İçeriğe atla

İmam Mehdi'nin (a.f) Gaybeti

wikishia sitesinden
Şia İnançları
İlahiyat
TevhidZati TevhidSıfati TevhidEfali Tevhidİbadette Tevhid
FüruuTevessülŞefaatTeberrük
Adalet (İlahi Fiiler)
Hüsn ve KubhBedaEmru'n Beyne'l Emreyn
Nübüvvet
Peygamberlerin İsmetiİslam Peygamberinin HatemiyetiGaybet İlmiMucizeKur’an’ın Tahrif Olmadığı
İmamet
İnançlarİmam'ın Tayin Edilmesinin Gerekliliğiİmamların İsmetiTekvini Velayetİmamların Gaybi İlmiGaybet (Küçük Gaybet, Büyük Gaybet), İntizar, ZuhurRic'at
İmamlar
Mead
BerzahCismani MeadHaşirSıratAmel DefteriMizan
Belirgin Konular
EhlibeytOn Dört MasumTakiyeMerceiyyetİsmet

İmam Mehdi’nin (a.f) gaybeti, yani onun gizli ve görünmez bir şekilde yaşadığına dair inanç, On İki İmam Şiiliği’nin temel öğretilerinden biridir.

Şii öğretilerine göre, İmam Mehdi (a.f) iki farklı dönemde gaybet yaşamıştır: Bunlardan ilki, toplamda 69 yıl süren Küçük Gaybet (Gaybet-i Suğra) dönemidir; diğeri ise halen devam etmekte olan ve Mehdi’nin (a.f) yeniden ortaya çıkacağı (zuhur) zamana kadar sürecek olan Büyük Gaybet (Gaybet-i Kübra) dönemidir. Şii inancına göre, İmam Mehdi (a.f) Küçük Gaybet döneminde bazı seçkin ve güvenilir kişiler aracılığıyla Şiilerle irtibat kurmuştur. Bu kişiler, İmam’ın vekilleri anlamına gelen Dört Naip (en-Nüvvab el-Erbaa) olarak tanınır.

Ancak Büyük Gaybet döneminde İmam’ın halkla olan zahiri irtibatı kesilmiştir ve Şiiler dini konularda hadis ravilerine ve Şii alimlere başvurmalıdır. Nitekim Şii rivayetlerinde İmam, gaybet döneminde bulutların arkasındaki güneşe benzetilmiştir; insanlar onun varlığından her zaman faydalanırlar. Gaybetin sebebi hakkında Şia imamlarının rivayetlerinde bazı noktalar zikredilmiştir ki bunlardan biri de Şiilerin imtihan edilmesidir.

Şii alimler, gaybet konusunu açıklamak ve bu inancı temellendirmek amacıyla tarih boyunca birçok eser kaleme almışlardır. Bu eserler arasında en meşhurları, Nu‘mani’nin Gaybet Kitabı ve Şeyh Tusi’nin Gaybet Kitabı olarak bilinmektedir.

Kavramın Anlamı

On ikinci imamın gaybete (yani görünmezlik ve gizlenme haline) inanmak, Sünni topluluğa kıyasla yalnızca İmamiyye Şiiliği’ne özgü bir inançtır. İmamiyye’ye göre “gaybet”, İmam Mehdi’nin (a.f) yani Şiiliğin on ikinci imamının, ilahi bir hikmete bağlı olarak insanlardan gizli bir hayat sürmesi anlamına gelir.[1] Şiiler, İmam Mehdi’nin (a.f) Allah’ın emriyle, zamanı kesin olarak bilinmeyen zuhur (yeniden ortaya çıkış ve insanlara görünme) vaktine kadar gaybet halinde bulunduğuna inanırlar.[2]

Gaybetin Şekli

On ikinci imamın gaybetinin (görünmezlik halinin) nasıl gerçekleştiği konusunda farklı ihtimaller ileri sürülmüştür:

  1. Bedenin gizli olması (gözle görülmezlik): İmam Mehdi’nin (a.f) bedeni insanların zahiri gözlerinden gizlenmiştir ve bu gizlilik, olağanüstü bir mucize (yani insan gücünü aşan bir ilahi olay) yoluyla gerçekleşmektedir.[3] Bu görüşe göre, Şiilerin on ikinci imamı insanları görür, fakat insanlar onu göremezler. Seyyid Muhammed Sadr’a göre bu teori, onun zalimlerden korunması ve görünmez oluşunu açıklayan en sade ve makul görüştür.[4] Sadr ayrıca bu yorumu, “gaybet” kelimesinin sözlük anlamı ile İmam Mehdi’nin (a.f) gaybet döneminde bulut arkasındaki güneşe benzetildiği[5] rivayetler arasında tam bir uyum olarak değerlendirmiştir.[6]
  2. Kimliğin gizli olması (tanınmazlık): Seyyid Rıza Sadr’ın görüşüne göre, gaybetten maksat, on ikinci imamın bir dağda, mağarada veya belli bir yerde gizlendiği anlamına gelmez; asıl anlam, onun kimliğinin insanlar arasında tanınmıyor oluşudur. Yani insanlar onu görseler bile, kim olduğunu fark edemezler.[7]
  3. Hem bedenin hem kimliğin gizli olması: Bazı durumlarda on ikinci imamın bedeni insanların gözünden tamamen gizlenmiştir, bazı durumlarda ise insanlar onu görür fakat tanımazlar. Lutfullah Safi Gulpayigani, Şii mercii taklitlerinden biri olarak, rivayetler ve insanların İmam Mehdi (a.f) ile karşılaşma hikayelerine dayanarak, gaybetin her iki biçimde — yani hem görünmezlik hem de tanınmazlık şeklinde — gerçekleştiği sonucuna varır. Hatta kimi zaman her iki durumun aynı anda meydana geldiğini de belirtir.[8]

Küçük Gaybet ve Büyük Gaybet

İmam Mehdi’nin (a.f) gaybeti (gizlenme ve görünmezlik dönemi), genel olarak iki ayrı devreye ayrılmaktadır: biri kısa süreli olan dönemdir ki buna Küçük Gaybet (Gaybet-i Suğra) adı verilmiştir; diğeri ise uzun süre devam eden dönemdir ki bu da Büyük Gaybet (Gaybet-i Kübra) olarak adlandırılmaktadır. Şeyh Müfid, bu iki dönemi “gaybet-i kusra” yani daha kısa süren gaybet ve “gaybet-i tula” yani daha uzun veya esas büyük gaybet şeklinde isimlendirmiştir.[9]

İmam Zaman (a.f), son vekili Ali b. Muhammed Semuri’ye ölümünden altı gün önce gönderdiği mektupta, “el-ğaybe et-tamme” yani “tam gaybet” ifadesiyle Büyük Gaybet’ten bahsetmiştir.[Not 1] İmam (a.f), bu dönemi “Allah’ın izni çıkıncaya dek artık hiçbir zuhurun (yeniden ortaya çıkışın) gerçekleşmeyeceği bir gaybet” olarak açıklamıştır.[10]

Küçük Gaybet

Küçük Gaybet (Gaybet-i Suğra), Şii inancına göre on ikinci imamın gizli yaşamının ilk safhasıdır ve bu dönem 329 h.k yılında sona ermiştir. Başlangıç zamanı hakkındaki farklı görüşler sebebiyle bu dönemin 69 ya da 74 yıl sürdüğü belirtilmiştir. Şeyh Müfid (ö. 413 h.k), el-İrşad adlı eserinde[11] ve Tabrisi (ö. 548 h.k) ise İ‘lamü’l vera adlı kitabında Küçük Gaybet’in toplam süresini 74 yıl olarak kaydetmiş; başlangıcını da 255 h.k yılına, yani İmam Mehdi’nin (a.f) doğum yılına dayandırmışlardır.[12]

Ancak bazı başka araştırmacı ve alimlere göre gaybetin başlangıcı 260 h.k yılıdır; yani İmam Hasan Askeri’nin şehadet ettiği ve İmam Mehdi’nin (a.f) imamet görevine başladığı yıldır. Bu durumda Küçük Gaybet 69 yıl sürmüştür.[13]

Küçük Gaybet döneminde, İmam Mehdi (a.f), Dört Vekil (Nuvvab-ı Erbaa) aracılığıyla Şiilerle bağlantı kurmuştur.[14] Şiiler, kendi mektuplarını, sorularını ve dileklerini bu vekiller aracılığıyla imama ulaştırıyor, aynı yolla da onun yanıtlarını alıyorlardı.[15] Bu vekillerin faaliyetleri arasında, Şii ileri gelenlerinin Abbasi hilafeti içindeki konumlarını güçlendirmeye yönelik çabalar, aşırı görüşlü gruplarla ve sahte vekillik iddiasında bulunanlarla mücadele, ayrıca vekalet teşkilatının düzenlenmesi ve idaresi yer almaktaydı.[16]

Büyük Gaybet

Büyük Gaybet (Gaybet-i Kübra), İmam Mehdi’nin (a.f) gizli hayatının ikinci ve en uzun dönemidir. Bu dönem, 329 h.k yılında Ali b. Muhammed Semuri’nin yani imamın dördüncü ve son özel vekilinin vefatıyla başlamış ve onun yeniden ortaya çıkacağı zamana kadar sürecek olan bir dönemdir. Bu dönemde İmam Mehdi (a.f), artık Şii topluluğuyla açık ve doğrudan bir bağlantı kurmamış, ayrıca kimseyi de özel bir temsilci veya belirlenmiş vekil olarak tayin etmemiştir. Ancak Şii inancına göre, bu dönemde Hadis ravileri ve Şii alimleri imamın genel vekilleri (naib-i âm) konumundadırlar.[17]

İmam Mehdi’nin (a.f) İshak b. Yakub’a gönderdiği meşhur tavki‘te (yazılı bildiride), Şiilerin yeni ortaya çıkan meselelerde hadis ravilerine, yani derin fıkhi bilgiye sahip Şii fakihlerine başvurmaları gerektiği emredilmiştir.[18] Bununla birlikte, Büyük Gaybet döneminde fakihin yetki alanı konusunda görüş ayrılığı bulunmaktadır.[19] İmam Humeyni, bu tavki‘ye dayanarak, Büyük Gaybet döneminde İslam toplumuna ait tüm işlerin fakihlerin yönetimine bırakılması gerektiğini savunmuştur.[20]

Küçük Gaybet ile Büyük Gaybet dönemleri arasındaki en belirgin fark, iletişim biçimindedir. Küçük Gaybet zamanında imamın mesajları Dört Naip aracılığıyla Şiilere ulaştırılırken, Büyük Gaybet döneminde bu tür doğrudan iletişim tamamen sona ermiştir. Böylece on ikinci imam ile halk arasındaki zahiri bağlantı bütünüyle kesilmiştir.[21]

Gaybetin Başlangıcında Şii Toplumunun Durumu

İmam Hasan Askeri’nin (a.s) döneminde, Şiiler arasında onun soyundan gelecek olan bir evladın kıyam edeceği ve zulmü ortadan kaldıracağına dair inanç oldukça yaygındı.[22] Bu nedenle Abbasi hilafetinin yöneticileri, imamın doğacak oğlunu bulmak ve ortadan kaldırmak amacıyla yoğun bir arayış içine girmişlerdi. İmam Hasan Askeri (a.s) bu tehlikeyi bildiği için oğlunu sadece güvenilir birkaç yakın dostuna ve akrabalarına tanıtmıştı.[23] Bu sebeple, imamın şehadeti esnasında Şiilerin büyük bir bölümü onun bir oğlu olduğundan habersizdi.[24]

Öte yandan, dönemin siyasi baskısı nedeniyle İmam Hasan Askeri (a.s) vasiyetnamesinde sadece annesinin adını zikretmişti. Bu durum, onun vefatından sonraki bir iki yıl içinde bazı Şiilerin, imamın annesinin gaybet döneminde geçici olarak imamlık makamını temsil ettiğine inanmasına yol açtı.[25]

İmam Hasan Askeri’nin şehadetinden sonra, onun seçkin ashabından bir grup, Osman b. Said Amri’nin (ö. 260–267 h.k arası) başkanlığında Şii topluma duyurdu ki İmam Hasan Askeri (a.s) bir oğul bırakmış ve bu çocuk şimdi onun yerine geçerek İmamet makamını üstlenmiştir.[26] Ancak bu sırada İmam Askeri’nin kardeşi Cafer, imamın annesi hayatta olmasına rağmen, mirası kendisinin hakkı olduğunu iddia ederek imamet iddiasında bulundu.[27]

İmam Hasan Askeri’nin (a.s) annesi ve onun halası Hakime, İmam Askeri’nin oğlunun imametini destekliyorlardı; buna karşılık, imamın kız kardeşi, kardeşi Cafer’in imamet iddiasını savunuyordu.[28] Ayrıca Nubaht Ailesi, Osman b. Said ve onun oğlunu İmam Mehdi’nin (a.f) özel vekilleri olarak kabul ediyordu.[29]

Bu karışık ve belirsiz ortam, Şii toplumu içinde ciddi bir bölünmeye ve kafa karışıklığına yol açtı.[30] Bazı Şii gruplar, diğer Şia fırkalarına katıldılar.[31] Bir kısım müminler, İmam Hasan Askeri’nin (a.s) ölmediğine inanarak onun bizzat Mehdi olduğunu iddia ettiler. Başka bir grup, Seyyid Muhammed’in imametini benimsedi ve İmam Hasan Askeri’nin imametini reddetti.[32] Bir diğer grup ise Cafer-i Kezzab’ı imam olarak tanıdı.[33] Ancak nihayetinde Şiilerin çoğunluğu İmam Mehdi’nin imametine bağlandı ve bu akım daha sonra İmamiyye Şiilerinin ana liderliğini üstlendi.[34]

Gaybetin Felsefesi ve Sebepleri

Şii araştırmacıların ortak kanaatine göre, İmam Mehdi’nin (a.f) gaybetine dair bütün sırlar ve nedenler tam anlamıyla insanlar tarafından bilinmemektedir. Nitekim bazı rivayetlerde, gaybetin asıl hikmetinin Allah’ın gizli sırlarından biri olduğu ve bu sır perdesinin ancak İmam’ın zuhurundan (ortaya çıkışından) sonra tam olarak açığa çıkacağı ifade edilmiştir.[35] Bununla birlikte, rivayetlerde gaybetin hikmetine dair birkaç önemli noktanın özellikle vurgulandığı görülmektedir:

  • İmam Mehdi’nin (a.f) hayatının korunması.[36]
  • İnsanların imtihan edilmesi ve denenmesi:[37] Rivayetlerden birinde, İmam Musa b. Cafer (a.s) buyurmuştur ki, Allah Teala gaybet vasıtasıyla kullarını ilahi bir imtihana tabi tutmaktadır.[38] Bazı hadislerde de belirtilmiştir ki, gaybet dönemindeki bu imtihan, insanlık tarihindeki en zorlu ve en ağır imtihanlardan biridir.[39] Bu zorluğun iki yönü olduğu ifade edilmiştir:
  1. Gaybetin uzun sürmesi, insanların bir kısmında şüphe ve tereddütlerin doğmasına yol açmaktadır. Bazıları İmam’ın doğumu hakkında, bazıları ise ömrünün uzunluğu konusunda kuşkuya düşmektedir. Ancak bu uzun süren belirsizlik sürecinde, yalnızca samimi (ihlaslı), imanında köklü ve derin bilgiye sahip kimseler İmam’ın imametine olan inançlarını koruyabilmektedir.[40]
  2. Gaybet döneminde meydana gelen sıkıntılar, toplumsal karışıklıklar ve felaketler, insanların inançlarını sarsmakta ve onları ciddi bir manevi sınavla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu şartlarda dini sebatı muhafaza etmek, imanı korumak son derece zorlaşmakta; hatta birçok kimsenin imanının tehdit altına girdiği belirtilmektedir.[41]
  • Biat yükümlülüğünün, İmam’ın üzerinden hiçbir zalim hükümdara karşı bulunmaması ve bu biatin kıyam vaktine kadar geçerli olmaması:[42] Bazı hadis rivayetlerinde bildirildiğine göre, on ikinci imam hiçbir zalim yönetimi — ister açıkça ister takiye gereği olsun — meşru veya haklı olarak tanımamaktadır. O (a.f), hiçbir hükümdar ya da sultanın egemenliği altında bulunmayacaktır. O, hiçbir hakim ve sultana karşı takıyye yapmakla yükümlü değildir ve hiçbir zalimin hakimiyeti altına girmeyecektir. Allah’ın dininin hükümlerini tamamen, hiçbir gizleme, korku ve çekince olmaksızın uygulayacaktır.[43]
  • İnsanların terbiye edilmesi.[44]
  • İslam’ın evrensel olarak yayılması için gerekli olan siyasi ve toplumsal zeminin henüz tam olarak oluşmamış olması.

Geçmiş dönemlerde de bazı peygamberler hakkında gaybet meselesi söz konusu olmuştur.[45] Kur’an ayetlerine göre, Salih, Yunus,[46] Musa,[47] İsa ve Hızır (a.s) gibi bazı peygamberler, ümmetlerini imtihan etmek gibi sebeplerle insanların gözünden gizlenmişlerdir. Bazı rivayetlerde peygamberlerin gaybetinden, ümmetler arasında cereyan eden sünnetullah olarak söz edilmiştir.[48] Şeyh Tusi’ye göre insanlar da gaybette rol oynamıştır. İnsanlar (mükellefler) davranışlarıyla, İmam’ı korkutarak, onun için güvensiz bir ortam oluşturarak ve ona teslim olmayarak gaybetin zeminini hazırlamış; böylece kendilerini İmam’ın feyzinden ve onunla yüz yüze ve zahirî irtibattan mahrum bırakmışlardır.[49]

Şii filozof ve kelamcı Hace Nasirüddin Tusi de Tecridü’l İ‘tikad adlı eserinde İmam’ın gaybetini insanlara nispet etmiştir.[50]

İlgili Konular

Kaynakça

  1. Nu‘mani, el-Ğaybe, 1397 h.k, s. 61; Şeyh Tusi, el-Ğaybe, 1411 h.k, s. 164.
  2. Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 340.
  3. Safi Gulpayigani, Pasuh-e dah pursiş, 1375 h.ş, s. 71; Sadr, Tarihu’l ğaybe el-kübra, 1412 h.k, s. 31-32.
  4. Sadr, Tarihu’l ğaybe el-kübra, 1412 h.k, s. 31-32.
  5. Selimiyan, Dersname-yi Mehdiviyet, 1388 h.ş, s. 39.
  6. Sadr, Tarihu’l ğaybe el-kübra, 1412 h.k, s. 31-32.
  7. Sadr, Rah-e Mehdi (a.f), 1378 h.ş, s. 78.
  8. Safi Gulpayigani, Pasuh-e dah pursiş, 1375 h.ş, s. 70.
  9. Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 340.
  10. Şeyh Tusi, el-Ğaybe, 1411 h.k, s. 395.
  11. Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 340.
  12. Tabrisi, İ‘lamü’l vera bi a‘lami’l hüda, 1417 h.k, c. 2, s. 259-260.
  13. Sadr, Tarihu’l ğaybe es-suğra, 1412 h.k, s. 339-342.
  14. Şeyh Tusi, el-Ğaybe, 1411 h.k, s. 173-174.
  15. Ğaffarzade, Zendegani-yi Nevab-ı Hass-i İmam Zaman, 1379 h.ş, s. 86-87.
  16. Cebbari, “Berresi-yi tetbiki-yi sazman-i da‘vet-i Abbasiyyan ve sazman-i vekalet-i İmamiyye (merahil-i şekl-giri ve avamil-i peydayiş)”, s. 75-104; Şeyh Tusi, el-Ğaybe, 1411 h.k, s. 109, 225-226.
  17. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 484.
  18. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 484.
  19. Fazıl Lenkerani, Meşruiyyet ve zaruret-i icra-yı hudud-i İslami der zaman-i gaybet, 1430 h.k, s. 10.
  20. Bkz. İmam Humeyni, Kitabu’l bey‘, 1421 h.k, c. 2, s. 635.
  21. Sadr, Tarihu’l ğaybe es-suğra, 1412 h.k, s. 341-345.
  22. Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 336.
  23. Hüseyin, Tarih-i siyasi-yi gaybet-i İmam-i Davazdahom, 1377 h.ş, s. 102.
  24. Nubahahti, Fıraku’ş Şia, 1355 h.ş, s. 105; Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 336.
  25. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 507.
  26. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, s. 92–93.
  27. Şeyh Müfid, el-İrşad, 1426 h.k, c. 2, s. 345.
  28. Modarresi Tabatabai, Mekteb der Ferayendi Tekamül, 1388 h.ş, s. 161–162.
  29. Modarresi Tabatabai, Mekteb der Ferayendi Tekamül, 1388 h.ş, s. 162.
  30. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 426, 429, 487.
  31. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 408.
  32. Sabiri, Tarih-i ferak-i İslami, 1390 h.ş, c. 2, s. 197, dipnot 2.
  33. Nubahahti, Fıraku’ş Şia, 1355 h.ş, s. 107–109; Eş‘ari Kummi, el-Makālat ve’l Fırak, s. 110–114; Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c. 2, s. 408.
  34. Seyyid Murtaza, el-Fusulü’l muhtara, 1413 h.k, s. 321.
  35. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c.2, s.282.
  36. Nu‘mani, el-Gaybe, 1397 h.k, s.177; Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.334.
  37. Nu‘mani, el-Gaybe, 1397 h.k, s.205; Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.339.
  38. Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.204.
  39. Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.203–207.
  40. Bakınız: Feyz Kaşani, el-Vafi, 1406 h.k, c.2, s.420–423.
  41. Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.202.
  42. Nu‘mani, el-Gaybe, 1397 h.k, s.171, 191; Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, s.292.
  43. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c.2, s.480.
  44. Nu‘mani, el-Gaybe, 1397 h.k, s.141.
  45. Selimiyan, Dersname-i Mehdiviyet, 1388 h.ş, s.41.
  46. Enbiya, 87.
  47. Bakara, 51.
  48. Şeyh Saduk, Kemalü’d din, 1395 h.k, c.1, s.323.
  49. Şeyh Tusi, el-Gaybe, 1411 h.k, c.1, s.7.
  50. Tusi, Tecridü’l İ‘tikad, 1407 h.k, s.221.

Bibliyografi

  • İbn Şehrâşûb, Muhammed b. Ali, Menâkıb Âl-i Ebî Tâlib (a.s), Kum, Allâme, 1379 h.k.
  • Erbilî, Ali b. Îsâ, Keşfü’l gumme fî Ma‘rifeti’l eimmeti, tahkik: Seyyid Hâşim Resûlî Mehallatî, Beyrut, 1401 h.k / 1981.
  • Eş‘arî Kummî, Sa‘d b. Abdullah, el-Makālât ve’l Fırak, tahkik: Muhammed Cevâd Meşkûr, Tahran, Enteşârât-ı İlmi ve Ferhengî, 1361 h.ş.
  • İmam Humeynî, Seyyid Rûhullah, Kitâbü’l Bey‘, Kum, Enteşârât-ı İsmâîliyân, 1363 h.ş.
  • Hasan-zâde Âmulî, Hasan, Nehcü’l Velâye: İmam Zaman’ın (a.s) Tanınmasında Belgelere Dayalı Bir İnceleme, Kum, Neşr-i Kıyâm, ts.
  • Hüseyin, Câsim, On İkinci İmam’ın Gaybetinin Siyasî Tarihi, tercüme: Seyyid Muhammed Takî Âyetullâhî, Tahran, Emîr Kebîr, 1377 h.ş.
  • Selîmiyân, Hudâmerâd, Mehdîviyet Dersleri (2): Hz. Mehdî (a.s) ve Gaybet Dönemi, Kum, Hz. Mehdî Mu‘ûd Kültürel Vakfı, 1388 h.ş.
  • Seyyid Murtazâ, Ali b. Hüseyin, el-Fusûlü’l Muhtâra mine’l ‘Uyûn ve’l Mahâsin, Kum, eş-Şeyh Müfîd’in Bininci Yılı Milletlerarası Kongresi, 1413 h.k.
  • Şeyh Sadûk, Muhammed b. Ali, Kemâlü’d dîn ve Temâmü’n ni‘me, Tahran, Dârü’l Kütübi’l İslâmiyye, 1395 h.k.
  • Şeyh Tûsî, Muhammed b. Hasan, el-Gaybe, tashih: ‘Ubeydullah Tahrânî ve Ali Ahmed Nâsih, Kum, Dârü’l Ma‘ârif el-İslâmiyye, 1411 h.k.
  • Şeyh Müfîd, Muhammed b. Muhammed b. Nu‘mân, el-İrşâd fî Ma‘rifeti Huceci’llah ‘alâ’l ‘İbâd, Kum, Muhibbîn, 1426 h.k / 1384 h.ş.
  • Sâberî, Hüseyin, İslâm Fırkaları Tarihi, Tahran, Dânişgâhların İnsânî İlimler Kitaplarını Tedvin ve Tetkik Kurumu, 1390 h.ş.
  • Sâfî Gulpâygânî, Lutfullah, On Soruya Cevap, Kum, Hz. Ma‘sûme Yayıncılık Kurumu, 1375 h.ş / 1417 h.k.
  • Sadr, Seyyid Rızâ, Râh-ı Mehdî (a.c), der. Seyyid Bâkır Husrevşâhî, Kum, Bûstân-ı Ketâb, 1378 h.ş.
  • Sadr, Seyyid Muhammed, Târîhu’l Gaybe es-Suğrâ, Beyrut, Dârü’t Ta‘âruf, 1412 h.k.
  • Sadr, Seyyid Muhammed, Târîhu’l Gaybe el-Kübrâ, el-Mevsû‘atü’l İmam el-Mehdî (a.c) adlı külliyatın 2. cildi, Beyrut, Dârü’t Ta‘âruf, 1412 h.k / 1992.
  • Tabersî, Fazl b. Hasan, I‘lâmu’l Verâ bi-A‘lâmi’l Hüdâ, Kum, Âl-i Beyt Mîrâsını İhyâ Kurumu, 1417 h.k.
  • Tûsî, Hâce Nasîrüddîn, Tecrîdü’l İ‘tikâd, tashih: Muhammed Cevâd Hüseynî Celâlî, Tahran, Mektebü’l I‘lâm el-İslâmî, 1407 h.k.
  • Fâzıl Lenkerânî, Muhammed Cevâd, Gaybet Döneminde İslâmî Hadlerin Uygulanmasının Meşruiyeti ve Gerekliliği, Kum, Eimme-i Athâr (a.s) Fıkıh Merkezi, 1430 h.k.
  • Feyz Kâşânî, Muhammed Muhsin b. Şah Murtazâ, İmam Emîrü’l Mü’minîn Ali’nin (a.s) Kütüphanesi, İsfahan, 1406 h.k.
  • Muderrisî Tabâtabâî, Seyyid Hüseyin, Tekâmül Sürecindeki Ekol: Şiî Düşüncesinin İlk Üç Asırdaki Gelişimine Bir Bakış, tercüme: Hâşim İzedpenâh, Tahran, Kevîr, 1388 h.ş.
  • Nu‘mânî, Muhammed b. İbrâhîm, el-Gaybe, Tahran, Neşr-i Sadûk, 1397 h.k.
  • Nûbih­tî, Hasan b. Mûsâ, Fıraku’ş Şîa, tashih: Muhammed Sâdık Âl-Bahrü’l Ulûm, Necef, el-Mektebetü’l Murtazaviyye, 1355 h.k.
  • Yâkût el-Hamevî, Mu‘cemü’l Üdebâ, Beyrut, Dârü’l Fikr, 1400 h.k.


Kaynak hatası: <ref> "Not" adında grup ana etiketi bulunuyor, ancak <references group="Not"/> etiketinin karşılığı bulunamadı