Öncelik: aa, kalite: c
linksiz
resimsiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Baki Mezarlığı

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Mescidi Nebevi ve Baki Mezarlığı

Baki veya Cennetu’l-Baki (Arapça: ‎البقيع) Müslümanların Medine’deki ilk ve en eski mezarlığıdır. Şii imamlarından (a.s) dördünün yanı sıra, sahabe ve tabiinden çok sayıda kişi de burada toprağa verilmiştir. Bu mezarlıkta Baki anıtları olarak meşhur olan, Baki imamları (a.s) ve diğerlerinin kabri için anıt ve kubbeler inşa edilmiştir. Bu yapıtlar Vahhabilerin Baki’yi tahrip etmeleri sonucunda yok olmuştur.

Mescidi Nebevi’nin yakınlarında bulunan Cennetü’l-Baki, Hz. Fatıma’nın (s.a) toprağa verilmiş olabileceği birkaç yerden biridir. Bu mekan, özellikle Şialar olmak üzere bütün Müslümanların ziyaret ettiği kutsal mekanlardandır. Bu kabristanı ziyaret etmenin fazileti hususunda, Allah Resulü (s.a.a) ve imamlardan (a.s) rivayetler nakledilmiştir. Vahhabilerin Hicaz’a saldırmasından önce, İmamların kabirleri ve buraya defnedilen büyük şahsiyetlerden bazılarının mezarları için türbe ve kubbeler inşa edilmişti. Bu yapıtların çoğu 1220 hicri kameri yılında, Vahhabilerin Medine’ye saldırması sonucunda yıkıldı. Ancak bir müddet sonra Osmanlı padişahlarından 2. Abdulhamid’in emriyle restore edildi. Sonunda Yevmu’l-Hedm (8 Şevval 1344) günü Vahhabilerin Medine’ye yaptıkları ikinci saldırıda, Baki kabristanında bulunan bütün yapıtlar, Medine hakimi Emir Muhammed’in eliyle ve babası Abdulaziz A’li Suud’un emriyle yıkıldı.

İsimlendirilme Sebebi

“Ba-Ka-A” kökünden türeyen "Baki" kelimesi, komşu olduğu topraklardan farklı olan ve aynı şekilde ağaç ve köklerinin dağınık bir şekilde büyüdüğü toprak manasına gelmektedir.[1] Bu maddenin asıl anlamı, renk veya her türlü görünen nitelikte farklı olmasıdır.[2] İslam kaynaklarında Medine’nin meşhur kabristanına "Baki" denmektedir. Burada "Garkad" adlı dikenli çalılıkların bulunması nedeniyle "Bakiu’l-Garkad" olarak da anılmıştır.[3] Burada Garkad çalılıklarının yanı sıra, kaynak sularının ve yemiş ağaçlarının da bulunduğu nakledilmiştir. Ayrıca bu bölgenin sivrisineklerinin, güneşin batma vaktinde kalın bir duman gibi görünecek kadar çok olduğunu da söylemişlerdir. [4]

Coğrafi Konumu ve Özellikleri

Baki, Suudi Arabistan’ın Medine şehrindedir. Bu mezarlık Mescid-i Nebevi’nin (s.a.a) doğusunda ve yaklaşık yüz metre uzaklığındadır. Medine şehrinin ortasında yer alan bu kabristan, hali hazırda Sittin, Abdülaziz ve Ebuzer caddeleriyle çevrelenmiştir. Babu’l-Avâlî caddesinin başlangıcı Baki kabristanından başlamaktadır. Dikdörtgen şeklinde olan Baki’nin uzunluğu 150 metre ve eni ise, 100 metredir.[5]

Tarihçesi

Hz. Fahri Kainat Efendimizin (s.a.a) Medine’ye hicretinden ve şehrin genişlemesinden sonra, Müslümanların ölülerinin defnedilebilmesi için bir mezarlığın belirlenmesi zaruret haline geldi. Resulü Ekrem (s.a.a) Medine’nin çeşitli bölgelerini gezdikten sonra, Mescid-i Nebevi'nin doğu kısmının yakınındaki Cebrail kapısı yolu üzerinde bulunan[6] Baki’yi, Müslümanların kabristanı olarak seçti ve daha sonra şöyle buyurdu: “Ben (Allah tarafından) bu mekanı (seçmek) için emir olundum.[7] Bu hadisenin gerçekleştiği zaman tam olarak bilinmemektedir. Fakat Es’ad b. Zurare Hazreci’nin hicri birinci yılın şevval ayında vefat ettiği Baki’de defnedildiği göz önünde bulunursa, Baki’nin hicri kameri birinci yılda, Mescidi Nebevi’den sonra veya onun yapımıyla eş zamanda, Müslümanların mezarlığı olarak belirlendiği söylenebilir.[8]

Tarihi raporlara göre Baki, Allah Resulünün (s.a.a) kararı ile hicri kameri birinci yılda Müslümanların kabristanı olarak seçilmiştir.[9] O tarihten sonra çok sayıda sahabe ve Müslüman bu mezarlığa defnedilmiştir. Yıllar ve yüzyıllar sonra, zaman içinde yavaş yavaş Peygamberimizin amcası Abbas ve dört masum imamın (a.s) kabri gibi, kabirlerden bazılarına kubbe ve alametler inşa edilmiştir.[10]

Bazı yazarlar, Amr b. Numan Beyazi’nin bir ağıtına istinaden ölülerin Baki’ye defnedilme tarihini İslam öncesi olarak bilmiş ve İslam’ın zuhuru ile de bu kabristanın Müslümanlara tahsis edildiğini söylemişlerdir.[11]

Es’ad b. Zurare Hazreci (hicri birinci yılda)[12] ve Osman b. Mez’un (hicri ikinci yılın Zilhicce ayı)[13] gibi sahabelerden bir grubun Baki’ye defnedilmesiyle, Medineliler ölülerinin Baki’ye defnedilmesine daha çok ilgi gösterdiler. Bunun yanı sıra, İmam Ali’nin (a.s) annesi Fatıma binti Esed’in ve aynı şekilde peygamberin amcası Abbas[14] ve Şii imamların Akil b. Ebi Talib’in evinde toprağa verilmesi[15] gibi, ölülerin evlerde ve özellikle de Baki’ye yakın evlerde defnedilişinin sürdüğünü göstermektedir.

Zamanla bazı sahabelerin Baki’de veya Baki ile Mescidi Nebevi (s.a.a) arasında inşa ettiği evler ve Akil b. Ebi Talib[16], Muhammed b. Hanefiyye[17] ve İbn-i Efleh’in[18] evi gibi, evleri aile kabristanına dönüşen evler Baki kabristanına eklendi. Bu genişletilmenin zamanına dair elde net bir bilgi bulunmamaktadır. Gitgide Bakiu’l-Ummat’ı (Peygamberimizin (s.a.a) halalarının defnedildiği yer) Baki kabristanından ayıran evler ve sokaklar 1373 hicri kameri yılında[19] yıkıldı ve yaklaşık 3500 m2 alanı olan ve "Zokaku’l-Ummat" olarak adlandırılan 824 m2 olan bu bölge Baki’ye eklendi. Böylece Baki’nin yüz ölçümüne 15000 metre (150 x 100 metre) eklendi.[20]

Daha sonra hicri 1385 yılında Baki’nin kuzeyinde bulunan belediyeye ait 1612 metrelik üçgen şeklindeki yer de Baki’ye eklendi.[21] Suudi’nin ikinci genişletmesiyle Baki’nin yüz ölçümü 180000 m2 yükselmiş oldu.[22]

Baki’nin Fazileti

Baki kabristanının fazileti hakkında rivayetler nakledilmiştir. Bir rivayete göre, Allah Resulünün (s.a.a) Baki kabristanında defnedilenlere bağışlanma dilemek için emrolunduğu belirtilmiştir.[23] Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) her Cuma gecesi (Perşembe akşamı) Baki’ye gider ve Baki’de defin olunanların bağışlanması için dua edermiş.[24] Hz. Fahri Kainat Efendimizden (s.a.a) nakledilen bir rivayette, Kıyamet günü güzel sıfatlarla 70 bin kişinin Baki’den haşredileceği zikredilmiştir.[25] Hz. Resulullah (s.a.a), Baki’de defnedilenlere şefaat edilecekleri müjdesini vermiştir.[26]

Birçok rapor, Hz. Resul'ün (s.a.a) İstiska namazı[27] ve Bayram namazı[28] sohbetleri[29] gibi, bazı vesilelerle Baki’de bulunduğunu göstermektedir. Bir rivayete göre de Allah Resulü (s.a.a) ömrünün son yılında sahabeden bir grup ile Baki kabristanına gitmiş ve orada ölülere hitap ederek, bir takım cümlelerle kendi vefatından haber vermiştir.[30] Hz. Resulullah’ın (s.a.a) hanedanı da Baki kabristanına ilgi göstermiş ve bu kabristanı ziyaret etmişlerdir.[31] Şia[32] ve Ehlisünnet[33] alimlerinin çoğu, Baki mezarlığını ziyaret etmenin müstehap olduğuna fetva vermiştir.

Baki’de Defnolunanlar

Cennet'ül Bâki

Tarihi rivayetler, Es’ad b. Zurare Hazreci’yi[34] ya da meşhur sahabe Osman b. Mez’un Kurşi’yi[35] Baki kabristanına defnedilen ilk kişiler olarak yad etmektedir. İbn-i Şebbe, Baki’ye defnedilen Es’ad’ı ilk Ensar ve Osman’ı da ilk muhacir olarak bilmektedir.[36]

Peygamberi Ekrem’in (s.a.a) Medine’de ölen ve Baki’de toprağa verilen en son sahabesinin ise, Sehl b. Sa’d Saidi (vefat: 88 veya 91) olduğu bilinmektedir.[37] Baki kabristanında ölü defnetmek sadece bir gruba has değildi. Hatta Medine’deki kabilelerden her biri bu toprakların bir bölümünü kendi kabilesine tahsis etmişti. İleriki zamanlarda Şii imamlarına (a.s) ait bölüm daha çok Şialara ve mezarlığın diğer bölümleri ise, diğer İslam mezheplerine verilmiştir. Elbette günümüzde sahabe büyüklerinin ve Ehlibeyt imamlarının (a.s) toprağa verildiği yer olan mezarlığın asıl bölgesine, ölüler defnedilmemektedir.

Baki; Şii İmamlarının (a.s) Toprağa Verildiği Yer

Ana Madde: Baki İmamları

Ehlibeyt imamlarından (a.s) dördü, yani İmam Hasan Müçteba (a.s), İmam Seccad (a.s), İmam Bakır (a.s) ve İmam Cafer Sadık (a.s) bu kabristanda toprağa verilmiştir. Her ne kadar defninin tam yeri belli olmasa da bazıları Hz. Fatıma’nın (s.a) da Baki’nin Beytu’l-Ahzan bölgesinde toprağa verilmiş olabileceği ihtimalini vermişlerdir.[38] Mes’udi, İmam Sadık’ın (a.s) vefat yıldönümünü anma sebebiyle, Hz. Fatıma’nın (s.a) ve dört imamın (a.s) adının yazılı olduğu bir mermere işaret etmektedir.[39]

Sahabe ve Tabiinden Defnolunanlar

Allah Resulünün (s.a.a) kızları, oğlu İbrahim, eşleri ve aynı şekilde İmam Hüseyin (a.s) dışında geri kalanların hepsi Baki’de toprağa verilmiştir. Baki mezarlığına defnolunan Sahabe ve Tabiinden bazılarının isimleri şöyledir:

Baki kabristanının kutsal ve tarihi mekanları her zaman İslam dünyası Müslümanlarının ilgi odağıydı. Müslümanlar Hac farizasını eda ederken genellikle Medine şehrine de giderek, bu kabristanı, mezar ve türbelerini ziyaret etmeye önem gösterirlerdi.

Baki’de Türbe ve Kubbe İnşaası

Baki İmamlarının (a.s) türbesinin tahrip edilmeden önceki hali
Ana Madde: Baki’nin Anıtları

Müslümanların ve dini şahsiyetlerin Baki’ye defnedilmesinin yaygınlaşması, Müslümanların mümin ve büyük şahsiyetlerin kabirlerini ziyaret etmenin müstehap oluşuna çok ilgi göstermesi, zamanla bu kabirlerden bazılarının üzerine anıtların inşa edilmesine neden oldu. Peygamberimizin (s.a.a) amcası Abbas b. Abdulmuttalib, Ehlibeyt imamlarının (a.s) dördü, Ben-i Haşim, Peygamberimizin (s.a.a) akrabaları ve sahabeleri, İslam alimleri ve seçkin Müslümanlar tarih boyunca burada toprağa verilen şahsiyetlerden bazılarıdır. Baki’deki en önemli yapıtlardan biri, Medine’ye giden turist ve ziyaretçilerin gördüğü ve özellikleri hakkında güvenilir raporlar sunduğu, Şii imamlarının (a.s) ve Abbas’ın türbesidir.

İbn-i Batuta hicrî sekizinci yüzyılın ilk yarısında Baki kabristanını şöyle anlatmıştır: Enes b. Malik’in kabri küçük kubbeli, İbrahim’in kabri beyaz kubbeli, Peygamber efendimizin (s.a.a) eşlerinin, Abbas ve İmam Hasan’ın (a.s) kabirleri yüksek kubbeli ve sağlam, üçüncü halifenin mezarı büyük kubbeli olup, Fatıma binti Esed’in kabri de onun yakınında yer almaktaydı.[40]

Safedi, Şiaların dört imamı (a.s) ve Peygamber efendimizin (s.a.a) amcası Abbas’ın türbelerinin kubbesi olduğuna işaret etmektedir.[41]

Kacar şehzadelerinden Ferhad Mirza, hicri 1293 yılında ve Muhammed Hüseyin Han Ferahani şemsi 1303 yılında kendi sefernamelerinde Baki kabristanını şöyle anlatmışlardır: Dört imamın (a.s) ve Abbas’ın kabri üstünde bir yapıt, Hz. Zehra’ya (s.a) mensup olduğu söylenen kabrin zarihi üstünde 1131 yılında Sultan Ahmed Osmani’nin hediyesi olan bir perde, Peygamber efendimizin (s.a.a) kızları ve eşlerinin kabirleri üzerinde de anıtlar bulunmaktaydı.[42]

Ancak Vahhabilerin başa geçmesinden sonra Baki’yi ziyaret eden Burckhardt, Baki kabristanın doğunun en hakir ve en kötü mezarlıklarından biri haline dönüştüğünü görmüştür.
Bu mezarlık, Hamza’nın Uhud dağındaki kabri veya İslam’ın ilk mescidi Kuba mescidi gibi şehrin mahallerinden ve hacıların ziyaretini, ibadi amellerden biri saydığı kutsal mekanlardandır.[43]

Baki’nin Tahribi

Ana Madde: Baki’nin Tahribi

Baki’nin tahribi, Medine’nin Baki mezarlığındaki tarihi ve mezhebi mezar, türbe ve yapıtların Vahhabiler tarafından hunharca yıkılması anlamına gelmektedir.

Vahhabiler, biri hicri 1220 yılında ve diğeri hicri 1344 yılında olmak üzere iki kez, kabirlere mezar yapılmasının ve ziyaret edilmesinin bidat olduğunu bahane ederek, Baki’deki mezarlık ve yapıtları yıkmıştır. Baki’nin yıkılması, başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere, İslam ülkeleri tarafından şiddetle protesto edilmiştir. Bu nedenle Şiaların geneli Yevmu’l-Hedm (tahrip günü) olarak meşhur olan, Şevval ayının sekizinci günü matem meclisleri düzenler; mersiye ve ağıtlar yakarak, Baki’nin tahrip edilişini yad ederler.[44]

İslam alimlerinden bazıları, Vahhabilerin başta Baki’nin tahribi olmak üzere kabirlerin yıkılması hakkındaki iddialarının reddiyesinde, "Keşfu’l-İrtiyab" gibi kitaplar kaleme almışlardır.[45]

Tahripten Sonra Baki

Günümüzde de Baki’deki kabirlerin üzerinde mezar taşı bulunmamakta ve kubbesizdir. Mezarların üzerine yazısız ve kitabesiz taşlar koymuşlardır. Şemsi 1305 yılında, yani Vahhabilerin Baki’ye ikinci saldırısından kısa bir süre sonra orayı ziyaret eden Router, Baki’yi depreme maruz kalan harabelere benzetmektedir.

Şemsi 1333 yılında din alimlerinin baskısı ve siyasi adımların atılması sonucunda, Suud b. Abdulaziz’in emriyle hacıların geliş gidişlerini kolaylaştırmak için, çimentodan geçitler yapılmıştır. Faysal b. Abdulaziz zamanında da büyük bir kapı yapılmış ve daha sonraki yıllarda da Baki’nin batı tarafına gölgelik inşa edilmiştir.

Kaynakça

  1. Ferahidi, c. 1, s. 184; Sahib b. İbad, c. 1, s. 195, “Bakaa”.
  2. Mustafevi, el-Tahkik li Kelimati’l-Kur’an-i’l-Kerim, c. 1, s. 339.
  3. Ferahidi, c. 1, s. 184; İbn-i Esir, c. 1, s. 146, “Bakaa”.
  4. İbn-i Sa’d, el-Tabakat, c. 3, s. 303.
  5. Mir’atu’l-Haremeyn, c. 1, s. 425; Asaru’l-Medinetu’l-Münevvere, s. 171 – 172; Bakiu’l-Garkad, s. 34.
  6. Bakiu’l-Garkad, s. 34.
  7. El-Tabakat, c. 3, s. 303; el-Müstedrek, c. 3, s. 189 - 190.
  8. El-Tabakat, c. 3, s. 459; el-İstiab, c. 4, s. 1600.
  9. Mealimu Mekke ve’l-Medine, s. 420.
  10. İbn-i Şebbe, Ahbaru Medinetu’r-Resul, s. 153; İbn-i Batuta, c. 1, s. 360 – 361; Mes’udi, Murucu’z-Zeheb, c. 3, s. 285.
  11. Mealimu Mekke ve’l-Medine, s. 420.
  12. İbn-i Sa’d, c. 3, s. 611; İbn-i Abdulbirr, c. 4, s. 1601.
  13. İbn-i Sa’d, c. 1, s. 115.
  14. İbn-i Şebbe, c. 1, s. 127.
  15. İbn-i Şebbe, c. 1, s. 111; İbn-i Neccar, s. 153; Mes’udi, c. 3, s. 297.
  16. İbn-i Sa’d, c. 4, s. 33.
  17. İbn-i Sa’d, c. 5, s. 83.
  18. Taberi, c. 7, s. 587; Ebu’l-Ferec İsfahani, s. 265.
  19. Emini, s. 36.
  20. Hatem Ömer Taha, s. 21 - 22.
  21. Ali Hafız, s. 173.
  22. Abdulaziz Kaaki, c. 3, s. 461.
  23. Mufid, c. 1, s. 181; Semhudi, c. 3, s. 77.
  24. İbn-i Govluveyh, s. 529.
  25. Tarihu’l-Medine, c. 1, s. 89 – 90; Vefau’l-Vefa, c. 3, s. 79.
  26. Tarihu’l-Medine, c. 1, s. 97.
  27. Muttaki Hindi, c. 8, s. 436.
  28. Kuleyni, c. 3, s. 460; Tusi, c. 3, s. 129; Semhudi, c. 3, s. 6.
  29. Fıratu’l-Kufi, s. 200.
  30. Deylemi, c. 1, s. 33.
  31. İbn-i Kesir, c. 8, s. 228.
  32. İbn-i Berrac, c. 1, s. 283; Muhakkık-i Hilli, c. 1, s. 210.
  33. Şerbini, c. 1, s. 513; Bahuti, c. 2, s. 601; İbnu’l-Hac, c. 1, s. 265.
  34. Es-Sıkat, c. 1, s. 135 – 136; el-Müstedrek, c. 3, s. 186.
  35. El-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 264; Mucemu’l-Buldan, c. 4, s. 471; Fethu’l-Bari, c. 9, s. 102.
  36. Tarihu’l-Medine, c. 1, s. 96 - 102.
  37. İbn-i Esir, Usdu’l-Gabe, c. 2, s. 320; İbn-i Kuteybe, s. 341; İbn-i Abdulbirr, el-İstiab, c. 2, s. 665.
  38. Örneğin: Saduk, c. 2, s. 572.
  39. Murucu’z-Zeheb, c. 3, s. 297.
  40. Sefername-i İbn-i Batuta, c. 1, s. 128.
  41. Safedi, el-Vefa bi’l-Vefayat, c. 4, s. 103, c. 11, s. 127.
  42. Sefername-i Ferhad Mirza Mutemedu’d-Dovle, s. 170 – 173, 190; Sefername-i Mirza Muhammed Hüseyin Ferahani, s. 228 – 234.
  43. Burckhardt, s. 222 - 226.
  44. [http://phz.hajj.ir/422/7501 Kabirlerin Tahribi: Haremeyn’deki kabirlerin Vahhabilerce tahribi.
  45. Mecelletu Turasuna, dördüncü baskı, Şevval 1409, sayı 17.
  1. Osman b. Affan, 35 Hicri Kameri yılının Zilhicce ayında Medine’de çıkan, Basra, Irak ve Mısır’dan gelen Müslümanların itiraz amaçlı bir ayaklanmasında öldürüldü. Halk Osman b. Affan’ın Baki’ye defnedilmesine izin vermedi. Bu sebeple Osman’ı Baki’nin dışında veya Baki’nin arkasındaki “Heşşi Kevkeb” ismiyle meşhur bir bahçeye defnettiler. Muaviye’nin işbaşına gelmesinden ve Mervan b. Hakem’in de Medine hakimi olmasından sonra, Mervan üçüncü halifenin kabrinin etrafını satın alarak, Osman’ın mezarının Baki ile birleşmesi için Müslümanlara ölülerini, Baki’nin Osman’ın defnedildiği tarafa bakan bölgesinden defnetmelerini emretti. (Tercüme-i Murucu’z-Zeheb, Mes’udi, c. 1, s. 703; Tercüme-i el-Tabakatu’l-Kubra; el-Gadir, c. 18, s. 37 ve 40; Ahbaru Medinetu’r-Resul, s. 156; Asar-ı İslamiyi Mekke ve Medine kitabından naklen, Resul Caferiyan, s. 350 – 351).

Bibliyografi

  • İbn-i Esir, Ali b. Muhammed, Usdu’l-Gabe fi Marifeti’s-Sahabe, Beyrut, Daru’l-Fikir, 1409 / 1989.
  • İbn-i Batuta, Sefernamei İbn-i Batuta, tercüme: Muhammed Ali Muvahhid, Tahran, 1361.
  • İbn-i Abdulbirr, el-İstiab fi Marifeti’l-Ashab, baskı: Ali Muhammed Bicavi, Beyrut, 1412 / 1992.
  • İbn-i Neccar, Ahbaru Medinetu’r-Resul, Mekke, 1366 / 1947, s. 127 – 130.
  • İbn-i Kuteybe, Abdullah b. Müslim, el-Maarif, tahkik: Servet Akkaşe, el-Kahire, el-Hey’etu’l-Mısriyyetu’l-Amme li’l-Kitab, Tab’atu’s-Saniye, 1992.
  • Saduk, Muhammed b. Ali b. Babıveyh, Men La Yahduruhu’l-Fakih, Defteri İntişarat-ı İslamiyi Vabeste be Camiayı Muderrisin-i Hovzeyi Kum, ikinci baskı, Kum, 1413.
  • Abdu’l-Kuddus Ensari, Asaru’l-Medinetu’l-Münevvere, Demeşk, 1353 / 1934.
  • Ali b. Abdullah Semhudi, Vefau’l-Vefa, Kahire, 1326 / 1908, s. 78 – 104.
  • Halil b. Aybek Safedi, Kitabu’l-Vafi bi’l-Vefayat, Wiesbaden, 1381 – 1408 / 1962 – 1988.
  • Ahmed b. Abdulhamid Abbasi, Umdetu’l-Ahbar fi Medineti’l-Muhtar, Demeşk, 1371 / 1951, s. 93 – 102.
  • Abdulhak b. Seyfuddin Abdulhak Dehlevi, Cezbu’l-Kulub ila Diyari’l-Mahbub, Kanpur, 1311 / 1893, s. 149 – 173.
  • Yusuf Abdurrezzak, Mealimu Daru’l-Hicre, Kahire, s. 297 – 299.
  • Muhammed Hüseyin b. Mehdi Ferahani, Sefernamei Mirza Muhammed Hüseyin Hüseyni Ferahani, baskı: Mes’ud Kulzari, Tahran, 1362.
  • Ferhad Mirza Kacar, Sefername-i Ferhad Mirza Mutemedu’d-Dovle, baskı: İsmail Nevvab Sefa, Tahran, 1366.
  • Ebu Bekir b. Hüseyin Meragi, Tahkik: el-Nusre, Medine, 1374 / 1955, s. 123 – 129 ve fihrist.
  • Ali b. Hüseyin Mes’udi, Murucu’z-Zeheb ve Maadini’l-Cuher, baskı: Muhammed Muhyuddin Abdulhamid, Kahire, 1384 – 1385 / 1964 – 1965.
  • Muhsin Emin, Keşfu’l-İrtiyab, Tahran, 1347.
  • Muhammed b. Ahmed Matari, el-Tarif bima Aneseti’l-Hucre min Mealimi Daru’l-Hicre, Demeşk, 1372 / 1952, s. 36 – 40.
  • Abdusselam Nedevi, Tarihu’l-Haremeyni’ş-Şerifeyn (Orduca), Pendi Bahauddin, 1342 / 1932, s. 209 – 218.
  • R. F. Burton,Burckhardt, Travels in Arabia, London 1829.
  • LeonePilgrimage to el-Medinah and Meccah, London 1855.
  • Caetani, Annali dell' Islam, Milano 1905-1926.
  • A. J. Wensinck, Mohammedcities of Arabia , New York 1928.


Dış Bağlantılar