Ali Hak iledir Hak da Ali’yledir Hadisi

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Ali Hak iledir Hak da Ali’yledir Hadisi (Arapça: عَلِیٌّ مَعَ الْحَقِّ وَالْحَقُّ مَعَ عَلِیٍّ), İmam Ali'yi (a.s) her zaman hak ile birlikte olduğunu, hakkın da İmam Ali (a.s) ile olduğunu belirten ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.a) tarafından aktarılan bir rivayetini ifade eder. Bu hadisle aynı muhtevayı içeren yine benzer ibarelerle Peygamberimizden (s.a.a) farklı kaynaklarda nakledilmiştir. Bu alıntıların bir kısmı Şii ve Sünni kaynaklarda zikredilmiş ve mütevâtir hadis olarak kabul edilmiştir. Ancak İbn-i Teymiyye Harani, bu rivayetleri Peygamber (s.a.a) tarafından rivayet edilmediğini zayıf bir ihtimal olarak bile kabul etmeyerek reddetmiştir.

İmam Ali (a.s), halifeliğe lâyık olduğunu ispat etmek için ikinci halife Ömer bin Hattab'dan sonra kurulan ve sonraki halifenin atanması için karar verici olarak atanan altı kişilik meclisi bu hadise dayanarak protesto etmiştir. Ayrıca bazı Sünnî sahabeler ve âlimler, İmam Ali'nin (a.s) yaptıklarının doğruluğunu ispat için bu hadisi zikrederek delil göstermişlerdir.

Bu hadisten anlaşılması gereken noktalar şunlardır: İmam Ali'nin (a.s) diğer sahabelere göre üstün olması, masum olması (ismet sıfatı), sözlerine itaat etmenin farz olması, peygamberin halefi ve imamet gibi makamlar için evla olması (üstün niteliklere sahip olması) ve İmam Ali (a.s) için her türlü hakaretin günah olmasıdır.

İçeriği ve Hadisin Metni

Hak ile birlikte olmak değimi İslam Peygamberinin (s.a.a) bir rivayetinde bahsettiği ve Emirül Müminin İmam Ali’nin (a.s) faziletlerinden biridir. Bu rivayette şöyle denilmektedir: “علی مع الحق و الحق معه” yani: "Ali hak iledir hak da onunladır" [1] Bu hadis, Peygamber Efendimizden (s.a.a) benzer ibarelerle farklı kaynaklardan rivayet edilmiştir. [2] Allame Hilli, bu konudaki rivayetlerin sayısız denilebilecek kadar çok olduğuna inanmaktadır. [3] [Not 1] Bu hadis çeşitli rivayetlerine Keşfü-l Yakin, [4] Keşfü-l Gamme, [5] Biharü-l Envar, [6] El-Gadir [7] ve Mizanü-l Hikme [8] gibi kitaplarda rastlanmaktadır. Seyit Haşim Buhrani bu hadisi ve benzeri şeklinde aktarılan hadisleri Gayetü-l Meram kitabında 26 şekilde iki bölümde ele almıştır. [9]

Hadisin Önemi

Bazıları bu hadislerin bazılarının kesinlikle sahih ve doğru olduğuna, [10] üzerinde ittifak sağlandığına [11] ve mütevâtir bir hadis olduğuna [12] inanmaktadır. [13] Söz konusu bu hadislerin bazı metinlerinin de sahihlik derecesi bakımından en yüksek dereceye sahip olduğu da söylenmiştir. Sünni ve Şii raviler tarafından sahih ve mütevâtir hadislerden kabul edilmektedir. [14] Ayrıca bu hadisin ravilerine ve senetlerine herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. [15]


İbn-i Ebi-l Hadid, söz konusu hadisin senedini sahih ve doğru olarak kabul etmiştir; [16] Zira Sahih-i Sitte (Kütübi Sitte) [17] ve diğer Sünnî eserlerde sayıları 130'a kadar ulaşan [18] " Ali Hak iledir " konulu rivayetler bulunmaktadır.

İbn-i Teymiyye'nin İddiası

Ali Hak iledir Hak da Ali’yledir İbn-i Teymiyye el-Harrani, Minhacü-l Sünne adlı kitabında bu hadisin, zayıf belgelerle de olsa hiç kimse tarafından Peygamber'den (s.a.a) nakledilmediğine inanmaktadır. Bu hadisi aktardığı için Allame Hilli'yi kınamış ve onu yalancılıkla itham etmiştir. [19] Şii alimleri İbn-i Teymiyye'ye cevap olarak çoğu sahabenin benzeri hadisleri aktardığını gösteren senetleri göstermişlerdir. [20] Allame Emini, el-Gadir kitabında, İbn-i Teymiyye'nin sözlerini aktardıktan sonra Sünni büyüklerinden ve onların sahih saydığı kitaplarından pek çok rivayetleri de nakletmiştir. [21]

Raviler

Ali Hak iledir hadisini, İmam Ali (a.s), ilk halife, [23] Sa'd bin İbadi, [24] Ebu Zer Gaffari, [25] Mikdad, [26] Salman-i Farisi, [27] Ammar Yasir, [28] Ebu Musa Eş'ari, [29] Ebu Eyyub Ensari, [30] Sa'd bin Ebi Vakkas, [31] Abdullah bin Abbas, [32] Cabir bin Abdullah Ensari, [33] ve Huzeyfe bin Yaman [34], Aişe [35] ve Ümmü Seleme [36] gibi isimler söz konusu hadisi aktaran 23 sahabeden başlıcalarıdır.

Ehlibeyt'in (a.s) İmam Sadık'ı (a.s) atalarından aktaran -rivayetlerinde bu hadisten söz edilmiştir. [37]

İstinatlar

İmam Ali (a.s) ve diğer sahabeler, birçok farklı durum karşısında Ali Hak iledir hadisine istinatta bulunmuşlardır:

  • Altı kişilik konseyde: İmam Ali (a.s), ikinci halifenin ölümünden sonra halife tayin etmek için oluşturulan altı kişilik heyette, hilafete lâyık ve üstünlüğünü ispat etmek için bu hadisi zikretmiştir. Böylece meclistekilere onun bu sözlerini doğruluğuna şahitlik etmelerini istemiştir. Oradakiler de onun bu sözlerini onaylandıklarını söylediler. [38]
  • Cemel Savaşı: Muhammed bin Ebi Bekir, [39] Abdullah bin Bedil ve kardeşi Muhammed [40] Cemel Savaşından sonra Aişe'ye gittiler ve onun tarafından da rivayet edilen Ali Hak iledir hadisine istinatta bulunmuşlardır. Söz konusu hadise göre onu sorguya çektiler. Yine Aişe de bu hadise dayanarak İmam Ali'nin (a.s) Nehrevan savaşından sonra doğruluğuna şahitlik etmiştir. [41]
  • Sıffin Savaşı; Peygamberin (s.a.a) sahabelerinden Ebu Eyyub Ensari, Ammar bin Yasir, Sıffin Savaşında muhaliflere karşı ve İmam Ali'nin (a.s) yanında savaşarak Hak Ali iledir hadisine istinatta bulunmuşlardır. [42] İmam Ali (a.s) ile hiçbir ilişkisi bulunmayan İslam Peygamberinin (s.a.a) sahabilerinden Sa’d bin Edi Vakkas, Muaviye bin Ebi Süfyan'a karşı çıkarken bu hadise işaret etmiştir. [43]

Ehli Sünnet alimlerinden Ahmed bin Hanbel, [44] İbn-i Ebi-l Hadid, [45] İbn-i Cevzi, [46] ve Sıbt bin Cevzi [47] bu hadisi zikrederek İmam Ali'yi (a.s) övmüşler ve onun doğruluğunu tasdik etmişlerdir.

Neticeleri

Müslüman alimleri Ali Hak iledir hadislerinden alıntılar yapmışlardır:

Ali (a.s) Hak ile Batılı Birbirinden Ayırandır

İmam Ali (a.s) hakkın gerekliliği, hakkı tanıyan, hakkı söyleyen ve Hak ile batılı birbirinden ayıran kişi olarak tanıtılmıştır. [48] Bazı kimseler bu rivayetlere göre onunla ters düşen ve bağdaşmayan muhalif kişileri yoldan çıkmış olarak adlandırmışlardır. [49] Ayrıca yine söz konusu hadise atıfta bulunularak tek kurtarıcı mezhebin İmam Ali'nin (a.s) müntesipleri (takipçileri) olduğunu düşünmektedir. [50] Sünnî bir müfessir olan Fahr-i Razi, dininde Ali'ye (a.s) sözlerine uyan ve onu takip eden herkesin hidayete erdiğini savunur. [51] Bu rivayetin devamında Rasûlullah’ın (s.a.a) Ammar bin Yasir'e şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bütün insanlar bir tarafa gitse ve İmam Ali (a.s) diğer tarafa gitse sen Ali'nin peşinden git çünkü Ali'nin (a.s) yolu hak yol olacaktır.[52]

İmamet ve İmam Ali’nin (a.s) Peygamberden Sonraki Halifesi Olması

Şii alimler, Ali'nin (a.s) gerçeği gösteren hadislerin sonuçlarından İmam Ali'nin (a.s) diğer sahabeler üzerindeki kapsamlı üstünlüğünü, imamet üzerindeki hakkı, liderlik ve hilafet için mutlak yeterlilik dahil olmak üzere kabul hemen kabul edilmesi gerektiğine inanırlar. [53] Zira eğer İmam Ali (a.s) İlmî, ahlâkî ve siyasî açıdan en üst düzeyde kapsamlılığa sahip olmasaydı İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.a) bu sözlerinin muhatabı ve örneği de olamazdı. [54]

Allame Meclisi'ye göre Mutezile de bu rivayetleri aktararak İmam Ali'nin (a.s) diğer sahabelere üstünlüğüne inanmaktadırlar. [55]

İmam Ali'nin (a.s) Masumluğu

Şeyh Müfit, İmam Ali'nin (a.s) Peygamber (s.a.a) tarafından yapılan bu tabiriyle ilâhî hükümlerde hata veya şüphede bulunmayacağına [56] ve kesinlikle hiçbir zaman yoldan sapmayacağına inanmaktadır. [57] Bazıları bu hadisi İmam Ali'nin (a.s) [59] hayatında ve amellerinde [60] ismet sıfatının (masumluğunun) sebeplerinden biri olarak görmüşlerdir. Ali hak iledir hadisi, İmam Ali’nin (a.s) kayıtsız şartsız hakikate bağlı olarak tüm ilmî ve amelî konuları da kapsamakla birlikte ayrıca dini, örfi, adetler, sosyal ilişkiler ve ahlaki bilgileri de belirtmektedir; [61] Dolayısıyla da imamın herhangi bir hata veya günah işlemesi mümkün değildir; [62] Çünkü günah işlenerek ya da hata yapılarak Ali Hak iledir hadisi ile İmam Ali (a.s) arasındaki kalıcı bağ yok edilmiş olur. Hz. Bu nedenle, İmam'ın herhangi bir hata veya günah işlemesi imkânsız kabul edilir. [62] Çünkü işlenecek en küçük bir günah veya yapılacak en ufak hatta hakikat ile Ali (a.s) arasındaki kalıcı bağ yok edilir ve Hz. Peygamberin (s.a.a) sözünü boşa çıkarmış olur. [63]

İmam Ali’ye (a.s) itaat ve düşmanlığı yasaklama zorunluluğu

Bu hadise göre İmam Ali'ye (a.s) mutlak olarak itaat etmek herkese farz olarak kabul edilir. [64] Bazıları söz konusu bu rivayetleri İmam Ali'nin (a.s) nihayetsiz fazileti, keramet ve büyüklüğünün bir delili olarak görmekle birlikte en azından buradan ne anlaşılabileceği üzere İmam Ali (a.s) savaşmanın haram olması ve onun düşmanlarının lanet edildiğini ifade ettiğine inanmaktadır. [65]

İkinci Halife İçin Uydurulan Benzeri Hadisler

Bazı Sünniler, Hz. Muhammed'in (s.a.a) Ömer bin Hattab hakkında benzer bir hadisi de nakletmişlerdir. Söz konusu uydurma rivayete göre Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) Ömer'e rahmet göndererek hakkın onu terk etmesine rağmen onun hakkı hiçbir şekilde terk etmediğini belirtmiştir. [66]

Bununla birlikte bazı âlimler, Ali Hak iledir Hak da Ali’yledir hadisinin muhtevasının sahih olması hasebiyle inkarını ve zayıf sayılmasının önüne geçildiğini belirtmektedirler. Bu nedenle İmamın düşmanları benzer hadisleri ve İmam Ali'nin (a.s) faziletlerinin benzerlerini rakipleri için de yazmaya veya imamın faziletlerine dair hadislerin devamına imamdan önceki hükümdarların faziletlerini belirtmek için bir şeyler eklemeye çalışmışlardır. Böylelikle bu faziletlerin yalnızca İmam Ali'ye (a.s) mahsus olmasının önüne geçilmek istenmiştir. [67]

Kaynakça

Bibliyografya