Öncelik: b, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Rafızilik

WikiShia sitesinden
(Rafızi sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Rafızilik (Arapça: الرافضة), Arapça bir kelime olup, Zeyd bin Ali bin Hüseyin’in ordusundan ayrılarak Zeyd’i terk eden ve onu yalnız bırakan gruba takılan hakaretamiz bir lakaptır.[1] Ehlisünnet'ten bazıları aşağılama ve hakaret göstergesi olarak tüm Şiilere Rafızi demektedir, zira Şiiler, ilk üç halifeye iman etmeyi terk etmişlerdir. Şialar, bazı hadislere dayanarak bu anlamdaki Rafızilikten kıvanç duyduklarını beyan etmektedirler.

Terminolojik Açıdan Rafızilik

Rafızi kelimesi, “r, f, z” (ر، ف، ض) maddesinden olup (sonuna eklenen ya nispeti ile birlikte) ismi faildir ve komutan veya liderini terk eden kimselere denir. “Rafaviz” kelimenin çoğuludur.[2]

Ebu’l Hasan Eş’ari (ö. K. 330), Rafıziliğin, İmamiye Şia’sı ve Şia sınıfından bir gruba takıldığını belirtmekte ve şöyle demektedir: “Bunlar, Ebu Bekir ve Ömer’in hilafetini rafzettikleri (terk ettikleri) için “Rafızi” olarak adlandırılmışlardır.[3]

Günümüz Şii müçtehitlerinden Ayetullah uzma Cafer Subhani Tebrizi, Rafızi teriminin zamanın hükumetine karşı koyan kimselere takılan siyasi bir terim olduğuna inanmaktadır. Şialar, Hz. Resul-ü Kibriya Efendimizden (s.a.a) sonraki hükumetlere (Hz. İmam Ali’ye (a.s) kadarki ve sonraki dönem) itaat etmedikleri için bu adla adlandırılmışlardır.[4]

Tarihçe

Bazı lügat yazarları, Rafızi kelimesinin Şialardan bir gruba takıldığına inanmaktadır. Onlar ilk önceleri Zeyd bin Ali’ye bağlı idiler, ancak Zeyd, onları bazı sahabe ve şeyheyne (Ebu Bekir ve Ömer) lanet ve kötü sözler söylemekten sakındırdığı için ondan ayrıldılar. Ancak daha sonraları bazı sahabelerin lanet ve hakaretini caiz bilen bu mezhepteki herkese bu lakabı taktılar.[5]

Ayetullah Cafer Subhani, “Buhusun Fi’l Milel ve’n Nihel” adlı kitabında Zeyd’in olayından daha önce Rafızi kelimesinin kullanıldığını ispat etmiştir. Örneğin Muaviye, Amr bin As’a yazdığı mektubunda üçüncü halife Osman’ın bazı yandaşlarını Rafızi olarak adlandırmaktadır. Yahut İmam Muhammed Bakır (aleyhi selam) nakledilen bir hadiste kendisini Rafızi olarak adlandırmıştır. Başka bir yerde Abdülmelik bin Mervan, ünlü şair Ferazdak’ı Rafızi olarak anmakta Ferazdak da ona verdiği cevapta ‘Eğer Rafızilikten maksat Al-i Muhammed’i (Muhammed Ailesini) sevmekse, evet ben Rafıziyim’ demiştir.[6]

Şia Hadislerinde

  • Bir gün İmam Cafer Sadık’a (aleyhi selam) Ammar Deheni’nin İbn Ebu Leyla’nın (Kufe kadısı) mahkemesinde şehadet ettiğini, ancak kadının ona şöyle dediğini naklettiler:

“Ey Ammar! Biz seni tanıyoruz, sen Rafızisin, şehadetin kabul değildir, kalk oradan.” Ammar vücudu titrer ve ağlar bir şekilde yerinden kalkar.

İbn Ebu Leyla şöyle der: “Ey Ammar! Sen âlim bir adamsın, eğer bu isimden hoşlanmıyorsan bu mezhepten vazgeç. Böyle yaparsan o zaman bizim kardeşimiz olursun.” Ammar şöyle der:

“Hayır, senin düşündüğün gibi değildir. Ben kendime ve sana ağlıyordum. Kendime ağlamamın nedeni senin beni layık olmadığım yüce bir isim ve dereceyle anmandır; sen beni Rafızi olarak andın, oysa İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu isimle ilk olarak adlandırılan kişiler Firavun’un sihirbazları idi. Sihirbazlar Hz. Musa’nın (a.s) hakkaniyetini görünce Firavun ve onun mektebini rafz ettiler (terk ettiler) ve Hz. Musa’ya katıldılar. Her türlü işkenceye katlandılar. Daha sonra Firavun onları dinini rafz ettikleri (terk ettikleri) için Rafızi olarak adlandırdı. Dolayısıyla Allah katında çirkin ve kötü olan şeyleri terk edenlere Rafızi demektedirler."
Senin için ağlamama gelince, nasıl kendinde böyle bir cüret bulabiliyorsun ki en üstün ve onurlu bir lakabı kötü olarak biliyorsun? Sen kıyamette bu büyük cinayet ve suçtan dolayı nasıl Allah’a hesap vereceksin?!”

Hz. İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) bu olayı duyunca şöyle buyurdu:

Eğer Ammar’ın göklerden ve yerlerden daha büyük günahı olsaydı, bu sözlerinden sonra hepsi silinmiştir ve onun yaptığı bu şey her bir hardal tanesini dünyadan bin kat daha büyük eden sevaplarının artmasına neden olmuştur.
  • Ebu’l Carud şöyle demektedir: Adamın birisi İmam Muhammed Bakır’a (a.s) şöyle dedi: “Ey Resulullah’ın oğlu! İnsanlar bizleri (Şiaları) Rafızi olarak adlandırmaktadırlar.” İmam Bakır (aleyhi selam) göğsüne işaret ederek şöyle buyurdular: “Ben de Rafızi’yim” bu sözü üç kere tekrarladı.
  • Ebu Basir şöyle demektedir: “İmam Bakır’a şöyle dedim: “Fedanız olayım! Bizlere öyle bir lakap takmışlar ki hâkimler ve komutanlar bu lakapla bizlerin canına kastetmekte, malına el koymakta ve işkence etmektedirler.” İmam buyurdu: “Ne lakabı?” dedim ki: “Rafızi”

İmam Bakır şöyle buyurdu:

“Firavun ordusundan 70 kişi Firavun’u rafz ederek (terk ederek) Hz. Musa’ya (a.s) katıldılar. Bunlar, Hz. Musa’nın kavmindekilerden daha çok dinlerinde sabit ve sağlamdılar ve ayrıca Harun’u sevmekteydiler. Daha sonra Firavun onlara Rafızi lakabını taktı. Sonra Hz. Musa’ya (a.s) şöyle bir vahiy geldi: bu ismi Tevrat’ta onlar için kaydet ve ben bu ismi onlar için seçtim.”

İmam Bakır (a.s) daha sonra şöyle buyurdu:

Allah bu adı sizlere (Şiilere) de takmıştır.”[7]

Kaynakça

  1. Lügat anlamı için Bkz. Lügatname-i Dehhuda, Rafızi maddesi.
  2. İbn Manzur, c. 7, s. 157; Ferahidi, c. 7, s. 29.
  3. El-Eş’ari, Makalatu’l İslamiyyin, s. 87.
  4. Subhani, Buhusun Fi’l Milel ve’n Nihel, c. 1, s. 123.
  5. Fuyumi, s. 232.
  6. Subhani, Buhusun Fi’l Milel ve’n Nihel, c. 1, s. 122.
  7. Biharu’l Envar, c. 68, s. 97 – 156.

Bibliyografi

  • Bu makalenin bazı bölümleri Seyyid Mustafa Hüseyni Deşti’nin “Maarif ve Maarif” adlı Dairetu’l Maarif (Ansiklopedi) de kaleme aldığı kitaptan alınmıştır.
  • İbn Manzur, Lisanu’l Arab, daru sadır, Beyrut, m. 2003.
  • el-Eş’ari, Ebu’l Hasan, Makalatu’l İslamiyyin ve İhtilafu’l Musallin, Muhammed Muhittin Abdul Hamid’in araştırması ile, Kahire, mektebetu’n Nehzetu’l Mısrıye, 1950 / 1369.
  • Subhani, Cafer, Buhusun Fi’l Milel ve’n Nihel, c. 1, müessese en-Neşru’l İslami, Kum, k. 1420.
  • Şafii, Muhammed bin İdris, Divanı Şafii, daru ihyau’u Turasu’l Arabi, dördüncü baskı, k. 1402.
  • Fuyumi, Ahmed bin Muhammed, el-Misbahu’l Munir, daru’l hicret, Kum.