Öncelik: aa, kalite: c
linksiz
resimsiz
kategorisiz
infobox'siz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Kerbela

WikiShia sitesinden
(Kerbela-ı Mualla sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Kerbela
Example alt text
Koordinatlar 32°37′0″K 44°2′0″D
Resmi Adı Kerbela
Ülke Irak
İl Kerbela
Eski Adı

Neynava

Example alt text
Nüfusu 572,300
Mezhep İslam - Şia

Irak

Kerbela (Arapça: کربلا); Irak'ın şehirlerinden biridir. Bu şehrin önemi, her şeyden önce imam Hüseyin’in hareminin oradaki varlığından kaynaklanmaktadır. Dünyanın her bir yanından ziyaret amacıyla çeşitli münasebetlerle Şialar bu şehre akın etmektedirler. Genel olarak muharrem ve sefer aylarında bu şehirde ziyaretçilerin huzuru, doruğa çıkmaktadır. Özellikle Erbain merasimlerinde, muhtelif gruplar farklı bölgelerden piyade yürüyüş yaparak Kerbela’ya geliyorlar. Buna ilaveten şaban ayının 15. gününde de Şialar yine yürüyüş yaparak büyük kalabalıklar halinde kendilerini Kerbela'ya ulaştırmaktadırlar. Kerbela’da eskiden beri çok sayıda alimin tahsil ettiği ve tedris ettikleri bir yer unvanıyla ilim havzası da bulunmaktadır. Kerbela, bu açıdan da göz alıcı bir öneme sahip olup, özellikle düşmanların ve dostların dikkatini çeker bir duruma sahiptir. Bu şehir, geçmiş asırlardan beri, hem kendisini geliştirmiş, hem hücumlar ve yağmalanmalarla karşı karşıya kalmıştır. Kerbela, Saddam hükumetinin düşmesinden bu yana gelişmeye yüz tutmuştur.

Coğrafyası

Kerbela şehiri, Kerbela ilinin merkezidir. Bu il, kuzeyden el-Anbar ili, güneyden Necef ili, doğudan Babul ve batıdan ise Şam çölü ve Suudi Arabistan ile sınırlıdır. Kerbela, sahranın kenarında, fırat nehri'nin güneybatısında “Sevad” adıyla meşhur, sulak bir mıntıkanın ortasında yer almaktadır. Bu şehir, Bağdat’ın 105 km. güneybatısında yer almaktadır.

Kerbela’nın Adları

Kerbela

Kerbela, kelimesinin tefsiri konusunda birkaç görüş vardır:

a) Bazıları, Kerbela kelimesinin kökünün, Kerbeleh kelimesinden alıntı olduğunu ve Kerbeleh’in, “Ayaklara yorgunluk veren” anlamına geldiğini söylemişlerdir.[1]

b) Kerbela, Kirbel kelimesinden alınmıştır ve Kirbel, yani elemek, ayırmak ve temizlemek anlamlarına gelmektedir. Kerbela’ya da Kerbela denilmesinin nedeni, bu toprakların çakıl ve taşlardan temizlenmiş olması, ağaçsız ve yaramaz bitkilerden arınmış olması hasebiyle, bir başka deyişle sanki çiftçiler bu mıntıkayı temizlenmiş ve ekim dikim işleri için hazır hale getirmiş görünümü verdiğinden, buraya Kerbela denilmiştir.[2]

c) Kerbela, Asuriler tarafından kullanılan “Kerb” ve “iyla” kelimelerinden terkip bulmuştur. Yani “Allah’ın haremi” veya “ilahların evi” anlamını ifade etmektedir.[3]

d) Bu kelime aslında farsça idi ve “kar” ve “bala” yani “semavi işler” ve “değerli işler” anlamına gelen bu iki kelimenin terkibinden elde edilmiş ve iki kelimenin anlamlarının birleşiminden oluşmuştur. Diğer bir tabirle, “namaz ve dua yeri” anlamına gelmektedir.[4]

e) Aslında “Kover Babul” idi. Yani Babul şehrinin köylerinden biri anlamına gelmektedir.[5]

f) İmam Hüseyin (a.s) ve babası Hz. Ali (a.s) ve dedesi Allah’ın Resulü (s.a.a) ise Kerbela’yı, “Kerb ve Bela” yani “Dert ve Bela” diğer bir deyişle “İmtihan ve Müptela olmak” olarak tefsir etmişlerdir.[6]

«Kerbela» adının anıldığı en eski şiir, cahiliye dönemini görmüş olan Muin b. Evs adlı kişiye aittir.[7][Not 1]

Hair

Hair, lügatta, hare-yehiru kelimesinden alınmış, su birikintisi olan ve suyunu dışarı aktaramayan yerler için kullanılan bir kelimedir. Kerbela, hadis[8] ve fıkıh[9] kitaplarında, daha çok bu adla adlandırılmaktadır. Fakihler, Hair’in ahkam ve hudutları ile ilgili özel birtakım konuları bu ad altında işlemekte ve aynı unvan adı altında tahlil ve incelemeye tabi tutmaktadırlar.

Nevavis

Bu kelime, Mesihi ve Süryani köküne dayanmaktadır. Günümüzde, Kerbela’nın kuzeybatısında bulunan Hristiyan mezarlığına verilen addan kaynaklanmaktadır. Bu mezarlık süleymaniye gölü'nün kenarında “Beraz-ı Ali” adıyla anılan mahalde bulunmaktadır. Aynı zamanda “Hüseyniye” adıyla anılmaktadır.[10] İmam Hüseyin (a.s) bu isme işaret etmişlerdir.[11]

Tef

“Tef” sözcüğü, “Deniz sahili” anlamındadır. Fırat’ın sahilinde yer aldığı için, İmam Hüseyin’in (a.s) şehadet mahalline de bu ad verilmiştir.[12]

Gaziriye

Kerbela’ya yakın bir bölgede, Esed oğulları kabilesinden olan Gazir oğulları taifesi yaşamış olduğu hasebiyle, Kerbela, “Gaziriye” adıyla da anılmaktadır.[13]

Neyneva

Agar

Agar, lügatte bir yarık veya iki mekân arasındaki fasılaya denilmektedir.[14] İmam Hüseyin (a.s) bu mıntıkaya girdiklerinde, bu bölgenin adını sordu. O zaman kendisine söylenilen isimlerden birisi “Agar” idi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Agar’dan Allah’a sığınırım."[15]

Kerbela’nın Tarihi Geçmişi

Kerbela

Her ne kadar İmam Hüseyin’in Aşura günü Kerbela'da şehadetinden sonra, Kerbela, Şiaların ve ilgi gösterenlerin ziyaret mahalline dönüşmüş olsa da Kerbela’da ikamet edinmek ve bu beldenin bir yerleşim mahalline dönüşmesi, yıllar sonra hâsıl olmuştur. Kerbela’nın İslam’dan önceki durumu hakkında elimizde fazla bir bilgi yoktur; Ancak Kerbela’nın “Kur Babul” kelimesinden muştak oluşu, yani Babul’ün köylerinden biri anlamında kullanılması, Kerbela’da Babul hükumeti zamanına kadar geçmişe dayanan bir ikametin var olduğunu çağrıştırmaktadır. Ayrıca burası için Nevavis adının kullanıldığına da dikkat edilirse, Hristiyanların mezarlığı olması hasebiyle, İslam öncesine dayanan eski zamanlara ait bir yerleşim bölgesi olduğu iddia edilebilir. Ancak İslam’dan sonra, İmam Hüseyin’in şehadeti ile birlikte bu topraklar Peygamber hanedanını sevenlerin ziyaret mahalli haline gelmiştir. Böylece bir grup da bu mıntıkada sükunet etmişlerdir, ancak 236 h.k yılında Abbasî halifesi Mütevekkil’in emriyle İmam Hüseyin’in mezarı ve haremin etrafında bulunan evler tahrip edilmiştir.[16] 247 h.k yılında, Abbasî halifelerinden Muntasır, babası Mütevekkil’in ölümünden sonra, ehlibeytin kutsal eserlerini yeniden bina etmiş ve ondan sonra, çok sayıda insanlar Kerbela’da sükûnet etmişlerdir. Tarihi belgelere göre, Kerbela’da ailesiyle birlikte ilk ikamet eden alevi aile, İmam Kazım’ın oğlu Muhammed Abidin oğlu Seyyid İbrahim Mucab idi.

Kerbela’nın İniş–Çıkışları

Mütevekkil’den sonraki yıllarda Kerbela şehri hem gelişmiş, hem de ara sıra düşmanların hücumuna maruz kalmıştır.

280 h.k yılında, İmam Hüseyin (s.a) haremi için bir kümbet yapılmış ve haremin etrafına bir duvar çekilmiştir. Gorgan hâkimi Muhammed b. Zeyd’in emri ile ziyaretçilerin veya etraf mıntıkalardan gelenlerin kalabilecekleri tipte evler ve birtakım hücreler yapılmıştır.

366 h.k yılında, Âl-i Buveyh’in emiri İzzu’d-Devle vasıtasıyla Şiaların bu bölgeye muhaceretleri artmıştır.

369 h.k yılında, Ayn-ı Tamir şehrinin hükümranı olan Dabbe b. Muhammed Esedi, Kerbela’ya hamle etmiş, haremin mallarını yağmalamış ve halkı öldürmüştür.

372 h.k yılı, şehre ilk hisarın çekildiği yıldır. Âl-i Buveyh’in emiri İzzu’d-Devle tarafından yapılmış, ziyaretçiler için oturulacak mekânlar ve ticaret yerleri yapılmıştır. Aynı zamanda, Azudiye ve Re’su’l-Hüseyin mescidi de bu yıllarda yapılmıştır.[17]

407- 412 h.k yılları arasında, Âl-i Buveyh’in veziri Hasan b.Fazıl b. Sehlan Ramehrmezi vasıtasıyla şehrin ikinci duvarı yapılmış ve şehrin dört bir yanından demir kapılar takılmıştır.[18]

489 h.k yılında, Hafaca ahalisi tarafından Kerbelaya saldırı yapılmış,[19] ancak Halep hâkimi Seyfu’d-Devle tarafından gönderilen ordu mensuplarınca bu ayaklanma bastırılmıştır.

795 h.k yılında, Timurlenk, Kerbela’ya saldırmış ve orasını ele geçirmiştir.

858 h.k yılında, Basra hâkimi Ali Muşa’şai, Kerbela’ya saldırmış ve haremi yağmalamış, halkı öldürmüş ve ahaliden bir kısmını esir etmiştir.

914 h.k yılında, İmam Hüseyin (a.s) haremi, Şah İsmail Safevi’nin emriyle yeniden yapılmıştır.[20]

953 h.k yılında, Osmanlı Türkleri tarafından Irak ele geçirilmiş, İmam Hüseyin (a.s) ve Hz. Abbas’ın hareminin binası yenilenmiştir. Ayrıca, Osmanlı sultanı Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Süleymaniye nehri ihdas edilmiştir.

1013 yılında, Âl-i Mehna kabilesi, bu kabilenin reisi olan Nasır b. Mehna rehberliğinde, Kerbela’ya saldırı düzenlemiştir.

1041h.k yılında, Şah Abbas Safevi tarafından Kerbela tasarruf edilmiş ve Kerbela İran’a katılmıştır.

1047 h.k yılında, Kerbela bir kere daha Osmanlı Türkleri tarafından ele geçirilmiştir.

1216 yılında, Vahhabiler, Suud b. Abdulaziz önderliğinde Kerbela şehrine saldırmış, halktan çok sayıda insan katledilmiş, İmam Hüseyin’in (a.s) mutahhar hareminin kümbeti tahrip edilmiş ve haremde bulunan bütün mallar, altınlar, gümüşler ve silahların tamamı yağmalanmıştır.

1216 h.k yılında, Hindistan padişahlarından biri tarafından, yakılıp yıkılarak viran edilmiş yerlerin bazı bölümleri, nispeten onarılmıştır.

1217 h.k yılında, “Er-Riyad” adlı eserin sahibi, Seyyid Ali Tabatabai tarafından Kerbela şehrine üçüncü duvar çekilmiş ve altı tane giriş kapı yapılmıştır.

1241 h.k yılında, Osmanlı güçleri Kerbelaya saldırmış ve şehir onların eliyle yağmalanmıştır.

1258 h.k yılında, Muhammed Necip Paşa, Kerbela’ya saldırmıştır.

1285 h.k yılında, şehrin duvarları yeniden onarılmış ve Abbasiye mahallesi ihdas edilmiştir.

1332 h.k yılında, şehirde yeni binalar yapılmıştır.

1338 h.k yılında, Muhammed Taki Hairi Şirazi’nin, “Gayri Müslim birinin Irak devlet yönetimine seçilmesinin haram olduğu” üzerine vermiş olduğu fetva sonucunda, Kerbela şehrinde Irak inkılâbı başlamıştır.

1397 h.k yılında, Erbain merasiminde Baas hükümet güçlerince İmam Hüseyin’in (a.s) mutahhar haremine saldırı düzenlenmiş ve ziyaretçiler katliam edilmişlerdir.

1411 h.k yılında, “Şabaniye İntifadası” olayında Saddam’ın başında bulunduğu Baas hükümet güçleri, Kerbela'ya ve İmam Hüseyin’in (a.s) haremine saldırı düzenlemiş ve halk katliam edilmiştir.

Kerbela Mezarları

Kerbela’da İmam Hüseyin’in (a.s) haremi ve Hz. Abbas’ın haremine ilaveten, bazı din büyüklerinin ve bazı meşhur zatların çok sayıda mezarları da bulunmaktadır. Onlardan bazıları şunlardır:

İmam Hüseyin’in yarenlerinin mezarları

Aşura vakıasında İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte şehit olan yarenlerinin tamamı İmam Hüseyin’in (a.s) yakınlarında defnedlmişlerdir. Onlardan bazıları, çeşitli nedenlerden dolayı farklı mekânlarda defnedilmişlerdir.

Hür b Yezid-i Riyahi

Onun kabilesi, cenazesini savaş meydanından çıkardı, Kerbela’nın 9 km batısında olan bir köye defnettiler. Günümüzde onun mezarının orada bulunması nedeniyle bu belde, “Hür köyü” adıyla tanınmaktadır. Onun mezarı, 370 h.k yılında, İzzu’d-Devle Deylemi’nin emriyle yapılmış ve 914 h.k yılında, Şah İsmail Safevi o hazretin kabrini ziyaret ettikten sonra, yeniden binasının tamir edilmesi emrini vermiştir.[21]

Avn b. Abdullah

Günümüzde, Kerbela - Bağdat otobanının kenarında Avn b. Abdullah’a ait oldukça görkemli bir mezar vardır. Bir rivayete göre o, Zeyneb-i Kübra’nın oğlu, Avn b. Abdullah b. Caferi Tayyar’dır. Aşura günü şehadete ulaşmıştır. Başka bir rivayete göre ise burası, İmam Hasan Mücteba’nın (a.s) neslinden gelen seyyidlerden Avn b. Abdullah adında bir zata aittir. Bu ikinci rivayetin sahih olma ihtimali daha çoktur. Zira aksi takdirde, bu zatın da diğer şehitlerle birlikte defnedilmiş olması gerekirdi.

Müslümün Çocukları

Kerbela - Bağdat otobanı üzerinde Kerbela’ya 30 kilometre uzaklıkta Musayyip adında bir yerleşim merkezinin kenar mahallelerinden birinde bulunmaktadır. Burası, Müslim b. Akil'in çocuklarının merkadı olarak anılmaktadır.

Âlimler ve Seyyidler

Eskiden beri bu mekanın mukaddes bir mekan olarak algılanması nedeniyle haremin içinde ve dışında âlimlerden ve seyyidlerden onlarca kişi bu mekanda defnedilmiştir. Onlardan bazılarının mezarları bellidir. Bazıları İmamların bizzat kendi çocukları veya torunlarıdır. Kerbela’nın muhtelif yerlerinde defnedilmişlerdir. Bu şehrin içinde veya etrafında merkatleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

a) Muhammed b. Nebi b. Kazım (a.s)

İmam Kazım’ın (a.s) değerli torunudur. Araplar arasında “İmam Nuh” adıyla meşhurdur. Tuveyrec mıntıkası sınırları içerisinde, Kerbela’ya 12 kilometre uzaklıkta defnedilmiştir.[22]

b) Ahres b. Kazım (a.s)

Muhammed b. Ebu'l Feth, Ahres lakabı ile meşhur, İmam Musa b. Cafer’in (a.s) torunlarındandır. Kerbela etrafında bulunan “Ebter” adındaki mahallede toprağa verilmiştir. Bu mahalde bir ziyaretgâh bina edilmiştir ve çok sayıda ziyaretçilerin git gel yeri haline gelmiştir.[23] Necef’te bulunan Horasan Seyyidlerinin, Ahres’e mensup oldukları bilinmektedir.

c) Seyyid Ahmet Ebu Haşim

Seyyid Ahmet’in soy ağacı, birkaç vasıtayla İmam Musa Kazım’a (a.s) yetişmektedir. Seyyid Ahmet, Şifaiye mıntıkasında, bu mıntıkanın kuzeybatı tarafında ve buraya 25 kilometre uzaklıkta defnedilmiştir. Onun mezarının bir kümbeti ve bir de eyvanı vardır. Onun kümbeti, mavi çini ile kaplanmış ve süslenmiştir.[24]

d) İbni Hamza

İmadeddin Ebu Muhammed Ali b. Hamza b. Hasan b. Ubeydullah b. Ali b. Hamza adıyla meşhur olan bu zat, hz. Abbas’ın torunlarındandır. O, âlimlerin büyüklerinden, seçkin bir fakih ve hadis ravilerinden biriydi. Kerbela’nın eski mezarlığında defnedilmiştir. Günümüzde Hz. Ebulfez’in mezarının güneydoğusunda, Kerbela - Tuveyrec ana caddesinin kenarında bulunmakta ve bu mıntıkada defnedilmiştir.

e) Ebu Ahmet Hüseyin b. Muhammed (304-400 h.k)

Onun soy ağacı üçüncü nesilden sonra, İmam Musa Kazım’a (a.s) (a.s) yetişmektedir. O, Seyyid Razi ve Seyyid Murtaza’nın değerli babalarıdır.

g) Seyyid Razi (358-406 h.k)

Seyyid Razi, Şia’nın dördüncü hicri asırda yaşamış, büyük âlimlerinden ve Nehcü’l-Belağa’yı toplayan şahıstır. O, babasının ve kardeşinin yakınında, Seyyid İbrahim Mucab’ın mezarının yakınlarında, haremin batı revakında defnedilmiştir.

h) Seyyid Murtaza (355-436 h.k)

Seyyid Murtaza veya Şerif Murtaza, Şia’nın dördüncü asırda yaşamış büyük âlimlerinden ve fakihlerindendir. Çok sayıda telif ve kitaplara sahiptir

ı) İbni Fahd Hilli (758-841 h.k)

İmamiye mezhebinin büyük fakihlerinden olan Şeyh Ahmet b. Muhammed b. Fahd’ın mezarı, Babu’l-Kıble caddesinin batı cephesinde, kendi adıyla maruf olan bir mescidin içinde yer almaktadır. O, kendi evini, buraya gelen ziyaretçilere vakfetmiştir. Ölümünden sonra da kendi evinde defnedilmiştir. Şah Abbas, 1033 h.k yılında İbni Fahd’ın bağının güney tarafını bir mescit haline getirmiş, buraya çini kaplama yaptırmış ve onun mezarının üzerine de bir kümbet yaptırmıştır.

i) Şeyh Yusuf Behrani (1107/1186 h.k)

Şeyh Yusuf Âl-i Usfur-u Bahrani, “El-Hedaigu’n-Nazire” kitabının yazarıdır. Haremin doğu revakında defnedilmiştir. Onun mezarı, Seyyid Ali Tabatabai ve Vahid-i Behbehani ile birlikte, bir makberde bulunmaktadır.

j) Allame Vahid-i Behbehani (1118-1205)

Şeyh Muhammed Bakır b. Muhammed Ekmel, “Vahid-i Behbehani” adıyla meşhur, Şia’nın, hicri on ikinci asırda yaşamış büyük âlimlerinden biridir. O, haremin doğu revakında defnedilmiştir. O, Kerbela’da Şiaların rehberliğini ve taklit merciliği görevini üstlenmişti.

k) Seyyid Kazım Rüşti (1214-1259 h.k)

Seyyid Kazım b. Kasım Hüseyni Rüşti, şeyh Ahmet İhsai’nin talebelerindendir. Onun mezarı, haremin doğu revakında yer almaktadır.

l) Seyyid Ahmet b. Seyyid Kazım Rüşti (ş: 1295)

Seyyid Ahmet b. Seyyid Kazım Rüşdi, 1295 yılında katledilmiştir. Haremin doğu revakında babasının yanında toprağa verilmiştir.

m) Şerifu’l-Ulema (ö:1246 h.k)

Muhammed Şerif b. Hasan Amuli, Şia’nın büyük alimlerinden biridir. Şeyh Murtaza Ensari’nin üstadıdır. O, haremin güneydoğu tarafında, İmam Hüseyin caddesinden ayrılan sokaklardan birinde defnedilmiştir. Mezarının bir de kubbesi vardı, ancak günümüzde ortadan kalkmıştır.

n) Seyyid Ali Tabatabai

Seyyid Ali Tabatabai, fıkıh alanında istisna bir eser olan “Riyazu’l-Mesail” kitabının sahibidir. O, haremin doğu revakında toprağa verilmiştir. Kendisi Kerbela şehrinin duvarını bina etmiştir. Onun oğlu, Seyyid Muhammed Mücahit adıyla meşhurdur.

o) Mücahid (1180-1242 h.k)

Seyyid Muhammed mücahit, “Riyaz” kitabının sahibi olan Seyyid Ali Tabatabai’nin oğludur. Merhum Allame Behbehani’nin kızından torunudur. “Mefatih ve Menahil” adlı kitabın sahibidir. O, Ruslarla yapılan savaşlara katıldığı ve bizzat savaş sahnesinde bulunduğu için, “Mücahit” adıyla tanınmıştır. Mezarı, Kerbela’da “Beynu’l-Haremeyn” olarak bilinen iki haremin arasında, kümbetli ve çelik kaplamalıdır. Ancak, günümüzde yapılan genişletme çalışmaları sonucu kaybolmuştur.

ö) Şeyh Muhammed Taki Şirazi (ö: 1338 h.k)

Şeyh Muhammed Taki Şirazi, Şia’nın büyük taklit mercilerinden biridir. Irak halkının 1920 yılında, İngiliz sultasına karşı kıyamına rehberlik eden zatlardan biridir. Onun cihat ruhu ve savaş taktikleri sonucu İngilizlerin Irakta sultacılıkları sona ermiştir. Kendisini İmamın mezarının güneydoğu köşesinde bulunan alanda, kendisine ihtisas edilmiş olan makbereye defnetmişlerdir. 1263 h.k yılında, haremin hayatının genişletilmesi çalışmalarında, “Şirazi Eyvanı” adıyla 200 metrelik bir alanı onun mezarının yanında bina etmişlerdir. bu mahal, talebelerin tahsil ve tedris yeri haline gelmiştir, fakat Baas rejimi tarafından tatil edilmiştir.

p) Kazvinliler Hanedanı (Kazvinli Müçtehid)

İmam Hüseyin (a.s) hareminin hayatında ve İmam Hüseyin (a.s) adlı hayatın yolu üzerindedir. Binanın iç kısmında, Ebulfazıl Abbas'ın mezarına doğru yani “Bab-u Gaziye’l-Hacat” kapısı tarafında bir hücrede, Müçtehid Kazvini hanedanından üç kişi defnedilmişlerdir:

  1. Ağa Seyyid İbrahim b. Muhammed Müçtehid Kazvini, Zevabitu’l-Usul kitabının sahibidir. (ö: 1262)
  1. Ağa Seyyid Mehdi Müctehid
  1. Şeyh Muhammed Hüseyin Kazvini (ö: 1281 h.k)

Bu mezarın bulunduğu hayatın küçük bir antrede / dalan'ında, Şeyhulislam Kazvini’nin mezarı bulunmaktadır.

q) Şeyh Abdulhüseyin Tahrani

Şeyh Abdulhüseyin Tahrani, Muasır âlimlerden ve fakihlerden biriydi. İmam’ın mezarının batı semtindeki hücrelerden birinde defnedilmiştir.

r) Seyyid Abdullah Bahrani

Seyyid Abdullah Behrani, “El-İfazatu’l-Hüseyniye” ve Allame Hilli’ye ait “Muhtasaru’n-Nafi” adlı esere yazmış olduğu “Şerh-i Muhtasaru’n-Nafi” kitabı gibi eserlere sahiptir. İbrahim Mucab revakında defnedilmiştir. Yanında, oğlu Seyyid Muhsin ve “El-Fusulu’l-Behiye fi Ba’zi’l-Ahbari’l Hocecu’l-Merziyye” ve “El-Hidayetu’l-İbad” adlı eserlerin yazarı olan torunu Seyyid Muhammed b. Seyyid Muhsin, bu zatın yanına defnedilmişlerdir.

s) Sahib-i Zevabit

Seyyid İbrahim b. Muhammed Bakır Musevi Kazvini Hairi, Şia’nın büyük alimlerinden biridir. “Sahib-i Zevabit” adıyla meşhurdur. Babu’ş-Şüheda kapısının karşısındaki meydanda defnedilmiştir. Onun fıkıh alanında yazdığı kitaplar meşhurdur.

u) Bergani Hanedanı

Hepsi, Şia’nın büyük âlimlerinden ve fakihlerinden olan Bergani hanedanına mensup birkaç kişi, harem'in “Revak-ı Balaser” adıyla bilinen, batı revakında toprağa verilmişlerdir. Onların en meşhur olanı, molla Muhammed Ali Bergani’dir. 1271 h.k yılında dünyadan göçmüştür. Onun fıkıh ve tefsir alanında çok sayıda kitapları vardır. Bu merkatte yatanlardan bir diğeri, bu zatın oğlu Mirza Abdulvahhab’dır. Gacarlar döneminin arif ve fakihlerinden biridir. 1294 h.k yılında vefat etmiştir. Molla Ali Bergani’nin (ö: 1269 h.k) mezarı da bu mekândadır.

ü) Seyyid Murtaza Tabatabai

Seyyid Murtaza, Seyyid Muhammed Tabatabai Hüseyn-i Burucerdi’nin oğlu, Seyyid Bahri’l-Ulum’un da babasıdır. 1204 h.k yılında dünyadan göçmüştür. Onu haremin doğu revakında defnetmişlerdir.

v) Âl-i Kemune Hanedanı

Âl-i Kemune Hanedanının meşhurlarından birkaç kişi haremin cevahir haznesinin bodrumunda, padişahlar revakı ile Astan-ı Hüseyni mescidi arasında defnedilmişlerdir. Bu kimseler, Kerbela’nın ediplerinden ve âlimlerden idiler. Bunlardan biri, Şeyh Mehdi Kemune’dir. Bu zat, (ö: 1272) haremin anahtarlarının kendisinde bulunduğu zatlardan biriydi. Ondan sonra kardeşi Şeyh Mirza Hasan Kemune (ö:1292), Haremin mütevellilik görevini üstlenmiştir. Aynı şekilde Şeyh Muhammed Ali Kemune (ö:1282) de Şia mektebinin şairlerinden biriydi.

y) Seyyid Haşim Haddad

Seyyid Haşim Haddad’ın mezarı da Kerbeladaki “Vadiu’s-Sefa” da yer almıştır.

Padişahların ve Siyasilerin Mezarları

Âl-i Buveyh Padişaları

Âl-i Buveyh padişahlarından birkaç kişi İmam Hüseyin (a.s) hareminde defnedilmişlerdir. Daha önceki zamanlarda, onların mezarlarının başına bir alamet takılmaktaydı. Ancak, 1268 h.k yılında bunlar tahrip edilmiştir.

Gacar padişahları ve önemli adamları

Muzafferiddin Şah Gacar padişahlarından biridir. 1324 h.k yılında Meşrutiyet emrini sadır etmiştir. Aynı yıl dünyadan göçmüştür. Vasiyeti gereği, onu Kerbela’da toprağa vermişlerdir. Mezarı, Padişahlar revakında yer almaktadır.

Muhammed Ali Şah Muhammed Ali Şah, Gacar dönemi padişahlarından olup, Muzafferuddin şah'ın oğludur. meşrutiyet ile muhalefet edenlerdendi. Milli Meclis Şûrasını topa tutmasıyla meşhurdur. O, 1341 h.k yılında dünyadan göçmüş ve babasının yanına defnedilmiştir.

Ahmet Şah Ahmet Şah, Muhammed Ali Şahın oğlu ve Gacar padişahlarının sonuncusudur. Onun zamanında Rıza Han tarafından 1299 yılında bir darbe yapılmıştır. O, 1348 h.k yılında dünyadan göçmüş ve babasının yanında toprağa verilmiştir.

Emir Kebir Mirza Taki Han Hezavei, Emir Kebir adıyla meşhur olan bu zat, Nasiruddin Şahın meşhur sadrazamıdır. Onun emriyle, 1298 h.k yılında Kaşan'da bulunan Fin hamamında katledilmiş ve padişahlar revakında toprağa verilmiştir. Onun mezarının yanında da oğlu Saidu’l-Mülk ve kardeşi Mirza Hüseyin Han defnedilmişlerdir.

Muiru’l-Memalik Dost Ali Han Muiru’l-Memalik Nasır şahın zamanında ekonomi işlerinin ve darphanenin reisi idi. Revakın içinde defnedilmiştir. Mezarı, ayna kaplı küçük bir odada yer almıştır.

Hacı Mirza Ağasi Gacar padişahlarından Muhammed şah döneminin vezirlerindendir. Onu padişahlar revakına görmüşlerdir.

Zıllu’s-Sultan Zıllu’s-Sultan,Nasıruddin Şahın oğlu ve Nasıriler ve Muzafferiler zamanında, İsfahan şehrinin hakimidir. Onun mezarı da padişahlar Revakında yer almıştır.

Gacar hanedanına ilaveten, Hindistan şehzadelerinden bir grupta bu haremde defnedilmişlerdir. Onların en meşhurları: Zahiduddin Şah ve Sultan Ahmet Şahın oğlu, Sultan Burhan Nizam şahtır.

Kerbela’nın Tarihi Eserleri

Bu fasılda işaret edildiği gibi Kerbela, tarihi açıdan oldukça parlak bir geçmişe sahip, kültürel açıdan da oldukça eski tarihlere dayanan bir yapıya sahiptir. Günümüzde gerçi onların çoğu tarihe karışmıştır, ancak geriye kalan miktar, bu tarihi geçmişi gösterecek niteliktedir

Saraylar ve kaleler

Ahizer Kalesi Bu kale, aynı adla anılan Kerbela şehrinin 20 kilometre batısında bulunmaktadır. Tarihi açıdan oldukça eski tarihlere döner. Onu bina edenlerin kimliği hususunda ihtilaflı görüşler vardır; kalenin içinde küçük bir mescit vardır; etrafındaki duvarlar ise bir burç şeklinde yapılmıştır.

Hint Kalesi Aga Muhammed Han Gacar, Kerbela şehrinin emniyetini korumak için, bu şehrin etrafına oldukça dayanıklı bir kale duvarı yapmıştır. Bu kale, şehrin 4 kilometre uzaklığında bulunmaktadır. Muhammed Han'ın ölümü ile birlikte, burası yarım kalmıştır. Seyyid Ali Tabatabai, onun masrafını karşılamış ve Hindistan’dan bunu temin etmiştir. Asifuddevle Hindi de on üçüncü hicri asrın başlarında buraya Kerbela ziyaretçilerinin geceleri ikamet edebilecekleri cinsten odacıklar ve farklı mekânlar yaptırmıştır. Bu münasebetle bu kaleye Hint Kalesi denmiştir. Bu kale sayesinde Kerbela ziyaretçileri çok defalar haramiler ve yol kesicilerin şerrinden kurtulmuşlar ve bu kaleye sığınmışlardır.

Atşan Sarayı: Bu sarayın yapılışı, Abbasiler dönemine kadar uzanmaktadır. Kerbela’nın 30 kilometre güneybatısında yer almıştır. Günümüzde, duvarlarının ve tabanlarının bir kısmı baki kalmış, oldukça sağlam kerpiçlerle yapılmıştır. Bu duvarlar ve tavanlar, silah deposu veya ziyaretçilerin sığınağı amacıyla kullanılmaktaydı. Belirtmekte yarar vardır. İbni Makatil gibi saraylar ve aynı şekilde Kerbela şehrinin duvarları, hicri on dördüncü yüzyıla kadar ayakta kalmış, günümüzde ise tahrip olmuşlardır.

Makamlar

İmam Sadık (a.s) makamı

İmam Hüseyin (a.s) hareminin etrafında, Caferiyat adıyla meşhur topraklarda bir kubbe ve ziyaretgâh vardır. Buraya, “İmam Sadık Makamı” denilmektedir. O hazret, İmam Hüseyin’i (a.s) ziyarete geldikleri sırada, bu mekânda Fırat suyu ile ziyaret guslü alıyordu. Bu mekân, Alkame nerenin batı sahilinde bulunmakta ve bu makamın kümbeti çini ile tezyin edilmiştir.

Hazreti Mehdi’nin Makamı

Şimdiki Hüseyniye nehrinin sol tarafına düşmekte, Kerbela’nın girişinde ve İmam Sadık (a.s) makamının yolu üzerinde kurulmuş bir makamdır. Yüksekçe bir kümbete sahiptir ve bu makam, hazreti İmam Mehdi'nin (a.f) anısına –o hazreti yâd etmek ve anmak amacıyla – yapılmıştır.

İmam Zeynelabidin Makamı

On üçüncü asrın başlangıcında (1217 h.k) meşhur gezgin Ebu Talip han, İmam Zeynelabidin'in çadırına veya makamına işaret ediyor ve Asifuddevle’nin hanımının, onun üzerine bir bina yaptırmış olduğunu belirtiyor. Bu makam günümüzde, İmam Hüseyin (a.s) adına yapılan hastanenin yanında yer almaktadır. Bazıları ise burasının, çadırların asıl mahalli olduğu görüşündedirler.

Kerbela Mescitleri

Kerbela şehrinde 100 den fazla cami vardır. Onların en meşhurları şunlardır: Re’sul-Hüseyin mescidi, İmran b. Şahin camisi, Şehid-i Sani camisi, Serdar Hasan Han camisi, Nasıri camisi, Şehristani camisi, Hamidiye camisi, Seyyid Ali Naki Tabatabai camisi, Kubeys camisi, Şeyh Yusuf Behrani camisi, Şeyh Halef camisi, Erdebilliler camisi, Hacı Nasrullah camisi ve Haymegah camisidir.

Kerbela Hüseyniyeleri

Kerbelanın bir ziyaret şehri oluşuna dikkat edilirse, her yıl yüzbinlerce Müslüman, dünyanın her yerinde bulunan Şiaların oturdukları bölgelerden ve memleketlerinden ziyaret amacıyla bu mukaddes şehre gelmektedirler. Bu nedenle çeşitli şehirlerin halklarının çoğu, bu bölgede ziyaretçiler için hüseyniyeler ve misafirhaneler yaptırmışlardır. Bu bölgede yüzden fazla hüseyniye bulunmaktadır. Onların en önemlileri İranlılara aittir. Örneğin: Tahranlıların hüseyniyesi, İsfahanlıların, Mazendaranlıların, Kumluların, Azerbaycanlıların ve bunun dışında da onlarca hüseyniye bu son yıllarda yapılmıştır. Bu kısımlarda bulunan birçok hüseyniye de son yıllarda yıkılmış ve harap olmuştur.

Kerbela’da Din Eğitimi Veren Medreseler

Kerbelanın ilim havzaları, Şia’nın en eskiye dayanan ilim havzaları ve önem açısından da Necef ilim havzasından sonra gelir. Kerbelanın önemli medreseleri tarih boyunca şunlardan ibarettir:

Serdar Hasan Han medresesi (1180 h.k) Şeriful-Ulema Mazenderani ve Seyyid Cemalettin Esedabadinin, bu medresede odaları vardı. Bu medrese, 1991 miladi yılında Irak Baas hükümeti tarafından tahrip edilmiştir.

Seyyid Mücahit Medresesi (1270 h.k) Bu medrese, 1980 miladi yılında haremlerin etrafının genişletilmesi bahanesi ile Baas hükümeti tarafından tahrip edilmiştir.

Sadrazam Nuri Medresesi (1268 h.k) Şeyh Abdulhüseyin Tahrani, bu medreseyi, Emir Kebirin mallarının üçte birini harcayarak yaptırmıştır. Bu medrese 1368 h.k yılında tahrip olmuştur.

Zeynebiye medresesi Bu medrese, Gacar padişahlarından Nasiruddin Şah'ın emriyle ve Şeyh Abdulhüseyin Tahrani’nin çabası ile yapılmıştır. Bu medrese de 1368 h.k yılında tahrip olmuştur.

Hindiye Kübra medresesi

Badkube (Türk) medresesi Bu medreseyi, 1270 h.k yılında Hacı Badkubi tesis etmiştir ve oldukça değerli bir kütüphaneye sahipti. Bu medrese de 1980 miladı yılında tahrip olmuştur.

Buk’a Medresesi (1289 h.k) Bu medrese 1980 miladi yılında tahrip olmuştur.

Selimiye medresesi (1250 h.k) Bu medrese, yıllarca tedris ve tahsil mekânı idi. Ancak 1991 miladi yılında Baas hükümeti onu kendi ihtiyarı altına almıştır.

Mehdiyye Medresesi (1284 h.k) Bu medresenin sakinlerinin çoğu, Irak dışından gelen talebelerden teşkil olmaktaydı. 1991 miladi yılında Baas hükümeti onu kendi ihtiyarı altına almıştır.

Mirza Kerim Şirazi Medresesi (1287 h.k) Baas hükümeti, 1974 miladi yılında, bu medresenin müderrisi olan Şeyh Abduzzehra Ka’bi’nin tutuklanmasından sonra, bu medreseyi de kendi ihtiyarına almıştır.

Hindiye Suğra Medresesi (1300 h.k) Hindistan ve Afganistan’dan gelen talebelere bu medresede kalacak yer verilmektedir.

İbni Fahd-ı Hilli Medresesi Bu medrese, İbni Fahd’ın mezarının yanında bina edilmiştir. Binası bugüne kadar iki kere yeniden onarılmış olup, bu medrese halen faalddir. Onların ders programlarını medrese sitesinden elde etmek mümkündür.

Burucerdi medresesi (1380 h.k) Bu medrese, Ayetullah Burucerdi’nin emri ile yapılmıştır. Baas hükümeti 1975 miladi yılında, bu medreseyi kendi ihtiyarına almıştır.

Şeriful-Ulema medresesi Baas hükümeti bu medreseyi 1983 miladi yılında kendi ihtiyarına almıştır.

İmam Bakır Medresesi (1381 h.k) Baas hükümeti 1975 miladi yılında bu medreseyi kendi tasarrufuna almıştır.

Hasaniye medresesi (1388 h.k) Bu medrese, 1411 yılında Baas hükümeti tarafından tahrip edilmiştir.

Mazenderanlı Medresesi Şeyh Muhammed Mehdî Mazenderani (ö:1384), bu medreseyi tesis etmiştir. Baas hükümeti 1380 h.k yılında bu medreseye kendi ihtiyarına almıştır.

Hoyi Medresesi (1395 h.k) Ayetullah El-Uzma Hoyi, bu medreseyi tesis etmiştir. Baas hükümeti 1413 h.k yılında bu medreseyi kendi tasarrufuna almıştır.

Hatip medresesi (1375 h.k)

Bu medreselerin dışında bir takım başka medreseler de vardır. Örneğin: Ahmediye medresesi, Kitap ve İtret medresesi, Pakistanlılar medresesi, Caferiye medresesi, Feyseliye medresesi ve Rezeviye medresesi gibi.[25]

Kerbela Kütüphaneleri

Umumi kütüphaneler

Kerbelanın umuma açık kütüphaneleri şunlardan ibarettir: Caferiye kütüphanesi, Seyyidu’ş-Şüheda kütüphanesi, Genel Merkez kütüphanesi, Ebulfazıl Abbas kütüphanesi, Ravza-yı Hüseyniye kütüphanesi, Seyyid Ali Ekber Hairi kütüphanesi, Mevla Abdülhamit Ferahani kütüphanesi, Resul-ü Âzam Kütüphanesi, Nehzet-i İslâmi kütüphanesi, Hazreti Zeynep Kübra kütüphanesi ve Kur’an-ı Kerim kütüphanesidir.

Özel kütüphaneler

Kerbela’da bulunan özel kütüphaneler şunlardan ibarettir: İmam Hüseyin’in mutahhar hareminin kütüphanesi, Seyyid Nasrullah Hairi kütüphanesi, Şeyh Abdulhüseyin Tahrani kütüphanesi, Seyyid Abdulhüseyin Kilitdar-ı Âl-ı To’me kütüphanesi, Seyyid Hüseyin Kazvini kütüphanesi, Seyyid Muhammed Bakır Hüccet Tabatabai kütüphanesi, Şeyh Ahmed b. Zeynuddin Hairi kütüphanesi, Şeyh Muhsin Ebu’l-Hub kütüphanesi, Şeyh Muhammed b. Davud Hatip kütüphanesi, Seyyid Mehdi Hekim Şehristani kütüphanesi ve Seyyid Muhsin Celali Keşmiri kütüphanesidir.

Yüksek Öğretim Merkezleri

  • Kerbela Üniversitesi[26]
  • Ehlibeyt Üniversitesi[27]
  • El-Hüseyin Muhendislik Üniversitesi

Kaynakça

  1. Kitabu’l-Ayn, c.5, s.431
  2. Movsuetu’l-Etebatu’l-Mukaddese, c.8, s.9, “Kerbela” kısmı.
  3. Medinetu’l-Hüseyin, s.1
  4. Medinetu’l-Hüseyin, s.1
  5. Nehzetu’l-Hüseyin, s.66
  6. Nehzetu’l-Hüseyin, s. 66
  7. El-Eğani, c.12, s. 309
  8. Kamilu’z-Ziyarat, s. 271, el-Babu’t-Tasiu ves-Semenun, Fadlu’l-Hairu ve Hürmetihi.
  9. El-İstibsar fima İhtelefe minel-Ahbar, c.2, s. 334.
  10. Âl-u To’me, Tarih-i Merkadi’l-Hüseyin ve’l-Abbas, s. 25.
  11. İbni Tavus, El-Luhuf ala’l-Katleyi’t-Tufuf, s. 53.
  12. Lisanu’l-Arap, c.9, s. 221.
  13. Mucemu’l-Buldan, c.4, s. 183.
  14. Kitabu’l-Ayn, c.1, s. 151.
  15. Mucemu’l-Buldan, c.4, s. 136.
  16. El-Bidayetu ve’n-Nihaye, c. 10, s. 315
  17. Dairetu’l-Maarif-i Teşeyyü, c. 1, s. 75.
  18. İbni Cevzi, El-Muntazam, c.7, s. 283.
  19. İbni Esir, El-Kamil fi’t-Tarih, c. 10, s. 177.
  20. Sufiye der Erse-yi din, ferhenk ve siyaset, c. 2, s. 758.
  21. Dairetu’l-Maarif-i Teşeyyü, c. 1, s. 73.
  22. Edibu’l-Mülk, Sefername-i Edibu’l-Mülk be Etebat, s. 204.
  23. Âl-u To’me, Teras-u Kerbela, s. 116.
  24. Âl-u To’me, Teras-u Kerbela, s. 117.
  25. İmaretu Kerbela, Dirasetu Ümraniye ve Tahtitiye, s. 191-199.
  26. Camie-yi Kerbela.
  27. Camie-yi Ehlu’l-Beyt.
  1. ذا هى حلّت كربلا فلعلعا.....فجوز العذيب دوناً فالنوابحا

Bibliyografi

  • Tusi, Ebu Cafer, Muhammed b. Hasan, El-İstibsar fiba İhtelefe mine’l-Ahbar, Tahran, Daru’l-Kütübü’l-İslamiye, 1390 h.k
  • İsfahani, Ebu’l-Ferec, El-Eğani, Beyrut, Daru İhyau Terasu’l-Arabi, 1415 h.k.
  • Ed-Demeşki, İbni Kesir, El-Bidayetu ve’n-Nihaye, Beyrut, Daru’l-Fikir, 1407 h.k
  • Ferahidi, Halil b. Ahmet, El-Ayn, Kum, Neşr-i Hicret, 1410 h.k.
  • İbni Esir, El-Kamil fi’t-Tarih, Beyrut, Daru Sadır-Daru Beyrut, 1385 h.k.
  • İbni Tavus, Ali b. Musa, El-Luhuf ala Katleyi’t-Tufuf, Meşhed, Sazman-ı Kitaphaneha, Müzeha ve Merkezi Esnad-ı Astan-ı Kuds-i Rezevi, 1390. Metn-i Kitap
  • El-Muntazam
  • To’me, Selman Hadi, Tarihu Merkadi’l-Hüseyin ve’l-Abbas, Beyrut, 1416 h.k
  • To’me, Selman Hadi, Terasu Kerbela, Beyrut, Müessesetu’l-A’lemi Lil-Matbuat, 1403 h.k
  • Sadr Hacı Seyyid Cevadi, Ahmet, Dairetu’l-Maarif-i Teşeyyu, Tahran, Müessese-i Tahkikat ve Neşr-i Maarif-i Ehlu’l-Beyt, 1375
  • Edibu’l-Mülk Mukaddem Merağei, Abdulali, Sefernamei Edibu’l-Mülk an Etebat, Tahran, Dadcu, 1364 h.ş
  • Ceferiyan, Resul, Safeviye der Erse-i Din, Ferheng ve Siyaset, Tahran, Pejuheşgede-i Howze ve Danişgah, 1379 h.ş
  • El-Ensari, Rauf Muhammed Cemil, İmaret-i Kerbela, Diraset-i Ümraniye ve Tahtitiye, Demeşk, Müessesetu’s-Salihani, 2005 m.
  • Kummi, İbni Kuvleveyh, Ebu’l-Kasım, Cafer b. Muhammed, Kamilu’z-Ziyarat, Necef-i Eşref, Daru’l-Murtezeviye, 1398 h.k.
  • İbni Manzur, Ebu’l-Fadıl, Cemaluddin, Muhammed b. Mükerrem, Lisanu’l-Arap, Beyrut, Daru’l-Fikir Li’t-Tibaeti ve’n-Neşr ve’t-Tevzi, Daru Sadır, 1414 h.k
  • Hemevi, Yakut, Mucemu’l-Buldan, Beyrut, Daru Sadır, 1995 m.
  • Halili, Cafer, Müessesetu’l-Etebatu’l-Mukaddese, Beyrut, Müessesetu’l-E’lemi Lil-Matbuat, Tarihsiz, Kitabın metni.
  • Nehzetu’l-Hüseyin (a.s)