Selman-ı Farisi

WikiShia sitesinden
(Salman sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
سلمان الفارسي
Selman-ı Farisi
Example alt text
Tam İsmi Ebu Abdullah Selman el-Farisi (Ruzbeh)
Lakapları Farisi, Muhammedi, İbnü’l-İslam, Selman el-Hayr, Selman-ı Pak
Konumu Sahabe
Doğum Tarihi -
Doğum Yeri İsfahan- İran
Ölüm Tarihi h.36/656
Defnedildiği Yer Medâin
Ömrü 250 veya 350 yıl
Ün ve Şöhreti Hz. Muhammed'in (s.a.a) seçkin sahabesi ve Hz. Ali'nin (a.s) Şiilerinden oluşu
Katıldığı Savaşlar Hendek savaşından sonraki tüm savaşlar

Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Allah, bana kendisinin de sevdiği dört kişiyi sevmem için emirde bulundu: Ali, Mikdad, Ebu Zer ve Selman.”

El-Gadir, c. 9, s. 117.

Selman-ı Farisi (Arapça: سلمان الفارسي), Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ünlü sahabelerinden ve Hz. Ali’nin (a.s) yakın yârenlerindendir. Asıl adı Ruzbeh b. Huşfudan b. Mürselan b. Yehbuzan iken Müslüman olduktan sonra kendini Selman İbn İslam (İslam’ın oğlu Selman) diye tanıtmıştır. Selmanu'l Hayr, Selman-ı Pak veya Selman-ı Hekim diye de anılmıştır.

Hz. Selman, İran’ın İsfahan şehrine bağlı “Cey” köyünde Zerdüşt bir ailede dünyaya geldi. Babası Zerdüşt din adamı, “Cey” köyü muhtarı ve bölgenin imtiyazlı insanlarından biriydi. Ateşkedeye sahip olduğundan tüm bölge insanı ateşe tapmak için onun yanına gidiyordu. Bu nedenle siyasi ve dinî bakımdan halk arasında özel bir konuma sahipti. Mecusi ateşkedesinde kutsal ateşin sönmemesini sağlamakla görevli iken yeni bir din arayışına giren Selman, ailesinin şiddetli muhalefetine rağmen Hristiyanlığı benimser ve önce Şam’a ardından Musul ve Nusaybin’e gider. Kendisinden Hristiyanlık hakkında bilgi aldığı bir papaz, ölüm döşeğinde iken kendisine pek yakında Arap yarımadasında son peygamberin geleceğini haber verir. Bunun üzerine Selman-ı Farisi Hicaz’a gider, ancak Beni Kelb kabilesine esir düşer ve Beni Kurayza kabilesinden birine köle olarak satılır. Kendisini satın alan adamla birlikte Medine’ye gider. Medine’de Hz. Resulü Ekrem’i (s.a.a) görür ve O'na iman eder. Hz. Resulullah Efendimiz (s.a.a) onu satın alarak azat eder ve adını Selman koyar.

Selman-ı Farisi, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) zamanında onun en büyük yârenlerinden ve özel ilgi duyduğu sahabelerinden biriydi. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a), Selman’ın Ehlibeyt'ten olduğunu buyurmuştur. Selman, Peygamber Efendimizin (s.a.a) savaşlarına katılmış ve Ahzab savaşında hendek kazılması önerisini ileri sürerek müşriklere karşı savaşın kazanılmasını sağlamıştır. Hz. Resulü Kibriyanın (s.a.a) vefatından sonra Hz. Ali’nin (a.s) en yakın adamlarından biri olmuştur. Sakife olayına karşı çıkmış, ancak Ebu Bekir ve ardından Ömer’in hilafeti ele geçirmesinden sonra onlarla (İslam’ın maslahat ve koşulları gereği) işbirliği yapmıştır. İkinci halife döneminde Medâin şehrinin valisi olmuştur. Vali olmasına rağmen geçimini sepetçilik yaparak sağlamıştır. Selman-ı Farisi, uzun bir yaşamın ardından hicretin 36. yılında Medâin’de vefat etmiştir. Kabr-i şerifleri Irak’ın Medâin şehrinde Selman-ı Pak denilen yerdedir.

Çocukluktan İslam’ı Kabulüne Kadarki Dönem

Asıl adının Ruzbeh, babasının adının da Huşbudan ve bir diğer görüşe göre Buzihşan olduğu zikredilmiştir.[1] Bazı rivayetlere göre Müslüman olduktan sonra Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) adını Selman koymuştur. Künyesi Ebu Abdullah’tır. İsfahan’ın Cey köyünde dünyaya gelmiştir,[2] başka rivayetlere göre ise Ramhürmüz’de dünyaya gelmiştir.[3]

Selman’ın babası, statüsü olan İranlı bir “dihkan”dı. Dihkan (دهقان) Sasaniler devrinde İran’da ve Orta Asya’da yaşayan soylular sınıfına deniliyordu. Genellikle köylerin idaresinden sorumluydular.[4] Selman-ı Farisi’nin (r.a) İslam’dan önceki hayatını anlatan rivayetler daha çok efsanelerle karışıktır. Bu rivayetlerin hepsinde pekiştirilen şey, Selman’ın araştırmacı bir ruha sahip olduğudur ve bunu da onun en iyi dini bulmak için uzun yolculuklara gittiği, ortaya koymaktadır. Bu rivayetlere göre çocukken Zerdüşt dinine mensup olduğu ve Hristiyanlığa aşina olduktan sonra şehrini terk ederek Şam’a gittiği ve orada bir papazdan ders aldığı yönündedir. Nakledilen bir rivayete göre babası, Hz. Selman’a oldukça düşkün olduğundan oğlunun Şam’a gidişi, bir tür kaçma olarak değerlendirilmektedir. Selman, Şam’da bir kilisede hadimlik yaparak takvalı Hristiyanlardan yararlanmak için Musul, Nusaybin ve Ammuriye'ye (Amorion, Türkiye'nin bir vilayeti olan Afyonun eski bir yerleşim yeri) gider.[5]

Ammuriye’de kendisinden Hristiyanlık hakkında bilgi aldığı bir papaz, ölüm döşeğinde iken kendisine pek yakında Arap yarımadasında son peygamberin geleceğini haber verdi. Bir Arap tüccarıyla tanışan Selman, kendisini çölden geçirmesi karşılığında sahip olduğu hayvanları ona verip kervanına katıldı. Ancak Beni Kelb kabilesinden olan kervan Vadilkura’ya ulaştığında Selman’ı esir alır ve bir Yahudi’ye köle olarak satar. Ardından bu Yahudi onu Medine’de yaşayan Beni Kurayza’ya mensup bir başka Yahudi’ye (Osman b. Eşhel) satar. Selman, Medine’yi görünce Ammuriyeli rahibin tarif ettiği şehre geldiğini anlar.[6]

Kölelikten Kurtuluşu ve Müslüman Oluşu

Selman Farisi, hicretin birinci yılı Cemaziyelevvel ayında Müslüman oldu. Nakledilen rivayetlere göre Selman, ders aldığı rahipten peygamberin sadaka almadığını, ancak hediye kabul ettiğini, iki omuzu arasında peygamberlik mührü olduğunu öğrenmişti. Dolayısıyla Hz. Peygamber’in (s.a.a) Medine’ye doğru yola çıktığını ve Kuba’ya geldiğini duyunca hemen oraya gitti. Hz. Peygambere (s.a.a) sadaka unvanı ile biraz hurma verdi. Hz. Resulullah (s.a.a) hurmadan ashabına verdi, ama kendisi yemedi. Başka bir gün tekrar Hz. Peygamberi (s.a.a) gördü ve bu kez hediye olarak Hz. Peygambere (s.a.a) hurma verdi. Hz. Resulullah’ın (s.a.a) bu kez hurmayı yediğini gördü. Selman üçüncü kez Hz. Resulullah’ı (s.a.a) ashabından birinin teşyi cenazesinde gördü ve selam vererek üçüncü alameti görmek için ardı sıra yürümeye başladı. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Selman’ın niyetini anladığından elbisesini aşağı doğru sıyırarak iki omzu arasındaki nübüvvet mührünü gösterdi. Nübüvvet mührünü gören Selman-ı Farisi kendisini Peygamber Efendimizin eteğine atarak her yerinden öpmeye başladı ve orada Müslüman oldu.[7]
Selman Farisi, hicretin birinci yılında sahibinden satın alınarak azat edildi.[8] Özgürlüğü için Hz. Peygamber Efendimiz (ve sahabe) Selman’ın sahibine 300 veya 400 dikili hurma ağacı ve 40 altın verdi.[9] Selman-ı Farisi’nin kendisinin de vurguladığı üzere Selman, Hz. Resulullah (s.a.a) tarafından satın alınıp, ismi Selman koyulmuştur.[10]

Kardeşlik Ahdi

Bazıları Selman ile Ebu Derda arasında kardeşlik ahdi kıyıldığını, bazıları Huzeyfe bin Yeman ile ve bazıları da Mikdad ile kıyıldığını ileri sürmüşlerdir.[11] Ancak Şia rivayetlerinde Selman ile Ebu Zer arasında kardeşlik ahdi kıyıldığı belirtilmiştir.[12] Bazı rivayetlerde Ebu Zer’in, Selman’ı takip etme şartı olduğu söz konusu edilmiştir.[13]

Önemli Gelişmeler

Hendeklerin Kazılması ve İran’ın Fethinde Müslümanlara Kılavuzluk

Selman-ı Farisi (r.a), sadrı İslam’da Hendek savaşından sonraki tüm savaşlara katılmıştır.[14] Medine şehrinin çevresine hendeklerin kazılması fikri de ondan çıkmıştır.[15] Bu savaşta Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) emri ile her on kişi kırk zira kadarlık hendek kazmakla görevlendirilmiştir. Selman’ın fiziksel gücünden dolayı, Muhacirler ve Ensar arasında anlaşmazlık yaşanmış ve her bir grup Selman’ı kendisinden saymıştır. Muhacirler Selman’ı başka bir yerden (İran’dan) hicret ettiği için kendilerinden saymış, Ensar da Hz. Resulullah (s.a.a) Medine’ye hicret ettiğinde orada ikamet ettiğinden Ensar'dan sayıldığını ileri sürmüştür.[16] Yine bazı kaynakların rivayet ettiğine göre Taif savaşında Selman, mancınıktan yararlanılması önerisinde bulunmuş ve Hz. Resulullah (s.a.a) da mancınıktan yararlanılması için emir vermiştir.

İran’ın fethinde Ömer, Selman ve Huzeyfe’yi İslam ordusunun öncü ve danışmanı olarak görevlendirmiştir.[17] Selman, Medâin fethinde İslam ordusu adına İranlı ileri gelen komutanlarla müzakere görevini üstlenmiştir.

Sakife'ye Muhalefet Etmesi

Selman, Sakife vakıasına karşı çıkmıştır. Mikdad, Selman, Ebu Zer, Ubade bin Samit, Ebü’l-Heysem Malik b. et-Teyyihan, Huzeyfe ve Ammar, Sakife vakıasından haberdar olunca geceleyin bir araya geldiler. Amaçları hilafet konusunun muhacirler tarafından şurada tekrar ele alınmasıydı.[18] Selman ve Übey b. Ka'b, Sakife’de yaşananlara dair çeşitli delil ve kanıtlar ileri sürerek itirazlarını bildirmişlerdir.[19] Selman’ın bazı sahabelere serzenişte bulunarak ‘yaptınız ve yapmadınız’ dediği çok meşhurdur.[20] Bu cümlenin anlamı şudur: Halifeyi seçtiniz, ama Peygamberin emrini yerine getirmediniz. Selman o gün şöyle demekteydi: “Yaşlı bir adamı seçtiniz ve Peygamber ailesini terk ettiniz. Hilafeti Peygamber ailesine bıraksaydınız, hatta iki kişi bile anlaşmazlığa düşmezdi ve bu ağacın meyvesinden fazlasıyla ve çok güzel yararlanırdınız.”[21]

Medâin Valiliği

Hz. Selman-ı Farisi (r.a), Ömer bin Hattab’ın halifeliği döneminde Medâin valiliğine getirilmiştir. Selman, bu görev için önce Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) izin almış ve sonra kabul etmiştir. Bu görevi ölünceye kadar sürdürmüştür.[22] Selman, Medâin valiliği görevi için beytülmalden beş bin dirhem aylık almakta, ancak hepsini sadaka olarak vermekteydi. [23] Geçimini ise sepet yapıp satarak temin ederdi.

Eşi, Çocukları ve Torunları

Bazı tarihî kaynaklar Selman-ı Farisi’nin iki başarısız evlenme girişiminden bahsetmektedir. İlki Ömer’in kızını (Hafsa’nın kız kardeşini) istediğinde Ömer bu evliliğe karşı çıkmış, ancak Hz. Resulullah’ın (s.a.a) Selman’ın derece ve makamı hakkındaki sözlerinden sonra evliliğe razı olmuştur; ama bu kez de Selman evlilikten vazgeçmiştir. İkinci evlilik girişimi ise şöyle gerçekleşir: Selman bir kızı istemesi için Ebü'd-Derda'yı gönderir. Kızın ailesi bu evliliğe karşı çıkar, ancak Ebü'd-Derda ile evlenmesine onay verirler. Ebü'd-Derda da o kızla evlenmeye razı olur ve o kızla evlenir.

Selman’ın eşi Beni Kinde kabilesinden Bukayre adında bir kadındı. Selman’ın Abdullah ve Muhammed adlı iki oğlu vardı. Abdullah babası Selman’dan Hz. Fatıma (s.a) hakkında cennetle ilgili hadisi nakletmiştir. Selman’ın İsfahan’da bir, Mısır’da iki kızı vardı.

Muhaddisi Nuri’nin açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla Selman’ın torunları beş yüz yıl kadar Rey şehrinde yaşamışlardır. Bedrettin Hasan bin Ali bin Selman, dokuz vasıta ile soyu Hz. Selman’a ulaşan muhaddislerdendir. Ziyaeddin Farsi (ö. 622) Hucend’in önde gelen âlim ve şairlerinden ve aynı zamanda Buhara'nın şer'i işlerine bakan önde gelen kişilerden biridir. Mahsul kitabına şerh yazan kişi de Selman’nın torunlarındandır. Muhaddisi Nuri, Tacü'ş-Şuara adıyla ünlenen Şemsüddin Suzeni'yi (ö. 569/1173) Selman’ın torunlarından saymaktadır. Bir süre Selman-ı Pak’da yaşayan Abdülfettah, Selman’ın azat olmasını sağlayan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) “Eşhel Yahudi Kureyzi”ye yazdığı mektubu rivayet eden Ebu Kesir bin Abdurrahman, beşinci yüzyıl ariflerinden olan ve Ebu İshak Kazeruni diye maruf olan İbrahim bin Şehriyar (ö.688/1289) ve vaiz olan Hasan bin Hasan’ın soyu, Hz. Selman’ın oğlu Muhammed bin Selman’a ulaşmaktadır.[24]

Hz. Peygamber ve İmamların Sözlerinde Selman

Resulullah Efendimizin (s.a.a) Selman-ı Farisi hakkında buyurduğu en meşhur hadis: “Selman, biz Ehlibeyttendirhadis-i şerifidir. Nakledilen rivayetlere göre bir gün Selman, mescide gelmiş, oradakiler ona saygıdan dolayı onu mescitte başköşeye oturtmuşlardır, ancak bazıları Acem (Araplar’ın Arap olmayanlara ve özellikle İranlılar’a verdikleri isim.) olduğundan dolayı oradakilere itiraz etmişlerdir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) bu sahneyi görünce minbere çıkmış ve insanların renk, ırk ve etnik kökeninden dolayı üstün olmadığına dair bir hutbe okuyarak şöyle buyurmuştur: “Selman biz Ehlibeyt'tendir.”

Hz. Peygamber Ekrem’in (s.a.a) bu hadisi başka bir rivayette de geçmiştir. Bu rivayete göre de Ahzab savaşında hendek kazımı sırasında Selman büyük bir performans sergilemiş ve muhacir ve Ensar Selman’ı kendisinden saymıştır. Bunun üzerine Hz. Peygamber Ekrem Efendimiz (s.a.a) Selman’ı Ehlibeyt'ten saymıştır.[25]

Selman’ın fazileti hakkında Hz. Resulullah’tan (s.a.a) başka rivayetler de nakledilmiştir.[26] Örneğin cennetin Hz. Ali (a.s), Ammar ve Selman’ı arzuladığı hadisi veya Allah’ın Hz. Resulullah’a (s.a.a) Hz. Ali (a.s), Selman, Mikdad ve Ebu Zer’i sevmesi için emirde bulunduğu hadisler.[27]
Şii rivayetlerde de Ehlibeyt imamlarının (a.s) Hz. Selman’ı övdüğüne dair hadisler bulunmaktadır. Selman, İmamların rivayetlerinde daha çok ilk Şiilerden ve dinde sabit kalanlardan olarak tanıtılmıştır. Örneğin Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) nakledilen bir hadiste Selman, Ebu Zer, Ammar ve Mikdad’ın varlığından dolayı Allah insanlara rızık vermektedir.[28] Yine Hz. Ali (a.s) Efendimiz, Selman’ı ilk ve son ilimleri bilen olarak tanıtmıştır.[29] Hz. İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen bir rivayette bir gün İmamın (a.s) huzurunda Selman-ı Farisi’nin adı geçer. İmam (a.s) Selman-ı Farisi demeyin, ona Selman-ı Muhammedi deyin, çünkü o biz Ehlibeyt ailesindendir, buyurmuştur.[30]

Vefatı

Selman-ı Farisi, hicretin 36. yılında vefat etmiştir. Bazı rivayetlerde Osman’ın hilafeti döneminde ve bazı rivayetlerde Osman’ın hilafetinden birkaç ay sonra olduğu belirtilmiştir.[31]

Nakledilen rivayetlere göre Selman-ı Farisi, uzun bir ömür sürmüştür. Bazıları ömrünün 350 yıl kadar olduğunu dahi ileri sürmüştür.[32] Yine bazı tarihi rivayetlerde Selman’ın vefatından sonra İmam Ali’nin (a.s) Medine’den Medâin’e geldiği ve ona gusül verdiği, kefenlediği, namazını kıldığı ve defnettiği belirtilmiştir.[33]

Selman, kefeninin üzerine şu şiiri yazmıştı[34]:

Kalbi selim ve iyiliklerden azıksız olarak Kerim’in (Allah’ın) huzuruna geldim

Vefat eden Kerim’e doğru ölmüşse, azıkla gelinmesi tüm şeylerden daha çirkindir

Bibliyografya

  1. Câfer Murtazâ Âmülî, “Selman-ı Farisi”.
  2. Muhammed Cevâd Âlü'l-Fakıh, “Selman-ı Farisi Arz ve Tahlil”.
  3. Mirza Hüseyin en-Nûrî et-Tabersî, “Nefsü'r-Rahmân fî Fedâili Selman”.
  4. Abbas Meliki, “Selman-ı Farisi”.
  5. Sâdıkî Erdestanî, Selman-ı Farisi Ostandare Medâin.
  6. Hasan Bakizade (Sâdıkî)’nin yazdığı “Emîr Medâin; Zindegi Name Selman-ı Farisi”.

Kaynakça

  1. Tarih-i Taberi, c. 3, s. 171.
  2. et-Tabakatü'l-kübrâ, c. 4, s. 56; Ensabü'l-Eşraf, c. 1, s. 485.
  3. Tarih-i Taberi, c. 3, s. 171; Tabakatü'l-kübra, c. 4, s. 56.
  4. Dehhuda.
  5. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye,, c. 1, s. 214, 218; İbn Sa'd, et-Tabakatü'l-kübra, c. 4, s. 57, 58.
  6. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, c. 1, s. 216; İbn Sa’d, et-Tabakatü'l-kübra, c. 4, s. 58, 59.
  7. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, c. 1, s. 219.
  8. Âmülî, Selman-ı Farisi, s. 40.
  9. İbn Hişam, es-Siretü'n-Nebeviyye, c. 1, s. 189.
  10. Nuri, Nefsü'r-Rahman fi Fedaili Selman, s. 6.
  11. Bu görüş için Bkz. Amuli, Selman-ı Farisi, s. 86, 87.
  12. Küleynî, Usûl-ü Kâfî, c. 2, s. 84.
  13. Meclisi, Biharü'l-Envar, c. 22, s. 345.
  14. Amuli, Selman-ı Farisi, s. 32.
  15. Belazüri, Ensabü’l-Eşraf, c. 1, s. 343.
  16. İbn Sa'd, et-Tabakatü'l-kübra, c. 4, s. 62.
  17. Taberî, Tarihu’l-Ümem ve’l-Mülûk, c. 4, s. 41.
  18. İbn Ebü’l-Hadid, Şerh-i Nehcü’l-Belâğa, c. 1, s. 219, 220.
  19. Amuli, Selman-ı Farisi, s. 35.
  20. Nuri, Nefsü'r-Rahman fi Fedaili Selman, s. 148.
  21. Allame Askeri, Abdullah b. Sebe, c. 1, s. 145.
  22. Seyyid Alihan el-Medeni, ed-Derecatu’r-Refia fi Tabakatu'ş-Şia, s. 215.
  23. İbn Ebü’l-Hadîd, Şerh-i Nehcü’l-Belâğa, c. 18, s. 35.
  24. Selman’ın eş ve çocukları için Bkz. Sâdıkî Erdestanî, Selman-ı Farisi Ostandare Medâin, s. 377, 390.
  25. İbn Sa'd, et-Tabakatü'l-kübra, c. 4, s. 62.
  26. Bu rivayetlerin tamamı için bkz. İbn Asakir, Tarihu Dımeşķ, c. 21, s. 408, 424.
  27. el-Belazüri, Ensabü’l-Eşraf, s. 123; Zehebi, Siyeru A'lami’n-Nübela', c. 2, s. 61; İbn Asakir, Tarihu Dımaşķ, c. 21, s. 409, 411.
  28. İbn Babeveyh, el-Hisal, s. 361.
  29. İbn Asakir, Tarihu Medineti Dımeşk, c. 21, s. 421.
  30. Tusi, İhtiyarü Ma'rifeti’r-Rical, c. 1, s. 54; Tusi, Emali, s. 133.
  31. İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımeşk, c. 21, s. 458, 459.
  32. Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, c. 1, s. 176.
  33. Meclisî, Bihârü'l-envâr, c. 22, s. 380.
  34. Nûrî, Nefsü'r-Rahmân fî Fedâili Selman, s. 139.

Bibliyografi

  • Âlü'l-Fakıh, Muhammed Cevâd, Selman-ı Farisi Arz ve Tahlil, dördüncü baskı, Müessesetü'l-Âlemi'l-Matbûât, Beyrut, m. 2000.
  • el-Emînî, Abdülhüseyin Şerefüddin, el-Gadîr fi'l-kitâbi ve's-sünne ve'l-edeb, c. 9, Beyrut, Dârü'l-Kütübi'l-Arabî, m. 1977.
  • İbn Ebü’l-Hadîd, İzzüddîn Abdülhamîd, Şerh-i Nehcü’l-Belâğa, muhakkik: Ebu’l-Fazl İbrahim, Ayetullah Meraşî Necefî kütüphanesi, Kum.
  • İbn Bâbeveyh, Muhammed b. Ali, el-Hisâl, musahhih, Ali Ekber Gaffari, Câmiu'l-Müderrisin, Kum, ş. 1362.
  • İbn Sa’d, Muhammed, et-Tabakatü'l-kübrâ, tahkik: Muhammed Abdulkadir Ata, Dârü'l-kütübi'l-ilmiyye, Beyrut.
  • Ebü'ş-Şeyh, Abdullah bin Muhammed, Tabakâtü'l-Muhaddisîn bi-İsbahan ve'l-Varidine Aleyha, Dirâset ve Tahkîk: Abdülgafûr Abdülhak Hüseyin el-Belûşî, Müessesetü'r-Risâlet, Beyrut.
  • el-Belâzürî, Ahmed b. Yahyâ, Ensâbü’l-Eşrâf, muhakkik : Muhammed Bakır el-Mahmûdî ve başkaları, Müessesetü'l-Âlemi'l-Matbûât, Beyrut.
  • Dihhudâ, Ali Ekber, Lugatnâme, ikinci baskı, İntişârât Tahran Üniversitesi, Tahran, 1377.
  • Gençler için İslamî Hikayeler, Bir gurup yazar, Seyyid Mehdi Şücâî kontrolünde, Gençlerin ve çocukların fikir ve anlayışını güçlendirme merkezi,, Tahran, 1387.
  • Sâdıkî Erdestanî, Ahmed, Selman-ı Farisi Ostandare Medâin, Defteri Tebligat İslami havza ilmiye Kum, 1376.
  • Taberî, Muhammed bin Cerir, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk, Revaye'ül Esrar el-Arabi, Beyrut.
  • Âmülî, Câfer Murtazâ, Selman-ı Farisi, tercüme Muhammed Sipehri Merkez çap ve neşr Sazman Tebligat İslamî, 1375.
  • Allâme Askerî, Seyyid Murtazâ, Abdullah b. Sebe ve diğer Tarihi Efsaneler, Mecmei İlmi İslami, 1375.
  • Küleynî, Muhammed b. Ya'kûb, Usûl-ü Kâfî, tercüme: Said ve Latif Raşedî, Ecved, Kum, 1388.
  • Meclisî, Muhammed Bâkır b. Muhammed Takî, Bihârü'l-envâr, el-Camietu Li-Durer Ahbaru’l-Eimmeti’l-Ethar, muhakkik: Muhammed Bakır el-Mahmûdî ve Abdüzzehra Alevî , Dar-ı Ehya-ut-Turas el-Arabi.
  • el-Medenî, Seyyid Alihan b. Ahmed, ed-Derecatu’r-Refîa fi Tabakâtu'ş-Şîa, mukaddime yazarı: Muhammed Sâdık Bahrülulûm, müessese el-Vefa, Beyrut.
  • Müfîd, Muhammed b. Muhammed, el-İhtisâs, tahkik: Ali Ekber Gaffari ve başkaları, el-Mu’temeru’l-Âlimi li-Elfiyeti’ş-Şehi’l-Mufid, Kum.
  • Nûrî et-Tabersî,Mirza Hüseyin, Nefsü'r-Rahmân fî Fedâili Selman (r.a), er-Resûlü'l-Mustafa, Kum.