Hucurat Suresi

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Hucurat Suresi
Hucurat Suresi.png
Anlamı Odalar, Hücreler
Başka İsimleri -
Sınıfı Medeni
Nüzul Sırası 106
Sure Numarası 49
Cüz 26
Sayısal Bilgiler
Ayet Sayısı 18
Kelime Sayısı 353
Harf Sayısı 1533

Hucurat suresi (Arapça: سورة الحجرات) ismini 4. ayette geçen "hucurat" kelimesinden almaktadır. "Odalar" anlamına gelen hucurat kelimesi, söz konusu ayette, peygamberimizin Mescid-i Nebi'deki evi olarak kullandığı odalara işaret etmektedir. 18 ayetten oluşan sure, Medine'de Mücadele suresinden sonra inmiştir. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 49. nüzul sırasına göre ise 106. suredir.

Hucurat Suresi

Bu sure adını odalar veya küçük odalar anlamına gelen Hucurat (hücreler) kelimesinden alır. Odalardan maksat Hz. Fahri Kâinat efendimizin (s.a.a) eşlerine ait odalar olduğu, bunların hürmet ve saygınlığının korunması gerektiği, Resulullah’ın (s.a.a) ashabının efendimizin evlerine davetli ve davetsiz olarak nasıl gitmeleri gerektiğinin adabını öğretmektedir.

Tüm kari ve müfessirlere göre ayet sayısı 18’dir. Kelime sayısı 353, harf sayısı ise 1533’tür. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla kırk dokuzuncu, iniş sırasına göre ise yüz altıncı suredir. Sure Medeni surelerdendir. Hacim ve boyut olarak otuz mesani surelerin sonuncusu ve bir hizbin yarısı kadardır.

Konuları

Bu sure, toplumsal ahlak, adap ve düzeni ele aldığı gibi Hz. Peygamberle (s.a.a) adabı ve muaşereti, araştırılmadan her habere itibar edilmemesi gerektiğini, başkalarına kötü söz söylenmemesi ve gıybet edilmemesi, insanların ayıplarının araştırılmaması, bazılarının günah olduğu her zanna kapılmaması gerektiği, Müslümanların kardeş olduğu ve kendi aralarında sulh ve barışın tesis edilmesi için çaba ve telaş göstermeleri gerektiği istenmektedir. [1]


Meşhur Ayetler

Nebe Ayeti

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُوا أَن تُصِيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ

Ey inananlar, buyruktan çıkmış biri, size bir haber getirdi mi doğru, yahut yanlış veya yalan olup olmadığını araştırıp iyice bir anlayın, yoksa bir topluluğa, bilgisizlikle bir kötülükte bulunur da yaptığınıza nâdim oluverirsiniz. ( Hucurat Suresi / 6)

Fıkıh Usûlü’nde Nebe ayetinden çokluca bahsedilmiştir. Fıkıh Usûlü alimleri, bu ayet-i kerimenin ‘‘Haber-i Vahid’’in hüccet, delil ve kanıt olduğunu ima ettiğini incelemiş ve araştırmışlardır. [3]

Müfessirlerin çoğunluğu Hucurat suresi 6. Ayet-i kerimenin Velid bin Ukba hakkında nazil olduğuna inanmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Velid bin Ukba’yı zekât toplaması için Beni Mustalik kabilesine göndermişti. [4]

Mecmau’l-Beyan Tefsiri’nde yazılanlara göre; Beni Mustalik kabile ahalisi, Allah Resulü’nün (s.a.a) temsilci gönderdiğini duyar duymaz sevinç ve mutlulukla Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) göndermiş olduğu temsilciyi karşılamaya koştular ancak Velid bin Ukba cahiliye döneminde Beni Mustalik kabilesine karşı olan düşmanlığından dolayı, kabile ahalisinin kendisini öldürmeye geldiğini düşündü.

Velid bin Ukba bundan dolayı Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına döndü ve Beni Mustalik kabilesinin zekât ödemek istemediğini söyledi. Bunu duyan Peygamber Efendimiz (s.a.a) gazaplandı ve Beni Mustalik kabilesine karşı savaş açmak istedi. İşte tam o sırada bu ayet-i kerime nazil oldu ve Müslümanlara şöyle bir emir verdi; Bir fasık haber getirdiğinde onu mutlaka iyiden iyiye araştırın. [5]

Uhuvvet Ayeti

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Hiç şüphe yok ki inananlar, ancak kardeştirler, artık kardeşlerinizin arasını bulun, barıştırın, uzlaştırın onları ve çekinin Allah'tan da acınmışlardan olun. ( Hucurat Suresi / 10)

Uhuvvet ayeti olarak meşhur olan Hucurat suresi 10. Ayet-i kerimesinde Allah Teâlâ müminler arasında ki kardeşlik ilişkilerinden ve Müslümanların birbirlerine karşı olan vazifelerinden bahsetmektedir. Bu ayet-i kerimeye göre müminler birbirlerinin kardeşidir eğer aralarında sürtüşme ve çatışma çıkarsa diğer Müslümanların vazifesi onları barıştırmaktır.

Uhuvvet ayeti nazil olur olmaz Peygamber Efendimiz (s.a.a) Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okudu. Ebubekir ve Ömer, Osman ve Abdurrahman bin Avf ve diğer sahabeler arasında derecelerine göre kardeşlik akdi okudu. İşte tam o sırada İmam Ali’yi (a.s) kendine kardeş olarak seçti ve Hz. Ali’ye (a.s) şöyle hitap etti: ‘‘Sen benim kardeşimsin bende senin kardeşinim’’. [6] [7]

Gıybet Ayeti

وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ

Bir kısmınız, bir kısmınızın gıyâbında kötülüğünü de söylemesin; biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Tiksindiniz, değil mi? ( Hucurat Suresi / 12)

Yukarıdaki ayette ahlaki ve toplumsal meselerde üç tane İslami hüküm gündeme getirilmiştir: Kötü zandan sakınmak, tecessüs (araştırmak) ve gıybet. [8]

İşte sırf bundan dolayı ahlak ve tefsir kitaplarında birçok kez dikkate alınmıştır. Tefsir-i Numune şöyle yazmıştır: Bu üç ahlaki mesele birbiriyle ilişkilidir; kötü zan tecessüsün ve araştırmanın zeminesini hazırlar, başkalarının işini tecessüs edip araştırmakta onların gıybetini etmek ve özel hayatlarındaki meseleleri açığa vurmak için mukaddime oluşturur. [9]

El-Mizan «كَثِيراً مِنَ الظَّنِّ» (Zanların birçoğu) ibaretinden maksadın kötü zanlar olduğunu kabul etmektedir. Zira hüsnüzan (İyi zan) veya hayırda zan, yasak olmadığı gibi aksine iyidir. Kur’an, Nur suresi 12. Ayet-i kerime de hüsnüzan da bulunmayı tavsiye etmektedir. [10]

Ayet-i kerimede gıtbet etmek ölü kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir buda gıybet etmenin fevkalede çirkin ve büyük bir günah olduğunu göstergesidir. Tefsir-i Numune bu benzetme hakkında şu şekilde yazmıştır: Müslüman kardeşinin haysiyet ve şerefi, aynı onun bedeninin eti gibidir, gıybet sayesinde bu haysiyet ve şerefin beş paralık edilmesi ve aynı zamanda gizli sırların ifşa edilmesi tıpkı onun etini yemek gibidir. [11]

Ahkam Ayetleri

Ayet Numarası Ayet Bab Konu
9
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Cihad İki mümin grubun arasını bulup barıştırmak, haddi aşan saldırgan grupla savaş


Önceki Sure
Fetih Suresi
Hucurat Suresi Sonraki Sure
Kaf Suresi

Dış Bağlantılar

Kaynakça

  1. Danişnamei Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, s. 1251–1252.
  2. Hameger, Muhammed, Kur’an sureleri, Nuru’s-Sakaleyn Kur’an ve İtret Kültür merkezi, birinci baskı, Kum, Neşri Nuşera, ş. 1392.
  3. Merkez-i İttilaat ve Medarik-i İslami, Ferhengname-i Usul-i Fıkıh, h.ş 1389, s 62.
  4. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, c 22, s 53.
  5. Tabersi, Mecmau’l-Beyan, h.ş 1372, c 9, s 198.
  6. Behrani, el-Burhan fi Tefsiri’l-Kur’an, c 5, s 108.
  7. Hakim Nişaburi, el-Müsdekrek ala’s-Sahiheyn, c 3, s 14.
  8. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, c 22, s 181.
  9. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, c 22, s 184.
  10. Allame Tabatabai, el-Mizan, h.k 1417, c 18, s 323.
  11. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, c 22, h.ş 1374, s 184.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim, tercüme: Muhammed Mehdi Fuladvend, Tahran, Dâru'l- Kur'âni'l-Kerîm, h.k. 1418/ m. 1376.
  • Danişnamei Kur’an ve Kur’an Pejuhi, c. 2, Bahaddin Hürremşahi’nin katkılarıyla, Tahran, Dustan, Nahid, h.ş. 1377.