Öncelik: b, kalite: c
linksiz
kategorisiz
infobox'siz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Maide Suresi

WikiShia sitesinden
(Maide sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Maide Suresi
1.png
Anlamı Sofra
Başka İsmi "Ukud" (anlaşma ve sözleşmeler) ve "Munkize" (kurtarıcı)
Sınıfı Medeni
Nüzul Sırası 92
Sure Numarası 5
Cüz 6, 7
Sayısal Bilgiler
Ayet Sayısı 120
Kelime Sayısı 2842
Harf Sayısı 12207

Maide suresi (Arapça: سورة مائده) Yüz on ikinci ve yüz on dördüncü ayetlerde, Hz. İsa’nın havari ve yârenleri tarafından gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sureye bu isim verilmiştir. Bu sureye "Ukud", "Munkize" ve "Müba'sire" isimleri de verilmiştir. Miktar ve hacim açısından Kur’an’ın en büyük tıval surelerinden biridir.

Maide Suresi

Maide sözcüğü bu surede iki kere tekrar edilmiştir (112. ve 114. ayetlerde). Bu sözcük başka hiçbir surede zikredilmemiştir. Hz. İsa’nın (a.s) havarileri tarafından gökten sofra indirilmesi istendiğinden dolayı bu adla adlandırılmıştır. [1] Bu sureye "Ukud" (anlaşma ve sözleşmeler) ve "Munkize" (kurtarıcı) isimleri de verilmiştir.

Sure Medeni’dir ve Mushaf’ın tertibine göre beşinci, nüzul sırasına göre ise yüz on üçüncü suredir. [2] Miktar ve hacim açısından Kur’an’ın en büyük tıval surelerinden biridir. Kur’an’ın bir cüzünden çoğunu barındırmaktadır.

Kufe karilerine göre 120, Basra karilerine göre 123 ve başka karilerin görüşüne göre ise 122 ayeti vardır. Birinci görüş doğru ve meşhurdur. Kelime sayısı 2.842, harf sayısı ise 12.207’dir. On bir sureden oluşan Muhatabat surelerinin ikincisidir. Bu sureler “ya eyyuhennas” (ey insanlar) diye umumi hitapla başlamaktadır.

Konuları

Bu surede fıkıh içerikli çok sayıda konudan bahsedilmiştir. Örneğin:

  • Adam öldürme ve katlin haram oluşu,
  • Gusül, abdest ve teyemmüm hükümleri,
  • Vasiyetle ilgili hükümler,
  • Hırsızlık haddinin hükümleri,
  • Muharip ve müfsidin ceza ve had hükümleri,
  • Kısas ve hacda ihramda olan kişi ile ilgili ibadetlerin hükümleri.

Surenin önemli konu ve noktaları şunlardır:

Maide Suresi[4]


 
 
 
 
 
 
İlahi ahitlere bağlı kalmanın ehemmiyeti
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Birinci Bölüm: Ayet 1-11
Müslümanları ilahi ahitlere bağlı kalmaya davet
 
İkinci Bölüm: Ayet 12-86
Kitap ehlini ilahi ahitlere bağlı kalmaya davet
 
Üçüncü Bölüm: Ayet 87-108
Diğer dini hükümlere bağlı kalmada Müslümanları davet etmek
 
Dördüncü Bölüm:Ayet 109-120
Kıyamet gününde ilahi ahitler karşısında sorgu sual
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Birinci Hüküm: Ayet 1-2
Hac hükümlerine riayet
 
Birinci Söz: Ayet 12-14
Kitap ehlinin ahitlerini bozmasının hatırlatılması
 
Birinci Hüküm: Ayet 87-88
Helal yiyeceklerin haram edilmesinin yasaklanması
 
Birinci Konu: Ayet 109
Kıyamet gününde ümmeti hakkında peygamberden soru
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İkinci Hüküm: Ayet 3-4
Yiyileceklerin hükümlerine riayet
 
İkinci Söz: 15-19
İslam peygamberine iman getirmede kitap ehlinin vazifesi
 
İkinci Hüküm: Ayet 89
Yemin kefaretini ödemek
 
İkinci Konu: Ayet 110
İsrailoğullarının Hz. İsa ile muhalefeti
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Üçüncü Hüküm: Ayet 5
Eş seçiminde Allah’ın kanunlarına riayet
 
Üçüncü Söz: Ayet 20-40
İlahi fermana muhalefette kitap ehlinin özgeçmişi
 
Üçüncü Hüküm: Ayet 90-93
Kumar ve içkiden çekinmek
 
Üçüncü Konu: Ayet 11-115
Hz. İsa’nın havarilerinin ilahi ahitlere olan bağlılığı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Dördüncü Hüküm: Ayet 6-7
Taharet hükümlerine riayet
 
Dördüncü Söz: Ayet 41-50
Kitap ehlinin itaatsizliği karşısında peygamberin vazifesi
 
Dördüncü Hüküm: Ayet 94-100
İhram halinde avlanmanın yasaklanması
 
Dördüncü Konu: Ayet 116-118
Hz. İsa’nın taraftarlarının Tevhit’ ten sapmaları
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Beşinci Hüküm: Ayet 8
Yaşantıda takva ve adalete riayet
 
Beşinci Söz: Ayet 51-58
Kitap ehlinin karşısında müminlerin vazifesi
 
Beşinci Hüküm: Ayet 101-105
İlahi hükümlere herhangi bir hüküm eklememek
 
Beşinci Konu: Ayet 119-120
İlahi ahitlere bağlı kalmanın uhrevi mükâfatı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hatırlatma: Ayet 9-11
İlahi ahitlere bağlı kalmanın sonuçları
 
Altıncı Söz: Ayet 59-64
Müslümanlara düşmanlık gütmemede kitap ehlinin vazifesi
 
Altıncı Hüküm: Ayet 106-108
Vasiyet ederken şahit tutmak
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yedinci Söz: Ayet 65-69
Semavi kitaplara amel noktasında kitap ehlinin vazifesi
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Sekizinci Söz: Ayet 70-86
Batıl üzere olan liderleri takip etmeme hususunda kitap ehlinin vazifesi

Fıkıh Ayetleri

Ana Madde: Abdest Ayeti

یا أَیهَا الَّذینَ آمَنُوا إِذا قُمْتُمْ إِلَی الصَّلاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَ أَیدِیكُمْ إِلَی الْمَرافِقِ وَ امْسَحُوا بِرُؤُسِكُمْ وَ أَرْجُلَكُمْ إِلَی الْكَعْبَین

Tercüme: “Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinizle beraber ellerinizi yıkayın, başlarınızı mesh edin. Ayaklarınızı da iki tümsek/çıkıntıya kadar.”[5]

Bu ayet-i kerime, Kuran’ı Kerim’de abdestin alınış şeklini anlatan tek ayet-i kerimedir.

Şia ve Ehlisünnet fakihleri; ‘‘İla’’ ‘‘Erculekum’’ ve yine aynı şekilde ‘‘Ka’beyn’’ kelimelerinin manası üzerinde, farklı görüşlere sahiptirler.

Şiiler, bu ayet-i kerimeye istinaden, elleri yukarıdan aşağıya doğru yıkamakta ve ayakların bir kısmının üzeriniyse mesh etmektedir. [6]

Ehlisünnet müfessirleri, elleri ve kolları yukarıdan aşağıya doğru yıkamayı gerekli bilmekte ve daha çok ayakların tamamının yıkanmasına dikkat etmektedirler. [7] Şiiler, görüşlerinin doğruluğu konusunda abdest ayeti dışında yaklaşık olarak 560 hadis-i şerife de, istinat etmektedirler. [8]

Hırsızlık Haddi (Cezası) Ayeti

Ana Madde: Hırsızlık Haddi Ayeti

"وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُوا أَيْدِيَهُمَا جَزَاءً بِمَا كَسَبَا نَكَالًا مِّنَ اللَّـهِ ۗ وَاللَّـهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ"

"Erkek olsun, kadın olsun, hırsızlık edenlerin, elde ettiklerine karşılık, Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak kesin ellerini ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir."[9]

Bu ayet-i kerime, hırsızlık haddi (cezası) adıyla meşhurdur. Bu ayet-i kerime, hırsızın yani; insanların malını gizlice çalan kimsenin hükmünü açıklamaktadır.

Şii fakihlerin görüşüne göre hırsızlık yapan şahsın sadece sağ elinde bulunan dört parmağı kesilmelidir, gerçi Ehlisünnet fakihleri bundan daha fazlasının kesilmesini de söylemişlerdir.[10]

Meşhur ayetler

İkmal Ayeti

Ana Madde: İkmal Ayeti

"الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا"

"Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nîmetimi tamamladım, size din olarak Müslümanlığı verdim de hoşnut oldum."[11]

Maide suresinin üçüncü ayet-i kerimesi ‘‘İkmal Ayeti’’ olarak meşhurdur.
Allah Teâlâ bu ayet-i kerimenin nazil olmasının ardından, dinin kâmil olduğunu ve nimetin tamamlandığını ilan etmiştir.

Şia, İkmal Ayeti’nin iniş sebebinin "Gadir-i Hum" olayıyla ilgili ve aynı zamanda İmam Ali’nin (a.s) velayetiyle bağlantılı olarak, 18 Zilhicce günü gerçekleştiğine inanmaktadır. [12]

Bazı Ehlisünnet kaynaklarıysa, bu ayet-i kerimenin Arefe günü nazil olduğunu haber vermektedir. [13]

Allame Emini "el-Kadir" kitabında, Mir Hamid Hüseyin ise ‘‘Ukbatu’l-Envar’’ kitabında, Ehlisünnet kitaplarında yaptıkları araştırmaya istinaden; bu ayet-i kerimenin İmam Ali’nin (a.s) hakkında nazil olduğunu ispatlayan ve teyit eden birçok delil ve kanıtı zikretmişlerdir.

Öldürmenin Haram Olduğunu Bildiren Ayet

"مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا"

"Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur."[14]

Kuran, bu ayet-i kerimede eğitici ve toplumsal bir hakikati anlatmaktadır, zira eğer bir insan günahsız bir insanın kanını haksız yere dökecek olursa, gerçekte diğer günahsız insanların da kanını gözünü kırpmadan yere dökmeye ve onları katletmeye hazırdır, demektir.

Yine aynı şekilde eğer bir insan içinden gelerek ve insani duygularıyla hareket ederek, bir insanı ölümden kurtarırsa, gerçekte tüm insanları ölümden kurtarmaya hazırdır, demektir.

Şii hadis kaynaklarında bir şahsın bu ayetin tefsiri hakkında İmam Sadık’tan (a.s) soru sorduğu ve İmam’ın da (a.s) şu şekilde cevap verdiği yazılmaktadır: Ayet-i kerimedeki öldürmek ve ölümden kurtarmaktan maksat; "yangından veya boğulmakta olan birini kurtarmaktır." Daha sonra İmam (a.s) birazcık sustu ve ardından bu ayetin tevili ve daha büyük manası hakkında şöyle buyurdu; "yani batıl yol üzerinde olan bir şahsı, hak yola davet ederek onun hidayet olmasına vesile olmak." [15]

Vesile Ayeti

Ana Madde: Vesile Ayeti, Tevessül, Tevessül Duası

"يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّـهَ وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ"

"Ey inananlar, çekinin Allah'tan ve onu vesîleyle arayın ve savaşın onun yolunda da muradına erenlerden olun."[16]

Şiilerin inancına göre; bu ayet-i kerime Peygamberlere (s.a.a) ve İmamlara (a.s) tevessül edilebileceğini ispatlayan ayet-i kerimelerden biridir. Zira bu ayet-i kerime, açıkça inananlara tevessül etmelerini tavsiye etmektedir.

Şia açısından tevessül geniş bir manaya sahiptir ve farzları, müstahapları, Salihlerin, müminlerin ve Allah’ın veli kullarının duasını da kapsamaktadır. [17]

Şia’nın rivayet nakleden kaynak kitaplarında tevessülün manası, mısdakları, etki ve neticeleri hakkında sayısızca hadis nakledilmiştir. [18]

Velayet Ayeti

Ana Madde: Velayet Ayeti

"إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّـهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ"

"Unutmayın ki, sizin dost ve yardımcınız sadece Allah, elçisi ve iman edenlerdir. O iman edenler ki, namazlarında devamlı ve dikkatlidirler, arındırıcı mali yükümlülükleri olan zekâtı da verirler ve Allah'ın karşısında da boyun eğerler."[19]

Bu ayet-i kerime, Şia’nın tüm muteber kaynaklarında ve Ehlisünnetin de bazı kaynak kitaplarında belirtildiği üzere, İmam Ali (a.s) hakkında nazil olmuştur ve İmam Ali’yi (a.s) övmüştür. [20]

Şiiler, bu ayet-i kerimeden İmam Ali’nin (a.s) velayetini ispatlamak için faydalanmaktadır. [21]

Tebliğ Ayeti

Ana Madde: Tebliğ Ayeti

"يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ۖ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ ۚ وَاللَّـهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ ۗ إِنَّ اللَّـهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ"

"Ey Peygamber, bildir, sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği îfâ etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan korur. Şüphe yok ki Allah, kâfir olan kavme, doğru yola gitmek hususunda başarı vermez."[22]

Bu surenin altmış yedinci ayet-i kerimesi ‘‘Tebliğ ayeti’’ olarak meşhur olmuştur. Bu ayet-i kerime, Allah Resulü’ne (s.a.a) nazil olan en son ayet-i kerimelerdendir. Bu ayet-i kerimeye göre Peygamber Efendimiz (s.a.a) çok önemli bir mesajı halka iletmekle görevlendirilmiştir.

Ayet-i kerimenin de beyan ettiğine göre; bu mesaj o kadar önemliydi ki eğer Allah Resulü (s.a.a) bu mesajı halka iletmeyecek olsaydı, peygamberlik görevini yerine getirmemiş olacaktı.

Şiilerin ve Ehlisünnet’ten bazılarının inancına göre; ayet-i kerime Bi’set’in onuncu yılında, 18 Zilhicce günü ‘‘Veda Haccı’’nda nazil olmuştur.

Şia’nın inancına göre; mesajın konusu İmam Ali’nin (a.s) kendisinden sonraki halifelik konusuydu. Bu vesileyle Allah Resulü (s.a.a) ayet-i kerimenin Gadir-i Hum'da nazil olmasının ardından, İmam Ali’yi (a.s) kendi yerine geçecek halifesi olarak tanıttı.

Ayet-i kerime hakkında başka ihtimaller de söz konusu edilmiştir örneğin; ayet-i kerimenin Mekke’de nazil olduğu ve Kitap ehline iblağ edilmesi için beyan edildiği gibi. Fakat Şii müfessirler, bu ihtimalleri kabul etmeyerek eleştirmişlerdir.

Tarihi Olaylar ve Hikayeler

  • İsrailoğullarının antlaşma ve sözleşmesi 12,13 ve 70. Ayet-i kerimeler.
  • İsrailoğullarının yeryüzünde şaşkın-şaşkın dolaşmaları 20-26. Ayet-i kerimeler.
  • Habil ve Kabil’in öyküsü 27-31. Ayet-i kerimeler.
  • Kitap ehlinden bazılarının maymuna dönüşmesi 60. Ayet-i kerime.
  • Hz. İsa’nın (a.s) doğumu, peygamberliği ve mucizeleri 110-118. Ayet-i kerimeler.
  • Hz. İsa (a.s) ve Havarilere gök âleminden sofrada yemek nazil olması 112-115. Ayet-i kerimeler.

Sure Hakkında Yazılan Tek Tefsir

Safaviler döneminde yaşamış büyük âlimlerden ‘‘Hatemu’l-Müçtehidin’’ lakaplı Seyyid Hüseyin Kereki Kazvini, Maide suresi hakkında bir tefsir yazmıştır. Aga Bozork Tahrani ‘‘ez-Zeria’’ kitabında ve Mirza Abdullah Efendi ‘‘Riyazu’l-Ulema’’ [23] kitabında bu tefsiri müfessire nispet vermişlerdir. Bu tefsirin bir nüshası, Kazvin Şeyhu’l-İslam Kütüphanesinde mevcuttur. [24]

Fazilet ve Özellikleri

Maide suresinin tilavet edilmesinin fazileti hakkında, Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir; "Her kim Maide suresini kıraat ederse, bu dünyada nefes almış olan tüm Yahudiler ve tüm Hıristiyanların sayısınca on iyilik yazılır, on günah silinir ve derecesinden on derece yükseltilir." [25]

Ebu Hamza Sumali’nin İmam Sadık’tan (a.s) naklettiği rivayete göre; Maide suresi Peygamber Efendimiz’e (s.a.a) bir defada nazil oldu ve nazil olma sırasında 70 bin melek eşlik etti. [26]

Hadis ve rivayet nakleden kaynak kitaplarda, her kim bu sureyi Perşembe günü okursa imanı artar diye yazılmıştır. [27]

Hırsızlıktan güvende kalmak ve malın boşa gitmesine engel olmak (eğer sandığa veya bir parçaya sarılı şekilde konursa) gibi konular Maide suresinin okunmasının fazilet ve özellikleri arasında zikredilmiştir. [28]


Önceki Sure
Nisa Suresi
Maide Suresi Sonraki Sure
En'am Suresi

Dış Bağlantılar

Kaynakça

  1. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, c 4, s 241.
  2. Marifet, Amuzeş-i Ulum-i Kuran, h.ş 1371, c 2, s 168.
  3. Danişnamei Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, s. 1237.
  4. Hameger, Muhammed, Kur’an sureleri, Nuru’s-Sakaleyn Kur’an ve İtret Kültür merkezi, birinci baskı, Kum, Neşri Nuşera, ş. 1392.
  5. Maide Suresi, 6.
  6. Vesailu’ş-Şia, h.k 1414, c 1, s 387, Ebvabu’l-Vudu, bab 15.
  7. El-Fıkh ale'l-Mezahibi'l-Hamse, s 80; El-Fıkh ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, c 1, s 65.
  8. Vesailu’ş-Şia, h.k 1414, c 1, Ebvabu’l-Vudu, bab 19 / hadis 1.
  9. Maide Suresi, 38.
  10. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, c 4, s 374.
  11. Maide Suresi, 3.
  12. Tabatabai, el-Mizan, c 5, s 169 ve sorası; Huveyzi, Nuru’s-Sakaleyn, c 1, s 590.
  13. Beydavi, Envaru’t-Tenzil, c 1, s 255; Alusi, Ruhu’l-Meani, c 4, s 90 ve 91; Seyyid bin Tavus, el-Yakin, bab 128, s 344.
  14. Maide Suresi, 32.
  15. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, c 4, s 355.
  16. Maide Suresi, 35.
  17. Nehcü’l-Belaga, Hutbe 110.
  18. İbn Tayfur, Belegatu’n-Nisa, h.k 1413, s 14, Şerhi Nehcü’l-Belaga, c 2, s 267.
  19. Maide Suresi, 55.
  20. Şerefu’d-Din, el-Muracaat, h.k 1355, s 226 ve 229.
  21. Şeyh Mufid, el-İfśâĥ fi'l-imâme, h.k 1414, s 134 ve 217, Şeyh Tusi, et-Tibyan, h.k 1409, c 3, s 559; Ruhu’l-Meani, c 6, s 245.
  22. Maide Suresi, 67.
  23. Efendi, Riyazu’l-Ulema, c 2, s 69.
  24. Aga Bozork Tahrani, ez-Zerîa ilâ Tesânîfi'ş-Şîa, h.ş 1379, c 4, s 322.
  25. Tabersi, Mecmau’l-Beyan, h.ş 1390, c 3, s 257.
  26. Tabersi, Mecmau’l-Beyan, h.ş 1390, c 3, s 258.
  27. İbn Babıveyh, Sevabu’l-Amal, h.ş 1382, s 134.
  28. Seyyid b. Tavus, el-emanu min ahtari'l –esfar, h.k 1409, s 890.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim, tercüme: Muhammed Mehdi Fuladvend, Tahran, Daru’l Kur’anu’l Kerim, k. 1418/ m. 1376.
  • Danişnamei Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, Bahaddin Hürremşahi’nin katkılarıyla, Tahran, Dustan, Nahid, ş. 1377.
  • Tusi, Muhammed b. Hasan, et-Tibyan fi Tefsiri’l-Kuran, Mektebetu’l-Alami’l-İslami, h.k 1409.
  • İbn Babıveyh, Muhammed b. Ali, Savabu’l-Amal ve İkabu’l-Amal, Tahkik: Sadık Hasanzade, Tahran, Ermağan Tuba, h.ş 1382.
  • İbn Tavus, Ali b. Musa, el-Eman min Ehtari’l-Esfari ve’l-Ezman, Kum, Müessese-i Alu’l-Beyt, h.k 1409.
  • Alusi, Mahmud, Rûhu'l-meânî' fî tefsiri'l-Kur'âni'l- 'azîm ve's-sebi'l-mesânî, Tashih Muhammed Hüseyin el-Arap, Daru’l-Fikr, Beyrut, h.k 1417.
  • Beydavi, Abdullah, Envaru't Tenzîl ve Esraru't Te'vil (Beydavi Tefsiri), Daru’l-Kutubi’l-İlmiye, Beyrut, h.k 1408.
  • Hürr'ü Amuli, Muhammed b. Hasan, Vesailu’ş-Şia, Kum, Alu’l-Beyt, h.k 1414.
  • Huveyzi, Abdu Ali, Nuru’s-Sakaleyn, Tashih Seyyid Haşim Ensari, h.ş 1349.
  • Seyyid b. Tavus, Ali, el-Yakin bi-İhtisasi Mevlana Ali bi-İmrati’l-Müminin, Tahkik Ensari, Kum, Daru’l-Kitap, h.k 1413.
  • Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi Tefsiri’l-Kuran, Kum, Defter-i İntişarat-i İslami-i Camia-i Müderrisin-i Havza-i İlmiye-i Kum, h.ş 1374.
  • Tabersi, Fazl b. Hasan, Mecmau’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kuran, Tercüme Bistuni, Meşhet, Astan-i Kuds-i Razavi, h.ş 1390.
  • Mufid, Muhammed b. Numan, el-İfsah, Beyrut, Daru’l-Mufid, h.k 1414.
  • Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, Tahran, Daru’l-Kutubi’l-İslamiye, h.ş 1374.