Vatanseverlik
Vatanseverlik veya Yurtseverlik veya Hubbü’l Vatan (Arapça: حُبّ الوطن), bazı Müslüman alimlerin ifadesine göre Kur’an’da ve Hz. Muhammed’in (s.a.a) sözlerinde önemle vurgulanmıştır. Bunlardan biri Kasas suresi 85. ayet, diğeri ise Peygamber’e (s.a.a) nispet edilen (حُبُّ الوَطَنِ مِنَ الْایمانِ) “Hubbü'l Vatan Mine'l İman” (vatan sevgisi imandandır) sözüdür. Bununla birlikte İslam açısından vatanseverlik, ancak dini öğretilerle çatışmadığı, ayrılığa ve zulme araç haline gelmediği sürece değerli ve anlamlı kabul edilmiştir.
Vatanseverliğin sonuçları ve olumlu etkileri arasında imarın gerçekleşmesi, toplumsal dayanışma ve milli birlik, vatanı savunma, yönetimde ve devlet işlerinde aktif katılım, istibdadın önlenmesi ve benzeri hususlar zikredilmiştir. Ancak vatan sevgisinin aşırıya kaçtığı, kavmiyetçiliğe veya körü körüne bağlanmış bir milliyetçiliğe dönüştüğü ve bunun neticesinde ayrılıklar, düşmanlıklar ve toplumlar arası husumet doğurduğu durumlar, İslami bakış açısına göre hoş karşılanmamıştır. İmam Humeyni, aşırı milliyetçiliği Müslüman toplumlar arasında fitne ve bölünme oluşturmak için düşmanlar tarafından kurgulanan bir plan olarak görmüş, Nasır Mekarim Şirazi ise taassuba dayalı vatanseverliği ilerlemenin önünde ciddi bir engel olarak değerlendirmiştir.
Müslüman şairler ve edipler de vatan kavramına geniş biçimde temas etmişlerdir; Firdevsi’nin Şehname’sinde yer alan etnik ve milli vatandan, Muhammed İkbal’in şiirlerinde görülen İslam ümmetini kapsayan vatana; Mevlana ve Şeyh Bahai’nin eserlerinde işlenen uhrevi, manevi ve semavi vatana kadar farklı boyutlarda bu kavram işlenmiştir.
Kavramın Anlamı
Vatana duyulan sevgi ve bağlılık, insanın tabiatında var olan doğal bir eğilim olarak görülmüştür. Allah Teala bu meyli bütün mahlukatının fıtratına yerleştirmiştir ki insanlar sadece havası, iklimi ve imkanları en iyi olan topraklarda toplanmasınlar; bilakis dünyanın farklı bölgelerine dağılabilsinler ve bu durum çekişme ile çatışmaya yol açmasın.[1]
Dini kaynaklara dayanılarak ifade edilmiştir ki vatanseverliğin pek çok sonucu ve bereketli neticesi vardır. Bunların başında şehirlerin imarı ve bayındır hale gelmesi[2], milli dayanışmanın ve toplumsal özgüvenin güçlenmesi, yurdun ve onun maddi manevi değerlerinin savunulması[3], yönetime katılım sağlanması ve zalim idarecilerin istibdadının engellenmesi[4] zikredilmektedir.
Ayetullah Hameney’nin ifadesiyle:
“İslamiyet ve İrani kimlik birbirine zıt iki kutup değildir, bilakis bir tek hakikattir. Kim İslam’ın tarafında yer alırsa, kim İslam’ın askeri olursa, o kişi doğal bir şekilde bütün değerleri – bunların arasında vatan ve yurt sevgisi de vardır – savunur. Hubbü’l vatan mine’l iman; bu bizzat imandandır.”
Şii fakih ve müfessir Nasır Mekarim Şirazi’ye göre eğer maddi ve cismani vatan, manevi ve ruhani vatan ile birleşir ve Darü’l İslam adını alırsa, bu sevgi, ilgi ve saygı kat kat artar, onu savunma gayreti ve motivasyonu da daha fazla olur.[5] Abbas Ali Amid Zencani, Darü’l İslam’a ve ebedi vatana duyulan sevgiyi imanın bir parçası olarak görmüştür. Ona göre sevginin kaynağı, her insanın inancı ve itikadıdır; vatan bireyin inançlarıyla uyumlu ve ona uygun olduğu zaman, o kişi için sevgili ve kıymetli hale gelir.[6]
Dini Öğretilerde Vatanseverliğin Yeri
İmam Humeyni’nin görüşüne göre İslam açısından vatanseverlik meselesinde ve vatandaşlara duyulan sevgide herhangi bir sakınca yoktur.[7] Ona göre İslam’da vatanın da bir değeri vardır, ancak esas olan her yerde İslam’a hizmet etmektir.[8] Kur’an müfessiri Muhsin Kıraeti de vatana sevgi besleme hakkını Kur’ani bir hak olarak kabul etmiş, bu hakkın ellerden alınmasını ise açık bir zulüm olarak değerlendirmiştir.[9]
Vatan sevgisini teyit etmek amacıyla Kur’an ayetlerine, rivayetlere ve insanın yaratılışında var olan fıtrata delil olarak başvurulmuştur.[10] Bunlardan bazıları şunlardır:
Ayetler
- Kasas suresi 85. ayet vatanseverliği destekleyen en önemli ayetlerden biri olarak zikredilmiştir. Ravzatü’l Va‘ızin adlı eserde Mukatil b. Süleyman’dan, ayrıca Nasır Mekarim Şirazi’nin Tefsir-i Nemune’sinde İbn Abbas’tan nakledildiğine göre, Peygamber (s.a.a) hicret yolculuğunda Medine’ye giderken Cuhfe’ye ulaştığında doğduğu yurdu ve atalarını hatırladı, Mekke’yi görme arzusu gönlünde yeniden uyandı. Bu arzu ve hasret, üzüntü ve hüzünle karışık bir şekilde yüzünde belli oldu. Bunun üzerine Cebrail geldi ve: “Şehrine ve doğduğun yurda özlem duyuyor musun?” diye sordu. Peygamber de bunu tasdik etti. Ardından Cebrail, Kasas suresi 85. ayetin bir kısmını (اِنَّ الَّذى فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ اِلَى مَعَادٍ) "çeviri: Hiç şüphesiz, sana Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir." okuyarak onun gelecekte Mekke’ye döneceğini haber verdi.[11] Rivayet edilmiştir ki Allah, bu ayetle Peygamberini teselli etmiştir.[12] Hz. Fatıma’dan (a.s) nakledildiğine göre Peygamber on mesele hakkında kaygı taşıyordu; Allah onu rahatlattı ve bu meselelerden biri Mekke’den uzak kalmaktı. Bu durumda Kasas suresi 85. ayetle ona dönüş müjdesi verildi.[13]
- Şii müfessirlerden Nasır Mekarim Şirazi, kişilerin vatandan sürülmesinin Kur’an’da (örneğin Mümtehine suresi 8-9. ayetlerde ve Bakara suresi 246. ayette) olumsuz bir durum olarak tanımlandığını ve buradan vatanın kıymeti ile hürmetinin anlaşıldığını söylemektedir.[14]
- Müslüman yazar ve edip Cahız’a göre de Nisa suresi 66. ayet ile Bakara suresi 246. ayet, milli ve dini aidiyet bağlamında vatan sevgisini doğrulamaktadır.[15]
Hadisler
- Hem Şii hem de Sünni hadis kaynaklarında Peygamber’in (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in (a.s) vatana duydukları sevgiyi gösteren pek çok rivayet bulunmaktadır. Bunlardan birinde Peygamber (s.a.a), Mekke’ye hitaben şöyle buyurmuştur: “Sen Allah katında en iyi ve en sevgili beldesin; eğer kavmim beni buradan çıkarmasaydı, kendi isteğimle senden ayrılmazdım.”[16]
- Bazı fakihler – Nasır Mekarim Şirazi, Seyyid Ali Hameney ve Abbas Ali Amid Zencani – “Hubbü’l vatan mine’l iman” ifadesini Peygamber’e (s.a.a) nispet edilen sözlerden biri olarak değerlendirmiş ve bunun vatan sevgisine delil olduğunu söylemişlerdir.[17] Mekarim Şirazi’ye göre vatana duyulan sevgi doğal bir meyildir; bu meylin kaynağı nimete şükran duygusudur ve şükür, imanın işaretlerinden biridir.[18]
- Peyam-i İmam Emirü’l Mü’minin adlı eserde İmam Ali’den (a.s) nakledilen bir hadiste, ömrün boşa geçen kısmı için ağlamanın ve vatana bağlılığın insan şahsiyetinin göstergeleri arasında sayıldığı aktarılmaktadır.[19] Başka bir hadiste de İmam Ali’nin (a.s) ifadesine dayanarak[20] şehirlerin imarı ve gelişmesinin vatan sevgisine bağlı olduğu bildirilmiştir.[21]
Fıtrat
Fıtrat (yaratılış özü), insanın doğuştan ve Allah tarafından verilmiş, tüm insanlarda ortak olan, sonradan eğitim ve tecrübeyle kazanılmayan ve insandan ayrılmayan bir özelliktir. Hakikat arayışı, dini inançlara yönelim, güzellik ve sanat sevgisi, iyilik ve erdeme meyil gibi eğilimler fıtratın örneklerindendir.
Seyyid Abdü’l A'la Sebzevari ve Muhsin Kıraeti gibi Şii müfessirler, Taha suresi 63. ayete dayanarak insanın fıtraten doğduğu yeri ve yetiştiği vatanını sevdiğini belirtmişlerdir.[22]
Vatanseverliğin Şartları ve Gerekleri
Vatan sevgisinin sınırları konusunda denilmiştir ki, bu duygu her ne kadar dini öğretiler çerçevesinde onaylanmış ve makbul görülmüş olsa da, bunun şartı kişinin kendini üstün görmemesi ve ırkçılıktan uzak durmasıdır. Bu sebeple, kavmiyetçilik yani kişinin kendi kabilesini ve kavmini diğer topluluklardan üstün sayması ve başkalarını küçültmeye yönelik tavırlar sergilemesi, vatanseverlikten tamamen farklıdır. Yine ifade edilmiştir ki, taassuba dayalı kavmiyetçilik toplumda ayrışmalara yol açar ve nihayetinde kin, düşmanlık ve karşılıklı nefret doğurur.[23] İmam Humeyni de aşırı milliyetçiliği, Müslümanlar arasında ihtilaf çıkarmak için tasarlanmış bir plan olarak değerlendirmiş ve bunu İslam’a, Kur’an’a ve Peygamber’in (s.a.a) talimatına aykırı görmüştür.[24]
Seyyid Muhammed Mehdi Musevi Halhali (1304-1398 h.ş) (1925-2019), Şii fakih, el-Hakimiyye fi’l İslam adlı eserinde İsrail’in kuruluşunu ve Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını, vatan kelimesine yanlış anlamlar yüklenmesi[25] ve aşırı kavmiyetçiliğin teşvik edilmesiyle ilişkilendirmiştir.[26] Yine Kum İlmiye Havzası hocalarından Muhsin Ğereviyan da, milliyetçilik gibi etnik ve milli eğilimlere aşırı değer vermeyi, kökeninde vatan sevgisi olsa bile, aslında ırkçılık olarak nitelendirmektedir.[27]
Ayrıca, kişiyi hicretten alıkoyan ve sonuç olarak geri kalmışlığa veya zalim yönetimlerin boyunduruğu altına girmeye sebep olan vatanseverlik anlayışı da hoş görülmemiştir. Mekarim Şirazi, Nehcü’l Belaga’da İmam Ali’nin (a.s) şu sözüne dikkat çekmiştir: “Senin için en hayırlı şehir, seni kabul eden şehirdir.”[28] O, bu ifadeye dayanarak insan için yaşanacak en uygun yerin huzur ve ilerleme imkanı sunan yer olduğunu vurgulamış; ve her ne kadar dini öğretilerde vatan sevgisine işaret edilmiş olsa da, eğer vatanseverlik, ilerici ve onurlu bir yaşamın gereklerini engelleyen taassuba ve mantıksızlığa dönüşürse, artık İslam tarafından onaylanmayacağını belirtmiştir.[29]
Kur’an müfessiri Muhammed Ali Rizai İsfahani ve Şii fakih hukukçu Muhammed Cevad Arasta da, vatan sevgisinin İslam tarafından, ancak din ve mezhebin öğretilerine ters düşmediği ölçüde değerli ve onaylanmış olduğunu dile getirmişlerdir.[30]
Vatanseverlik Mefhumunun Şiirdeki Dönüşümü
Muhammed Rıza Şefii Kedkeni’nin ifadesine göre, Fars şiirinde vatan ve vatanseverlik kavramı tarihi ve kültürel dönemlerin farklılıklarına bağlı olarak sürekli bir şekilde değişime uğramıştır. Mesela Ebü’l Kasım Firdevsi’nin şiirlerinde bu kavram daha çok kavimsel ve ırksal bir yön taşırken, Hafız Şirazi, Sa‘di ve Nasır Husrev’in eserlerinde ise yalnızca toprağın ve memleketin kendisine odaklanıldığı görülmektedir. Buna karşılık, hicri 5. yüzyıldan önceki şairlerin şiirlerinde, özellikle Moğol istilası döneminde İslami vatana duyulan bağlılık ve sevgi ön planda tutulmuş, hatta bu İslami vatana duyulan sevginin Muhammed İkbal Lahori’nin manzumelerinde ve Meşrutiyet devri şairlerinden bir kısmının şiirlerinde de görüldüğü, onların ise bu konuda Seyyid Cemaleddin Esedabadi’nin düşüncelerinden etkilenip izinden gittikleri belirtilmektedir.[31]

Şeyh Bahai ile Mevlana,[32] kendi şiirlerinde "Hubbü’l vatan mine’l iman" rivayetine işaret ederek, burada kastedilen vatanın cismani toprak değil, manevi ve melekuti bir vatan olduğunu dile getirmişlerdir. Şeyh Bahai, "Nan ve helva" adlı eserinde bu manayı şu beyitlerle dile getirmiştir:[33]
Şiirin anlamı:
- İlim hazinesi "Ma ẓahara ma‘ ma baṭana" / Dedi ki imandandır ḥubbü’l vaṭana
- Bu vatan Mısır’la Irak’la Şam değil / Bu vatan bir şehirdir adı tam değil
- Çünkü dünyadandır bütün bu diyar / Dünyayı över mi hiç ḫayru’l enam
- Dünya sevgisi her hatanın başıdır / Hata ile iman bağışlanmaz, açıktır
- Ne hoş o kimse ki bulur tevfik payı / Yönelir o adsız şehre arayarak rayı
- Ey oğul, sen bu diyarlarda garibsin / Yabancıya alışmışsın, başın toprağa sinsin
- Öyle tutsak kaldın ten şehrinde daima / O vatan tamamen çıktı gönlünden hatta
- Yüz çevir bedenden, ruhunu sevinçle doldur / Gerçek asıl vatanını hatırına getir, huzur bul.
Monografi
Vatanseverlik meselesi üzerine Hamide Sadat Museviyan tarafından kaleme alınmış ve "Vatanseverlik: İslam Açısından" başlığını taşıyan bir eser bulunmaktadır. Bu kitap, İran'da Yezd Üniversitesi Yayınları tarafından basılmıştır. Söz konusu çalışmada Kur’an ayetleri ve rivayetlere dayanılarak vatan sevgisi, vatanseverlik ile dindarlık arasındaki ilişki, hicret olgusu, vatan sevgisinin sınırları ve sonuçları gibi meseleler ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.[34]
Kaynakça
- ↑ İbn Fekîh Hemedânî, el-Büldân, 1416 h.k, s. 487.
- ↑ İbn Şu‘be Harrânî, Tuhafü’l ‘ukūl, 1404 h.k, s. 207.
- ↑ Mîr Celîlî ve hemkarları, “Vatandostluğu Kur’ân ve Rivayetlerin Bakış Açısıyla”, s. 28; ‘Abbâsî Mukaddem, “Vatandostluğu mu Yoksa Vatanperestlik mi?/ Vatandostluğu; İddialardan Gerçekliğe”, Khabarguzârî-yi Mehr.
- ↑ Mûsevî Halhalî, el-Hâkimiyye fi’l İslâm, 1425 h.k, s. 86.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 2, s. 220-222.
- ↑ ‘Amîd Zencânî, Vatan ve Toprak ile Bunun Hukukî Neticeleri, 1364 h.ş, s. 25-26.
- ↑ Humeynî, Sahîfe-yi İmâm, 1389 h.ş, c. 13, s. 209.
- ↑ Humeynî, Sahîfe-yi İmâm, 1389 h.ş, c. 13, s. 168.
- ↑ Kıraetî, Tefsîr-i Nûr, 1388 h.ş, c. 1, s. 680; c. 5, s. 359.
- ↑ Mîr Celîlî ve hemkarları, “Vatandostluğu Kur’ân ve Rivayetlerin Bakış Açısıyla”, s. 8-28.
- ↑ Fattâl Nîşâbûrî, Ravzatü’l vâ‘izîn, 1375 h.ş, c. 2, s. 406; Mekârim Şîrâzî, Tefsîr-i Nemûne, 1371 h.ş, c. 16, s. 184-185.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 2, s. 221.
- ↑ Meclisî, Bihârü’l envâr, 1404 h.k, c. 43, s. 34.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 2, s. 220-221.
- ↑ Câhız, el-Hanîn ilâ’l evtân, 1402 h.k, s. 11-12.
- ↑ Muḥammedî Rey-Şehrî, Mîzânü’l ḥikme, 1384 h.ş, c. 13, s. 236.
- ↑ Hâmeneî, “Hemedan Eyaletinin İkinci Millî Şehitler Kongresi Tertipleyicileriyle Görüşme”, Âyetullâh Hâmeneî’nin eserlerinin muhafazası ve neşri ofisi sitesi; Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 15, s. 509-510; ‘Amîd Zencânî, Vatan ve Toprak ile Bunun Hukukî Neticeleri, 1364 h.ş, s. 25.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 15, s. 509-510.
- ↑ Karâcikî, Kanzü’l fevâ’id, 1410 h.k, c. 1, s. 94; Meclisî, Bihârü’l envâr, 1404 h.k, c. 71, s. 264.
- ↑ Meclisî, Bihârü’l envâr, 1404 h.k, c. 75, s. 45.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l mü’minîn, 1375 h.ş, c. 15, s. 510.
- ↑ Kıraetî, Tefsîr-i Nûr, 1388 h.ş, c. 5, s. 359; Sebzevârî, Mevâhibü’r Rahmân, 1409 h.k, c. 7, s. 182.
- ↑ bk. "ʿalâka be vaṭan ez dîdgâh-i eslâm barresî şod", ḫabarguzârî-yi ḥavza.
- ↑ Ḫumeynî, Ṣaḥîfe-yi İmâm, 1389 h.ş, c.13, s.209.
- ↑ Mûsevî Ḫalḫâlî, el-Ḥâkimiyye fi’l İslâm, 1425 h.k, s.87.
- ↑ A.g.e., s.87.
- ↑ Ḡaraviyân ve Ḳavâmiyân, "Milliyetçilik (Nasyonalizm) ez dîdgâh-i İslâm", s.105.
- ↑ Nahcü’l Belâġa, taṣḥîḥ Ṣubḥî Ṣâliḥ, ḥikmet 442, s.554.
- ↑ Mekârim Şîrâzî, Peyâm-i İmâm Emîrü’l Mü’minîn, 1375 h.ş, c.15, s.508.
- ↑ Riżâî Iṣfahânî, Tefsîr-i Ḳurʾân-i Mehr, 1387 h.ş, c.4, s.266; Arasṭâ, "Vaṭan-dûstî muḫâlif-i dîn ve mezheb arzîşî nedâred", ḫabarguzârî-yi Mehr.
- ↑ Şefiî Kedkenî, "Telakkī-yi kudemâ ez vatan", s. 25 ve 45.
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî-yi ma‘nevî, 1373 h.ş, s. 451.
- ↑ Şeyh Bahâî, Külliyât-ı eş‘âr u âsâr-ı fârsî-yi Şeyh Bahâî, 1352 h.ş, c. 1, kısım 3, s. 10.
- ↑ Musaviyân, Vatanseverlik ez dîdgâh-ı İslâm, 1393 h.ş, mukaddime-i kitâb.
Bibliyografi
- Nehcü’l belâğa, tashih: Subhî Sâlih, Kum, Markazü’l buhûsi’l İslâmiyye, 1374 h.ş.
- İbn Şu‘be Harrânî, Hasan b. Ali, Tuhafü’l ‘ukul ‘an âli’r resûl (s.a.a), tahkik ve tashih: Ali Ekber Ğaffârî, Kum, Dâftarı neşri İslâmî-yi vâbeste be Câmi‘a-yi muderrisîn-i Hûze-i ‘ilmiyye-yi Kum, 2. baskı, 1404 h.k.
- İbn Fakîh Hemedânî, Ahmed b. Muhammed, el-Büldân, Beyrut, ‘Âlemü’l kutub, 1416 h.k.
- Arastâ, Muhammed Cevâd, «وطندوستی مخالف دین و مذهب ارزشی ندارد», Mehr News sitesi, makalenin yayın tarihi: 11 Urdîbehişt 1390 h.ş, erişim tarihi: 5 Mordâd 1404 h.ş.
- Câhız, Amr b. Bahr, el-Hanîn ilâ’l evtân, Beyrut, Dârü’r râidü’l ‘arabî, 1402 h.k/1982.
- Hâmeneî, Seyyid Ali, «بیانات در دیدار دستاندرکاران برگزاری دومین کنگره ملی بزرگداشت شهدای استان همدان», Dâfter-i hıfz u neşr-i âsâr-ı Âyetullâh Hâmeneî sitesi, yayın tarihi: 5 Mihr 1402 h.ş, erişim tarihi: 31 Ferverdin 1404 h.ş.
- Humeynî, Seyyid Rûhullâh, Sahîfe-yi İmâm, Tahran, Müessese-yi tenzîm u neşr-i âsâr-ı İmâm Humeynî, 1389 h.ş.
- Rızâî İsfahânî, Muhammed Ali, Tefsîr-i Kur’ân-i Mehr, Kum, Entişârât-ı Pejûheşhâ-yi tefsîr u ‘ulûm-i Kur’ân, 1. baskı, 1387 h.ş.
- Sebzevârî, Abdü’l a‘lâ, Mevâhibü’r rahmân fî tefsîri’l Kur’ân, biyer, Dâfter-i Âyetullâh Sebzevârî, 2. baskı, 1409 h.k.
- Şefiî Kedkenî, Muhammed Rızâ, “Telakkî-yi kudemâ ez vatan”, Bukhârâ dergisi, sayı 75, Ferverdin ve Tîr 1389 h.ş.
- Şeyh Bahâî, Muhammed b. Hüseyn, Külliyât-ı eş‘âr u âsâr-ı fârsî-yi Şeyh Bahâî, Tahran, Kitâbfuruşî-yi Mahmûdî, 1352 h.ş.
- Abbâsî Mukaddem, Mustafa, «وطندوستی یا وطنپرستی؟ | وطندوستی؛ از ادعا تا واقعیت», Mehr News ajansı, yayın tarihi: 24 Behmen 1396 h.ş, erişim tarihi: 1 Urdîbehişt 1404 h.ş.
- «علاقه به وطن از دیدگاه اسلام بررسی شد», Hûze Haber ajansı, yayın tarihi: 23 Mordâd 1395 h.ş, erişim tarihi: 3 Urdîbehişt 1404 h.ş.
- ‘Amîd Zencânî, Abbâs Ali, Vatan u sarzemîn u âsâr-ı hukûkî-yi ân ez dîdgâh-ı fıkh-i İslâmî, Tahran, Dâfter-i neşr-i ferheng-i İslâmî, 1364 h.ş.
- Ğaraviyân, Muhsin ve Şâkir Kavâmiyân, «ملیگرایی (ناسیونالیسم) از دیدگاه اسلام», Ma‘rifet dergisi, sayı 50, 1380 h.ş.
- Fettâl Nîşâbûrî, Muhammed b. Ahmed, Ravzatü’l vâ‘izîn, Kum, eş-Şerîf er-Rızî, 1375 h.ş.
- Karâetî, Muhsin, Tefsîr-i Nûr, Tahran, Markaz-i ferhengî-yi Dershâyî ez Kur’ân, 1388 h.ş.
- Kerâcikî, Muhammed b. Ali, Kanzü’l fevâ’id, Kum, Dârü’z zeḫâ’ir, 1. baskı, 1410 h.k.
- Meclisî, Muhammed Bâkır, Bihârü’l envâr, Beyrut, Dârü ihyâi’t türâsi’l İslâmî, 1404 h.k.
- Muhammedî Rîşehrî, Muhammed, Mîzânü’l hikme, Kum, Dârü’l hadîs, 1384 h.ş.
- Muzaffer, Muhammed Rızâ, el-Mantık, Kum, İsmâ‘îliyân, 1366 h.ş.
- Mekârim Şîrâzî, Nâsır, Peyâm-ı İmâm Emîrü’l mü’minîn, Tahran, Dârü’l kütübi’l İslâmiyye, 1375 h.ş.
- Mekârim Şîrâzî, Nâsır, Tefsîr-i Numûne, Tahran, Dârü’l kütübi’l İslâmiyye, 1371 h.ş.
- Musavî Halaḫî, Seyyid Muhammed Mehdî, el-Hâkimiyye fi’l İslâm, Kum, Mecma‘u’l endîşe-yi İslâmî, 1. baskı, 1425 h.k.
- Musaviyân, Hamîde Sâdât, Vatanseverlik ez dîdgâh-ı İslâm, Yezd, Entişârât-ı Dânişgâh-ı Yezd, 1393 h.ş.
- Mevlânâ, Celâlü’d-dîn Muhammed, Mesnevî-yi ma‘nevî, haz.: Tevfîk Hâşim-pûr Sebhânî, Tahran, Vezâret-i ferheng u irşâd-i İslâmî, 1. baskı, 1373 h.ş.
- Mîr Celîlî, Ali Muhammed ve Kemâl Sahrâ’î Erdekanî ve Hamîde Sâdât Musaviyân, «وطندوستی از دیدگاه قرآن و روایات», Kitâb-i Qeym mevsimlik dergisi, sayı 5, 1391 h.ş.