Nakisin

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Cemel Savaşı
Tarih Hicri kameri 36. Yılın Cemaziyülahır ayının ortası Perşembe günü veya Cemaziyülevvel ayının onuncu günü
Yer Basra’nın Hureybe nahiyesi
Sonucu İmam Ali’nin (a.s) zaferi
Nedeni İmam Ali’ye olan biatlerini bozdukları için Nakisin olarak adlandırılan Müslümanlardan bazıları İmam Ali’ye karşı ayaklandılar.
Savaşanlar İmam Ali’nin (a.s) Ashabı
Cemel (Nakisin) ashabı
Komutanlar Hz. Ali (a.s)
Ayşe, Talha ve Zübeyr
Hz. Ali’nin Ordusunun Şehitleri 400 ila 5000 kişi arasında
Cemel ashabının Telefatları 2500 kişi

Nakisin (Arapça: الناكثون) Hz. Ali’ye (a.s) biat etmelerine rağmen, Hz. Resulullah Efendimizin (s.a.a) eşi Aişe ekseninde, liderliğini Talha ve Zübeyr’in yaptığı bir grubun ahdini bozarak hak halifeye karşı isyan ederek Kufe ve Basra’yı büyük bir orduyla işgal eden ve sonunda Cemel savaşında bozguna uğrayan grubun lakabıdır. Binlerce Müslümanın ölümüne sebep olan Talha ve Zübeyr, bu savaşta ölmüş, orduları dağılmış ve İmam Ali’ye esir düşmüşlerdir. İmam Ali (a.s) esir düşenlerin tamamını affederek bağışlamıştır.

Sözlük Anlamı

Ahdini ve biatini bozanlar anlamına gelen “nakisin” sözcüğü, “n-k-s” kökünden olup nesp ve cer hâlinde ismi fail olan kelimenin çoğuludur. Bu madde, bozmak, nakzetmek ve kırmak anlamına gelir[1]; Talha, Zübeyr ve takipçileri İmam Ali’ye (aleyhi selam) biat ettikten sonra biatlerini bozup nakzettiklerinden bu adla “nakisin” anılmışlardır.[2]

Amaç ve Kasıt

İmam Ali’nin (aleyhi selam) hilafetinin başlaması ile birlikte Sadrı İslam’daki bazı ileri gelen sahabelerin önceki halifelerin (Ebu Bekir, Ömer ve Osman) döneminde (kabul görmeyen bir şekilde) elde ettikleri mali ve politik ayrıcalıkları ellerinden alındı. İmam Ali (a.s) hükümet yetkililerini, yönetimde dürüstlük, sadakat, takva ve dindarlıkları gibi ölçü ve kriterlerle belirlemekteydi. Bundan dolayı siyasi ve sosyal açıdan tanınmış bazı sahabelere, hükümet yetkisi verilmemesi “Nakisin” isyanına neden olan önemli sebeplerden biridir.

Sözcüğün Kullanılış Tarihi

Nakisin veya Nakisun sözcüğü Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) konuşmalarında kullanılmıştır. Örneğin: فَاَمّا الناکِثون فَقَد قاتَلتُ ; “Ama ahdini bozanlarla savaştım.”[3] ve yine Şıkşıkiyye hutbesinde kendisiyle savaşan üç grup düşmanını açıklamış ve şöyle buyurmuştur: فَلَمَّا نَهَضْتُ بِالْأَمْرِ نَکثَتْ طَائِفَة ; “İşe başladığımda bir grup ahdini bozdu.”[4] Burada geçen “nekeset” kelimesinden maksat ahdini bozarak Ayşe ile birlikte Cemel Savaşını başlatan Talha, Zübeyr ve yandaşlarıdır.[5]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. İbn Manzur, c. 2, s. 196; Rağıb, s. 822.
  2. Zubeydi, c. 3, s. 273.
  3. Nehcü’l-Belağa, tercüme, Şehidi, hutbe, 192, s. 221.
  4. Nehcü’l-Belağa, tercüme, Şehidi, hutbe, 3, s. 11.
  5. Nehcü’l-Belağa, tercüme, Şehidi, s, 451, talike, 14.

Bibliyografi

  • Nehcü’l-Belağa, tercüme, Cafer Şehidi, Tahran, İlmi ve Ferhengi, 1377.
  • Zubeydi, Tacu’l-Arus, tahkik: Ali Şiri, Daru’l-Fikr, Beyrut.
  • Rağıb İsfahani, el-Müfredat fi Garibi’l-Kur’an, tahkik ve zabt İbrahim Şemsettin, el-İlmi lil-Matbuat, Beyrut, k. 1430.
  • İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, Daru Sadır, Beyrut, m. 2003.