İstitaet

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Füru-u Din

Namaz

Farz: Günlük Namazlar • Cuma Namazı • Bayram Namazı • Ayat Namazı • Meyyit Namazı

Müstahap: Gece Namazı • Gufeyle Namazı • Cafer-i Tayyar Namazı • Cemaat Namazı • Zilhicce Ayı Namazı • İmam Mehdi’nin Namazı • Şükür Namazı • Nafile Namazlar


Diğer İbadetler
Oruç • Humus • Zekât • Hac • Cihad • Emr-i Bi'l Ma'rûf Ve Nehy-i Anil Münker • Tevella • Teberra • Fitre Zekatı


Taharet Hükümleri


Abdest • Gusül • Meyyit Guslü • Müstahap Gusüller • Teyemmüm • Necaset • Mutahhirat • Cebire • İstibra


Medeni Hükümler
Vekalet • Vasiyet • Zemanet • Kefalet • İrs


Aile Hükümleri
Evlilik • Muta Nikâhı • Çok Eşlilik • Mehir • Emzirmek • Cinsel İlişki • İstimta • Nüşuz • Boşanma • Cenabet


Yasama Hükümleri
Kazavet • Diyat • Hudud • Kısas


İktisadi Hükümler
Alış Veriş (Bey') • İcare • Borç • Faiz • İstitaet


Diğer Hükümler
Sadaka • Adak • Taklid • Yiyecek ve İçecekler • Vakıf


İlgili Konular
Bulüğ • Fıkıh • Fetva • Ameli Hükümler • Tavzihu'l Mesail
Vacip • Haram • Müstahab • Mubah • Mekruh

İstitaet (Arapça: استطاعت); fıkhi bir ıstılah olup hac farizasının farz olma şartlarından biridir. İslam mezhepleri fakihleri; “Orada apaçık işaretler ve İbrahim'in makamı var. Kim oraya girerse, güvende olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi (Kabe’yi) ziyaret etmesi (haccetmesi), Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.” (وَلِلَّـهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا) ayetine ve aynı şekilde sünnet ve rivayetlere istinaden, istitaeti haccın farz olmasının önemli bir şartı olarak bilmektedirler.

Şia fakihlerinin meşhur görüşüne göre, hac yolcuğundan önce ev, ev eşyası, örfen ve şer’en nafakası üzerine olan kimselerin geçim giderleri gibi hayatının normal gereksinimlerine ek olarak, yol azığı ile yolda kendi durumuna uygun ihtiyaç duyacağı şeylere veya onlar için gerekli mala sahip olması, mali yeterliliği (istitaeti) olan kimsedir. Aynı şekilde mali istitaet bir başkasının yol azığı veya bineğinin masraflarını bağışlaması veya üstlenmesiyle de hasıl olur. Ayrıca İslam mezhepleri fakihlerinin hepsi, borçlu olmayı (ister insanlara isterse humus ve zekât gibi şer’i borç) borcunu eda etmesiyle hacca gitme imkanının yok olması durumunda, mali istitaete engel bilmişlerdir.

İstitaetin Lügat ve Istılah Manası

“Ta– ve –a” (ط و ع) kökünden türeyen istitaet kelimesi, bir işi ve şeyi yapabilme güç ve kudretine sahip olma manasına gelmektedir.[1]

İstitaetin ıstılah manası ise teklifi yerine getirme kudreti veya hac amellerini yerine getirmek için şer’i güce sahip olmasıdır.[2] Birinci manada kullanılan istitaet mefhumu, kelam kitaplarında teklifin şartları hakkında belirtilen ve fıkıhta ise onun yerine kudret kelimesinin kullanıldığı, teklifin umumi şartlarından birisidir. İkinci manadaki istitaet kavramı ise - Kur’an-ı Kerim’den tabiiyetle[3] - Hac babında kullanılmış ve istitaet haccın farz olma şartlarından biri olarak belirtilmiştir.

Mali İstitaet (Yeterlilik)

  • Şia fakihlerinin meşhur görüşüne göre, hac yolcuğundan önce ev, ev eşyası, örfen ve şer’en nafakası üzerine olan kimselerin geçim giderleri gibi hayatının normal gereksinimlerine ek olarak, yol azığı ile yolda kendi durumuna uygun ihtiyaç duyacağı şeylere veya onlar için gerekli mala sahip olması, mali yeterliliği (mali müstati) olan kimsedir. Hac yolculuğu boyunca yolculuk masraflarını tahsil etme imkânı, insanı müstati etmez.[4] Ancak Neraki,[5] insanın şanına yakışan veya işin vatanındaki mesleği olması durumunda hac yolcuğu boyunca kazanç sağlamayı istitaetin misdaklarından biri saymıştır. Yol bineği ve yol azığının miktar ve keyfiyeti her zaman ve mekâna ve her şahsa göre değişir ve onların değerlendirilmesi için her şahsın yaşam gereksinimleri birbirinden bağımsız olarak dikkate alınmaktadır.[6]
  • Hac yolculuğundan dönme masrafı da istitaetin yerine getirilmesi için nazara alınmalıdır.[7] Bazı imamiyye fakihleri istitaetin tahakkuku için yol azığı ve yol bineğine ihtiyacı, hac için uzun bir mesafeyi kat etmek gibi zaruri durumlara özgü bilmişlerdir. Ama Mekke veya yakınlarında ikamet eden kişiler gibi yol azığı veya yol bineğine veyahut ikisinden birine ihtiyaç duyulmadığı yerlerde bu fakihler mali istitaetin onlar olmaksızın da tahakkuk bulacağına inanmaktadırlar.[8]

Borçlu Olmak

İslam mezhepleri fakihlerinin hepsi, borçlu olmayı (ister insanlara isterse humus ve zekât gibi şer’i borç) borcunu eda etmesiyle hacca gitme imkânının yok olması durumunda, mali istitaete engel bilmişlerdir. Şahsın başkalarından alacakları ise kullanma imkanı olmadığı sürece yine istitaetin oluşmasına sebep olmaz.[9] Elbette bazı fakihler, borcun vadesi gelene kadar hac yolculuğu yapma imkânı (müveccel borç) olması veya borç verenin henüz borcunu talep etmeme durumunu istitaete mani bilmemektedirler.[10]

Bağışlama Yoluyla İstitaet

Mali istitaet bir başkasının yol azığı veya bineğinin masraflarını bağışlaması veya üstlenmesiyle de gerçekleşebilir ve buna istitaeti bezli denmektedir. Nitekim babanın oğluna hac yolculuğu masraflarını bağışlaması örneğinde olduğu gibi. İmamiyye fakihleri Al-i İmran suresinin 97. ayeti ve hadislere istinaden bu durumda hediyenin kabul edilmesini ve haccın yerine getirilmesini farz saymışlardır.[11] Ancak Ehlisünnet fakihlerinin geneli böyle bir hediyeyi kabul etmeyi farz bilmemişlerdir. Elbette Şafii, evlat tarafından bağışlanan hac gibi minnetsiz bir bağışlamayı istitaet sebebi kabul etmiştir. Aynı şekilde Malikiler haccı, başkalarından yardım istemeyi adet edinen ve hac seferi boyunca da başkalarından yeteri derecede yardım alabilecek kimseler için farz bilmişlerdir.[12]

Bazı on iki imam Şia’sı fakihlerin görüşüne göre, istitaet hasıl olduktan ve haccın farz olmasından sonra başkalarına bağışlama gibi yollarla mali istitaetin yok edilmesi caiz değildir, ama diğer yönlerden istitaeti olmayan kimseye mali istitaetini koruması farz değildir.[13]

Bedensel İstitaet (Yeterlilik)

Bedensel yeterlilik ve cismani sağlık noktasında, Hanefilerden bir gruba göre hac, kılavuz ve yardımcıları olsa dahi hasta, aciz, felç ve körlere farz değildir. Diğer Ehlisünnet fakihlerinin görüşüne göre kılavuz ve yardımcısı olan köre hac farzdır. Şafiiler ise bedensel güç ve sağlık konusunda, çok fazla meşakkatsiz bir şekilde merkebe binecek kadar güce sahip olmayı kafi bilmişlerdir. Malikiler de şahsın anormal bir meşakkat çekmeden yaya ya da araçla Mekke’ye ulaştıracak kadar cismani güce sahip olmasını, onun için bedensel istitaet sebebi saymışlardır.[14]

Bedensel istitaeti haccın farz olma şartlarından biri sayan Şia fakihleri de, merkebe binmeleri (araba ve uçak gibi) meşakkatli ve güç olan hastalara haccı farz bilmemişlerdir.[15]

Yolun Emniyetli Olması

Hac amelini yerine getirmek için gereken yeterliliklerden biri de seyahat yolunun emniyetli ve güvenli olmasıdır; yani hac yolcusunun can ve malı ciddiyet arz eden tehlikelere atılmamalıdır.[16] Hadislerdeki “yolun açık ve güvenli olması” (مُخَلّی سَرْبُه) tabiri[17] bu tür istitaete (yeterliliğe) işaret etmektedir. Şafiiler, yolun güvenliğinin sağlanmasına sebep olacaksa bekçi veya güvenlik görevlisi kiralamayı farz bilmişlerdir. Malikiler ve Şafiilerden bazılarına göre Mekke’ye ulaşmak için tek yolun deniz yolu olması ve onda da helak olma ihtimalinin fazla olması durumunda hac farz değildir.[18]

Zamansal İstitaet

Şafiiler, Hanbeliler ve On İki İmam Şia’sı fakihler, hac merasimine yetişmek için yeterli zamanın olması manasına gelen zamansal istitaeti (vakit yeterliliği) gündeme getirmişlerdir.[19]

Kadının İstitaeti

Ehlisünnet'in Görüşü

Ehlisünnet mezhepleri fakihlerinin çoğunun görüşüne göre, yukarıda zikredilen şartlara ek olarak kadının istitaeti için, kadına eşi veya mahremlerinin birinin eşlik etmesi gerekli sayılmıştır. Eş veya mahremlerden birinin olmaması veya onların hacca gidebilme imkanlarının bulunmaması durumunda, şafiiler ve malikiler onunla birlikte bayanlardan oluşan güvenilir bir grubun olmasını kafi bilmişlerdir.[20]

Şia’nın Görüşü

On iki İmam Şia’sı fakihlerinin görüşüne göre mahremlerden birinin eşlik etmesi kadının istitaet şartlarından değildir ve onun güvenliğinden emin olunması yeterlidir.[21] Vefat veya boşanma iddesi (bazı Ehlisünnet mezheplerinde) bekleyen kadınların hac yapmaları men edilmiştir.[22]

Bütün İslam mezheplerindeki meşhur görüşe göre, erkek eşinin hac farizasını yerine getirmesine engel olmaz, ancak müstehap hac yapmasına engel olabilir.[23]

Dış Bağlantılar

Kaynakça

  1. Cuheri; Zübeydi, “Tavea” kelimesinin açıklaması.
  2. Urvetu’l Vuska, c. 4, s. 363.
  3. Al-i İmran Suresi, 97.
  4. İbn Said, s. 174; Allame Hilli, 1414, c. 7, s. 53; İmam Humeyni, c. 1, s. 373 – 374; Halhali, c. 1, s. 90 - 91.
  5. Neraki, c. 11, s. 27.
  6. Musevi Amuli, c. 7, s. 40; Hekim, 1374, s. 20; Halhali, c. 1, s. 88, 92 - 93.
  7. Neraki, c. 11, s. 26; İmam Humeyni, c. 1, s. 373.
  8. Muhakkık Hilli, 1409, c. 1, s. 165; Allame Hilli, 1414, c. 7, s. 52; Neraki, c. 11, s. 28 – 32; Bu görüşün tenkidi için bakınız; Musevi Amuli, c. 7, s. 36; Tabatabai Yezdi, c. 4, s. 364; Halhali, c. 1, s. 78 – 83 - 85.
  9. İbn Kudame, c. 3, s. 172 - 183; Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 68 – 69; Allame Hilli, 1414, c. 7, s. 56; Halhali, c. 1, s. 114 - 115.
  10. Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 68; Musevi Amuli, c. 7, s. 43; Fazıl Hindi, c. 5, s. 98.
  11. Muhakkık Hilli, 1409, c. 1, s. 165; Halhali, c. 1, s. 157 – 163, 175 - 176.
  12. Kasani, c. 2, s. 122; İbn Kudame, c. 3, s. 170; Züheyli, c. 3, s. 28 - 33.
  13. Mirza Kummi, c. 1, s. 318 - 319; Halhali, c. 1, s. 130 - 134.
  14. Kasani, c. 2, s. 121; Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 63 – 85; Züheyli, c. 3, s. 27 - 29.
  15. Muhakkık Hilli, 1409; c. 1, s. 165 – 166; Necefi, c. 17, s. 280 – 281; İmam Humeyni, c. 1, s. 380.
  16. Şia fıkıh kaynakları için: İbn Said, s. 175; Allame Hilli, 1414, c. 7, s. 78; Ehlisünnet fıkhı için: Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 79 – 80; Züheyli, c. 3, s. 29, 31, 35.
  17. Kuleyni, c. 4, s. 267; İbn Babıveyh, 1404, c. 2, s. 296.
  18. Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 82 - 83; Dusuki, c. 2, s. 8; Züheyli, c. 3, s. 27 – 29 - 31.
  19. Muhakkık Hilli, 1409, c. 1, s. 165; Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 88 - 89; Neraki, c. 11, s. 30; Züheyli, c. 3, s. 33 - 35.
  20. Kasani, c. 2, s. 123; Nevevi, el-Mecmu’, c. 7, s. 86 - 87.
  21. Tusi, en-Nihaye, s. 274 - 275; Necefi, c. 17, s. 330 - 331.
  22. Züheyli, c. 3, s. 36 – 37.
  23. Muhakkık Hilli, 1409, c. 1, s. 168; Züheyli, c. 3, s. 35.

Bibliyografi

  • İsmail b. Hammad Cuheri, es-Sihah: Tacu’l Lugat ve Sihahu’l Arabiyye, çapı Ahmed Abdulgafur Attar, Kahire, 1376, baskı ofset, Beyrut, 1407.
  • Muhammed b. Muhammed Zübeydi, Tacu’l Arus min Cevahiri’l Kamus, çapı Ali Şiri, Beyrut, 1414 / 1994.
  • Hasan b. Yusuf, Allame Hilli, Tezkiretu’l Fukaha, Kum, 1414.
  • Muhammed Şevkani, Neylu’l Evtar min Ehadisi Seyyidi’l Ahyar: Şerhi Muntekiyu’l Ahbar, Beyrut, 1973.
  • Rıza Halhali, Mutemidu’l Urvetu’l Vuska, Muhadıratu Ayetullah Hoi, Kum, 1405 / 1410.
  • Hüseyin b. Muhammed Ragıb İsfahani, el-Müfredat fi Garibi’l Kur’an, çapı Muhammed Seyyid Keylani, Tahran, 1332.
  • İbn Said, el-Camiu li’ş Şerai’, Kum, 1405.
  • İmam Humeyni, Tahriru’l Vesile, Necef, 1390.
  • Ahmed b. Muhammed Mehdi Neraki, Müstenedu’ş Şia fi Ahkami’ş Şeria, c. 11, s. 1417.
  • Muhammed b. Ali Musevi Amuli, Medariku’l Ahkam fi Şerhi Şeraiu’l İslam, Kum, 1410.
  • Muhsin Hekim, Delilu’n Nasik, çapı Muhammed Gazi Tabatabai, Medresetu’l Hikme, 1374.
  • Cafer b. Hasan Muhakkık Hilli, Şeraiu’l İslam fi Mesaili’l Helali ve’l Haram, çapı Sadık Şirazi, Tahran, 1409.
  • İbn Kudame, el-Mugni, Beyrut, Daru’l Kitabu’l Arabi.
  • Yahya b. Şeref Nevevi, el-Mecmu’, Şerhu’l Muhezzeb, Beyrut, Daru’l Fikir.
  • Muhammed b. Hasan Fazıl Hindi, Keşfu’l Lisam an Kavaidi’l Ahkam, Kum, c. 5 ve 6, s. 1422.
  • Ebu Bekr b. Mesud Kasani, Kitabı Bedaiu’s Senai’ fi Tertibi’ş Şirai’, Kuveyte, 1409 / 1989.
  • Vehbi Mustafa Züheyli, el-Fıkhu’l İslami ve Edilletuh, Demeşk, 1409 / 1989.
  • Ebu’l Kasım b. Muhammed Hasan Mirza Kummi, Camiu’ş Şetat, çapı Murtaza Rezevi, Tahran, 1371.
  • Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, çapı Ali Ekber Gaffari, Beyrut, 1401.
  • İbn Babıveyh, Kitabu Men La Yehderuhu’l Fakih, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Kum, 1404.
  • Muhammed b. Ahmed Dusuki, Haşiyetu’d Dusuki ale’l Şerhi’l Kebir, Beyrut: Daru İhyau’l Kitabu’l Arabiyye.
  • Muhammed b. Hasan Tusi, en-Nihayetu fi Mücerredi’l Fıkhi ve’l Fetavi, Kum, Kudsi Muhammedi.
  • Muhammed Kazım b. Abdulazim Tabatabai Yezdi, el-Urvetu’l Vuska, Kum, 1417 / 1420.