Muhtar’ın Kıyamı

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Muhtar’ın kıyamı (Arapça: ثورة المختار الثقفي), Kerbela şehitlerinin öcünü almak için Muhtar b. Ebu Ubeyd-i Sakafi komutanlığında başlatılan bir harekettir. Bu kıyam hicretin 66. Yılında Kufe’de başlamış ve Ubeydullah İbni Ziyad, Ömer b. Sa'd, Şimr b. Zi’l-Cevşen ve Sinan b. Enes gibi İmam Hüseyin (a.s) ve yârenlerinin şehadetine neden olan çok sayıda etkin kişiler öldürülmüştür. Muhtar’ın kıyamı, Muhammed b. Hanefiye’nin adıyla başlamıştır. Bazı Şia âlimleri ise Muhtar’ın kıyamının İmam Seccad’ın (a.s) emriyle başladığı düşüncesindedir.

Kıyam’ın Hedefi

Muhtar b. Sakafi, Kerbela vakıasında hapiste bulunmaktaydı. Hapisten çıkar çıkmaz İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinden intikam alma işine koyulmuştur. İlk önce Yezid’e Hicaz’da başkaldıran Abdullah b. Zübeyr’e katıldı, ancak kendisiyle aynı düşüncede olmadığını anladı ve ondan ayrılarak kıyamı gerçekleştirmek için Kufe’ye geri döndü.

Abdullah b. Zübeyr’le Birlikteliği

Önceden Abdullah b. Zübeyr’le görüşmeler yapan Muhtar, çevresindekilerin kendisinden Abdullah b. Zübeyr’e biat etmesini istediklerinde, onlara Abdullah ile kendi hedefleri arasında farklar olduğunu söylemiş ve ona biat etmenin maslahata aykırı olduğunu ileri sürmüştür.[1] Ancak çevresindekilerin ısrarı üzerine Abdullah b. Zübeyr’e iki şartla biat etmiştir: birinci şart: Abdullah b. Zübeyr yaptığı işlerde ona danışacak, tek başına kararlar almayacak,[2] ve ona karşı çıkmayacaktır.[3] ikinci şart: hükumetteki en üst makamı Muhtar’a verecektir.[4]

Yezid orduları Mekke’ye saldırdığında ve Abdullah b. Zübeyr kuşatıldığında, Muhtar onun yanında yer almış ve Yezit ordularına karşı savaşmıştır. Bazı kaynakların belirttiğine göre, Muhtar, Abdullah b. Zübeyr’in hile ve aldatmayla iş çevirdiğini[5] ve hilafet iddiasında bulunduğunu gördüğünde, ondan uzaklaşmış ve kıyam hazırlıklarını yapmak üzere Kufe’ye doğru yola çıkmıştır.[6]

Muhammed b. Hanefiye İle Görüşmesi

Muhtar, Kufe’ye doğru yola çıkmadan önce Muhammed b. Hanefiye ile görüşmüş ve kıyam edeceğine dair niyetini ona açıklamıştır. Muhammed b. Hanefiye’den icazet istemiş, o da genel ifadelerle ona izin verdiğini ima etmiş ve ondan takvalı olmasını istemiştir.[7] Belazuri’nin naklettiğine göre ise Muhtar’a sarih bir şekilde izin vermiştir.[8]

Kufe Yolunda

Muhtar, Mekke’den Kufe’ye yola çıktı. Kufe yakınlarındaki İmam Hüseyin (a.s) ve yârenlerinin şehit edildiği yerde durarak ağlamış ve ağıt yakmıştır. Yakınlarda olan Şialar bu sahneyi görmüş ve ona katılmışlardır.[9] Muhtar, Cuma günü Hiyre nehrine varmış ve orada gusül almış, güzel kokular sürmüş, başına sarığını koymuş, kılıcını kuşanmış ve Kinde meydanındaki Sekun camisine gitmiştir. Yolda her nereden geçmişse zafer kazanılacağına dair insanları müjdelemiştir.[10]

Kufe’ye Girişi

Muhtar’ın Kufe’ye girişi Yezid’in ölümünden altı ay sonra ve Ramazan ayının ortasında gerçekleşmiştir.[11] İbni Zübeyr ise Abdullah b. Muti’yi Kufe’ye vali olarak atamıştır.[12]-[13]

Muhtar ve Tevvabin Kıyamı

Muhtar, Kufe’ye girdikten sonra Süleyman b. Surad’ın daveti ve Tevvabin kıyamı ile karşı karşıya kalmıştır. Onu kıyama uygun görmediği için onlarla işbirliği yapmaya yanaşmamıştır. Kufelilere de Süleyman'ın savaş için gerekli donanıma ve savaş taktiklerine sahip olmadığını söylemiştir. Ömer b. Saad da Kufe hâkiminin yanına giderek tevvabinin onlar için bir zarar teşkil etmediğini, bilakis Muhtar’dan korkması gerektiğini ve Kufe için tehlike barındırdığını belirtmiştir.[14] Bu şekilde tevvabin kıyamı sırasında Muhtar, Abdullah b. Zübeyr taraftarlarınca, zindanda bulunmaktaydı.[15]

Tevvabinden Geriye Kalanlar

Tevvabin kıyamı yenilgiye uğradıktan sonra Muhtar, onlardan geriye kalanlara mektup yazarak kendisine davet eder. Onlar da Muhtar’ın davetine olumlu yanıt verip, zindana saldırarak onu hapisten kaçırabileceklerine dair mesaj yollarlar. Muhtar, şimdilik sabretmelerini ve kaç gün içinde normal bir şekilde tahliye edileceğini bildirir. Muhtar, Abdullah b. Ömer’in eşi olan kız kardeşi Safiye binti Ebi Ubeyd’e bir mektup yazarak hapisten çıkması için aracılık etmesini ister. Abdullah b. Ömer teklifi kabul eder, Muhtar’ın serbest bırakılması için gerekli adımları atar ve Muhtar hapisten çıkar.

Kufe Valisine Bağlılık Ahdi

Küfe hâkimi İbrahim b. Muhammed, Muhtar hapisten çıktığında ondan hükümet karşıtı girişimlerde bulunmamasına dair söz alır ve eğer hükumet karşıtı girişimlerde bulunursa bin deve kurban edeceği ve kız erkek tüm kölelerini azat edeceğine dair ondan yemin etmesini ister. Muhtar da yemin eder ve hapisten çıkar.
Hapisten çıktıktan sonra amaçlarım uğrunda bin deve kurban etmem küçük bir şeydir ve yine amaçlarıma ulaşmak için tüm kölelerimin olmamasını yeğlerim demiş ve yoluna devam etmiştir.[16]

Kıyam Hazırlıkları

Hükümet güçleri Muhtar’ı takibe aldıkları için, Muhtar ilkin gizlice adamları aracılığı ile güç toplamaya çalışmıştır. Muhtar’ın elçi ve yakınları şunlardır:

  • Saib b. Malik Eş’ari; Irak Şiilerinin ileri gelenlerinden ve Kum Eş'arilerinin dedesi.
  • Yezid b. Enes.
  • Ahmer b. Şamit.
  • Rufai b. Şeddad; tevvabin kıyamının ileri gelenlerindendi.
  • Abdullah b. Şeddad Beceli; tevvabin kıyamının ileri gelenlerindendi.

Muhammed b. Hanefiye Tarafından Temsilcilik

Muhtar, Kufe’de kendisinin Muhammed b. Hanefiye’nin vekili olduğunu, kendisini emin, vezir ve emir olarak atadığını ve onun tarafından Ehlibeytin (a.s) öcünü almak ve mülhitlerle savaşmak için görevlendirildiğini açıklamıştır.[17]-[18]

Muhtar’ın İddialarındaki Belirsizlik

Bir grup Şia, Sa’r b. Ebi Sa’r Hanefi’nin evinde oturmuştu, Abdurrahman b. Şarih şöyle dedi: “Muhtar, Muhammed b. Hanefiye’nin temsilcisi olduğunu iddia etmektedir. Bizim Medine’ye gidip olaydan haberdar olmamız yerinde olacaktır.”[19]

Kufelilerin Muhammed b. Hanefiye İle Görüşmesi

Başlarında Abdurrahman b. Şarih’in olduğu bir grup Medine’ye giderek Muhammed b. Hanefiye ile görüştü. Görüşmede Muhtar’ın kıyamı ve onun tarafından temsilcisi olup olmadığı soruldu. Muhammed Hanefiye şöyle dedi: “Allah’a andolsun ki Allah kullarından her kim düşmanlarımızdan öcümüzü alırsa, mutlu olurum.”[20]

Allame Meclisi’nin, İbni Nema’dan naklettiğine göre Muhammed b. Hanefiye onları vazifelerinin ne olduğunu öğrenmeleri için İmam Seccad’ın (a.s) huzuruna götürmüştür. İmam Seccad (a.s) onlara şöyle buyurmuştur: “Amcacığım! Eğer Allah kullarından bir kişi bizi himaye etmek için kıyam ederse insanlara ona yardım etmek vacip olur ve ben seni bu konuda elçim olarak atıyorum; öyleyse salah ve doğru olan neyse yap.”[21]

Dışarı çıktıklarında şöyle demişlerdir: İmam Zeynel Abidin (a.s) ve Muhammed b. Hanefiye bize izin verdi.[22]-[23] Böylece Kufe’ye döndüklerinde Muhtar’ı teyit etmişlerdir.[24]-[25]
Muhtemelen bu rivayet, Ayetullah Hoi ve Ayetullah Mamakani gibi bazı büyük Şii âlimlerinin Muhtar’ın kıyamı için ‘Muhtar, İmam Zeynel Abidin’den özel izin almıştır’ demelerine neden olmuştur.[26]-[27]

İbrahim b. Malik Eşter’in Rolü

Muhtar b. Sakafi, kıyamın amacına ulaşması için Şia ileri gelenlerinin önerisini kabul etmiş ve İbrahim b. Malik Eşter’i kıyama davet etmiştir.[28] İbrahim ilk önce kararsız kalmış, ancak Muhammed b. Hanefiye’nin Muhtar’ı destekleyen mektubunu gördükten ve önde gelen bazı Şiilerin mektubu teyit etmelerinden sonra, Muhtar’a biat etmiştir.[29] İbrahim b. Malik Eşter, kıyamın ikinci adamı hüviyeti ile kıyamda önemli rol oynamıştır.

Kıyamın Başlama Tarihi

Kıyamı hazırlayan stratejistler, kıyam tarihini hicretin 66. Yılında Rebiülevvel ayının 14’dünde[30] Perşembe günü olarak belirlemişlerdir, ancak İbrahim b. Malik Eşter’in Kufe ordu komutanı İyas b. Muzarib ile beklenmeyen erken çatışmasında İyas ölmüş ve kıyam tarihi mecburen iki gün erkene yani 12 Rebiyülevvel’e alınmıştır.[31]

Şiar ve Sloganı

Muhtar, Abdullah b. Şeddad’dan “Ya mensur-u ümmet!”[32] diye slogan atmalarını istemiştir. Bu slogan Bedir savaşında[33] ve Mustalik Oğulları Savaşında[34] Hz. Resulullah’ın (s.a.a) sloganı idi. Bir sonraki Şii kıyamında da bu slogan kullanılmıştır. Sonra Zeyd b. Ali’nin[35]-[36], Muhammed Nefsi Zekiyye’nin, İbrahim b. Abdullah’ın da istifade ettiği bir slogandı. Aynı şekilde Muhtar, Süfyan b. Leyla ve Kudame b. Malik’e de “Ya lesarati’l-Hüseyin” yani Hüseyin’in kanını (öcünü) isteyenler” sloganını atmalarını istemiştir.[37]
Daha sonra kıyam aleni olmuş ve birkaç gün sonra meydana gelen savaşta Kufe hakimi Abdullah b. Muti kaçmıştır.[38]-[39] Abdullah b. Muti, kıyama karşı zafer kazanması için Abdullah b. Zübeyr tarafından Kufe hâkimi olarak atanmıştı.

Kufe Sarayına Giriş

Hicretin 66. Yılında Rebiülevvel ayının 15’inde Cuma günü, Muhtar Kufe sarayına girer ve Cuma namazı onun imamlığında kılınır. Kendisi Cuma hutbesinde iki hutbe okumuş ve orada kıyamının amaçlarını halka açıklamıştır. Cuma namazından sonra halktan biat alma töreni düzenlenmiştir.

Hükümetteki Pozisyonların Belirlenmesi

  • Abdullah b. Haris Nehai, -İbrahim b. Malik’in amcası- Ermenistan valisi
  • Muhammed b. Umeyr, Azerbaycan valisi
  • Abdurrahman b. Said b. Kays, Musul valisi
  • İshak b. Mesud, Medain valisi
  • Said b. Huzeyfe b. Yeman, Hilvan valisi
  • Abdullah b. Malik Tai, Kufe kadısı
  • Ebu Umre Keysani, Kufe’nin askeri kuvvet komutanı.

Katillerden İntikam

Suçlunun İsmi Suçu Cezalandırılma Şekli
Ömer b. Sa'd Yezid'in ordu komutanı Kılıçlarla vurulması ve başının kesilmesi
Hafs b. Ömer Sad Babası olan Ömer b. Sa'd'a yardım etmesi Başının kesilmesi
Şimr b. Zi'l-Cevşen Piyade birliklerinin komutanı ve sayısız cinayet Öldürülmesi ve başının kesilmesi
Sinan b. Enes İmam Hüseyin'in başını kesen katil Parmaklarının, el ve ayaklarının kesilmesi ve kazana atılması
Havli b. Yezid Esbehi İmam'ın başını taşıyan ve sayısız cinayet Ateşe atılarak yakıldı
Becdel b. Selim Kelbi İmamın pamaklarını kesmiştir Parmak, el ve ayaklarının kesilmesi
Hermele b. Kâhil Esedi Kerbela'da okçu ve sayısız cinayet El ve ayaklarının kesilmesi ve ateşe atılması
Hekim b. Tufeyl Tai Hz. Abbas'ın katili El ve ayaklarına çivi çakılması ve ok yağmuruna tutulması
Murret b. Munkiz Hz. Ali Ekber'in katili Ellerinin kesilmesi ve ömrünün sonuna kadar felçli kalması
Zeyd b. Rukkad Okçu ve sayısız cinayet taşlanması ve ok yağmuruna tutulması
Amr b. Sabi' Abdullah b. Müslim b. Akil'in katili Mızrak darbeleriyle öldürülmüştür
Malik b. Huşeym Bedai İmamın başlığını yağmalamıştır El ve ayakları kesilmiş ve öldürülmüştür
Abdullah b. Useyyid Cüheni Kerbela'da aktif savaşçı Boynunun vurulması
Haml b. Malik Muharibi Kerbela'da aktif savaşçı Boynu vurulmuştur
Rukad b. Malik Cebeli İmamın mallarını yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Amr b. Halid Beceli İmamın mallarını yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdurrahman b. Cebeli Çadırları ve İmamın elbisesini yağmalamıştır Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdullah b. Kays Holani Savaşa katılması ve malların yağmalanması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Malik b. Beşir Bedi Kerbela'da aktif savaşçı İki el ve ayakları kesilmiştir
Umman b. Halid Cüheni Abdurrahman bin Akil'in katili Boynu vurulmuş ve yakılmış
Ziyad b. Malik Kerbela'da aktif savaşçı ve İmamın şahsi elbisesini yağmalaması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
Abdurrahman b. Ebi Hoşkare Kerbela'da aktif savaşçı ve İmamın şahsi elbisesini yağmalaması Kamuya açık yerde boynunun vurulması
İshak b. Hubet İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Ehnes b. Murşid İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Reca b. Munkiz Abdi İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Salim b. Heyseme İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Vahiz b. Naim İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Salih b. Veheb İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Hani b. Sebib İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi
Useyd b. Malik İmamın naaşı üzerinde at koşturmuştur El ve ayaklarının yere çivilenmesi

İmam Seccad’ın Bedduasının Kabul Olması

Medine’ye giderek İmam Seccad’la (a.s) bir görüşme yapan Minhal b. Amr’ın dediğine göre İmam Seccad (a.s) Muhtar’ın kıyamı hakkında bilgi alıp Kerbela katillerinin öldürülüp öldürülmediğini sorduğunda Hermele b. Kahil’i de sormuştur. Hermele’nin hayatta olduğunu duyunca şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Ateş ve demirin hararet ve sıcaklığını ona tattır.”[40]

İmam Seccad’la (a.s) bir görüşme yapan Beşer b. Galib Esedi de Hz. Seccad Efendimizin (s.a) Hermele’yi lanetle andığını söylemiştir. Minhal b. Amr, Hac ziyaretinden Kufe’ye döndüğünde Hermele’nin ölüm sahnesini yakından müşahede etmiş ve İmam Zeynel Abidin’in (a.s) duasının kabul olduğunu görmüştür.

Ömer b. Sa'd’ın Amannamesi

Hz. Ali’nin (a.s) yakınlarından olan Abdullah b. Cu’de, Muhtar’ın yanına gelerek ondan Ömer b. Sa'd için amanname istemiştir. Muhtar kendince gerekçelerle ona aman vermiştir, ancak ona hiçbir hata ve yanlış yapmamasını ve Kufe’den dışarı çıkmama şartı koşmuştur.

Amannamenin İhlal Edilmesi

Ömer b. Sa’d’ın serbest kalmasından dolayı Muhammed b. Hanefiye’nin rahatsız olduğu haberi Muhtar’a ulaşınca[41] Muhtar, Ömer b. Sa’d’ı öldürme düşüncesine kapıldı. Muhtar, Ömer’in yakınlarının da olduğu bir toplantıda Kerbela vakıasının ana unsurlarından olan Ömer b. Sa’d’ın yakında öldürüleceğinin haberini verdi. Muhtar, amannameye istediği an Ömer’i ele geçirebilecek bir madde eklemişti. O maddede hiçbir hata ve yanlış yapmaması şartı vardı. İmam Muhammed Bakır (a.s) bu maddenin açıklaması hakkında şöyle buyurmuştur: Muhtar’ın hata ve yanlıştan maksadı abdesti batıl eden şeylerdi.[42] Muhtar, Ebu Umre’yi Ömer’i öldürmesi için evine gönderdi. Ebu Umre, Ömer’i öldürdükten sonra kesik başını Muhtar’a götürdü.

Şam Hükümeti İle Savaş

Kufe’de bulunan Kerbela şehitlerinin katillerinin çoğu öldürülmüş, ancak az bir kısmı kaçmayı başarmıştır. Muhtar, daha sonra Kerbela vakıasının ana unsurları olan Emevilere karşı harekete geçme kararı aldı. Bazı rivayetlerde İmam Hüseyin’in (a.s) katillerini öldürdükten sonraki Muhtar’ın, en büyük arzusu, İbrahim b. Malik Eşter komutasında bir orduyu Şam’a göndermekti.[43]

İbrahim b. Malik’in Gönderilmesi

İmam Hüseyin’in katilleri öldürüldükten sonra İbrahim, hicretin 66. Yılında zilhicce ayında Şam’a doğru yola çıktı. Muhtar, İbrahim komutasındaki orduya belli bir noktaya kadar eşlik etmiştir.[44]-[45]Öte yandan Ubeydullah b. Ziyad, İbrahim b. Malik’in ordusuna karşı koymak için yola çıktı. İki ordu Musul yakınlarında karşı karşıya geldi.

İbrahim’in ordusu 8 bini İranlı 4 bini Arap olmak üzere 12 bin kişilik bir ordudan oluştuğu rivayet edilmekte[46], bazıları ise 20000 binle 30000 bin arasında olduğunu söylemektedir.[47]

İbni Ziyad’la Karşı Karşıya Geliniyor

İbrahim b. Maliki Eşter’in 12 bin kişilik ordusu İbni Ziyad’ın 80 bin kişilik[48] ordusu ile Musul yakınlarında karşı karşıya gelir. İbrahim b. Malik’in zaferi ile sonuçlanan bu savaşta İbni Ziyad, Husayn b. Numeyr ve Şureyhbil b. Zil-Kila gibi önemli isimler öldürülür.[49] Ubeydullah b. Ziyad’ın ölümü bir sonraki yılın Aşura günü gerçekleşmiştir.[50]

Kerbela faciasının en önemli isimlerinden biri olan Ubeydullah b. Ziyad bu şekilde öldürülmüş, bedeni ateşe verilerek yakılmıştır.[51] Başı Muhtar’a gönderilmiş, Muhtar da Medine’ye İmam Seccad (a.s) ve Muhammed b. Hanefiye’ye göndermiştir.[52]

İbni Ziyad’ın Başı Medine’de

İbni Ziyad’ın kesik başı İmam Seccad’ın (a.s) huzuruna götürülünce İmam o esnada yemek yemekteydi. İmam İbni Ziyad’ın kesik başını görünce şöyle buyurdu:

“Bizi İbni Ziyad’ın yanına götürdüklerinde, İbni Ziyad yemek yemekle meşguldü ve babamın başı karşısında durmaktaydı. Dedim ki: ‘Allah’ım! İbni Ziyad’ın kesik başını görmeyene kadar canımı alma.”[53]

Haşebiye Ordusu

Abdullah b. Zübeyr, Muhammed b. Hanefiye, Abdullah b. Abbas ve aralarında Hasan Müsenna’nın da olduğu Haşim Oğulları’ndan 17 kişiyi Şe’bu Arim adlı mağarada hapsederek, kendisine biat etmemeleri durumunda hepsini yakacağı tehdidinde bulundu. Muhammed b. Hanefiye, Muhtar’a bir mektup yazarak ondan yardım etmesini istedi. Muhtar da ellerinde yalnızca çubuk olan bir grubu Mekke’ye gönderdi. Zaten bundan dolayı onlara Haşebiye (çubukçular) denmiştir.[54] Ordunun kılıçlarla değil, çubuklarla Mekke’ye gönderilmesinin nedeni Mekke’nin saygınlığını korumak içindi.[55]

Mus’ab ve Muhtar’ın Savaşı

İmam Hüseyin’in (a.s) katillerinden bir grup kaçmayı başarmıştı. Onların başında Muhammed b. Eş’as ve Şebes b. Rabii bulunmaktaydı. Bu kişiler Basra’ya kaçmış ve Muhtar’la savaşması için Mus’ab b. Zübeyr’i tahrik etmekteydiler.

Kufe Dışında Savaş

İki grup ilk önce mezar denilen yerde karşı karşıya geldi. Muhtar Sakafi’nin ordu komutanı Ahmer b. Şumeyt yardımcısı Abdullah b. Kamil ve Ebu Umre Keysan idi. Mus’ab b. Zübeyr’in ordu komutanı kendisi ve Muhlib b. Ebi Safre idi. Bu savaşta Muhtar’ın ordusu ağır bir yenilgi aldı, İbni Şumeyt, İbni Kamil ve Ebu Umre ve çok sayıda İranlı öldü.

Sonra savaş Muhtar’ın komutanlığında Kufe dışında devam etti. Bu savaşta da Muhtar’ın ordusu ağır bir yenilgi aldı ve Kufe’ye doğru geri çekildi. Bu savaşta Muhammed b. Eş’as öldürüldü.

Kufe İçinde Savaş

Mus’ab’ın ordusu Kufe içlerine doğru ilerlemeye devam etti ve içeride de yapılan çatışmaların ardından Muhtar’ın ordusunu yenilgiye uğratarak Daru’l-İmareyi kuşatmaya aldılar. Muhtar’la birlikte 6000 kişi içeride mahsur kaldı. Muhtar onlardan düşmana saldırmalarını ve onurları ile ölmelerini istedi, ancak onlar kabul etmediler.

Muhtar’ın Öldürülmesi

Muhtar 19 kişi ile birlikte dışarı çıktı ve adil olmayan bir çatışma sonucu öldürüldü. Bu hadise Ramazan ayının 14’ünde hicretin 67’sinde gerçekleşti.[56] Muhtar’la birlikte bugün Hucr b. Adiy’nin oğulları Abdullah ve Abdurrahman[57] ve Kum Eşe’arilerinin ceddi olan Saib b. Maliki Eş’eri gibi kişiler de öldürülmüştür.[58]

Kuşatmaya Alınanların Akıbeti

Muhtar’ın isteğine karşı gelerek onurları ile savaşmaya yanaşmayan 6 bin kişilik grubun tamamı tutuklanmış ve boyunları vurulmuştur.[59] Günlerden bir gün Mus’ab, Abdullah b. Ömer’in yanından geçerken, Abdullah b. Ömer ona ‘sen bir günde kıble ehlinden 6000 kişiyi öldüren adamsın’, dedi. Mus’ab onların kâfir olduklarını iddia etti. Bunun üzerine Abdullah şöyle demiştir: “eğer babandan sana miras kalan bu kadar sayıdaki koyunları bile öldürmüş olsaydın o bile haram ve israftı, kaldı ki öldürdüklerin Müslümanlardı.”[60]-[61]

Muhtar’ın Eşinin Öldürülmesi

Mus’ab, tüm esirleri öldürdükten sonra Muhtar’ın iki eşi olan Samre binti Cundeb’in kızı Ümmü Sabit ve Numan b. Beşir’in kızı Umre’nin peşine düşmüştür. Onları tutukladıktan sonra onlardan Muhtar’a küfür ve hakaret etmelerini istedi.[62] Ümmü sabit dediğini yaparak serbest bırakıldı, ama Umre ‘Allah ona rahmet etsin. O Allah’ın salih kullarından bir kuldu’ dedi. Bunu duyan Mus’ab onun öldürülme emrini verdi. Matar adlı bir kişi onu öldürmüştür. Yakubi şöyle yazmaktadır: “Mus’ab, Muhtar’ın eşi Umre’den Muhtar hakkındaki görüşünü sorduğunda o, Muhtar’ı iyilikle anmış ve şöyle demiştir: ‘İnnehu kane takiyyen, nakiyyen, siyamen’ ; ‘O takvalı, temiz ve çok oruç tutan biriydi.’ Bunun üzerine Mus’ab onun öldürülmesini emretmiştir. İslam’da boynu vurularak öldürülen ilk kadın Umre olmuştur.”[63]

Kaynakça

  1. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 378.
  2. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 907.
  3. Tarih İbni Haldun, c. 2, s. 37.
  4. Tarih Taberi, c. 5, s. 575.
  5. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 317.
  6. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 910.
  7. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 380.
  8. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 380.
  9. El-Kamil, c. 4, s. 174.
  10. Tarih Taberi, c. 5, s. 578.
  11. Tarih-i İbni Haldun, c. 2, s. 43.
  12. Aferineş ve Tarih, c. 2, s. 911.
  13. Tarih-i İbni Haldun, c. 2, s. 44.
  14. El-Kamil, c. 4, s. 172.
  15. Emtau’l-Esma, c. 12, s. 251.
  16. Tecaribu’l-Umem, c. 2, s. 137.
  17. Emtau’l-Esma, c. 12, s. 250.
  18. Tarih-i İslam, c. 5, s. 62.
  19. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 384.
  20. Tarih Taberi, c. 6, s. 14.
  21. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 365.
  22. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 365.
  23. Riyadu’l-Esrar fi Menakibu’l-Eimmeti’l-Ethar, c. 1, s. 298.
  24. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 384.
  25. Tarih-i Taberi, c. 6, s. 14.
  26. Mu’cemu’r-Rical, c. 18, s. 100.
  27. Tenkihu’l-Mekal, c. 3, s. 101.
  28. Tarih Taberi, c. 6, s. 15.
  29. Tarih Taberi, c. 6, s. 16.
  30. Tecaribu’l-Umem, c. 2, s. 147.
  31. Tarih-i Taberi, c. 7, s. 183.
  32. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 309.
  33. Tabakat, c. 2, s. 10; Emtau’l-Esma, c. 12, s. 250.
  34. El-İstiab, c. 2, s. 656.
  35. Taberi, c. 7, s. 183.
  36. Makatil, s. 133.
  37. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 390.
  38. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 392.
  39. Taberi, c. 6, s. 27.
  40. Keşfu’l-Gumme fi marifeti’l-Eimme, c. 2, s. 112.
  41. Tarih Taberi, c. 6, s. 62.
  42. Tarih Taberi, c. 6, s. 61.
  43. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 323.
  44. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 323.
  45. El-Emali, Şeyh Tusi, s. 240.
  46. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 334.
  47. El-Ahbaru’t-Tival, s. 293.
  48. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 363.
  49. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 426.
  50. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 383.
  51. Ensabu’l-Eşraf, c. 6, s. 426.
  52. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 386.
  53. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 336.
  54. Ensabu’l-Eşraf, c. 3, s. 284.
  55. El-Kamil, c. 4, s. 251.
  56. Tarihi Kum, s. 290.
  57. El-İsabe, c. 2, s. 34.
  58. Tarihi Kum, s. 290.
  59. El-Muntezim, c. 6, s. 66.
  60. El-Bidayet ve’n-Nihayet, c. 8, s. 289.
  61. Ensabu’l-Eşraf, c. 63, s. 445.
  62. Ahbaru’t-Tival, s. 309.
  63. Tarihi Yakubi, c. 2, s. 264.

Bibliyografi

  • İbni Esir, Ali b. Ebu’l-Kerem, el-Kamil fi’t-Tarih, Beyrut, Daru sadır, Beyrut, m. 1965.
  • İbni Hacer Askalani, el-İsabet fi Temyizi’s-Sahabe, araştırma: Şeyh Adil Ahmed Abdulvucüt ve Şeyh Ali Muhammed Muavvez, birinci baskı, Beyrut, daru’l-kutubu’l-ilmiyye, k. 1415.
  • İbni Haldun, el-İber Tarih-i İbni Haldun, tercüme: Abdulmuhammed Ayeti, müessese mutalaat ve tahkikat Ferhengi, birinci baskı, ş. 1363.
  • İbni Kesir, İsmail b. Ömer, el-Bidayet ve’n-Nihayet, Beyrut, daru’l-fikr, 1986.
  • İbni Muskeveyh, Ebu Ali er-Razi, Tecaribu’l-Umem, tahkik: Ebu’l Kasım İmami, Tahran, suruş, ikinci baskı, ş. 1379.
  • Erbili, Ali b. İsa b. Ebi’l Feth, Keşfu’l-Gumme fi Marifeti’l-Eimme, Beyrut, daru’l-Adva, k. 1405.
  • Belazuri, Ahmed b. Yahya Cabir, Ensabu’l-Eşraf, araştırma: Suheyl Zekar ve Riyad Zerkuli, Beyrut, daru’l-Fikr, k. 1417.
  • Cezairi, Seyyid Nimetullah, Riyadu’l-Ebrar fi menakibi’l-Eimmeti’l-Ethar, müessese Tarih-i Arabi, Beyrut, k. 1427, birinci baskı.
  • Hoi, Ebu’l Kasım, Mu’cemu’l-Hadis ve Tefsil Tabakatu’r-Ruvat, merkez-i neşri es-sekafeti İslamiye, Kum.
  • Tusi, Muhammed b, el-Hasan, El-Emali, Tusi, daru sikafet, Kum, birinci baskı, k. 1414.
  • Kummi, Hasan b. Muhammed, Tarihi Kum, tercüme: Hasan b. Ali b. Hasan Abdulmelik Kummi, tahkik: Seyyid Celaleddin Tahrani, Tahran, Tus, ş. 1361.
  • Mamakani, Abdullah, Tenkihu’l-Mikal fi ilmi’r-Rical, murtazeviye matbaası, Necef, k. 1349.
  • Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, daru ihya turas el-arabi, k. 1403, ikinci baskı.
  • Mukaddesi, Mehter b. Tahir, Aferineş ve Tarih, tercüme: Muhammed Rıza Şefii Kedkeni, Tahran, birinci baskı, ş. 1374.
  • Mukrizi, Takiyuddin Ahmed b. Ali, Emtau’l-Esma bima li-Nebi mine’l-Ehval ve’l-Emval ve’l-Hifdet ve’l-Meta, araştırma: Muhammed Abdulhamid el-Nemisi, Beyrut, daru’l-kutubu’l-ilmiye, birinci baskı, 1999.
  • Yakubi, Ahmed b. Ebi Yakub, Tarihi Yakubi, Beyrut, daru sadır.