Cenabet

WikiShia sitesinden
(Cenabet Guslü sayfasından yönlendirildi)
Şuraya atla: kullan, ara

Cenabet (Arapça: جَنابَت); insandan meni çıktıktan veya cinsel ilişkide bulunduktan sonraki hâl veya durum anlamına gelen fıkhi bir ıstılahtır. İslam fıkhına göre cenabet kimseye namaz, oruç, hac ve mescide girme gibi bazı ibadetleri yapması haram sayılmıştır. İnsan, duhul ile sonuçlanan cinsel ilişki yoluyla veya kendisinden meni çıkmasıyla cenabet olur. Bu halet ve durumda olan kimseye “cünüp” denir. Bu hal ve vaziyetten kurtulmanın koşulu cenabet guslü almaktır. Kadınların duhul olmadan cünüp olması konusunda fakihler arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır.

Terminoloji

Cenabet lügatte uzaklaşmak manasına gelmektedir. Fıkhi ıstılahta ise insan için, temiz ve pakların ahkâmından uzak olmasına neden olan bir durum ve halin oluşmasıdır.[1] Bu halet ve durumda olan kimseye “cünüp” denir. Fıkıh kitaplarında cenabetle ilgili hükümler Taharet, Namaz ve Oruç baplarında konu edilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de (Nisa Suresi, 43[2] ve Maide Suresi, 6[3]) cenabet ile ilgili bazı hükümlere işaret edilmiş ve yaklaşık 400 rivayet de (Vesailu’ş Şia ve Müstedreku’l Vesail kitabında) cenabet ile ilgili cüz’i hükümleri beyan etmiştir.

Hadislerde cenabet bir tür ruhi ve manevi kirlilik olarak tabir edilmiştir ve bundan dolayı cünüp kimsenin can verme halinde olan kimsenin yanına gitmemesi, cünüp birisinin bulunduğu oda da namaz kılınmaması ve böyle bir durumda (cünüp) uyunmaması daha iyidir; zira uykuda onun ruhu bu kirlilikle göklere yükselir. Bu kirlilik cenabet guslü ile ortadan kalkar.

Cenabetin Sebepleri

İnsan, iki yolla cünüp olur: İnsandan meni çıkması (inzal veya boşalma) ve cinsel ilişkide bulunmak.

1. Meni Çıkması

İnzal, insandan meni çıkması anlamına gelmektedir: ister uyku hâlinde olsun, ister uyanık; az olsun veya çok olsun; ister kadın olsun, ister erkek; şehvetle dışarıya atılsın veya şehvetsiz; ihtiyarî olsun veya gayriihtiyarî, fark etmez.[4] Elbette meninin dışarı çıkmaksızın beden içindeki hareketi cenabete neden olmaz.

2. İhtilam

Uykudayken insandan meni çıkmasına ihtilam denir. Bu durum kadınlarda daha az görülür.[5] İhtilam bazen uykuda görülen tahrik edici rüya ile gerçekleşir ve bazen de onsuz. Her halükarda eğer şahıs uyandıktan sonra elbisesinde bir rutubet (ıslaklık) görürse ve meni olduğundan emin olursa cünüp olmuştur.

Erkekten bir ıslaklık gelir (ister uykuda ister uyanıkken) ve meni mi, idrar mı veya bunlardan başka bir şey mi olduğunu bilmezse; eğer şehvetle veya atılarak dışarı çıkar veyahut akmasından sonra bedende gevşeklik meydana gelirse o ıslaklık (rutubet) meni hükmündedir. Zikredilen üç alametten (şehvetle, atılarak dışarı çıkması ve akmasından sonra bedende gevşeklik) her üçünün de olması veya onlardan bazısının olması kifayet eder mi noktasında fetvalar farklıdır.[6] Hasta olanlarda iki alametin; yani şehvetle ve akmasından sonra bedende gevşekliğin olması yeterlidir.[7] Kadınlarda cinsi lezzetle birlikte rutubetin çıkması babı hükmünde fakihler arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır.[8]

Duhul

Cinsel ilişki hâlinde, sünnet yeri kadar bir kısım veya daha fazlası dâhil olursa, kadına olsun veya [neuzu billah=Allah'a sığınırız] erkeğe, önden olsun veya arkadan, akıllı olsun veya deli; bulûğ çağına ermiş olsunlar veya ermemiş olsunlar; duhul uyanıkken gerçekleşsin veya uykuda gerçekleşsin, her ikisi de cünüp olur.[9] Fakihlerin çoğu duhulün arkadan gerçekleşmesini de (ister kadına olsun, isterse [neuzu billah=Allah'a sığınırız] erkeğe) cenabet sebebi kabul etmişlerdir.[10] Eğer insan "Allah'a sığınırız" bir hayvanla cinsel ilişkide (duhulda) bulunur ve ondan meni gelirse, yalnızca gusül kâfidir. Meni gelmezse, ilişki öncesi abdesti varmışsa yine yalnızca gusül kafidir; ancak abdesti yokmuşsa farz ihtiyat gereği gusül etmeli ve abdest de almalıdır.[11] İnsanın cinsel temasta bulunduğu hayvanın eti ve sütü haram ve dışkısı necistir ve eğer eti yenen hayvanlardan ise kesildikten sonra da yakılmalıdır.[12]

Cenabet Guslü

Cünüp olan şahsın cenabetten kaynaklanan ruhi ve manevi kirliliğinin bertaraf olması için en kısa zamanda cenabet guslü alması müstehaptır. Ama bu gusül, namaz, tavaf ve ramazan ayı orucu gibi taharet gerektiren farzların yerine getirilmesi durumunda farz olur. Cenabet haleti oluşmadan cenabet guslü alınmaz.[13] Cenabet guslünün şekli, hüküm ve şartları diğer müstehap ve farz gusüller gibidir. Tek farkı cenabet guslünden sonra gusülü batıl edecek bir hades yapılmadığı sürece abdest alınmamalıdır. (Cenabet guslü yapan kimsenin namaz için abdest almaması gerekir. Ama diğer gusüllerle namaz kılınmaz, guslün yanı sıra abdest alınması gereklidir. (İmam Humeyni, Tam İlmihal, mesele 391).

Cenabetle İlgili Hükümler

Cünüplü Kimseye Haram Olan Şeyler

Cünüp olan kimseye Azaim Surelerini okumak (farz secdesi olan sureler) haramdır; ancak bu haram oluşun sadece secde edilmesi farz olan (Necm Suresi, 62. ayet, Alak Suresi, 19. ayet, Secde Suresi, 15. ayet, ve Fussilet Suresi, 37. ayet) surelere mi özgü olduğu yoksa Kur’an’ın bütün surelerini mi kapsadığı noktasında görüş farklılıkları bulunmaktadır.[14]

Bedeninden bir yeri Kur’an yazısına veya Allah'ın ismine (hangi dilde olursa olsun) ve çoğu taklit mercinin görüşüne göre, Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) isimlerine sürmek cünüp olan kimseye haramdır.[15]

Camide de durmak cenabet kimseye haramdır; ama bir kapıdan girilir, diğer bir kapıdan çıkılırsa veya bir şey almak için girerse, sakıncası yoktur. Ancak bu durumda camiye bir şey bırakmamalıdır. Bazıları Ehlibeyt İmamlarının türbelerini de yukarıda belirtilen cami hükümlerine mülhak etmiştir.[16] Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Nebevi'ye girmek, bir kapıdan girip diğer bir kapıdan çıkılsa bile haramdır.[17]

Cünüplü Kimseye Mekruh Olan Şeyler

Cünüp olan kimseye aşağıdaki şeyleri yapması mekruhtur;

  • Yemek ve içmek. Ancak abdest aldıktan veya gargara (suyu ağızda döndürme ve tekrar dışarıya dökme) ve istinşak (suyu buruna çekmek ve tekrar çıkarmak) yaptıktan sonra yiyip içmek, mekruh değildir. Bazıları şöyle söylemiştir: “Gargara ve istinşak yapılması durumunda kerahet azalır, ancak tamamen ortadan kalkmaz.”[18] Rivayetlerde cenabet halde yeme ve içmenin deri hastalığına (Vitiligo) zemine hazırladığı belirtilmiştir.[19]
  • Fakihlerin meşhur görüşüne göre, farz secdesi olmayan surelerin yedi ayetinden fazlasını okumak.[20]
  • Bedenin herhangi bir yerini Kur’an’ın cildine, kenarına ve yazıları arasına sürmek.
  • Gusül veya abdest almadan önce uyumak. Ancak, abdest aldıktan veya su olmadığından gusül yerine teyemmüm ettikten sonra uyumak, mekruh değildir.
  • Başa kına ve benzeri şeyler sürmek.[21]
  • Can verme halinde olan kimsenin yanında bulunmak.[22]

Diğer Hükümler

  • Haram yolla (istimna veya zina gibi) cünüp olan kimseden çıkan terin necis olup olmadığı noktasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır.[23] Bazıları onu (teri) pak saymışlar, ancak namazın sıhhatine engel bilmişlerdir.[24]
  • Mübarek ramazan ayında orucun kendisine farz olan bir kimsenin fecrin doğuşuna kadar cünüp kalması haramdır ve orucun batıl olmasına sebep olmakla birlikte kaza ve keffare gerektirir.[25]
  • Eğer gusül almanın cünüp kişiye zararı varsa, namaz için gusüle bedel teyemmüm almalıdır.[26] Ayrıca cünüp olan bir şahsın bulunduğu odada namaz kılmanın keraheti vardır.[27]

Ayrıca Bakınız

Kaynakça

  1. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 3.
  2. “یا أَیهَا الَّذِینَ آمَنُوا لَا تَقْرَ‌بُوا الصَّلَاةَ وَأَنتُمْ سُکارَ‌یٰ حَتَّیٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِ‌ی سَبِیلٍ حَتَّیٰ تَغْتَسِلُوا وَإِن کنتُم مَّرْ‌ضَیٰ أَوْ عَلَیٰ سَفَرٍ‌ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِّنکم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَیمَّمُوا صَعِیدًا طَیبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِکمْ وَأَیدِیکمْ إِنَّ اللَّـهَ کانَ عَفُوًّا غَفُورً‌ا ﴿۴۳﴾ (Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar ve cünüp iken -yolcu olma durumunuz müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta olursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse ya da kadınlara dokunursanız (onlarla cinsel ilişkide bulunursanız), su bulamadığınız takdirde, temiz toprağa teyemmüm edip (yönelip), yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affedendir ve bağışlayandır.)”.
  3. “یا أَیهَا الَّذِینَ آمَنُوا إِذَا قُمْتُمْ إِلَی الصَّلَاةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَکمْ وَأَیدِیکمْ إِلَی الْمَرَ‌افِقِ وَامْسَحُوا بِرُ‌ءُوسِکمْ وَأَرْ‌جُلَکمْ إِلَی الْکعْبَینِ وَإِن کنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُ‌وا وَإِن کنتُم مَّرْ‌ضَیٰ أَوْ عَلَیٰ سَفَرٍ‌ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِّنکم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَیمَّمُوا صَعِیدًا طَیبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِکمْ وَأَیدِیکم مِّنْهُ مَا یرِ‌یدُ اللَّـهُ لِیجْعَلَ عَلَیکم مِّنْ حَرَ‌جٍ وَلَـٰکن یرِ‌یدُ لِیطَهِّرَ‌کمْ وَلِیتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَیکمْ لَعَلَّکمْ تَشْکرُ‌ونَ ﴿۶﴾” (Ey iman edenler! Namaz için kalktığınızda yüzünüzü ve dirseklere kadar (dirseklerle birlikte) ellerinizi yıkayın ve başınızı ve üzerindeki çıkıntılara (veya topuklara) kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer cünüp iseniz, kendinizi temizleyin (gusledin). Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya içinizden birisi tuvaletten gelir yahut kadınlara dokunursa, (onlarla cinsel ilişki kurarsa, bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprak ile teyemmüm edin; yüzlerinize ve ellerinize ondan meshedin. Allah, size bir zorluk çıkarmak istemez; sizi arındırmak ve nimetini size tamamlamak ister. Olur ki şükre dersiniz.).
  4. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 3.
  5. [1].
  6. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 8 - 12.
  7. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 8 - 12.
  8. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 12 - 13.
  9. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 25 - 26.
  10. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 26 - 31.
  11. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 36; Tovzihu’l Mesail-i Meraci’, c. 1, s. 268, mesele 351.
  12. Cevahiru’l Kelam, c. 1, s. 637 - 640.
  13. Cevahiru’l Kelam, c. 1, s. 46 – 55; El-Urvetu’l Vuska, c. 1, s. 492.
  14. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 42 – 45; el-Urvetu’l Vuska, c. 1, s. 482; Misbahu’l Huda, c. 4, s. 146 - 147.
  15. El-Hadaiku’n Nazire, c. 2, s. 122; Cevahiru’l Kelam, c. 2, s. 316 ve c. 3, s. 46; Müstemseku’l Urve, c. 3, s. 45.
  16. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 49 - 56.
  17. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 54 - 55.
  18. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 64 - 67.
  19. Danişnamei Ehadisi Pezişki, c. 2, s. 379.
  20. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 67 - 72.
  21. Cevahiru’l Kelam, c. 3, s. 72 - 78.
  22. Tovzihu’l Mesail-i Meraci’, c. 1, s. 312, mesele 540.
  23. Cevahiru’l Kelam, c. 6, s. 71 - 77.
  24. İrşadu’s Sail, s. 16; el-Ahkamu’l Vazihe (Fazıl), s. 95.
  25. Cevahiru’l Kelam, c. 16, s. 236 - 247.
  26. Cevahiru’l Kelam, c. 5, s. 111.
  27. El-Urvetu’l Vuska, c. 2, s. 401.

Bibliyografi

  • Muhammed Muhammedi Rey Şehri, Danişnamei Ehadisi Pezişki, tercüme: Dr. Hüseyin Sabıri, Kum, Daru’l Hadis, çapı şeşum, 1385.
  • El-Hadaiku’n Nazire, Yusuf Bahrani, Müessesetu’n Neşri’l İslami, Kum.
  • El-Urvetu’l Vuska, Seyyid Muhammed Kazım Tabatabai Yezdi, Müessesetu’n Neşri’l İslami, Kum.
  • Biharu’l Envar, Allame Meclisi, Muhammed Bakır, Daru’l Kutubu’l İslamiyye, Tahran.
  • Cevadiru’l Kelam, Muhammed Hasan Necefi, Daru İhyau’t Turas, Beyrut.
  • Müstemseku’l Urve, Seyyid Muhsin Tabatabai Hekim, Daru İhyau’t Turasu’l Arabi, Beyrut.
  • Misbahu’l Huda, Muhammed Taki Amuli, Firdevsi Tahran.
  • İrşadu’l Mesail, Seyyid Muhammed Rıza Gulpaygani, Daru’s Safve, Beyrut, 1413.
  • El-Ahkamu’l Vazıhe (Li’l Fazıl), Muhammed Fazıl Muvahhidi Lenkerani, Merkezi Fıkhu’l Eimmeti’l Ethar (a.s), Kum, 1380.