Öncelik: b, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Muavvizeteyn

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Muavvizeteyn veya Muavvizetân (Arapça: المعوذتان) iki sığınılan, koruyan anlamındaki sözcük, “Kul euzu” ile başlayan “Felak” ve “Nas” sureleri için kullanılan bir tabirdir. Bu iki sureye “Muşakşıkateyn” (şirk ve nifaktan koruyan, tedavi eden) adı da verilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in Felak ve Nas olarak adlandırılan 113 ve 114. surelerine “Muavvizeteyn” (Muavvizetân), bunlara İhlâs suresinin ilâvesiyle birlikte üç sureye “Muavvizât” denilmiştir. Muavvizeteyn, “sığındıran, koruyan” anlamındaki muavvize kelimesinin tesniyesi muavvizetânın mansup hali olup bu şekilde tabirle yaygınlık kazanmıştır.

Bir Defada Nazil Oluşları

Ukba bin Amir’in Hz. Resulullah’tan (s.a.a) naklettiği bir rivayete göre Muavvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) birlikte ve bir yerde nazil olmuş ve Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bu gece bana daha önce bir benzerini görmediğim iki sure nazil oldu.”[1] Suyuti de bu iki surenin Medeni olduğunu –Beyhaki, Delailu’n-Nübüvvet kitabında belirttiği gibi- yazmıştır.[2]
Allah’a sığındıranlar anlamında İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerinin üçüne birlikte Muavvizat adı verilir.

Muavvizeteyn’in Dua Oluşu

Abdullah bin Mesud, Muavvizeteyn’i Kur’an’dan çıkarır ve şöyle derdi: “Kur’an’dan olmayanı, Kur’an’la karıştırmayın, Muavvizeteyn Kur’an’dan değildir (bilakis duadır) ve Allah Resulü, bu ikisiyle Allah’a sığınılmasını emretmiştir.”[3] Bu görüş onun dışında hiçbir sahabe tarafından ileri sürülmemiş ve ona özgü bir görüştür.

Nüzul Sebebi

Ali bin İbrahim Kummi, tefsirinde İmam Sadık’tan (a.s), Seyyid Haşim Bahrani, Burhan Tefsirinde, İmam Bakır’dan Fuzeyl İbn Yesar’dan şöyle bir rivayet nakletmiştir: “Peygamber hastalandı ve ateşi şiddetlendi. Cebrail (ve Mikail) bu iki sureyi Peygamberin şifa bulması için nazil etti (Cebrail Felak suresini, Mikail Nas suresini Efendimizin ayağının dibinde okuyarak şifa bulması için mütevessil olmuşlardır).[4]

Muşakşıkateyn

Şakşake sözcüğü, hassas dönemlerde insanın ağzından çıkan bir sözdür. İnsan, tehlike hissettiği zamanlarda bu sureyi okur ve tehlikeden kurtulur ve kendisini sığınakta hisseder. Felak ve Nas surelerine aynı zamanda Muşakşıkateyn denir.[5]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

  1. Tefsiri Ebu’l-Futuh Razi, c. 20, s. 471; Danışname Kur’an ve Kur’an Pejuh’tan naklen, c. 2, s. 21, 23.
  2. El-İtkan fi Ulumu’l-Kur’an, c. 1, s. 14, 37; Danışname Kur’an ve Kur’an Pejuh’tan naklen, c. 2, s. 21, 23.
  3. Ed-Durru’l-Mansur, c. 6, Felak ve Nas sureleri, Danışname Kur’an ve Kur’an Pejuh’tan naklen, c. 2, s. 21, 23.
  4. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 450; Tefsiru’l-Burhan, c. 4, s. 531; Danışname Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, s. 21, 23.
  5. Danışnamei Kur’an, c. 2, s. 1271, 1272.

Bibliyografi

  • Danışname-i Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, Bahaddin Hurremşah baskısı, Tahran, Dustan, Nahid, 1377.