Zeyd bin Ali'nin Kıyamı

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Zeyd bin Ali'nin Kıyamı
Example alt text
Kıyamın Tarihi Hicri 1 Safer 122
Yer Kufe
Sonuç Zeyd'in şehit edilmesi - kıyamın sonlanması
Kıyamın Nedenleri Emevilerin Zulmü ve Kufelilerin Daveti
Savaşanlar Zeyd b. Ali'nin yaranı - Beni Ümeyye Ordusu
Komutanlar Zeyd b. Ali - Yusuf b. Ömer

Zeyd bin Ali’nin Kıyamı (Arapça:ثورة زید بن علی); İmam Seccad’ın (a.s) evlatlarından Zeyd b. Ali’nin rehberliğinde, Beni Ümeyye hükümetine karşı yapılan kıyamın adıdır. İmam Sadık’ın (a.s) imameti dönemine denk gelen bu kıyam hicri 122 yılında ve Hişam b. Abdulmelik’in hükümeti zamanında meydana gelmiştir. Bu kıyam Zeyd b. Ali ve birçok yaranının şehit edilmesiyle sonuçlanmıştır. Birçok Şii alimi Zeyd b. Ali’nin kıyamının İmam Sadık’ın (a.s) izniyle gerçekleştiğine inanmaktadır. Zeyd b. Ali’nin kıyamı, Hasani seyyidlerinin kıyamlarının ilham kaynağı olmuştur. Ebu Hanife gibi Ehlisünnetin ileri gelenlerinden bazıları da bu kıyamla işbirliği yapmışlardır.

Kıyam’ın Rehberi

Ana Madde: Zeyd b. Ali

Zeyd, Şiilerin dördüncü imamı olan İmam Seccad’ın (a.s) oğludur. Annesinin adı ise tarih kaynaklarında Ceyda, Ceyd, Haydan ve Havra gibi çeşitli şekillerde kaydedilmiştir. Zeyd’in annesi, Muhtar Sakafi tarafından 30 bin dirheme alınmış ve Muhtar onun güzel ahlakı ve ona duyduğu değer ve saygınlıktan dolayı İmam Seccad’a (a.s) hediye etmiştir.[1]

Medine’de dünyaya gelen Zeyd’in doğum tarihi hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür ve hicri 75, 78,[2] 80[3] ve 79[4] yılları onun doğum yılı olarak zikredilmiştir.[5]

Kıyam’ın Nedenleri

Beni Ümeyye’nin halka yaptığı zulümler, Kufe halkının daveti, Halid b. Abdulmelik’in hakemiyeti ile sonuçlanan Zeyd ve Abdullah b. Mahz arasındaki Hz. Ali’nin (a.s) Medine’deki vakıf arazileri üzerine meydana gelen ihtilaf ve ardından gelişen olaylar,[6] Zeyd’in Şam’a seferleri ve Hişam b. Abdulmelik’in hükümet adamlarının önünde ona küçültücü davranışları ve Zeyd’e atılan mali iftiralar gibi faktörler ve diğer başka nedenler el ele vererek, en başından takiye yapılmasına muvafık olmayan Zeyd gibi bir şahsiyetin kıyam etme fikrine düşmesine sebep olmuştur.

Kıyama Davet

Zeyd, Şam seferinden sonra Irak’a yönelince Kufe halkı onun peşi sıra gitti ve Kadisiyye bölgesinde Zeyd’le mülakat ettiler. Kufe halkı onu kıyam etmesi için davet ettiler ve ona sadık kalacaklarına, kanlarının son damlalarına kadar onun yolunda cihad edeceklerine ve desteklerini esirgemeyeceklerine dair yemin ettiler.[7] Kufelilerin çok fazla ısrarı sonucunda Zeyd onların davetini kabul etti. Ancak Hicaz ve Irak’ın tecrübeli siyasetçileri, Kufelililerin ihanetlerini ve ahitlerine bağlı kalmadıklarını hatırlatarak Zeyd’i bu işten alıkoymaya çalıştılar.[8]

Zeyd bin Ali 10 ay boyunca Kufe ve Basra’da gizlice halkı kıyama ve kendisine biat etmeye davet etmekteydi.[9] Bu müddet içerisinde Kufe ve Basralı Şiaların evlerinde kalan Zeyd, zaman zaman güvenliği için sükünet mahallini değiştiriyordu.[10] Halk gruplar halinde Zeyd’in sükünet mahalline akın ederek ona biat ediyorlardı. Zeyd’in halktan aldığı biatın şu esaslar üzerine olduğu nakledilmiştir:

“Biz sizleri Allah’ın kitabına ve Peygamberinin (s.a.a) sünnetine, zalimlerle cihada, mazlumları korumaya, mahrumlara yardıma, ganimetleri ehil olanlar arasında müsavi bir şekilde taksime ve reddi mezalime ve Ehlibeytin hakkını ihlal edenlere karşı onlara yardım etmeye davet ediyoruz.”

Bu daveti kabul ettiklerinde şöyle diyordu: “Allah’ım sen şahid ol.”[11]

Biat Edenler

Bu müddet içerisinde Kufelilerden 15 bin kişi Zeyd’e biat etti. Bu sayı Medain, Basra, Vasıt, Musul, Rey ve Gurgan halkının dışında ona biat edenlerin sayısıydı; zira Zeyd Kufe’nin yanı sıra Irak’ın diğer önemli şehirlerine ve hatta uzak bölgelere halktan kendisine biat almaları için elçiler göndermişti.[12]

Ebu Hanife gibi Ehlisünnetin ileri gelenlerinden bazıları da Zeyd’le aynı safta birleşmişlerdir. Nakledildiğine göre Zeyd b. Ali Ebu Hanife’ye bir mektup göndermiş ve ondan kendisine yardım ederek, Beni Ümeyye’ye karşı cihad etmeye davet etmiştir. Ebu Hanife’de Zeyd’e mali yardımlar göndermiş ve kendi imkânlarıyla onu desteklemiştir.[13]

İmam Sadık (a.s) ve Zeyd’in Kıyamı

Ana Madde: İmam Sadık ve Zeyd b. Ali’nin Kıyamı

Şehidi Evvel el-Kavaid’de, Mamgani Tenkihu’l-Mekal’de, Ayetullah Hoi Mucemu Ricalu’l-Hadis’inde ve Ali Han Şirazi Riyazu’s-Salikin kitabında olduğu gibi Şia alimlerinden bir çoğu; Zeyd b. Ali’nin kıyamının İmam Sadık’ın (a.s) izniyle gerçekleştiğine inanmaktadırlar.[14]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Babam Musa b. Cafer, babası Cafer b. Muhammed’den (İmam Cafer Sadık) şöyle duymuştur: “Zeyd kıyam etmeden önce benimle istişare etti. Ona dedim ki: Ey amca! Eğer öldürülmeyi ve bedeninin darağacına asılmasını istiyorsan, yol budur (kendin biliyorsun).”

Zeyd, İmam Sadık’ın (a.s) yanından ayrıldığı zaman İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Onun yardım çığlıklarını işitip de yardımcı olmayana eyvahlar olsun.” [15]

Kıyamın Zamanının Öne Alınması

Zeyd b. Ali’nin, yaranlarından “Amir” ve “Tu’me”nin evine gidip gelmesini Irak valisi Yusuf b. Ömer’e rapor ettiler.[16] Yusuf b. Ömer hükümet askerlerine Zeyd’i o iki kişinin evinde tutuklamalarını emretti. Valinin askerleri her ne kadar Zeyd’e ulaşamasalar da[17] Zeyd’in yerinin açığa çıkması, sadık iki yakın yaranının tutuklanarak şehit edilmesi ve düşmanın olası saldırı ihtimali üzerine Zeyd ve yaranının daha erken davranmalarına ve resmi olarak savaş ilan etmelerine neden oldu.[18]

Biat Edenlerin Zeyd’e Katılmaması

Zeyd ve yaranı Çarşamba gecesi (Safer ayının birinci gecesi) şehirden ayrılarak, savaş için hazırlıklara başladılar.[19]

Zeyd’in kıyamından bir gün önce (yani Salı günü), Yusuf b. Ömer’in Kufe’deki valisi Hekem b. Salt sıkıyönetim ilan ederek, kabilelerin liderlerini, bekçilerini, ileri gelenlerini ve savaşçılarını ve başka bir görüşe göre, Kufe halkının tamamını Kufe mescidinde topladı ve şehrin sokaklarında da şöyle çağrı yapmalarını emretti: ‘Her kim bu emre uymazsa kanı helaldir (öldürülecektir).’[20] Daha sonra mescidin kapıları kapatıldı ve halk oraya hapsedildi.

O gece Zeyd ve ashabı çölde ateş yaktılar ve “Ya Mansuru Emit” (Ey Allah’ın zafere ulaştırdıkları, öldürün) sloganıyla sabahladılar.[21] Ama ona biat eden 50 bin kişiden sadece 280[22] ve başka bir nakle göre 300 kişi[23] onun etrafında toplandılar.

Sabah vakti azalan yaranına bakarak şöyle dedi: “Subhanallah! İnsanlar nerede?” Orada bulunanlar şöyle cevap verdiler: “Ey Allah Resulünün (s.a.a) oğlu! Halkı mescide hapsettiler.” O üzgün bir şekilde şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki bu bize biat edenler için bir mazeret sayılamaz.[24] Mescitte kaç kişi hapsedilebilir. Diğerleri nerede ve neden bize katılmıyorlar? Şüphesiz onlar ihmalkar ve hile ehlidirler.”[25]

İki Ordu Arasında Savaşın Başlaması

O gece yaşananların, Zeyd ve yaranının attığı sloganların haberi Hiyre’de bulunan Yusuf b. Ömer’e ulaştı ve Yusuf b. Ömer kendisi bizzat kıyamı bastırmak için Kufe’ye gitme kararı aldı. Çarşamba günü Zeyd, ashabından iki kişiye Kufe giderek, kıyam sloganları atmalarını emretti. Fakat bu iki kişi Kufe yakınlarında düşman ordusuyla karşılaştılar ve orada öldürüldüler.[26] Bunun üzerine Zeyd, bu iş için, güçlü ve yüksek sesiyle bilinen Said b. Heysem’i gönderdi ve o bu emri yerine getirdi.[27]

Savaşın Başlangıcında Zafer

Hicri 1 Safer 122 yılı Çarşamba günü savaş başladı. Zeyd b. Ali ordusunu şehre doğru sürerek onları savaşa teşvik etti. Kufe etrafındaki Seyyadin (Saidin) bölgesinde, iki ordu arasında meydana gelen ilk karşılaşma Zeyd ve yaranlarının zaferiyle sonuçlandı. Zeyd’in ordusunun ilerlemesiyle savaş Kufe’ye doğru çekildi ve Zeyd ve ashabı ‘Kenase’ adlı bir mahalleye yöneldiler.[28] Bu sırada Zeyd, az sayıdaki yaranına bakarak Nasr b. Huzeyme’ye yönünü döndü ve şöyle dedi: “Kufelilerin ceddim Hüseyin gibi beni de yalnız bırakacaklarından endişelenmiyor musun?” Nasr da‘Allah’ım beni sana Kurban etsin, şehit olana kadar safında kılıç sallayacağım’ cevabını verdi.

Mescidin Kuşatmasını Kırma Çabası

Zeyd, muhasarayı kırmak ve mescitte hapsedilen halkı Emevilerin elinden kurtarmak için Nasr b. Huzeyme ve Muaviye b. İshak ve birkaç ashabıyla birlikte mescide yöneldi. Kendilerini mescide ulaştırmayı başardılar ve halkın bayrakları görebilmeleri için Zeyd’in emriyle bayrakları sallayarak mescide soktular. Bu sırada Nasr b. Huzeyme şöyle nida etti: ‘Ey mescit ehli zilletten izzete yönelin, din ve dünyanıza doğru yönelmek için dışarı çıkın; zira şu anda ne dünyanız var ve ne de ahiretiniz.’[29] Ancak Kufeliler onun bu çağrısına cevap vermediler ve bir harekette bulunmadılar. Emevi askerleri de mescidin üstünden taş atarak Zeyd ve ashabının daha fazla ilerlemesin engel oldular.

Bu sırada Yusuf b. Ömer’in taze nefesli ordusu yetişti ve mescit ve pazar etrafında şiddetli bir savaş meydana geldi. Zeyd ve ashabı kendilerini şehrin başka bir mahallesine (Daru’r-Rızk) ulaştırdılar ve bu bölgede yapılan savaş da Zeyd ve yaranlarının zaferiyle sonuçlandı. Böylece savaşın ilk günü Zeyd’in nisbi başarısıyla sona erdi. Gece vakti Yusuf b. Ömer askeri bir toplantı yaptı ve o gece, yarın tam donanımlı bir orduyla, bu ayaklanmaya son verme kararı aldılar.

Savaşın İkinci Günü

Savaşın ikinci gününde Nasr b. Huzeyme Nail b. Ferve tarafından öldürüldü.[30] Nasr’ın öldürülmesi Zeyd’i çok üzdü ve etkiledi.[31] Bu günün sabahında yapılan şiddetli savaş da Zeyd ve ashabının zaferiyle sonuçlandı.[32] Bunun üzerine Yusuf b. Ömer Zeyd’in yaranlarına saldırmak için başka bir ordu hazırladı; fakat Zeyd ve ashabı onları da bozguna uğratarak düşman ordularını ‘Şurezar’ bölgesine kadar takip ettiler. Daha sonra Beni Süleym mahallesine ve oradan da Rahben’de kadar Emevilerin peşinden gittiler ve ‘Barık ve Ruas’ bölgesinde onlara saldırarak, onlara galip geldiler. Beni Ümeyye uşakları, kendilerinin yaya ve atlı askerlerinin onların yaya ve atlılarına karşı koyamayacaklarını görünce Yusuf b. Ömer’den okçu birlikleri talep ettiler. Okçuların savaş meydanına gönderilmesi ve ok atmaya başlamaları Zeyd ve ashabının işini zorlaştırdı. Bu günde Zeyd’in diğer komutanlarından Muaviye b. İshak’ta şehit edildi ve bu olay Zeyd’i üzüntüye boğdu. Savaşın ikinci gününün akşamında Zeyd’de alnına isabet eden ok yüzünden ağır yaralandı.[33]

Zeyd’in Şehadeti

Zeyd b. Ali'nin Kabri

Zeyd b. Ali’nin ashabı onu Harran b. Ebi Kerime’nin evine götürerek, tedavisi için doktor getirdiler. Ancak doktorun tedavi çabaları sonuç vermedi ve Zeyd, okun başından çıkarılmasından[34] sonra, 3 Safer 122 Cuma günü,[35] 42[36] veya 46 yaşında şehit oldu.[37]

Zeyd’in yaranı aralarında istişare ettikten sonra Zeyd’in naşının Beni Ümeyye askerlerinin elinde geçmemesi için onu Abbasiye’ye kadar götürme ve orada defin etme kararı aldılar. Onlar dere kenarında durdular ve suyun hareket yönünü değiştirerek Zeyd’in naşını nehir yatağına defnettiler. Daha sonra düşmanın anlamaması için suyun akış yönünü eski haline getirdiler. Ama yanlarında bulunan Sind’li bir köle Hekem b. Salt’ı bu durumdan haberdar etti.[38] Bunun üzerine Beni Ümeyye Zeyd’in naşını çıkartarak başını kestiler ve daha sonra Yusuf b. Ömer’e gönderdiler. Yusuf b. Ömer emriyle Zeyd ve birkaç yaranının bedeni Kenase mahallesinde darağacına asıldı ve Zeyd’in başını da Hişam’a yolladılar. Hişam Zeyd’in başını Şam’ın giriş kapısına astırdı ve daha sonra Medine’ye yolladı.[39] Zeyd’in başı bir gün boyunca Hz. Resulü Ekrem’in (s.a.a) kabrinin yakınında asılı kaldı.[40] Halkın itirazı üzerine Medine valisi Zeyd’in başını, Cami Mescidine (Mısır ulu camisi) asılması için Mısır’a gönderdi. Fakat Mısır halkı gece vakti Zeyd’in mübarek başını kaçırarak, saygıyla toprağa verdiler.[41]

Zeyd’in bedeni, Hişam’ın ölüp yerine Abdulmelik’in geçmesine kadar; yani dört yıl boyunca darağacında asılı kaldı.[42]. Abdulmelik’in emriyle Zeyd’in bedeni darağacından indirildi, naşı yakıldı, külleri de Fırat nehrine döküldü.[43]

Kıyam’ın Sonuçları

Zeyd’in kıyamı ve onun kıyamından sonra Yahya b. Zeyd’in kıyamı, Beni Ümeyye hükümetinin çöküşünü hızlandırdı. Yakubi bu konu hakkında şöyle yazmaktadır: ‘Zeyd’in şahadetinden sonra Horasan’daki Şiilerde hareketlenmeler başladı ve bu hareketlenmeler günden güne artmaya ve aleni olmaya başladı. Onlar Beni Ümeyye’nin yaptığı kötülükleri ve işlediği cinayetleri ve Peygamber ailesine yönelik zulümlerini halka anlatıyorlardı. Öyleki Horasan’da Beni Ümeyye’nin işlediği cinayetleri duymayan kimse kalmadı.’[44]

Daha Fazla Bilgi İçin

  • Şahsiyet ve Kıyamı Zeyd b. Ali; Seyyid Ebu Fazıl Rezevi Erdekani.
  • Sire ve Kıyamı Zeyd b. Ali; Hüseyin Keriman.
  • Suvretu Zeyd b. Ali; Naci Hasan, ed-Daru’l-Arabiyye li’l-Movsuat, Beyrut, 2000 / 1421.
  • El-İmam Zeyd; Muhammed Ebu Zehra, Daru’z-Zerretu’l-Cedide, Beyrut, 539 sayfa, 1378 / 1959.
  • Ebu’l-Hüseyin Zeydu’ş-Şehid; Seyyid Muhsin Emin, Daru’l-Murtaza, Beyrut, 1423 / 2003.

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

  1. İsfahani, Mekatilu’t-Talibin, s. 124.
  2. İbn Asakir’in Tarihi Demeşk’teki İtikadı.
  3. Rabbani Gulğaygani, Ali, Fırak ve Mezahibi İslami, s. 99.
  4. Bakınız: Nuri, Zeyd bin Ali ve Meşruiyyeti’s-Suvre İnde Ehli Beyt, s. 18.
  5. Bakınız: Omerci el-Hayatu’s-Siyasiyye ve’l-Fikriyye li’l-Zeydiyye fi’l-Meşriki’l-İslami, s. 30; Sabiri, Tarihi Fırakı İslami, c. 2, s. 64.
  6. Bu olay hakkında daha fazla bilgi edinmek için: Omerci el-Hayatu’s-Siyasiyye ve’l-Fikriyye li’l-Zeydiyye fi’l-Meşriki’l-İslami, s. 47 - 50.
  7. Tarihi Taberi, c. 7, s. 166 - 168.
  8. Mekatilu’t-Talibiyyin, s. 131.
  9. Tecaribu’l-Umem, c. 3, s. 137.
  10. Tarihi Taberi, c. 7, s. 172.
  11. Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 237 – 238; Tarihi Taberi, c. 7, s. 172 - 173.
  12. Mekatilu’t-Talibin, s. 132.
  13. Mekatilu’t-Talibin, s. 141; Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 239.
  14. Zeyd b. Ali’nin Kıyamı ve kıyamının hedefleri hakkında daha fazla bilgi için bakınız: Omerci el-Hayatu’s-Siyasiyye ve’l-Fikriyye li’l-Zeydiyye fi’l-Meşriki’l-İslami, s. 47 – 65 ve Şami, Tarihi Zeydiyye der Karn-ı Dovvum ve Sevvum-u Hicri, s. 75 – 81; İbn İmad, Şezeratu’z-Zeheb, c. 1, s. 158 – 159 ve Taberi, Tarihu’l-Umem ve’l-Muluk, c. 4, s. 193 - 200.
  15. Uyunu Ahbaru’r-Rıza (a.s), c. 1, s. 2.
  16. Tarihi Taberi, c. 7, s. 180.
  17. Tarihi Taberi, c. 7, s. 180.
  18. Tarihi Taberi, c. 7, s. 180; Mekatilu’t-Talibin, s. 132.
  19. Tarihi Taberi, c. 7, s. 180; Mekatilu’t-Talibin, s. 132.
  20. Tarihi Taberi, c. 7, s. 181.
  21. Tarihi Taberi, c. 7, s. 182.
  22. Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 244; Mekatilu’t-Talibiyyin, s. 134.
  23. Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 244.
  24. Tarihi Taberi, c. 7, s. 132.
  25. El-Futuh, c. 8, s. 290.
  26. Tarihi Taberi, c. 7, s. 182.
  27. Mekatilu’t-Talibiyyin, s. 133.
  28. Tecaribu’l-Umem, c. 3, s. 142 - 143.
  29. Tarihi Taberi, c. 7, s. 184 - 185.
  30. Tarihi Taberi, c. 7, s. 184 - 185.
  31. Mekatilu’t-Talibin, s. 136.
  32. El-Kamil fi’t-Tarih, c. 5, s. 135.
  33. Tarihi Taberi, c. 7, s. 185 - 186.
  34. Tarihi Taberi, c. 7, s. 186.
  35. Mekatilu’t-Talibin, s. 139.
  36. Mekatilu’t-Talibiyyin, s. 127.
  37. Zeyd bin Ali; Müsnedi İmam Zeyd, s. 10.
  38. Tarihi Taberi, c. 7, s. 186 - 187.
  39. Tecaribu’l-Umem, c. 3, s. 147.
  40. İbn Anbe, Umdetu’t-Talib, s. 258.
  41. Zerkeli, Hayreddin, el-İ’lam, c. 3, s. 59.
  42. El-Bidaye ve’n-Nihaye, c. 9, s. 331; Zehebi, Tarihu’l-İslam ve Vefeyatu’l-Meşahir ve’l-İ’lam, c. 8, s. 106.
  43. Tarihi Taberi, c. 7, s. 189.
  44. Tarihi Yakubi, c. 2, s. 326.

Bibliyografi

  • İbn A’sem Kufi, el-Futuh, tahkik: Ali Şiri, Beyrut, Daru’l-Adva, birinci baskı, 1991.
  • İbn Esir, el-Kamil fi’t-Tarih, Beyrut, Daru Sadır – Daru Beyrut, 1965.
  • İbn Anbe, Umdetu’t-Talib, tahkik ve tashih: Muhammed Hasan Al-i Talikani, ikinci baskı, Necef, Menşuratı Hayderiyye, 1961.
  • İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, Beyrut, Daru’l-Fikir, 1986.
  • İsfahani, Ebu’l-Ferec, Mekatilu’t-Talibiyyin, tahkik: Ahmed Sakar, Beyrut, Daru’l-Marife.
  • Belazuri, Ensabu’l-Eşraf, tahkik: Muhammed Bakır Mahmudi, Beyrut, Daru’t-Taaruf, birinci baskı, 1977.
  • Zerkeli, Hayreddin, el-İ’lam, Daru’l-İlm li’l-Melayin, sekizinci baskı, 1986.
  • Şeyh Saduk, Uyunu Ahbaru’r-Rıza (a.s), İntişaratı Cihan, h.k 1378.
  • Taberi, Muhammed b. Cerir, Tarihu’l-Umem ve’l-Muluk, tahkik: Muhammed Ebu’l-Fazl İbrahim, Beyrut, Daru’t-Turas, ikinci baskı, 1968.
  • Miskeveyh, Ebu Ali, Tecaribu’l-Umem, tahkik: Ebu’l-Kasım İmami, Tahran, Suruş, ikinci baskı, h.ş 1379.
  • Müsnedi İmam Zeyd (a.s), Beyrut, Daru Mektebetu’l-Hayat.