristandır. Bu mezarlık Medine’nin doğu bölgesinde yer almaktadır.

İmam Hasan Mücteba (a.s), İmam Ali b. Hüseyin (a.s), İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s) olmak üzere Masum imamlardan dördünün mübarek kabri ve aynı şekilde Fatıma binti Esed ve bir görüşe göre Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) mübarek mezarı bu kabristandadır. Ayrıca Hz. Resulü Ekrem’in (a.s) amcası Abbas’ın, çocuklarından Ümmü’l-Benin, İbrahim, Rukayye ve Ümmü Külsüm’ün ve eşlerinden Safiyye ve Atike’nin kabrinin yanı sıra sahabe, tabiin, salihler ve İslam şehitlerinden birçoğunun kabri de Baki kabristanlığında yer almaktadır.

Hz. Fahri Kainat Efendimiz (s.a.a) bu kabristanda defnedilenlere özel bir ilgisi vardı. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben Baki kabristanlığında defnedilenlere bağışlanma dilemek için emrolundum.

Allah Resulü (s.a.a) ne zaman Baki mezarlığının yanından geçse şöyle buyururdu: “Size selam olsun ey müminlerin evine defnedilenler. İnşallah bir gün biz de size katılacağız.” (السَّلامُ عَلَیکمْ مِنْ دِیارِ قَوْمٍ مُؤْمِنِینَ وَ إِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِکمْ لاحِقُونَ)[39]

Uhud Dağı

Uhud Dağı
Ana Madde: Uhud Dağı

Medine’nin en önemli ve meşhur dağlarından biri olan Uhud Dağı, Mescid-i Nebevi’nin (s.a.a) beş kilometre kuzeydoğusundadır.[40] Bu dağın bölgedeki herhangi bir dağ silsilesine bağlı olmayıp, ayrı olduğundan dolayı “Uhud” adını aldığı belirtilmiştir.[41] Büyük zirveleri olan Uhud dağı, 7 km (doğudan batıya) uzunluğuyla Arap yarımadasındaki en uzun dağıdır. Bu dağın eni ise 1 ila 3 km arasındadır.[42]

Uhud gazvesi Şevval ayının yedisi (Hicri kameri 3. yıl) cumartesi günü Uhud dağının yanında meydana gelmiştir. Bu dağın eteklerinde Uhud dağı şehitlerinin toprağa verildiği küçük bir mezarlık bulunmaktadır. Hz. Resulü Ekrem’in (s.a.a) amcası Hz. Hamza’nın kabri de bu mezarlıktadır.[43]

Hz. Fatıma’nın (s.a) Evi

Müminlerin emiri İmam Ali (a.s) ve Hz. Fatıma Zehra’nın (s.a) evi Mescidu’n-Nebi’nin yanında yer almaktaydı. Bu evin iki kapısı vardı; birinci kapı (Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın namaz vakitlerinde girdikleri) mescide açılırken, ikinci kapısı da (günlük işleri için giriş çıkış yaptıkları) dışarı açılırdı. Seddu’l-Ebvab hadisesinde bu eve işaret edilmiştir.

Şii ve Ehlisünnet rivayetlerinde bu evden “Beyti Fatıma” veya “Hucretu Fatıma” unvanıyla söz edilmiştir.[44] Sonraki dönemlerde ve Mescidu’n-Nebi’nin (s.a.a) de genişletilmesiyle Hz. Fatıma’nın (s.a) evi yıkılmıştır. Bu ev günümüzde Hz. Peygamberin (s.a.a) zarihinin sınırları içerisinde yer almaktadır.

Külsüm b. Hidm ve Sa’d b. Hayseme

Kuba bölgesinde farklı yer ve mekanlar bulunmaktadır ve bu mekanlar günümüzde yok olmuştur. Külsüm b. Hidm ve Sa’d b. Hayseme’nin evi bu mekanlardan biridir. Bu iki yer Allah Resulü’nün (s.a.a) hicretten sonra geldiği ve Medine’ye ilk hicret eden belli sayıda muhacirin yaşamış olduğu yerdir.[45]

Eris Kuyusu

“Eris” Şam ehli lügatinde felah ve kurtuluş anlamına gelmektedir. Bu kuyu; “Eris Kuyusu”, “Hatem Kuyusu” ve “Nebi Kuyusu” isimleriyle de anılmıştır. Tarih ve hadis kaynaklarında bu kuyudan defalarca söz edilmiştir ki; bunların en önemlisi Allah Resulünün (s.a.a) yüzüğünün Osman b. Affan zamanında ve onun tarafından bu kuyuya düşürülme hadisesidir.[46]

Muhammed Nefsi Zekiyye’nin Kabri

Muhammed b. Abdullah b. el-Hasan b. el-Hasan’ın (a.s) kabri, şehrin batı ve kuzey tarafı arasında, Sel’ dağının yakınlarında bulunmaktadır.[47]

Medine Tarihindeki Önemli Hadiseler

Beni Kaynuka ile Savaş

Ana Madde: Beni Kaynuka Savaşı

Yahudi olan Beni Kaynuka kabilesi, Bedir savaşından sonra Allah Resulü (s.a.a) ile olan anlaşmalarını bozdular. Hz. Resulü Ekrem (s.a.a) onlara nasihatte bulunarak, onlardan Kureyş’in akıbetinden ibret almalarını ve Müslüman olmalarını istedi. Beni Kaynuka Yahudileri ise bu nasihatlere kulak asmadı. Bir gün Yahudilerden biri pazarda Müslüman bir kadına ihanet etti ve bu durumu gören bir Müslüman da kuyumcuyu öldürdü ve kendisi de diğer Beni Kaynuka Yahudileri tarafından öldürüldü. Bunun üzerine Beni Kaynuka Yahudileri savaş ilan ederek, kendi kaleleri içinde savaş hali aldılar. Allah Resulü (s.a.a) de onları muhasara altına aldı. Beni Kaynuka Yahudileri bir müddet sonra da sadece develerine yükleyebilecekleri kadar eşya almaları kaydıyla Medine’den sürgün edildiler.[48]

Beni Nadir Yahudileri ile Savaş

Ana Madde: Beni Nadir Gazvesi

Yahudiler, Beni Nadir kabilesi kalesine giden Hz. Nebiyi Ekrem’e (s.a.a) suikast girişiminde bulunma kararı aldılar ve bundan dolayı da kalenin damına çıkarak, kalenin üstünden büyük bir taşı Allah Resulünün (s.a.a) başına atmak istediler. Ancak vahiy yoluyla onların bu suikastlarından haberdar olan Hz. Resulü Kibriya (s.a.a) hemen kaleden ayrıldı ve onlara anlaşmalarını bozmalarından ötürü Medine’yi terk etmelerini emretti.[49]

Beni Kurayza Yahudileri ile Savaş

Ana Madde: Beni Kurayza Savaşı

Beni Kurayza Yahudileri, Beni Nadir kabilesinin Medine’den sürgün edilmesinin ardından Müslümanlarla olan anlaşmalarını bozarak, Kureyş ve diğer kafirlerle birlikte Ahzab savaşını meydana getirdiler. Bir kez de gece baskın yapmak isteseler de[50], nihayetinde yeni Müslüman olan birinin işbirliği ile onların kafirlerle olan anlaşması bozuldu ve neticede Ahzab ordusuyla işbirliklerini sonlandırdılar.[51] Allah Resulü (s.a.a) Ahzab savaşının sonra ermesinin ardından Beni Kurayza Yahudilerinin üzerine giderek onları kuşatma altına aldı. Yaklaşık bir ay süren kuşatmanın ardından teslim olan[52] Beni Kurayza Yahudilerinin, savaşçılarının idamı ve kadın ve çocukların da esir alınması hükmü verildi.

Harre Olayı

Ana Madde: Harre Olayı

Harre olayı, Emevilerin İmam Hüseyin’i (a.s) şehit ettikten sonra işledikleri büyük katliamlarından biridir. Bu hadise Abdullah b. Hanzala b. Ebu Amir önderliğindeki Medine halkının hicri 63 yılında Yezid b. Muaviye hükümetine karşı ayaklanması olayıdır.

Yezit, Müslim b. Ukbe komutasındaki beş bin kişilik orduyu Medine’ye gönderdi. Bu ordu halkın kıyamını kanlı ve çok sert bir şekilde bastırdı. Bu olayda aralarında 80 sahabe ve 700 Kur’an hafızının da olduğu Medine halkından birçoğu katledildi, malları yağmalandı ve üç gün boyunca namusları Şam ordusuna mubah sayıldı. Kısacası Şam ordusu ellerinden gelen her türlü caniliği hunharca işledi.[53]

Nefsi Zekiyye Kıyamı

Muhammed Nefsi Zekiyye, Mansur Abbasi’nin hilafeti döneminde (hicri 145 yılında) Medine’de kıyam etti. Medine halkı, özellikle de Malik b. Enes gibi hadisçiler Nefsi Zekiyye’yi destekleyerek, Mansur’a olan biatı, zorlama ve baskı ile olduğundan geçersiz saydılar. İki ordunun arasında meydana gelen çatışma sonucunda Nefsi Zekiyye’nin ordusu yenildi ve kendisi de öldürüldü. Nefsi Zekiyye’nin bedeni ise Baki’de toprağa verildi.[54]

Medine Konulu Kaynaklar

Medine şehrinin Müslümanlar nezdindeki önemi hasebiyle, hicretten sonraki ilk yıllardan beri bu şehrin tanıtımı ve fazileti hususunda kitaplar yazılmış ve onlardan bazıları yok olurken bazıları da günümüze kadar ulaşmıştır. Günümüzde de bu konu hakkında çeşitli dillerde eserler kaleme alınmıştır.

Eski Kaynaklar

  • Medine hakkında yazılan ve günümüze ulaşmayan eserlerden ilki İbn Zebale’nin (vefat: yaklaşık hicri kameri 200)[55] Ahbaru’l-Medine kitabıdır. Diğeri ise Zübeyr b. Bekkar’a (hicri 172 - 256)[56] ait olan Ahbaru’l-Medine eseridir. Her ne kadar bu iki kitap elimize ulaşmasa da sonraki kaynaklar bu iki kitaptan alıntılar yaparak bu iki kitabın çoğu konularını korumuşlardır.
  • Medine hakkındaki en önemli ve en kapsamlı eski kitaplardan biri Nureddin Ali b. Ahmed Semhudi’nin dört ciltlik kitabı, Vefau’l-Vefa bi Ahbari Daru’l-Mustafa kitabıdır. Ansiklopedi tarzında yazılan bu eser, kutsal Medine şehri tarihi hakkında çok eski aktarımlar ve yeni araştırmalarla yazılmış, kendi alanında eşsiz bir eserdir. Semhudi bu eserinde günümüzde mevcut olmayan pek çok kitaptan yararlanmıştır. Ayrıca o adım adım şehri gezmiş ve tarihi eserleri belirlemiş ve tanıtmıştır. Bu kitabın Arapça metninin özeti yüz yıl önce “Ahbar-ı Medine” unvanıyla Farsçaya çevrilmiş ve Hicri Şemsi 1376 / 1997 yılında “Meş’ar” yayınevi tarafından basılmıştır.[57]

Muasır Kaynaklar

Son çağlarda da Medine’nin tanıtımı hakkında çeşitli dillerde dikkate şayan kitaplar kaleme alınmıştır. Onlardan bazıları şunlardır:

  • Ali Hafız’ın kaleme aldığı Fusulun min Tarihi’l-Medineti’l-Münevvere (Arapça): Kitabın müellifi, geçtiğimiz çeyrek asırda, Medine tarihi ve dini eserler alanında en seçkin şahsiyetlerden birisi olup, Medine şehri tarihi hakkındaki araştırmalarını bu kitapta toplamıştır.[58]
  • Medine Şinasi (Farsça): İranlı araştırmacı Muhammed Bakır Necefî’nin bu eseri Medine hakkında Farsça dilinde yayınlanan, inceleme ve araştırmaya dayalı en geniş eserlerden birisidir. Bu kitabın birinci cildi Medine’deki mescitler ve bazı tarihi eserlerini ve ikinci cildi ise Allah Resulü (s.a.a) zamanındaki savaşların coğrafyasını içerir. Almanya’da basılan bu eser, resim ve haritalarla doludur.[59]
  • Mealimu’l-Medineti’l-Münevvere beyne’l-İmare ve’t-Tarih (Arapça): Bu kitap Abdulaziz Kaki’nin eseridir. Bu eserin Medine tarihi hakkında yazılan son yılların en kapsamlı kitabı olduğunu söylemişlerdir.[60]

Bu eserlere ilaveten, el-Mesacidu’l-Eseriyye fi’l-Medineti’l-Münevvereti (Muhammed İlyas Abdulgani’nin eseri) gibi Medine ile ilgili çok sayıda kitaplar da kaleme alınmış ve onlardan bazıları Farsçaya tercüme edilmiştir.[61]

Kaynakça

  1. Huccetu’t-Tefasir ve Belagu’l-İksir, c. 2, Mukaddime, s. 1064.
  2. Karre Chanlu, Haremeyni Şerifeyn, s. 116.
  3. Amuli, Mealimu Mekke ve’l-Medine Beyne’l-Mazi ve’l-Hazır, s. 261.
  4. http://www.pajoohe.com/fa/index.php?Page=definition&UID=39106.
  5. Asaru’l-Bilad ve Ahbaru’l-İbad, s. 157.
  6. Ensabu’l-Eşraf, c. 5, s. 487; Mucemu’l-Buldan, c. 3, s. 104.
  7. http://www.aljazeera.net/encyclopedia/citiesandregions/2014/11/19/%D8%A7%D9%84%D9%85%D8%AF%D9%8A%D9%86%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%86%D9%88%D8%B1%D8%A9.
  8. El-Ensari, Asaru’l-Medinetu’l-Münevvere, s. 210.
  9. Atlası Şia, s. 415 - 418.
  10. El-Mufassal fi Tarih…, s. 132.
  11. En-Nedvi, Seyyid Ali Hasani, es-Siretu’n-Nebeviyye, Demeşk, Daru İbn Kesir, 12. Baskı, h.k 1425, s. 266.
  12. Ahsenu’t-Takasim, s. 34.
  13. Mekke ve Medine, Kurdi, Ubeydullah Muhammed Emin, s. 212.
  14. Ubeydullah Muhammed Emin, Mekke ve Medine, Kurdi, s. 212.
  15. Ubeydullah Muhammed Emin, Mekke ve Medine, Kurdi, s. 212.
  16. Ubeydullah Muhammed Emin, Mekke ve Medine, Kurdi, s. 212.
  17. Mufid, el-İrşad, s. 309.
  18. Mufid, el-İrşad, s. 331.
  19. Mufid, el-İrşad, s. 435.
  20. Mufid, el-İrşad, s. 452.
  21. Mufid, el-İrşad, s. 497.
  22. Mufid, el-İrşad, s. 525.
  23. Mufid, el-İrşad.
  24. Mufid, el-İrşad, s. 569.
  25. Mufid, el-İrşad, s. 585.
  26. Şeyh Mufid, el-İrşad, s. 322.
  27. Mufid, el-İrşad, s. 435.
  28. Mufid, el-İrşad, s. 452.
  29. Mufid, el-İrşad, s. 467
  30. Mescidu’n-Nebi, Merkezi Tahkikati Hac, s. 3.
  31. Ebu’l-Futuh Razi, Ravhu’l Cinan ve Ruhu’l Cenan, c. 6, s. 111; Tabatabai, el-Mizan, s. 618; Seyyid Kutup, Fi Zilali’l-Kur’an, s. 305.
  32. İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, c. 3, s. 210; İbn Sa’d, et-Tabakatu’l-Kubra, c. 1, s. 189.
  33. Tarihu’l- Mealimu’l-Medinetu’l-Münevvere, s. 125 - 126.
  34. Tarihu’l- Mealimu’l-Medinetu’l-Münevvere, s. 155.
  35. Hulasetu’l-Vefa bi Ahbari Dari’l-Mustafa, ed-Durru’s-Semin, s. 233; el-Mesacid ve’l-Emakinu’l-Eseriyye, s. 24.
  36. Biharu’l-Envar, c. 63, s. 487; c. 81, s. 82; c. 96, s. 335 ve c. 97, s. 213, 214, 216, 224.
  37. Hulasetu’l-Vefa bi Ahbari Dari’l-Mustafa, ed-Durru’s-Semin, s. 233; el-Mesacid ve’l-Emakinu’l-Eseriyye, s. 24.
  38. Mekke ve Medine, Merkezi Tahkikatı Hac, s. 28.
  39. Baki, Merkezi Tahkikati Hac, s. 3.
  40. Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 354.
  41. Fethu’l-Bari, c. 7, s. 289 – 290; Vefau’l-Vefa, c. 3, s. 108.
  42. Tarih ve Asarı İslamiyi Mekke, s. 307.
  43. Vakıdi, Mağazi, s. 145; el-Mesacid ve’l-Emakinu’l-Eseriyye…, s. 31; Tarihu’l-Medinetu’l-Münevvere, c. 1, s. 130.
  44. http://www.pajoohe.com/fa/index.php?Page=definition&UID=10484.
  45. Et-Tuhfetu’l-Latife, s. 70.
  46. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, Meş’ar, s. 253; Askar Kaidan, Tarih ve Asarı İslamiyi Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere, s. 385.
  47. Hüccetü’t-Tefasir ve Belagu’l-İksir, c. 2, Mukaddime, s. 1071.
  48. Vakıdi, Mağazi, s. 127 - 128; Sire-i İbn Hişam, s. 314 - 315; Taberi, c. 3, s. 997; el-Kamilu İbn Esir, c. 3, s. 970 - 971.
  49. Vakıdi, el-Mağazi, s. 269 - 270; İbn Sa’d, et-Tabakat, c. 2, s. 55 – 56; Sire-i İbn Hişam, s. 354 – 355; el-Kamilu İbn Esir, c. 3, s. 1010 – 1011; Taberi, c. 3, s. 1054 - 1056.
  50. Vakıdi, Mağazi, s. 345 - 346.
  51. Sire-i İbn Hişam, s. 371 – 374; İbn Sa’d, et-Tabakat, c. 2, s. 67; Vakıdi, Mağazi, s. 361 – 363; Taberi, c. 3, s. 1078 – 1079; el-Kamilu İbn Esir, c. 3, s. 1022.
  52. Taberi, c. 3, s. 1084; Yakubi, c. 1, s. 411.
  53. Mes’udi, Murucu’z-Zeheb, c. 2, s. 73 ila 75.
  54. Mes’udi, Murucu’z-Zeheb, c. 2, s. 298 ve 299.
  55. Bu kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek için: http://phz.hajj.ir/422/9264.
  56. Bu kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek için: http://phz.hajj.ir/422/9262.
  57. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 23.
  58. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 23.
  59. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 25.
  60. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 25.
  61. Caferiyan, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, s. 26.

Bibliyografi

  • Caferiyan, Resul, Asarı İslamiyi Mekke ve Medine, Meş’ar, Tahran, 1386.
  • Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan, Muhammed Bakır Hüseyin Hamedani, Bonyadı İlmi ve Fikriyi Allame Tabatabai, 1363.
  • Seyyid Kutup, Fi Zilali’l-Kur’an, Beyrut, Daru İhyau’t-Turasu’l-Arabi, et-Tab’atu’l-Hamise, h.k 1384.
  • Razi, Ebu’l-Futuh, Ravhu’l Cinan ve Ruhu’l Cenan, Tahran, Kitapfuruşiyi İslamiyye.
  • Kaidan, Askar, Tarih ve Asarı İslamiyi Mekke-i Mükerreme ve Medineyi Münevvere, Meş’ar, ikinci baskı, 1374.
  • El-Mesacid ve’l-Emakini’l-Eseriyye.
  • Şeyh Müfid, el-İrşad, tercüme: Hasan Musevi Mucab, Kum, İntişaratı Server.
  • Mes’udi, Ali b. Hüseyin, Murucu’z-Zeheb ve Meadini’l-Cuher, Ebu’l-Kasım Payende, Tahran, İntişaratı İlmi ve Ferhenği,1387.
  • Vakıdi, Muhammed b. Ömer, Mağazi, tercüme: Mahmud Mehdevi Damgani, Tahran, Merkezi Neşri Danişğahi, ikinci baskı, 1388.
  • İbn Kesir, Ebu Fida İsmail b. Ömer, el-Bidaye ve’n-Nihaye, Beyrut, Daru’l-Fikir, 1407.