Öncelik: b, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Misak Ayeti

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Misak Ayeti (Arapça: آیة المیثاق); A'raf Suresinin 172. ayetidir ve Misak ayeti veyahut Zer ayeti olarak bilinmektedir. Bu ayeti kerime, Allah’ın âdemoğluyla misakından söz ettiğinden dolayı misak ayeti ve bazılarının bu söz alma yerini Zer alemi bilmelerinden dolayı da Zer ayeti olarak meşhur olmuştur. Bu ayet hakkında müfessir ve mütekellimlerin farklı görüşleri bulunmaktadır.

Ayetin Metni

وَ إِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنىِ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتهَُمْ وَ أَشهَْدَهُمْ عَلىَ أَنفُسِهِمْ أَ لَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلىَ‏ شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِين أَوْ تَقُولُوا إِنَّما أَشْرَكَ آباؤُنا مِنْ قَبْلُ وَ كُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْ أَ فَتُهْلِكُنا بِما فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ وَ كَذلِكَ نُفَصِّلُ الْآياتِ وَ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Tercüme: “Hani Rabbin Âdemoğullarının bellerinden soylarını çıkardı ve onları kendilerine karşı şahit tuttu. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dedi. Onlar, "Evet, (biz buna) şahidiz." dediler. Bu, kıyamet günü bundan habersizdik dememeniz içindir. Yahut, "Daha önce babalarımız şirke düştüler, biz ise onlardan sonra gelen bir kuşaktık. Bizi batıla yönelenlerin yaptıklarından ötürü mü helak ediyorsun?!" dememeniz içindir. Ayetlerimizi böylece ayrıntılı şekilde onlara açıklıyoruz; olur ki (hakka) dönerler.”(A'raf Suresi, 172 - 174)

Anahtar Kelimeler

Zuhurihim (ظهورهم)

Zurriyye (ذریه)

Dilbilimcilere göre zer kelimesinin aslı dağılmak ve dağınıklık anlamına gelmektedir. Lisanu’l Arap kitabında bu sözcüğün açıklamasında şöyle gelmiştir: Zer’i şey; o şeyi dağıtmak manasındadır.[1] Zürriyye kelimesi hem kadın ve hem de erkekten olan insan nesli için kullanılmıştır.[2]

Eşhedehum (اشهدهم)

Ayetin Tefsiri

Yukarıda zikri geçen ayetler Âdemoğlundan alınan sözden ve ademoğullarının hepsinin Allah’ın huzurunda onun birliğine şahitlik ettiklerinden bahsetmektedir. Ayetlerde bu sözün ne zaman ve nasıl alındığı konusuna değinilmemiştir. Elbette müfessirlerin bu husus hakkında İslami kaynaklarda bulunan rivayetlere istinaden farklı görüşleri vardır:

  1. Hz. Adem (a.s) yaratıldığı zaman, onun gelecekteki en son beşer olan oğlu da onun belinden zerreler (parçacık) şeklinde dışarı çıktı. (Bazı rivayetler esasınca bu zerreler Adem’in toprağından çıkarıldılar). Onlar duymak, konuşmak ve cevap vermek için gerekli şuur ve akla sahiptiler. Bu esnada Allah tarafından onlara şöyle hitap edildi: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Bu soruya herkes şöyle cevap verdi: "Evet, biz bu hakikate şahidiz.". Daha sonra bütün bu zerreler Adem’in zürriyetine (veya toprağına) geri döndüler. Bundan dolayı bu aleme zer alemi ve bu misaka da Elesti misakı denmektedir. Dolayısıyla bu misak insan ile Allah arasında, bilinçli bir şekilde yapılan teşrii bir misaktır.[3]
  2. Bu alemden ve bu misaktan kasıt; istidatlar alemi ve misaktan kasıt ise yaratılış üzerine olan fıtri ve tekvini bir misaktır ki; Ademoğullarının, babalarının zürriyetlerinden annelerin rahimlerine nutfe olarak çıkarken Allah-u Teala onlara tevhit hakikatini kabul etme kabiliyetini vermiştir. Yani Allah'ı arama hissi ve tevhit gerçeğini kabul etme kabiliyeti, hem her insanın zatına ve fıtratına ve hem de bilinçaltı bir hakikat olarak insanın aklına ve zihnine yerleştirilmiştir. Dolayısıyla bütün insanlar tevhit ruhuna sahiptirler. Onlara sorulan bu soru, tekvin ve yaratılış diliyle sorulan bir sorudur ve verilen cevap da fıtridir. Yani Allah-u Teâlâ insanları öyle bir şekilde yaratmıştır ki, eğer onların bozulmamış fıtratına, "Rabbiniz kimdir?" diye sorulursa herkes lisan-ı hâl ve fıtrat diliyle "Allah'tır" derler. Şimdi de içine müracaat eden herkes bilinçaltında bunun eserlerini görebilir.[4][5]

Fars Edebiyatı

İrfan ve irfan edebiyatında özel bir yer edinmiş olan Zer alemi ve Elestu misaki, çeşitli eserlerin ilham kaynağı olmuştur:

Divanı Hafız

Metlebi taet ve peyman ve salah ez men mest

Ki bi peymane keşi şohre şudem ruzu elest

Men heman dem ki vuzu sahtem ez çeşmeyi aşk

Çahar tekbir zedem yek sere ber herçi ki hest[6]

Divanı Baba Tahir

Mu ez Kalu bela teşvişi direm

Güneh ez berg ve baran biyş direm

Eğer la taknitu destem neğiyred

Mu ez yaveylana endiş direm[7]

Divanı Evhedi

Lafı nuhostin “Bela” mi zenem

Ruzu nuhostin ki tu guyi: “Elest”

Zülfü siyeh ra bi ezan mi şiken

Verne besi dil ki bihahed şikest[8]

Divanı Şems

Ger ber felek revanem ver luhu gayb hanem

Ey tu selah canem biy tu çi der fesadem

Ey perdeyi ber efkende ta morde geşte zinde

Vez nuru ru’yet amed ahdi Elestu yadem.[9]

Kaynakça

  1. İbn Manzur, Lisanu’l Arab, c. 4, s. 304.
  2. Mustafevi, et-Tahkik fi Kelimati’l Kur’an-i’l Kerim, c. 3, s. 307.
  3. Mekarim Şirazi, Tefsiri Numune, c. 7, s. 6.
  4. Mekarim Şirazi, Tefsiri Numune, c. 7, s. 6.
  5. Tabersi, Mecmeu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, c. 4, s. 765.
  6. Gencevi Sitesi.
  7. Gencevi Sitesi.
  8. Gencevi Sitesi.
  9. Gencevi Sitesi.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Mekarim Şirazi, Nasır, ve Hemkaran, Tefsiri Numune, Daru’l Kutubu’l İslamiyye, Tahran, 1379, bistu dovvum.
  • Tabersi, Fazl b. Hasan, Mecmeu’l Beyan fi Tefsiri’l Kur’an, Nasır Hosrov, Tahran, 1372, sevvum.
  • İbn Manzur, Muhammed b. Mukrim, Lisanu’l Arab, Daru’l Fikr li’t Tabaa ve’n Neşr, Beyrut, 1414, sevvum.
  • Mustafevi, Hasan, et-Tahkik fi Kelimati’l Kur’an-i’l Kerim, Vezareti Ferhenğ ve İrşad, Tahran.