Fetva

Öncelik: a, kalite: c
wikishia sitesinden


Fetva (Arapça: فَتوا); fıkhi bir terim olup, şer’i kararın külli olarak beyan edilmesidir. Bu gibi durumlarda mukallit (taklit eden), kendi müçtehidinin (taklit mercisinin) fetvasına göre amel etmelidir ve başka bir müçtehide rücu edemez. "Fetva" ile şer’i hakim tarafından sadır olan "şer’i hüküm" arasında birkaç yönden farklılıklar bulunmaktadır. Fetva, konunun şer’i olarak durumunu göstermek için, bazen açık ve bariz tabirlerle (müstehap, farz veya haramdır) ve bazen de çok fazla bariz olmayan "La Be’s" (sakıncası yoktur), "La Yeb’ud" (uzak değil), "el-Akreb" (yakın ihtimal) gibi tabirlerle sadır olmaktadır.

Fetvanın Tanımı

Müçtehidin, mukallitlerinin bilgisine sunmak için, bir meselenin şer'i olan kararı hakkında belirttiği görüşe "fetva" denir.[1] Başka bir tabirle şer’i konularda müçtehidin belirttiği görüştür.

Fetva ile Hüküm Arasındaki Fark

Fakihler tarafından sadır olan şer’i hükümlerden bir dizisi de "ahkâm-ı hükumeti" olarak adlandırılmaktadır. Ahkâm-ı Hükumeti, Masum imam (a.s) veya onun naibi tarafından sadır olan emirlerden ibarettir.[2] Bu türden olan şer’i hükümler ile mükellefin şer’i vazifesini belirlemek için, müçtehit tarafından belirtilen şer’i fetva arasında birkaç yönden farklılıklar bulunmaktadır:

  1. Fetva bir tür haber verme (Haber-i cümle: Neticesi itibariyle hakkında doğru veya yanlış yargısına varılması mümkün olan cümlelerdir) ve şer’i olan kararın genel beyanıdır. Hüküm ise, kararın şer’i hakim tarafından inşa edilmesidir (İnşa-i cümle: Neticesi itibariyle hakkında doğru ya da yanlış karar verilmesi mümkün olmayan cümlelerdir).
  2. Fetva külli ve Hüküm ise, cüz’idir.
  3. Fetvada, genel olmasından dolayı mükelleflerin maslahat ve özel durumları göz önünde bulundurulmaz. Hükümde ise, fetvanın aksine ister adli, ister siyasi ve ister sosyal hüküm olsun, şahısların maslahatı göz önünde bulundurulur.
  4. Fıkhın alanı, genellikle özel konularla sınırlı ve müçtehidin mukallitleri sahası alanındadır. Hükmün ise, bütün insanlara ve hatta bütün müçtehit ve mercilere de hücciyeti bulunmaktadır; hata olduğu ispat edilmeyinceye kadar, ona tabi olmak farzdır.[3]

Fetvayı Gösteren Tabirler

Fetvayı gösteren tabirler iki kısımdır:

  • Bu tabirlerden bazıları direkt olarak fetvadır. Örneğin farz, haram, mekruh, müstehap ve mubah tabirleri gibi.
  • Fakihlerin kelimelerinde kullandığı tabirlerden bazıları her ne kadar direkt olarak fetva değilse de, dolaylı yoldan fetva konumundadır. Eğer aşağıda zikredilen örneklerden önce karar, ihtiyati bir şekilde beyan edilmemişse, bu tabirler o kararın fetva olduğunun göstergesidir. Aşağıdaki tabirler fetva makamında kullanılmakta ve fetva konumundadır:

Güçlü görüş budur, güçlü görüşe göre, en açık olan, zahiren, zahiren böyledir, uzak değildir, evla olan odur, kuvvetli ihtimal, sakıncasızdır, sakıncası yoktur, en doğrusu odur, en sıhhatlisi ve yakın ihtimal budur gibi.[4]

Bu terimler, her ne kadar farklı olsa da ameli boyutta mükellef için bir farklılık oluşturmamaktadır. Ancak bu tabirlerden her birisinin kendine özgü manası vardır ve fetvanın kuvvet miktarını gösterir.

İstifta

Fıkıhta istifta, mukallitlerin şer’i karar ve meseleler hakkında müçtehitlerine sorduğu sorulardır. Soru sorana ise, "müstefti" denir.[5]

Kaynakça

  1. Ferhengname-i Usul-u Fıkh, s. 600.
  2. Ferheng-i Fıkıh, c. 3, s. 362.
  3. Ferheng-i Fıkh, c. 3, s. 362.
  4. Ferheng-i Fıkh-ı Mutabık-ı Mezhebi Ehlibeyt (a.s), c. 1, s. 641; Yasin İsa el-Amuli, s. 157.
  5. Ferheng-i Fıkh, c. 1, s. 442.

Bibliyografi

  • Amuli, Yasin İsa, el-Istılahatu’l Fıkhiyye fi’r-Resaili’l İlmiyye, Beyrut, Daru’l Belağa, 1413.
  • Merkez-i İttilaat ve Medarik-i İslami, Ferhengname-i Usul-u Fıkh, Kum, çapı evvel, 1389.
  • Nuri, Muhammed İsmail, Aşinayi Ba Ebvab-ı Fıkh, Müessese-i Tahkikat ve Neşriyat-ı Mearif-i Ehlibeyt (a.s).