Duaya İcabet

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Bu makale duaya icabet ile ilgilidir. Duanın anlamını öğrenmek için dua sayfasına bakın.

Yakarış
Hürremşehr Camisi.jpg

Duaya İcabet, Allah'ın kullarından gelen isteklerine icabet etmesi ve dualarını kabul etmesidir. Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim'de kullarına duanın cevabını vadetmiştir; Ancak bazen duanın icabeti kulun hayrına olmaması gibi hikmetler nedeniyle duaların yerine getirilmesi gecikir. İmam Ali'nin (a.s) Nehcü-l Belağa'da İmam Hasan'a (a.s) yazdığı mektupta, duaya icabetin gecikmesinin üç hikmeti zikredilmektedir: Bazen dua eden kulun niyetinde bir sıkıntı vardır, bazen ise Allah o kuluna daha büyük bir mükâfat vermek ister, bazen de Allah kulu için daha iyisini ister ve o şeyi kuluna başka bir zamanda verir.

Müstecabü-l Dave, duası kabul olan kimseye denir. Rivayetlere göre anne babanın evlatları için duası, mazlumun zalime karşı duası, imamın ve âdil liderin kavmi için duası ve müminin kardeşi için duası reddedilmeyecek dualar arasındadır.

Ayetler ve rivayetler duanın icabetini; duada kalp ve dilin uyumu, Allah'tan başkasına karşı ümit beslememek ve Allah'ı tanımak gibi bazı hususlara bağlamaktadır. Ayrıca günah, haram yemek, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktan uzaklaşmak gibi bazı davranışlar da duaya icabet etmeye engel olarak dile getirilmiştir.

Duaya icabet belirli bir zaman ve mekanla sınırlı değildir; Ancak rivayetlere göre Arife Günü ile Kadir Gecesi gibi bazı vakitlerde; ayrıca Kabe’nin etrafı, Hz. Peygamber’in (s.a.a) kabrinin etrafı, Masum İmamların kabirleri ve özellikle de İmam Hüseyin'in (a.s) kabrinin kubbesi altında dualar icabete daha yakındır.

İlahi Vaatler

Duaya icabet etmek, bir talebe cevap vermek ve icabet etmek demektir. [1] Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim'in birkaç ayetinde kullarına dualarını kabul edileceğini vadetmiştir. [2] “مجیب” "Mücib" kelimesi, Allah’ın isimlerinden olmakla birlikte kullarının isteğini yerine getiren manasına gelmektir. [3]

Allame Tabatabai’ye göre dualara icabet insan hayatında sürekli gerçekleşen bir şeydir. [4] Ancak dualara icabette insanın amaçlarına ulaşması için çabalamaktan vazgeçmemeli, zahiri sebepleri terk etmemeli ve hayatının doğal akışını bozan davranışlara yol açmamalıdır. [5]

Sebepler ve Koşullar

Ayet ve hadislerde dualara icabet, belli şartların gözetilmesine ve vasıtalarının hazırlanmasına bağlıdır. Onlardan bazıları:

  • Duada dilin ve kalbin bir olması: Kur’an-ı Kerim'de, Allah'a hakkı ile dua edilmesi şartıyla, kulların duasına kesinlikle icabet edildiği kabul edilir. [6] Allame Tabatabai, hakkıyla yapılan duayı Allah'ı hem kalple aynı anda hem de dil ile yapılması gerektiği şeklinde tefsir etmiştir. [7] İmam Ali'den (a.s) de Allah'a samimi şekilde yapılmayan dualara icabet edilmediğini rivayet edilmiştir. [8]
  • Allah'ın dışındakilerden ümit kesme: İnsan zahiri ve hayali sebeplerden ümidini keserek Allah'a (c.c) ihlasla yönelmelidir; çünkü Allah Bakara Suresi'nin 186. ayetinde kulların yalnızca kendisine umut bağlamalarını istemiştir. [9]
  • Allah'ı tanıyarak dua etme: İmam Sadık'ın (a.s) bir rivayetine göre duasının neden kabul edilmediğini soran bir topluluğa cevaben, dua eden kişinin Allah’ı tanımamasını duanın kabul edilmemesinin sebebi olarak göstermiştir. [10]
  • Huşu ve Tevazu: Araf Suresi 55. Ayeti, müminlerden Allah'a dua ederken tevazu ve alçakgönüllü olmalarını istemektedir. İmam Sadık (a.s) da dua eden kişinin dualarına icabet olunması için gözlerinden yaşlar akarak ve bedeni titreyerek kalbi kırık bir şekilde Allah'ın huzuruna çıkması gerektiğini belirtir. [11]
  • Salih amellerle dua edilmesi: Duaların kabul olması için salih ameller işlenmesi ve özellikle de sadaka verilmesi emredilmiştir. [12] Allah, Kur’an-ı Kerim'de iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına icabet edeceğini vadetmiştir. [13]
  • Müminlerin Toplu Duası: İmam Sadık'tan (a.s) edinilen bir rivayete göre Allah'a dua eden kırk müminin duasına mutlaka icabet edildiğini ve kendisinin de sıkıntılı zamanlarda ailesini ve çocuklarını toplayarak birlikte dua ettikleri rivayet edilmiştir. [14]

Ayrıca istiğfar [15] ile birlikte duada Ehlibeyt'e (a.s) tevessül etmek [16] duanın icabet edilmesi için diğer şartlar ve koşullar arasında sunulmuştur.

Zaman ve Mekan

Dualara icabet belirli bir zaman ve mekanla sınırlı olmamakla birlikte dualara icabet için bazı zamanlar ve yerler de tavsiye edilir; Kadir Gecesi, Şaban Ayının Ortası, 27 Recep, Ramazan Bayramı, Arife Günü, Kurban Bayramı, Muharrem ayının ilk günü, şafak vakti ve ezan vakti, Cuma gecesi, yağmur yağdığında, farz namazlardan sonra, Kabe'yi görme anı, Receb ayı, Şaban ayı ve Ramazan Ayı gibi özel aylar, duaya icabetin en yoğun olduğu vakitlerdendir. [17]

Ayrıca Mekke, Mescid-i Haram, Kâbe, Hacerü-l Esved, Rükn-i Yemani, İsmail Taşı, Arafat çölünde, İslam Peygamberinin (s.a.a) türbesinin çevresinde, Revzetü-l Nebi, Şia İmamları'nın türbeleri ve özellikle İmam Hüseyin'in (a.s) kubbesinin altında, [18] Sehle Mescidi ve Kufe Mescidi, duaların en çok kabul edildiği söylenen yerler arasındadır. [19]

İcabete Engeller

Ayet ve hadislerde dualara icabet edilmesinin önündeki engellerden bazıları şöyle sıralanmaktadır:

  • Günah: İmam Bakır'ın (a.s) bir rivayetinde günah, insanı duaların kabul olmasından mahrum bırakan en önemli etkenlerden biri olarak tanıtılmıştır. [20] İmam Seccad'ın (a.s) ise kötü niyeti, kötü kalpli olmayı, din kardeşleri arasında nifak çıkarmayı, farz namazları geciktirmeyi, küfür etmeyi ve sadaka vermemeyi dualara icabet edilmesine engel olan günahlar olarak görmüştür. Ayrıca rivayetlerine göre [21] Zulüm, [22] ana babaya itaatsizlik, sılayı rahmi kesmek, [23] ahdi bozma, [24] ve gıybet [25], dualara icabet edilmeme nedenlerindendir. Kumeyl Duasında, Allah'tan duaların kabul edilmemesine neden olan günahların bağışlanması istenir. [26]
  • Haram yemek: Rivayetlere göre haramı alan ve haram yiyen insanın kırk gün boyunca duasına icabet edilmez. [27] Bir kutsi hadiste Allah (c.c), haram yiyenlerin dışında bütün kullarının dualarına icabet etmeyi vadetmiştir. [28]
  • Yalnızca zorluklarda dua etmek: Rivayetlere göre zorluklarda duasının kabul olmasını isteyen kimse, rahatlık ve mutluluk içindeyken de Allah'ı unutmamalı dua etmelidir. [29]
  • Ehlibeyt'in (a.s) velâyetinden şüphe etmek: Bir rivayete göre bir kimse Ehlibeyt'in (a.s) velâyetinden yana kalbinde şüphe barındıracak olursa ömrü boyunca dua etse de duasına icabet edilmez. [30]
  • Hıyanet ve vefasızlık: İmam Ali (a.s) dualara icabet edilmemesinin nedenini soran bir kişiye cevaben insanların kalplerinde ihanet ve küfrü sekiz yerde dualara icabete engel olduğunu belirtmiştir. Allah'ı tanımasına rağmen hakkını yerine getirmemek, İslam Peygamberi'ne (s.a.a) iman etmek ve onun ahlâkına göre hareket etmemek, Kur'an-ı Kerim’i okuyup onunla amel etmemek, söz ile cehennemden korktuğunu belirtmek ancak davranışlarla cehenneme yönelmek, dilde cenneti arzulayıp gerçekte ise cennet için çabalamamak, Allah'ın nimetlerinden yararlanıp nankörlük etmek, insanların ayıplarını görüp kendi ayıplarını görmemek, dilde şeytana düşmanlık yaparak pratikte ona dost olmak bu ihanetlerdendir. İmam Ali (a.s) dualara icabet etmede bunları birer engel olarak görmektedir. [31]

Ayrıca, iyiliğin emri ve kötülükten sakındırmaktan kaçınmak [32] ile birlikte namazı hafife almak [33], duaların icabet edilmesinde engel sayılır.

Duaya İcabetin Gecikme Sebebi

Allame Tabatabai’ye göre gerekli şartlara riayet edilir ve engeller kaldırılırsa Allah (c.c) dualara icabet eder; bu da Allah’ın kesin sünnetlerinden biridir. [34] Fakat bazen de dua edenin hayrına olmadığı için veya başka bir hikmet nedeniyle duaların icabeti gecikir. [35] Bu hikmetlerden bazıları şunlardır:

  • Kul hakkında hayırlı olmaması: Bazen bir kimse dua eder ancak ettiği dua onun hayrına olmaz ve Allah (c.c) bu yüzden onun duasına icabet etmeyi geciktirir veya icabet etmez. Kur’an-ı Kerim’de, Müslümanlara hitaben: “Bazen kendi aleyhine olan bir şeyi seversin ya da kendi yararına olan bir şeyi de sevmezsin oysa Allah senin hayrına olan şeyi senden daha iyi bilir.” denilmektedir. [36] İmam Ali (a.s) oğlu İmam Hasan’a (a.s) hitaben şöyle buyurmuştur: “Kendiniz için istediğiniz her neyse onda dininizin ve dünyanızın helakinden başka bir şey yoktur.” [37]
  • İmam Ali'nin (a.s) Nehcü-l Belağa'da bahsi geçen İmam Hasan'a (a.s) mektubunda, dualara icabetin gecikmesinin üç hikmetinden zikredilmektedir: Bazen niyette bir sıkıntı olur, bazen Allah insana daha büyük bir mükâfat vermeyi diler ve Bazen de Allah başka bir zamanda ona daha hayırlısını verir. [38] İmam Seccad'dan (a.s) da şöyle rivayet edilmiştir: “Müminin duasının üç faydası vardır: Ya ahirette mümine fayda verir, ya dünyada yerine getirilir ya da başka bir bela ondan geri döner.” [39].

Müstecabü-l Dave

Ana Makale: Müstecabü-l Dave Duası çabuk kabul olunan kimseye “ مستجاب الدعوة” 'Müstecabü-l Dave' denir. [40] Rivayetlere göre anne babanın çocukları için duaları, mazlumun zalime karşı duası, umre etmiş kişinin duası, oruçlunun duası, imamın veya âdil liderin kavmi için duası ve müminin diğer müminler için duası reddedilmez. [41]

İmam Hasan'dan (a.s) da rivayet edildiğine göre bir kimse kalbinde Allah'ın (c.c) razı olmadığı şeyler yapmamak için kalbine dikkat ederse onun Müstecabü-l Dave olacağına kefilim. [42]

Kaynakça

  1. İbni Manzur, Lisanu-l Arab, H. 1414, Ceveb Kelimesi (جوب).
  2. Bakara Suresi, 186. Ayet; Mümin Suresi, 60. Ayet; Şura Suresi, 26. Ayet.
  3. İbni Manzur, Lisanu-l Arab, H. 1414, Ceveb Kelimesi (جوب).
  4. Tabatabai, El Mizan, H. 1390, c. 2, s. 31.
  5. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, H. Ş. 1371, c. 1, s. 647.
  6. Bakara Suresi, 186. Ayet.
  7. Tabatabai, El Mizan, H. 1390, c. 2, s. 33.
  8. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 473.
  9. Tabatabai, El Mizan, H. 1390, c. 2, s. 33; Fahri Razi, Et-Tefsiru-l Kebir, H. 1420, c. 5, s. 262.
  10. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 90, s. 38.
  11. Hürr'ü Amuli, Vesailu-ş Şia, H. 1409, c. 7, s. 73.
  12. Hürr'ü Amuli, Vesailu-ş Şia, H. 1409, c. 4, s. 165; İbni Şuba Harani, Tuhafu-l Ukul, H. 1404, s. 111.
  13. Şura Suresi, 26. Ayet.
  14. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 487.
  15. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 486.
  16. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 91, s. 21.
  17. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 477-478, 522-525; c. 3, s. 414,416; c. 4, s. 67, 155; Saduk, El Amali, H. Ş. 1376, s. 671, 354, 701; Tirmizi, Sünen, H. 1403, c. 5, s. 223.
  18. İbni Fahid Hilli, İddetu-d Dai ve Nicahu-s Sai (عدة الداعی و نجاح الساعی), H. 1407, s. 57.
  19. Eş'ari Kummi, El Nevadir (النوادر), H. 1407, s. 140; Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 4, s. 409, 411, 530-532, 551; Gazi Numan, Deaimu-l İslam (دعائم الاسلام), c. 1, s. 293; Saduk, El Amali, H. Ş. 1376, s. 684; Tusi, Tahzibu-l Ahkam, H. 1407, c. 6, s. 35, 107; Müttaki Hindi, Kenzu-l Umal (کنز العمال), H. 1407, c. 12, s. 194-222.
  20. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 271.
  21. Saduk, Maaniyu-l Ahbar, H. 1403, s. 271.
  22. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 334.
  23. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 448; Helvani (حلوانی), Nuzhetu-n Nazir (نزهة الناظر), H. 1407, s. 37.
  24. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 93, s. 368.
  25. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 75, s. 268.
  26. Tusi, Misbahu-l Müctehid, H. 1414, s. 844.
  27. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 90, s. 358,373.
  28. İbni Fahid Hilli, İddetu-d Dai ve Nicahu-s Sai (عدة الداعی و نجاح الساعی), H. 1407, s. 139.
  29. Hürr'ü Amuli, Vesailu-ş Şia, H. 1409, c. 7, s. 40.
  30. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 401.
  31. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 90, s. 376-377.
  32. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 90, s. 378.
  33. Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 83, s. 21.
  34. Tabatabai, El Mizan, H. 1390, c. 2, s. 32.
  35. Karaati, Tefsir-i Nur, H. Ş. 1388, c. 1, s. 289.
  36. Bakara Suresi, 216. Ayet.
  37. Nehcü-l Belaga, Süphi Salih'in Düzenlemesi, H. 1414, s. 399.
  38. Nehcü-l Belaga, Süphi Salih'in Düzenlemesi, H. 1414, s. 399.
  39. İbni Şuba Harani, Tuhafu-l Ukul, H. 1404, s. 280.
  40. Dihhoda, Lügatname, H. Ş. 1377, Müstecab Kelimesi (مستجاب).
  41. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 510; Meclisi, Biharu-l Envar, H. 1403, c. 90, s. 356; c. 93, s. 256.
  42. Kuleyni, El Kafi, H. 1407, c. 2, s. 62.

Bibliyografya

  • Nehcü-l Belaga, Süphi Salih'in Düzenlemesi, Kum, Hicret, H. 1414.
  • İbni Şuba Harani, Hasan bin Ali, Tuhafu-l Ukul, Ali Ekber Gaffari'nin Düzenlemesi, Kum, Came'e-i Müderrisin, 1414.
  • İbni Manzur, Muhammed bin Mekram, Lisanu-l Arab, Beyrut, Daru-l Fikr, Darun Sadır (دار الفکر -‌ دار صادر), H. 1414.
  • İbni Dahid Hilli, Ahmed bin Muhammed, İddetu-d Dai ve-n Nicahu-s Sai (عدة الداعی و نجاح الساعی), Ahmed Muhdi Kummi'nin Düzenlemesi, Tahran, Daru-l Kutubu-l İslamiyye, H. 1407.
  • Eş'ari Kummi, Ahmed bin Muhammed bin İsa, El Nevadir, Kum, İmam Hadi Müessesesi, H. 1408.
  • Tirmizi, Muhammed bin İsa, Sünenu-t Tirmizi ve huve-l Cami'u-s Sahih (سنن الترمذی و هو الجامع الصحیح), c. 3 ve c. 5, Abdurrahman Muhammed Osmanof'un Baskısı, Beyrut, H. 1403/1983.
  • Hürr'ü Amuli, Muhammed bin Hasan, Vesailu-ş Şia, Kum, Alu-l Beyt (a.s) Müessesesi, H. 1409.
  • Dihhoda, Lügatname, Tahran, Tahran Üniversitesi Yayınları, H. Ş. 1377.
  • Saduk, Muhammed bin Ali, El Amali, Kum, Bi'set Müessesesi Yayını, H. 1417.
  • Saduk, Muhammed bin Ali, Maaniyu-l Ahbar, Ali Ekber Gaffari'nin Düzenlemesi, Kum, İslami Yayınlar Ofisi, H. 1403.
  • Tabatabai, Seyyid Muhammed Hüseyin, El Mizan fi Tefsiri-l Kur'an, Beyrut, El A'lemi li-l Matbuat Müessesesi (مؤسسة الاعلمی للمطبوعات), H. 1390.
  • Tusi, Muhammed bin Hasan, Tahzibu-l Ahkam, Hasan Musevi Horasan'ın Baskısı, Beyrut, H. 1401/1981.
  • Tusi, Muhammed bin Hasan, Misbahu-l Müctehid, Beyrut, Fıkhu-ş Şia Müessesesi, H. 1411.
  • Fahri Razi, Muhammed bin Ömer, El Tefsiru-l Kebir, Beyrut, Darun İhyau-t Turasu-l Arabi (دار إحیاء التراث العربی), H. 1420.
  • Gazi Numan, Numan bin Muhammed, Deaimu-l İslam ve Zikru-l Helal ve-l Haram ve-l Gazaya ve-l Ahkam (دعائم الاسلام و ذکر الحلال و الحرام و القضایا و الاحکام), Asıf bin Ali Asker Feyzi'nin Baskısı, Kahire (1963-1965), Ofset Baskı (Kum, Bita).
  • Karaati, Muhsin, Tefsir-i Nur, Tahran, Kur'an'dan Dersler Kültür Merkezi, H. Ş. 1388.
  • Kuleyni, Muhammed bin Yakup, El Kafi, Tahran, Daru-l Kutubu-l İslamiyye, H. 1407.
  • Müttaki Hindi, Ali bin Hüsamüddin, Kenzu-l Umal fi Sünenu-l Akval ve-l Af'al (کنزالعمال فی سنن الاقوال و الافعال), Bekri Hayani ve Saffet Sakka'nın Baskısı, Beyrut, H. 1409/1989.
  • Meclisi, Muhammed Bakır, Biharu-l Envar, Beyrut, Darun İhyau-t Turasu-l Arabi (دار إحیاء التراث العربی), H. 1403.
  • Mekarim Şirazi, Nasır, Tefsir-i Numune, Tahran, Daru-l Kutubu-l İslamiyye, H. Ş. 1371.