Şehadet

WikiShia sitesinden
(Şehit sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Şehadet (Arapça: الشهادة), cihatla bir bütün olan bu terim Allah yolunda ölmek anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim bu öğretiden defalarca bahsetmiştir. Kur’an ayetlerine göre, Allah yolunda ölmüş kişi şehit ve diridir; onu ölü olarak adlandırmak doğru değildir. İslami hadislerde şehadet en üstün ibadetlerden sayılmıştır. Kerbela vakıası ve İmam Hüseyin’in (a.s) şehadeti, Şiaların nezdinde şehadet makamını daha da güçlendirmiştir. Çok sayıda Şia, Hz. Fatıma’nın (s.a) şehit olduğuna inanmakta ve nakledilen bazı hadislere göre tüm Masum İmamlar (a.s) şehit olmuşlardır.

İslam yolunda ilk şehit olan kişi, Ammar Yasir’in annesi Sümeyye’dir. Hz. Sümeyye’yi Ebu Cehil şehit etmiştir. Seyyid-i Şüheda (şehitlerin efendisi) lakabı, Uhud savaşından sonra Hz. Peygamber Efendimizin amcası Hz. Hamza’ya verilmiş, ancak Kerbela vakıasından sonra genellikle Seyyid-i Şüheda’dan maksat Hz. İmam Hüseyin Efendimizdir.

Şehadetin Anlamı

Allah yolunda ölen kişiye neden şehit dediklerine dair bazı görüşler ileri sürülmüştür. Onlardan bazıları şunlardan ibarettir:

  • Allah’ın rahmet melekleri, onun (şehidin) fedakârlık ve canını feda edişine şahittirler;
  • Allah ve melekleri onun cennette girdiğine şehadet etmektedirler;
  • Kişi şehit olurken toprağa (şahide) düşer (yerin adlarından biri “şahide”dir ve kıyamet günü şahitlik yapacaktır. Dolayısıyla şehit yere düşünce toprak (yer) ona şahitlik eder);
  • Şehit, Allah katında diri ve hazırdır;
  • Şehit, Allah’ın mülk ve melekûtunu müşahede etmektedir.[1]-[2]

Önem ve Konumu

Kur’an-ı Kerim’in şehitleri ve şehadet makamını övmesi, İslam dininde şehadet öğretilerine verilen önem ve şehadet makamının savunulması, eski zamanlardan beri Müslümanların nezdinde, şehadetin özel bir yerinin olduğunu ortaya koymaktadır.

İslam kültüründe şehadet işlerin değerini ölçen bir ölçü birimi gibidir. Müslümanlar bazı fiil ve eylemlerin değerini göstermek için onları şehadetle mukayese etmektedirler. Örneğin bazı hadislerde, kişinin onuruyla çalıştığı sırada veya geçimini temin etme yolunda ölmesi, şehadet derecesinde sayılmıştır. Çağımız İslam toplumlarında da şehadet istemi, dini ve manevi bir değer olarak bilinmektedir. Sömürgeci güçlere karşı mücadele ve işgal edilmiş Filistin topraklarının özgürlüğüne kavuşturulması gibi Müslümanların özgürlük taleplerinde de bu öğreti çokça kullanılmaktadır. Filistin’in özgürlüğü konusunda canını verenler, şehit sayılmaktadır. İran’da da İran İslam Devriminin zaferi için veya emperyalistler tarafından Irak’ın İran’a saldırtılması ile başlayan sekiz yıllık savaşta İran’ı ve topraklarını savunurken ölenler de şehit sayılmaktadır. İslam düşmanlarına karşı düzenlenen İstişhat eylemleri de çağımızda karşılaşılan şehadetle ilintili konulardandır.

Kur’an’da

  • Kur’an-ı Kerim’in müminlere İslam ve İslam toplumlarının can verme fedakârlığına ihtiyaç duyduklarında, bunun için tereddüt etmemelerini tavsiye etmiştir. Bazı Müslümanların cihat meydanlarından kaçma eğilimlerinin nedeni dünyevidir. Kur’an-ı Kerim, Allah’la alış verişi gündeme getirmekte ve Müslümanlara geçici dünya malını biriktirme yerine, canlarını ebedi cennet karşılığında satmalarını emretmektedir.[3]-[4]
  • Kur’an-ı Kerim’in ifadesine göre, Allah yolunda öldürülmüş olanlar[5] ölü olarak adlandırılmamalı ve bunun yanlış bir anlayış olduğu; şehitlerin diri oldukları ve Allah katında rızıklandıkları belirtilmektedir.[6]
  • Ahzab suresinin 23. Ayeti kerimesinde, Allah yolunda sadık bir şekilde canlarını verenler gündeme getirilmiş ve bu kişiler övülmüştür.[7]

Dualarda

Dualarda, akıbetin şehadetle sona ermesi[8]-[9]-[10], Hz. Resulullah’ın (s.a.a) bayrağı altında şehit olmak[11], en kötü insanların eliyle öldürülmek[12] ve en onurlu bir şehadeti[13] Allah’tan talep etmek tavsiye edilmiştir.

Şehadetin Avantaj ve Üstünlükleri

Hadislerde, şehitler için bazı avantaj ve üstünlükler zikredilmiştir:

  • Kıyamette şefaat edeceklerden biri de şehitlerdir. Kıyamet günü üç grup şefaat etmek için kalkacak ve Allah’ta onların şefaatini kabul edecektir: Peygamberler sonra alimler ve sonra şehitler.[14]-[15]
  • Fıkıhta açıklanan şartlarıyla kişi şehit[16] olmuşsa gusül ve kefene ihtiyaç duyulmaz ve üstündeki kıyafeti ile toprağa gömülür.
  • Şehit hesapsız olarak cennete girer. Bazı hadislerde kul hakkı bundan istisna edilmiştir.
  • Şehit kıyamet günü, cennete girecek ilk kişilerden olacaktır.[17]

İslam’da İlk Şehit

İslam’ın ilk şehidi, Peygamber Efendimizin (s.a.a) ashabından, Ammar bin Yasir’in babası ve Sümeyye bint Hayat’ın eşi Yasir bin Amir’dir. Yasir bin Amir, ilk Müslümanlardan ve İslam’ın ilk şehididir. Müşriklerin işkenceleri sonucunda şehadete ermiştir. Yaşlı olmasına rağmen, en ağır işkencelere dayanmış ve sonunda bu ağır işkenceler sonucunda şehit olmuştur.[18]

Seyyid-i Şüheda

Seyyid-i Şüheda (şehitlerin efendisi) lakabı, Uhud savaşından sonra Hz. Peygamber Efendimizin amcası Hz. Hamza’ya verilmiş bir lakaptır. Ancak Şialar, Kerbela vakıasından sonra Seyyid-i Şüheda lakabını Hz. İmam Hüseyin Efendimiz için kullanmaktadırlar.

Ehlibeyt İmamlarının Şehadeti

Tıpkı bazı kaynaklara binaen, Şia ulemalarının inancına göre tüm Şia İmamları şehit olmuşlardır. Bu görüş, İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen rivayete dayandırılmaktadır. Dolayısıyla (tarihi kanıtlar da bunu ortaya koymaktadır) tüm Ehlibeyt İmamları (a.s) şehit olmuşlardır.[19]

İmamın İsmi Şehadet Nedeni Katil Şehadet Günü Şehadet Yılı
İmam Ali Kılıç Darbesi İbn Mülcem Muradi 21 Ramazan Hicri 40
İmam Hasan Zehir Eşi Cu'de 28 Safer Hicri 50
İmam Hüseyin Kılıç ve Mızrak Darebeleri Havli veya Şimr 10 Muharrem Hicri 61
İmam Seccad Zehir Velid bin Abdulmelik'in emri ile 25 Muharrem Hicri 95
İmam Bakır Zehir Hişam bin Abdulmelik'in emri ile 7 Zilhicce Hicri 114
İmam Sadık Zehir Mansur Devanaki 25 Şevval Hicri 148
İmam Kazım Zehir Sindi bin Şahik Harun Reşid'in emri ile 25 Recep Hicri 183
İmam Rıza Zehir Abbasi Halifesi Memun Sefer'in sonu Hicri 203
İmam Cevad Zehir Mu'tesim Abbas'ın adamlarından biri veya Memun'un kızı Ümmü Fazıl Zilkade'nin sonu Hicri 220
İmam Hadi Zehir Abbasi Halifesi Mu'tez Billah'ın emri ile 3 Recep Hicri 254
İmam Hasan Askeri Zehir Abbasi Halifesi Mu'temid Billah'ın emri ile 8 Rebiülevvel Hicri 260

Hadislerde Şehadet

  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her iyiliğin üstünde insanın Allah yolunda öldürülmesine kadar bir iyilik vardır. İnsan Allah yolunda öldürülünce o iyilikten daha üstün bir iyilik yoktur.”[20]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “En şerefli ölüm şehadettir.”[21]
  • İmam Zeynel Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah nezdinde şu iki damladan daha sevimli hiçbir damla yoktur. Allah yolunda dökülen kan damlası ve kulun gece yarısı aziz ve celil olan Allah için döktüğü göz yaşı damlası.”[22]
  • İmam Ali (a.s) Malik Eşter’e yazdığı mektubunun sonunda şöyle buyurmuştur: “Rahmetinin genişliğine, yüce kudretine ve her isteneni vermesine dayanarak, senin ve benim ömrümü saadet ve şahadetle tamamlamasını diliyorum.”[23]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben Allah yolunda savaşmayı sonra öldürülmeyi, yeniden savaşmayı sonra yine öldürülmeyi ve yeniden savaşmayı ve öldürülmeyi seviyorum.”[24]
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki ben hak üzereyim ve şüphesiz şehadeti seviyorum.”[25]
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizler eğer öldürülmeseniz de öleceksiniz. Ali’nin canı elinde olana andolsun ki başa inen bin kılıç darbesi yatakta ölmekten daha kolaydır.”[26]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse öldükten sonra Allah nezdinde hayırdan nasiplenmez, kendisine bütün dünya verilse dahi dünyaya dönmekten mutlu olmaz. Sadece şehit şehadetin faziletini bildiği için yeniden dönmeyi ve dünyada öldürülmeyi arzu eder.”[27]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim gerçekten şahadeti arzularsa ona her ne kadar şahadete erişmese de (sevabı) verilir.”[28]

Kaynakça

  1. Dairetu’l-Maarif, c. 10, s. 622.
  2. Mecmeu’l-Bahreyn, c. 3, s. 81.
  3. “Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” Al-i İmran, 157.
  4. “Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” Tövbe, 111)
  5. “Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
  6. “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler” (Al-i İmran, 169)
  7. “Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir.” (Ahzab, 23)
  8. “Sonumuzu saadet ve senin yolunda şehadetle sonlandır.” Biharu’l-Envar, c. 95, s. 368.
  9. “Ölümümüzü bütün şerlerden kurtarıcı karar kıl ve amelimizi şehadetle sonlandır.” Biharu’l-Envar, c. 91, s. 239.
  10. “Allah’ım! Sonumuzu şehadet ve rahmetle sonlandır.” Biharu’l-Envar, c. 94, s. 376.
  11. وَ أَسْأَلُکَ أَنْ تَجْعَلَ وَفَاتِی قَتْلًا فِی سَبِیلِکَ مَعَ أَوْلِیائِکَ تَحْتَ رَایةِ نَبِیک Biharu’l-Envar, c. 94, s. 261.
  12. فَإِذَا کَانَ مَا لَا بُدَّ مِنْهُ الْمَوْتُ فَاجْعَلْ مَنِیتِی قَتْلًا فِی سَبِیلِکَ بِیدِ شِرَارِ خَلْقِکَ مَعَ أَحَبِّ خَلْقِکَ إِلَیکَ مِنَ الْأُمَنَاءِ الْمَرْزُوقِینَ عِنْدَکَ یا أَرْحَمَ الرَّاحِمِین Biharu’l-Envar, c. 94, s. 332.
  13. وَ ارْزُقْنِی أَشْرَفَ الْقَتْلِ فِی سَبِیلِکَ أَنْصُرُکَ وَ أَنْصُرُ رَسُولَکَ أَشْتَرِی الْحَیاةَ الْبَاقِیةَ بِالدُّنْیا Biharu’l-Envar, c. 94, s. 239.
  14. Gurbu’l-Esnad, c. 1, s. 31.
  15. Sefinetu’l-Bihar, c. 4, s. 513.
  16. Er-Ravzatu’l-Behiyyet fi Şerhi’l-Lüm’etu’d-Dımeşkiye, c. 1, s. 126, 127.
  17. [عیون أخبار الرضا علیه‌السلام ] بِالْأَسَانِیدِ اَلثَّلاَثَةِ عَنِ اَلرِّضَا عَنْ آبَائِهِ ع قَالَ قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ صأَوَّلُ مَنْ یدْخُلُ اَلْجَنَّةَ شَهِیدٌ وَ عَبْدٌ مَمْلُوک أَحْسَنَ عِبَادَةَ رَبِّهِ وَ نَصَحَ لِسَیدِهِ وَ رَجُلٌ عَفِیفٌ مُتَعَفِّفٌ ذُو عِبَادَةٍ. Biharu’l-Envar, c. 71, s. 144.
  18. Emin, A’yanu’ş-Şia, c. 8, s. 272; Mukaddesi, el-Bedau ve’t-Tarih, c. 2, s. 793.
  19. Bkz. İ’lamu’l-Vera bi-İ’lami’l-Huda, c. 2, s. 131, 132.
  20. el-kafi, 2/374/4.
  21. Bihar, 100/8/4.
  22. Bihar, 10/16.
  23. Nehc’ul Belağa, 53. mektup.
  24. Sahih-i Muslim, 1876.
  25. Şerh-u Nehc’il Belağa İbn-i Ebi’l-Hadid, 6/100.
  26. İrşad, Mufid, 1/238.
  27. Sahih-i Muslim, 1877.
  28. Sahih-i Muslim, 1908.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Bestani, Batrus, Dairetu’l-Maarif, Kamus Amm Likulli fen ve Matlab, Beyrut, Daru’l-Marifet.
  • Humeyrni, Abdullah bin Cafer, Kurbu’l-Esnad, Neyneva, Tahran.
  • Hüseyni Deşti, Seyyid Mustafa, Maarif ve Maariif, Dairetu’l-Maarif Camiu İslami, Tahran, Müessese Ferheng Araye, ş. 1379.
  • Şerif Razi, Muhammed bin Hüseyin, Nehcu’l-Belaga, tercüme: Cafer Şehidi, intişarat ameli ferhengi, Tahran, 1378.
  • El-Cebelu’l-Amuli, Zeynuddin, er-Ravzatu’l-Behiyye fi Şerhi’l-Lüm’eti’d-Dimeşkiye, tahkik: Seyyid Muhammed Kalanteri, Kum, Ayetullah uzma Meraşi Necefi kütüphanesi.
  • Tabersi, el-Fazıl bin Hasan, İ’lamu’l-Vera bi-İ’lami’l-Huda, Kum, müessese Alilbeyt li-İhya et-Turas, k. 1417.
  • Tureyhi, Fahrettin bin Muhammed, Mecmeu’l-Bahreyn, muhakkik: Ahmed Hüseyni Eşkeveri, Murtezevi, Tahran, ş. 1375.
  • Kummi, Abbas, Sefinetu’l-Bihar ve Medinetu’l-Hikem ve’l-Asar maa Tatbiki’n-Nususu’l-Varidet fiya ale’l-Bihari’l-Envar, Usvet, Kum.
  • Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu’l-Envar, el-Camietu Li-Durer Ahbari’l-Eimmeti’l-Ethar, Muhakkik, Muhammed Bakır Mahmudi ve Abdu’z-Zehra Alevi, Daru İhya et-Turas el-Arabi, Beyrut, h. 1404.