Öncelik: aa, kalite: c
linksiz
resimsiz
kategorisiz
infobox'siz
navbox'siz
yönlendirmesiz
kaynaksız

Hz. Muhammed (salallahu aleyhi ve alihi)

WikiShia sitesinden
(Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara
Hz. Muhammed (s.a.a)
Example alt text
Tam İsmi Muhammed b. Abdullah (s.a.a)
Konumu Allah tarafından gönderilen son Peygamber
İsmi Muhammed
Künyeleri Ebü’l Kasım ve Ebu İbrahim
Lakapları Mustafa
Habibullah
Safiyullah
Nimetullah
Hayrahalkillah
Seyyidi’l-Mürsel’in
Hatemü’n- Nebiyyin
Rahmeten Lil-Âlemin
Nebiyyi’l- Ummi
Doğum Tarihi fil yılı/570 m.
Doğum Yeri Mekke
Ölüm Tarihi Hicrî 11/632 m. Medine
Baba Adı Abdullah bin Abdülmuttalib
Anne Adı Âmine bint Veheb
Ömrü 63 yıl
Türbesi Medine, Suudi Arabistan
Eşleri Hatice bint Hüveylid (595–619)
Sevde bint Zem’a (619–632)
Ayşe bint Ebu Bekir (619–632)
Hafsa bint Ömer (624–632)
Zeynep bint-i Huzeyme (625–627)
Ümmü Seleme Hind bint Ebi Ümeyye (629–632)
Zeynep bint Cahş (627–632)
Cüveyriye bint Haris (628–632)
Ümmü Habibe bint Ebi Süfyan (628–632)
Reyhane bint Zeyd (629–631)
Safiyye bint Huyey (629–632)
Meymune bint Haris (630–632)
Mâriye Kıbtiyye (630–632)
Çocukları Oğulları:
Kasım bin Muhammed,
Abdullah bin Muhammed,
İbrahim bin Muhammed
Kızları:
Fatıma Zehra,
Rukiyye bint Muhammed,
Ümmü Gülsüm,
Zeynep bint Muhammed

Muhammed bin Abdullah bin Abdülmuttalib bin Haşim (Arapça: محمد بن‌ عبد اللّه بن‌ عبد المطّلب بن‌ هاشم) (Fil Yılı/570 M. Mekke – Hicri 11/632 M. Medine) İslam dininin Peygamberidir. Ulü’l-Azm peygamberlerinden olan Hz. Resul-i Ekrem Allah’ın yeryüzündeki son elçisidir ve Kur’an Kerim Hz. Peygamberin (s.a.a) en önemli mucizesidir. Hz. Muhammed, Müşrik Arabistan toplumda dünyaya gelmesine rağmen, yaşamı boyunca putlara tapmamıştır. Toplumda yaygın olan çirkin davranışlardan sakınmıştır. Peygamberliğinden önce yüce ahlakı ile Mekke'de ün salmış, Muhammedü’l-Emin lakabını almıştır.

Hz. Muhammed (s.a.a) kırk yaşında Allah tarafından peygamberliğe seçilmiştir. En önemli mesajını tevhit olarak beyan eden Resulullah (s.a.a) gönderilişinin nedenini de güzel ahlakı tamamlamak olarak açıklamıştır. Onu ve dinini kabul etmeyenler bile kendisinin güzel ahlaklı, güvenilir, yüce bir insan olduğunu itiraf etmişlerdir. Mekke müşrikleri ona ve takipçilerine yıllarca işkence etmelerine rağmen ne kendisi ne de takipçileri İslam’dan uzaklaşmamışlar ve onu bırakmamışlardır. Mekke’de geçen on üç yıllık davetin ardından, Medine’ye hicret etmiştir. O'nun Medine’ye hicreti İslam tarihinin (Hicri-Kameri) başlangıcıdır.

Hz. Muhammed (s.a.a) Allah'ın son peygamberi olarak hayatını İslam dinine adayıp çalıştığı gibi Arap yarımadasında hükumet kurarak İslami kanunları(Şeriat) uygulamıştır. Hz. Peygamberin (s.a.a) çabaları ile Arap cahiliyet toplumu, kısa bir sürede tevhit toplumuna dönüşmüş ve hayatta olduğu dönemde Arabistan yarımadasının neredeyse tamamı İslam dinini kabul etmişti. O günden günümüze kadar İslam’ın yayılışı sürmektedir ve bugün İslam evrensel bir dine dönüşmüştür. Hz. Muhammed (s.a.a) Müslümanlara kendisinden sonra Kur’an ve Ehlibeyte (a.s) tutunmalarını ve onlardan ayrılmamalarını istemiştir.

Hayatı

Hz. Muhammed’in (s.a.a) biyografisi hakkında tarihi metinlerde çok sayıda haber yayımlandığından, hayatındaki olay ve gelişmelerin öteki peygamberlere nazaran daha dakik ve tam olduğunu ileri sürebiliriz. Buna rağmen diğer tarihi karakterlerde de olduğu gibi onun yaşamının tüm ayrıntıları tam olarak açık değildir ve bazen belirsizlik görülebilmektedir.

Doğumundan Peygamberliğine Kadar

Nesep, Künye ve Lakapları

Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib (Şeybetü’l- hamd, Amir) b. Haşim (Amrü’l- Ula) b. Abdümenaf (Muğayre) b. Kusay (Zeyd) b. Kilab (Hekim) b. Mürre b. Ka’b b. Lüey b. Galib b. Fihr (Kureyş) b. Malik b. Nadr (Kays) b. Kinane b. Huzeyme b. Müdrike (Amr) b. İlyas b. Mudar b. Nizar (Haldan) b. Mead b. Adnan (a.s) [1]

Künyeleri: Ebü’l Kasım ve Ebu İbrahim’dir.[2] Bazı lakapları şunlardan ibarettir: Mustafa, Habibullah, Safiyullah, Nimetullah, Hayrahalkillah, Seyyidi’l-Mürsel’in, Hatemü’n- Nebiyyin, Rahmeten Lil-Âlemin, Nebiyyi’l- Ummi.[3] İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.a) annesi, Veheb b. Abdümenaf b. Zühre b. Kilab’ın kızı Âmine’dir. Oğlu Hz. Muhammed (s.a.a) altı yaşında (bir görüşe göre dört yaşında) iken akrabalarının (Abdülmuttalib’in anne tarafı) yani Beni Adî b. Neccar’ın onu görmesi için Medine’ye bir seyahat gerçekleştirdi. Mekke’ye dönüşü sırasında Otuz yaşında iken “Ebva” denilen yerde hayatını kaybetti ve orada defnedildi.[4]

Allame Meclisi şöyle diyor: İmamiye Şiasının, Ebu Talib (Hz. Peygamberimizin amcası ve Hz. Ali'nin babası), Veheb kızı Âmine (Hz. Peygamberimizin annesi), Abdullah b. Abdülmuttalib (Hz. Peygamberimizin babası) ve Resulullah’ın Hz. Âdem’e (a.s) kadarki ecdadının tamamının imanına icması vardır.[5]


Doğumu

Ana Madde: Hz.Muhammed'in Doğumu

Hz. Peygamberin (s.a.a) doğum yılı bugünkü takvim ile net olarak belli değildir. İbn Hişam gibi bazı oryantalistler onun doğumunun fil yılında olduğunu yazmışlardır. Bu tarih, Ebrehe'nin filleri ile birlikte Kâbe’yi yıkmaya geldiği yıl olarak bilinmektedir. Bu hadiseye şahitlik edenler için bu tarih açık olsa da, tarihteki birçok olay, bugün kullandığımız takvime göre gün, ay ve yıl olarak tam hesaplanamamaktadır. Çünkü tarihçiler Hz. Peygamberin (s.a.a) vefatını 632 olarak belirtmişlerdir ve Resulullah (s.a.a) vefat ettiğinde 63 yaşındaydı, dolayısıyla doğumunun 569–570 arasında olması gerekir.[6]

İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.a) doğumu Şia’nın görüşüne göre 17 Rebiülevvel, Ehlisünnetin görüşüne göre ise 12 Rebiülevveldir.[7] İran'da 12 ile 17 Rebiülevvel arası Şia ve Sünniler arasında vahdet haftası olarak kutlanmaktadır.

Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) Mekke'de dünyaya gelmiştir. Bazı kaynaklara göre ise Şi'b-i Ebu Talib'de, Muhammed bin Yusuf'un evinde dünyaya geldiği yönündedir.[8]

İslam
Allah (1).png

Çocukluğu

Ana Madde: Hz. Muhammed'in Çocukluğu

Tarihçiler Hz. Muhammed’in (s.a.a) yaşamı hakkında çeşitli öykü ve hikâyeler yazmışlardır, ancak bunları kesin belge ve senetlere dayandırdığımızda tarihi hakikatleri öykülerden ayırt edebiliriz. O yıllarda yaşanmış olayları, sadece Kur’an ve sünnet (rivayetler) belgeleri aydınlatabilir. Ancak Kur’an bu konu hakkında yalnızca kısa değinmelerde bulunmuştur. Bu değinmeler ve tarihçilerin yazmış olduğu ve üzerinde hemfikir oldukları şey, Hz. Muhammed’in (s.a.a) çocukluk dönemini yetim olarak geçirdiğidir.[9]

Babası Abdullah (a.s), Beni Zühre kabilesinin reisi Veheb’in kızı Âmine ile evlendikten birkaç ay sonra ticaret seferlerinin birisinde Şam’dan döndüğünde Yesrib’de hayatını kaybetti. Bazı tarihçiler Abdullah’ın (a.s), Hz. Muhammed (s.a.a) dünyaya geldikten birkaç ay sonra öldüğünü yazmışlardır. Her hâlükârda Hz. Muhammed (s.a.a) süt emme dönemini Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadının yanında geçirmiştir. Altı yaşında annesini kaybetti ve dedesi Abdülmuttalib onun bakımını üstlendi. Sekiz yaşında iken Abdülmuttalib hayatını kaybetti ve bunun üzerine Hz. Muhammed'in (s.a.a) bakımını amcası Ebu Talib üstlendi.[10]

Ebu Talib’in (a.s) evinde, eşi Fatıma bint Esed (s.a) tarafından oldukça şefkat ve ilgi görmüştü. Nitekim kendisi vefat ettiğinde, Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bugün annem vefat etmiştir.” Onu kendi kıyafeti ile kefenlemiş ve kabre koyarak kabrinde uzanmıştır. Ona "Ey Allah’ın Resulü! Fatıma için çok iç geçiriyorsun" dediklerinde, şöyle buyurmuştur: “O gerçekten benim annemdi. Kendi çocukları aç dururken önce benim karnımı doyururdu. Kendi çocuklarının üstleri başları tozlu topraklı dururken önce beni yıkar ve saçımı başımı düzeltirdi, gerçekten benim annemdi.”[11]

Şam’a İlk Yolculuğu ve Nasrani Rahibin Öngörüsü ve Kehaneti

Tarihçilere göre Hz. Muhammed (s.a.a) çocukluk döneminde amcasının Şam’a yaptığı yolculuklarının birinde ona eşlik etmiştir. Busra denilen yerde Bahira adlı bir rahip ondaki peygamberlik alametlerini görerek amcasından onu gözetmesini ve özellikle ona düşmanlık eden Yahudilerden onu korumasını istemiştir. Tarihte belirtilen olaya göre kervan Bahira’nın yanından ayrıldıktan sonra Bahira, Hz. Muhammed’in (s.a.a) yanına giderek şöyle demiştir: "Lat ve Uzza hakkı için sana soracağım sorulara cevap ver!" Hz. Muhammed (s.a.a): “Benden Lat ve Uzza hakkı için bir şey isteme, çünkü hiçbir şeyden bu iki puttan nefret ettiğim kadar nefret etmiyorum” der. Bunun üzerine Bahira, ondan Allah hakkı için kendisine cevap vermesini ister.[12]

Hilfü’l -Fudul (Erdemliler İttifakı)

Hz. Muhammed’in (s.a.a) evliliğinden önceki önemli olaylardan birisi de “Hilfü’l- Fudul” adlı anlaşmaya katılmasıdır. Bir grup Mekkeli “tüm mazlum ve güçsüzleri koruyup haklarını kollamak” için aralarında bir anlaşma yapmışlardı. Hz. Peygamber (s.a.a) de bu anlaşmayı sonraları övmüş ve eğer yine onu böyle bir anlaşmaya çağıracak olurlarsa onlara katılacağını söylemiştir.[13] (Bkz. Peygamberin (s.a.a) çocukluğu)

İkinci Şam Yolculuğu

Hz. Muhammed (s.a.a) yirmi beş yaşında iken amcası Ebu Talib (a.s) ona şöyle dedi: "Kureyş kervanı ile Şam’a gitmek için hazırlık yap. Huveylid kızı Hatice (s.a), kendisi için ticaret yapmaları ve kârından onu da ortak etmeleri için akrabalarından bazılarına sermaye verdi. Eğer istersen seni de kabul edecek." Sonra Hatice’ye (s.a) konuyu açtı. O da bunu kabul etti. İbn İshak’ın rivayet ettiğine göre Hatice (s.a), Hz. Muhammed’in (s.a.a) emanete riayetini ve büyüklüğünü bildiği için ona eğer benim malımla ticaret etmek istersen payını başkalarından daha çok vereceğim, diye haber gönderdi.[14]

Hz. Hatice (s.a) bu ticaretten oldukça çok kazanç elde etti. Emanet, doğruluk ve dürüstlükte meşhur olan bir adamla ticaret yapmıştı. Bu ticaret seferinden sonra Hz. Hatice (s.a), Hz. Muhammed’le (s.a.a) evlendi.

Evlilik

Evlilik sırasında Hz. Muhammed (s.a.a) yirmi beş, Hz. Hatice’nin (s.a) ise kırk yaşında olduğu yazılmıştır, ancak Hz. Hatice’nin (s.a) dünyaya getirdiği çocukları dikkate alacak olursak, yaşının daha az olduğu muhtemeldir. Arap tarihçilerin onun kırk yaşında olduğunu yazmaları, bu yaşın kâmil bir yaş olmasındandır.[15] Hz. Hatice (s.a), Hz. Muhammed (s.a.a) için çocuklar dünyaya getirdi. Erkek çocukları küçükken öldüler, kız çocukları arasında ise en tanınanı Hz. Fatıma'dır (s.a).

Hz. Hatice (s.a) yirmi beş yıl kadar Hz. Resulullah’la (s.a.a) birlikte yaşadı. Bi’setin onuncu yılı altmış beş yaşında iken, Haşim oğullarının Şi’bi Ebi Talib’ten dışarı çıkışlarının üzerinden bir yıl altı ay geçtikten sonra hayatını kaybetti. Hz. Hatice’nin (s.a) vefatından sonra Hz. Peygamber (s.a.a) Zem’a b. Kays’ın kızı Sevde ile evlendi. Hz. Peygamberin (s.a.a) sonraki eşleri şunlardır: Ayşe, Hafsa, Zeynep bint Huzeyme b. Haris, Ümmü Habibe bint Ebu Sufyan, Ümmü Seleme, Zeynep bint Cahş, Cuveyriye bint Haris b. Ebi Zirar, Safiye bint Hayy b. Ehteb, Meymune bint Haris b. Hazn, Mariya bint Şemun.[16]

Çocukları

Hz. Resulü Ekrem'in (s.a.a) İbrahim dışındaki tüm çocukları Hz. Hatice'dendir (s.a). İbrahim, Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) Mâriya adlı eşindendir. Allah Resulünün (s.a.a) Hz. Fatıma (s.a) dışındaki çocuklarının tamamı Efendimiz (s.a.a) hayatta iken hayatlarını kaybetmiş ve Efendimiz'in (s.a.a) soyu Hz. Fatıma (s.a) aracılığı ile devam etmiştir. Resulullah'ın (s.a.a) toplamda üç erkek, dört kız çocuğu olmuştur:

  1. Kasım (Allah Resulünün ilk çocuğudur. 2 yaşında iken Mekke’de ölmüştür)
  2. Zeynep (Hicretin 8. yılında Medine’de vefat etmiştir)
  3. Rukiye veya Rukayye (Hicretin 2. yılında Medine’de hayatını kaybetmiştir)
  4. Ümmü Gülsüm (Hicretin 9. yılında Medine’de ölmüştür)
  5. Hz. Fatıma (Hicretin 11. yılında Medine’de hayatını kaybetmiştir. Efendimizin soyu yalnızca Hz. Fatıma ile sürmüştür)
  6. Abdullah (Bi’setten hemen sonra Mekke’de dünyaya gelmiş ve orada ölmüştür)
  7. İbrahim (Hicretin 10. yılında Medine’de ölmüştür)[17]

Hacerü’l- Esved’in Yerleştirilmesi

Hz. Muhammed’in (s.a.a) peygamberliğinden önce gerçekleşen ve Mekke halkının gözünde onun konumunu ortaya koyan bir diğer hadise de Hacerü’l -Esved taşının yerleştirilme hadisesidir. Kâbe’nin cahiliyet devrinde de Arap halkı yanında saygın olduğunu biliyoruz. Bir yıl Kâbe’yi sel basmış ve Allah’ın evinin sütunlarını yıkmıştı. Kureyş, duvarlarını örüp Hacerü’l -Esved taşını yerine yerleştirmek istediklerinde, kabile büyükleri arasında anlaşmazlık yaşandı. Her kabile reisi bu şerefin kendisinin olmasını istiyordu. Sonunda tartışmalar büyüdü. Kabile büyükleri kanla dolu bir leğen getirerek ellerini içine soktular. Bunun anlamı galip gelene kadar savaşmak manasına gelen bir çeşit yemindi. Nihayetinde Beni Şeybe kapısından mescide gelen ilk kişinin hakemliğini kabul edeceklerini ve O'nun vereceği her karara uyacaklarını kararlaştırdılar. İçeri ilk giren kişi Hz. Muhammed (s.a.a) oldu. Kureyş’in ileri gelenleri onun emin olduğunu ve hakemliğini kabul edeceklerini söylediler. Sonra durumu ona anlattılar. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurdu: "Bir bez parçası açın." Dediği gibi yaptılar. Sonra Hacerü’l-Esved taşını onun üzerine koydu. Her kabile reisinin onun bir ucundan tutmasını istedi. Bez parçasını tutarak yukarı kaldırdılar. Kendisi Hacerü’l- Esved’i alarak yerine yerleştirdi ve bu hakemliği ile kan dökülmesiyle sonuçlanacak büyük bir çatışmayı önledi.[18]

Peygamberliğinden Hicrete Kadar

Bi'set

Ana Madde: Bi'set

İmamiye Şia’sının görüşüne göre Peygamber Efendimizin (s.a.a), Bi’set’i (peygamberliğe seçilişi) 27 Recep’te olmuştur.[19] Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) Bi’set’ine yakın yıllarda insanlardan uzak durmakta ve tek bir Allah’a ibadet etmekteydi. Yılda bir ay boyunca Hiradağı nda inzivaya çekilir ve ibadet ederdi. (Bkz. Tehannüs) Bu süre zarfında onun yanına giden her ihtiyaç sahibine yemek verirdi. İbadetle geçirdiği ay bittikten sonra Mekke’ye dönerdi ve evine gitmeden önce Kâbe’yi yedi veya daha fazla sayıda tavaf eder, sonra evine giderdi.[20]

Yine Hira’da inzivaya çekilip ibadetle geçirdiği günlerden birinde peygamberlikle görevlendirildi. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail benim yanıma gelerek şöyle dedi, ‘Oku.’ Dedim ki ‘Ben okuma bilmem.’ Yine ‘oku’ dedi. Dedim ki ‘ne okuyayım?’ Dedi ki Yaratan Rabbinin adıyla oku.”[Not 1] Nitekim Hz. Muhammed (s.a.a) kırk yaşında peygamberliğe seçilmiştir. [21]

Allah Resulü (s.a.a) kendisine nazil olan Alak Suresinin ilk ayetlerinin telakkisi ve peygamberlikle şereflenmesinin ardından mağarasından ayrılarak Mekke şehrine geri döndü. Eve döndüğünde o esnada evde üç kişi bulunmaktaydı: Değerli eşi Hz. Hatice(s.a), amcaoğlu Hz. Ali b. Ebu Talib ve Zeyd b. Harise. Hz. Peygamber (s.a.a) tevhide ilk davetini kendi ailesinden başlattı ve ona ilk iman eden kişi eşi Hatice (s.a) ve erkeklerden o sıralar bakımını üstlendiği amca oğlu Hz. Ali b. Ebu Talib (a.s) oldu.[22] Çeşitli İslam fırkaları kaynaklarında, Ebu Bekir ve Zeyd b. Harise gibi bazılarını da ilk Müslümanlardan saymışlardır.[23] (Bkz. İslam’ı ilk seçenler) Her ne kadar ilk davet oldukça sınırlı da olsa Müslümanların sayısı zamanla artmış ve davetin üzerinden fazla bir süre geçmemesine rağmen İslam’ı seçenler, Mekke’nin dışında Hz. Peygamberle (s.a.a) birlikte namaz kılmışlardır.[24] (Bkz. Gizli Davet)

Açık Davet

Hz. Muhammed (s.a.a) peygamberliğe seçildikten sonra ilk üç yıl boyunca gizli davette bulundu. Ancak bazıları, Kur’an-ı Kerim ayetlerinin nüzul sırasına göre Resulullah'ın (s.a.a) Bi’set’ten kısa bir süre sonra umumi davete başladığını söylemişlerdir.[25]

Hz. Peygamber (s.a.a) ilk önce insanları putlara tapmaktan sakındırmakta ve tek Allah’a tapmalarını istemekteydi. İlk önceleri namaz iki rekât idi. Sonraları yolcular dışındakiler için dört rekât ve yolcular için iki rekât farz oldu. Müslümanlar namaz kılmak ve Allah’a ibadet etmek için gözlerden uzak ve tenha yerleri seçiyorlardı. Yavaş yavaş Müslümanlık Mekke’de yayılmaya başladı.[26] Nitekim meşhur görüşe göre, Bi’set’in üzerinden üç yıl geçtikten sonra Allah Teâlâ onu insanları açıkça tevhide davet etmesi için görevlendirdi:

(Önce) en yakın akrabanı uyar. Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir. Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.(Şuara Suresi,214, 15, 216)[Not 2]

İbn İshak’a göre, bu ayet nazil olunca Hz. Peygamber (s.a.a), Hz. Ali’yi (a.s) çağırarak şöyle buyurdu: "Ey Ali! Allah bana yakın akrabalarımı kendisine tapmaya davet etmemi emretti. Bir koyun kes ve bir miktar ekmek ve süt hazırla." Hz. Ali (a.s) denilenleri aynen yerine getirdi. O gün Abdülmuttalib oğullarından kırk kişi veya kırka yakın kişi bir araya gelerek o yemekten yediler. Tam Peygamber (s.a.a) konuşmasına başlamak isterken Ebu Leheb, o sizi büyüledi dedi. Bunun üzerine meclis karıştı. Allah Resulü (s.a.a) bir gün sonra yine onları davet etti ve şöyle buyurdu: "Ey Abdülmuttalib oğulları! Arapların kendi kavimlerine benim size getirdiğimden daha üstün bir şey getirdiklerini sanmıyorum. Ben, dünya ve ahireti size getirdim."[27]

Taberi şöyle yazar, Allah Resulü (s.a.a) akrabalarına davetini ulaştırdıktan sonra şöyle dedi: "Sizlerden hanginiz bu konuda bana yardım edecek? Her kim bana bu yolda yardım ederse aranızda benim kardeşim, vasim ve halifem olacaktır." Herkes sessiz kaldı. Hz. Ali (a.s) kalkarak şöyle buyurdu: "Ey Allah’ın Resulü! O kişi benim. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "O, sizin aranızda benim vasim ve halifemdir; onun sözünü dinleyin ve ona itaat edin.[28] Bu rivayeti başka tarihçi ve siyer yazarları da kitaplarında yazmıştır ve meşhur hadislerdendir.[29]

Kureyş'in Düşmanlığı ve Sonuçları

Zamanla Müslümanların sayısı artmaya başlayınca Kureyş’in büyükleri tedirgin olmaya başladı. Bundan dolayı, değerli amcası Ebu Talib’in (a.s) yanına giderek ondan kardeşinin oğlundan başlattığı davetine son vermesini istediler. Bir gün ondan Hz. Muhammed’i (s.a.a) öldürmek için kendilerine teslim etmelerini ve bunun yerine İmaret b. Velid adlı kendilerince bilge bir genci ona vermeyi teklif ettiler. Ebu Talib onlara şöyle cevap verdi, "Çocuğumu öldürmeniz için size vermemi ve onun yerine sizin çocuğunuzu yetiştirmemi mi istiyorsunuz? Ne kadar zor bir görev böyle?"[30]

Kureyşliler kabile anlaşmaları gereği Hz. Peygamberin (s.a.a) canına kastedemiyorlardı, zira bu durumda Haşim Oğulları ile çatışmaya girebilir ve aralarında başka sıkıntıların yaşanmasına ve işlerin daha da karmaşık hale gelmesine sebep olabilirdi. Dolayısıyla, Peygambere (s.a.a) karşı muhalefetleri sınırlıydı ve sadece onu kötü sözlerle küçümsemeye çalışıyorlardı. Ancak yeni Müslüman olmuş savunmasız kişilere karşı yapabildikleri kadar zarar veriyorlardı.<ref>Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 4

Kaynakça

  1. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, s. 42.
  2. Et-Tabersi, İ’lamü’l Vera bi’lamu’l Huda, c. 1, Kum, müessese Alu’l Beyt li-ihyau’t Turas, 1417 k. S. 43.
  3. Mukaddesi, Baz pejuhi tarihi veladeti ve şehadeti Masuman, Kum: Pejuşehkahı Ulum ve Ferhengi İslami, 1391, s. 91.
  4. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, s. 42.
  5. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, s. 42.
  6. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 37.
  7. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, Ebü’l Kasım Gürci tarafından gözden geçirme ve eklemeler, Tahran: Tahran üniversitesi yayınları, 1378, s. 43.
  8. Kuleyni, el-Kâfi, c. 1, s. 439; İbn Şehraşub, el-Menakib, c. 1, s. 172; Amuli, es-Sahih min Siyreti'n-Nebii'l-A'zam, c. 2, s. 68.
  9. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 37.
  10. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 37–38.
  11. Tarih-i Yakubi tercümesi, s. 368–369: Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi’nden naklen, s. 49.
  12. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 37.
  13. İbn Hişam, c. 1, s. 141–142.
  14. Siyre-i İbn İshak, Muhammed Hamidullah, s. 59; Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 39.
  15. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 39–40.
  16. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, s. 56–60.
  17. Ayeti, İslam Peygamberi Tarihi, s. 60–61.
  18. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 40.
  19. Ayeti, Muhammed İbrahim, İslam Peygamberi Tarihi, Ebü’l Kasım Gürci tarafından gözden geçirme ve eklemeler, Tahran: Tahran üniversitesi yayınları, 1378, s. 67.
  20. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 41.
  21. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 41.
  22. İbn Hişam, c. 1, s. 262.
  23. İbn Hişam, c. 1, s. 264, 266.
  24. İbn Hişam, c. 1, s. 281–282.
  25. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 41.
  26. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 41–44.
  27. Siyre-i İbn İshak, s. 127, Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 44’ten naklen.
  28. Tarihi Rusul ve Muluk, c. 3, s. 1172; Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 44’ten naklen.
  29. Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 44.
  30. Siyre-i İbn Hişam, c. 1, s. 279; Şehidi, Tarihi Tahlilîyi İslam, s. 45’ten naklen.
  1. اقْرَ‌أْ بِاسْمِ رَ‌بِّک الَّذِی خَلَقَ. ‘İkra bismi rabbikellezi halek’
  2. وَأَنذِرْ عَشِیرَتَک الْأَقْرَبِینَ وَاخْفِضْ جَنَاحَک لِمَنِ اتَّبَعَک مِنَ الْمُؤْمِنِینَ فَإِنْ عَصَوْک فَقُلْ إِنِّی بَرِیءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ