Zekât

WikiShia sitesinden
(Zekat sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Füru-u Din

Namaz

Farz: Günlük Namazlar • Cuma Namazı • Bayram Namazı • Ayat Namazı • Meyyit Namazı

Müstahap: Gece Namazı • Gufeyle Namazı • Cafer-i Tayyar Namazı • Cemaat Namazı • Zilhicce Ayı Namazı • İmam Mehdi’nin Namazı • Şükür Namazı • Nafile Namazlar


Diğer İbadetler
Oruç • Humus • Zekât • Hac • Cihad • Emr-i Bi'l Ma'rûf Ve Nehy-i Anil Münker • Tevella • Teberra • Fitre Zekatı


Taharet Hükümleri


Abdest • Gusül • Meyyit Guslü • Müstahap Gusüller • Teyemmüm • Necaset • Mutahhirat • Cebire • İstibra


Medeni Hükümler
Vekalet • Vasiyet • Zemanet • Kefalet • İrs


Aile Hükümleri
Evlilik • Muta Nikâhı • Çok Eşlilik • Mehir • Emzirmek • Cinsel İlişki • İstimta • Nüşuz • Boşanma • Cenabet


Yasama Hükümleri
Kazavet • Diyat • Hudud • Kısas


İktisadi Hükümler
Alış Veriş (Bey') • İcare • Borç • Faiz • İstitaet


Diğer Hükümler
Sadaka • Adak • Taklid • Yiyecek ve İçecekler • Vakıf


İlgili Konular
Bulüğ • Fıkıh • Fetva • Ameli Hükümler • Tavzihu'l Mesail
Vacip • Haram • Müstahab • Mubah • Mekruh

Zekât (Arapça: الزكاةٌ), İslam'ın, servetin bir yerde birikmesini önlemek ve yoksulluğun bitmesi için koyduğu kanunlardan birisidir. İslam fıkhında, belirlenen yerlere verilmesi için, bir malın belirlenmiş bir miktarının adıdır. Zekat, Füru-u din (islamın şartlarından)den sayılmakta ve mali-ibadi bir farzdır. Dinî kaynaklarda namaz ve cihadın yanında yer almakta ve İslam dininin beş direğinden biridir. Dinî bir ibadet olan zekât (yoksulların hissesi) Kur’an’da 59, hadislerde ise yaklaşık olarak 2000 kere geçmiştir.

Zekât iki çeşittir: Fıtır Bayramında verilen ve adına Fitre zekâtı denilen beden zekâtı ve belli bir nisaba (ölçü) ulaşmış dört çeşit tahıl ürünü, hayvan ve sikkelerden olmak üzere verilen mal zekâtıdır.

Zekât, genel terimde geniş bir anlama sahiptir ve Allah’ın tüm nimetlerini kapsamı altına almaktadır.

Sözlük Anlamı

Zekât kelimesi “z-k-v” kökünden olup kelime olarak; temizlik, arıtmak ve bereketli olmak anlamına gelir.[1] Halil bin Ahmed zekâtın kelime anlamı hakkında şunları söylemiştir: “Mal zekâtı, temizlemek anlamına gelir ve “Zekâ ez-Zeru Yezku Zekâ” cümlesi tarım ve çiftlik ürünlerinin olgunlaşması ve büyümesi anlamına gelir.[2] Ragıb İsfahani, zekâtı Allah’tan gelen bereketle gelişmek anlamında bilmektedir.[3] Allame Tabatabai ise zekâtın kelime anlamını temizlik ve tathir olarak bilmektedir.[4]

Şeriat terminolojisinde ise –füru-u din ve İslam'ın şartlarından biri olarak- belirli miktardaki bazı malların nisap (ölçü) haddine ulaştığında zekât unvanı ile verilmesidir. Bu farz amele zekât denilmesinin nedeni, malın bereket kazanma ümidi yahut insan nefsinin arındırılıp temizlenmesidir.[5]

Zekâtın genel anlamı ise başkalarına verilen tüm farz ve müstahap yardımlardır.

Kur’an ve Hadislerde Zekât

Zekât, İslam dininin en önemli ekonomik programıdır. Bu kelime eş anlamları ile birlikte 29 sure ve 56 ayette olmak üzere Kur’an’da 59 kere geçmiştir. 27’sinde namazla birlikte gelmiştir: “Onlar ki, zekâtı verirler.” (Mu’minun, 4), “Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler…” (Hac, 41), “Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler… İşte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.” (Nisa, 162), “Onlar, ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır.” (Nur, 37)

Vesailu’ş-Şia ve Müstedrek’te zekât hakkında 1980 hadis zikredilmiştir. İşte bu, zekâtın İslam’daki öneminin ortaya koymaktadır. Hadislerde zikredilen zekâtın bazı eserleri şunlardır:

  • İnsan ruhunun temizlik ve arındırılması[6]
  • İslam dininin beş direğinden biridir[7]
  • Allah’ın gazabını gidermektedir[8]
  • Namazın kabul olma şartı[9]
  • Zekât vermek Allah’ın insana ilgisinin bir işaretidir[10]
  • Allah yanında amilinin sevgili olması[11]
  • En zor farz[12]
  • Hayır vesilesi ve toplumun maslahatı[13]
  • Malların koruyucusu[14]
  • Günahların bağışlanması[15]
  • Rızkın artması ve zekât veren kimsenin hiçbir zaman malının azalmaması[16]-[17]
  • Nefis tezkiyesi ve malın artması[18]
  • Hastaların dermanı[19]
  • Kendisinden ve başkalarından belanın defedilmesi[20]
  • Malı olanlar için deneme ve fakirler için yardım[21]
  • Cimriliğin tedavisi ve dermanı[22]
  • Ölüler için genişleme sebebi[23]
  • Yoksulluğu gideren[24]

Zekâtı terk etmek çok acı sonuçlara neden olur:

  • Malın telef olması[25]
  • İki kat zarar[26]
  • Paranın günah ve kötü yollarda harcanması[27]
  • Allah’ın rahmetinden mahrum kalmak[28]
  • Hırsızlığın bir çeşidi[29]
  • Muhtaç olmak[30]
  • Namazın kabul olmaması[31]
  • Zekâtı verilmeyen mal kıyamet günü ateş olur[32]
  • Zekât vermemek imansız ölmeye neden olur[33]
  • Zekât vermemek toprak ve tarlanın bereketsiz olmasına neden olur[34]

Sair Nimetlerin Zekâtı

Geniş anlamında zekât, her nimet için zekât vardır ve zekâtın eda edilmesiyle nimet gelişir ve bereket kazanır. İmam Cafer Sadık (a.s) Misbahu’ş-Şeriat kitabında nakledildiğine göre beden organlarının zekâtı hakkında şöyle buyurmuştur:

  • Göz zekâtı, ibretli bakış ve şehvetlere göz yummak
  • Kulak zekâtı, bilgi, hikmet, Kur’an ve insan ruhunu yukarılara çıkaracak şeyleri dinlemek ve insan ruhunu tutsak eden yalan, gıybet ve benzeri şeylerden uzak kaçmak.
  • Dilin zekâtı, Müslümanların hayrını istemek, gafilleri uyarmak ve çokça tesbih ve zikir söylemek.
  • Elin zekâtı, Allah’ın nimetlerinden başkalarına bağış, ikram ve cömertlikte bulunmak, bilgi ve ilim yazımında kullanmak ve Allah’ın itaati yolunda Müslümanların faydasına olan şeyleri yapmak ve kötü şeylerden uzak durmak.
  • Ayakların zekâtı, Allah hakları yolunda adım atmak, salihlerin ziyaretine gitmek, zikir (Allah’ın anıldığı) meclislerinde bulunmak, insanların ıslahı yolunda uğraşmak, sıla-ı rahimde bulunmak, Allah yolunda cihat etmek ve kalbin arındırılması ve dinin selameti olan şeyleri yerine getirmek.

Gurer ve Durer kitabında Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) bazı nimetlerin zekâtını şöyle açıklamıştır:

  • Bilimin zekâtı, bilimin yayılması
  • Makam ve mevkiinin zekâtı, hayır işlerinde kullanılması
  • Sabretmenin zekâtı, tahammül
  • Malın zekâtı, bağışta bulunmak
  • Güç ve kudretin zekâtı, insaf
  • Güzelliğin zekâtı, iffet
  • Zafer ve galibiyetin zekâtı, ihsan
  • Bedenin zekâtı, cihat ve oruç
  • Varlığın zekâtı, komşulara iyilik ve sıla-ı rahim
  • Sağlığın zekâtı, Allah’a itaat ve boyun eğmekte çaba ve telaş göstermek
  • Cesaretin zekâtı, Allah yolunda cihat
  • Yöneticilerin zekâtı, engelli, özürlü ve yardıma muhtaçları gözetmek
  • Allah’ın nimetlerinin zekâtı, iyi ve güzel işler yapmak
  • Bilgi ve ilmin zekâtı, istihkakı olanlara bunların ulaştırılması ve nefsi bunlara amel etmeye zorlamaktır.

Zekâtın Farz Oluşu

Zekâtın farz oluşu, İslam dinin zorunluluklarından ve tüm Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri bir ibadettir. Zekâtın inkâr edilmesi kişinin irtidat ve mürtet olmasına neden olur.[35] Zekât ibadetlerden sayılmaktadır. Bundan dolayı niyet (Allah’a yakınlaşma ve gurbet kastı) şarttır.[36]

Kur'an’da zekâttan Ahzap Suresi 33, Araf 156, Bakara 43, 83, 110, 177, 277, Beyyine 5, Enbiya 73, Fussilet 7, Hac 41, 78, Lokman 4, Maide 12, 55, Meryem 31, 55, Mücadele 13, Müminun 4, Müzzemmil 20, Neml 3, Nisa 77, 162, Nur 37, 56, Rum 39, Tevbe 5, 11, 18, 60, 71. ayetlerinde bahsedilmiştir.

"İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler, onların mükâfatları Rableri katındadır." (Bakara Suresi: 277) Bu ayette beraber anılan namaz ve zekât Kur'an’da aynı ifade ile birçok yerde daha tekrarlanır. Tümü Mekki surelerden olan A’raf suresinin 156. ayeti, Neml ve Lokman suresi ve Fussilet suresinin 7. ayetinden şu şekilde bir anlam çıkarmak mümkündür: Zekâtın farz oluşu Mekke’de nazil oldu ve Müslümanlar bu İslami vazifelerini yerine getirmek için görevlendirildiler, ancak Hz. Peygamber Efendimiz (Allah’ın selamı onun ve Ehlibeytinin üzerine olsun) Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra Allah tarafından bizzat zekâtı insanlardan almakla görevlendirildi. “Onların mallarından sadaka al…” ayeti kerimesi, bu zamanda nazil oldu. Meşhur görüşe göre, bu ayeti kerimenin hicretin ikinci yılında nazil olduğu biliniyordu ve daha sonra zekâtın kullanılma yerleri Tevbe suresinin 60. ayetinde net bir şekilde açıklandı.[37]

Geçmiş Dinlerde Zekât

Zekât İslam dininde olduğu gibi geçmiş dinlerde de bulunmaktaydı. Şöyle ki zekât, namazın yanında semavi dinlerinin ortak noktalarındandır ve Kur’an-ı Kerim’in birçok ayeti buna tanıklık etmektedir.[38]

Kur’an ayetlerini ve hadisleri incelediğimizde İslam dinindeki zekâtın öteki dinlerdeki gibi yalnızca bir vasiyet ve ahlak içerikli bir tavsiye olmadığını görürüz. Bilakis Allah’ın farz kıldığı bir ibadettir ve ona itina etmemek fıska neden olduğu gibi inkâr edilmesi insanın kâfir olmasına sebep olur.[39]

Zekâtın Öğeleri

Dokuz şeyin zekâtı vardır:

1- Buğday, 2- Arpa, 3- Hurma, 4- Kuru üzüm, 5- Altın, 6- Gümüş, 7- Deve, 8- Sığır, 9- Koyun.

Bazıları sermayeyi de yukarıdakilere eklemiş ve sermayenin zekatını vermenin farz olduğunu belirtmişlerdir, ancak meşhur bir görüşüne göre sermayenin zekatını vermek müstahaptır.[40]-[41] Her kim yukarıdakilerden bazılarına nisap miktarı kadar sahipse, o şeyin zekatını şeriatın belirlediği miktarda vermesi farzdır.

Zekatı verirken niyet etmek farzdır. Çünkü zekat mali-ibadi bir farzdır ve zekatı veren Allah’ın emrini yerine getirmek ve O’na yakınlaşmak kastıyla vermelidir.

Taklit mercileri, zekatın farz oluşu ve nisap miktarları hakkında gerekli açıklamaları tavzihu’l mesail risalelerinde belirtmişlerdir. Gerekli bilgileri elde etmek için bu kitaplara müracaat etmek gerekir. Fakihlerin bu konudaki görüşleri şu şekildedir:

Tahıl ve Hububat Ürünlerinin Zekatı

Buğday, arpa, hurma ve kişmişin zekatı için iki şart gereklidir:

  1. Ziraat ve tahıla sahip olmak
  2. Ürünün nisap miktarına yetişmesi (847 yahut 885 kilogram)

Zekatın miktarı mahsulün sulama çeşitlerine göre onda birden yirmide bire kadar değişmektedir.[42]

Altın ve Gümüşün Zekatı

Altın ve gümüşün zekatı için üç şart bulunmaktadır:

  1. Altın ve gümüşün zekatının verilmesi için bunların sikke olarak basılması ve onlarla alışveriş yapılmasının yaygın olması gerekmektedir.
  2. Üzerinden bir yıl geçmesi gerekir
  3. Nisap miktarına ulaşması gerekir. Altının birinci nisap miktarı yaklaşık olarak 96 gram, gümüşün nisap miktarı ise yaklaşık olarak 700 gramdır ve zekatı kırkta birdir.[43]

Hayvanların Zekatı

Deve, inek ve koyunun zekatı için dört şart bulunmaktadır:

  1. Üzerinden bir tam yıl geçmelidir
  2. Toplanan otlarla beslenmekle değil otlaklarda otlaması
  3. Hayvanın yıl boyunca her hangi bir işte kullanılmaması
  4. Nisap miktarına ulaşması. Devenin birinci nisap miktarı 5 devedir, zekat miktarı ise bir koyundur. İneğin birinci nisap miktarı 30 baş inektir, zekat miktarı ise iki yıllık bir danadır. Koyunun birinci nisap miktarı 40 baş koyundur, zekat miktarı ise bir koyundur.[44]

Zekatın Verildiği Yerler

Zekatın verilme yerlerinin belirlenmesi hakkında müfessirlerin çoğunluğunun görüşü ortaktır ve aralarında bir anlaşmazlık yoktur. Bu ayeti kerimedeki sadakattan maksat farz zekattır: “Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.”[45]

Sadakat, sekiz yer için belirtilmiştir:

  1. Yoksullara
  2. Öksüzlere
  3. Zekatı toplayan memurlara
  4. Gönülleri İslam dinine ısındırılmak istenen kişilere
  5. Hürriyetlerini satın alarak azat olmak isteyen kölelere
  6. Borçlulara
  7. Allah’ın rıza ve hoşnutluğunun olduğu her şeyde
  8. Yolda kalmış yolculara.[46]

Fitre Zekatı

Ana Madde: Fitre Zekatı

Fitre zekatı, Ramazan ayı bittikten ve Fıtır bayramının başlamasıyla kendisine has bazı şartlarla belli miktarda verilen maldır. Miktarı bir saa’ (yaklaşık olarak 3 kilo) buğday, arpa, hurma ve kişmiştir. Her mükellef ve onun ekmeğini yiyen (belli bir süre o kişi tarafından maddi olarak bakılan veya evinde yaşayan) herkes için bu zekat farzdır. Bu ürünlerin yerine, eşdeğerleri kadar para verilmesinde bir sakınca yoktur.

Zekat ve Vergi

Günümüzde zekat hakkında çeşitli tartışmalar yaşanmaktadır. Örneğin zekatla devletin aldığı vergiler ve zekatın yalnızca dokuz yerde olması vb. gibi. Bir grup vergiyi zekatın yerine saymakta, karşıt grup ise ayet ve hadislere ve zekatın verildiği yerlere dayanarak zekatla vergiyi birbirinden ayırmaktadır.[47]-[48] Bazı açık görüşlü insanlar zekatın dokuz yere mahsus olmadığını ve tüm sanayi, tarım ve başka ürünlerin de zekatı olduğunu ileri sürmektedirler.[49]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

  1. Mu’cem Makayisi’l Lügat, İbn Faris, c. 3, s. 16-17.
  2. Kitabu’l Ayn, c. 5, s. 394.
  3. El-Müfredat, z-k-v maddesi.
  4. El-Mizan, c. 15, s. 9.
  5. Tebyibu’l Lügat Li-Tibyani’l Ayat, Muhammed Garib, c. 1, Zekat babı.
  6. قَالَ اَبُوعَبْدِاللّهِ علیه‌السلام: لَمَّا نَزَلَتْ آیةُ الزَّکاةِ «خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَ تُزَکّیهِمْ بِها» حدیث فی شَهْرِ رَمِضانِ، فَاَمَرَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله مُنادِیهُ فَنَادی فی النّاسِ: اِنَّ اللّهَ تَبَارَکَ وَتَعَالی فَرَضَ عَلَیکُمُ الزَّکَاةَ کَما فَرَضَ عَلَیکُمُ الصَّلاةَ
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zekat ayeti Ramazan ayında nazil olduğunda: “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al.” Hz. Peygamber (s.a.a) zekatın da namaz gibi farz olduğunu insanlara ilan edilmesini emretti.
  7. عَنْ اَبی جَعْفَرٍ علیه‌السلام قالَ: بُنِی الاْءسْلامُ عَلی خَمْسَةٍ: عَلَی الصَّلاةِ، وَالزَّکَاةِ، وَالصَّوْمِ، وَالْحَجِ وَالوِلایةِ:
    İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: İslam, beş esas üzerine kurulmuştur: namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan ayı orucunu tutmak, hacca gitmek ve (Ehlibeytin) Velayeti."
  8. قَالَ اَمیرُالمُؤمِنِینَ علیه‌السلام: اُوصیکُمْ بِالزَّکَاةِ فَاِنّی سَمِعْتُ نَبیکُمْ صلی الله علیه و آلهیقُولُ: اَلزَّکاةُ قَنْطَرَةُ الاِءسْلامِ فَمَنْ اَدّاها جازَ الْقَنْطَرَةَ، وَمَنْ اِحْتَبَسَ دُونَها وَهِی تُطْفی غَضَبَ الرَّبِّ:
    Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizlere zekatı vasiyet ediyorum. Peygamberinizden (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehlibeytine olsun) şöyle duydum: Zekat İslam’ın köprüsüdür, dolayısıyla her kim zekat verirse köprüden geçer ve her kim vermezse köprüden aşağı düşer ve zekat Allah’ın öfkesini yatıştırır.
  9. عَنْ اَبِی الحَسَنِ الرِّضا علیه‌السلام قالَ: اِنَّ اللَّهَ اَمَرَ بِثَلاثَةٍ مَقْرُونٌ بِهَا ثَلاثَةٌ اُخْری: أمَرَ بِالصَّلاةِ وَالزَّکَاةِ فَمَنْ صَلَّی وَلَمْ یزَکِّ لَمْ تُقْبَلْ مِنْهُ صَلاتُهُ، وَاَمَرَ بِالشُّکْرِ لَهُ وَلِلْوَالِدَینِ فَمَنْ لَمْ یشْکُرْ وَالِدَیهِ لَمْ یشْکُرِ اللّهَ، وَأَمَرَ بِاتِّقاءِ اللّهِ وَصِلَةِ الرَّحِمِ فَمَنْ لَمْ یصِلْ رَحِمَهُ لَم یتَّقِ اللّهَ:
    İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah üç şeye üç şeyle birlikte emir vermiştir: 1- Namaz ve zekatı emretmiştir. Dolayısıyla her kim namaz kılar, ama zekat vermezse namazı kabul olmaz. 2- Kendisine ve ebeveynlerine şükran duyulması. Dolayısıyla her kim anne ve babasına şükran duymazsa, Allah’a da şükran duymamıştır. 3- İlahi takva ve sıla-ı rahim yapılmasına emretmiştir. Dolayısıyla kim sıla-ı rahim yapmazsa ilahi takvaya riayet etmemiş olur.
  10. قَالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله: اِذَا اَرَادَ اللّهُ بِعَبْدٍ خَیرا بَعَثَ اللّهُ اِلَیهِ مَلَکا مِنْ خُزّانِ الْجَنَّةِ فَیمْسَحُ صَدْرَهُ وَ یسْخی نَفْسَهُ بِالزَّکَاةِ:
    Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Allah bir kulunun iyiliğini isterse cennet hazinedarlarından bir meleği ona gönderir ve onun kalbini mesh ederek nefsini zekat vermesi için yumuşatır.”
  11. قالَ الصَّادِقُ علیه‌السلام: … وَاَنَّ اَحَبَّ النَّاسِ اِلَی اللَّهِ تَعَالی اَسْخَاهُمْ کَفَّا، وَاَسْخَی النّاسِ مَنْ اَدّی زَکَاةَ مالِهِ وَلَمْ یبْخَلْ عَلَی الْمُؤْمِنینَ بِمَا افْتَرَضَ اللّهُ لَهُمْ فی مالِهِ :
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Allah katında en sevgili insan eli en açık olandır. Eli en açık olan kişi ise malının zekatını veren ve Allah’ın kendisine farz ettiği maldan müminleri mahrum bırakmayandır.
  12. عَنْ رُفَاعَةِ بْنِ مُوسی اَنَّهُ سَمِعَ اَباعَبْدِاللّهِ علیه‌السلامیقُولُ: مَا فَرَضَ اللّهُ عَلی هذِهِ الاُمَّةِ شَیئا اَشَدَّ عَلَیهِمْ مِنْ الزَّکاةِ، وَفیها تُهْلَکُ عَامَتُّهُمْ:
    Rufai diyor ki İmam Sadık’tan (a.s) şöyle duydum: “Allah Teala, bu ümmet için zekattan daha zor bir farz karar kılmamıştır. Zekat verme konusunda bir çokları helak olacaktır.”
  13. قالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله : لاتَزالُ اُمَتّی بِخَیرٍ ما لَمْ یخُونُوا وَاَدُّوا الْأَمانَةَ، وَآتَوُا الزَّکاةَ، وَاِذا لَمْ یفْعَلُوا ذلِکَ اُبْتُلُوا بِالْقَحْطِ وَالسِّنِینَ:
    Hz. Fahri Kainat Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ümmetim, hıyanet etmedikçe, emanetleri yerine ulaştırdıkça ve zekatı verdikleri sürece hayır ve saadette kalacaklardır, ancak her ne zaman böyle yapmazlarsa kıtlık ve yokluğa duçar olacaklardır.
  14. قالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله : داوُوا مَرْضاکُمْ بِالصَّدَقَةِ، وَحَصِنُّوا اَمْوَالَکُمْ بِالزَّکاةِ:
    Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Hastalıklarınızı sadaka ile iyileştiriniz ve mallarınızı zekât ile koruyunuz.”
  15. قالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله : اَلزَّکاةُ تُذْهِبُ الذُّنُوبَ: Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zekat günahları ortadan kaldırır.”
  16. عَنْ اَبی عَبْدِاللّهِ علیه‌السلاماَنَّهُ قَالَ: ما اَدّی اَحَدٌ الزَّکاةَ فَنَقَصَتْ مِن مالِهِ، وَلامَنَعَهَا اَحَدٌ فَزادَتْ فی مالِهِ:
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zekat vermekle kimsenin malı azalmadığı gibi vermemekle de kimsenin malı artmamıştır.”
  17. قَالَ اَبُوجَعْفَرٍ مُحَمَدُ بْنُ عَلی علیهماالسلام: یا جابِرُ …وَالزَّکاةُ تَزیدُ فِی الرِّزْقِ:
    İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Cabir!... Zekat insanın rızkını arttırır.”
  18. قَالَتْ فَاطِمَةُ علیهاالسلامفی خُطْبَتِهِ: فَجَعَل الاْءیمَانَ تَطْهیرا لَکُمْ مِنَ الشِّرْکِ وَالصَّلاةَ تَنْزیها عَنِ الْکِبْرِ، وَالزَّکَاةَ تَزْکِیةً لِلنَّفْسِ، وَنِماءً فِی الرِّزْقِ: Hz. Fatıma Zehra (s.a) şöyle buyurmuştur: “Allah, imanı sizlerin şirkten temizlenmeniz, namazı kibirden uzak durmanız ve zekatı nefislerinizin arınması ve rızkınızın artması için karar kılmıştır.
  19. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Mallarınızı zekât ile koruyunuz. Hastalıklarınızı sadaka ile iyileştiriniz. Kuşkusuz hiçbir mal sahra ve çöllerde ortadan kalkmamıştır, meğer zekatı verilmeyenleri.” Mahasin-ı Bergi, c. 1, s. 294.
  20. عَنْ اَبی عَبْدِاللّهِ علیه‌السلام قالَ: إنَّ اللّهَ لَـیدْفَعُ بِمَنْ یصَـلّی مِنْ شیعَتِـنا عَـمَّنْ لایصَـلّی مِـنْ شیعَتِنا وَلَوْ اَجْمَعُوا عَلی تَرْکِ الصَّلاةِ لَهَلَکُوا، وَإنَّ اللّهَ لَیدْفَعُ بِمَنْ یزَکّی مِنْ شیعَتِنا عَمَّنْ لایزَکّی وَلَوْ أَجْمَعُوا عَلی تَـرْکِ الـزَّکاةِ لَهَلَکُوا:
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Allah, namaz kılan mülümanların vesilesi ile namaz kılmayan müslümanların belalarını defeder ve eğer herkes namaz kılmayı terk ederse hepsi birden helak olurlar. Allah, zekat veren müslümanların vesilesi ile zekat vermeyenlerin belasını defeder ve eğer hepsi birden zekat vermeyi terk ederse helak olurlar.”
  21. قالَ الصّادِقُ علیه‌السلام: اِنَّما وُضِعَتِ الزَّکاةُ اِخْتِبارا لِلاَغْنیاءِ وَمَعُونَةً لِلْفُقَراءِ، وَلَوْ اَنَّ النّاسَ أدُّوا زَکاةَ اَمْوالِهِمْ ما بَقِی مُسلِمٌ فَقیرا مُحْتاجا وَلاَسْتَغْنی بِما فَرَضَ اللّهُ لَهُ، وَاِنَّ النّاسَ ما افْتَقَرُوا وَلا احْتاجُوا وَلا جاعُوا وَلاعَرَوْا اِلاّ بِذُنُوبِ الأَغْنِیاءِ وَحَقیقٌ عَلَی اللّهِ تَبارَکَ وَتَعالی اَنْ یمْنَعَ رَحْمَتَهُ مِمَّنْ مَنَعَ حَقَ اللّهِ فی مالِهِ:
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Zekat, zenginler için imtihan, fakirler için yardım olarak karar kılınmıştır. Eğer insanlar mallarının zekatını verecek olurlarsa hiçbir Müslüman muhtaç olmaz ve Allah’ın farz kıldığı şeyden müstağni kalırlar. Şüphesiz insanlar yoksul, muhtaç, ihtiyaç sahibi, aç ve çıplak kalmaz, ancak zenginlerin günahları nedeniyle ve Allah Tebareke ve Teala’nın hakkını malında esirgeyenlere karşı Allah’ın rahmetini kesmesi haktır.
  22. “Her kim mal zekatını verirse, kesinlikle cimrilikten korunur.” Camiu’l Ahadis, c. 9, s. 48.
  23. Birisi İmam Cafer Sadık’ın (a.s) yanına gelerek şöyle dedi: Kardeşim boynunda çokça zekat olduğu halde dünyadan göçtü. Ben onları ödedim. İmam şöyle buyurdu: “Bununla onun sorunu bertaraf oldu.” Camiu’l Ahadis, c. 9, s. 223.
  24. Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir fakir aç kalmaz, ancak zengin olan Allah’ın hakkını vermezse ve Allah kıyamet günü zengin olanı bu sebeple sorguya alacaktır.” Sefinetu’l Bihar, c. 3, s. 474.
  25. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir mal karada ve denizde heba olmaz, ancak zekatın zayi olmasıyla.” Camiu’l Ahadis, c. 9, s. 50.
  26. «مَن مَنعَ حقّا للّه أنفق فی باطل مثلیه» “Kim Allah’ın hakkını vermezse (Allah yolunda malının zekatını vermezse) iki katını batıl yolda harcar.” Vafi, c. 10, s. 42.
  27. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bil ki her kim malını Allah’a itaat yolunda harcamazsa, onu günah yolunda kullanmaya duçar olur ve her kim Allah velisinin sorununu çözmek yolunda adım atmazsa, Allah onu Allah düşmanlarının sorunlarını çözmek yolunda çaba ve adım atmaya duçar kılar.” (Vesailu’ş Şia, c. 6, s. 25.
  28. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’ın hakkını malından vermezse, Allah’ın rahmetini ondan kesmesi müstahaktır.” Vesailu’ş Şia, c. 9, s. 12.
  29. قالَ الصّادِقُ علیه‌السلام: اَلسُّراقُ ثَلاثَةٌ: مانِعُ الزَّکاةِ، وَمُسْتَحِلُّ مُهُورِ النِّساءِ، وَ کَذلِکَ مَنْ اِسْتَدانَ وَ لَمْ ینْوِقَضائَهُ: İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hırsızlar üç kısımdır: zekata mani olanlar, kadınların mehriyelerini helal sayanlar (ve vermeyenler) ve ödeme düşünceleri olmadan borç alanlar.
  30. قالَ اَبُوعَبْدِاللّهِ علیه‌السلام : … وَاِذا مُنِعَتِ الزَّکاةُ ظَهَرَتِ الْحاجَةُ: İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zekat verilmezse ihtiyaç ve yoksulluk ortaya çıkar.”
  31. قالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله: ثَمانیةٌ لاتُقْبَلُ مِنْهُمْ صَلاةٌ، مِنْهُمْ مانِعُ الزَّکاةِ: Hz. Fahri Kainat Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sekiz grubun namazı kabul olmaz: onlardan birisi zekata mani olanlardır.”
  32. عَنْ اَبی جَعْفَرٍ علیه‌السلاماَنَّهُ قالَ: ما مِنْ عَبْدٍ مَنَعَ مِنْ زَکاةِ مالِهِ شَیئا اِلاّ جَعَلَ اللّهُ ذلِکَ یوْمَ الْقیامَةِ ثُعْبانا مِنْ نارٍ مُطَوَّقا فی عُنُقِهِ ینْهَشُ مِنْ لَحْمِهِ حَتّی یفْرَغَ مِنَ الْحِسابِ وَهُوَ قَوْلُ اللّهِ عَزَّوَجَلَّ «سَیطَوَّقُونَ ما بَخِلُوا بِهِ یوْمَ الْقِیامَةِ» یعْنی ما بَخِلُوا بِهِ مِنَ الزَّکاةِ: İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Malının bir miktar zekatını vermekten kaçınan kişiye Allah kıyamet günü ateşten bir yılan karar kılar ve o yılan o zekatın hesabını çıkarana kadar boynuna sarılarak onun etini ısırır. İşte bu Allah azze ve cellenin şu buyruğudur: “Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.” (Al-i İmran, 180)
  33. عَنْ اَبی عَبْدِاللّهِ علیه‌السلام: مَنَ مَنَعَ قیراطا مِنَ الزَّکاةِ فَلْیمُتْ اِنْ شاءَ یهُودیا اَوْ نَصْرانّیاً İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim zekattan bir kırat dahi vermezse Yahudi veya Hristiyan olarak ölür.” قالَ اَبُوعَبْدِاللّهِ علیه‌السلام: مَـنْ مَنَعَ قیـراطا مِـنَ الزَّکـاةِ فَلَیسَ بِمُـؤمِنٍ وَلا مُسْـلِمٍ وَهُـوَ قَـوْلُ اللّهِ عَزَّوَجَلَّ: رَبِّ ارْجِعُـونِ لَعَـلِّی اَعْمَلُ صالِحا فِیما تَرْکْـتُ: Her kim farz zekaından bir kırat kadar vermezse mümin ve Müslüman değildir. İşte o kişi Allah azze ve cellenin şu buyruğundaki kişilerdir: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der.
  34. قَالَ رَسُولُ اللّهِ صلی الله علیه و آله: اِذا مُنِعَتِ الزَّکاةُ مَنَعَتِ الْاَرْضُ بَرَکاتِها: Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Zekât verilmesinden kaçınıldığında yeryüzü bereketini keser.”
  35. Cevahiru’l Kelam, c. 15, s. 15.
  36. Cevahiru’l Kelam, c. 15, s. 471.
  37. Tefsiri Numune, c. 8, s. 19.
  38. Meryem, 31, Bakara, 43, Beyyine, 5.
  39. Zekat, Muhsin Kıraati, s. 19-22.
  40. Cevahiru’l Kelam, c. 15, s. 72-73.
  41. Ayetullah Sistani’ye ait websitesi.
  42. Avini sitesi.
  43. Avini sitesi.
  44. Tibyan sitesi.
  45. Tevbe, 60.
  46. Tefsiri el-Mizan, c. 9, s. 313.
  47. Tibyan sitesi.
  48. Havza dergisi.
  49. Hurşidi marifet, üçüncü cilt, Neşri cavid, 1350 ve şerhi Risale, Neşri Nigareş, 1382.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Ahmed bin Fars, Mu’cem Makayyisi’l Lügat, Defteri İntişarat İslami, Kum.
  • Halil bin Ahmed, Kitabu’l Ayn, İntişar Usveh.
  • Allame Meclisi Muhammed Bakır, Biharu’l Envar, Daru’l Kutubu İslami, Tahran, ş. 1362.
  • Necefi, Muhammed Hasan, Cevahiru’l Kelam, intişar dairetul Maarif Fıkhi İslami.
  • Kuleyni, Muhammed bin Yakup, Kafi, daru’l kutubu’l İslami, k. 1407.
  • Şeyh Saduk, Muhammed bin Ali, Emali, Neşri Saduk, ş. 1376.
  • Şeyh Hürrü Amuli, Muhammed bin Hasan, Vesailu’ş Şia, Müesses Alulbeyt aleyhimu’s selam, Kum, k. 1409.
  • Amedi Abdulvahid Muhammed, Gureru’l Hikem, Tahran Üniversitesi baskısı.
  • Payende Ebu’l Kasım, Nehcü’l Fesahet, daru’l İlim, ş. 1387.
  • Rağıb İsfahani, el-Müfredat fi Garibi’l Kur’an.
  • Tababai, Seyyid Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi Tefsiri’l Kur’an, müessese en-Neşri İslami.
  • Şeyh Saduk, Muhammed bin Ali, Men la Yahduruhu’l Yakih, neşri saduk, ş. 1367.
  • Tabersi, Cevaimu’l Cami, tahkik müessese Neşri İslami, Camiu Müderrsin, Kum.
  • Ali Muttaki ibn Hisamuddin Hindi, Kenzu’l Ummal, Dairetu’l Maarif Osmani, Haydarabad, k. 1364.
  • Kummi, Ali bin İbrahim, Tefsiri Kummi, daru’l kitab, Kum, ş. 1367.
  • Nuri, Mirza Hüseyin, Müstedreku’l Vesail, Müessese Alulbeyt, Li-İhyau Turas, Tabaatul Ula, Kum, k. 1407.
  • Muhsin Kıraati, Zekât, intişar İkamet Namaz ve İhyau Zekât.