Nazar Ayeti

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Nazar Ayeti

Ve İn Yekad (Nazar) Ayeti (Arapça:آية وَإِن يَكَادُ); Kalem Suresinin 51 ve 52. ayetidir. Bu ayet Nazar Ayeti olarak da bilinmektedir. Nitekim tefsir kitaplarında bu ayeti kerimenin, Kafirlerin Kur’an-ı Kerim’i dinledikten sonra Peygamber Efendimize (s.a.a) nazar değdirerek O’na zarar verme niyetinde olduklarına delalet ettiği belirtilmektedir.

Ayetin Metni

Nazar ayeti Kalem Suresi’nin 51 ve 52. ayetleridir:

﴾وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُ‌وا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِ‌هِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ‌ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ ﴿٥١﴾ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ‌ لِّلْعَالَمِينَ ﴿٥٢

"Doğrusu, kâfirler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Şüphesiz, o bir delidir." derler. Oysa bu (Kur'ân), âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir.”

Kalem Suresi, 51 - 52.

Ayetin Açıklaması

Lügatlerin Açıklaması

Ayetin başındaki şeddesiz “ان” (İn) edatı “إنّ” (İnne) kelimesinin hafifletilmişidir (muhaffaf ve kısaltılmışıdır) ve “Zelq” (زلق) kelimesi de kaymak anlamında kullanılmaktadır. “İzlaq” (ازلاق) manasına gelen “Ezlal” (ازلال) kelimesi ise yer yıkmak ve devirmek anlamına gelmekle birlikte öldürme ve helak etmekten kinayedir.

Dolayısıyla bu ayeti kerime şu manaya gelmektedir: Doğrusu, kâfirler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi; yani nazarlarıyla seni öldüreceklerdi.[1]

Nazar

Bütün müfessirlere göre “Ezlak bi Ebsardan” (gözleriyle onu kaydırıp yere devirmekten) kasıt, nazardır. Nefsani (psikolojik) etkenlerden sayılan nazarın olmadığına dair akli bir kanıt yoktur, aksine göz değmesi olarak algılanan bir çok somut hadiseler de yaşanmıştır. Dolayısıyla hakkında rivayetlerin de bulunduğu bu meseleyi inkâr ederek hurafe saymamızın gereği yoktur.

Bazı müfessirler bu ayetin manası hakkında şöyle bir açıklama getirmişlerdir: Kafirler zikri (Kur’an-ı) senden duyunca, öfke ve kin dolu bakışlarla sana bakarlar; öyle ki o keskin bakışlarıyla seni öldürmek isterler.[2]

Açıklamanın Devamı

"Şüphesiz, o bir delidir." derler. Oysa bu (Kur'ân), âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir.” Kâfirlerin, Peygamber Efendimizden (s.a.a) Kur’an-ı işitirken O’na (s.a.a) delilik nispeti vermeleri, Kur’an’ın şeytan ve cinlerin telkini olduğunu söylemek istemelerinin delilidir. Bundan dolayı Allah-u Teala onlara cevap vermek istediğinde, Kur’an’ın alemler için bir öğütten başka bir şey olmadığını buyurmaktadır.[3]

Bu Ayetin Halkın Hayatındaki Uygulaması

Nazar veya İn Yekad ayeti, Müslüman halkların yaşamlarında en çok kullandığı ve aynı şekilde kâmil bir şekilde yazarak nazardan korunmak amacıyla evlerin girişlerine astığı Kur’an-i ayetlerden biridir. Nitekim bu ayetin nüzul sebebinin de Peygamber Efendimizin (s.a.a) kafirler tarafından nazar edilmesi hakkında olduğu belirtilmiştir.[4] Ayrıca bazı hadis ve dua kitaplarında kıskanç ve kötü niyetli insanların nazarından korunmak için nazar ayetinin yazılması veya okunması faydalı görülmüştür.

Örneğin İmam Hüseyin’den (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Nazarın (göz değmesinin) devası “و ان یکاد الذین کفروا…” ayetidir.”[5]

Şehit Mutahhari’nin Görüşünde Nazar

Şehit Mutahhari “Ve İn Yekad (Nazar) Ayeti”nin göz ve nazar değmesini önleme özelliğine sahip olduğuna dair bir kanıtın olmadığına inanmaktadır: “Doğrusu, kâfirler Kur'ân'ı dinlediklerinde, neredeyse gözleriyle seni devireceklerdi. "Şüphesiz, o bir delidir." derler. Oysa bu (Kur'ân), âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir” ayetinin göz ve nazar değmesini önleme özelliği var mıdır? Biz şu ana kadar bu ayeti göz ve nazar değmesine karşı kullanın (okuyun) diyen veya delalet eden bir kanıta (hadis veya cümle) rastlamadık. Göz değmesinin hakikatinin olup olmadığı başka bir konu ve bu ayetin göz ve nazar değmesini önlemek için okunması ayrı bir konudur. Peygamber (s.a.a) ve İmamlar (a.s) tarafından bize bir şey ulaşmamışsa, kendimizden bir şeyle uydurmamalıyız. Nitekim insanların ruhiyesi böyle şeyler için hazırdır.”

Şehit Mutahhari “Ve İn Yekad (Nazar) Ayeti” yazılı tabloların göz ve nazar değmesini önlemesi için evlerin girişine asılmasını eleştirerek şöyle demektedir:

“İnsanların seçtiği nişane ve şiarlardan onların ruhiyesini tanımak mümkündür. Kur’an’da şiar edinebileceğimiz pek çok ayeti kerime vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve İmamlarımızdan (a.s) da pek çok hadis. Ama ayetlerden hiçbiri “Ve İn Yekad” ayeti kadar halkın arasında şiar ve nişane olarak yaygınlaşmamıştır. Hangi eve giderseniz gidin “Ve İn Yekad” ayetini görmektesiniz. Bu, benim evimi ve yaşantımı gören gözlerin kör olsun, bu tabloyu senin kem gözün kör olsun diye buraya astım, anlamına gelmektedir. Bu durum bir taraftan insanların bencilliğini ve bir taraftan da başkalarına olan kötümserliği göstermektedir.

Tahran’ın her yerini gezseniz, bir evin kapısında “هَلْ يَسْتَوِى الَّذينَ يَعْلَمونَ وَ الَّذينَ لا يَعْلَمون” (De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Zümer Suresi, 9) ayetinin duvara asılmış olduğuna çok az rastlarsınız. Şiar edinmek için bu ayetten güzel daha ne olabilir: “انَّ اكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقيكُمْ” (Şüphesiz, Allah katında sizin en değerliniz, en takvalı olanınızdır. Hucurat Suresi, 13) Oysaki insanın her birine her baktığında ders alacağı o kadar çok ayeti kerime var ki. İşte insan bunları görmüyor, ama hangi eve giderseniz gidin kapısında mutlaka “وَ انْ يَكادُ الَّذينَ كَفَروا” ayetini görmektesiniz. Yani Allah’ın böyle nimetler verdiği kimse benim ve kötü gözü olan da sensin ve senin bize nazar ve göz değdirmeni istemiyoruz. Senin nazar etmeni engellemek için bu tabloyu buraya astım. Böyle bir şeyin olmadığı bir eve çok az rastlanır.”[6]

Dış Bağlantılar

Kaynakça

  1. Tercümeyi Tefsiri el-Mizan, c. 19, s. 648.
  2. Tercümeyi Tefsiri el-Mizan, c. 19, s. 648.
  3. Tercümeyi Tefsiri el-Mizan, c. 19, s. 648.
  4. Musevi, Amuli, s. 48, el-Kafi, c. 4, s. 567.
  5. عَنِ اَلْفَرَّاءِ وَ اَلزَّجَّاجِ قَالَ اَلْحَسَنُ دَوَاءُ إِصَابَةِ اَلْعَيْنِ أَنْ يَقْرَأَ اَلْإِنْسَانُ هَذِهِ اَلْآيَةَ وَ إِنْ يَكٰادُ اَلَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصٰارِهِمْ لَمّٰا سَمِعُوا اَلذِّكْرَ وَ يَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَ مٰا هُوَ إِلاّٰ ذِكْرٌ لِلْعٰالَمِينَ; Camiu’l Ahbar, s. 157; Musevi Amuli, s. 48.
  6. Mecmua Asarı Üstad Şehit Mutahhari, c. 27, s. 631 - 632.

Bibliyografi

  • Tercümeyi Tefsiri el-Mizan, c. 19.
  • Musevi Amuli, Seyyid Muhsin, “Sernivişthayi Kur’an”, Beşaret, sayı 65, Hordad ve Tir 1387.
  • Nur İslam İlimleri Araştırma Merkezi (Computer Research Center of Islamic Sciences) Şehit Mutahhari Külliyatı CD’si.
  • Şeiri, Muhammed b. Muhammed, Camiu’l Ahbar, el-Matbaatu’l Haydariyye, Necef.