Hendek Savaşı

WikiShia sitesinden
(Ahzab Savaşı sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Hendek Gazvesi
Example alt text
Tarih Hicretin 5 yılı 10 Şevval
Yer Medine
Özellikleri Mescidi Nebevi’nin 1400 metre kuzey batısı
Sonucu Müslümanların Zaferi
Nedeni Beni Nadir kabilesinin komplosu
Savaşanlar 3 bin kişide oluşan Müslümanlar
10 bin kişiden oluşan Kureyş Müşrikleri
Komutanlar Hz. Muhammed (s.a.a)
Ebu Süfyan
İslam Ordusunun Kayıpları Müslümanlardan 6 kişinin şehadeti
Müşriklerin Telefatları 8 ölü

Hendek Savaşı veya Ahzab Savaşı (Arapça: (غزوة الخندق (الأحزاب); Hicretin beşinci yılında meydana gelen, Peygamber Efendimizin (s.a.a) gazvelerinden biridir. Bu savaş Beni Nadir kabilesinin komplosuyla başlamıştır. Kureyş kabilesi de Arap ve Yahudi tüm müttefikleri ile birleşerek İslam’ı ortadan kaldırmak için anlaşmışlardır. Müşriklerin ordusu on bin kişi ve Müslümanların ordusu ise üç bin kişiden oluşmaktaydı. Savaş olması durumunda ne Peygamberle ve ne de onun aleyhine olacaklarına dair taahhütte bulunan Beni Kurayza kabilesi de (Medine’de sükûnet eden) ahitlerini bozarak müşriklerle müttefik oldular. Müşriklere karşı nasıl savunma yapılacağı hakkında ashabıyla istişare eden Allah Resulü (s.a.a), Salman Farisi’nin önerisini kabul etti ve Medine’nin etrafına hendek kazıldı. Hendek savaşı Müslümanların zaferiyle ve Müşriklerin geri çekilmesiyle sonuçlandı.

Cesareti dillere destan olan Amr b. Abdived beraberindeki birkaç kişi ile hendeği aştı ve sonra savaşmak için kendisine mübariz (rakip savaşçı) talep etti. Onunla savaşmaya korkanlar sessizliğe büründü. İmam Ali (a.s) onunla savaşmaya talip oldu ve Allah Resulünden (s.a.a) izin aldıktan sonra meydana giderek Amr’ı öldürdü. Hz. Ali’nin (a.s) Amr’ı öldürmesi, İslam’ın zafere ulaşmasında ve müşriklerin de yenilmesinde çok etkili olmuştu ve bundan dolayı Resulü Kibriya (s.a.a) şöyle buyurdu: ضربة علی یوم الخندق افضل من عبادة الثقلین ; “Ali'nin (a.s) Hendek günü bir kılıç darbesi, insanların ve cinlerin bütün ibadetlerden daha üstündür.”

Bu Savaşın Diğer İsimleri

Hendek savaşına, Ahzab savaşı da denmiştir;[1] zira Kureyş kabilesi müttefiki olduğu çeşitli Arap ve Yahudi kabileleri ile birleşerek İslam’ı ortadan kaldırmak için Peygamber ve Müslümanlara karşı savaşmak üzere anlaşmışlardır.[2]

Hendek Savaşının Tarihi

Tarihçilerin geneli Hendek savaşının hicretin beşinci yılında meydana geldiğini yazmışlardır.[3] Bazı kaynaklarda Şevval ayı[4] ve diğer bazı kaynaklarda ise Zilkade ayında gerçekleştiği zikredilmiştir.[5] Bir rivayette de Allah Resulünün (s.a.a) Hendek savaşı için Şevval ayının onu Perşembe günü hareket ettiği ve Zilkade ayının biri cumartesi günü bu savaşı sona erdirdiği nakledilmiştir.[6]

Hendek Savaşının Nedeni

Allah Resulü (s.a.a) ihanetleri yüzünden Beni Nadir kabilesini Medine’den sürgün edince, onlar Hayber’e yöneldiler ve orada diğer Yahudileri de Peygamberle savaşmak için tahrik ettiler. Beni Nadir kabilesinin bu eylemini Hendek savaşının başlamasının asıl sebeplerinden biri olarak sayabiliriz. Daha sonra aralarında Huyya b. Ahtab Nadiri, Sellam b. Ebi’l Hukayk Nadiri, Kinane b. Rebi’ b. Ebi’l Hukayk Nadiri, Hevze b. Kays Vaili ve Ebu Ammar Vaili[7] gibi şahısların bulunduğu Beni Nadir ve Beni Vail Yahudileri Mekke’ye giderek, Ebu Süfyan ve Kureyş’i Allah Resulüne (s.a.a) karşı savaşmaları için kışkırttılar. Ebu Süfyan’ın, onların Allah Resulüne (s.a.a) karşı düşmanlık ve savaşma konusunda ittifak kurma tekliflerini olumlu karşılaması üzerine Kureyş ve Yahudiler müttefik oldular.[8] O Yahudiler daha sonra (Uyeyne b. Hısn Fezari liderliğindeki) Gatafan kabilesinin yanına giderek onları bir yıl Hayber hurması vaadiyle peygamberle savaşta kendilerine katılmalarını sağladılar.[9] Ardından Beni Süleym b. Mansur’un yanına giden Yahudiler onun onayını da almayı başardılar.[10]

Müslümanların ve Müşriklerin Sayısı

Bütün kabilelerle birlikte Ahzab savaşına katılan müşriklerin sayısının on bin kişiye[11] ulaştığı ve onlardan dört bin kişisinin yanında Kureyş ve müttefiklerine ait 300 at ve 1500 deve olduğu zikredilmiştir.[12] Bazı kaynaklarda onların sayısı (Kureyş, Gatafan, Beni Süleym, Esed, Eşca, Beni Kurayza, Beni Nadir ve diğer Yahudiler) 24000 olarak zikredilmiştir.[13] Her halükarda müşrik ve Yahudilerin bu savaş için birlik ve seferberliği onların İslam’ı yok etmedeki azimlerinin ciddiyetini göstermektedir. Bundan dolayı Allah Resulü (s.a.a) “İmanın bütünüyle şirkin bütünü karşı karşıyadır” diye buyurmuştur.[14] Bu arada bazıları Hendek savaşına katılan Müslümanların sayısının sadece üç bin kişi olduğunu zikretmiştir.[15]

Hendek Kazılması Önerisi

Allah Resulünün (s.a.a) müttefiklerinden olan Huzae kabilesinden bir grubun peygamberi (s.a.a) müşriklerin bu niyetinden haberdar etmesi üzerine, Resulullah savunmanın Medine’de mi yoksa Medine dışında mı yapılması hususunda halkla istişare etti. Salman Farisi de “Biz İran’da düşman kuvvetleri tarafından kuşatılma tehlikesini hissettiğimiz zaman kendi etrafımıza hendek kazarız” şeklinde görüş bildirdi. Uhud savaşında Resulü Kibriyanın (s.a.a) sözünü dinlemediklerinden dolayı yenilgiyi tecrübe eden Medine halkı, Allah Resulünün Medine de savaşılması görüşünü ve Salman Farisi’nin de Hendek kazılması yönündeki önerisini kabul ettiler. Hendek kazma olayı o zamanın Arapları arasında yaygın olmadığından dolayı Müslümanların ve Müşriklerin şaşkınlığına neden oldu.[16]

Hendeğin Kazılması

Resulü Kibriya (s.a.a) halka Sel’ dağını arkalarına alarak önlerine hendek kazmalarını[17] ve hendeği de Muzad bölgesinden (Fetih mescidinin batısında bir kale) başlamak suretiyle Zubab bölgesi ve Ratic dağına (Bathan’ın batısındaki Beni Ubeyd dağının yanı) kadar kazmalarını emretti.[18] Her on kişiye kırk zira'lık bir mesafe belirleyen[19] Resulullah, kazılması gereken her bölgeyi de bir kabilenin sorumluluğuna verdi.[20] Söylendiğine göre Muhacirlerin Ratic’den Zubab’a ve Ensar’ın ise Zubab’dan Beni Ubeyd dağına kadar kazmaları kararlaştırıldı.[21] Allah Resulü (s.a.a) Müslümanları teşvik etmek için kendisi de hendek kazanların arasına katıldı[22] ve daha sonra hendeğin kapılarının korunması için her kabileden bir kişiyi kapıları korumakla görevlendirdi.[23]

Müslümanlar hendek kazmak için o zamanlar Allah Resulünün (s.a.a) müttefiki olan Beni Kurayza Yahudilerinden balta, kazma, keser, ip, kürek gibi birçok araçları emanet aldılar.[24] Allah Teâla Peygamberden izin almadan işten elini çekmeyen ve aynı şekilde işlerinde gevşek davranan ve Peygamberden izinsiz ailelerinin yanına giden münafıklar hakkında ayetler nazil etti.[25]

Müslümanlar hendek kazarken büyük bir kayayla karşılaştılar. Peygamber Efendimiz (s.a.a) kayaya üç kez vurdu ve her vuruşunda da bir kıvılcım çıktı. Bu çıkan kıvılcımların her biri Müslümanların gelecekteki Şam, Yemen ve İran fütuhatlarını müjdeledi.[26] Çocuk ve gençlerin de katıldığı hendek kazımı altı gün sürdü.[27]

Müslümanların ve Müşriklerin Savaş Düzeni

Üç birlikten oluşan Ebu Süfyan b. Harb’ın komutasındaki Ahzab ordusu Medine’ye ulaştı. Kureyş kabilesi Kinane ve Tihame gibi müttefiki olduğu kabilelerle birlikte Curuf ve Zegabe arasındaki Revme bölgesinde ve Gatafan kabilesi de müttefikleri ile Uhud yakınlarında ordugâh kurdular. Kadın ve çocukları hisar ve kalelere yerleştiren Allah Resulü de (s.a.a) Müslümanlarla birlikte Sel’ dağının eteklerinde yerini aldı.[28]

Beni Kurayza’nın Hıyaneti

Bu savaşta Müslümanların üzerinde olan baskı ve sıkıntılarının çokluğu, Beni Kurayza’nın savaş olması durumunda ne Peygamberle ve ne de onun aleyhine olacaklarına dair taahhütte bulundukları halde, ahitlerini bozup müşriklerle müttefik oldukları haberi ulaşınca zahir oldu. Ka’b b. Esed Kurazi – Karzi- (Beni Kurayza kabilesinin reisi) her ne kadar ilk önce bu ahdi bozmaya meyilli olmasa da, Huyey b. Ahtab’ın tahrik ve teşvikiyle anlaşmasını bozdu.[29] Resulullah bu haberin doğruluğundan emin olmak için Evs ve Hazrec kabilesinin liderlerini (Sa’d bin Muaz ile Sa’d bin Ubade) Beni Kurayza kabilesine gönderdi ve onlardan bu haberin gerçek olup olmadığına bakmalarını ve eğer gerçek ise Müslümanların ruhiyesinin zayıflamaması için haberi üstü kapalı olarak kendisine bildirmelerini istedi. Kurayza Oğulları, Evs ve Hazrec kabilesi liderlerini kötü, çirkin ve hakaret dolu sözlerle karşıladılar. Bunun üzerine Medine’ye dönen iki Sa’d, onların hıyanetini “Adal ve Karre” kabilelerinin ismini zikrederek Hz. Peygambere (s.a.a) bildirdiler. Bu iki kabilenin ismi, onların Reci’ deki Hubeyb b. Adiy ve yaranlarına hıyanet ettiklerini hatırlatma kastıyla zikredilmiştir.[30]

Müslümanların Zor Durumu

Arka cepheden (Medine içinden) Beni Kurayza kabilesinin aile fertleri tarafından güvende olmayan ve karşı taraftan da ara sıra hendeğin dar bölümlerinden geçen müşriklerin büyük ordusu ile savaşmakta olan[31] Müslümanlar dehşete kapıldılar. Kur’an-ı Kerim, Müslümanların korkularını ve Allah’ın vaatlerine olan kuşkularını bütün yönleriyle zikretmiştir.[32] Bu korku ve dehşet öyle büyüktü ki münafıklardan Muatteb b. Kuşeyr, “Muhammed bizlere Kisra ve Kayser saraylarını ele geçireceğimizi vaat ediyordu, oysa şimdi hiç kimse hacetini gidermek için bile dışarı çıkmaya cüret edemiyor” dedi.[33] Müslümanlar gece gündüz, şiddetli soğuk ve açlık içinde hendeği koruyorlardı.[34] Peygamber Efendimizin (s.a.a) Müslümanları doyurduğuna dair bir mucizeler de nakledilmiştir.[35] Ayrıca düşman saldırılarının şiddetlendiği bir günde Allah Resulünün (s.a.a) öğle ve ikindi namazlarını eda edemediği ve bu namazları akşam ve yatsı namazı ile birlikte kıldığı söylenmiştir.[36]

Benu Harise gibi bazı Müslümanlar da evlerinin korumasız olduğunu, düşmanın saldırısını ve hırsızlarının eşyalarını çalmalarından korktuklarını bahane edip, Evs b. Kayzi’yi Peygambere göndererek geri dönmek için izin alıyorlardı.[37] Halid b. Velid, Amr b. As ve Ebu Süfyan saldırıları ve aynı şekilde ok atma ve şiddetli çarpışma ve Sa’d b. Muaz gibi her iki taraftan da bazılarının yaralanması hakkında haberler de zikredilmiştir.[38]

Beni Kurayza kabilesinin ahdini bozması, şiddetli soğuk, kıtlık ve açlık Müslümanlar üzerindeki baskının doruğa ulaşmasına neden oldu.[39] Peygamber ve Müslümanlar o kadar dar ve zorluğu düştüler ki, hatta bir ara Peygamberin “Allah’ım ibadet edilmek istemiyor musun” dediği nakledilmiştir.[40] Kur’an-ı Kerim’de bu konuya değinilmiştir.[41]

Beni Kurayza Tehlikesi

Beni Kurayza kabilesinin gece vakti Medine’nin merkezine saldırı yapma olasılığı güçlenince Allah Resulü (s.a.a) ashaptan iki grubu (beş yüz kişi) Müslümanların evlerini korumak için görevlendirdi. Onlar sabaha kadar tekbir getiriyorlardı; zira Müslümanlar Kureyş’in kendilerine saldırmalarından daha çok Beni Kurayza’nın kadın ve çocuklara saldırmalarından endişeleniyorlardı.[42] Bir gece iki ordu karşılaşmış ve (gece karanlığında birbirlerini tanıyamadıklarından dolayı) bilmeden birbirlerine ok atmışlardı. Bu hadiseden sonra bu olayın tekrarlanmaması için “Ha Mim; La Yunserun” parolasını kullanmaya başladılar.[43]

İmam Ali’nin (a.s) Amr b. Abdived ile Savaşı

Cesareti dillere destan olan ve bin atlıya bedel olarak bilinen Amr b. Abdived, beraberindeki birkaç kişi ile hendeği aşmayı başardı. Hz. Ali de (a.s) beraberindeki bir grupla onların önünü kesti. Bedir savaşında yaralandığı için Uhud savaşına katılmayan ve kendisini tam manasıyla bu savaş için hazırlayan Amr b. Abdived durmadan kendisine mubariz (rakip savaşçı) talep ediyordu. Hz. Ali (a.s) onunla savaşmak için ayaklanmış, ancak Allah Resulü (s.a.a) başkası kalkar diye İmam Ali’ye durmasını emretmiştir. Amr b. Abdived ve beraberindekilerle savaşmaktan korkanlar sukut etmiş ve onlarla savaşmaya hazır olmamışlardı. Bu durumun uzaması ve Amr’ın mağrurca “bağırmaktan sesim kısıldı” demesi üzerine Hz. Ali (a.s) Peygamberin (s.a.a) izniyle Abdived’in karşısına çıkmak için hazırlandı. Allah Resulü (s.a.a) emamesini Hz. Ali’nin (a.s) başına koyduktan sonra kılıcını da vererek İmam Ali’yi (a.s) savaşa gönderdi. Hz. Ali (a.s) Amr’la savaşmadan önce ona Müslüman olmasını yada savaştan geri çekilmesini önerdi. Amr b. Abdived İmam Ali’nin her iki teklifini de ret etti. Ardından ikisi arasında şiddetli bir savaş başladı. Amr b. Abdived’in darbesini kalkanıyla def eden Hz. Ali (a.s) ona bir darbe vurarak helak etti. Amr’ın beraberindekiler bu durumu görünce oradan kaçtı. İmam Ali (a.s) bu zafer nedeniyle tekbir getirdi. Ardından hendeğin geçiş bölgesinde olan Nufel b. Abdullah’la savaştı ve onu da öldürdükten sonra Peygamberin (s.a.a) yanına döndü.[44]

Allah Resulünün (s.a.a) Hz. Ali’nin (a.s) Fazileti Hakkındaki Rivayeti

Hz. Ali’nin (a.s) Amr’ı öldürmesi, İslam’ın zafere ulaşmasında ve müşriklerin de yenilmesinde o kadar çok etkili olmuştu ki,[45] Resulü Kibriya (s.a.a) şöyle buyurdu: ضربة علی یوم الخندق افضل من عبادة الثقلین ; “Ali'nin (a.s) Hendek günü bir kılıç darbesi, insanların ve cinlerin bütün ibadetlerinden daha üstündür.[46] Başka bir rivayette de şöyle buyurmuştur: “Ali’nin (a.s) Amr ile savaşması benim ümmetimin kıyamete kadar olan bütün amellerinden daha üstündür”. Allah Resulü (s.a.a) Hz. Ali’nin Amr ile karşılaşma anında ise “İmanın (İslam’ın) bütünüyle şirkin (küfrün) bütünü karşı karşıya gelmiştir” diye buyurmuştur.[47]

Müslümanların Zaferi

Müşriklerin yenilerek kaçmasıyla sonuçlanan Hz. Ali’nin (a.s) Amr b. Abdived’i öldürmesi[48] dışında tarihçiler Hendek savaşında Müslümanların kazanmasına neden olan üç etkenden daha söz etmişlerdir:

  1. Gizlice Müslüman olan ve müşriklerden kimsenin Müslüman olduğundan haberdar olmadığı Gatafan kabilesinden Nuaym b. Mes’ud Eşcai’nin önemli rolü: Bazı tarih kitaplarında şöyle yazmaktadır: Nuaym Peygamberin (s.a.a) yanına gitti ve Resulullah ona düşmanın faaliyetini zayıflatmasını ve aralarında ihtilaf çıkarmasını söyledi. Nuaym, müşrikler arasında tefrika çıkartmak için her şeyi söylemek için izin istedi. Peygamber’de ona izin verdi ve savaşın mekrden ibaret olduğunu söyledi. Bunun üzerine Nuaym daha önce irtibatlı olduğu Kurayza oğullarının yanına giderek onlara şöyle söyledi: “Sizlere olan sevgimi biliyorsunuz.” Onlar: Biz bu konuda seni itham edemeyiz, deyince, Nuaym: “Siz, Kureyşi ve Gatafan’ı Muhammed’e karşı savaşmak konusunda desteklediniz, fakat onlar sizin gibi değildir. Bu şehir sizin şehrinizdir. Mallarınız, çocuklarınız, kadınlarınız buradadır. Bunları başka yere alıp götüremezsiniz. Kureyş ve Gatafan bir fırsat ve ganimet bulacak olurlarsa onu alıp giderler, değerlendirirler. Yok, böyle bir şey olmayacak olursa, yurtlarına gider ve sizleri Muhammed’le baş başa bırakırlar. Onunla baş başa kaldığınız takdirde ise, ona güç yetiremezsiniz. Bu bakımdan onlardan şereflilerinden, güveninizi sağlamak üzere rehineler almadıkça savaşmayın” deyince, onlar: “Gerçekten bizim iyiliğimize söylüyorsun” dediler. Daha sonra Kureyş ve Gatafan kabilelerinin yanına giden Nuaym, Beni Kurayza kabilesinin pişman olduğunu ve Kureyş ve Gatafan’ın soylularından bazı kimseleri rehin alıp bunları peygambere vererek onunla barış yapmak istedikleri haberini verdi. Daha sonra onlardan eğer Kurayza oğullarının kendilerinden rehine isteyecek olursa onlara bir tek kişi bile vermemelerini söyledi. Böylece onlar arasında ihtilaf büyümeye başladı.[49]
  2. Vakıdi’nin[50] söylediğine göre; Müşriklerin ordusu Medine’ye ulaştığında, toprakta hiçbir tarım ürünü kalmamıştı ve halk bir ay öncesinden ektiklerini biçmişti. Netice de toprak üzerinde kalan otlar müşriklerinin ordusunun atları için yeterli değildi. Develer de aşırı zayıflıktan dolayı ölmek üzereydi ve Medine toprakları da yağmur yağmadığından dolayı kurumuştu.
  3. İbn Sa’d[51] Peygamberin duasının rolüne, icabetine ve gaybi yardımlara değinmiştir. Allah Resulü (s.a.a) pazartesi, Salı ve Çarşamba günü Ahzab mescidinde şöyle dua etmiştir: “Allah’ım! Ahzab ordusunu mağlup et”. Sonunda Allah Resulünün (s.a.a) duası üçüncü gün öğle ile ikindi namazı arasında kabul edildi. Duanın kabul olmasında sonra soğuk ve dondurucu bir gecede öyle bir fırtına başladı ki, müşriklere dair ne varsa her şeyi yıkıp yok etti.[52] Kur’an’da da bu ilahi yardıma işaret edilmiştir.[53]

Müşriklerin Yenilgisinin Sonuçları

Hendek savaşında Ahzab ordusunun yenilip geri çekilmesi müşriklerin ağır darbe almasına neden oldu. Bu yenilgi onlardan tekrar birleşip bir ordu kurarak savaşa kalkışma imkanını almakla kalmayıp, Medine’deki İslam devletinin iktidarının da güçlendirdi. Bundan dolayı Allah Resulü (s.a.a) Amr’ın Hz. Ali’nin (a.s) eliyle öldürülmesinden sonra veya Amr’ın öldürülmesinden iki veya üç gün sonra müşriklerin hezimete uğramasından sonra şöyle buyurmuştur: Bundan sonra biz onlarla savaşacağız ve onlar bizimle savaşmak için gelemeyecekler. Allah Teala Peygamberin eliyle Mekke’nin fethini nasip edene kadar da böyle oldu.[54]

İstatistikler

Müşriklerin Müslümanları kuşatması on beş gün sürdü.[55] Muhasara ve ok atılmasıyla geçen bu müddette savaş olmadı.[56] Bu arada Allah Resulü (s.a.a) İbn Mektum’un Medine’de kendi yerine koymuştu.[57] Hendek savaşında Müslümanlardan altı kişi şehit olurken, müşriklerden sekiz kişi helak oldu.[58] Bakara Suresi’nin 214. ayeti, Nisa Suresinin 51 ila 55. Ayetleri ve Ahzab Suresinin 9 ila 25. Ayetleri Hendek gazvesi hakkında nazil olmuştur.[59]

Savaş Bölgesinde Mescit İnşası

Mescidi Seb'a'dan biri olan Salman Farisi Mescidi

Mescidi Nebevi’nin yaklaşık 1400 metre kuzeybatısında ve Sel’ dağının yaklaşık 150 metre kuzeyinde bulunan ve Allah Resulünün (s.a.a) hendeğin kazılmasını denetlemek için çadırını kurduğu ve namaz kıldığı Zubab dağının (Cebelu’r Raye) üzerine bir mescit inşa edildi. Son zamanlarda restore edilen bu mescit Mescidu’r Raye (Raye Mescidi) olarak bilinmektedir.[60]

Aynı şekilde Resulü Kibriya’nın çadırının bulunduğu, durumu kontrol ettiği ve Allah’ın müşriklere karşı zafer kazanacakları müjdesini verdiği, Mescidi Nebevi’ye yaklaşık 700 metre uzaklığındaki Sel’ dağının üzerine Mescidi Feth (veya Mescidi Ahzab – Mescidi A’la) olarak bilinen bir mescit yapıldı. Bu mescit ve Sel’ dağının eteklerine inşa edilen diğer mescitler Mesacidi Feth veya Mesacidi Seb’a olarak tanınmaktadır. Hicri kameri 1424 yılında Sel’ dağının üzerine Hendek mescidi adında büyük bir mescit yapıldı ve yedi mescitten bazıları da bunun içinde yer aldı.[61]

Uzun zamandır kapıları ziyaretçilere kapalı tutulan Fatıma Zehra (s.a) Mescidi de bu yedi mescitten biridir. Ne yazık ki bu mescidin kapılarını beton bloklarla kapattılar.[62]

Ayrıca bakınız


Kaynakça

  1. İbn Sa’d, c. 2, s. 65.
  2. Salihi Şami, c. 5, s. 415.
  3. İbn Hişam, c. 3, s. 224; Taberi, Tarih, c. 2, s. 564.
  4. İbn Hişam, c. 3, s. 224; Taberi, Tarih, c. 2, s. 564.
  5. Vakıdi, c. 2, s. 440, Zilkade 8 ila 23; Belazuri, c. 1, s. 409.
  6. İbn Habib, s. 113.
  7. Vakıdi: Ebu Amir Rahib.
  8. Vakıdi, c. 2, s. 441 - 442; Belazuri, c. 1, s. 409; Taberi, Tarih, c. 2, s. 565.
  9. Vakıdi, c. 2, s. 442 - 443; Taberi, Tarih, c. 2, s. 566.
  10. Belazuri, c. 1, s. 409.
  11. İbn Hişam, c. 3, s. 230; İbn Sa’d, c. 2, s. 66.
  12. Vakıdi, c. 2, s. 443.
  13. Mes’udi, s. 250.
  14. Tabersi, c. 1, s. 381.
  15. Vakıdi, c. 2, s. 453; İbn Sa’d, c. 2, s. 66; Taberi, Tarih, c. 2, s. 570; Mes’ud’i, s. 250; Yakubi, c. 2, s. 50, Sayılarını 700 kişi olarak zikretmiştir.
  16. Vakıdi, c. 2, s. 445; İbn Hişam, c. 3, s. 235; Belazuri, c. 1, s. 409 - 410.
  17. Belazuri, c. 1, s. 410.
  18. Vakıdi, c. 2, s. 445.
  19. Taberi, Tarih, c. 2, s. 568.
  20. Yakubi, c. 2, s. 50.
  21. Vakıdi, c. 2, s. 446; İbn Sa’d, c. 2, s. 66.
  22. İbn Hişam, c. 3, s. 226; İbn Sa’d, c. 2, s. 66 - 71.
  23. Yakubi, c. 2, s. 50.
  24. Vakıdi, c. 2, s. 445 - 446.
  25. Nur, 62 – 63; İbn Hişam, c. 3, s. 226 – 227; Taberi, Tarih, c. 2, s. 566 - 567.
  26. İbn Hişam, c. 3, s. 230; Taberi, Tarih, c. 2, s. 568 – 569; Ebu Naim İsfahani, s. 432; Vakıdi, c. 2, s. 449 - 450.
  27. Vakıdi, c. 2, s. 453 - 454; İbn Sa’d, c. 2, s. 67.
  28. İbn Sa’d, c. 2, s. 66; İbn Esir, c. 2, s. 180.
  29. İbn Sa’d, c. 2, s. 67; Belazuri, c. 1, s. 410.
  30. Vakıdi, c. 2, s. 458 - 459; Taberi, Tarih, c. 2, s. 571 - 572.
  31. Vakıdi, c. 2, s. 464 - 474.
  32. Bakınız: Ahzab Suresi, 10 – 12; Taberi, Tarih, 1420, c. 1, s. 264 - 270.
  33. Yakubi, c. 2, s. 51; Taberi, Tarih, c. 2, s. 572; İbn Hişam, c. 3, s. 233, Bir görüşe göre Muattab b. Kuşeyr Bedir ehlinden ve münafıklardan değildi.
  34. Vakıdi, c. 2, s. 465 - 468.
  35. Ebu Naim İsfahani, s. 433.
  36. Vakıdi, c. 2, s. 472 - 473; İbn Sa’d, c. 2, s. 68 – 69, 72; Yakubi, c. 2, s. 50.
  37. Bakınız: Ahzab Suresi, 13; Vakıdi, c. 2, s. 463; İbn Habib, s. 469; Taberi, Cami’, Ahzab Suresi 13. Ayetin açıklaması.
  38. Vakıdi, c. 2, s. 264 - 266; İbn Sa’d, c. 2, s. 67; Belazuri, c. 1, s. 414.
  39. İbn Hişam, c. 2, s. 243.
  40. Vakıdi, c. 2, s. 477; Belazuri, c. 2, s. 413 - 414.
  41. Bakara Suresi, 214; Vakıdi, c. 2, s. 495.
  42. Vakıdi, c. 2, s. 460; İbn Sa’d, c. 2, s. 67.
  43. Vakıdi, c. 2, s. 474.
  44. Vakıdi, c. 2, s. 470 - 471; İbn Hişam, c. 3, s. 234 – 237; Taberi, Tarih, c. 2, s. 573 – 574; Mufid, c. 1, s. 98 – 109; Tabersi, c. 1, s. 379 - 382.
  45. Nuruddin Halebi, c. 2, s. 428.
  46. Hakim Nişaburi, c. 3, s. 32; Azududdin (Adududdin) el-İci, s. 412.
  47. Keraceki, c. 1, s. 297; Tabersi, c. 1, s. 381; İbn Ebi’l Hadid, c. 13, s. 261; c. 19, s. 61; İbn Tavus, c. 2, s. 267.
  48. Mufid, c. 1, s. 105; İbn Ebi’l Hadid, c. 5, s. 7.
  49. Vakıdi, c. 2, s. 480 - 482; İbn Hişam, c. 3, s. 241 – 242; Taberi, Tarih, c. 2, s. 578 - 579.
  50. Vakıdi, c. 2, s. 444.
  51. İbn Sa’d, c. 2, s. 73 – 74.
  52. İbn Hişam, c. 3, s. 242 - 243; Taberi, Tarih, c. 2, s. 578 – 579; Ebu Naim İsfahani, s. 435 – 436.
  53. Ahzab Suresi, 9.
  54. Mufid, c. 1, s. 105 – 106; İbn Esir, c. 2, s. 184; İbn Ebi’l Hadid, c. 19, s. 62; Amuli, c. 11, s. 239 – 241 - 242.
  55. Vakıdi, c. 2, s. 440; Belazuri, c. 1, s. 412; İbn Sa’d, c. 2, s. 73, 24 gece; Taberi, Tarih, c. 2, s. 572, 20 küsur gece, yaklaşık bir ay; İbn Habib, s. 113, 20 ila 21 gün.
  56. Taberi, Tarih, c. 2, s. 578 - 579.
  57. Vakıdi, c. 2, s. 441.
  58. Vakıdi, c. 2, s. 495 - 496; Yakubi, c. 2, s. 51.
  59. Vakıdi, c. 2, s. 494 - 495; Taberi, Tarih, c. 2, s. 565.
  60. Salihi Şami, c. 3, s. 277; Muhammed İlyas Abdulgani, s. 94.
  61. Vakıdi, c. 2, s. 454 - 466; Semhudi, c. 3, s. 830 – 838; Muhammed İlyas Abdulgani, s. 98 – 100; Caferiyan, s. 236 - 244.
  62. Medine’deki Hz. Zehra (s.a) camisinin hazin akıbeti

Bibliyografi

  • Bu makale Danişname-i Cihanı İslam ansiklopedisinin 16. Cildinin 202 ila 207 sayfalarından alıntılanmıştır.
  • Kur’an-ı Kerim.
  • İbn Habib, El-Muhabber, Beyrut, 1361.
  • İbn Sa’d.
  • İbn Hişam, Abdulmelik, es-Siretu’n Nebeviyye, Tahkik: İbrahim el-Ebyari, Mustafa Saka ve Abdulhafiz Şelebi, Beyrut.
  • Ebu Naim İsfahani, Delailu’n Nubuvve, Tahkik: Seyyid Şerefuddin Ahmed, 1397 / 1977.
  • Belazuri, Ahmed, Ensabu’l Eşraf, Tahkik: Mahmut Firdevs, Demeşk, 1977.
  • Fazl b. Hasan Tabersi, İ’lamu’l Vera bi A’lami’l Huda, Kum, 1417.
  • Fazl b. Hasan Tabersi, Camiu’l Beyan fi Te’vili’l Kur’an, Beyrut, 1999.
  • Mes’ud’i Tenbih.
  • Muhammed b. Amr Vakıdi, Meğazi, Marsden Johannes, Londra, 1966.
  • Yakubi, Tarih.
  • Muhammed b. Yusuf Salihi Şami, Seylu’l Huda ve’r Reşad fi Sireti Hayru’l İbad, Tahkik: Adil Ahmet Abdulmovcud ve Ali Muhammed Muavvid, Beyrut, 1414 / 1993.
  • Taberi, Tarih, Beyrut.
  • İbn Esir.
  • İbn Hişam, Es-Siretu’n Nebeviyye, Tahkik: Mustafa Saka, İbrahim Ebyari ve Abdulhafiz Şelebi, Kahire, 1355 / 1936, baskı ofset, Beyrut.
  • Muhammed b. Muhammed Müfid, el-İrşad fi Marifeti Hucecullahi Ale’l İbad, Kum, 1413.
  • Ali b. İbrahim Nuruddin Halebi, es-Siretu’l Halebiyye, Tahkik: Abdullah Muhammed Halili, Beyrut, 1422 / 2002.
  • Muhammed b. Abdullah Hakim Nişaburi, el-Müstedrek Ale’s Sahiheyn, ve Beziletu’t Talhis li’l Hafız ez-Zehebi, Beyrut, Daru’l Marife.
  • Azududdin (Adududdin) el-İci, el-Mevakıf fi İlmi’l Kelam, Beyrut, Alemu’l Kutup.
  • Muhammed b. Ali Keraceki, Kenzu’l Fevaid, Tahkik: Abdullah Ni’me, Beyrut, 1405 / 1985.
  • İbn Ebi’l Hadid, Şerhi Nehcü’l Belağa, Tahkik: Muhammed Ebu’l Fazl İbrahim, Kahire, 1385 – 1387 / 1965 – 1967, baskı ofset, Beyrut.
  • Muhammed İlyas Abdulgani, Tarihu’l Medineti’l Münevvere, Medine, 1424.
  • Ali b. Abdullah Semhudi, Vefau’l Vefa bi Ahbari Daru’l Mustafa, Tahkik: Muhammed Muhyuddin Abdulhamid, Beyrut, 1404 / 1984.

Dış Bağlantılar