Vahhabilik

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Vahhabilik (Arapça: الوهابية), hicri on ikinci yüzyılın sonunda Suudi Arabistan’ın Necd kentinde Muhammed bin Abdülvehhâb (ö. 1206/1792) tarafından kurulan dinî-siyasi bir fırka ve akımdır. Bu mezhebin takipçilerine Vahabi denilmektedir. Vahhabilik furu din ve fer'i (dinin ayrıntıları ile ilgili) konularda Ahmed bin Hanbel’in görüşlerine tabidir. Bu fırka mensupları daha çok Necd, Ahsa, Katif ve Umma’da yaşamaktadırlar. Bu mezhebin fikri önderleri İbn Teymiyye, İbn Kayyum ve Muhammed bin Abdülvahap’tır.

Vahabiler, Kur’an ve hadisler ile karşılaştıklarında ayet ve hadislerin zahirine göre amel etmekte ve tevile (söz veya davranışa başka bir anlam vermek) inanmamaktadırlar. Onlar bazı ayet ve hadislerin zahirine (görünüşüne) istinaden Allah’ın aza ve organları olduğuna inanmaktadırlar.

Vahabi öğretilerine göre kabir ziyaretleri, kabirlerin bina edilmesi, kümbet ve kubbe yapılması, hatta Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları (a.s) için dahi olsa haramdır. Onlara tevessül (Sâlih amelleri veya bazı kişileri vesile edinerek Allah’a yakın olmaya çalışmak, O’ndan dilekte bulunmak) kabirlerine ve onlardan geriye kalan eserlere teberrük etmek bidat ve şirktir. Vahabiler Arabistan’a egemen olduktan sonra Sadrı(baş) İslam’dan geriye kalan ve Müslümanlar yanında saygın ve kutsal kabul edilen mekanları ve kabirleri yıkmaya başlamışlardır.

Necd şehri kabilelerinden birinin lideri olan Muhammed bin Suud, Muhammed bin Abdülvahap’ın itikadını kabul ettikten ve onunla hicri 1157 yılında antlaşma imzaladıktan sonra Necd halkıyla savaşa, çevre yerleri işgal etmeye ve Arap yarımadasına bu düşünceyi yaymaya başladı. Riyad şehrinin işgal edilmesi ile bu şehir Suudi hanedanlığının başkenti oldu. Bu mezhep şu anda Suudi Arabistan’ın resmî mezhebi olup mezhep bilginleri tarafından verilen fetvalar devlet tarafından uygulanmaktadır.

Kurucusu

Bu fırkanın kurucusu Muhammed bin Abdülvahap’tır (ö. 1206/1792).

Fıkhî Mezhebi

Vehhâbîler fıkıhta, Hanbeli mezhebine tabidirler, inanç ve bazı füru' din konularında İbn Teymiyye’nin görüşlerini esas almaktadırlar. Kendilerine “Selefiyye” demektedirler ve selef-i salihin (sahabe, tabiin ve tebeu’t-tabiin nesilleri) gidişine göre amel ettiklerini iddia etmektedirler. Vehhâbîler, Kur’an ve hadislerin zahirine sarılmakta ve Kur’an ve hadislerde olmayan her şeyi bidat olarak kabul etmektedirler. Bundan dolayı, yalnızca kendilerinin “muvahhit” (Allah'ın birliğine inanan) olduklarını iddia etmekte ve diğer Müslümanları ibadette müşrik ve bidat ehli olarak kabul etmektedirler.[1]

Tarihçe

Vehhâbîlerin inanç ve akaidi Ahmed bin Abdülhalim bin Teymiyye’nin (İbn Teymiyye diye meşhurdur) görüşlerine dayanmaktadır. Hanbeli mezhebinden olan İbn Teymiyye 8. yüzyılda yaşamış ve hiçbir İslam mezhebinin kabul etmediği düşünce ve inançları gündeme getirmiştir.[2] Dönemin büyük Ehlisünnet bilginleri İbn Teymiyye’nin görüşlerini reddederek kınamış ve farklı ülkelerde yaşayan birçok İslam âlimi ona muhalefet etmiştir. Bazıları onu kâfir bilmiş ve bazıları onun hapse atılmasını istemişlerdir.[3]

Bu itirazlardan dolayı İbn Teymiyye’nin görüşleri 12. yüzyıla kadar yaygınlık kazanmamıştır. İşte bu asırda Muhammed bin Abdülvehhâb Necdî, ortaya çıkarak onun görüşlerini canlandırmıştır. Hareketinin başında kendisine taraftar bulamayan Muhammed bin Abdülvehhâb, 1160 yılında Necd şehrinin “Diriyah” bölgesine gitti.[4] Muhammed bin Suud Diriyah bölgesinin emiriydi. Muhammed bin Suud, hükûmetini güçlendirmek için Muhammed bin Abdülvehhâb’ın inançlarının uygun olduğu kanısına vardı. Muhammed bin Abdülvehhâb’ın mezhebini tebliğ etmek ve yaymak için hükûmet güçlerinin kullanılması için Muhammed bin Suud ile Muhammed bin Abdülvehhâb arasında bir antlaşma imzalandı. Bununla birlikte Muhammed bin Abdülvehhâb da kendi dinî otoritesinden yararlanarak onun hükûmetini teyit ve takviye edecekti. O günden sonra birçok şehre asker yığarak kendi inançlarını anlattılar. Her kim onların görüşlerini kabul etmediyse kâfir ilan edilerek öldürüldü.

Bu şekilde günbegün Suudi hanedanlığı güç kazanmaya ve onun gücü sayesinde de Vehhâbîlik inancı yayılmaya başladı. Osmanlı imparatorluğunun sömürgeci güçler tarafından bölünmesiyle birlikte Arabistan, Suudi hanedanlığına bırakıldı. Zira hanedanlık oldukça güçlenmiş, görüş ve inançları sömürgeci (İngilizler…)'in güçleriyle paralellik arz etmekteydi.[5] O günden sonra Vehhâbîlik Arabistan’ın resmî mezhebi olmuş, ancak bununla yetinmeyen Vehhâbîler tüm İslam ülkelerinde Vehhâbîliğin yayılması için çaba sarf etmeye koyulmuşlardır.

İnanç ve Akaid

En Temel İnançları: Vehhâbîlik mezhebinin temel özelliği, diğer Müslümanların inanç ve amellerinin reddedilmesi ve yok sayılmasıdır. Vehhâbîler, Müslümanların inanç ve amellerinin ibadî tevhitle çeliştiğini sanmaktadırlar.[6] Vehhâbî önderlerinin kitapları esasınca her kim aşağıdaki şeyleri terk ederse Müslüman ve muvahhit olur:

  • Hiçbir peygambere ve evliyaya tevessül etmemeli ve “ya Allah etevesselu ileyke bi-nebiyyike Muhammed’in nebiyyi rahmet” gibi sözleri söylememelidir.
  • Ziyaret kastı ile Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) kabrine yaklaşmamalı ve orada dua etmemelidir. Onların kabirlerine el sürmemeli ve kabirlerinin yanında namaz kılmamalıdır.
  • Peygamberin (s.a.a) kabrinin üzerine cami ve başka bir bina yapmamalıdır.
  • Peygamber bile olsa hiç kimse için adak adamamalıdır.
  • Peygamber ve hiç kimse adına and içmemeli, yani peygamberin adına yemin ediyorum dememelidir.
  • Hiçbir ölüyü hitap karar kılmamalıdır, isterse bu kişi peygamber olsun.
  • Peygambere, “Seyyidina” (efendimiz) veya “ya Muhammed” yahut “Seyyidina Muhammed” gibi lafızlarla hitap etmemelidir.
  • Allah’ı hiçbir insan hakkı için hitap karar kılmamalı, yani Allah’ım! Muhammed’in hakkı için bu duamı kabul et’ dememelidir.
  • Allah dışında birine sığınmak, yardım dilemek şirktir.
  • İyi ve kötü dilekte bulunmamak:'Eğer Allah nasip ederse' veya 'Allah göstermesin eğer şöyle olursa’ gibi sözleri söylememelidir.
  • Kabir ziyaretleri, kümbet yapmak, kabir üzerine bina yapmak, kabirleri süslemek ve orada mum yakmak şirktir.
  • İsterse Peygamber Ekrem (s.a.a) olsun hiçbir insandan şefaat talep etmemelidir. Onların Allah tarafından böyle makamları olsa dahi, başkalarının böyle bir istekte bulunma hakları yoktur. Dolayısıyla böyle yaparlarsa putperestlerden hiçbir farkları kalmaz.[7]

İnanç Temelleri: Vehhâbîlerin temel inançları Müslümanların Sadrı İslam’dan beri süregelen amel ve inançlarının yasaklanması ve terk edilmesi üzerine kurulmuştur. Yasaklanmış ameller şunlardan ibarettir:

  • Kabir ziyaretleri
  • Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) ziyareti için hazırlık yapmak ve yola çıkmak
  • Kabirlerin üzerine bina ve kümbet yapmak
  • Kabirlere cami yapmak ve orada namaz kılmak
  • Peygamberlere, evliyalara, salihlere ve önemli kişilere tevessül etmek
  • Yaşayan kişiler tarafından, salih ameller sayesinde ölülere yarar sağlaması. Örneğin onlar için adakta bulunmak vs.
  • Enbiya ve salihlere ait şeylerle teberrükte bulunmak
  • Hz. Fahri Kainat Efendimizin (s.a.a) doğumunu kutlamak
  • Ölülere ağlamak
  • Enbiyaların hakkı için Allah’a ant içmek
  • Allah’tan başkalarına ant içmek
  • Abd (kul, köle, hizmetçi) kelimesinin Allah dışındaki isimlerle terkip edilmesi. Örneğin: Abdülhüseyin ismi.[8]

Vehhâbîlerin Allah’ı: Tevhit ve ibadî tevhide sahip olduğu ve bu düşünceleri savunduğu iddiasında olan Vehhâbîler, Allah’ı cismani ve maddi bir şekilde tanıtmaktadırlar. Allah hususunda Vehhâbîlerin en önemli görüşleri şunlardan ibarettir:

  • Allah cismanidir ve cismani şeylerden münezzeh (uzak) değildir.[9]
  • Allah her gece gökten yeryüzüne iner.[10]
  • Allah sakal ve avret mahalli dışında tüm insan organlarına sahiptir.[11]
  • Allah hervele (belli bir mesafenin hızlı ve canlı bir yürüyüşle geçilmesi) yapmaktadır.[12]

Farklı İnançlar: Vehhâbîlerin kendilerine has bazı inançları daha vardır. Örneğin:

  • Hz. Nuh (a.s) ilk peygamberdir.[13]
  • Allah’ı ahirette görebileceğiz.[14]
  • Peygamberler yalnızca tebliğ konusunda masumdurlar, bu konu dışında günah işleyebilirler ve kendi dinlerine aykırı işler yapabilirler.[15]

Önemli Karakterler

İbn Teymiyye

Ebü’l-Berekât Mecdüddîn Abdüsselâm b. Abdillâh b. el-Hadır el-Harrânî (ö. 652/1254), hicretin 661. yılında Harran’da dünyaya geldi ve 728 yılında Dimeşk’te hapis yatarken öldü. İbn Teymiyye çok inişli çıkışlı bir hayat yaşamıştır. Çocukken babası ile birlikte Moğolların saldırı korkusu ile Şam’a göç etmiştir. Defalarca hapse atılmış ve tüm İslam mezheplerinin tamamının görüşüne aykırı olarak verdiği fetvalardan dolayı tövbe etmeye zorlanmıştır.

İbn Teymiyye, Hanbelî mezhebinden olmasına rağmen Hanbelî mezhebinin tüm görüşlerine mukayyet(bağlı) değildi. İnanç ve kelamî konularda tevhit meselelerine vurgu yapmış, icmâ ve meşhurun görüşüne birçok defa karşı çıkmıştır.

İbn Kayyim

İbn Kayyim el-Cevziyye diye meşhur olan Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ebî Bekr b. Eyyûb ez-Züraî ed-Dımaşkī el-Hanbelî (ö. 751/1350), İbn Teymiyye’nin öğrencisidir. O da üstadı gibi mezkûr düşünce ve inançları savunduğundan İslâm dininde bid'at çıkardığı gerekçesi ile birkaç defa hapse atılmıştır. İbn Kayyim, bir defa da Hz. İbrâhim peygamberin(a.s) kabrini ziyaret amacıyla yolculuk yapılmasına karşı çıkması yüzünden hapsedilmiştir (İbn Hacer, IV, 21). 726 yılında İbn Teymiyye ile birlikte Dımaşk Kalesi’nde hapsedilmiş, İbn Teymiyye'nin ölümünden sonra serbest bırakılmıştır. 13 Receb 751’de vefat etmiş ve Dımaşk’ta Bâbüssagîr Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Muhammed Bin Abdülvehhab

Vehhâbîliğin kurucusu. Muhammed b. Abdilvehhâb b. Süleymân et-Temîmî en-Necdî (ö. 1206/1792), Arabistan'ın Necid bölgesindeki Uyeyne'de dünyaya geldi. Hambelî fıkhını babasının yanında okudu. Tevhit, tevessül, teberrük, kabir ziyaretleri gibi konularda radikal görüşleri savunduğundan dolayı 1106 yılında Uyeyne’den kovuldu ve Diriyah’a şehrine gitti. Bu bölgenin emîri olan Muhammed bin Suûd, Abdülvehhâb’ın görüşlerinin kendi otoritesini güçlendirmek için iyi bir fırsat olduğunu anlayınca ona yardım etme ve inançlarını yayma sözü verdi. Kısa bir süre sonra şehir halkını Necd halkına karşı cihada çağırdı. Muhammed bin Abdülvehhâb, Muhammed bin Suûd’un yardımları ile Necd şehrini ele geçirdi. Hükûmeti ele geçirdikten sonra Muhammed bin Suûd’un oğlu Abdülazîz bin Suûd’u hükûmetin başına geçirdi ve kendisi 1206 yılında ölene kadar kendi mezhebini tebliğ ve yaymakla meşgul oldu.

Şeriata Aykırı Bazı Girişimleri

Vahhâbîler gücü ele geçirdikten sonra, kendi inanç temelleri doğrultusunda bir çok girişimde bulundular. Vahhâbîlerin en önemli girişimleri şunlardan ibarettir:

Tebligat

Vehhâbi mezhebinin bilginleri ilk önce mezheplerinin yayılması için oldukça fazla tebliğde bulunmuşlardır.
Afrika: Günümüzde olağanüstü bütçe ve sayısız tebligatlarla Vehhâbîlik inancı Afrika ve Hindistan’da yayılmaya başlamıştır. Nitekim Zanzibar’da (zanzibar veya Zangibar, Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya'ya bağlı iki adadan oluşan özerk yönetilen bölge) bir çok Müslüman bu mezhebi seçmiştir.

Hindistan: Hindistan’da bu fırkanın önderi Sir lakaplı Seyyid Ahmed Han (1817 – 1898) olmuştur. 1822 yılında hacda Vehhâbîlik mezhebini seçmiş ve Pencap’ta bu fırkaya davete başlamıştır. Sir, burada Vehhâbî devletine benzer bir devlet kurmayı başarmış ve Hindistan’ın kuzeyini tehdit etmeye başlamıştır. O bölgelerde alimler ve vaizlere saldırılar tertiplemiş, mezhebini kabul etmeyen herkese karşı cihat ilan etmiştir.

Cezayir: Bu bölgede, İmam Senûsî adlı biri hacca gitmiş ve Vehhâbîliği orada kabul etmiştir. Ülkesine döndükten sonra Vehhâbîliği tebliğ etmeye başlamıştır.

Yemen: İmam Şevkânî (ö. 1250) adlı birisi orada ortaya çıkmış ve Vehhâbîliği orada yaymaya başlamıştır.

Vehhâbîlerin son yıllardaki en önemli tebliğ ve propaganda çalışmaları şunlardan ibarettir:

  • Hicrî 1417 (1996) yılında hac mevsiminde 500 mübelliğin çalışması.
  • Hicrî 1417 yılında 1000 Çeçenistanlıyı konuk unvanı ile davet etmesi.
  • 1418 (1997) yılında Orta Asya’dan 1400 hacıya konuk adı altında davet etmesi.
  • Çin üniversitesinde bir kütüphane açması.
  • Uluslararası konferanslarda Vehhâbîliğin tebliğ ve propagandası.
  • Bir yıl içinde 2000 tebliğci ve 290.000 propaganda çalışması.
  • 1418 (1997) yılında Arabistan’da 5.200.000 propaganda ve tebliğ çalışması.
  • Hicrî 1417 yılında Bahreyn’de 3650 dini konuşma, din dersi ve 41.176 dini neşriyenin basılması ve 1418 yılında Safer ayında Bahreyn camilerinde 300 din dersi verilmesi.
  • Dubai’de 3789 tebliğ çalışması ve 11.698 çeşitli neşriyenin basılarak yayımlanması.
  • Katar’da 1418 dini konuşma, vaaz ve 13.715 neşriyatın basılarak yayımlanması.
  • BAE’nin Fujairah şehrinde 1418 yılında Ramazan ayında 6000 tebliğ ve propaganda çalışması.
  • Pakistan’da 1417 (1996) yılında, 165.296 dini propaganda ve tebliğ çalışması.
  • Afganistan, İran, Hindistan, Nepal, Moritanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda’ya tebliğci göndermesi.
  • İngiltere’de tebliğ çalışmaları kapsamında 1417 yılında okul, medrese, hapishane, hastaneye… 10.800 dini ve mezhebi ders halkalarının kurulması.
  • Endonezyalı tebliğciler için dini (Vehhâbîlik) kursların düzenlenmesi.
  • Tataristan öğrencileri için dini (Vehhâbîlik) kursların düzenlenmesi.
  • Venezuela İslâm merkez ve cemiyet liderlerine kısa dönem Arapça derslerinin verilmesi.
  • Arjantin’de Latin Amerikalı tebliğcilere kısa dönem kurslar tertiplemesi.
  • Kazakistan’lı tebliğciler için dini kurslar düzenlenmesi.
  • Kenya’da Kenyalılar için dini kurslar düzenlenmesi.
  • Tayland’da tebliğciler için konferans ve seminerler düzenlenmesi.
  • Senegal’de tebliğciler için paneller düzenlenmesi.
  • Batı Afrika’da tebliğci ve cemaat imamları için kursların düzenlenmesi.
  • Kazakistan’da tebliğci ve cemaat imamları için kursların düzenlenmesi.
  • Amerika’da tebliğci ve cemaat imamları için kursların düzenlenmesi.
  • Ukrayna’da tebliğcilerin eğitimi için kursların açılması.
  • Çeçenistan’da tebliğci yetiştirme için okullar açılması.
  • “Râbıtatü’l-Âlemi’l-İslâmî” genel sekreterinin ülkelerin yetkilileri ile görüşmesi.
  • Bosna’daki camilerin tamir ve onarım çalışmaları.
  • Filipinlerde 104 caminin yapılması.
  • Bosna Hersek’te 90 caminin yapılması ve onarılması.
  • Dünya genelinde yaptırılan 1359 caminin yapımında ortaklık.
  • Belçika’daki 300 camiye yardım.
  • Rusya’da tebliğcilerin eğitimi için kursların açılması.
  • Moskova üniversitesinde çalışmalar.
  • 34 ülkede burs verilmesi.
  • Tokyo’da Arap ve İslâm (Vehhâbîlik) ilimlerini öğretecek okulun açılması.
  • Endonezya İslâmî ve Arap ilimleri okulundan 3891 öğrencinin mezuniyeti.
  • Irak Kürdistan’ında tebliğ çalışmalarına başlanması.
  • 100.000 Azerbaycanlı sığınmacıya yardım edilmesi.
  • Bosna Hersek için 321.000 kitabın basılması.[20]

Reddiye ve Yalanlamalar

Şia ve Sünnî alimler Vehhâbîliğin reddi için çok sayıda kitaplar yazmışlardır.[21] Bu eserlerden bazıları şunlardır:

  • Süleyman bin Abdülvehhâb’ın (Muhammed bin Abdülvehhâb’ın kardeşi) yazdığı “Es-Savaiku’l İlâhiyye fî Reddi ale’l Vehhâbîye”.
  • Şeyh Cafer Kaşifu’l Gıta’nın yazdığı “Minhacu’l İrşat limen İrade’s Sidad” kitabı.[22]
  • Seyyid Muhsin Emin’in yazdığı “Keşfu’l İrtiyab fi ittibai Muhammed bin Abdülvehhab” kitabı.
  • Ayetullah Cafer Subhani’nin yazdığı “Ayyini Vahhabiyet”.
  • Ahmed b. Zeynî Dahlân el-Mekkî'nin (ö. 1304/1886) yazdığı “ed-Dürerü’s-seniyye fi’r-reddi 'ale’l-Vehhâbiyye” kitabı.

Kaynakça

  1. Emin, Keşfu’l İrtiyab, s. 7, 12; Rabbani, Firek ve Mezahibi Kelami, s. 181.
  2. Subhani, Buhusun Fi’l Milel ve’n Nihel, c. 4, s. 331.
  3. Rızvani, Vahabiyet ez didgah Mezahibi Ehlisünnet, s. 43, 57.
  4. Emin, Keşfu’l İrtiyab, s. 9.
  5. Bkz. Tarih ve nakd Vehhâbîyet, Ali Ekber Faizi Pur, s. 41, 102.
  6. Bkz. İbn Teymiyye, Mecmuetu’l Vesail ve’l Mesail, Tahkik, Muhammed Reşid Rıza, Li-Cenneti’t-Turas el-Arabi, s. 1, 3, 20, 21, 42, 43.
  7. Muğniye, Muhammed Cevad, Hazihi Hiye el-Vehhâbîyet, s. 74, 76.
  8. Subhani, Cafer, Buhusun Kuraniyetin Fi’t Tevhid ve Şirk, s. 54.
  9. İbn Teymiye Harrani, et-Tesis fi Reddi Ussise Takdis, c. 1, s. 101.
  10. İbn Teymiyye, Mecmuetu’l Fetava, c. 5, s. 61.
  11. İbn Teymiyye, el-Avasimu mine’l Kavasim, s. 210.
  12. Fetava el-Cennetu’d Daime lil-Buhusu ve’l İfta, c. 3, s. 196, fetva numarası: 9632.
  13. Ferheng Fireki İslami, s. 459.
  14. Minhacu’s-Sünneti’n-Nebeviyye, s. 1, 2 ve 215 ve 216.
  15. Minhacu’s-Sünnet, c. 1, s. 226, 228; Edyani İlahî ve Freki İslami, s. 194.
  16. Emin, Keşf, s. 33.
  17. Emin, Keşf, s. 33.
  18. Emin, Keşf, s. 15.
  19. Emin, Keşf, s. 16.
  20. Rızvani, Ali Asker, Selefi Geri (Vahhâbîyet) ve Pasoh be Şübahat, Kum, Mescid-i Mukaddesi Cemkeran, altıncı baskı, s. 204, 205.
  21. Firkei Vehhâbî ve Pasoh Şübahatı Anha, s. 15, 21.
  22. Ferhengi Şia, s. 468.

Bibliyografi

  • İbrahimzade, Abdullah, Ali Nuri, Ali Rıza, Edyan ilahî ve Freki İslami, Kum, tahsin, 1383.
  • İbn Teymiyye el-Harrani, Ahmed, et-Tesis fi reddi Ussise’t Takdis.
  • İbn Teymiyye el-Harrani, Ahmed, el-Avasim mine’l Kavasim.
  • İbn Teymiyye, Ahmed, Kutub, Resail ve Fetava Şeyhülislam İbn Teymiyye, mektebetu İbn Teymiyye, tahkik, Abdurrahman bin Muhammed el-Asimi, ikinci baskı.
  • İbn Teymiyye el-Harrani, Ahmed, Mecmuaetu’l Vesail ve’l Mesail, tahkik: Muhammed Reşid Rıza, li-Cenneti’t Turas el-Arabi.
  • İbn Teymiyye, Ahmed, Minhacu’s Sünneti’n Nebeviyye, Tahkik: Muhammed Reşat Salim, müessese Kurtube, 1406.
  • Emin, Seyyid Muhsin, Keşfu’l İrtiyab fi İttiba, Muhammed bin Abdülvehhâb.
  • Rabbani Gulpeygani, Ali, Frek ve Mezahibi Kelami, Kum, Merkezi Cihani Ulumu İslami, üçüncü baskı, 1383.
  • Rızvani, Ali Asker, Vehhâbiyan, Tahran, Meş’er, 1390.
  • Rızvani, Ali Asker, Selefi Geri (Vehhâbiyet) ve Pasoh be Şübahat, Kum, Mescidi Mukaddesi Cemkeran, altıncı baskı, 1388.
  • Rızvani, Ali Asker, Vehhâbiyet ez didgahi Ehli sünnet, Kum, Delilima, 1387.
  • Subhani, Buhusun fi’l Milel ve’n Nihel, Kum, Havza ilmiye, 1366.
  • Subhani, Cafer, Buhusun Kuraniyetin fi’t Tevhid ve Şirk, Kum, Müessese İmam Sadık, 1384.
  • Faizi Pur, Ali Ekber, Tarih ve Nakdi Vehhâbiyet (Tercüme Keşfu’l İrtiyab), Kum, matbuat dini, 1387.
  • Fetava el-Cenneti’d Daimeti lil-Buhusu ve’l İfta, fetva numarası: 9633.
  • Ferhengi Şia, Pejuheşgede Tahkikat İslâmî, Kum, Zemzemi Hidayet, ikinci baskı, 1386.
  • Meşkûr, Muhammed Cevad, Ferhengi Frek İslâmî, Meşhed, Astan Kudsi Razavi, ikinci baskı, 1372.
  • Muğniye, Muhammed Cevad, Hazihi Hiye el-Vehhâbiyet.
  • Musevi Kazvini, Muhammed Hasan Firkei Vehhâbi ve Pasoh Şübahat Anha, mütercim, Ali Devan, Tahran, Rehnemun, 1391.