Ziyaret

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Yakarış
Hürremşehr Camisi.jpg

Ziyaret (Arapça: الزيارة), sevgi, saygı ve ihtiram izharında bulunmak ve manevi feyizler almak için dini liderlerin huzurunda ya kabirlerinde hazır bulunmak veya kutsal bir mekânı veya muhterem bir zatı ziyaret etmek (görmek) anlamına gelen bir çeşit ibadettir. Ziyaret, her zaman İslam’ın beğendiği bir ibadet ve tarih boyunca Müslümanların ilgi ve titizlikle üzerinde durduğu bir ameldir. Manevi bir çok eseri olan ve çokça sevap verileceği söylenen bu ibadet (ziyarette bulunmak) Şiaların nezdinde özel bir konuma sahiptir. Şia kültüründeki önemli yerinden dolayı, bu amel, Şiaların özelliklerinden ve sembollerinden sayılmaktadır.

Vahhabi-Selefiler, bazı ayetleri kendi anlayışlarına göre yorumlamış ve ziyaretin Hz. Peygamberin (s.a.a) sünneti ile uyumlu olmadığını iddia ederek bu konuda şüphe ve kuşkular ortaya atmışlardır. Selefi Vahhabilerce ortaya atılan bu iddialara Şia ve Ehlisünnet ulemaları farklı cevaplar vererek İslam’ın değer verdiği bu ameli savunmuşlardır.

Ziyaretin Anlamı

Şia İnançları
Teoloji
Tevhid Zati Tevhid • Sıfati Tevhid • Efali Tevhid • İbadette Tevhid
Füruu Tevessül • Şefaat • Teberrük •
Adalet (İlahi Fiiler)
Hüsn ve Kubh • Beda • Emru'n Beyne'l Emreyn •
Nübüvvet
Peygamberlerin İsmeti • İslam Peygamberinin Hatemiyeti  • Gaybet İlmi  • Mucize • Kur'an'ın Tahrif Olmaması
İmamet
İnançlar İmam'ın Tayin Edilmesinin Gerekliliği • İmamların İsmeti • Tekvini Velayet • İmamların Gayb İlmi • Gaybet (Küçük Gaybet, Büyük Gaybet), İntizar, Zuhur • Ric'at
İmamlar
Mead
Berzah • Cismani Mead • Haşir • Sırat • Amel Defteri • Mizan
Belirgin Konular
Ehlibeyt • On Dört Masum • Takiye • Merceiyyet

Sözlük Anlamı

Ziyaret sözcüğü “زیارة” Arapçadan Türkçeye olduğu gibi geçmiş ve “z-v-r” (زور) kökünün mastarıdır.[1] Sözlük bilimciler ziyaretin anlamı hakkında çok sayıda mana açıklamışlardır. Hepsinin döndüğü nokta: dönmek, yüz çevirmek, bir şeyden bir şeye temayül etmektir. Dolayısıyla ziyaret eden kişiye, birisinin ziyaretine giderek onun dışındakilerden yüz çevirdiğini izhar ettiğinden zair ve ziyaretçi demektedirler.[2] Göğüsün üst kısmına da “z-v-r” demektedirler.[3] Muhtemelen bundan dolayı, karşı karşıya gelmek ve mülakat etmeye de ziyaret demektedirler.[4]

Istılah Anlamı

Nakledilen hadislerde ziyaretin kullanıldığı yerleri göz önünde bulundurarak ortaya koyacağımız tanım şu şekilde olur: Ziyaret, sevgi, saygı ve ihtiram izharında bulunmak ve manevi feyizler almak ya da saygı göstermek için dini liderlerin ya muhterem kişilerin huzurunda veya kabirlerinde hazır bulunmak veya kutsal bir mekânı veya muhterem bir zatı ziyaret etmek (görmek) anlamına gelen bir çeşit ibadettir. Ziyaretin iki yönü vardır. Bir yönü ziyaret eden mümindir. Diğer yönünün illa da insan olmasına gerek yoktur, Kâbe’yi görmek de ziyaret etmek anlamına gelmektedir. Yine ziyaret edilenin diri olması ve dünyada olmasına da gerek yoktur. Bu şekilde müminlerin kabirlerini ziyaret etmek de bu tanıma girmektedir. Zira her ne kadar mümin kabirlerini dini olarak kutsal addedemesek de onlar için muhterem kişiler tabirini kullanmak mümkündür.

İslam Kültüründe Ziyaretin Yeri

Kur’an-ı Kerim, sarih bir şekilde ziyaretin müstahap olduğuna değinmemiştir. Ancak bazı ayetlerden kabir ziyaretlerinin Müslümanlar arasında kaçınılmaz bir adet olduğu çıkarılmaktadır. Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) münafıklara cenaze namazı kıldırmaktan, dua etmekten ve yanlarında bulunmaktan men edilmesini ortaya koyan ayetler gibi: “Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla namaz kılma; onun kabri başında da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resulünü inkâr ettiler ve fâsık olarak öldüler.” (Tövbe, 84)

Tefsiri kaynaklara göre, bu ayet, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) münafıklara cenaze namazı kıldırmasını ya da kabirleri başında durarak onlara dua etmesini yasaklanmıştır.[5] Tabersi, tefsirinde tasrih etmiştir ki bu yasak ve nehiy, kabirlerin başında durarak onlara dua etmenin meşru bir ibadet olduğuna delalet etmektedir, eğer böyle olmasaydı, Allah Teâlâ, münafıkların kabirleri başında durmaktan Peygamberimizi men etmezdi.[6]

Tarihi kaynaklar da Müslümanların her zaman dini önderlerin kabir ziyaretlerine özel bir önem verdiklerini ortaya koymaktadır. Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) kabri şerifleri o günden günümüze kadar Müslümanların ziyaretgâhına dönüşmüştür.

Şia

Hz. Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.a) ziyaret edilmesinin müstahap olduğunu ortaya koyan hadisler, Şia ve Sünniler nezdinde tevatür haddindedir.[7] Bu sebeple Müslümanlar eski zamanlardan beri Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) kabri şeriflerini ziyaret etmektedirler. Bu önem, Şia kültüründe daha çoktur. Şialar, Hz. Resulü Ekrem’in (s.a.a) ziyaretinin yanı sıra, Ehlibeyt İmamlarının (a.s) kabri şeriflerini ziyaret etmeye de çok önem vermekte ve Şia mektebinde, İmamların ziyaret edilmesi, mektebin önemli ibadetlerinden biri sayılmaktadır. İmam Rıza (a.s) ziyareti, dost ve Şiaları için bir ahit ve sözleşme olarak tanıtmıştır.[8]

Ehlibeyt İmamlarının (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) ziyaret edilmesi, Şia açısından onların misyon, amaç ve ideallerine bir vefa göstergesi ve onların velayet haklarını yerine getirmek olarak değerlendirilmektedir; bu perspektife göre Hz. Resulullah ve İmamlar, velayet makamına sahiptirler ve hatta ölümlerinden sonra dahi onların makamları mahfuzdur.
Bazı Şia mütekellimlerin dediğine göre, imamların velayeti sonucunda, kalplere hâkimiyet kurulmaktadır. Şu anlamda ki imamların, müminlerin kalp ve ruhlarına tasallut ve ihataları vardır.[9] Bir çok ziyaret name metninde böyle bir velayete ve imamete ikrar ve itiraf edilmiştir. Örneğin İmamların ziyaret namelerinde şöyle geçmiştir: “Şehadet ediyorum ki benim makamımı (kabirleri karşısındaki durduğum yeri veya kim olduğumu) gördüğüne, sesimi duyduğuna ve selamımın cevabını verdiğine inanıyorum.”[10] Şia açısından, Masum imamın ruhu, ilahî izinle kendini ziyaret eden kişiyi bilmekte ve ona ihata etmektedir. İşte bu düşünce, ziyareti Şialar için âşıkane bir görüşme ve maneviyata dönüştürmüştür. Ziyaretin etkilerini Şia’nın nesir ve nazım edebiyatında görmek mümkündür. Bunda ziyaret ve Ehlibeytin (a.s) türbelerinin de çok etkili bir yeri olmuştur ve bu ikisi, Şia’nın bariz kültür nişanelerinden sayılmaktadır.

Ziyaretin Kısımları

Ehlibeyt İmamlarından (a.s) nakledilen rivayetlerde ziyaretin farklı kısımlarına vurgu yapılmış ve tavsiye edilmiştir. Ziyaretlerden bazıları şunlardan ibarettir:

  1. Allah’ın evini ziyaret: Hac ve umre ibadetini yerine getirmek veya Kâbe’nin tavaf edilmesidir.[11] Allah’ın evinin ziyaret edilmesinin müstahap oluşu ve haccın Müslümanlara farz oluşu, tüm Müslümanların tevafuk ettiği ibadetlerdendir.[12] Nitekim rivayetlerin naklettiğine göre tüm peygamberler Kâbe’ye yönelmişlerdir.[13]
  2. Hz. Peygamber Efendimizin ziyareti: Efendimizin ziyaret edilmesinin hem yaşadığı dönemde ve hem de vefatından sonraki dönemde sevabı vardır.[14] Peygamber Efendimizin (s.a.a) ziyaret edilmesinin meşruiyeti ve sevap oluşu, Şia ve Sünnilerin ittifak ettikleri konulardandır. Nitekim bu konuda çok sayıda hadis nakledilmiştir. İmam Sadık (a.s), Hz. Resulü Kibriya’dan (s.a.a) şöyle nakletmiştir: “Her kim benim ziyaretime gelecek olursa, kıyamet günü ona şefaatçi olurum.”[15] Başka bir hadiste ise şöyle nakledilmiştir: “Resulullah’ın, şehitlerin ve İmam Hüseyin’in kabri şeriflerini ziyaret etmenin sevabı, Resulullah’la birlikte hac yapma sevabı kadardır.”[16]
  3. Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin ziyareti: hadislerde İmam Ali’nin (a.s) Necef’teki türbesini ziyaret etmenin oldukça sevabı olduğu nakledilmiştir. İmam Hüseyin (a.s) Hz. Resulullah’tan (a.s) şöyle nakletmiştir: “Her kim beni veya Ali’yi ziyaret ederse, kıyamet günü onun ziyaretine giderim ve onu günahlarından salıveririm.”[17] Hadislere göre Hz. Ali (a.s) tüm imamlardan daha üstündür ve ziyaret edilmesine dair hadisler de oldukça fazladır.[18]

Yine kabri şeriflerinin yeri belli olmayan Hz. Fatıma (s.a) uzaktan ziyaret edilebilir.[19]

  1. İmam Hüseyin’in ziyareti: marifetle ve ziyaret adaplarına riayet edilerek yapılacak ziyaretin çeşitli ve olağanüstü sevapları olduğu açıklanmıştır. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar Hüseyin’in (a.s) kabrinin ziyaret faziletini bilselerdi, şevk ve iştiyaktan can veririlerdi.”[20]
  2. Diğer İmamların ziyareti: İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledildiğine göre her bir imamın ziyaretinin sevabı, peygamberin ziyaretinin sevabı kadardır.[21]
  3. Masumların Uzaktan Ziyaret Edilmesi: Hz. Peygamber, imamlar veya Hz. Fatıma’nın (s.a) ziyaretine güç yetirilememesi durumunda, uzaktan ziyaret edilebilir.[22]
  4. Hz. Fatıma Masume’nin (s.a) –İmam Kazım’ın (a.s) Kum’daki kızı- ziyareti: bu ziyaretin fazileti hakkında çok sayıda hadis mevcuttur. İmam Rıza’dan (a.s) nakledilen bir hadise göre Hz. Masume’nin ziyaret sevabının karşılığı cennettir.[23]
  5. Hz. Abdulazim Hasani’nin ziyareti: İmam Hasan Mücteba’nın (a.s) torunlarından ve imamların büyük ashaplarından olan Hz. Abdulazim Hasani’nin kabri şerifleri İran’ın Rey (Tahran) şehrindedir. Nakledilen bir hadiste Şah Abdulazim’in ziyaret sevabının İmam Hüseyin’in (a.s) ziyaret sevabı kadar olduğu belirtilmiştir.
  6. Salih ve Müminlerin ziyareti: Rivayetlerin belirttiğine göre her kim mümin kardeşini Allah için ziyaret ederse, büyük sevap ve mükâfat alacaktır.[24]
  7. Müminlerin Kabir ziyaretleri: müminlerin kabirlerinin ziyaret edilerek dua edilmesinin istihbabı hakkında çok sayıda hadis nakledilmiştir. İmam Ali’den (a.s) nakledilen bir hadisin içeriğine göre imam şöyle buyurmuştur: “Ölülerinizi ziyaret ediniz; onlar sizin ziyaretinizle hoşnut olurlar ve hacetlerinizi anne ve babalarınızın kabirleri başında isteyiniz.”[25]

Ziyaret Adapları

Ziyaret edilecek kişi veya şeye göre ziyaretin anlam ve adabı da ona göre değişecektir. Aşağıda din büyüklerinin ziyaret adaplarına yer verilecektir. Bu adaplardan bazıları müşterek bazıları özeldir. Ziyaretin müşterek bazı adapları şunlardır[26]:

  • Marifet, bilgi ve bilinçli bir şekilde ziyaret etmek; rivayetlerin naklettiğine göre, tam bir sevap almanın yolu, imamın (ziyaret edilecek masum imamın/arifen bihakki) makamını bilerek tanımaktan geçer. Her ne kadar marifet ve tanımanın çeşitli dereceleri olsa da, onun en azı şudur ki ziyaretçi velayet sahibi masum bir imamı ziyaret ettiğini bilmelidir, itaatinin vacip olduğunu, peygamberin halifesi olduğunu bilmeli, hakkaniyetini ikrar ederek itiraf etmeli ve emirlerine teslim olmalıdır. İmam Kazım (a.s) imamın marifeti ve hakkını bilerek ziyaret etme hakkında şöyle buyurmaktadır: “İtaatinin vacip olduğunu, garip ve şehit olduğunu bilmelidir.”[27]
  • Reca (ümit kastıyla)ziyaret guslü almak.[28]
  • Abdestli ve taharetli olmak.
  • Yeni ve temiz elbise giymek.
  • Güzel koku sürmek (İmam Hüseyin’in ziyaretinde koku sürmek müstahap değildir, dolayısıyla İmam Hüseyin’in ziyaretinde bu istisna edilmiştir).
  • Boş sözler konuşmamak.
  • Giriş izni duasını okumak
  • Kabre yaklaşmak, öyle ki zerihin yanında durmalı ve kendisini ona yapıştırmalıdır. Elbette başka ziyaretçilere eziyet etmeden ve rahatsızlık vermeden yapılmalı ve ayrıca namahremlerle karışma söz konusu olmamalıdır (şu bilinmelidir ki İmamların ziyaret edilmesi zerihin öpülmesi ve el sürülmesi demek değildir, bilakis zair, zerihe el sürmeden ve öpmeden de ziyaret name okuyarak, onlara selam vererek de o sevabı alabilir ve tam bir ziyaret yapmış sayılır. Dolayısıyla zerihe ulaşamama, el sürememe ve öpememe durumunda ziyaretin tam ve kâmil olmadığı düşüncesi yanlış bir düşüncedir).
  • Masumlardan nakledilen ziyaret namelerin okunması. Eminullah ziyareti, Camia kebire ziyareti, Eimmetu’l-Müminin ziyareti gibi ziyaret nameler.
  • Yüksek sesle konuşmamak ve sessizce dua etmek.
  • İki rekât namaz kılıp sevabını kabir sahibine hediye etmek.
  • Dua ve Kur’an okuyarak, sevabını kabir sahibine hediye etmek.
  • Kutsal türbenin öpülmesi (elbette türbe için secde edilmesi caiz değildir).
  • Tövbe etmek, zira bulunulan mukaddes mekân, tövbelerin kabul edildiği yerdir.
  • Ziyaret sonrası haremden çıkmak (bilhassa zerihin çevresinden) ve başkalarının da ziyaret etmesi için yer açmak. Bu şekilde ziyaretten yorulmamalı ve ziyaret etme şevk ve isteği aynı şekilde kalmalıdır.

İmamlardan (a.s) birinin ziyaretini yakından gerçekleştiremeyen birisi, uzak yerden de imamı ziyaret edebilir. Dua kitaplarında (Mefatihu’l-Cinan gibi) uzak yerden ziyaret etmekle ilgili özel ziyaret nameler vardır.

Ziyaretin Fayda ve Eserleri

Ziyaretin her birinin kendine has faydası olan çeşitli kısımları vardır. Örneğin Allah’ın evi Kâbe’yi ziyaret etmenin kendisine has felsefe ve adabı vardır. Bunlar dua kitaplarında ayrıntıları ile ele alınmıştır.[29]

Müminlerin ve kabirlerinin ziyaret edilmesinin de iki yönü vardır; hem ziyaret eden için hem de ziyaret edilen için ayrı bereket ve faydaları vardır. Mümini görmenin çok sevabı olduğu gibi rivayetlerde kabirdekinin ziyaret edildiğini bildiğini ve bundan hoşnut olduğu belirtilmiştir. Müminlerin kabir ziyaretlerinin bir başka faydası da ölümü hatırlamak, ibret almak ve geçmişte yapılan hata ve günahları düzeltme ve telafi etmek için motivasyon elde etmektir.

Masum İmamların Ziyaretlerinin Faziletleri

Hz. Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.a) ve Masum Ehlibeyt İmamları (a.s) kâmil insanlar ve Allah nezdinde en sevgili kullardır. Allah’a yakınlık ve takvada zirvededirler ve Allah onları her türlü günah ve hatadan pak karar kılmıştır. Ehlibeyte (a.s) sevgi beslemek de ilahî emirlerden, onlara düşmanlık ise Allah’a düşmanlık mesabesindedir.[30] İlahî takva ve yakınlığa ulaşmak, Ehlibeyti sevmeden ve onların velayetini kabul etmeden mümkün değildir.

Bu açıklamayla ziyaretin faziletini anlamak mümkündür; çünkü ziyaret, masum önderlerle (a.s) irtibat kurmanın en üstün yollarından biridir. Bu da insanın Tevfik elde etmesine ve maneviyat kazanmasına neden olur. Yine imamlara saygı ve ihtiram gösterilmesi, zair (ziyaretçi) ve imam arasındaki kalbi bağı güçlendirir ve gerçekte onların manevi yol ve gidişatlarının devamına sebep olur.

Günahların bağışlanması, Masum İmamların şefaatinden yararlanma ve hacet ve dileklerin kabul olması gibi faydalar da masum imamların ziyareti ile gerçekleşebilmektedir.
Ziyaretin faziletini ortaya koyan bazı hadislere değiniyoruz:

  • İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her bir imamın, onu sevenler ve sizleri (Şiaları) üzerine, bir ahdi vardır. O vazifeye tam bir şekilde vefa etmek, onların kabirlerini gerektirdiği gibi ziyaret etmekle olur. Öyleyse her kim (onları) büyük bir ilgi ile ziyaret eder, onların ilgi duydukları şeyi de kabul ederse imamlar, kıyamet gününde şefaatçileri olacaktır.”[31]
  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim İmam Hüseyin’in (a.s) kabrini Allah için uzak bir yerden ziyaret ederse, Allah onu cehennem ateşinden kurtarır ve kıyamet günü onu güvende kılar; dünya ve ahiret hakkında istediği tüm istek ve dileklerini Allah ona bağışlar.”[32]
  • İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim beni bu garip (Meşhed) şehrinde ziyaret edecek olursa, kıyamet gününde üç yerde onun yanına geleceğim ve onu korkudan uzak tutacağım: insanlara amel defterleri sağ ve sol taraflarından verildiğinde, Sırat köprüsünden geçildiğinde ve amellerinin terazi ve mizana konulduğunda.”

Ziyaretin Eğitim Fonksiyonları

İmamların ziyaret edilmesinin sevabının yanı sıra, ziyaret kültürünün sosyal ve eğitimsel fonksiyon ve aktiviteleri de vardır. Ziyaretin eğitimsel faydalarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Ziyaretçinin marifet ve bilgisinin artması ve ziyaretnamelerin içeriğiyle dini marifetlerin öğrenilmesi;
  • İmamların makamlarını tanımak ve insanla Allah’ın veli kulları arasındaki velayet bağının güçlendirilmesi;
  • Uygun bir modelin topluma sunulması;
  • İmam türbelerinin dini ortamlara hazırlanması, mezarların günahların terk edilme ve faziletlerin kazanılma yerlerine çevrilmesi.

Ziyaretin Sosyal ve Politik Fonksiyonları

Şia, var olduğundan beri ve genellikle azınlıklar olarak devletlere muhalif ve siyasi güçlerin çeşitli baskı ve zulmüne maruz kalmıştır. Bu sebeple siyasi ve sosyal konular, Şia’nın inançları ve ruhuyla karışmıştır.

Şia tarihi boyunca, masum imamların kabri şerifleri, ilim merkezleri, dinin tebliğ ve terviç yerleri, kıyam ve hareketlerin başlangıç noktası, devrim ve sosyal direniş hareketleri için anlaşma ve yemin birlikteliğinin merkezi olmuştur. Şia’nın en büyük ilmi merkezleri Necef, Kum ve Meşhed kentlerinde kurulmuştur.

Özet olarak sosyal ve toplumsal sorunlar da göz önünde bulundurularak, ziyaretin temel rolü şu şekilde sıralanabilir:

  • Şii kimlik ve kitlesel ruhun diri tutulması ve takviye edilmesi ve ayrıca Tahir İmamların (a.s) ümmet arasında mücadelesinin devamını sağlamak;
  • Şialar arasında zor koşullarda ve dayanılmaz krizlerde ümit ve umut aşılaması;
  • İnsanlarda hamasi, cesaret ve kahramanlık ruhiyesini zinde tutmak, yaymak ve idame ettirmek;
  • Hakçı, adaletçi ruhiyenin terviç edilmesi, hakkın ikame ve adaletin icra edilmesi Şia’nın en önemli amaçlarından biridir; bu faktörleri, ziyaretnamelerin içeriklerinde açıkça görmek mümkündür.
  • Zalimlerden intikam alma ruhiyesini, Şia İmamlarına ve takipçilerine tarih boyunca yapılan zulümlerin açıklaması ile ihya edilmesi.
  • İmam Mehdi’nin (a.s) zuhuru ile teşkil edeceği hükümet ve toplumun ideallerine eğilim göstermek.

Ziyaretnameler

Ziyaretin önemi ve kurallarının çokluğu, ziyaret ve mezar bahislerinin dini ve mezhebi önemli bahislerin yapılmasına neden olmuş ve bu konuda çok sayıda kitap telif edilmesine neden olmuştur.[33] İbn Kavleveyh Kummi’nin kaleme aldığı “Kamilu’z-Ziyerat” kitabı bunların en önemlisidir. Yine Şeyh Mufid’in “Kitabu’l-Mezar”, Şeyh Tusi’nin “el-Muteheccid”, Seyyid İbn Tavus’un “Meheccetu’d-Daavat”, Şeyh Behai’nin “el-Mezaru’l-Kebir”, Allame Meclisi’nin “Tuhfetu’z-Zair” ve Şeyh Abbas Kummi’nin “Mefatihu’l-Cinan” kitabı da bu konularda yazılmış önemli kitaplardandır.

Ehlibeytten (a.s) nakledilen ziyaretnameler genellikle İslam’ın sahih inanç ve marifetlerinin zengin muhtevasına sahiptir. Bu ziyaretnamelerden bazıları senet veya özel içeriğinden dolayı daha meşhurdur. Aşura Ziyareti, Camia Kebire ziyareti, Eminullah ziyareti, Varis ziyareti, Al-i Yasin ziyareti ve Camia Eimmetu’l-Muminin ziyareti gibi.

Ziyaretnamelerin İçeriği

Masumlardan (a.s) elimize ulaşan ziyaretnameler iki kategoridedir; bazıları bazı imamlara özeldir, bazıları ise müşterektir ve her imama okunabilir. Ziyaretnamelerin içeriğine bakıldığında onlardan bazıları veya hepsinin ortak bazı eksende döndükleri görülmektedir:

  1. Dini ve ilahi marifetlerin öğretilmesi: ziyaretnamelerde, Allah ve sıfatları doğru ve sahih bir şekilde açıklanmakta ve ayrıca Peygamber ve İmamların velayet makamları beyan edilmektedir. İşte bu, Şialara sahih marifet ve inançların öğretilmesi ve eğitilmesidir.
  2. Ziyaretçi ziyaret esnasında ne demeli, nasıl demeli ve ne istemelidir:
    1. Günahlarımın yükünden sana sığınıyorum[34]: «یا مولای أتیتک زائراً وافداً، عائذاً ممّا جنیت علی نفسی و احتطبت علی ظهری»
    2. İmamla birlikte olma arzusu[35]: «یا لیتنی کنت معکم»
    3. İmamın şefaatine nail olmayı talep etmek[36]: «اللهم ارزقنی شفاعة الحسین یوم الورود»
  3. Değerler ve anti değerlerin açıklanması: Ziyaretnamelerde sahih yönelimler ve değerler (imamların tavsifi ile) ve anti değerler (imamların düşmanlarının tavsifi ile) ele alınmıştır. Bu şekilde doğru ve sahih yol batıl yoldan ayrıştırılmaktadır. Bu değerlerden bazıları şunlardır:
    1. Namazın ikame edilmesi, اشهد أنک قد اقمت الصلوة Tanıklık ediyorum ki sen namazı ikame ettin.
    2. Zekât; اشهد أنک آتیت الزکوة ; “Tanıklık ediyorum ki zekâtı eda ettin.”
    3. Emri Bi’l-Maruf ve Nehyi Ani’l-Münker; اشهد انک آمرت بالمعروف و نهیت عن المنکر
    4. Allah yolunda cihat; أشهد أنک جاهدت فی الله حقّ جهاده tanıklık ediyorum ki cihadı hakkıyla yerine getirdin.
    5. Peygamberin sünnetini takip etmek; واتبعت سنن نبیک Resulullah’ın sünnetine tabi oldun.
    6. Allah’a davet etmek; السلام علی الدعاة إلی الله Selam sana ey Allah’a davet eden.[37]

Aşura Ziyaretinde ise değerler karşıtı kaç numuneye işaret edebiliriz:

  1. Ehlibeyte zulüm: لعن الله أمة قتلتکم Ehlibeyte zulüm yapanlara yardım: لعن الله الممهدین لهم بالتمکین من قتالکم hatta Ehlibeyte zulme rıza göstermek: لعن الله أمة سمعت بذلک فرضیت به
  2. Ehlibeyt düşmanlarıyla birliktelik ve sırdaşlık[38]: «و من کل ولیجة دونکم»

Ziyarete Muhalif Olanların Kuşkuları

Vahhabi-Selefiler, bazı ayetleri kendi anlayışlarına göre yorumlamış ve ziyaretin Hz. Peygamberin (s.a.a) sünneti ile uyumlu olmadığını iddia ederek bu konuda şüphe ve kuşkular ortaya atmışlardır. Selefi Vahhabilerce ortaya atılan bu iddialara Şia ve Ehlisünnet ulemaları farklı cevaplar vererek İslam’ın değer verdiği bu ameli savunmuşlardır.

Ziyaret Namazı

Ana Madde: Ziyaret Namazı

Ziyaret namazı, masumların (a.s) ziyareti sırasında kılınan iki rekâtlı müstahap bir namazdır.

Ziyaret namazı sabah namazı gibi iki rekâttır. “Ziyaret namazı” niyeti ile kılınır ve erkeklerin Fatiha suresini ve sureyi sesli okumasına gerek yoktur. Fatiha suresinden sonra herhangi bir surenin okunması zorunlu değildir. Eğer kılınan ziyaret namazı için mahsus bir sure tavsiye edilmemişse, birinci rekâtta Fatiha’dan sonra “Rahman” ikinci rekâtta ise “Yasin” suresi okunması müstahaptır.[39]

Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) ziyareti için ikişer rekâtlı olmak üzere dört rekât ziyaret namazı kılınması nakledilmiştir.[40] Diğer masumlar için de birkaç ikişer rekâtlı ziyaret namazı kılınabilir.[41]

Kaynakça

  1. İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, c. 2, s, 333.
  2. Bkz. Mustafavi, et-Tahkik li-Maani’l-Kur’ani’l-Kerim, c. 4, s. 384; Makayisu’l-Lügat, c. 3, s. 36.
  3. İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, c. 7, s. 379.
  4. Rağıb, Mufredat, s. 386.
  5. Taberi, Camu’l-Beyan, s. 10, 141; el-Mizan, c. 1, s. 360; Kenzu’d-Dekaik ve Bahru’l-Garaib, c. 5, s. 510.
  6. Tabersi, Mecmeu’l-Beyan, c. 5, s. 87.
  7. Bkz. Şifau’s-Sekam fi Ziyarti Hayru’l-Enam, s. 47; el-Gadir fi’l-Kitab ve’s-Sünnet ve’l-Edeb, c. 5, s. 112, 113; el-Fıkh ale’l-Mezhebi’l-Erbaa, c. 1, s. 594.
  8. اِنَّ لكل امام عهدا فی عنق اولیائه و شیعته و ان من تمام الوفاء بالعهد زیارة قبورهم فمن زارهم رغبة فی زیارتهم و تصدیقا بما رغبوا فیه كان ائمتهم شفعائهم یوم القیامه. “Her bir imamın Şialar ve takipçileri üzerinde ahitleri vardır. O ahitlerden birisi onların kabirlerinin ziyaret edilmesidir. Dolayısıyla her kim şevk ve istekle onları ziyaret ederse, İmamlar kıyamet günü onlara şefaatçi olacaklardır.” Vesailu’ş-Şia, c. 10, s. 253.
  9. Mutahhari, Murtaza, Hatemiyet, ikinci bölüm.
  10. İmam Rıza’nın (a.s) ziyaretnamesi.
  11. Furuu Kâfi, babu Yedu’l-Hicr ve Babu Yedu’l-Beyt.
  12. İştihardi, Ali Penah, Mecmua Makalat Hen Endişi Hac, ikinci bölüm, s. 303.
  13. Kâfi, babu Haccu’l-Enbiya, c. 4, s. 212; h: 1.
  14. Furüu kâfi, babu Yedu’l-Hicr ve Babu Yedu’l-Beyt.
  15. Kâfi, a.g.y, hadis: 3.
  16. Kâfi, a.g.y, hadis: 1.
  17. Füruu kâfi, Kitabu’l Hac ve Ebvabu’z-Ziyaret, babu ziyareti’n-Nebi, hadis: 4.
  18. Kâfi, kitabu’l-Mezar.
  19. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’l-Hac, c. 10, Ebvabu’l-Mezar, bab: 96, h. 1, s. 453.
  20. عَنْ أَبِی جَعْفَرٍ ع قَالَ: لَوْ یعْلَمُ النَّاسُ مَا فِی زِیارَةِ قَبْرِ الْحُسَینِ ع مِنَ الْفَضْلِ لَمَاتُوا شَوْقاً وَ تَقَطَّعَتْ أَنْفُسُهُمْ عَلَیهِ حَسَرَات‏
  21. Vesailu’ş-Şia, Kitabu’l-Hac, c. 10, Ebvabu’l-Mezar, bab: 96, h. 2, s. 452.
  22. Kâfi, kitabu’l-Mezar, c. 4, h. 1.
  23. Vesailu’ş-Şia, Ebvabu’l-Mezar, bab: 97, h. 1 ve 1, s. 453.
  24. Vesailu’ş-Şia, Ebvabu’l-Mezar, bab: 97, h. 2 ve 4, s. 453.
  25. Vesailu’ş-Şia, bab: 57, hadis: 5.
  26. Mefatihu’l-Cinan, ziyaret adabı, Fellah Zade.
  27. Biharu’l-Envar, c. 99, s. 35, h. 17.
  28. Risale Meraci, m. 645.
  29. Bkz. Vesailu’ş-Şia, ebvab hac.
  30. Mefatihu’l-Cinan, Camia Kebir Ziyaretnamesinden.
  31. Vesailu’ş-Şia, c. 14, s. 322.
  32. Vesailu’ş-Şia, c. 10, s. 324.
  33. Ağa Bozorg, 12/77, bab: 20/316.
  34. Mefatihu’l-Cinan, İmam Rıza Ziyaretnamesi.
  35. Aşura Ziyaretinden.
  36. Aşura Ziyaretinden.
  37. Bkz. Camia Ziyareti, Eminullah ziyareti ve başa ziyaretler.
  38. Aşura Ziyaretinden.
  39. Mefatihu’l Cinan, Adab Ziyaret, on yedinci edep, meş’ar baskısı, s. 447.
  40. Mefatihu’l Cinan, Adab Ziyaret, on yedinci edep, meş’ar baskısı, s. 447.
  41. Mefatihu’l Cinan, Adab Ziyaret, on yedinci edep, meş’ar baskısı, s. 447.