Öncelik: b, kalite: c
linksiz
resimsiz
kategorisiz
infobox'siz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

İbn Teymiye

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

İbni Teymiyye (Arpça: اِبنِ تِیمِیّة), diye meşhur olan Ahmed b. Abdülhalim b. Abdüsselam b. Teymiyye Harrani Hanbeli, Hicri sekizinci yüzyılda yaşamış ve selefilik düşüncesini amele döken Ehlisünnet bilginlerindendir. Vahabilik gibi bir çok selefi akım düşüncesi İbni Teymiyye kaynaklıdır. Âlimler ve yazarların İbni Teymiyye hakkındaki görüşleri oldukça farklıdır. Bazıları onu övmüş, bazıları ise küfür (Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme) ile suçlamış ve onu yalanlayarak yermişlerdir.

Biyografisi

Ahmed b. Abdilhalim b. Mecduddin Abdusselam el-Harrani (ö. 728/1328)[1] Hanbeli, hicri 661 yılında Harran’da[2] dünyaya geldi ve 728 yılında Dimeşk’te hapisteyken öldü.[3] İbni Teymiyye çok inişli çıkışlı bir hayat yaşamıştır. İbni Teymiyye çocukken babası ile birlikte Moğolların saldırı korkusu ile Şam’a göç etmiş ve babasının ölümünden sonra babasının ders kürsüsünü üstlenmiş ve dersler vermeye başlamıştır. Birkaç kere Şam ve Mısır arasında seferler yapmıştır. Defalarca hapse atılmış ve tüm İslam mezheplerinin tamamının görüşüne aykırı olarak verdiği fetvalardan dolayı tövbe etmeye zorlanmıştır.

İbn Teymiyye ve Selefiliğin Temelleri

Selefilik düşüncesi, İbni Teymiyye’den önce bazı Hanbeli bilginleri arasında görülse de İbni Teymiyye selefilik düşüncesini kuramlaştırarak derlemiştir. Bu sebepten dolayı selefiliğin teorisyeni(kuramcısı) olarak bilinmektedir. Bu düşünce temellerini ontoloji, epistemoloji, semantik ve metodoloji olarak dört bölüme ayırmak mümkündür. Elbette selefi düşünce temellerinde bu dört kısım o kadar birbiriyle girift bir durum arz eder ki ayrıştırılması oldukça zordur. Selefiler ontolojideki (varlık bilim) mahsus (somut) ve gayri mahsus (somut olmayan) bölüştürmesini kabul etmemekte ve varlığın tamamını mahsus bilmektedirler. Ancak varlığın gayb (görülmeyen) ve sezgi (görülen) yönünü Kur’an’da açıkça geçtiğinden kabul etmektedirler. Bilgi kaynaklarının bilgi kuramı ile ilgili (epistemolojik) temellerinde yalnızca nakli kabul etmekte ve metafizik konularda ise akla dayalı bir idrakin varlığını kabul etmezler. Selefi metodu, selefiliğe ve biçimciliğe tam olarak odaklanmakta ve semantikte (anlam bilim) kutsal metinlerdeki tevil ve mecazı inkâr etmektedir. Bu düşünce temellerini kabul etmeleri antropomorfizm (İnsan biçimcilik; insan niteliklerinin başka bir varlığa atfedilmesi) ilahları ve Allah’ın zat, sıfat ve isimlerinde teşbih-tecsimi (cisimleştirme) kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu da ideolojinin takipçilerini dogmatik düşünceye itmiş ve sadece kendi düşüncelerini hak görerek başkalarını kesin olarak batıl bilmelerine neden olmuştur. Ancak bu anlayışın delilleri diğer İslami düşünce akımları tarafından şiddetli eleştirilere uğramıştır.[4]

Başkalarının Görüşleri

Ehlisünnet bilgin ve yazarlarının İbni Teymiyye hakkındaki görüşleri birbirinden oldukça farklıdır. Bazıları onu yücelterek övmüş ve hatta onu dört Ehlisünnet imamına (Ebu Hanife, Şafii, Maliki ve Hambeli) tercih etmişlerdir. Bazıları ise belirgin bir şekilde delalet, küfür, inkar ve bid'atini açıklamışlardır.

Muvafıkların Görüşleri

  1. İbni Teymiyye, şeyhülislam, zamanın imamı ve allamesi, fakih ve müfessirdir.[5]
  2. İbni Teymiyye, kendi zamanının İslam ilimlerini en iyi bilen kişiydi. Senet, rical ve belgesini bilmediği hiçbir hadis yoktu.[6]
  3. Ebu’l Ferec Abdurrahman b. Ahmed Bağdadi Hanbeli şöyle diyor: Rükün ve makam arasında yemin ediyorum ki onun gibi birisini görmedim. İbni Teymiyye’yi öven 20 sayfalık bir yazı yazdıktan sonra şöyle demektedir: “Kendisi hadiste o kadar güçlüydü ki, hatta İbni Teymiyye’nin tanımadığı bir hadis, hadis değildir denilebilir.”[7]
  4. -İbni Teymiyye’nin çağdaşı olan- İbni Kesir Dimeşki, onu en büyük din bilginlerinden bilmekte ve yazdığı tarih kitabında doğumundan vefatına kadar İbni Teymiyye hakkındaki her şeyi yazmıştır. Hatta yıl içerisinde yaşanan gelişmeleri yazarken önce İbni Teymiyye’nin o yıl içerisinde yaptıklarını yazmış ve ardından öteki gelişmeleri yazmıştır.[8]
  5. - Suudi Arabistan’ın eski Baş müftülerinden- Bin Baz onun hakkında şöyle demektedir: “Söylendiği gibi İbni Teymiyye, zamanının büyükleri tarafından ittifakla (fikir birliğiyle) şeyhülislam olarak adlandırılmış ve “Şeyhülislam”, “Bahru’l-Ulum”, “Tercüman-ı Kur’an”, “Tek müçtehit” gibi sıfatlarla onu övmüşlerdir.”[9]
  6. Hicretin 1408. yılında Hindistan’ın Varanasi Selefi Üniversitesinde İbni Teymiyye anısına bir seminer düzenlenmiş ve seminerde İbni Teymiyye hakkında yaklaşık 50 makale sunularak övülmüştür. Bu makaleler “Buhusu’n Neduhu’l Aliye an Şeyhu’l İslam İbni Teymiyye ve İ’maluhu’l halide” adı altında kitaplaştırılarak basılmıştır.[10]

Muhaliflerin Görüşleri

Ehlisünnet'in dört mezhebine mensup çok sayıda fakih ve kadı sahip olduğu inanç ve düşünceden dolayı İbni Teymiyye’nin delaletine, bidat ehli olduğuna ve hatta kâfirliğine hükmetmişlerdir.

  1. Ehlisünnet mezhebine mensup 18 kişi onun hakkında şöyle hüküm vermişlerdir: “İbni Teymiyye Nebileri (a.s) aşağıladığından kâfir olmuştur.[11] Şevkani ise “el-Bedru’t Tali’” kitabında şöyle demektedir:

“Muhammed Buhari (ölümü, 841)- Hanefi mezhebi bilginlerinden- İbni Teymiyye’nin yalnızca kafirliğine hükmetmemiştir, hatta İbni Teymiyye’nin şeyhülislam olduğuna inanan herkesin de kafir olduğuna inanmaktaydı.”[12]

Şeyh Mustafa Ebu Seyf Hammami, “Gavsu’l İbad Bi-Beyani’r Reşad” kitabında İbni Teymiyye’nin kafirliğine hükmetmiş ve bu kitaba takriz (övücü tanıtma yazısı) ve ön söz yazan Ehlisünnet bilginleri bu tekfir hükmünü teyit etmişlerdir. Bu kitapta İbni Teymiyye’nin kafir olduğunu teyit eden Ehlisünnet bilginleri şunlardan ibarettir:

Şeyh Muhammed Said Arifi, Şeyh Yusuf Decevi, Şeyh Mahmud Ebu Dakike, Şeyh Muhammed Buheyri, Şeyh Muhammed Abdulfettah İnati, Şeyh Habibullah Centeki Şenkitiy, Şeyh Desuki Abdullah Arabi, Şeyh Muhammed Hanefi Bilal.[13]

  1. İbni Teymiyye’nin çağdaş Ehlisünnet mensubu dört mezhep kadısı onun zindana atılmasına hükmetmişlerdir[14] ve çok sayıda din bilgini, fakih, muhaddis, İbni Teymiyye’nin vermiş olduğu ayrık ve kendine buyruk fetvalarından çok rahatsız olmuş ve Hanbeli mezhebinden bazı adil kadılar bu nedenle İbni Teymiyye'nin fetva vermesini yasaklamışlardır..[15]
  2. İbni Teymiyye’nin ilmi aklından çoktu.[16] İnsanlar babasından dolayı ona saygı duyduğundan, o da bu saygı ve ihtirama aldandı.[17]
  3. İbni Teymiyye, İslam bilginlerinin fikir birliği ettiği ve birleştiği 60 konuda aykırı fetva vermiştir. Bunlardan bazıları Usul-i Din (dinin esasları;akait), bazıları ise Füru-i Din ve ahkâm (hükümler) konusundadır. Bu konularda İslam bilginleri fikir birliği ettikten ve birleştikten sonra İbni Teymiyye bu icma (fikir birliğine) ve ittifaka (birleşmeye) aykırı ve ters fetva vermiştir.[18]
  4. İbni Teymiyye’nin hayranlarından biri olan Süleyman b. Salih Haraşi “el-Havi fi siyreti’t Tahavi” kitabında şöyle nakletmektedir: “Müslümanların bütün ihtilaflarının sebebi İbni Teymiyye’nin işlerinden ve yaptıklarından dolayıdır.”[19]
  5. Alâeddin Buhari (Ahmed b. Muhammed b. Muhammed Buhari, Hanbelilerin büyük fakihlerindendir)[20] ve Molla Celalettin Devani, İbni Teymiyye’yi Allah için şekil ve biçim düşüncesine inanan “mücesseme”den bilmektedirler.[21]
  6. Takiyuddin Ali b. Abdulkafi Subki – İbni Teymiyye’nin çağdaşıdır- İbni Teymiyye’nin düşüncelerini tenkit eden çok sayıda kitap yazmış en önemli muhalif ve düşmanlarından biridir. Kendisi İbni Teymiyye’nin Allah’ı tecsimleştirdiğine (maddeleştirdiğine, cisimleştirdiğine) inanmaktaydı.[22]
  7. Subki, Ehlisünnet bilginlerinden Şafii bir bilgin ve azılı Şia muhalifi olmasına rağmen –Şia aleyhine okuduğu şiirden nasıl biri olduğu bellidir-[23] İbni Teymiyye’nin muhalifi olduğundan Vahabiler ona haset yakıştırmasında bulunmuş ve şöyle demişlerdir: “Onun kalbi hasetle doluydu.”[24] Gerçi Vahabiler, İbni Teymiyye’nin tüm muhaliflerine haset yakıştırmasında bulunmuşlardır.[25]

Yazar ve araştırmacıların İbni Teymiyye hakkındaki görüşleri ifrat ve tefrit (çok ileri gitmek veya geride kalmak) üzerinedir. Öyle ki bazı Şialar onun yetenekli ve kıvrak zekâlı birisi olduğu iddiasında bulunmuşlardır.[26]Bazı Ehlisünnet bilginleri ise onun aptal, gerizekâlı ve şehvetperest birisi olduğunu ileri sürmüşlerdir.[27]

Açıktır ki İbni Teymiyye’nin inançları, şaz (kural dışı) ve nadir fetvaları, eski din bilginlerine hata nispetinde bulunması bu yargılamada etkilidir. Aynı şekilde İbni Teymiyye’nin tartışmalarındaki sinirliliği ve şiddeti[28], hitap ettiklerine karşı hakaretleri, tartışma ve münazara[29] kurallarına riayet etmemesi de İslam bilginlerinin ona ve düşüncelerine karşı nefret duymalarına sebep olmuştur. Öyle ki bazıları onu tekfir etmiş ve kafir olduğuna hükmetmiştir[30], bazıları ise onda guluv ederek (yaygın İslam anlayışının sınırlarını aşan inanç ve telakkiler) aşırıya gitmiş ve tüm Ehlisünnet imamlarından (Ebu Hanife, Şafii, Maliki ve Hanbeli…) daha üstün bilmişlerdir. Doğru olan şudur ki; O, bazı yerlerde doğru karar veren ve bazı yerlerde hataya düşen bir alimdir.[31] Bu yanlış, sapma ve ön yargıları oldukça fazla olduğundan, bir çok Müslümanın tekfir ve katline neden olmuştur.

İbni Teymiyye’yi Eleştiren Kitaplar

İbni Teymiyye’nin düşünce ve inançlarını eleştiren kitaplar şunlardan ibarettir:

  1. ed-Dürretü’l-Mudiyye fi'r-reddi 'alâ İbni Teymiyye.
  2. Şifâ'u's-Sikâm fi'z-Ziyâreti Hayri'l-Enâm.
  3. Nekdu’l İcma ve’l İftirak fi Mesaili’l İman ve Talak.
  4. Et-Tahkik fi Meseleti’t Talik.
  5. En-Nezeru’l Muhakkik fi’l Hilfi Bi-Talaki’l Muallak.
  6. Refu’ş Şikak ale meseleti’t Talak.
  7. El-İtibar bi-Bekai’l cenneti ve’n Nar.

Yukarıdaki 7 kitap, Takıyyüddîn Alî b. Abdilkâfî b. Alî b. Temmâm es-Sübkî'ye (ö. 756/1355) aittir.

  1. Minhacu’ş Şeria fi reddi ale İbni Teymiyye, Muhammed Mehdî el-Kâzımî’nin eseri.
  2. Tufahu’l Ervah ve Fettahu’l Erbah, Kemalettin Muhammed b. Hasan Rufai Şafii'nin eseri
  3. İtirazat ale İbni Teymiyye fi İlmi’l Kelam, Mısır baş kadısı Ahmed b. İbrahim Hanefi'nin eseri.
  4. Risaletu fi nefyi’l cihet, İbni Cehl diye ünlü Ahmet b. Yahya Maruf’un (ölümü, 733) eseri.
  5. Necmu’l Muhtedi ve Recmu’l Mu’tedi, Fahri b. Muallim Kureyşi’nin (ölümü, 725) eseri.
  6. Risaletu fi Reddi ale İbni Teymiyye fi meseleti’t Talak, Muhammed b. Ali Mazeni Dimeşki’nin (ölümü, 721) eseri.
  7. Risaletu fi reddi ale İbni Teymiyye fi meseleti’z Ziyaret, Muhammed b. Ali Mazeni’nin eseri.
  8. Risaletu fi reddi ale İbni Teymiyye, Ebu’l Kasım Ahmed b. Muhammed Şirazi’nin (ölümü, 733) eseri.
  9. Beyanu Züğali’l İlm ve Taleb, Muhammed b. Zehebi’nin (ölümü, 748) eseri.
  10. Nasihatu’z Zehebi ile İbni Teymiyye, Muhammed b. Zehebi’nin eseri.
  11. Gavsu’l İbad bi-Beyani’r Reşad, Mustafa Ebu Seyf Hammami’nin eseri.
  12. Et-Tuhafu’l Muhtare fi Reddi ale Münkiri’z Ziyaret, Ömer b. el-Yemen Maliki’nin (ölümü, 734) eseri.
  13. El-Makaletu’l Merziye fi Reddi ale men Yenkuru’z Ziyareti’l Muhammediye, Kadı Muhammed Said Mısri’nin (ölümü, 750) eseri.
  14. Risaletu fi Meseleti’t Talak, İsa Zevavi Maliki’nin (ölümü, 743) eseri.
  15. El-Bahsu’l Celile fi Reddi ale İbni Teymiyye, Ahmed b. Osman Türkmani Hanefi’nin (ölümü, 744) eseri.
  16. Beyanu Müşkili’l Ahadisi’l Varideti fi Enne Talaku’s Selas Vahidetun, İbni Recep Hambeli’nin (ölümü, 795) eseri.
  17. Defu Şubhe men şebbehe ve temerrede, Fakih Ebu Bekir Hısni’nin (ölümü, 829) eseri.
  18. Er-Reddu ale İbni Teymiyye fi’l İtikadat, Muhammed İbni Ahmed Feragani Dimeşki Hanefi’nin (ölümü, 868) eseri.
  19. El-Cevheretu’l Munazzam fi Ziyareti’l Kabri’l Muazzam, İbni Hacer Heysemi’nin (ölümü, 974) eseri.
  20. Makalatu’l Kevseri, Muhammed Zahid Kevseri’nin eseri, Osmanlı dârü'l-hilafetinde avukat, ölümü, 1371.
  21. Et-Takibu’l Haysiyet lima Tenfiye İbni Teymiyye mine’l Hadis, Muhammed Zahid Kevseri’nin eseri.
  22. El-Bahsu’l Vafiye fi Müfredati İbni Teymiyye, Muhammed Zahit Kevseri’nin eseri.
  23. El-İşkak ale Ahkami Talak, Muhammed Zahid Kevseri’nin eseri.
  24. Nusretu’l İmamu’l Subki bi-Reddi’s Sarimi’l Munki, İbrahim b. Osman Senhudi Mısri’nin eseri.
  25. İbni Teymiyye leyse selefiyyen (Kahire 1970), Mansûr Muhammed Muhammed Uveys’in eseri.
  26. El-Besair li-Munkiri’t Tevessül bi-Ehli’l Kubur, Hamdullah Beracu’nun eseri.

Yukarıda zikredilen kitaplar, İbni Teymiyye’nin görüşlerini eleştiren kitaplardan yalnızca bir kaçıdır. El yazması olarak kütüphanelerde mevcut olan bu kitapların neredeyse tamamı maalesef şimdiye kadar basılarak yayınlanmamıştır.

İbni Teymiyye’nin Bazı Fetvaları

İbni Teymiyye’nin daha önce hiçbir fakihin kabul etmediği kendine has bazı fetvaları vardır. Gerçi bu fetvaların bazıları sahih ve İmamiye mezhebine uygundur. Ancak kendisini sahabe ve tabiinin takipçisi olarak sayan İbni Teymiyye’nin bunlara inanmaması gerekir.

İbni Teymiyye’nin Genele Muhalif Nadir İnançları

  1. Allah’ın zatında terkip (birleştirme) ve cismiyete neden olan bazı şeylere inanç.[32] Tecsim konusu, İbni Teymiyye’nin açıklamaları ve Şia’nın bu konudaki görüşüne ileride değinilecektir.
  2. Allah’ın kutsal zatının cüz ve bileşenlere muhtaç olmasının imkânsız olmaması.
  3. Kur’an’ın hudus (Sonradan yaratılma) olduğu.
  4. Dünyadaki hadiselerin kadim (Başlangıcı olmayan) olduğu inancı.
  5. Allah Teâlâ’nın haberlerin mahalli olduğu düşüncesi.
  6. Allah, arş kadardır, ne ondan büyük ne de ondan küçüktür.
  7. Allah’ın sonsuz ilim sahibi olduğunu inkâr.
  8. Peygamberlerin ismet ve masumiyetini inkâr.
  9. Peygamberlere tevessül edilmesini inkâr.
  10. (Cehennem) azabında ebedi kalmayı inkâr.
  11. Tevrat ve İncil’in tahrif olduğunu inkâr.
  12. Husn (iyi, güzel) kubh (kötü, çirkin) akli olduğu konusunu kabul etmektedir.[33]

Fıkhi Konulardaki Fetvaları

  1. İbni Teymiyye ilk önce bir defada kadına üç talak verilebileceğine inanmakta ve şöyle demekteydi: Her kim bunun aksini söylerse kâfirdir. Sonra kendisi bunun aksi yönünde fetva vererek bir defada üç talak verilmesinin bir talak sayılacağına hükmetmiştir.[34]
  2. Talak vereceğine dair yemin etmek talakın gerçekleşmesine neden olmaz.
  3. Hayızlı ve adet gören kadının tavafı doğrudur.
  4. Farenin sıvı şeylere düşmesi ile o şey necis (pis) olmaz.
  5. Bilerek kılınmayan namazın kazası yoktur.
  6. Gusül almaya gücü yeten cenabetli birisi teyemmümle müstehap namaz kılabilir.
  7. Vakıfta vakfın şartına riayet etmek gerekmez.
  8. Ziyaret için seyahat günahtır.
  9. Her seferde namaz kaza olur.
  10. Az su, necisle karıştığında necis olmaz.
  11. Talak bölümünde, muhallilin (hülle nikahı kıyan erkek)[35] inkâr edilmesi.

Yukarıda zikredilen fetvalar İbni Teymiyye’ye mahsus fetvalardan bazılarıdır[36]. İbni Teymiyye öyle fetvalar vermiştir ki bunlardan bazıları hiçbir din ve mezhepte yoktur.[37] Dolayısıyla Şam ve Kahire’de halkın ondan uzak durması için uyarılarda bulunulmuştur.[38] 718 yılında onun talak konusunda fetva vermesi yasaklanmıştır.[39] Ancak o buna uymamış ve tekrar verdiği fetvalardan dolayı defalarca hapse atılmıştır. 693 ve 696 yıllarında iki kere Şam’da hapse atılmıştır. 705 yılında Kahire’de hapse atılmıştır. 708 yılında İskenderiye’de, 718, 720 ve 726 yıllarında ise yine Şam’da hapse atılmış ve sonunda hapiste hayatın kaybetmiştir. Tüm bu hapse atılmalarının nedeni hiçbir İslam mezhebinde olmayan fetvaları vermesidir.[40] Kendisini müçtehit zannettiğinden on yedi tane Hz. Ali’ye!! (a.s) ve birkaç yerde de Ebu Bekir, Ömer ve Osman’a hata nispeti vermiştir.[41]

İbn Teymiyye’nin Gerçeklerle Uyuşmayan İddiaları

İbni Teymiyye’nin kitaplarında gerçeklerle bağdaşmayan iddia ve sözleri vardır. Onlardan bazıları şunlardan ibarettir:

  1. İbni Teymiyye’nin en önemli kitaplarından biri olan “Minhâcü’s-sünneti’n-nebeviyye fî naķżi kelâmi’ş-Şî'a ve’l-Ķaderiyye” kitabında Şia’yı kaderiyeden saymıştır. Halbuki Şia mezhebi, kaderiye fırkasının en ciddi muhaliflerindendir.
  2. İbni Teymiyye, Şia ile Yahudileri kıyaslayarak şöyle demektedir: Şia birkaç açıdan Yahudiler gibidir:

a) Yahudiler bir miktar kıbleden sapmaktadır, Şialar da onlar gibidir. (Şia’ya ait herhangi bir camiye gidilmesi veya Şia bilginlerince yazılan herhangi bir kitaba bakılması halinde bunun bir iftira olduğu ortaya çıkar)

b) Yahudiler kocasından ayrılan veya kocası ölen kadınlara idde(Evliliği sona eren kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süre) beklememektedirler, Şialar da onlar gibidir. (Tüm Şia risale ve fıkıh kitaplarında kadının idde beklemesi farz bilinir. Bu da açık iftira ve yalanlardan biridir)

c) Yahudiler Allah’ın elli namazı vacip ettiğini söylemektedirler, Şialar da aynısını demektedirler. (Bu konuda Şia ile Ehlisünnet arasında bir fark yoktur)

d) Yahudiler “Es-Samu aleykum” (ölüm üzerine olsun) demektedirler, Şialar da aynı şekilde demektedir. (Şia’ya karşı atılan çirkin iftiralardan biridir)

e) Yahudiler Cebrail’le (a.s) düşmanlık gütmektedirler, Şialar da bu şekildedir.[42] (Şia ve Ehlibeyt mektebine düşmanlık besleyen inatçılarda bu söylem hep ola gelmiştir. Bu da öteki iftira ve yalanlar gibi Şialar'ın avamına (alt tabakasına) ve kitaplarına başvurulması halinde olduğu gibi ortaya çıkacaktır.)

Kaynakça

  1. İbni Teymiyye’nin hayatını yazan tüm rical, lügat ve şerh kitaplarında onun “Harranlı olduğu geçer, ancak Arap yazarlarının geneli şöyle demektedir: “Harranlı olduğundan ona Harrânî değil belki Harnanni denilmesi gerekir, “mani”ye “mannani” demeleri gerektiği gibi, ancak kıyasi değil de manevi olarak böyle denilmektedir. Bkz. Kâmûsu’l-Muhît, c. 2, s. 1563; Münteha’l İrb, c. 1, s. 241; Es-Sihah, c. 5, s. 2098; Lisanu’l Arab, c. 13, s. 111.
  2. Musul ve Şam arasında bir şehir. Bkz. Mu’cemu’l Buldan, c. 2, s. 235.
  3. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 401, gerçi Şeyh Abbas Kummi şöyle demiştir: O, Fas zindanlarında hayatını kaybetmiştir. Bkz. El-Kunye ve’l Alkab, c. 2, s. 237. Ancak İbni Teymiyye’nin çağdaşı olan Muhammed b. Şakir Ketbi şöyle demektedir: O, Dimeşk zindanlarında öldü. Bkz. Fevatu’l Vefayat, c. 1, s. 75, Müderris Tebrizi de Dimeşk’i zikretmiştir. Bkz. Reyhane-i Edep, c. 7, s. 434.
  4. Mehdi Fermaniyan, Mabani Fikri Selefiye, s. 3 ve 4.
  5. Fevayatu’l Vefayat, c. 1, s. 74.
  6. El-Fikru’s Sami fi Tarihi’l Fıhi’l İslami, c. 2, s. 362.
  7. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 391.
  8. El-Bidayetu ve’n Nihayet, c. 14, s. 156.
  9. “Buhusu’n Neduhu’l Aliye an Şeyhu’l İslam İbni Teymiyye ve İ’maluhu’l halide”, s. 51.
  10. Dairetu’l Maarifi Bozorgi İslami, c. 3, s. 174.
  11. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 401.
  12. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 61; el-Bedru’t Tabi, Şevkani, c. 2, s. 26; el-Gadir, c. 1, s. 247.
  13. Bkz. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiye, s. 67.
  14. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 401.
  15. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Henabile, c. 4, s. 394.
  16. Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, mukaddime musahhih, s. 6.
  17. Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 6, Bunun bir benzeri “İbni Teymiyye lime Yekûnu Nasiben” kitabının 26. Sayfasında da geçmiştir.
  18. Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, mukaddime musahhih, s. 6.
  19. Şeyhülislam İbni Teymiyye lime Yekûn Nasiben, s. 31.
  20. El-İ’lam, Zerkuli, c. 7, s. 276.
  21. Mukaddime Minhacu’s Sünneti’n Nebevviye, c. 1, s. 144.
  22. Mukaddime Minhacu’s Sünneti’n Nebevviye, c. 1, s. 109; El-E’lam, Zerkuli, c. 5, s. 116; Tabakatu’ş Şafii, c. 6, s. 146.
  23. Mukaddime Minhacu’s Sünneti’n Nebevviye, c. 1, s. 110.
  24. Mukaddime Minhacu’s Sünneti’n Nebevviye, c. 1, s. 19, 38.
  25. “Buhusu’n Neduhu’l Aliye an Şeyhu’l İslam İbni Teyymiye ve İ’maluhu’l halide”, s. 125.
  26. Çehre-i Hakiki İbni Teymiyye, Paye Gozarı Mezhebi Vahabiyet, s. 16.
  27. Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, mukaddime musahhih, s. 7.
  28. El-Fikru’s Sami fi Tarihi’l Fıhi’l İslami, c. 2, s. 364.
  29. İbni Hacer, c. 1, s. 163.
  30. El-Fikru’s Sami fi Tarihi’l Fıkhi’l İslami, c. 2, s. 364.
  31. El-Bidayetu ve’n Nihayet, c. 14, s. 160.
  32. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 6, 10.
  33. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 9; ancak Dairetu’l Maarif Teşeyyü kitabının, 1. Cildi, sayfa 312’de şöyle yazmaktadır: “İbni Teymiyye Hüsn ve Kubu akliyi inkâr etmekteydi.”
  34. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 30.
  35. Üç talakla boşanmış olan bir kadının, eski kocasına yeniden dönebilmesi için, kendine nikâh düşen başka bir erkekle usulüne göre evlenip, ölüm veya boşanma ile bu ikinci evliliğin sona ermesi ve kadının eski kocasına helâl hâle gelmesi işlemi demektir.
  36. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 405; İbni Teymiyye (Hayatuhu, Akaiduhu), s. 67; Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 6.
  37. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 7.
  38. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 10.
  39. El-Bidayetu ve’n Nihayet, c. 14, s. 99.
  40. El-Bidayetu ve’n Nihayet, c. 14, s. 142, 111; 35. Ez-Zeyl ale Tabakatu’l Hanabile, c. 4, s. 389’da onun fetva vermekte hiçbir mezhebe bağlı kalmadığı geçmektedir.
  41. Mukaddime Nasihatu’z Zehebi ila İbni Teymiyye, s. 21; Tetmietu’l Muhtasar fi Ahbari’l Beşer, c. 2, s. 381
  42. Minhacu’s Sünneti’n Nebeviyye, c. 1, s. 25.

Bibliyografi

  • Tevhit ve Şirk der Nigahi Şia ve Vahabiyet, Ahmed Abidi, Tahran, neşri Meş’er, ş. 1390.
  • Mebani Fikri Selefiyye, Mehdi Fermaniyan, Doktora tezi, Kum Üniversitesi, ş. 1388.