Cihad

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Füru-u Din

Namaz

Farz: Günlük Namazlar • Cuma Namazı • Bayram Namazı • Ayat Namazı • Meyyit Namazı

Müstahap: Gece Namazı • Gufeyle Namazı • Caferi Tayyar Namazı


Diğer İbadetler
Oruç • Hums • Zekat • Hac • Cihad • Emr-i Bi'l Ma'rûf Ve Nehy-i Anil Münker • Tevalla • Teberra


Taharet Hükümleri


Abdest • Gusül • Teyemmüm • Necaset • Mutahhirat


Medeni Hükümler
Vekalet • Vasiyet • Zemanet • Kefalet • İrs


Aile Hükümleri
Evlilik • Geçici Evlilik • Çok Eşlilik • Mehir • Emzirmek • Cinsel İlişki • İstimta • Nüşuz • Talak


Yasama Hükümleri
Kazavet • Diyat • Hudud • Kısas


İktisadi Hükümler
Alış Veriş (Bey') • İcare • Borç • Faiz


Diğer Hükümler
Sadaka • Adak • Taklid • Yiyilecek ve İçilecekler • Vakıf


İlgili Konular
Bulüğ • Fıkıh • Şeri Hükümler • Tavzihu'l Mesail
Farz • Haram • Müstahab • Mubah • Mekruh

Cihad (Arapça: جهاد), insanın can, mal ve diğer varlıkları ile Allah yolunda mücadele etmesini ifade eden İslami bir öğretidir. Terim olarak İslam’ın yayılması veya savunulması amacı ile savaş ve mücadele etmek anlamına gelir. Kur’an ayetlerine göre, Allah yolunda can ve malını feda eden herhangi birisi, Allah nezdinde diğer Müslümanlardan daha üstündür ve Allah Teâlâ onlara cenneti müjdelemiş ve şehadet makamı vermiştir. Cihad, fıkıh kitaplarının önemli bablarından birini oluşturur. Şia kültüründe cihad ve şehadet İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamı ile bütünleşmiştir. Son yıllarda İslamofobi’nin yanı sıra aşırı unsurların bazı huşunet ve şiddet eylemleri cihat öğretilerine saldırıların temel kaynağını oluşturmuştur.

Ribat” veya “Murabate” (sınır muhafızlığı) de cihad konusu ile ilişkili ve bazı yerlerde –hadislerin esasına göre- onun mısdaklarındandır.

Sözlük ve Terim Anlamı

Cihad, “c-h-d” kökünden türemiş ve meşakkat, çaba gösterme, gayret etme, işinde mübalağa etmek, güç ve bir şeyin sonuna varmak anlamında kullanılır.[1] Dinî metinlerdeki en önemli terminolojik anlamı, genel kullanıldığı anlamında olduğu gibi bir çeşit çaba sarf etmektir, yani Allah yolunda can, mal ve diğer varlıkları ile İslam’ın yayılması yahut savunulması amacıyla gayret etmek anlamına gelir.[2]

Dinî metinlerde, bu özel ve terminolojik anlamının yanı sıra cihat has ve umumi anlamında da çok defalar kullanılmıştır. Örneğin “Cihad-ı Ekber” şeytan ve nefsine karşı mücadele eden mücahitler için kullanılmıştır.[3]

Hadislerde bazı işler cihatla aynı ayarda tutulmuştur. Bunun nedeni muhtemelen o işlere biçilen değerden ötürüdür. Örneğin: Emr-i bi’l maruf ve nehi anil münker, zalim sultan ve yönetici karşısında adaleti konuşmak, erkeklerin güzel sünnetleri toplumda ihya etmesi için çaba sarf etmesi, kadının kocasına iyi eş olması ve erkeğin ailesi için helal rızk peşinde koşması.[4]

Cihadın Teşrii Edilmesi

Cihat hükmü Medine’de teşrii edildiği için Mekke’de nazil olan cihat ve türevleri ile ilgili ayetler genel ve sözlük anlamında kullanılmıştır.[5] Cihadın farz kılındığıyla ilgili nazil olan ilk ayet, savunma cihadıyla ilgilidir. Bu ayet hicretin ikinci yılında nazil olmuş ve Müslümanlara müşriklerin saldırıları karşısında kendilerini savunma izni vermiştir.[6] Bakara, Enfal, Al-i İmran, Tevbe ve Ahzab sureleri başta olmak üzere Medeni surelerin birçoğu cihat ve onunla ilgili konulara değinmiştir.[7] Bu ayetlerin nüzul sebeplerinin analiz ve tahlilinde ve Hz. Peygamber Ekrem’in (s.a.a) temel amacı bilhassa savaş ve barışın felsefe ve hikmeti unutulmamalıdır.

Mekke’nin fethinden sonra hicretin sekizinci yılında, görünüşte tüm müşriklerle tüm zaman ve mekânlarda savaşmaya delalet eden bir ayet nazil oldu.[8] Bazı müfessir ve fakihler, bu ayetlerin, özellikle adına “seyf” ayeti[9] denilen Tevbe suresinin 5. ayeti ve başka ayetler bir şekilde müşriklerle müdara edilmesine delalet eden ayetleri[10] nesh ettiğini ileri sürmüşlerdir[11] Bazı oryantalistler de görünüşte Müslümanları Ehl-i kitap gibi müşriklerle her zaman ve mekânda cihada davet eden ayetlerin varlığı görüşüne katılarak düşmanların fitneleri gibi has şartlarda cihadı farz sayan geride kalan ayetlerin, mensuh ayetler olduklarını söylemişlerdir.[12] Buna karşın, neshe karşı çıkanlar Kur’an ayetlerinin nesh kuralları ve ayetlerin nüzul sebepleri göz önünde bulundurulduğunda o ayetlerin nesh olmasına imkân yoktur, demişlerdir.[13]

Cihadın Fazileti

Ayet ve hadislerde cihadın dünyevi ve uhrevi bazı faziletlerine değinilmiştir:

Kur’an Ayetleri

Kur’an ayetlerine göre[14] Allah yolunda can ve malını feda eden herhangi birisi, Allah katında diğer Müslümanlardan daha üstündür ve Allah onlara cenneti müjdelemiş ve şehadet makamına nail olacaklarını buyurmuştur.[15] Kur’an-ı Kerim’e[16] göre, cihat için insana mani olan en büyük engellerin kişinin aile, mal ve evine bağlılığıdır. Aynı şekilde cihada yüz çevirenlerin fasık olduklarını ve onlar için ilahî azabı vaat etmiştir. Dolayısıyla Kur’an, zafer yalnızca Allah’ın elindedir[17] ve Allah ve Peygamberinin emrine itaat etmek, niza ve tefrikadan uzak durmak, sabır ve istikamet göstermek ve düşmandan kaçmamak cihadın en önemli hükümlerinden saymaktadır.[18] Kur’an ayetlerine göre [19] mücahitler sabır ve istikametleri ölçüsünde Allah’ın gaybi yardımlarından yararlanmaktadırlar.[20] Mücahitlere sükûnet ve huzur bahşedilmesi ve kâfirlerin kalplerine korku ve vahşet atılması Allah’ın gaybi yardımlarından sayılmaktadır.[21]

Hadisler

  • Cihat ederek şehit olmak için arzu duyan mücahidin sevabı çok büyüktür. Hadislere göre, Allah yolunda cihat etmek en üstün işlerdendir.[22]
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cihat, Allah’ın özel evliyaları için açtığı cennetin kapılarından bir kapıdır. Cihad takvanın elbisesi, Allah’ın koruyucu dayanıklı bir zırhı ve sağlam bir kalkanıdır.[23]
  • Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda bir gece bekçilik yapmak, geceleri ibadetle gündüzleri oruçla geçen bin günden daha üstündür.”[24]
  • Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer Müslüman bir gün cihad meydanlarında sabredecek olursa bu kendisi için kırk yıl ibadetten daha hayırlıdır.”[25]
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah cihadı farz kılmış, yüceltmiş, zafer vesilesi kılmıştır. Allah’a yemin olsun ki din ve dünya sadece cihad ile doğrulur.”[26]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herhangi birisi mücahidin gıybetini eder veya ona eziyette bulunur veya gıyabında ailesine kötü davranırsa kıyamet günü onun için bir bayrak kaldırılır, hesabı tümüyle görülür ve baş aşağı ateşe atılır.”[27]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herhangi birisi iğne veya iplikle de olsa bir mücahidi teçhiz ederse (donatırsa) Allah onun geçmiş ve gelecek tüm günahlarını affeder.”[28]
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herhangi birisi cihaddan korkuyorsa Allah yolunda cihad eden birisini malıyla teçhiz etmelidir. Eğer Allah yolunda cihad eden birisi başkasının malıyla techiz olmuşsa cihadın fazileti kendisine Allah yolunda nafakanın fazileti ise onu techiz edene aittir. Her ikisi de fazilettir. Nefis fedakarlığı Allah yolunda mal fedakarlığından daha üstündür.”[29]

Cihad Hakkında Yazılan Eserler

Cihadın İslam’daki önem ve konumundan dolayı hakkında çok sayıda kitap telif edilmiştir.[30] Aynı şekilde hadis ve fıkıh kaynaklarında “cihad” veya “seyyir” unvanı ile cihat hükümlerini açıklayan kitaplar telif edilmiştir. Bu konunun önemli bahisleri şunlardır:

  1. Mücahitlerin savaş hazırlıklarını yüksek seviyeye ulaştırmak,
  2. Müminlere cihadın farz oluşunun şartları,
  3. Cihadın çeşitleri,
  4. Savaş meydanıyla ilgili hükümler. Örneğin:
  5. Mücadele yöntemi, savaşçılar, ölenler, esirler ve geride kalanlara nasıl davranılması gerektiği
  6. Ganimetlerin paylaşımı,
  7. Cihada son verme.[31]

“Ribat” veya “Murabate” (sınır muhafızlığı) de cihad konusu ile ilişkili ve bazı yerlerde –hadislerin esasına göre- onun mısdaklarındandır.[32]

Müslümanların gayri müslimler ile savaş ve barışındaki davranışlarını ele alan “es-Seyyir Avzai’nin (ö. 157), “es-Seyyir”, Muhammed bin Hasan Şeybani’nin (ö. 189) “es-Seyyiru’s-Sağir ve Seyyiru’l Kebir” kitapları da başta Ehlisünnet olmak üzere eski fakihler arasında yaygındı. Şeybani’nin es-Seyyiru’l Kebir kitabı kıdemli olması ve birçok konuyu kapsadığından dolayı oldukça önemlidir ve hakkında çok sayıda açıklama yazılmıştır. Osmanlı hükûmeti bu kitabı uluslararası ilişkiler kanunu mesabesinde bilmekteydi.[33] Maverdi’nin Ahkamu’s-Sultaniye kitabı ile Kadı Ebu Yusuf’un (ö. 183) Kitabu’l Haraç kitabının bazı bölümleri de cihat hükümleri ile ilgilidir.[34] Şia’nın kapsamlı fıkıh kaynaklarında, cihatla ilgili konular bazen hudud, emr-i bi’l maruf ve nehyi anil münker gibi farklı konularda ek olarak yer almıştır.[35]

Cihat Fetvaları

Aynı şekilde Şia ulemasının, İslam topraklarının savunulması için on üçüncü yüzyıldaki İran-Rus savaşlarına karşı, verdikleri bazı cihat fetvaları özellikle sömürü ülkelerinin saldırılarına karşı çok etkili olmuştur. Bu fetvalar toplanarak bir araya getirilmiştir.[36] Tarihî kesitlerde Ehlisünnet uleması arasında cihada davet de bazen görülmektedir. Örneğin İbn Asakir’in (ö. 571) haçlı savaşlarına karşı cihada teşvik edilmesi hakkında kırk hadis adında kitap yazmıştır.[37]

Cihad-ı İbtidai ve Cihad-ı Difai

Fakihler, kitaplarında cihadı ibtidai ve difai (saldırı ve savunma) olmak üzere iki gruba ayırmışlardır.[38] Eski fıkıh kitaplarında bu bölünme açık bir şekilde ele alınmamıştır. Fakihler genellikle ibtidai cihadın hükümlerini teferruatlı, ancak cihad-ı difaiyi zımni olarak zikretmişlerdir.[39]

  • İbtidai cihat, kâfirleri İslam ve tevhide davet etmek ve adaleti sağlamak için müşrik ve kâfirlerle yapılan cihattır. Bu tür cihatta Müslümanlar savaşın başlatıcılarıdır ve savaştan amaç küfrün hâkimiyet ve otoritesini ortadan kaldırmak ve ilahî dinin yayılma imkânını sağlamaktır.[40]
  • Savunma cihadı, Müslümanlar ve İslam topraklarını savunma savaşıdır.[41]

Cihad-ı İbtidainin Farz Oluşunun Şartları

  • Ehlisünnet fakihleri ibtida-i cihadı (saldırı cihadı) İslam ve Müslümanların maslahatı –ister adil, ister fasık olsun yönetici hâkimin teşhisi- durumunda farz bilmektedirler.[42] Onlara göre cihat konusunda yönetici hâkime itaat etmek günlük beş vakit namaz gibi farzdır.[43]
  • İmamiye Fakihlerinin çoğu ibtida-i cihadın farz oluşunu ve hatta meşruiyetini masum imam veya naibinin iznine bağlamışlardır.[44] Bu fakihlere göre İmamın naibinden maksat, İmamın has naibidir ve imamın gaybet dönemindeki genel naiplerini (fakihler) kapsamamaktadır.[45] Ancak başka bir gruba göre cihat için masum imamın veya naibinin iznine ihtiyaç yoktur ve hatta genel naibi bile tevhit ve adaletin yayılması, zalimlerin zulüm ve zorbalığına mani olmak ve mazlumları korumak için aklın verdiği hüküm gereği ibtidai cihat hakkında görüş bildirebilirler ve caizdir.[46] Bu fakihlere göre bu konuda iddia edilen icma münakaşe edilebilir icmadır ve hadislerde geçen “adil imam”dan maksat masum imam değildir.[47]

Üç Grup Karşısında İbtidai Cihat

Üç grup karşısında ibtidai cihat farzdır:

  1. Kitap ehli ve gayri kitap ehli olmak üzere zımmi olmayan kafirler;
  2. Zımmi kafir şartlarına riayet etmeyen zımmi kafirler;
  3. Bağiler.[48]
  • Ehl-i kitap olmayan kafirlerle cihat İslam’a davet amacı ile gerçekleşmektedir. Onlar bu konuda iki yola sahiptirler: İslam dinini kabul etmek veya savaşmak.
  • Zımmi olmayan Ehl-i kitap ile veya zımmi anlaşmasına uymayan zımmilerle İslam’ın kabul edilmesi veya zımmi anlaşmasına uyarak cizye vermeleri için. Sonuç olarak üç seçenekle karşı karşıyadırlar: İslam dinine geçmeleri, kendi dinlerinde kalmaları ve cizye vermeleri veya savaş.
  • Bağilerle anlaşmalarını bozdukları ve İmam'a (a.s) baş kaldırarak biatlerini bozdukları için cihat yaparak yeniden biatlerini sağlamak.[49]

Cihat; Son Çare

Bazı Müslüman yazarlara göre, cihadın farz oluşu Müslümanlar ve gayri müslimlerin birbirlerine karşı çıkmaları anlamında değildir, bilakis cihat İslam ve Müslümanların maslahatlarının tespit edilmesi için son çaredir.[50] Cihattan önce karşı tarafa İslam ve ilahî öğretileri anlatmak ve Allah karşısında küfür ve inkârı terk ederek insanların haklarını ayaklar altına almamaları için davet etmek gerekir ve ilk olarak İslam topraklarına yakın bölgelerden başlamak gerekir.[51]

Bazı fakihlere göre, Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) siyresine istinat ederek şartların münasip olması ve İslam ordularının cihat için hazırlıklı olması durumunda her yıl en az bir kere cihat etmek farzdır.[52] İstisnai durumlar hariç, savaş meydanından kaçmak caiz değildir.[53]

Cihadın Kifai Farz Oluşu

İslam fıkhında meşhur görüşe göre, ibtidai cihat kifai farzdır. Eğer mücahitlerin sayısı cihat için yeterli ise cihat başkalarının sorumluluğundan çıkar, ancak yönetici hâkim bazı gerekçelerden dolayı bazılarını savaşta görmek istiyorsa o kişiler için cihat, farzı ayn olur. Savaş meydanında hazır olduktan ve iki taraf karşı karşıya geldikten sonra cihat, farzı ayn olur ve artık geri çekilmek ve vazgeçmek haramdır.[54]

Cihatçıların Şartları

Mücahitlerin fıkıh kitaplarında geçen şartları şu şekilde sıralanmıştır:

  1. Erkek olmak.
  2. Akıl sahibi olmak.
  3. Hür olmak (köle olmamak).
  4. Cihat için mali ve fiziki gücün olması.
  5. Terk etmek için şer'i özrünün olmaması. Dolayısıyla cihat, köleler, kadınlar, çocuklar, deliler, yaşlılar, körler ve şiddetli hastalar yahut her hangi bir organı eksik olanların sorumluluklarından değildir.[55]
  6. Aynı şekilde anne ve babanın cihada katılmaya rızası yoksa, cihat o kişi için farz-ı ayn olma durumu hariç, cihat o kişinin de sorumluluğundan çıkar, .

Fakihler müşrik anne ve babadan, dededen izin almak ve cihada katılmak için alacaklının borçludan parasını istemesinin zorunluluğunun olup olmadığı hakkında anlaşmazlığa düşmüşlerdir.[56] Yine aynı şekilde ecir tutmak ve cihat için cüale karar kılmak konusunda da ihtilaf etmişlerdir.[57]

Difayi ve savunma cihadı için imamdan izin almak gibi bahsi geçen şartlar gerekli değildir. Zira can, mal ve Müslümanların haysiyeti, gücü olan her Müslümana her koşul altında farzdır.[58]

Hükümler ve Adaplar

  • Haram aylarda (Recep, Zilkade, Zilhicce, Muharrem) İslam’dan önce savaş yapmak yasaktı. İslam’da da bu teyit edilmiş ve fakihler Bakara suresinin 217. Ve Tevbe suresinin 5. ayeti gibi Kur’an ayetlerine istinaden bu aylarda cihat etmeyi haram ilan etmişlerdir.[59] Ama düşman savaşın başlatıcısı olmuşsa ve haram aylara riayet etmemişse, bu durumda caiz olur.[60] Elbette bazı Ehlisünnet fakihlerine göre bu aylarla ilgili ayetlerin hükümleri nesh edilmiş ve dolayısıyla her zaman ve mekânda cihat caizdir.[61]
  • Savaştan kaçmak haram ve hatta kebire günahlardandır.[62] Ancak Müslümanların sayısı düşman güçlerinin yarısından daha az olursa bu durumda onlara karşı direnmek farz değildir.[63]
  • İmam (a.s) veya onun tarafından atanan kişinin savaşa başlamadan önce kâfirleri İslam’a (tevhide ve Hz. Resulullah’ın risaletine şehadet ve usulü din ve füruu dinden olan gerektirdikleri) davet etmesi farzdır. Ama eğer bundan önce onlardan davet edilmişse, bu durumda yeniden davet etmek müstahaptır.[64]
  • Savaşa öğlen ve ikindi namazlarından sonra başlamak müstahaptır ve zevalden önce ve ayrıca gece saldırısı zaruret durumları dışında mekruhtur.[65]
  • İmam'ın (a.s) izni olmadan cenk için karşı taraftan savaşçı talep etmek bir görüşe göre mekruhtur ve bazıları bunu haram bilmektedir. Lakin İmam'ın (a.s) menetmesi durumunda haram olduğundan kuşku yoktur. İmam'ın daveti ile mübareze etmek müstahaptır ve onun zorlaması durumunda farzdır.[66]
  • Düşmanlarla savaşta zafere neden olacak her türlü savaş taktiği ve silahtan yararlanmak caizdir, lakin ağaçları kesmek, ateş fırlatmak ve düşmana doğru akan suyu kesmek zaruret durumu dışında mekruhtur.[67] Düşmanlara zaruret dışında zehir atmanın haram yahut mekruh oluşu hakkında fikir ayrılığı vardır. Bazıları ağaçların kesilmesi, kalelerin tahrip edilmesi ve mancınık atılmasının zaferin ona bağlı olması durumunda caiz bilmektedirler.[68]
  • Kadınların, çocukların, delilerin ve yaşlı, kör, felçli gibi savaşma gücü olmayanların öldürülmesi -savaşta onlardan düşünce ve taktik olarak istifade edilmemesi durumunda- haramdır. Ama kâfirlerin onları kalkan olarak kullanması veya yalnızca onların öldürülmesi ile galebe çalınacaksa ve bunun gibi zaruri durumlarda caizdir.[69]
  • Düşmanı sakatlamak; kulak, burun ve sair organlarının kesilmesi haramdır.[70]
  • Savaşta hile, düşmanın güvende olması durumu dışında caizdir.[71]
  • Müslümanlara ait hayvanların ayaklarını kesmek mekruhtur, lakin kâfirlere ait hayvanların ayaklarını kesmenin bazılarının tasrihi ile keraheti yoktur.[72]
  • Savaşta kâfirlerden yardım almak, fikir almayı gerektirir ve hainlik sayılmazsa caizdir.[73]
  • Fakihler cihadı harem bölgesinde (Mekke şehrinin belirlenen sınırları) haram bilmektedirler, meğer düşman bu bölgede savaşa koyulursa durum değişir.[74]
  • Fıkhi kaynaklarda hadislere dayanarak cihat için bazı işler müstahap olarak zikredilmiştir. Örneğin: mücahitlerin savaş morallerini yükseltmek ve aralarında iletişim sağlamak için her grup için alamet ve bayrakların belirlenmesi, tekbir getirmek, recez (hamasi şiirler)[75] ve mahsus duaları okumak.[76]

Ateşkes

Cihadın bu yollardan birisiyle sona ermesi mümkündür: Eğer cihat hidayet amacıyla gerçekleşmişse düşmanların İslam'a seçmeleri durumunda,[77] düşman gruplarının Müslümanlara sığınması, geçici ateşkesler veya tam bir ateşkesin sağlanması ile.

Kaynakça

  1. Halil bin Ahmed, İbn Sikkit, Cevheri, İbn Esir, cihat maddesi.
  2. Bkz. İbn Abidin, c. 3, s. 217; Heykel, c. 1, s. 44.
  3. Bkz. Hürrü Amuli, c. 15, s. 161; Necefi, c. 21, s. 350.
  4. Kuleyni, c. 4, s. 259; c. 5, s. 9-10, 60, 88; Menavi, c. 3, s. 366; Hürrü Amuli, c. 16, s. 34; Heykel, c. 1, s. 46-47, 109-110.
  5. Ankebut, 6, 8, 69; Lokman, 15.
  6. Hac, 40 ayrıca Bkz. Nişaburi, s. 208, Tabatabai, ayetin zeyli.
  7. Muhammed Fuad Abdulbaki, cihat ve katl maddeleri.
  8. Tevbe, 5, 36, 41.
  9. Ya şemşir; Hoi, s. 305; Tevbe suresinin 36. ayetini seyf ayeti bilmektedir.
  10. Örnek olarak Bkz. A’raf, 199, Bakara, 109, En’am, 112, Hicr, 112, Zuhruf, 89.
  11. İbn Hazm, en-Nasih ve’l Mensuh, s. 30, 34, 35; Tusi, Tibyan, Bakara, 83 ayetinin zeyli; Tabersi, En’am, 159. ayetin zeyli, Secde, 30, İbn Cezvi, s. 242, İbn Kesir, c. 2, s. 350.
  12. İslam, ikinci baskı, cihad maddesi.
  13. Bkz. Suyuti, c. 2, s. 29, Reşit Rıza, c. 2, s. 215, Hoi, s. 305, 353; Tabatabai, Bakara, 256, Hicr, 85. ayetlerin zeyli, Zuheyli, s. 114, 120.
  14. Nisa, 95, Ankebetut, 69, Tevbe, 20.
  15. Tevbe, 21, Al-i İmran, 169.
  16. Tevbe, 24.
  17. Al-i İmran, 126, Enfal, 10.
  18. Enfal, 15, 16; 44, 46.
  19. Enfal, 65-66, Al-i İmran, 123- 125.
  20. Ahzab, 9-10, Tevbe, 26.
  21. Al-i İmran, 126, Enfal, 12, Ahzab, 26.
  22. Bkz. İbn Hambel, c. 1, s. 14, c. 3, s. 126; Buhari, c. 1, s. 126, c. 6, s. 15; Müslim bin Haccac, c. 1, s. 88; Malik bin Enes, c. 2, s. 443, 445; Kuleyni, c. 5, s. 2, 4, 53.
  23. Nehcü’l Belağa, 27. Hutbe.
  24. Kenzü’l Ummal, c. 4, s. 326.
  25. Mustedrek’ul-Vesail, 11/21/12324.
  26. Vesail’uş-Şia, 11/9/15.
  27. Nevadir, Ravendi, 21.
  28. Mustedrek’ul-Vesail, 11/24/12333.
  29. Mustedrek’ul-Vesail, 11/24/12335.
  30. Haci Halife, c. 1, 56. Sütun; Bağdadi, İzahu’l Meknun, c. 1, 251, 282. Sütunlar; başka yerler: c. 2, 196, 707. Sütunlar, Hidayetu’l Arifin, c. 1, 192 ve 264. Sütunlar. C. 2, 123.
  31. Zeyd bin Ali, s. 349-362; Şafii, c. 4, s. 167-313; Sahnun, c. 2, s. 2- 50; Müslim bin Haccac, c. 2, s. 1356- 1450; Kuleyni, c. 5,s. 2, 55; Tusi, c. 2, s. 2- 75; İbn Hazm, el-Muhalla, c. 7, s. 291; Şemsu’l Eimme Sarahsi, c. 10, s. 2, 144; İbn Kudame, c. 10, s. 364- 635.
  32. Bkz. Allame Hilli, c. 9, s. 451; Menavi, c. 4, s. 18.
  33. Sarahsi, c. 1, mukaddime muncid, s. 14, c. 10, s. 2, Hidayetu’l Arifin, c. 1, s. 5, 68, 248, 438, 589, 618, 706; c. 2, s. 24, 52.
  34. Şia ve Sünni fıkıh için Bkz. Neccaşi, s. 352, 354, 357, 388; Bağdadi, Hidayetu’l Arifin, c. 1, s. 5, 68, 248, 438, 589, 618, 706; c. 2, s. 24, 52.
  35. Örnek olarak Bkz. Müfid, s. 810, 812.
  36. Bkz. Mirza Bozorg Kaim Makam, Mukaddime Zergeri Nejad, s. 62, 74, 76; Resail ve Fetavay Cihadi, s. 30- 351.
  37. Halvani, s. 11, 13.
  38. Muntezeri, c. 1, s. 115.
  39. Bkz. Şafii, c. 4, s. 170; Kuleyni, c. 5, s. 2- 23; Sarahsi, c. 1, s. 187- 189.
  40. Bakara, 193; Enfal, 39; Cassas, c. 3, s. 65; Kurtubi, Tabatabai, Bakara, 193. Ayet.
  41. Muntezeri, c. 1, s. 115.
  42. Cassas, c. 3, s. 65; Sarahsi, c. 1, s. 156- 1157; İbn Kudame, c. 10, s. 371; Şukani, c. 7, s. 242, 243.
  43. Mutii, c. 19, s. 269; Şaruni, c. 9, s. 237, 277.
  44. Örnek olarak Bkz. Kuleyni, c. 5, s. 3; Tusi, c. 2, s. 8; s. 290; Şehid Sani, c. 3, s. 9; Necefi, c. 21, s. 11.
  45. Şehit Sani, Necefi.
  46. Hoi, c. 1, s. 364; Muntezeri, c. 1, s. 115; Hamaney, c. 1, s. 331; Bkz. Mirza Bozorg Kaim Makam s. 66.
  47. Munteri, c. 1, s. 118.
  48. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 46.
  49. Keşfu’r Rumuz, c. 1, s. 418- 422; el-Muhazzabu’l Bari, c. 2, s.. 300- 310.
  50. Zuheyli, s. 90- 97.
  51. Bkz. Şafii, c. 4, s. 177; Muti, c. 19; s. 285-287; Fahru’l Muhakkikin, c. 1, s. 354; Necefi, c. 21, s. 51; Hoi, c. 1, s. 369.
  52. Tusi, c. 2, s. 10; İbn Kudame, c. 10, s. 367-368; Mutii, c. 19, s. 266; Allame Hilli, c. 1, s. 477; Necefi, c. 1, s. 49.
  53. Necefi, c. 21, s. 73; Hoi, c. 1, s. 371.
  54. 49. Tusi, c. 2, s. 2; Mutii, c. 19, s. 267, 277; Allame Hilli, c. 9, s. 8; İbn Kudame, c. 10, s. 364.
  55. Tusi, c. 2, s. 2, 4-5; İbn Kudame, c. 10, s. 366-367; Mutii, c. 19, s. 270-272; Hoi, c. 1, s. 362-363.
  56. Mutii, c. 19, s. 274- 276; Allame Hilli, c. 9, s. 27, 33; Necefi, c. 21, s. 21, 26; Hoi, c. 1, s. 366, 367.
  57. Mutii, c. 19, s. 280; Allame Hilli, c. 9, s. 54- 57.
  58. Mutii, c. 19, s. 269; Allame Hilli, c. 9, s. 37; Necefi, c. 21, s. 15, 16; c. 41, s. 650- 651; öteki farklar için Bkz. C. 21, s. 15-16.
  59. Bkz. Tusi, c. 2, s. 3; Kurtubi, Bakara, 90. ayetin zeyli, Hoi, c. 1, s. 368- 369.
  60. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 32, 34.
  61. Cessas, c. 1, s. 390; Kurtubi.
  62. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 56.
  63. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 61.
  64. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 51-56.
  65. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 81, 82.
  66. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 85-88.
  67. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 66, 68; İşaretu’s Sabk, s. 143, İsbahu’ş Şia, s. 189.
  68. Er-Ravzatu’l Behiyye, c. 2, s. 392.
  69. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 73, 77.
  70. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 77, 78.
  71. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 78, 79.
  72. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 82, 85.
  73. Cevahiru’l Kelam, c. 21, s. 193, 194.
  74. Bkz. İbn Cevzi, s. 72-74; Allame Hilli, c. 9, s. 9; Hoi, c. 1, s. 369.
  75. Zeyd bin Ali, s. 355; Kuleyni, c. 5, s. 34; Beyhaki, c. 9, s. 153; Allame Hilli, c. 9, s. 52; Buhti Hanbeli, c. 3, s. 72.
  76. Mu’zi Mulayiri, c. 16, s. 190- 199.
  77. Bkz. Buhari, c. 1, s. 39; Taberi, Feth, 16. ayetinin zeyli.

Bibliyografi

  • Kur’an.
  • İbn Esir, en-Nihayet fi Garibi’l Hadis ve’l Eser, Mahmut Muhammed Tanahi ve Tahir Ahmed Zavi baskısı, Beyrut, 1963; Kum ofset baskısı, ş. 1364.
  • İbn Cevzi, Nevasihu’l Kur’an, Beyrut, daru’l kutubu’l ilmiye.
  • İbn Hazm, el-Muhalla, Ahmed Muhammed Şakir baskısı, Beyrut, Daru’l ilfaku’l cedid.
  • İbn Hazm, en-Nasih ve’n Mensuh fi’i Kur’ani’l Kerim, Abdulgaffar Süleyman Bendari baskısı, Beyrut, 1986.
  • İbn Hambel, Müsnedu’l İmam Ahmed bin Hambel, Beyrut, Daru Sadır.
  • İbn Sikkit, Tertib İslahu’l Mantık, Muhammed Hasan Bekai baskısı, Meşhed, 1412.
  • İbn Abidin, Reddu’l Muhtar ale’d Durru’l Muhtar, Mısır taş baskı, 1272, Beyrut ofset baskısı, 1987.
  • İbn Kudame, el-Mugni, Beyrut, Daru’l Kitabu’l Arabi.
  • İbn Kesir, Tefsiru’l Kur’ani’l Azim, Beyrut, 1412.
  • Muhammed bin İsmail Buhari, Sahihi Buhari, İstanbul, 1981.
  • İsmail Bağdadi, İzahu’l Meknun, c. 1-2, Haci Halife, c. 3-4.
  • Hidayetu’l Arifin, c. 1-2, c. 5-6, Mensur bin Yunus Behveti Hanbeli, Keşşafu’l Kina an Metni’i İkna, Muhammed Hasan Şafii baskısı, Beyrut, 1997.
  • Ahmed bin Beyhaki, es-Sünenu’l Kubra, Beyrut, 2003.
  • Ahmed bin Ali Cassas, Ahkamu’l Kur’an, Abduselam Muhammed Ali Şahin baskısı, Beyrut, 1994.
  • İsmail bin Hammad Cevheri, Es-Sihah, Tacu’l Lügat ve Sihahu’l Arabi, Ahmed Abdulgafur Atar baskısı, Beyrut, Tahran ofset baskısı, Tahran,. 1368.
  • Haci Halife, Hürrü Amuli, Ahmed Abdulkerim Halvani, İbn Asakir ve Devru Fi’l Cihad Zıddu’s Selibeyen fi Ahdi Devleteyn en-Nuriye ve Eyubiye, Dimeşk, 1991.
  • Ali Hamaney, İran İslam Cumhuriyeti Lideri, Ecvibetu’ul İstiftaat, c. 1, Kuveyt, 1999.
  • Halil bin Ahmed, Kitabu’l Ayn, Mehdi Mahzumi ve İbrahim Samurai baskısı, Kum, 1405.
  • Ebu’l Kasım Hoi, el-Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, Beyrut, 1975.
  • Minhacu’s Salihin, Kum, 1410.
  • Resail ve Fetava Cihadi, Tedvin, tahkik ve haşiye Muhammed Hasan Recebi baskısı, Tahran, Vezarat Ferhengi ve İrşad İslami, Muavinet Pejuhi ve Amujeşi, ş. 1378.
  • Muhammed Reşid Rıza, Tefsiru’l Kur’anı’l Hekim el-Muşteher Basım Tefsiri’l Menar, Şeyh Muhammed Abduh, Mısır, c. 2, 1367ç.
  • Vehbe Mustafa Zuheyli, Asaru’l Harb fi’l Fıkhi’l İslami, Dimeşk, 1981.
  • Zeyd bin Ali (a.s), Müsnedu’l İmam Zeyd, Beyrut, daru mektebetu’l hayat.
  • Abdusselam bin Saih Sahnun, el-Medinetu’l Kubra, Kahire, Beyrut ofset baskısı.
  • Abdurrahman bin Ebu Bekir Suyuti, el-İtkan fi Ulumu’l Kur’an, Beyrut, daru’l marifet.
  • Muhammed bin İdris Şafii, el-Umm, Beyrut, 1983.
  • Abdulhamdi Şervani, Haşiyetu’l Allame Şeyh Abdulhamid Şervani ve İbn Kasım el-Abdi Ali Tuhfetu’l Muhtac Beşerhi’l Minhac, Mısır taş baskı, Beyrut Ofset baskısı, Daru ihya et-Turas el-Arabi.
  • Muhammed bin Ahmed Şemsu’l Eimme Sarahsi, Şerhu Kitabu’s Seyri’l Kebir, Salahattin Muncid baskısı, Kahire, 1971.
  • Muhammed bin Ahmed Şemsu’l Eimme Sarahsi, Kitabu’l Mebsut, Kahire, 1331- 1324, İstanbul ofset baskısı, 1983.
  • Muhammed Şavkani, Neylu’l Evtar, Şerh Muteka el-Ahbar min Ahadis Seyyid’l Ahyar, Mısır, Şirketi Mektebetuhu ve Matbaatahu Mustafa el-Bani el-Halebi, Beyrut ofset baskısı.
  • Zeyneddin bin Ali Şehid Sani, Mesaliku’l Efham ila Tenkihu Şeraiu’l İslam, Kum, 1419.
  • Tabatabi.
  • Tabersi.
  • Taberi.
  • Muhammed bin Hasan Tusi, el-İktisadu’l Hadi ile Tariku’l İşrad, Tahran, 1400.
  • Muhammed bin Hasan Tusi, Et-Tibyan fi Tefsiri’l Kur’an, Ahmed Habib Kuseyr Amuli, Beyrut.
  • Muhammed bin Hasan Tusi, el-Mebsut fi Fıkhi’l İmamiye, c. 2, Muhammed Taki Keşfi, Tahran, 1387.
  • Hasan bin Yusuf Allame Hilli, Tezkiretu’l Fukaha, Kum, 1414.
  • Hasan bin Yusuf Allame Hilli, Kavaidu’l Ahkam, Kum, 1419.
  • Muhammed bin Hasan Fahru’l Muhakkikin, İzahu’l Favaid fi Şerhi İşkalatu’l Kavaid, Hüseyin Musevi Kirmani baskısı, Ali Penah İştihardi baskısı, Kum, Ofset baskısı, 1363.
  • Muhammed bin Ahmed Kurtubi, el-Camii li-Ahkamu’l Kur’an, Beyrut, 1985.
  • Malik bin Enes, el-Muvatta, İstanbul, 1981.
  • Muhamed Fuad Abdulbaki, el-Mu’cem el-Mufehres li-Elfazi’l Kur’anı’l Kerim, Beyrut, Daru ihyau turas el-Arabi.
  • Muslim bin Haccac, Sahihi Müslim, Muhammed Fuat Abdulbaki baskısı, İstanbul, 1981.
  • Muhammed Necib Mutii, et-Tekellumetu’s Saniyeti, el-Mecmu, Şerhu’l Muhazzeb, Yahya bin Şeref Nevevi, el-Mecmu, Şerhu’l Muhazzeb, c. 13, 20, Beyrut, daru’l fikir.
  • İsmail Muzi Melayeri, Camiu Ahadisu’ş Şia fi Ahkamu’ş Şeriat, Kum, ş. 1383.
  • Muhammed bin Muhammed Müfid, el-Muknia, Kum, 1410.
  • Muhammed Abdurrauf bin Tacu’l Arifin Menavi, Feyzu’l Kadir, Şerhu’l Caimiu’s Sağir, Beyrut, 1972.
  • Hüseyinali Muntezeri, Dirasat fi Velayeti’l Fakih ve Fıkhu’d Devlet İslamiye, Kum, 1411.
  • İsa bin Hasan Mirza Bozorg Kaim Makam, Ahkamu’l Cihad ve Esbabu’r Reşad, Gulamhüseyin Zergeri Nejad baskısı, Tahran, ş. 1380.
  • Ahmed bin Ali Neccaşi, Fihrist Esma Musenna eş-Şia el-Muşteher Ricalu’n Neccaşi, Musa Şubeyri Zencani baskısı, Kum, 1407.
  • Muhammed Hasan bin Bakır Necefi, Cevahihu’l Kelam fi Şerhi Şerai’il İslam, Beyrut, 1981.
  • Ali bin Ahmed Vahid Nişaburi, Esbabu’n Nüzul Ayat, Kahire, 1968.
  • Muhammed Hayr Heykel, el-Cihad ve’l Kital fi siyaseti’ş Şeriyye, Beyrut, 1996.
  • Halebi, Ali bin Hasan, İşaretu’s Sebk il Marifeti’l Hak, Camietu Müderrisin, Kum, k. 1414.
  • Keyderi, Muhammed bin Hasan, Esbahu’ş Şeriat bi-Misbahi’ş Şeriat, Müessese İmam Sadık (a.s), Kum, k. 1416.
  • Amuli, Zeyneddin bin Ali, er-Ravzatu’l Behiyye fi şerhi’l Lümeti’d Dimeşkiye, Kum, k. 1410.
  • Abi, Hasan bin Ebu Talib, Keşfu’r Rumuz fi Şerhi Muhtasaru’n nafi, Muhakkik, Ali Penah İştihardi, Ağa Hüseyin Yezdi, Kum, k. 1417.
  • Ali bin Hasam, Kenzu’l Ummal fi Süneni’l Ekval ve’l Efal, müesses er-Risale, Beyrut, k. 1413.
  • Hilli, Ahmed bin Muhammed Esedi, el-Muhazzeb el-Bari fi Şerhi Muhtasaru’n Nafi, Musahhih, Mucteba İraki, Camiu Müderrisin, Kum, k. 1417.
  • EI 2, s.v. "Dj ihad" (by E. Tyan).

Dış Bağlantılar