Furkan Suresi

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Furkan Suresi
Furkan Suresi.png
Anlamı Hakkı bâtıldan ayıran
Başka İsmi Tebareke
Sınıfı Mekki
Nüzul Sırası 42
Sure Numarası 25
Cüz 18, 19
Sayısal Bilgiler
Ayet Sayısı 77
Kelime Sayısı 896
Harf Sayısı 3876
Sülüs Hattıyla Yazılmış, Furkan Suresi 77, Bakara Suresi 186 ve Gafir Suresi 60. Ayet-i Kerimeler.

Furkan suresi (Arapça: سورة الفرقان) adını, ilk ayetinde geçen "Furkan" kelimesinden alır. "Furkan", hakkı bâtıldan ayıran demektir ve Kur'an-ı Kerim'in isimlerindendir. Sure 77 ayettir. Mekke döneminin ortalarında ve Yasin Suresinden sonra nazil olmuştur. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 25, iniş sırasına göre ise 42. suredir.

İsimleri

Sure ismini ilk ayetinden almaktadır. Furkan, hakkı batıldan ayırt eden demektir. Burada Kuran’ın hakkı batıldan ayırdığı beyan edilmektedir.[1]

Tebareke

Furkan suresinin bir diğer adı “Tebareke”dir. Bu adı, surenin ilk kelimesinden almaktadır.[2] “Tebareke” kelimesi, sabit ve kalıcı anlama gelen “Bereket” kelimesinden veya hayrın çok olması anlamında olan “Bereket” kelimesinden almış olabilir. Yani Kuran’ı nazil eden büyük bir hayır kaynağıdır, hayır ve bereketinin örneği ise Kuran’ı nazil etmesidir. Milyarlarca insanı tarih boyunca zulmetten nura çıkaran, ilahî kanunlardan daha yüce bir bereket olabilir mi?[3]

Surenin İçeriği

Bu surede, müşriklerin bahaneleri ve onlara cevap, şirkle mücadele, ‘‘Ashâb-ı Ress’’ kavminin alın yazısı, insanların kıyametteki hasreti, Allah’ın doğadaki azamet ve vahdaniyetinin nişaneleri ve müminlerin kâfirlerle kıyaslanması gibi konular yer almaktadır. Ancak bu surenin en önemli konuları “İbadu’r-Rahman” yani Allah’ın doğru kullarıyla ilgili ayetlerdir. Bu konu 63. Ayetten surenin sonuna kadarki bölümde geçmektedir.[4]

Surenin Mekki Oluşu

Mücahit ve Katâde, surenin tüm ayetlerinin Mekke’de nazil olduğuna inanmakta, ancak İbn Abbas üç ayetinin Medine’de nazil olduğuna inanmaktadır.[6]

Surenin Fazileti

  • Hz. Resulü Kibriya Efendimizden (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir: “Her kim Furkan suresini kıraat edecek olursa, kıyamet günü kıyamete iman eden bir hâlette dirilir ve hiç kuşkusuz kabirde olanlar dirilir ve hesapsız cennete giriverirler.”[7]
  • İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Furkan suresini okumayı terk etme, zira her kim Furkan suresini gece tilavet ederse, Allah hiçbir zaman ona azap etmez, onu hesaba çekmez ve ona yüce Firdevs’te yer verir.”[8]

Tarihi Rivayetler

Furkan suresi, Hz. Musa (a.s) ve kardeşi Hz. Harun’dan (a.s) bahsetmektedir. [9] Sure, Hz. Nuh (a.s) kavmini, peygamberleri yalanlayan ve netice itibariyle nihayetinde sularda boğulan bir ümmet olarak tanıtıyor. [10] Yine aynı şekilde Ad kavmi, Semud kavmi ve Ashâb-ı Ress’den bahsederken, onları İlahi azaba duçar olan ümmetler olarak tanımlıyor. Surenin 40. Ayet-i kerimesiyse, Lut kavminin kader ve akıbetini ele alıyor. [11]

Bazı Ayetlerin Tefsiri

Günah İyilikleri Yok Eder

El-Burhan tefsiri 23. Ayet-i kerimenin tefsirinde, Peygamber efendimizden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Kıyamet gününde yapmış oldukları iyilikler dağlar kadar büyük olan bir grup gelir ancak Allah Teâlâ onların o iyi amellerini batıl eder zira onlar dünyada her daim bir haramla karşılaştıklarında harama doğru yönelirlerdi. [12] Yine başka bir rivayeteyse, şu şekilde bahsedilmektedir: gıybet, dünya sevgisi, tekebbür, kendini beğenmişlik, haset, riya ve zekât vermemek amellerin batıl olmasına ve hak dergâhına ulaşmamasına neden olur. [13]

Ehlibeyt’in Velayetini Kabullenmek Amellerin Kabul Olma Şartıdır

Sure de 23. Ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Amellerin kabul olma şartı; Ehlibeyt’in (a.s) velayetini kabullenmekten geçer. Seyyid Haşim Behrani, el-Burhan tefsirinde bu rivayetlerden bazılarını zikrediyor ve bu tür rivayetlerin sayısının bundan daha fazla olduğunu söylüyor. [14] Yine aynı şekilde 27 ve 28. Ayet-i kerimelerin tefsirinde şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Sebil kelimesini İmam Ali’ye (a.s) tatbik etmişlerdir ve Hz. Emirü’l-Müminin’in (a.s) vesayetinden ve velayetinin gasp edildiğinden bahsedilmektedir.

İniş Sebebi: Müşriklerin İslam’ı Kabullenme Noktasında Getirmiş Oldukları Bahaneler

El-Mizan tefsirinde, 7. Ayet-i kerimenin açıklamasında şöyle bir olay nakledilmiştir: Kâfirlerden bir grup, Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına giderek, onunla konuşmak istediler ve eğer mal ve makam istiyorsa verelim dediler fakat Peygamber efendimiz (s.a.a) onların isteklerini reddetti ve şu şekilde cevap verdi: Getirmiş olduğum şey; mal, saltanat veya şöhret için değildir bilakis Allah Teâlâ beni müjdeci ve korkutucu olarak, Rabbimin risaletini insanlara ulaştırmam için memur etmiştir.

Kâfirler, Peygamber efendimizin (s.a.a) bu sözleri karşısında dediler ki; öyleyse neden seninle birlikte bir melek yok veya neden seni pazardan ve çalışmaktan ihtiyaçsız kılacak bağ ve sarayın yok? İşte tamda o sırada Allah Teâlâ 20. Ayet-i kerimeyi nazil etti. Ayet şöyle buyurmaktadır; ben sizlerden bazılarını bazılarınız için imtihan vesile karar kıldım, bakalım görelim sabredecek misiniz? Yani; isteseydim Resulümle (s.a.a) muhalefet etmemeniz için tüm dünyayı Habibim’in (s.a.a) ayakları altına sererdim. [15]

Danimarka’daki Baltık Denizi ile Kuzey Denizi arasında bir çarpışma ve birleşme vardır fakat bu iki denizin suyu asla bir diğerine karışmaz.

Danimarka’daki Baltık Denizi ile Kuzey Denizi arasında bir çarpışma ve birleşme vardır fakat bu iki denizin suyu asla bir diğerine karışmaz. Bazıları iki denizin suyunun bir diğerine karışmamasını 53. Ayet-i kerime de ki «مَرَ‌جَ الْبَحْرَ‌ینِ» cümlesinin mısdakı olduğuna inanmaktadırlar.

قَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا

Ve Peygamber, yâ Rabbi dedi, bu kavmim, şu Kur'ân'ı ihmâl etti, terkedilmiş bir hale getirdi. (Furkan Suresi / 30)

Surenin meşhur ayetlerinden bir diğeri de 30. Ayet-i kerimedir [16] zira Peygamber efendimiz (s.a.a) bu ayet-i kerime de Kur’an-ı Kerim’in ümmeti arasında rafa kaldırılmasından ve unutulmasından şikâyet ederek yakınmaktadır. Tefsir-i Numune’de şu şekilde yazılmıştır: Peygamber efendimizin (s.a.a) bu şikâyeti, günümüzde de devam etmektedir zira Kur’an-ı Kerim, vitrinleri süsleyen bir süs eşyası haline dönüşmüştür. [17]

Üstat Ferşçiyan’ın Esreri Olan ‘‘Yaratılışın Beşinci Günü’’ Tablosu

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا

Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir. (Furkan Suresi / 53)

Tefsir kitaplarında da yazıldığı üzere bu ayet-i kerime, Rabbulaleminin yaratılış âleminde ki olağanüstü kudretinin tezahürünü tersim etmektedir. [18] Rahman suresi 19 ve 20, Neml suresi 61. Ayet-i kerimelerde de ayrıca bu iki deniz hakkında bahsedilmiştir.

الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا

Öyle bir mâbuttur ki gökleri ve yeryüzünü ve ne varsa ikisinin arasında hepsini altı günde yaratmıştır da sonra arşa hâkim ve mutasarrıf olmuştur, rahmandır, artık haberi olana sor bunu. (Furkan Suresi / 59)

Bu surenin bir diğer meşhur olan ayet-i kerimesi de Allah’ın gökleri ve yeryüzünü ve ne varsa ikisinin arasında hepsini altı günde yarattığını söyleyen 59. Ayet-i kerimedir. Bu ayet-i kerime çok az bir fark eden ibarelerle diğer altı surede de tekrar edilmiştir. Araf suresi ayet 54. Yunus suresi ayet 3, Secde suresi ayet 4, Kaf suresi ayet 38 ve Hadid suresi ayet 4. Fussilet suresinde de Allah’ın yerküreyi iki günde yarattığı beyan edilmiştir. Allame Tabatabai el-Mizan tefsirinde Fussilet suresi dokuzuncu ayet-i kerimeden ve yaratılış zamanının ne kadar sürdüğü konusundan bahsetmiş ve günden maksadın, zaman dilimi olduğunu yazmıştır. [19] Tefsir-i Numune, gün’ü 24 saat olan gün manasında değil de dönem olarak mana etmiştir. [20]

Fazilet ve Özellikleri

Bu surenin okunmasının fazileti hakkında Mecmau’l-Beyan tefsirinde Allah Resulünden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Furkan suresini okuyan her kes kıyamet gününde kıyamet kapısına gelineceğine ve kabirde olan herkesin dirileceğinde hiçbir şüpheye yer olmadığına inanmış bir şekilde dirileceklerdir. İşte bu şahıs hesap kitap olmadan direkt olarak cennete girecektir. [21] Şeyh Saduk İmam Kazım’ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Furkan suresini okumayı bırakma zira her kim Furkan suresini geceleyin okursa Allah hiçbir zaman ona azap etmez ve onu hesaba çekmez ve ona yüce Firdevs cennetinde yer verir. [22]

Ayetül Ahkâm

Furkan suresi 48. Ayet-i kerimeyi, Ayetül Ahkâm olarak bilmektedirler. Bu ayet-i kerimeden suyun pak ve paklayıcı olduğu anlaşılmaktadır. وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً طَهُورً‌ا gökten pak su indirdik. [23]

Monografi

Furkan suresi diğer sureler gibi tefsir kitaplarında tefsir edilmiş ve açıklanmıştır; ancak müstakil olarak Furkan suresini tefsir eden eserlerde vardır.

  • Cafer Subhani Tebrizi, Simayi İnsan-i Kamil der Kur’an: Tefsir-i Sure-i Furkan, Kum, Bustan-i Kitap, h.ş 1387, s 396.


Önceki Sure
Nur Suresi
Furkan Suresi Sonraki Sure
Şu'ara Suresi

Dış Bağlantılar

Kaynakça

  1. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, c. 15, s. 3.
  2. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, c. 15, s. 3.
  3. Kıraati, Tefsir-i Nur, c. 8, s. 222.
  4. Kıraati, Tefsir-i Nur, c. 8, s. 221.
  5. Hameger, Muhammed, Kur’an sureleri, Nuru’s-Sakaleyn Kur’an ve İtret Kültür merkezi, birinci baskı, Kum, Neşri Nuşera, ş. 1392.
  6. Mecmaü'l-Beyan, c. 7, s. 250.
  7. Mecmaü'l-Beyan, c. 7, s. 250.
  8. Sevabu’l A’mal, s. 109; Mecmaü'l-Beyan, c. 7, s. 250.
  9. Ayet 35.
  10. Ayet 37.
  11. 35-40. Ayet-i kerimeler; Ali Babai, Bergozide-i Tefsir-i Numune, h.ş 1387, c 3, s 339 ve 340.
  12. Behrani, el-Burhan, h.k 1416, c 4, s 118.
  13. Behrani, el-Burhan, h.k 1416, c 4, s 117-122.
  14. Behrani, el-Burhan, h.k 1416, c 4, s 122.
  15. Tabatabai, Tercüme el-Mizan, h.ş 1374, c 15, s 219.
  16. Mehdi Gaffari, Mehcuriyet-i Kur’an.
  17. Ali Babayi, Bergozide-i Tefsir-i Numune, h.ş 1387, c 3, 336.
  18. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, c 15, s 124.
  19. Tabatabai, Tercüme el-Mizan, h.ş 1374, c 17, s 549-551.
  20. Mekarim Şirazi, Tefsir-i Numune, h.ş 1374, cc 15, s 135.
  21. Tabersi, Mecmau’l-Beyan, h.ş 1372, c 7, s 250.
  22. Saduk, Sevabu’l-Amal, h.k 1406, s 109: Tabersi, Mecmau’l-Beyan, h.ş 1372, c 7, s 250.
  23. İrevani, Durus-u Temhidiye, c 1, s 41.

Bibliyografi

  • Mekarim Şirazi, Nasır ve bir grup yazar, Tefsir-i Numune, c. 15, Darü'l-Kütübi'l-İslami, 1374.
  • Rey Şehri, Muhammed Mehdi, Dânişnâme-i Kur’an ve Hadis, c. 5.
  • Kıraati, Muhsin, Tefsir-i Nur, Merkezi Ferhengi Dershayi Ez Kur’an, Tahran, h.ş. 1383.
  • Tabersi Fazıl b. Hasan, Mecmaü'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'an, İntişarat-ı Nasır-ı Hüsrev, Tahran, h.ş. 1372, üçüncü baskı, tahkik ve mukaddime: Muhammed Cevad Belaği.
  • Nerm Efzar (yazılım) Camiu’t-Tefsir, Merkezi Tahkikatı Kompüteri Ulum-i İslami.
  • İrevani, Bakır, Durus-u Temhidiye fi Tefsir-i Ayatül Ahkâm, Kum, Daru’l-Fıkıh, h.k 1423.
  • Behrani, Seyyid Haşim, el-Burhan fi Tefsiri’l-Kur’an, Tahkik: Kısmu’d-Dirasati’l-İslamiye Müessesetu’l-el-Bi’set, Kum, c 1, Tahran, Bonyad-i Biset, h.k 1416.
  • Daneşname-i Kur’an ve Kur’an pejuhi, Bahauddin Hürremşahi’nin katkılarıyla, Tahran, Neşr-i Dustan – Nahit, h.ş 1377.
  • Saduk, Muhammed bin Ali, Sevabu’l-Amal ve İkabu’l-Amal, Kum, Daru’ş-Şerif er-Razi, c 2, h.k 1406.
  • Tabatabai, Seyyid Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an, Tercüme Seyyid Muhammed Bakır Hemdani, Kum, Defter-i İntişarat-ı İslamî Camia-i Müderrisin-i Havza-i İlmiye-i Kum, h.ş 1374.
  • Tabersi, Fadıl bin Hasan, Mecmau’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, Tahkik ve Mukaddime Muhammed Cevad Belaği, İntişarat-ı Nasır-ı Hüsrev, Tahran, c 3, h.ş 1372.
  • Ali Babayi, Ahmet, Bergozide-i Tefsir-i Numune, Tahran, Daru’l-Kutubi’’l-İslamiye, h.ş 1387.
  • Mutahhari, Murtaza, Macmua Asar, Tahran, Sadra, c 5, h.ş 1390.
  • Marifet, Muhammed Hadi, Amuzeş-i Ulum’i Kur’an, Merkez-i Çap ve Neşr Sazman Tebliğat İslami, c 1, h.ş 1371.
  • Mekarim Şirazi, Nasır ve bir grup yazar, Tefsir-i Numune, Daru’l-Kutubi’l-İslamiye, h.ş 1374.