Öncelik: a, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Büyük Günahlar

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Büyük Günahlar; Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yapılmaları karşılığında kesin olarak cehennem ateşi vaat edilen günahlardır. Yedi ila kırk arasında adı geçen büyük günahların sayısı ve ismi konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

Nisa Suresinin 31. ve Şura Suresinin 37. ayetinde zikri geçen bazı günahlar, büyük günahlar olarak tanıtılmıştır. Hadis kitaplarında da bazı bölümler bu konuya ihtisas edilmiştir

Büyük günahlara mürtekip (işleyen, tabi) olan kişi eğer tövbe etmezse, fasıktır ve İslam fıkhına göre namazda ona iktida edilmesi (arkasında namaz kılmak) caiz değildir; mahkemelerde de şahitliği kabul edilmez. Peygamberi Ekrem (s.a.a) veya Ehlibeytinin (a.s) şefaati gibi Allah’ın fazlına nail olmazsa, ölümden sonra cezalandırılacaktır.[1]

Günah Nedir

Günah” (Arapça: Zenb); Allah-u Teâlâ’nın haram ve yasak kıldığı bir şeyi yapmak veya yapılmasını emrettiği (farz saydığı) bir fiili terk etmek anlamına gelir. Günah, oruç yemek gibi bedensel ve şirk gibi tinsel/ruhsal fiilleri kapsar. Ayrıca "Zenb, ism, masiyet, seyyie, hatie ve cünah" gibi kelimeler de günah sözcüğü ile eş anlamlı olan diğer Arapça kelimelerdir.

Bir şeyin günah mı yoksa sevap mı olduğunu, Kur’an ve rivayetlerden anlamak mümkündür. Her ne kadar insan, kendisine verilmiş olan akıl nimeti sayesinde bir çok şeyin güzel, çirkin, iyi veya kötü (Hüsün/Kubh) olduğu hakkında karar verme gücüne sahip olsa da çoğunlukla bir şeyin günah olup olmadığı konusunda aklın teşhisi imkansız olabilmektedir. Bu nedenledir ki yüce Allah ilim ve hikmeti gereğince, insanın dünya ve ahiretinin saadet ve selameti için din ve vahiy yoluyla hangi fiil ve durumların günah olup olmadığını beyan etmiştir.

Günahın Kısımları

Günahlar, büyük (kebire) günahlar ve küçük (sağire) günahlar olmak üzere ikiye ayrılır:

Günahların "büyük günah" ve "küçük günah" diye adlandırılıp, sınıflandırılması, özünde Kur’an-ı Kerim ve rivayetlerde geçen ifade tarzından kaynaklanmaktadır. Nitekim Allah-u Teâla Nisa Suresinin 31. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, kötülüklerinizi (günahlarınızı) örter ve sizi değerli bir mevkiye yerleştiririz.” (اِنْ تَجْتَنِبُوا کَباِئَر ماتُنْهَؤنَ عَنْهُ نُکَفرِّعَنْکُمْ سَیئاتِکُم ) Şura suresinin 37. ayetinde de cennet ehli hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Onlar, günahların büyüklerinden ve çirkin işlerden çekinirler ve öfkelendikleri zaman affederler.”
Aksi halde günahın, özü itibariyle yüce yaratıcıya karşı bir tavır ve tutum olduğu göz önünde bulundurulacak olursa, bütün günahlar kebiredir/büyük günahtır. Zira kişinin yaptığı fiilin küçüklüğüne değil, kime cesaret ettiğine bakmak gerekir.

Ehlibeyt imamlarından (a.s) günahın büyük ve küçük olmak üzere iki kısma ayrıldığını beyan eden çeşitli rivayetler de nakledilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Usul-u Kafi’de, içinde 24 hadisin yer aldığı “Babu’l Kebair” başlığı altında bir fasıl bulunmaktadır.

Bu fasılda nakledilen birinci ve ikinci rivayete göre büyük günah, karşılığında kesin olarak Allah-u Teâlâ’nın cehennem ateşini vaat ettiği ve cezasını cehennem karar kıldığı günahlardır. Bu rivayetlerin bazılarında (üç ve dördüncü rivayetler) yedi günah ve bazılarında da (yirmi dördüncü rivayet) on dokuz günah, büyük günahlardan sayılmıştır.

Günahların Büyük veya Küçük Olma Ölçüleri

Ahlak alimleri, her günahı (büyük ve küçük), Allah'ın emrine karşı gelmek olması hasebiyle büyük günah saymaktadırlar. Günahların küçük ve büyük diye ikiye ayrılması, günahların birbirine olan nispetleri ve birbirleri ile karşılaştırılması sonucu elde edilen göreceli bir kavramdır. Büyük günahlar için birkaç kriter ve kıstas beyan edilmiştir:[2]

  1. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde büyük günah olduğu açıklanan her günah.
  2. Kur’an ve rivayetlerde, bu günahı yapan kimse hakkında Allah-u Teâlâ’nın cehennem ateşini vaat ettiği her günah.
  3. Kur’an ve hadislerde günah olduğu kesinlik kazanmış fiillerden daha büyük sayılan her günah.
  4. Hz. Peygamber (s.a.a) ve imam (a.s) gibi masum kimselerin hayatta oldukları zaman diliminde, din ve diyanet ehli kimselerin o günahı "Büyük günah" saydıklarına yakin edilen günahlar.
  5. Küçük günahların ısrarla/terk etme niyeti olmaksızın tekrarlanması.
  6. Bazı fakihler taziri günahın, büyük günahlardan olduğunun göstergesi olarak bilmektedir.

Ayrıca büyük günahların hepsi de aynı şiddet ve mertebede değildir. “Şirk[3] gibi bazı günahlar vardır ki tövbe etmeden bağışlanmazlar. Bazıları ise tövbe etmeksizin ve hatta bazı durumlarda, iyi işler yapılması durumunda, hem amel defterine sevap yazılır ve hem de bu sevaplar, o günahların da silinip, bağışlanma nedeni olabilmektedir.

Büyük Günahların Listesi

Büyük günahların sayısı bazı rivayetlerde 7, bazılarında 19 ve bazılarında ise 31 olarak zikredilmiştir. Bazı ahlak alimleri büyük günahların sayısının 7, bazısı 10, bazısı 20, bazıları 34 ve bazıları ise 40 veya daha fazla olduğunu belirtmişlerdir.[4] Büyük günahların örnek ve mısdakı olarak zikredilenlerden bazıları şunlardan ibarettir:

  • Allah’a şirk (ortak) koşmak.[5]
  • Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek.[6]
  • Allah’ın hilesinden (azap ve mühletinden) güvende olduğuna inanmak.[7]
  • Anne babaya eziyet etmek (asi olmak).[8]
  • Suçsuz ve günahsız bir kişiyi öldürmek.[9]
  • Yetim malı yemek.[10]
  • Savaş meydanından (cihattan) kaçmak.[11]
  • Faiz.[12]
  • Büyücülük ve sihir[13]
  • Zina.[14]
  • Livata.
  • Tefhiz.
  • İstimna.
  • Kazf (Namuslu ve iffetli bir kadına zina iftirası atmak).[15]
  • Yalan.
  • Allah’a, Resulüne (s.a.a) veya imamlara (a.s) yalan isnatta bulunmak.
  • Töhmet.
  • Gıybet.
  • Farz olan zekâtı vermemek.[16]
  • Şarap – içki - içmek.[17]
  • Namazı terk etmek.[18]
  • Ahdi bozmak.[19]
  • Sılayı rahimi kesmek.[20]
  • Hırsızlık.
  • Şahitlik yapılması farz olan yerlerde şahitliği gizlemek, yapmamak.
  • Yalan ve haksız yere şahitlik yapmak.
  • Kumar.
  • Domuz eti, köpek eti veya şer’i hükümlerle kesilmeyen hayvanların etini yemek.
  • Ölçü ve tartıda (başkalarının hakkını eksik vermek) hile yapmak.
  • Dini vazifelerin yerine getirilmesi mümkün olmayan bir yere göç etmek.
  • Zalime, zulmünde yardım etmek.
  • Zalimin yardım ve desteğinden medet umma.
  • Kul hakkını ödememek.
  • İsraf ve Tebzir (savurganlık).
  • Emanete hıyanet etmek.
  • Söz taşımak, dedikoduculuk etmek.
  • Eğlence ve oyunlarla vakit geçirmek.
  • Haccı önemsememek ve hafife almak.
  • Küçük günahları işlemede ısrar etmek.
  • Haset (kıskançlık).

Bunların arasında Allah’a şirk (ortak) koşmak, Allah’ın emirlerini inkâr etmek ve evliyalarla düşmanlık yapmak büyük günahların en büyüklerindendir.

Küçük Günahın Büyük Günaha Dönüştüğü Durumlar

Bazı ayet ve hadislerden küçük günahın büyük günaha dönüştüğü sonucu elde edilmektedir:[21]

  1. Küçük günahta ısrar etmek: Küçük günahı tekrarlamak onu büyük günaha dönüştürür.[22] Kur’an-ı Kerim takvalılar hakkında şöyle buyurmaktadır: “Ve onlar, kötülük yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlarlar ve günahları için af dilerler Allah'tan başka günahları kim bağışlar? ve (günah olduğunu) bildikleri hâlde yaptıklarında ısrar etmezler (ayak diretmezler).”[23] İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmaktadır: “Günahta ısrar etmek, kişinin günah işleyip de Allah’tan bağışlanma dilememesi ve tövbe etme düşüncesinde de olmaması demektir.”
  2. Günahı küçümsemek: Günahı küçük görmek de büyük günahlardan sayılmaktadır. İmam Hasan Askeri (a.s) şöyle buyurmaktadır: “İnsanın “keşke beni bu günahtan başkasıyla cezalandırmasalar” demesi; yani o günahı küçük sayması, bağışlanmayacak günahlardandır.”[24] Bu konuda İmam Ali de (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Günahların en kötüsü sahibinin küçük saydığı (küçümsediği) günahtır.”[25]
  3. Günah halinde mutluluk duyulması: Günah işlerken lezzet almak ve mutluluk duymak (sevinmek), günahın büyük günaha dönüşmesine ve cezasının da artmasına neden olan sebeplerdendir. Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Her kim işlediği günahtan lezzet alırsa, Allah-u Teâlâ o lezzetin yerine ona zilleti tattırır.”[26] İmam Seccad da (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Günahlardan mutluluk duymaktan sakın. Zira bu davranış günahı işlemekten daha büyük bir günahtır.”[27]
  4. İlahi mühlete mağrur olmak: Küçük günahı büyük günaha dönüştüren etkenlerden birisi de günahkar kimsenin işlediği günaha karşılık Allah’ın hemen cezalandırmayıp mühlet vermesini, Allah’ın rızasına veya kendisinin Allah’ın mahbubu olduğuna yormasıdır.
  5. Günahı aleni ve açıktan işlemek: Günahı aşikâr edip insanlar önünde alenice yapmak da küçük günahı büyük günaha çeviren unsurlardandır.[28]
  6. Toplumdaki büyük şahsiyetlerin günahı: Toplum içinde büyük bir konum ve makama sahip olan şahsiyetlerin işlediği günahlarla, sıradan insanların işlediği günahlar aynı değildir. Bu özellikteki kişilerin işlediği küçük günahlar büyük günah hükmünde değerlendirilebilir. Zira onların günahlarının "ferdi" ve "toplumsal boyut" olmak üzere iki boyutu bulunmaktadır. Büyük ve makam sahibi şahsiyetlerin günah işlemesi, toplumsal boyutta halkın inhirafına ve dininin zayıflamasına ortam hazırlayabilir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Âlimin bir tek günahı bağışlanmadan, cahil olan insanın yetmiş günahı bağışlanır.”[29] Allah Resulü de (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin havassı (özel kişileri) ıslah olmadığı müddetçe avam kişileri ıslah olmaz.” Bir kişi “Ey Allah’ın Resulu! Ümmetinin havassı (özel kişileri) kimlerdir?” diye sorunca Resul-ü Kibriya (s.a.a) şöyle cevap verdi: “Ümmetimin özel kişileri şu dört gruptur: Hakimler (idareciler), alimler, abidler ve tacirlerdir.”

Büyük Günahlardan Tövbe Etmek

Büyük günahlardan tövbe etmek diğer günahlardan tövbe etmek gibidir. Bazı günahların, zina gibi sadece hakkullah boyutu ve bazılarının ise hırsızlık gibi hem hakkullah ve hem de kul hakkı yönü vardır. Hakkullah ile ilgili günahlara tövbe etme şekli, nedamet ve pişmanlık, günahı ebediyen terk etmeye azmetmek ve yapmadığı farz amellerini (kılmadığı namazları ve tutmadığı oruçları…) kaza etmektir. Kul hakkında ise, nedamet ve pişmanlığın yanı sıra insanların haklarını (eğer haklarından vazgeçmemiş ve helal etmemişler ise) kendilerine geri döndürmektir.

Eğer bir insan tövbe etmeden, günahlarını telafi etmeden dünyadan göçerse ve dünyanın sıkıntı ve zorlukları hakkullahın bağışlanmasına neden olmazsa, azaba müstahaktır. Allah’ın ilahi fazlına nail olmazsa, günahlarının cezasını görecektir. Allah’ın ilahi fazlından birisi evliyaların şefaatidir. Bir hadiste Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben şefaatimi kıyamet günü ümmetimden büyük günah işleyenler için ayırdım…”[30]

Büyük Günah İşleyenler: Kâfir mi yoksa Fasık mı?

Hariciler büyük günah işleyenleri kafir bilmekteydiler. Bundan dolayı da Sıffin savaşında hakemiyeti kabul eden Allah Resulünün vasisi İmam Ali’yi (a.s) kafir bilerek şehit etmişlerdir. Ehlisünnetten Mutezililer ise, büyük günahlara mürtekip olmayı imandan çıkma sebebi kabul etmişler ve büyük günah işleyeni de kafir değil de fasık bilmişlerdir. (Mutezile (Usul-u Mezheb)) Eşaire’nin inancına göre ise şöyledir: "Büyük günah işleyen bir kimseye mümin değildir" diyemeyiz. Usulen onlar için bir vazife tayin edilmesi insanın sorumluluğu dışındadır ve onu Allah’a bırakmak gerekir.[31] Şia’nın görüşüne göre mümin birisinin büyük günah işlemesi durumunda imanının aslı yok olmaz ve fasık mümin sayılır.

Büyük Günahların Fıkhi Etkileri

Büyük günahlardan bir tanesini bile yaptığı durumda, (eğer tövbe etmez ve günahını telafi etmezse ve tövbesi de diğerleri için sabit olmazsa) artık şahıs fasık sayılır ve fıkhı adalet hükmü onda cari olmaz. Yani namazda ona iktida edilmesi (arkasında namaz kılmak) caiz değildir ve şahitliği de kabul edilmez.

Zina, kazf (namuslu ve iffetli bir kadına zina iftirası atmak), içki içmek gibi büyük günahlardan bazılarına had hükmü ve geriye kalanına ise, tazir uygulanır.[32]

Dış Bağlantılar

Referanslar

  • Günah Şinasi, Muhsin Kıraati, İntişarat-ı Dershayi Ez Kur’an.
  • Keyfer-i Günah ve Asar ve Avakıb-ı Haternakı An, Seyyid Haşim Resuli Mehallati, Bustan-ı Kitap.
  • Günahan-ı Kebire, Ayetullah Seyyid Abdulhüseyin Destgayb, Defter-i İntişarat-ı İslami.

Kaynakça

  1. Günahan-ı Kebire, c. 1, s. 11.
  2. Günahan-ı Kebire, c. 1, s. 27.
  3. Şüphesiz, Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Ama ondan başka bir günahı, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, gerçekten yalan uydurarak büyük bir günah işlemiştir. (Nisa Suresi, 48).
  4. Seyyid Ruhullah Humeyni, Tercümeyi Tahriru’l Vesile, c. 1, Cemaat imamının şartları.
  5. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: “Kim Allah'a ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır, onun barınağı ateştir ve zalimler için hiçbir yardımcı da yoktur.” (Maide Suresi; 72)
  6. Yusuf Suresi; 87.
  7. A’raf Suresi; 99.
  8. Meryem Suresi; 32.
  9. Nisa Suresi; 93.
  10. Nisa Suresi; 10.
  11. Enfal Suresi; 16.
  12. Bakara Suresi; 275.
  13. Bakara Suresi; 103.
  14. Furkan Suresi; 68.
  15. Nur Suresi; 23.
  16. Bakara Suresi; 283.
  17. Maide Suresi; 90.
  18. Biharu’l Envar, c. 47, s. 17.
  19. Ra’d Suresi; 25.
  20. Ra’d Suresi; 25.
  21. Günah Şinasi.
  22. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Hiçbir günah ısrar edildiğinde küçük değildir".
  23. Al-i İmran Suresi; 135.
  24. Biharu’l Envar, c. 50, s. 250.
  25. Kelimetu’t Takva, c. 2, s. 294.
  26. Uyunu’l Hikem ve’l Mevaiz, s. 436.
  27. Biharu’l Envar, c. 75, s. 159.
  28. İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Günahları aşikâr etmekten sakının. Çünkü en ağır günah budur". Uyunu’l Hikem ve’l Mevaiz, s. 95.
  29. Biharu’l Envar, c. 75, s. 193.
  30. Men La Yahzuru’l Fakih, c. 3, s. 574.
  31. Tarih-i İlm-i Kelam ve Mezahib-i İslami, c. 2, s. 475.
  32. Cevahiru’l Kelam, c. 41, s. 448.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Porseman Sitesi
  • Seyyid Abdulhüseyin Destgayb, Günahan-ı Kebire, Defter-i İntişarat-ı İslami.
  • Biharu’l Envar, Allame Meclisi, Muhammed Bakır, Daru’l Kutubu’l İslamiyye, Tahran.
  • Uyunu’l Hikem ve’l Mevaiz, Leysi Vasiti, Ali b. Muhammed, İntişarat-ı Daru’l Hadis.
  • Günah Şinasi, Muhsin Kıraati, İntişarat-ı Dershayi Ez Kur’an,
  • Cevahiru’l Kelam, Muhammed Hasan Necefi, Daru İhyau’t Turas, Beyrut.
  • Velvi, Ali Muhammed, Tarih-i İlm-i Kelam ve Mezahib-i İslami, Müessese-i İntişarat-ı Bi’se, Tahran.