Bâki Mezarlığı’nın Tahrip Edilmesi

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Cennet'ül Bâki

Bâki Mezarlığı’nın Tahrip Edilmesi, Vahhabilerin H. Kameri 1344 yılında Medine kuşatmasından sonra Bâki Mezarlığı’nı ve çeşitli türbeleri yıkıp yok ettiği olaylardır. İmam Hasan (a.s), İmam Seccad (a.s), İmam Bakır (a.s), İmam Sadık (a.s) türbeleri de yıkılan türbeler arasında yer almaktadır. Vahhabiler, ilki H. Kameri 1220 yılında ve son olarak H. Kameri 1344 yıllarında olmak üzere iki defa Medine’deki 15 Müftüsü'nün fetvalarına dayanarak toplu mezarların haram olması esasına göre mezar taşlarının yapılmasını yasaklayarak Bâki Mezarlığı’nın mezar taşlarını ve türbeleri yıkmışlardır. Bâki Mezarlığı’nın yıkılması, İran, Irak, Pakistan, eski Sovyetler Birliği vb. ülkelerdeki pek çok insan ve din adamının tepkisine neden oldu. Müslümanların kutsal mekanlarının yıkılmasına tepki olarak zamanın İran hükümeti bir günlük yas ilan etti ve ardından yeni kurulan Suudi Arabistan devletinin tanınması üç yıl erteledi.

Tahrip edilmesinden sonra Bâki Mezarlığı düz bir zemin haline geldi. Ancak dört Şii İmamının mezarlarının tam yeri hala tanınabiliyor. Şii din adamlarının ve İran hükümetinin İmamların türbelerini çevreleme ve türbelerin çevresine duvar örme çabaları, Suudi hükümetinin ilk onayına rağmen hiçbir sonuç vermedi.

Şii alimleri, Bâki Mezarlığı’nın yıkılmasını protesto etmenin yanı sıra Vahhabiliğin temellerini ve kutsal mekanların yıkılmasını eleştirerek reddeden eserler yazmışlardır. Seyit Muhsin Emin tarafından yazılan Keşfü-l İrtiyab kitabı ve Muhammed Cevad Belaki tarafından yazılan Davetü-l Hüda kitabı da bu eserlere dahildir. Vahhabiler, dini görüşlere dayalı olarak dini mekanları yok eden ilk grup olarak kabul edilir.

Bâki Mezarlığı

Cennet'ül Bâki

Ana Madde: Bâki Mezarlığı Bâki “بقیع”, Cennetü-l Bâki veya Bakiyü-l Garkad (İslam Peygamberi'nin gelişinden önce Bâki Mezarlığı'nın adıdır), [1] Medine'deki en önemli Müslüman mezarlığıydı [2] ve İslami rivayetlere göre bu mezarlığın Hz. Muhammed'in (s.a.a) gönlünde özel bir yeri olmuştur. [3] Dört masum imamın ve birçok sahabe ve tabiinin gömüldüğü yerdir. [4] Bâki Mezarlığı H. Kameri 1220 ve H. Kameri 1344 yıllarındaki Vahhabiler tarafından yıkımlarından önce mezarlar bulunmaktaydı; İmamların ve diğer tanınmış isimlerin türbeleri mevcuttu. [5]

Rivayetlere göre Bâki Mezarlığı'nda Şii imamlarının türbeleri, Beytü'l-Ahzan ve diğer bazı türbeler H. Kameri 1297 yılına kadar ayakta kalmayı başarmıştı. [6] H. 1234'te inşa edilmiştir. Bu yapılar ilk yıkımdan sonra ve Medine'nin Vahhabilerden geri alınmasından sonra H. Kameri 1234'te Osmanlı Padişahı II. Mahmut’un emriyle tekrar inşa edilmiştir. [7]

Abbas Mirza'nın (H. Şemsi 1168-1212) oğlu ve Hisamü-s Saltane olarak tanınan Murad Mirza'nın kitabında yazdığına göre H. Kameri 1297 yılında İmam Hasan (a.s), İmam Seccad (a.s), İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık’ın (a.s) kabirleri Bâki Mezarlığında aynı türbe içerisinde bulunmaktaydı. Bu türbede bir mihrap bulunmaktaydı ve mezarlar yeşil ahşap parmaklıklar ile çevriliydi. Bu dört Şii imamın türbelerinin hemen arkasında Hz. Zehra’nın ibadet ederek yas tuttuğu rivayet edilen Beytül Ahzan adındaki yapı yer almaktadır. Kaşkayi aşiretinin haznedarı Ayaz Han Kaşkayi'ın H. Kameri 1341 yılında türbenin tamamen yıkılmasından iki yıl önce kaleme aldığı seyahatnamesine göre Dört Şia İmamın kabri aynı türbede bulunmaktaydı ve her birinin kimin mezarı olduğu da biliniyordu. [9] Ayaz Han Kaşkayi peygamberimizin oğlu İbrahim ve İmam Ali’nin (a.s) kardeşi Abdullah bin Cafer Tayyar'ın Bâki'deki mezarlarının yanı sıra yine Peygamberin halası Safiye, Atike binti Abdülmuttalib, Hazreti Abbas'ın annesi Ümmü-l Benin ve Beni Haşim'den birkaç kişinin daha kabrinden söz etmiştir. [10]

Tam Yıkımdan Sonra

İran hükümetinin Cidde'deki temsilcisi Muzaffer Alam'ın Hicri Şemsi 1330 yılında Daimi Hac Komisyonu'na yazdığı bir mektupta yazdığı gibi, Bâki Mezarlığı’nın H. Kameri 1344 yılında Vahhabiler tarafından yıkıldıktan sonra [11] imamların kabirleri ve din adamlarının kabirlerinin yerleri kesin değildir. [12] Aynı mektupta Suudi hükümetinin dört Şii imamın türbelerinin etrafına demir pencereli bir barikat inşa etmeyi kabul etmesi gerektiğini vurguladı. [13] Ancak Resul Caferiyan, Tahran alimlerinden Şeyh Abdul Rahim Sahib Fusul Hairi’nin Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz ile görüşmesi ve dört Şii imamının mezarlarının Bâki Mezarlığının diğer mezarlar gibi tahrip edilmemesi yönünde uyarıda bulunması gerektiğini belirtmiştir. [14]

Türbelerin ve diğer İslami kutsal mekanların yıkılmasından sonra İran, [15] ve Afganistan, [16] hükümetlerinin yanı sıra Necef, [17] Kum, Hindistan [18] ve Pakistan'daki [19] Şii alimler tarafından birçok girişimde bulunuldu. Türbelerin yeniden inşa etme çabalarının hiçbiri başarılı olmadı ve hatta Bâki Mezarlığı'ndaki dört Şii İmamın türbelerinin etrafına bir duvar inşa edilmesi için ilk başlarda rıza verilmesine rağmen üzerine bir kubbe yapılması teklifi de yeni kurulan Suudi hükümeti tarafından reddedildi. [20] Ancak Melik Fehd bin Abdülaziz döneminde Bâki Mezarlığı'nın duvarı yeniden inşa edilmiş ve daha sonra H. 1418-1419 yılları arasında mezarlık içindeki yollara hacıların yürümeleri için taşlar döşenmiştir. [21]

Çeşitli haberlere göre günümüzde Suudi hükümetinin "iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma" dairesine bağlı görevliler Bâki Mezarlığı'nın ana girişine yakın bir yerde konuşlanarak hacıların mezarlara yaklaşmaları ve mezarlara teberrüken dokunmaları engelliyor. [22] Şu anda Bâki Mezarlığındaki Şii imamlarının türbelerinin yanı sıra İslam tarihinde adı geçen önemli şahsiyetlerden hiçbirinin mezar taşlarından başka hiçbir işaret bulunmamaktadır. [23] Günümüzde ise Bâki Mezarlığı’nda kalanların durumu tam yıkımdan sonraki ilk yıllara göre daha iyi olduğu bildirilmektedir. [24]

Mescidi Nebevi ve Bâki Mezarlığı

Yıkıma Yol Açan Olaylar

Vahhabiler Medine'yi H. Kameri 1220 yılında bir buçuk yıllık kuşatmayla bunun sonucunda ortaya çıkan salgın ve kıtlıkla şehri ele geçirmişlerdir. [25] Mevcut kaynaklara göre Suud bin Abdül Aziz, Medine'nin teslim edilmesinden sonra Peygamberin türbesinde biriken tüm mallara ve paralara el koymuştur. Ayrıca Bâki Mezarlığı da dahil olmak üzere Medine’deki tüm yapıları ve kubbelerin imha edilmesini emretti. [26] Buna göre Hz. Fatima’ya (s.a) atfedilen Beytü-l Ahzan olarak adlandırılan yapı, dört Şii İmamın türbesinin kubbeleri H. Kameri 1220 yılında ilk Vahhabi saldırılarında ciddi hasarlar alarak harap olmuştur. [27]

Bu olaydan sonra Osmanlı hükümeti Medine'yi Vahhabilerden tekrar geri almak için bir ordu göndermiş ve H. Kameri 1227 yılı Zilhicce ayında Medine'nin yönetimini geri almıştır. Buna göre, H. Kameri 1234 yılında Osmanlı Padişahı II. Mahmut, kubbelerin yeniden inşasını emretti. [28]

Vahhabiler Hicri Kameri 1344 yılı Sefer Ayında Medine'ye tekrar saldırdılar. [29] Bu saldırıda Hz. Peygamber'in (a.s) türbesi ve dini mekânlar zarar gördü. [30] Yaklaşık yedi ay sonra H. Kameri 1344 yılı Ramazan Ayında Şeyh Abdullah bin Buleyhid (H. Kameri 1284-1359) Mekke Kadısıydı. [31] Medine müftülerinden türbelerin yıkılması için fetva aldı. [32] Böylece H. Kameri 8 Şevval 1344 tarihinde Bâki Mezarlığı'nın türbeleri yıkıma uğradı. [33] Mevcut belgelere göre Bâki Mezarlığı'nın yıkılmasından sonra Suudi Arabistan Kralı Kral Abdülaziz, Hz. H. 12 Şevval 1344 tarihinde Abdullah bin Buleyhid'e hitaben yazdığı bir mektupta onun bu konudaki çalışmalarını övmüştür. [34]

Yıkıma Tepkiler

Mekke ve Medine'deki Müslüman için kutsal sayılan mekanların ve özellikle Bâki Mezarlığı'nın yıkılması en başta Şia camiası olmak üzere Müslümanlar arasında çeşitli protestolara yol açtı. [35] Seyit Abül Hasan İsfahani, Şeyh Muhammed Halisi ve Seyit Hasan Müderris gibi alimler, Bâki Mezarlığı'nın yıkılmasına tepki gösterdiler ve kutsal mekanları yıkanlara karşı ciddi şekilde hesap sorulması çağrısında bulundular. [36] Ayetullah Kumi olarak da bilinen Seyit Hüseyin Tebatebayi Kumi, mezarların yıkılmasının ardından yıllarca Bakiye'deki imamların mezarlarını yeniden inşa etmeye çalışan Şii yetkililerden biriydi ve İran Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Suudi Hükümetinden kabirlerin türbelerin tekrar inşa edilmesi için müzakerelerde bulunmuştur. [37]

Eski Sovyetler Birliği'nin çeşitli yerlerinde yaşayan Müslümanlar ile Türkiye, Afganistan, Çin ve Moğolistan'daki Müslümanlar, Mekke ve Medine'deki kutsal mekanların korunması çağrısında bulunan mesajlar göndermişlerdir. [38]

H. Şemsi 1304 İran hükümeti, H. Kameri 1344 yılı Sefer ayının 16’sını (1925 yılı) umumi yas ilan edildi. [39] Cumartesi günü halk yas ilan edildikten sonra bir bildiri yayınladı ve bu nedenle Tahran'da insanlar çeşitli yas törenleri düzenlediler. [40] Bazı kaynaklara göre Vahhabilerin Medine'nin kutsal mekanlarına yönelik ihanetini protesto etmek için on binlerce kişi Tahran’da hükümet meydanında toplandığı belirtilmiştir. [41]

İran hükümeti Hicri Şemsi 1304 yılında hacıların güvenlik endişelerini öne sürerek Hacıların Hicaz'a seyahatini yasakladı. (42) İran hükümeti tarafından Hicri Şemsi 1305 yılında yayınlanan başka bir resmî açıklamada ise Bâki Mezarlarlığında bulunan kutsal şahsiyetlerin türbelerine yapılan saygısızlık, Müslümanların hareketlenmesine ve yas tutmasına neden olduğunu ve bu yüzden Suudi hükümeti de bu saygısızlıkları engellemedeki başarısızlığını hatırlattı. Ayrıca İran, Müslümanların inançlarına yapılan bu saygısızlıklar nedeniyle de Hicaz Genel Kurulu'na yapılan toplantıya katılmayı reddetti [43] ve böylece Suudi Arabistan hükümetini tanımayı reddetti. [44] Ancak Suudi Arabistan hükümetinin 1928 yılında İran hükümeti de dahil olmak üzere İslam ülkelerine birer mektup göndererek hacıların güvenliğini sağlama sorumluluğunu üstlenmesinden sonra, [45] 1929 yılında İran hükümeti ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler resmiyetle tanınmaya başlandı [46] ve sonuç olarak 4 yıl sonra resmi hac yasağı kaldırıldı. [47]

Alimlerin Yıkıma Tepkisi ve Eserleri

Bâki Mezarlığı’nın yıkılmasıyla Mekke ile Medine'deki Müslümanların diğer kutsal mekanlarının yıkılması Necef ve Kum ilim havzalarının büyükleri Seyit Ebu-l Hasan İsfahani ile Şeyh Abdülkerim Hairi'nin tepkilerine neden oldu. Ayrıca bu tepkiler çarşı ve medreselerin bir süre kapatılması şeklinde devam etti. [48] Muhammed Hüseyin Kaşifu-l Heta, Vahhabi kadı Abdullah bin Bilihad'a Şiilerin tevhit inancını ifade ederken onu ilmi bir münazaraya davet etmiş ve buna cevap vermemesini de akıl zaafı olarak görmüştür. [49] Bazı Şia ulemaları, Bâki Mezarlığındaki türbelerinin yeniden inşa edilmesinin farz olduğu hususunda fetvalar yayınladılar. Bunun yanı sıra Seyit Ali Sistani bunu caiz olarak nitelendirdi. [51]

Seyit Muhsin Emin, İslami cihetten kutsal sayılan mekanların yıkılmasının ardından Hicaz'a gitti ve Vahhabiliğin, tarihini ve uygulamalarını açıklamak üzere Keşfü'l-Artiyab adlı bir kitap yazdı. [52] Vahhabileri eleştirerek tarihi olayları anlatan bu kitap ayrıca Farsçaya da çevrilmiştir. [53] Muhammed Cevad Bulaki, Bâki Mezarlığındaki İmamların türbeleri için verilen fetvayı reddeden risalesinde, kutsal yerlerin tahribatı konusunda Vehhabi düşüncesinin ilkelerini eleştirmiştir. [54] Ayrıca “دعوة الهدی الی الورع فی الأفعال و الفتوی” Davetü-l Huda al-ül Vere'fi-l A'fal ve-l Fetva adlı başka bir kitapta kutsal türbelerin yıkılıp tahrip edilmesi fetvasına tepki gösterilmiştir. [55] Bunların yanı sıra pek çok şair de Bâki Mezarlığındaki kabirlerinin yıkılmasından duydukları üzüntüyü şiirlerinde dile getirmişlerdir. [56]

Vahhabilerin Kabirler Hakkındaki İnançları

Bâki İmamları (a.s) türbesinin tahrip edilmeden önceki hali

Ana Madde: Bâki’nin Anıtları H. Kameri 1344 yılı Şevval ayının 8'inde, Medine müftülerinin verdiği fetvaya istinaden Suudi kadı Şeyh Abdullah Buleyhid'in emriyle Bâki Mezarlığı'nın tüm tarihi türbe ve mezarlar yıkılmıştır. [57] Fetvada Medine Müftülerinden 15 kişi [58], kabirlerin üzerine türbe yapılmasını oybirliği ile yasaklandığını ve yıkılmasını belirtmişlerdir. [59] Ancak Vehhabilik inancının aksine, Sünni ve Şii mezhebindeki yaygın inanışına göre türbe inşa etmenin İslam inançlarına aykırı olmadığı gibi dini liderlerin kabirlerini ve müminlerin türbelerini ziyaret etmek de müstehap (sevap) kabul edilir. [60] Muhammed Cevad Buleki el-Redde Ale-l Vehhabiye adlı kitabında belirttiğine göre İslam Peygamberi (s.a.a), İmam Ali (a.s), İmam Sadık (a.s) vb. din büyükleri İslam'ın başlangıcından itibaren bu konudaki Vahhabi inançlarını ve onların aktardıkları hadisleri amaçlarıyla ilgisiz buldukları için reddetmişlerdir. Buleki'ye göre Vahhabilerin aktardığı hadislerde içinde mezar bulunan binaların değil mezarların üzerine duvar gibi duran yapıların yapılması yasaktır. [61]

Vahhabiler, dini görüşlere dayalı olarak dini liderlerin kabirlerini yok eden ilk mezhep olarak kabul edilir. Ancak bunun yanında bazı Vahhabi olmayan kimseler, halifeleri kınayan kitapların getirdiği delillere güvenerek Bâki Mezarlığında bulunan halifelerin türbelerini yıkmaya çalıştılar, ancak başarısız oldular. [62]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

Bibliyografya

Dış Bağlantılar


Şablon:Bâki