Yezid bin Muaviye

WikiShia sitesinden
(Yezid b. Muaviye sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Yezid bin Muaviye

Yezid bin Muaviye (Arapça: يزيد بن معاوية) (h. 25- 64 / m. 654- 683) Emevi silsilesinin (661 – 750) ikinci halifesidir. Babası Muaviye bin Ebu Süfyan’ın ardından yaklaşık dört yıl halifelik yapmış (h. 60- 64) ve Şam’da ölmüştür. O, önceki halifelerin aksine ilk kez babası tarafından atanmışlığına atıfla hilafetinin miras yoluyla gerçekleştiğini iddia etmiştir. Peygamberin yakın akrabaları ve bazı sahabelerinden zorla biat alma girişiminden dolayı, bazılarının direnişi ile karşılaşmış ve Kerbela hadisesi gibi acı bir hadise İslam tarihinde yaşanmıştır.

Yezid bin Muaviye zamanında yaşanan bazı olaylar

  • Hicretin 61. Yılında Kerbela’da yaşanan hadisede İmam Hüseyin bin Ali (a.s) şehit edilmiş ve bu hadiseden dolayı Yezit, Şiaların tarih boyunca en nefret ettiği kişiye dönüşmüştür.
  • Hicretin 63. Yılında Medine’nin yağmalanması ki bu hadise Harre olayı diye meşhurdur.
  • Abdullah İbn Zübeyr’in kıyamını bastırmak için Mekke şehrine saldırması ve Kâbe’yi mancınık ateşine tutması.

Soyu ve Aile Tarihçesi

Tarihçiler, Kureyş ve Beni Ümeyye soyundan olan Yezid’in soyunu şu şekilde nakledmişlerdir: “Yezid bin Muaviye bin Sahr bin Harb bin Ümeyye bin Abduşşems bin Abdu Menaf”[1] Bu şekilde Yezid’in soyunu ve Haşimoğullarını Abdu Menaf’a dayandırmaktadırlar. Abdu Menaf’ın, Beni Haşim ve Beni Ümeyye’nin ecdadı olan Haşim ve Abduşşems adlı iki oğlu vardı. Yezid’in annesi hakkında tarihi kayıtlarda fazla bir ayrıntı bulunmamaktadır, yalnızca adının Maysun bint Behdel (muhtemelen ö. 80 / 700) olduğu ve Benin Harise bin Cenab Kelbi kabilesinden olduğu kayıtlıdır. Sahrada yaşadığı ve Muaviye’den boşandıktan sonra vatanına geri döndüğü nakledilmiştir.[2] Yezid’in büyük babası Ebu Süfyan ve büyük annesi Hind bint Utbe’dir. Her ikisi de Mekke’nin fethinden önceye kadar Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) en azılı düşmanlarından sayılıyorlardı. Hind, Uhud savaşında Hz. Peygamberimizin amcası Hz. Hamza’nın ciğerini çiğnediğinden dolayı Ciğer yiyen Hind diye meşhurdur.

Mekke’nin fethinden sonra Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) onları ve diğer düşmanlarını tuleka adıyla adlandırmış ve onları affetmiştir.[3] Bu kelime “talik” kelimesinin çoğulu ve cezalandırılmaya müstahak esirlerin azat edilmesi anlamına gelmektedir. Kinaye yüklü tuleka kelimesi onlar için her daim kullanılmıştır. Bazı rivayetlere göre İmam Ali (a.s) Muaviye ve babasının hiçbir zaman iman etmediğini ve ikrahla ve görüntüde İslam’ı kabul ettiklerini belirtmiştir.[4] Yine Muaviye’ye yazdığı bir mektubunda ona tuleka diye hitap etmiş ve Hz. Peygamberin hilafetinin onlara uygun olmadığını belirtmiştir.[5]

Yaşam Öyküsü

Kaynaklarda belirtildiğine göre, Yezid’in annesi, Maysun bint Behdel, bedevi Araplardandı. Muaviye ile evlenmiş ve Şam’a gelmiştir. Vatanından uzakta olmaya fazla dayanamamış, Muaviye onu boşamış ve sahraya geri dönmüştür. Kaynaklara göre muhtemelen Muaviye’den boşandığında ya Yezid’e gebe ya da Yezid süt emen bir bebekti.[6] Yezid çocukluğunu Maysun kabilesinde geçirmiştir. Maysun halkı Huvvar (Şam’ın hums bölgesinden) kabilesindendir ve İslamın'dan önceHristiyanlık ve put perestlikle anılmakta ve fesahat ve şiir ehli olarak bilinmektedirler. Bazılarına göre Yezid, yeni Müslüman olmuş bu Hristiyanların inançları etkisi altında kalmıştır. Yezid’in Şam’da hükümeti ele geçirdikten sonra başta şairleri olmak üzere Hristiyanları koruması, sarayında Hristiyan danışmanlara yer vermesi ve Avrupalılarla arasının çok iyi olması gibi nedenler Yezid’in bu Hristiyanlıktan yeni çıkmış kabileden etkilendiğini ortaya koymaktadır.[7]

Yezid, üç yıl sekiz aylık hükümetinin ardından hicretin 64. Yılında Rebiülevvel ayının on dördünde 38 yaşında[8] ölmüş ve Huvvariyin’de toprağa verilmiştir.[9] Ölümü hakkında anlatılanlara göre Yezid bir gün maymununu yabani bir eşeğe bindirmiş ve eşek koştukça sarhoş olan Yezid de onların peşi sıra koşturuyormuş. Sonunda atından düşerek boynu kırılmış ve ölmüştür.[10]-[11]

Kişisel ve Ahlaki Özellikleri

İslam tarihinin bir çoğunda, Yezid ahlaki açıdan fasit, bozguncu, kaprisli ve heveslerine uyan biri olarak tanıtılmıştır. Belazuri (ö. 279), Yezid’i açık ve aşikâr bir şekilde şarap içen ilk İslam halifesi olarak tanımlamaktadır.[12] Mesudi (ö. 346), Ebu Mihnef’ten naklettiğine göre Yezid’in halifeliği döneminde şarap ve fasıklık, çalışanları arasında Mekke ve Medine’de aleni bir şekilde yaygınlık kazanmıştır. (ondan önceki dönemlerde bu tür uygunsuz davranışlar gizli ve kapalı kapılar ardında yapılmaktaydı).[13] Yezid’in oyun, eğlence, İslami ahlak ve kurallara uymamasının kendine has bir şöhreti vardır ve hatta Peygamber Efendimizin bazı meşhur sahabeleri ve İmam Hüseyin (a.s) açıkça onun fasık, günah işleyen, ayyaş ve ahlaksız biri olduğunu söylemişlerdir. Bundan dolayı, İmam Hasan (a.s) şehit olduktan hemen sonra Muaviye oğlu Yezid’in halife olması için ileri gelenlerden biat almak istediğinde sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. İmam Hüseyin (a.s), Abdullah İbn Zübeyr ve Abdullah İbn Ömer biate yanaşmamışlardır. Abdullah İbn Ömer’den nakledildiğine göre bu konu hakkında şöyle demiştir: “Maymun ve köpeklerle oynayan, şarap içen ve açıkça fasıklık yapan kişiye biat edersek Allah’a özrümüz ne olur?”[14]
Tarihi kaynakların yazdığına göre, Yezid, hicretin 52. Yılında, aralarında bazı ileri gelen sahabelerinde olduğu Müslüman ordusu ile birlikte Rum’a gitmiştir. Yezid, eşi Ümmü Gülsüm’le yolda durarak şarap içmiş ve ayyaşlık yapmıştır. Ancak hareket eden Müslüman orduları kolera ve çiçek hastalığına yakalanmış ve büyük zararlar görmüşlerdir. Olayı duyan Yezid, Müslümanların kolera ve çiçek hastalığından ölmelerini umursamadığını belirten bir şiir okumuştur. Haber Muaviye’ye ulaştığında Muaviye öfkelenmiş ve Yezid’in derhâl orduya katılmasını emretmiştir. Müslüman orduları hiçbir başarı elde edemeden Şam’a geri dönmüşlerdir.[15]

Hükümet ve Siyaset

Yezid bin Muaviye’nin kısa halifelik döneminde hükümet siyasi açıdan oldukça çalkantılı ve fırtınalı geçmiştir. Yezid, üç yıldan biraz fazla süren iktidarı döneminde daha çok ülke içinde yaşanan kıyamları bastırmaya ve iç huzuru sağlamaya odaklanmıştır. Hükümeti dönemindeki tüm muhalif girişimleri en şiddetli bir şekilde cezalandırmış ve daha büyümeden kökünü kazımıştır. Hükümetindeki baskı ve zorbalıklar öyle bir hadde varmıştır ki Mesudi bu dönem hakkında şöyle yazmaktadır: “Yezid’in siyre ve politikası Firavunun siyre ve politikasının aynısıydı, hatta Firavun kendi adamlarına daha adil ve daha insaflı davranmaktaydı.”[16] “Hükümetinin birinci yılında İmam Hüseyin’i ve Peygamberin Ehlibeytini katletti, ikinci yılında Resulullah’ın hareminin saygınlığını yıktı ve orada (Medine’de) üç gün her şeyi askerlerine helal etti (tecavüz, yağmalama, katliam…) üçüncü yılında ise Kâbe’ye saldırmış ve ateşe vermiştir.”[17] Yezid’in bu kısa süredeki yaptıkları, Emevi hanedanına yönelik muhalefeti daha da körüklemiş ve çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Bu şekilde Emevi hükümetinin sonunu getirmiştir.[18]

Kerbela Vakıası

Yezid bin Muaviye’nin hilafeti dönemindeki en feci olay, Kerbela vakıasıdır. Denildiğine göre İslam’da bundan daha kötü ve çirkin bir hadise yaşanmamıştır.[19] Hicretin 60. yılının Zilhicce ayında, İmam Hüseyin (a.s) ve Resulullah’ın (s.a.a) bir grup ailesi, Kufe halkının daveti üzerine Irak’a doğru yola çıkmıştır. Ancak Kufeliler Yezid hükümetinin baskılarından dolayı biatlerini bozmuş ve İmam Hüseyin’i (a.s) yalnız bırakmışlardır. İmam Hüseyin (a.s) az sayıdaki yaranı ve ailesi ile birlikte Yezit orduları tarafından Ubeydullah bin Ziyad’ın emri ile şehit edilmiştir. Kerbela şehitlerinin kesik başları Kufe ve Şam’da sergilenmiş, Peygamberin Ehlibeyti ise esir alınmıştır. Kerbela vakıası eski ve yeni kaynaklarda detaylı olarak ele alınmıştır.[20]

Harre Olayı

Ana Madde: Harre Olayı

Yezid, hükümeti ele geçirdikten sonra, Hicaz halkının hükümete karşı rahatsızlıkları artış kaydetmiştir. Yezid’in Mekke ve Medine’ye önem vermemesi gibi bir çok sebep Hicaz halkının, merkezi Yezid hükümetinden uzak durmasına neden olmuştur. Bu durum yavaş yavaş yaşanacak krizin de habercisiydi. Sonunda Medine’nin yeni yetme hakimi Osman bin Muhammed bin Ebu Süfyan, Medine’nin ileri gelenlerini ve büyüklerini hac mevsiminden sonra Şam’a göndermiştir. Bu şekilde Yezit tarafından gönülleri alınması ve Medine’de yaşanan sorunların çözümü planlanmaktaydı. Abdullah bin Hanzala (gasilu’l-melaike/meleklerin yıkadığı ve gusül verdiği kişi) ve oğulları, Abdullah bin Ömer ve Munzir bin Zübeyr gibi Medine’nin ileri gelenlerinin de olduğu bir heyet Şam’a gitmiştir.[21] Heyet Şam’a varır varmaz Yezit tarafından bir çok hediye ile karşılanmıştır.[22] Ancak Yezid, her zaman yaptığı adeti gereği onların yanında içki içmiş ve oyun ve eğlence ile meşgul olmuştur. Yezid’in Medine halkının yanındaki bu davranışı, heyetin rahatsızlığına ve öfkelenmesine neden olmuştur. Heyet Medine’ye döndükten sonra Yezid’e açıkça kötü sözler söylemeye ve yanlışlarını aleni bir şekilde demeye başlamışlardır. Medine’de yaşanan bu gelişmeler üzerine Yezid, Medine halkına hitaben sert bir mektup yazmıştır.[23] Ancak bu mektup yaşanan krizi daha da körüklemiş ve halkın kıyamına neden olmuştur. Yezid bin Muaviye, Müslim bin Ukbe komutasında 12 bin kişilik bir orduyu Medine’ye göndermiştir. Yezit ordusu, Medine halkına Yezid’e biatlerini yenilemeleri için üç gün süre tanımıştır.[24] Ancak Medine halkı bunu kabul etmemiş ve sonunda savaş başlamıştır.

Savaş Medine halkının yenilgisiyle sona ermiştir. Bu saldırıda Medine halkından binlerce kişi ölmüş ve halkın canı, malı, namusu üç gün boyunca Yezit ordularına helal edilmiştir.[25] Bu vakıa, hicretin 63. Yılında gerçekleşmiştir.[26]-[27]

Mekke Halkının İsyanı

Bu vakıa, Abdullah bin Zübeyr’in komutasındaki isyancı grubun Mekke’deki isyanı ile aynı anda gerçekleştiğinden Abdullah ibn Zübeyr Mekke’yi ele geçirmeyi başarmış ve şehre hâkim olmuştur. Medine halkının katliamı ile sonuçlanan Harre olayından sonra, Şam orduları Husayn bin Numeir es-Sekuni komutasında Abdullah bin Zübeyr’in isyanını bastırmak üzere Mekke’ye doğru yola çıkar. Kısa bir süre içinde Mekke şehri Şam orduları tarafından kuşatma altına alınır. Üç ay süren bu kuşatmada Şam orduları tarafından şehre atılan mancınık topları Kâbe’ye ağır hasar verir ve Kâbe’nin yanmasına neden olur. Bu kuşatma Yezid’in ölüm haberi ordulara ulaşıncaya kadar sürer.[28]-[29]

Askeri Fetihleri

Yezid’in hükümeti döneminde Yezid’e karşı gerçekleştirilen kıyamlar ve isyanlardan dolayı Müslümanların fetihleri durmuştur. Yezit, Avrupa Hıristiyanları ile barış içinde kalmış ve hatta Muaviye döneminde çok masraflar harcanarak ve telefat verilerek kazanılan yerlerden geri çekilmiştir. Aldığı rüşvetle Kıbrıs’ta bulunan orduları geri çağırmıştır.[30] Aynı şekilde Yezid bin Canadet bin Ebu Süfyan’a Avrad[31] adasındaki (Akdeniz'de bir ada) Müslümanlara ait kaleyi yıkarak Şam’a dönmesini emretmiştir.[32] Yine Rodos adalarındaki orduları geri çağırmıştır.[33] Buna rağmen hicretin 61. Yılında Malik bin Abdullah Hasemi’yi Rumlarla savaşması için göndermiştir. Bu savaş “Surya” savaşı diye meşhurdur.[34] Yezid, doğuda Harezm nahiyesinde Sellem bin Ziyad (Horasan valisi) komutasında Semerkant’a kadar ilerlemiştir. Bu kişi Soğd ve Buhara’yı fethetmiştir.[35] Hicretin 62. Yılında Harezm halkı[36] ile dört yüz bin dinar karşılığında barış yapmıştır. Sellem bin Ziyad, Soğd’da bulunduğu sırada Hucend’e bir ordu göndermiştir, ancak orada yenilgiye uğramıştır. Sellem daha sonra Merv şehrine gitmiş ve Soğdalılarla savaşmıştır. Bu esnada Yezid’in ölüm haberini almıştır.[37] Afrika’da da Ukba bin Nafi “Sus Edna’da” fetihler kazanmıştır.[38]-[39]

Kaynakça

  1. Zehebi, c. 5, s. 269.
  2. Zehebi, c. 5, s. 270; Zerkuli, c. 7, s. 339.
  3. Taberi, c. 3, s. 61; İbn Hişam, c. 2, s. 412.
  4. Deyneveri, s. 178.
  5. Deyneveri, s. 178.
  6. Zehebi, c. 5, s. 270, 271; Zerkuli, c. 7, s. 339.
  7. Pejuh sitesi.
  8. Belazuri, c. 5, s. 354.
  9. İbn Abdurrabe, c. 5, s. 136.
  10. Belazuri, c. 5, s. 297.
  11. Pejuh sitesi.
  12. Belazuri, c. 5, s. 297.
  13. Mesudi, c. 3, s. 68.
  14. Yakubi, c. 2, s. 160.
  15. Yakubi, c. 2, s. 160; Belazuri, c. 5, s. 86.
  16. Mesudi, s. 68.
  17. Yakubi, s. 253.
  18. Pejuh sitesi.
  19. İbn et-Taktaka, s. 116.
  20. Pejuh sitesi.
  21. Moskoviye, c. 2, s. 85.
  22. İbn Hayyat, s. 147, 148.
  23. Deyneveri, c. 1, s. 229.
  24. Belazuri, c. 5, s. 323; Taberi, c. 5, s. 494.
  25. Deyneveri, Ebu Hanife Ahmed bin Davud, c. 2, s. 243.
  26. Deyneveri, el-İmamet ve Siyaset, c. 1, s. 229.
  27. Pejuh sitesi.
  28. Deyneveri, Ahbaru’t-Tival, s. 267, 268.
  29. Pejuh sitesi.
  30. Belazuri, Futuhatu’l-Buldan, s. 154.
  31. Belazuri, Futuhatu’l-Buldan, s. 223.
  32. Belazuri, Futuhatu’l-Buldan, s. 223; İbn Esir, c. 3, s. 497.
  33. Taberi, c. 5, s. 288.
  34. Yakubi, s. 253.
  35. Nerşehi, s. 56.
  36. İbn Hayyat, s. 146.
  37. Belazuri, Futuhatu’l-Buldan, s. 339.
  38. Belazuri, Futuhatu’l-Buldan, s. 226.
  39. Pejuh sitesi.

Bibliyografi

  • İbn Esir, Ali bin Ebu’l-Kerem, el-Kamil fi’t-Tarih, Beyrut, Daru sadır, Beyrut, m. 1965.
  • İbn et-Taktaka, Muhammed bin Ali bin Tabataba, Fahri fi’l-Edebu’s-Sultaniye ve Duvelu’l-İslamiye, araştırma: Abdulkadir Muhammed Mayu, Beyrut, daru’l-Kelam el-Arabi, birinci baskı, m. 1991.
  • İbn Hişam Humeyri, es-Siyretu’n-Nebeviye, mektebet Muhammed Ali Sabih ve evladuhu, k. 1383.
  • Belazuri, Ahmed bin Yahya bin Cabir, kitab cemel min Ensabu’l-Eşraf, araştırma: Suheyl Zekar ve Riyad Zerkuli, Beyrut, daru fikr, birinci baskı, 1996.
  • Zehebi, Şemsettin Muhammed bin Ahmed, Tarih İslam ve Vefayat el-Meşahir ve’l-İ’lam, araştırma: Ömer Abdusselam Tedmiri, Beyrut, daru’l-kitab el-Arabi, ikinci baskı, 1993.
  • Deyneve3ri, Ebu Muhammed Abdullah bin Müslim bin Kuteybe, el-İmamet ve Siyaset el-Maruf bi-Tarihi’l-Hülefa, tahkik: Ali Şiri, Beyrut, daru’l-Avda, birinci baskı, 1990.
  • Deyneveri, Ebu Hanife Ahmed bin Davud, Ahbaru’t-Tavil, takik: Abdulmunim Amir Müracaat Cemalettin Şeyyal, Kum, menşurat Razi, ş. 1368.
  • Zerkuli, Hayrettin, el-İ’lamu Kamus teracim li-Eşeru’r-Rical ve’n-Nisa mine’l Arab ve’l Musteribin ve’l-Müsteşrikin, Beyrut, daru’l-ilm lil-alemin, sekizinci baskı, 1989.
  • Sahibi Nahcivani, Hindu Şah, Tecaribu’s-Selef, Emir Seyyid Hasan Ruzati’nin katkılarıyla, İsfahan, neşri nefais mahtutat, ş. 1361.
  • Taberi, Muhammed bin Cerir, Tarihu’l-Umem ve’l Muluk, Beyrut, daru’t-turas, ikinci baskı, k. 1387.
  • Mesudi, Ebu’l Hasan Ali bin Hüseyin bin Ali, Murucu’z-Zeheb ve Maadinu’l-Cevher, tahkik: Es’ad Dahir, Kum, Daru’l-Hicret, ikinci baskı, 1409.
  • Yakubi, Ahmed bin Ebi Yakub İbn Vazıh, Tarih Yakubi, tercüme Muhammed İbrahim Ayeti, Tahran, intişarat ilmi ve ferhengi, altıncı baskı, ş. 1371.
  • Pejuh Sitesi.