Nass Karşısında İçtihat

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Nass karşısında içtihat (Arapça: الاجتهاد فی مقابل النص), Şii fıkıh ve kelam biliminde kullanılan bir terimdir. Bu terimden maksat, kişinin kendi kişisel rey ve görüşünü Kur’an ve Hz. Peygamberin (s.a.a) açık ve sarih sözünden daha öncelikli bilmesidir.

Etimoloji

Sözlükte, belirlemek, sınırlandırmak, yukarı kaldırmak, anlamı açık olan, ihtimalden uzak söz, son sınır, her şeyin son ve nihayeti anlamlarına gelir.[notlar 1]) Yaygın ıstılahta ‘birden fazla manası olmayan güvenilir, muteber, sarih, aşikâr ve bir tek manaya ihtimali olan ve tevile ihtimali olmayan söz demektir.[1]

Fıkıh ve kelam âlimlerinin “Nass karşısında içtihat”tan maksadı, müçtehidin kendi kişisel görüşünü Allah’ın emri veya Hz. Peygamber (s.a.a) veya Ehlibeyt İmamlarının sözlerinden mukaddem ve öncelikli bilmesidir.[2]

Fakihler ve Nass Karşısında İçtihat

Şii fakihler[3] ve Sünni fakihlerin çoğuna göre, kat’i ve kesin delil karşısında içtihatta bulunmak sahih değildir.[4] Bazı Sahabe ve Tabiin de kendi içtihatlarında nassı kendi içtihatlarına öncelikli bilmiş ve hiçbir zaman nass karşısında içtihat etmemişlerdir.[5]

Bu fakihlerin delil ve kanıtı, akıl delilinin yanı sıra Kur’an ayetleri ve Şia ve Sünni kaynaklı hadislerdir:

  • Nahl Suresinin 116. Ayeti: “Kendi dillerinizle uydurduğunuz asılsız nitelemelere dayanarak «Şu helaldir, şu da haramdır» diyerek Allah adına yalan uydurmayınız. Hiç şüphesiz Allah adına yalan uyduranlar iflah olmazlar. Kurtuluşa eremezler.”

Allah Teâlâ, Bu ayette, Allah ve Peygamberine yalan isnadında bulunmayı ve ayrıca Allah ve Resulünün hükmünü belirlediği şeylerin helal ve haram olduğuna dair hükümde bulunmayı yasaklamış ve böyle bir kişinin iflah olmayacağını ve akıbetinin hayırla son bulmayacağını belirtmiştir.

  • Nisa Suresinin 65. Ayeti kerimesi: “Hayır, hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hakemliğine başvurmadıkça sonra da vereceğin karara, gönüllerinde hiçbir burukluk duymaksızın, kesin bir teslimiyetle uymadıkça iman etmiş olamazlar.”
  • Şii kaynaklarında nakledilen şu hadisi şerifte, İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim, iki dirhem hakkında Allah’ın indirdiği şekilde hüküm vermezse, kâfir olur.” Ravi İmam Sadık’a şöyle sorar: “Allah’ın nazil ettiği şeye mi kâfir olur, yoksa Muhammed’e (s.a.a) nazil ettiği şeye mi?” Efendimiz (a.s) şöyle buyurur: “Sana yazıklar olsun! Her ne zaman, birisi Muhammed’e (s.a.a) nazil olan bir şeye kâfir olursa, şüphesiz Allah’ın nazil ettiği şeye de kâfir olur.”[notlar 2]
  • Sünni kaynaklarında nakledilen şu rivayet: Sakif kabilesinden birisi ikinci halife Ömer’e hac hakkında bir soru sorar. Ömer sorunun cevabını verir. Bunun üzerine adam şöyle der: ‘Peygambere bu soruyu sordum, bana başka bir cevap verdi.’ Ömer ayağa kalkarak adamı dövmeye başlar ve şöyle der: ‘Neden bana Peygamberin görüş bildirdiği bir konuda soru soruyorsun?”[notlar 3]

Bir grup Ehlisünnet alimi, nas karşısında içtihadın caiz olmadığı görüşünü ihlal ederek, bu kaideyi hükümsüz kılarak reddetmişlerdir. Bu kişiler kendi içtihat ve görüşlerini nassa karşı ön planda tutarak daha öncelikli bilmişlerdir.[6] Tufi gibi bazıları ‘siyaset ve alış verişte eğer menfaat ve çıkarlar nasla tearuz ederse ve ikisinin ortası bulunmazsa, menfaat ve çıkarları nassa öncelikli kılabiliriz,’ Demişlerdir.[7]

Sahabe ve Nas Karşısında İçtihat

Bazı sahabeler nas karşısında içtihat etmekten kaçınsa da tarih bazı ashabın bir çok yerde nas karşısında içtihatta bulunarak kendi görüşlerini Kur’an ve Peygamberin sözlerinden öncelikli bildiklerini kaydetmiştir. Bu kişiler apaçık ve sarih bir şekilde nas karşısında içtihatta bulunarak fetva vermişlerdir.[8] Ünlü araştırmacı ve yazar Şerafettin Amuli, “en-Nas ve’l-İçtihat” adlı ünlü kitabında bu içtihatlardan bazılarını nakletmiştir. Ona göre, ikinci halife Ömer, muta nikahı ve hac mutası konusunda nas karşısında açıkça içtihatta bulunarak nas karşısında içtihatta bulunan ilk kişidir.[9]

Seyyid Serafettin Amuli, sekiz fasıldan oluşan kitabında (Hz. Peygamberin açık sözleri karşısında kişinin kendi kişisel görüşünü ön planda tutarak fetva verdiği) ilk üç halife, hakimler ve onların yakınlarının Hz. Peygamber efendimiz hayatta iken veya vefatından sonraki dönemde mürtekip oldukları yüz kadar nas karşısında içtihat yerlerini Ehlisünnetin güvenilir ve muteber kitaplarından naklederek saymıştır. Bu yerlerde onların amaçları hakkında bir yargıda bulunmadan her biri hakkında araştırmacı bilimsel görüşlerini beyan ederek tenkit etmiştir.[10] Onlardan bazıları şunlardır:

Ana Madde: Nas ve İçtihat (kitap)

Kaynakça

  1. Ferheng-i Farsi, c. 3, s. 2399.
  2. Der Amedi ber İçtihat en menzer Kur’an, s. 276.
  3. Cevahiru’l-Kelam, c. 30, s. 141; Yenabiü’l-Ahkam, s. 501; Biharu’l-Envar, c. 30, s. 515; en-Nas ve’l-İçtihat, s. 19.
  4. Haşiye el-Benai, c. 2, s. 387.
  5. İ’lamu’l-Mavkiin, c. 1, s. 29, 30, Der Amedi ber İçtihat en menzer Kur’an, s. 277’den naklen.
  6. Tarihu’t-Teşrii’l-İslami, s. 89, 90.
  7. El-Usulu’l-Amme, s. 384, 385; Envaru’l-Usul, c. 3, s. 602, Der Amedi ber İçtihat en menzer Kur’an, s. 278’den naklen.
  8. En-Nas ve’l-İçtihat, s. 43.
  9. Mevsuetu’l-Akdu’l-İslamiye, c. 5, s. 45, 46, 927, 928, Der Amedi ber İçtihat en menzer Kur’an, s. 285’den naklen.
  10. En-Nas ve’l-İçtihat, s. 132, 137.

Notlar

Bibliyografi

  • Der Amedi ber İçtihat en menzer Kur’an, Muhammed Sadık Yusufi Mukaddem, Bostan-ı Kitap, altıncı bölüm: İçtihat der beraberi nas, ş. 1387.
  • Şerafettin Musevi, Seyyid Abdulhüseyin, en-Nas ve’l-İçtihat, birinci baskı, Seyyid-i Şüheda, k. 1404.


Kaynak hatası <ref> "notlar" adında grup ana etiketi bulunuyor, ancak <references group="notlar"/> etiketinin karşılığı bulunamadı ya da kapatma </ref> eksik.