İsraf

WikiShia sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

İsraf (Arapça: الاسراف), İsraf her türlü imkan ve varlığı boşuna harcama, saçıp savurma anlamında kullanılan İslami bir terimdir. Kur’an ayetleri ve hadislerce haramlığı sabit olan israf Kur’ani, fıkhi ve ahlaki konulardan biridir. Bazı fakihler, israfın haram oluşunu, namaz ve oruç gibi İslam dinin inkar edilmez temel hükülerinden olduğunu kabul etmiş , bazıları da günah-ı kebireden saymıştır.
İsraf kavramını sadece yiyecek-içecek, mal-mülk ve maddî imkânlarla sınırlı olarak düşünmek bu kelimenin mânâ dünyasını daraltmak demek olur. İsrafın çerçevesini daha geniş tutmak ve maddî-mânevî her türlü nimetin yaratılış gayesine aykırı kullanılması, lüzumsuz yere harcanması ve savurganlık olarak değerlendirmek icap eder. Dolayısıyla, ferdî olarak giyim-kuşamda, içinde oturulan binada ve evin tefrişinde olduğu gibi, zaman ve sağlık gibi nimetlerin kıymetinin bilinmeyişinde de israf söz konusudur. Gereksiz olarak musluktan akıtılan su, gereksiz yakılan elektrik ve enerji sarfiyatı israf olduğu gibi, zamanı boşa harcamak ve sağlığı bozacak davranışlarda bulunmak da bir tür israftır. Bir insanın yarım litre su ile abdest alması mümkünken, lâvaboda musluğu sonuna kadar açıp iki litre su kullanması nasıl israfsa, altı saatlik uyku ile dinlenebilecekken sekiz saat uyuması da aynı şekilde israftır.
Günümüzde nefsin isteklerine boyun eğmiş, sadece tüketerek yaşayan kişilerin sayısı giderek artmaktadır. Buna bağlı olarak sosyal hayattaki yaralar büyümektedir. İsraf ve aşırı tüketim sadece failine değil, topluma da ciddi darbeler vurmaktadır. Yüz milyonlarca insanın açlık ve sefalet içinde bulunduğu dünyamızda israf edilen her bir değerden sorumlu olduğumuz açıktır.

Etimoloji

‘Haddi aşma, hata, cehalet, gaflet, düşkünlük’ gibi manalara gelen ‘seref’ (سرف) kökünden türetilmiş[1] ‘israf’ (إسراف) kelimesi, genel olarak ‘inanç, söz ve davranışta dinin, aklın veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmak, ifrat ve tefrite düşmek’, daha özel manada ‘eldeki mal veya imkânları meşru olmayan maksatlar doğrultusunda harcamak, haddi aşmak, itidalli olmamak, saçıp savurmak’ demektir. Dolayısıyla israf, ‘itidalli ve orta yollu olma’ demek olan iktisadın da zıttıdır.[2] Daha öz bir ifadeyle, ‘yerinde ve faydalı kullanılmayan her şeyi’ israf olarak değerlendirmek mümkündür.

İsrafta Orta Yollu Olmak

İfrat ve tefritin arasında olan “orta yollu olma” mefhumu, göreceli bir mefhumdur. Dolayısıyla kişilerin, zaman ve mekânın değişmesiyle farklıklar arz etmektedir. Fakihlerin sözlerinden anlaşıldığı kadarıyla yapılan her bir işte akli bir yön varsa, o iş israf olmaz. Şu anlamda ki itidalden çıkmanın bir ölçütü yoksa israf değildir[3], nitekim rasyonel olarak uygunsuz mal harcamalarının israf ölçütü vardır.[4]

İsrafın Hükmü

İsraf haramdır.[5] Bazı müçtehitler israfın haram oluşunu dinin zorunluluklarından bilmiş[6] bazıları da büyük günahlar kategorisinde saymıştır.[7] Fıkıh kitaplarında israf hakkında doğrudan bir bap (kitap) yoktur, ancak onunla ilgili açıklamalar ibadet, anlaşmalar, tek taraflı anlaşmalar ve hükümler gibi çeşitli baplarda ele alınmıştır. Elbette bazıları bu hususta, doğrudan kitaplar kaleme almış ve israfı farklı açılardan incelemişlerdir.[8]

Aynı şekilde israf kelimesiyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir diğer kelime de, ‘tebzir’ kelimesidir ki harcamada ifrat ve aşırılığı ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Bir ıstılah olarak tebzir, ‘mal ve varlığı ifsat etmek, telef etmek, ziyan etmek ve savurganlık yaparak dağıtıp zayi etmektir.’ Türkçedeki ‘har vurup harman savurma’ tabiri Kur’an’daki manasıyla tam bir uyum içindedir.

İsraf ve tebzir arasındaki en önemli fark, israfta mal tasarrufunda bulunmak sahihtir, ancak onda aşırıya kaçmak ve savurganlık yapmak israftır; ama tebzirde mal tasarrufunda bulunmanın kendisi dahi caiz değildir.

Kur’an’da

Kur’an’da israf ve türdeşleri toplamda 23 kere geçmiştir.[9]-[10] Aynı şekilde tebzir kelimesi ve türdeşleri Kur’an’da üç kere zikredilmiştir. İki ayette[11] tebzir ile israfın birbirlerine yakın bir anlam taşıdığı ortaya çıkmaktadır.[12]

İsraf ve Tebzir Arasındaki Fark

  1. İsraf, daha kapsayıcı bir anlama sahiptir. Dolayısıyla her türlü inhiraf ve sapmaya (inanç, ahlak, sosyal, ekonomik…) israf denmektedir.[13] Ancak tebzir, daha çok mali ve iktisadi[14] yerlerde ve nadir olarak başka yerlerde kullanılmaktadır.[15]
  2. İsraf, bazen mubah bir şey (ve harcamada) aşırıya kaçmak anlamındadır, örneğin: ihtiyaç oranında yemek yemek caiz ve hatta matlup olmasına rağmen onda aşırıya kaçılması israftır. Bazen de yersiz ve uygunsuz harcamalar da -isterse harcama az olsun- kullanılmaktadır. Örneğin: az bir miktarının bile caiz olmadığı arta kalan yemeklerin dökülmesi.[16] Dolayısıyla ölçütlerini nicelik ve nitelik açısından değerlendirmek gerekir. Ancak tebzir daha çok nitelik suretinde ve uygunsuz harcamalarda ortaya çıkmaktadır. Örneğin: haram işlemesi için bir kişiye infakta bulunmak.[17] Tebzir, israfın aksine hiçbir zaman infakta bulunmak gibi hayır ve güzel işlerin açıklamasında kullanılmaktadır.[18] Bundan dolayı, İmam Sadık (a.s) tebziri, israfın kısımlarından saymış[19] ve tebzir anlamındaki israfı, diğer israflardan daha çirkin kabul etmiştir.[20]

"İnsana bir zarar geldiği zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararın giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçip gider. İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi."
Yunus Suresi, 12. Ayet.

İsraf Mukabilindeki Kıvam

İsrafı belirleme ölçütü anlamında kullanılan kıvam sözcüğüne (orta yol, denge ve itidal) Kur’an’da da yer verilmiştir.[21] Bunun teşhisi akıl, şer’ ve örfe aittir.[22] İsraf her zaman aşırılığa kaçmak konusunda ilahi emirlere itaatsizlikte kendini gösterdiğinden[23] fesatla doğrudan ilişkisi vardır.[24] Zira her şeyde var olan teadül ve dengeyi bozmak, o şeyde fesada neden olur.[25] Bundan dolayı, insanın çeşitli varlık ve olanaklarını yok eden israfın, sörfe (سُرفه ) kelimesi ile aynı kökten olduğunu savunmuşlardır.[26]

İsrafın Faktör ve Nedenleri

İsrafın her bir türünün, kendine özgü psikolojik bir nedeni ve etkileşimi vardır:

Şehvet Düşkünlüğü

Kur’an-ı Kerim, Hz. Lut’un (a.s) diliyle[27] kavminin ahlaki israfa eğiliminin nedenini şehvet düşkünlüğüne bağlamıştır. Ayrıca Kehf suresinin 28. Ayetinde peygamberin aşırıya kaçanlara (kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olanlara[28]) boyun eğmemesinin nedeni olarak onların kendi nefislerine tabi olmalarını göstermiştir.[29]

Allah’ı Anmaktan Gaflet

Kehf suresinin 28. Ayeti, aşırıya kaçanların kalplerinin Allah’ı anmaktan gafil olduklarını ve işlerinin aşırıya kaçmaktan başka bir şey olmadığını açıklamıştır.[30]

Küfranı Nimet ve Nankörlük

Allah azze ve celle İsra Suresinin 26-27. Ayetlerinde tebziri (saçıp savurmayı) nehyedip saçıp savuranların şeytanın dostları olduğunu beyan ettikten sonra şöyle buyurmaktadır: “Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.”[31]

Kibir, Tiranlık, Sömürgecilik ve Hegemonyacılık

Allah Teâla, Yunus Suresinin 83. Ayetinde ve Duhan Suresinin 31. Ayetinde Firavun’u israfçı, ululuk taslayan biri olarak tanıtmıştır. Yine Neml Suresinin 34. Ayetinde Sebe’ kavminin melikesi Belkıs’ın dilinden hükümdarlar hakkında şöyle diyor: “Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayı perişan ederler.” Bu ayet ile Firavun hakkındaki ayetler arasındaki ilişkiye bakıldığında bir çeşit sosyal bozgunculuk ve israfın verasetiyle karşı karşıya kalmaktayız.[32]

Kendini Beğenmişlik

Yunus Suresinin 12. Ayetinde insanlara bir zarar dokunduğunda Allah’tan yardım diledikleri, rahatlıkta ise Onu unuttukları belirtilmektedir. Allah Teâlâ bu kişiler hakkında şöyle buyurmaktadır: “İşte böylece haddi aşanlara yapmakta oldukları şeyler güzel gösterildi”[33]

Diğer Faktörüler

Yukarıdaki faktörlere ilaveten, (körü körüne birilerini) taklit etmek, başkaları ile kıyasta bulunmak, takıntı, ailevi eğitim, aşağılık kompleksi, özgüven eksikliği, aşırı zenginlik, dini ahlaktan yoksunluk gibi nedenler israf faktörlerindendir.[34]

İsraf Çeşitleri

Kur’an’da israf mefhumunun çeşitli mısdak ve ölçütleri vardır. Hepsinin manasında itidalden çıkmak ve haddi aşmak vardır.

Akidevi

Kur’an ayetlerinde[35], Allah ve peygamberi inkâr etmek, Allah’a şirk koşmak, putperestlik ve ilahi ayetlere iman etmemek israf olarak değerlendirilmiş ve dünya yaşamında birçok zorluğun ortaya çıkma nedeni, insanın ahirette kör olma sebebi ve acılı ve kalıcı azaplara müptelalık olarak sayılmıştır.[36] Enbiya Suresinin ilk ayetlerinde de müsriflerin peygamberlere tarih boyunca karşı çıktıkları belirtilmiş ve onları zalim ve sonlarının helak olmakla biteceğine değinilmiştir.

Ahlaki ve Davranışsal

Günah işlemek, maddiyata eğilim ve Allah’tan uzaklaşmak, insanın hak yolundan çıkmasına neden olmakta ve onu israfın karanlık menzillerinden birine atmaktadır.[37] Bazıları, mühim olmayan işlere haddinden fazla ilgi göstermeği, ahiret işleri karşısındaki dünyevi işlerden olduğundan ve Allah karşısında dünyaya özgünlük ve asalet bağışladığından dolayı bir çeşit israf saymışlardır. Örneğin, değersiz ve naçiz işler karşısında büyük paraların harcanması gibi.[38] Ahlaki ve cinsel sapmalar da israf kategorisindedir.[39] Lut kavmi, kadınlardan yüz çevirerek eşcinselliğe yönelen ilk topluluktur. Hz. Lut (a.s) A’raf Suresinin 80-81. Ayetlerinde onları israfçı saymış ve bu çirkin işten sakındırmıştır.[40] Aynı şekilde doğru olmayan davranış ve itidali yok sayan haddi aşmalar da Kur’an kültüründe israf olarak sayılmıştır.[41]

İçtimai ve Toplumsal

Despotizm, tiranlık, kibir, sömürü, kan dökmek, zulüm ve her türlü sosyal bozgunculuk israfın bariz örneklerindendir.[42] Allah azze ve celle, Maide Suresinin 32. Ayetinde, yeryüzünde gerçekleşen ilk bozgunculukla sonuçlanan Habil ve Kabil’in çatışmasına değindikten sonra İsrail Oğullarını haksız yere kan dökmemeleri ve yeryüzünde bozgunculuk yapmamaları konusunda uyarmış ve onların sosyal ve toplumsal bozgunculuklarını israf olarak değerlendirmiştir.[43]

Adli ve Cezai

Suçlunun cezalandırılması, Kur’an açısından adilane ve suçu kadar olmak zorundadır.[44] Allah Teala, İsra Suresinin 33. Ayetinde, haksız yere suçsuz insanların kanının dökülmesini yasaklamış ve ölüm gerçekleşmişse maktulün velisi için kısas hakkı verilmiştir. Ancak hükmün icrasında israfı yasaklamıştır: “Fakat o da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiş (yetki verilmiş)tir.” Kısasın icrasında şunlar israf olarak değerlendirilmiştir:

  • Katil dışında birinin öldürülmesi[45]
  • Her bir can karşılığında bir çok kişinin öldürülmesi[46], ancak birkaç kişinin öldürmede müşareket etmesi istisna.[47]
  • Kısas sonrası katile müsle yapmak ve organlarını kesip parçalamak.[48]
  • Yargıcın hükmü yayınlamasından önce katilin öldürülmesi.[49]
  • Katilin, maktulün ölümünden daha şiddetli bir şekilde öldürülmesi.[50]
  • Katilin veli tarafından af edilmesi ve diyet aldıktan sonra öldürülmesi.[51]

Haksız karar ve yargılar bazen yalana dayanmaktadır, bu da israfın örneklerindendir. Firavun ailesinden Mümin biri, Mümin Suresinin 28. Ayetinde Firavunların haddi aşmalarını onların yargılamadaki israfına bağlamıştır.[52] O kişi, Hz. Musa için idam hükmü sadır edildikten sonra Firavunlara şöyle hitap etmektedir: “Siz bir adamı «Rabbim Allah'tır» diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirmiştir. Eğer o yalancı ise yalanı kendisinedir. Eğer doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiğinin (azâbın), bir kısmı olsun gelip size çatar. Şüphesiz Allah, müsrif (haddi aşan), yalancı kimseyi doğru yola eriştirmez.” Bazıları da Müminin sözünü Hz. Musa hakkında olduğunu söylemiştir. Eğer Musa nübüvvetini yalan iddialarla toplumda fesat ve israfla yayarsa, biliniz ki Allah, hiçbir zaman yalancı müsrifleri çeşitli mucizelerle, desteklemez ve sapkın yolunda başarılı kılmaz.[53] Bu durumda, israfın bu uygulaması da sosyal israf kategorisine girer.

İktisadi

İsrafın bu türünün çeşitli örnekleri vardır:

Harcamada İsraf

Harcamalarda israf, aşağılardakilerden biri şeklinde kendini gösterebilmektedir:

  • İstifade edilebilecek her türlü şeyin atılması ve telef edilmesi.[54]
  • İstifade edilmeyen ve kullanılmayan her türlü sermaye.[55]
  • Maddi veya manevi fayda ve getirisi olmayan şeylerle meşguliyet ve zaman harcama.
  • Statü ve konumuna uygun olmayan gelirinin üstünde harcamalar. Örneğin: geçimini sağlamakta güçlük çeken birinin dekoratif ürünler satın alması[56]. Bu sebeple İmam Sadık (a.s) gelirinin üstünde bir yaşam için başkasına el açan kimseyi müsrif ve haddi aşan olarak değerlendirmiştir.[57]
  • Haddinden fazla ve ihtiyacın üzerinde harcama. Örneğin, birkaç tane ev satın almak veya çok yemek.[58]

Bunlara ek olarak, günah yolunda her türlü masrafta bulunmak[59] veya bedensel ihtiyaçlarını gidermek için şehvetini tatmin için harcamalarda bulunmak[60] da dini açıdan israftan sayılmaktadır. Hadislerde güzel koku, aydınlatma araçları, yiyecek, abdest, hac ve umre yolundaki fazla harcamaların israf sayılmamasının nedeni, onların israf olmamasından değil, onların haddinden fazla önem ve gerekliliğine işarettir.[61] İsraf, her ne kadar az da olsa, insan için zarar verici olursa haramdır.[62] “Şüphesiz Allah, müsrifleri (haddi aşanları) sevmez” hükmü, başkaları için israf ortamını hazırlayanlar için de geçerlidir.[63]

Başkaları Hakkında İsraf

Başkalarının kamu ve özel haklarına tecavüz, israfın açık iktisadi örneklerindendir:

  • Kamu Hakları

Allah azze ve celle, İsra Suresinin 26-27. Ayetlerinde umumi ve kamu mallarından Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.a) yakınlarına, yoksula ve yolda kalmışa verilmesini emretmiştir. Sonra tebzir (saçıp savurmayı) nehyetmiş ve saçıp savuranların şeytanın kardeşleri olduğunu ve şeytanın nankörlüğünden bahsetmiştir. Müfessirler bu ayette tebzirin bir çok örneklerini beyan etmişlerdir. Şöyle ki: malın batıl yolda dağıtılması[64], günah ve fesat, riya ve gösteriş için harcamada bulunmak[65], adaletsiz bir şekilde harcamak[66], belirli bir program ve çerçeve dışında harcamada bulunmak[67], fayda ve yarar gözetilmeden harcama yapmak[68] ve genel olarak Allah’ın emirlerine aykırı olan her tür paylaşım ve dağıtım[69] ve varlıkların yok olmasıyla sonuçlanan harcamalar.[70]

Tebzirin haram oluşunun kamu mallarına özgü bir tarafı yoktur, mezkûr ayet benzer tüm yerleri kapsayacak özelliğe sahiptir. Dolayısıyla her kim kendi veya başkasının malını doğru olmayan bir yolda ve uygunsuz bir şekilde dağıtır veya harcarsa savurgandır (tebzircidir).[71] Bazı Sünni âlimler mezkûr ayete dayanarak “mübezzirin hecr” edilmesine (savurganın malını har vurup savurmaktan men edilmesi)ne kail olmuşlardır; ancak Ebu Hanife, mübezzirden (savurgandan) (şer’i) teklifin sakıt olmadığı gerekçesiyle, onun hecrini (malını savurmasından men edilmesini) caiz bilmemektedir.[72] Allah Teâlâ, bu ayette, mübezziri (savurganı) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmada şeytanın takipçisi ve işbirlikçisi olduğunu, şeytanla birlikte cehennem ateşine atılacağını belirtmiş ve bunun nedenini de Allah’a karşı nankörlük ve küfranı nimet olarak açıklamıştır.[73]

  • Özel Haklar

Nisa Suresinin 6. Ayetinde, yetimlerin mallarında gayrimeşru bir şekilde tasarrufta bulunmak, israf sayılmış ve yetimlere şu hususlarda velilik yapmak men edilmiştir: Yetim malını israf yolu ile yemek, ihtiyaç gerekçesi olmaksızın, hakketmişlik bahanesi bulunmaksızın, doğrudan doğruya umursamaz bir haksızlık yolu ile onların mallarına saldırmak, yetimler büyür kaygısı ile mal yemek ise, velinin kendi çalışmasına örfte uygun görülen bir ücret miktarında onların mallarına el atmaktır.[74] Yalnız bu durumda, eğer yetim büyürse veliyi bu tür bir mal yemekten alı koyma ihtimali vardır. Kısacası, bu iki tür yemenin her ikisi de yasaktır. Yalnız eğer veli fakir olur ve geçimini karşılamak için çalışması veya yetim için çalışarak onun malından zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması kaçınılmaz olursa, bu durum müstesnadır.[75]

İnfakta İsraf

Allah Teâlâ, Furkan Suresinin 67. Ayetinde kendi kullarının vasfını şu şekilde betimlemektedir: Onlar infak ettiklerinde ne israf ederler ve ne de cimrilik ederler, bilakis bu ikisinin ortası olan itidal ve orta yolu tutarlar. İnfakta ‘tekdir’den maksat cimrilik ve müstahaklara ilahi vacip hakları vermemektir.[76] İnfakta israftan maksadın ne olduğu konusunda şu görüşler vardır:

  1. Günah ve masiyet yolunda infak[77]
  2. Riya ve böbürlenmek için infak[78]
  3. Haddinden fazla infakta bulunmak[79], öyle ki bu, insanın diğer vacip işlerini yapmaktan alıkonulmasına neden olursa.

Hayır işlerde israftan sakındırılması ile infak ve fedakarlıkta bulunulması arasında hiçbir şekilde çelişki ve tezat yoktur. Zira hayır işlerde israfın ölçütü, insanın hayır işlerde aşırıya kaçması sonucunda başka önemli işlerden geri kalması veya o hayır işi Allah’ın istediği şekilde yerine getirmemesiyle sonuçlandığındandır. Bundan dolayı, Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: ‘her kim yersiz yere infak ederse, israf etmiş ve her kim infak yerinde infaktan kaçınırsa cimrilik etmiştir.’[80] Bundan dolayı, Hz. Resulullah (s.a.a) infakta ifrat etmeyi, vacip haddinde harcamayı engellemek gibi uygunsuz görmüştür.[81]

İsrafın Etki ve İzleri

İsraf tüm kısımlarıyla, dünyadaki ilahi sünnetlere aykırıdır. Zira itidal ve orta yolu bozmak, hayatın çeşitli evrelerinde fesat ve bozgunculuğun ortaya çıkmasına neden olur.[82] İsrafın bazı yıkıcı zararları şunlardır:

  • İmam Sadık’ın (aleyhi selam) buyruğuna göre israfçı ve müsriflerin duası Allah katında kabul olmaz.[83]
  • İnsandan Allah sevgisinin selp olmasına[84], insanın zaafına ve yaşamının çeşitli evrelerinde bir başarı elde etmesine mani olmaktadır.[85]
  • İsrafta süreklilik, insanda küfranı nimet ve nankörlük melekesinin nüfuzuna neden olmaktadır.[86]
  • İnsanı ilahi hidayet ve rehberlikten mahrum etmektedir.[87]
  • Bazen itikadi ve ahlaki küfrü beraberinde getirmektedir.[88]
  • İlahi azabın hululüne neden olur, ahirette de insanı cehennem azabına uğratır.[89]-[90]
  • İsraf, kaynakların yok edilmesine, başkalarının haklarına bir çeşit tecavüz ve toplumun genel refahının ihlaline neden olur.[91]
  • İmam Sadık (a.s) israfı bereketin azalmasına[92], yoksulluğun israfın sonucu olduğuna ve zenginliğin iktisada riayet etmekten kaynaklı olduğunu buyurmuştur.[93]
  • Tüm bunlara ilaveten, israf, özellikle iktisadi boyutu beden sağlığını ve insanların psikolojisini tehlikeye atmaktadır.[94]

İsraf Hakkında Hadisler

  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin günlük yiyeceği olduğu halde insanlardan bir şey dilerse israf edenlerden ve haddi aşanlardandır.”
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Fakirliğin sebebi israftır.”
  • İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz cömertliğin bir sınırı vardır, ondan yukarı gidildi mi israf olur.”
  • Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Gereksiz yerde bağışta bulunan kimse şüphesiz israfa düşmüştür. Her kim de doğru yerde esirgerse şüphesiz eli sıkı davranmıştır.”
  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iktisatlı olmak aziz ve celil olan Allah’ın sevdiği bir şeydir. Bir taneyi uzağa atmakla dahi olsa Allah israftan nefret eder. Zira o bile şüphesiz bir işe yarar. Hatta suyunun arta kalanını dökmen bile israftır.”
  • İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bedeni sağ ve salim tutan şeyde israf olmaz... Aksine israf malı zayi eden ve bedene zarar veren şeylerdedir.”
  • İmam Sadık (a.s) kendisine, “Mümin kimsenin 10 gömleği olabilir mi?” diye soran İshak b. Ammar’a şöyle buyurmuştur: “Evet.”
O, “20 gömleği?” olabilir mi? diye sorunca
İmam şöyle buyurdu: “Evet olabilir, bunlar israf değildir. İsraf, misafirlikte/dışarıda giydiğin elbiseni evde ve rastgele giydiğin elbisen kılmandır.”
  • İmam Ali (a.s), Ziyad’a yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: “İktisatlı davranarak israfı terk et! Bu günden yarını düşün, zaruri ihtiyacına yetecek kadar malı elinde tut. Arta kalan malları da ihtiyacın olacağı gün (olan kıyamet) için, azık kıl.”

Tebzir (Savurganlık) Hakkında Hadisler

  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bağışlayıcı ol, savurgan olma. Tutumlu ol, ama cimri ve sıkı olma.”
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Savurganlık, fakirliğin başlangıcıdır.”
  • İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Savurganlıkla övünen iflasla küçümsenir.”
  • İmam Sadık (a.s), “Savurganlık etme” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’a itaat yolu dışında bir şey infak eden savurganlık etmiştir. Hayır yolunda infakta bulunan kimse ise tutumluluk etmiştir.”
  • İmam Sadık (a.s), “Savurganlık etme” ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: “İnsan malını boşa harcamakta ve fakir düşmektedir.” Ebu Basir, “Helal malda da savurganlık mümkün müdür?” diye sorunca, “Evet! “diye buyurdu.

Kaynakça

  1. Mecmeu’l-Beyan, c. 4, s. 176; Ruhu’l-Meani, c. 6, s. 174; et-Tahkik, c. 5, s. 110.
  2. Camiu’l-Beyan, c. 4, s. 337.
  3. Müstenedu’l-Urvet, c. 2, s. 239.
  4. Avaidu’l-Ayyam, s. 635.
  5. Es-Serair, c. 1, s. 440.
  6. Avaidu’l-Ayyam, s. 615.
  7. Cevahiru’l-Kelam, c. 13, s. 313, c. 13, s. 320.
  8. Avaidu’l-Ayyam, s. 635.
  9. Mu’cemu’l-İhsai, c. 1, s. 454, seref maddesi.
  10. Lisanu’l-Arab, c. 9, s. 149, seref maddesi.
  11. İsra, 26, 27.
  12. Et-Tefsiri Kebir, c. 20, s. 193.
  13. Et-Tefsiri Kebir, c. 9, s. 28; et-Tefsiri el-Mizan, c. 8, s. 385.
  14. Müfredat, s. 40, seref maddesi.
  15. El-Furkan, c. 15, s. 165.
  16. Ahkamu’l-Kur’an, c. 3, s. 51; Tefsiri Kurtubi, c. 7, s. 123, 125; el-Furuku’l-Luğaviye, s. 115.
  17. Mecmeu’l-Bahreyn, c. 1, s. 170; el-Furkan, c. 15, s. 165; Ruhu’l-Meani, c. 15, s. 90.
  18. Et-Tahrir ve’l-Tenvir, c. 15, s. 79.
  19. Vesailu’ş-Şia, c. 9, s. 46; Biharu’l-Envar, c. 72, s. 302.
  20. el-Furuku’l-Luğaviye, s. 115; Ruhu’l-Meani, c. 9, s. 90.
  21. Furkan, 67.
  22. Tefsiri el-Menar, c. 6, s. 351; et-Tehkik, c. 5, s. 110, seref maddesi.
  23. Tefsiri Numune, c. 15, s. 307, 308; ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 369.
  24. Şuara, 121, 152; Tefsiri Numune, c. 15, s. 307, 309.
  25. Tefsiri el-Menar, c. 6, s. 352; el-Furkan, c. 15, s. 169; el-Mizan, c. 15, s. 306.
  26. Lisanu’l-Arab, c. 6, s. 244, 245; el-Müfredat fi Garibi’l-Kur’an, s. 231; seref; Tefsiri el-Menar, c. 6, s. 351.
  27. A’raf, 81; Neml, 55.
  28. Kehf, 28.
  29. Tefsiri Rahnema, c. 6, s. 108.
  30. Et-Tahkik, c. 5, s. 110.
  31. Et-Tahrir ve’t-Tenvir, c. 15, s. 81.
  32. Et-Tahkik, c. 1, s. 238; Tefsiri Rahnema, c. 7, s. 523.
  33. Rahnema, c. 7, s. 391.
  34. Pejuheşi der İsraf, s. 87, 103.
  35. Taha, 124, 127; Gafir, 34, 35.
  36. Camiu’l-Beyan, c. 24, s. 87 ve c. 25, s. 64; Mecmeu’l-Beyan, c. 3, s. 290 ve c. 9, s. 61; Tefsiri Numune, c. 15, s. 307.
  37. Et-Tahkik, c. 5, s. 111; seref; el-Vucuh ve’n-Nezair, c. 1, s. 63.
  38. Et-Tefsiri Kebir, c. 17, s. 52, 53.
  39. Mecmeu’l-Beyan, c. 4, s. 684, 685.
  40. Et-Tefsiri Kebir, c. 28, s. 218.
  41. Tefsiri Rahnema, c. 3, s. 104.
  42. Tefsiri Numune, c. 15, s. 307.
  43. Danışname Mevzui Kur’an.
  44. Et-Tahkik, c. 5, s. 111; seref; el-Vucuh ve’n-Nezair, c. 1, s. 63.
  45. El-Kafi, c. 7, s. 371; Tefsiri Maverdi, c. 3, s. 241.
  46. Et-Tefsiri Kebir, c. 2, s. 203; ed-Durru’l-Mensur, c. 5, s. 282.
  47. Tefsiri Ayyaşi, c. 2, s. 291.
  48. Camiu’l-Beyan, c. 15, s. 105, 106; el-Kafi, c. 7, s. 371.
  49. Ed-Durru’l-Mensur, c. 5, s. 284.
  50. Ed-Durru’l-Mensur, c. 5, s. 283.
  51. Tefsiri Maverdi, c. 3, s. 241.
  52. Tefsiri Numune, c. 15, s. 307.
  53. Mefahim Ahlaki, s. 356, 357.
  54. Avaidu’l-Ayyam, s. 633, 635; Ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444.
  55. Avaidu’l-Ayyam, s. 633, 635.
  56. Avaidu’l-Ayyam, s. 633, 635; Ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444.
  57. Tefsiri Ayyaşi, c. 2, s. 13.
  58. Avaidu’l-Ayyam, s. 633, 635; Ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444.
  59. Mecmeu’l-Beyan, c. 4, s. 638; ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444; Tefsiri el-Menar, c. 8, s. 138.
  60. Ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444; Et-Tahrir ve’t-Tenvir, c. 8, s. 124.
  61. Avaidu’l-Ayyam, s. 636, 637.
  62. Ahkamu’l-Kur’an, c. 3, s. 52.
  63. El-Furkan, c. 8, 9, s. 95.
  64. Camiu’l-Beyan, c. 15, s. 95.
  65. Keşfu’l-Esrar, c. 5, s. 544.
  66. Camiu’l-Beyan, c. 15, s. 95.
  67. Et-Tahkik, c. 1, s. 237.
  68. Mecmeu’l-Beyan, c. 6, s. 633; el-Mizan, c. 13, s. 80.
  69. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 18.
  70. Tefsiri Kebir, c. 20, s. 193, 194.
  71. Tefsiri Kurtubi, c. 10, s. 161.
  72. Ahkamu’l-Kur’an, c. 3, s. 292; Tefsiri Kurtubi, c. 10, s. 162.
  73. Mecmeu’l-Beyan, c. 6, s. 634; Ahkamu’l-Kur’an, c. 3, s. 293; Tefsiri Kurtubi, c. 10, s. 162.
  74. Mecmeu’l-Beyan, c. 3, s. 16; el-Mizan, c. 4, s. 173.
  75. Et-Tefsiri Kebir, c. 9, s. 190; Tefsiri Kurtubi, c. 5, s. 28.
  76. Camiu’l-Beyan, c. 19, s. 48; ed-Durru’l-Mensur, c. 6, s. 275.
  77. Tefsiri Kummi, c. 2, s. 117; Tefsiri Maverdi, c. 4, s. 155; el-Vucuh ve’n-Nezair, c. 1, s. 63.
  78. Et-Tefsiri Kebir, c. 24, s. 109; ed-Durru’l-Mensur, c. 3, s. 444.
  79. Camiu’l-Beyan, c. 19, s. 48; Tefsiri Maverdi, c. 4, s. 156; Mecmeu’l-Beyan, c. 7, s. 280.
  80. Mecmeu’l-Beyan, c. 7, s. 280.
  81. Tefsiri Maverdi, c. 2, s. 178.
  82. Tefsiri el-Menar, c. 8, s. 384.
  83. El-Kafi, c. 4, s. 56.
  84. A’raf, 31; En’am, 141.
  85. Tefsiri Rahnema, c. 3, s. 104 ve c. 7, s. 391.
  86. İsra, 27.
  87. Gafir, 28.
  88. Et-Tahrir ve’t-Tenvir, c. 15, s. 81.
  89. El-Mizan, c. 15, s. 306, 307; Numune, c. 12, s. 96.
  90. Enbiya, 3-9; Gafir, 41, 45; Yasin, 13, 19; Zariyat, 32, 34.
  91. Et-Tahrir ve’t-Tenvir, c. 15, s. 79.
  92. El-Kafi, c. 4, s. 57.
  93. Avaidu’l-Ayyam, s. 618; el-Kafi, c. 4, s. 53.
  94. Tefsiri el-Menar, c. 8, s. 384; el-Furkan, c. 8-9, s. 84.

Bibliyografi

  • Kur’an-ı Kerim.
  • Nehcü’l-Belağa.
  • Tabersi, Hasan bin Fazıl, Tefsiri Mecmeu’l-Beyan, birinci baskı, Tahran, 360.
  • Kuleyni, Muhammed bin Yakub, Usul-u Kafi, Kum, 1375.
  • Tabatabai, Muhammed Hüseyin, el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an, müessese matbuat İsmailiyan, Kum.
  • Mekarim Şirazi, Tefsiri Numune, Daru’l-Kutubu’l-İslamiye, birinci baskı, Tahran, 1374.
  • Alusi, Mahmut bin Abdullah, Ruhu’l-Meani fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Azim, Beyrut.
  • Taberi, Muhammed bin Cerir, Camiu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an, daru’l-marifet, Beyrut.
  • Tusi, Muhammed bin Hasan, et-Tibyan fi Tefsiri’l-Kur’an, Daru İhya et-Turas Arabi, Beyrut.
  • Fahri Razi, Muhammed bin Ömer, et-Tefsiri Kebir, Daru ihya et-Turas el-Arabi, Beyrut.
  • Neraki, Ahmed bin Muhammed Mehdi, Avaidu’l-Ayyam fi Beyani Kavaidi’l-Ahkâm ve Muhimmat Mesail el-Helal ve’l-Haram, Kum, İran, 1375.
  • İbn İdris, Muhammed bin Ahmed, es-Serair, müessese en-neşri’l-İslami Camiu Müderrisin, Kum.
  • Sahibi Cevahir, Muhammed Hasan bin Bakır, Cevahiru’l-Kelam fi Şerhi Şeraii’l-İslam, Daru ihya et-Turas el-Arabi, Beyrut, 1362.
  • İbn Manzur, Muhammed bin Mükrim, Lisanu’l-Arab, Daru fikr et-Tabatu ve’n-Neşri ve Tavzi, Daru sadır, Beyrut.
  • Suyuti, Abdurrahman bin Ebu Bekir, Ed-Durru’l-Mensur fi Tefsiri bi’l-Me’sur, Ayetullah Necefi Meraşi Kütüphanesi, Kum.
  • Sadıki Tahrani, Muhammed, el-Furkan fi Tefsiri Kur’an bi’l-Kur’an ve Sünnet, Ferhengi İslami, Kum.
  • İbn Aşur, Muhammed Tahir, Tefsiri et-Tahrir ve’t-Tenviri’l-Maruf bi-Tefsiri bin Aşur, Müessese et-Tarih el-Arabi, Beyrut.
  • Haşimi Rafsancani, Ekber, Tefsiri Rahnema, Bostanı Kitap, Kum, 1386.
  • Musevi Kaşmiri, Mehdi, Pejuheşi Der İsraf, müessese Bostanı Kitab, Kum, 1388.
  • Damağani, Hüseyin bin Muhammed, el-Vucuh ve’n-Nezair li-Elfazi Kitabillahi’l-Aziz, Vezarat Evkaf, Kahire.
  • Ayyaşi, Muhammed bin Mesut, et-Tefsir, Resuli, Haşim, Mektebetu’l-İlmiye İslamiye, Tahran.
  • Ruhani, Mahmut, Mu’cemu’l-İhsai li-Elfazi’l-Kur’ani’l-Kerim, müessese çab ve intişarat Astan Kudsi Razavi, Meşhed, 1363.
  • Kurtubi, Muhammed bin Ahmed, ec-Camiu’l-Ahkami’l-Kur’an, Nasır Husrev, 1364.
  • Kummi, Ali bin İbrahim, Tefsiri Kummi, daru’l-Kitab, Kum, 1363.
  • Muhammed Reşid bin Ali Rıza, Tefsiri el-Menar, el-Heyetu’l-Mısriye el-Amme lil-Kitab Sünnet, m. 1990.
  • Askeri, Ebu Helal, el-Furuku’l-Ğaviye, Defteri İntişarat İslami, ş. 1386.