İmam Seccad’ın Şam’daki Hutbesi

Öncelik: c, kalite: c
linksiz
kategorisiz
navbox'siz
yönlendirmesiz
wikishia sitesinden
(İmam Seccad'ın Şam'daki Hutbesi sayfasından yönlendirildi)
Bu makale İmam Seccadın (a.s) Şamdakı hutbesi hakkındadır. Hutbeyi okumak için bu makaleye gidin - İmam Seccad’ın Şam’daki Konuşması (Metin)

İmam Seccad’ın Şam’daki hutbesi (Arapça: خطبة الإمام السجاد عليه السلام في الشام), Aşura vakıasından sonra İmam Zeynel Abidin’in (a.s) Şam’da Yezid’in huzurunda yaptığı konuşmadır. İmam Seccad (a.s) bu konuşmayı Yezid’in emri ile minbere çıkan bir saray mollasının Ebu Süfyan ailesini övücü ve İmam Ali ve evlatlarını yerici konuşma yapmasının ardından yapmıştır. İmam Seccad (a.s) bu konuşmasından yararlanarak Hz. Ali’nin (a.s) faziletlerini açıklamıştır. Bu hutbede daha çok İmam Ali’nin (a.s) sıfatları ele alınmış ve Şam’da çok büyük yansımaları olmuştur. Bu konuşma, Yezid’in politikasını zahiri olarak değiştirmesine neden olmuştur.

Tarihçe

Ehlibeytin (a.s) Şam’a giriş tarihleri tam olarak belli değildir. Bundan dolayı, bu konuşmanın da ne zaman yapıldığı tam olarak belli değildir, ancak bu konuşmanın Ehlibeytin (a.s) Şam’daki esaretlerinin son günlerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Çünkü Yezit bu konuşmanın ardından Ehlibeytin (a.s) Şam’da kalmasını çıkarlarına aykırı görmüş ve onların Medine’ye dönüşleri için gerekli hazırlıkların yapılmasının emretmiştir.

İmam Seccad ve Saray Mollası

Yezid’in emri ile Şam’da Emevi camisinde Ehlibeyt ve esirlerin huzurunda büyük bir toplantı tertiplenmiştir. Yezit, kendince bu toplantıda Ehlibeyti küçük düşüreceğini sanmıştır. Bundan dolayı bir saray mollasını minbere çıkartmış ve dedeleri için övgüler dizdirmiştir. İşte tam bu sırada İmam Seccad (aleyhi selam) hatibe dönerek şöyle buyurmuştur:

“Sana yazıklar olsun! Kulun hoşnutluğu ve rızasını Allah’ın öfkesine tercih ettin. Kalacağın yeri ateşle doldurdun.”[1]

Sonra Yezid’e dönerek konuşma yapmak istediğini söylemiştir. Anlatıldığına göre Yezid bu isteği kabul etmemiştir, ancak Şamlıların ısrarı üzerine mecbur kalmış ve İmamın isteğini kabul etmek zorunda kalmıştır.

Hutbenin içeriği

Ana Madde: İmam Seccad’ın Şam’daki Konuşması (Metin)

Kısaca Tanıtım

İmam Zeynel Abidin (a.s) konuşmanın ilk pasajlarında kısaca kendisini ve Ehlibeyti tanıtmıştır. Bu pasajlarda bu ailenin ilim, hilim, şecaatine ek olarak Hz. Hamza ve Hz. Cafer Tayyar gibi ailenin ileri gelenlerinden bazılarının adlarını da anmıştır.

Genel Tanıtım

Haccın Oğlu

İmam Seccad (a.s) bu hutbede bazı konuların açıklamasına değinmiştir, belki de ilk aşamada konuşma insana biraz gizemli ve esrarengiz gelmektedir. Örneğin Ben Mekke’nin, Mina’nın, Zemzem ve Sefanın oğluyum demektedir. Bu pasajların açıklamasında şu şekilde izahta bulunabilir:

  1. Bunun anlamı yani ben hac ibadetlerinin oğluyum anlamındadır. Şöyle ki hac ibadetleri bir tevhidi ibadettir ve tevhit onun kan ve etinde cereyan etmektedir. Yoksa o da diğer Müslümanlar gibi hac ibadetlerini yerine getirmektedir anlamında değildir, bilakis tevhidi hac ve ibadetlerde mümkün olan en üst düzeyde onlarla ilişkili olduğu anlamındadır. Bazen bazı kişiler bazı akımlarla ilişkilerinin şiddetini göstermek ve mübalağa etmek için onun oğlu olduklarını ifade etmektedirler.

İmam Seccad (a.s): ‘bizlere dinden çıkmışlar diye hitap etmektedirler, benim en önemli tevhit ibadetleri ile öyle irtibatım var ki sanki onların oğluyum’ demek istemektedir.

  1. Hac ibadetleri Hz. İbrahim’in mirasıdır ve Müslümanlar bu ibadeti Hz. İbrahim adıyla yoğurmuşlardır. İmam (a.s) “ben İbrahim’in oğluyum” sözünü bu şekilde ispat etmeye çalışmaktadır. Nitekim İmam Sadık (a.s) evinde yangın çıktığında bu sözü söylemiştir.[2]
  2. Başka bir ihtimal ise Hz. Seccad (a.s) sözleriyle İbrahimi ibadetlerin ihya edicisine işaret etmektedir. Yani ben Hz. Resulullah’ın oğluyum” demek istemektedir.

Peygamberle Olan İlişkisi

Hz. Peygamber efendimizi (s.a.a) tanıtmasının nedeni, esirlerle Peygamberin yakınlığının belli olması içindir, yoksa Şam halkı Peygamber Efendimizi tanımakta ve ayrıca bir ek tanıtıma ihtiyacı bulunmamaktaydı, ancak ecnebi diye tanıtılan esirlerin Peygamber Efendimizle yakınlığının ortaya konulmasıyla Yezid’in propagandası da elinden alınmış oluyordu. Dolayısıyla Hz. Peygamberimizin (s.a.a) bazı faziletlerine değinmiştir.

Hz. Ali’nin Tanıtılması

Müminlerin Emiri Hz. İmam Ali’nin (aleyhi selam) Muaviye başta olmak üzere Beni Ümeyye tarafından Şam’da karalanarak tahrip edilmesi, İmam Seccad’ın (a.s) İmam Ali’yi daha çok tanıtmasına neden olmuştur. Bu kısacık süre zarfında, Muaviye ve Ümeyyeoğullarının Şam’daki kırk yıllık hükümetleri boyunca İmam Ali ve Ehlibeyte karşı insanlığa sığmayan korkakça tahriplerini ortaya koymak için en güzel bir fırsattı. Her ne kadar Hz. Ali’nin (a.s) faziletleri Şam halkı için yeni bir şey olsa da bu faziletlerin bazılarının açıklamasına değineceğiz.

İki Kılıçla Savaş

İmam Zeynel Abidin (aleyhi selam) birkaç fazilete değindikten sonra ‘benim dedem iki kılıçla savaşıyordu’ diye bir açılamada bulunmuştur. ‘İki kılıçla savaşıyordu’dan maksat nedir? Bunun için bazı ihtimallere değinilmiştir:

a) Bazıları Hz. Peygamber Efendimizin kendisine bağışladığı iki kılıç olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) hicretin sekizinci yılında Hz. Ali’yi (a.s) Menat’ı (bir put adı) parçalaması için göndermiştir. İmam Ali (a.s) putu kırdıktan sonra, Menat putuyla ilgili her ne varsa yanına alarak Hz. Peygamberimize götürmüştür. Hz. Ali’nin (a.s) yanında getirdiği şeylerden birisi de Gasan kralı Haris bin Ebi Şimr Gasan’ın puta armağan ettiği iki kılıçtı. Onlardan birisinin adı “Mahzem” diğerinin adı ise “Resub” idi.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) o iki kılıcı Hz. Ali’ye (a.s) bağışlamıştır. Nakledildiğine göre onlardan birisi Hz. Ali’nin (a.s) ünlü kılıcı Zülfikar’dır.[3]

b) Allame Meclisi’nin düşüncesine göre bu iki kılıçtan maksat tenzil ve tevildir.[4]

Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ben tenzil üzerine savaştığım gibi Ali de tevil üzerine savaşacaktır.”[5]

c) Allame Meclisi başka bir yerde ise bu iki kılıç hakkında şöyle demiştir: İki kılıçtan maksat Hz. Ali’nin bir kılıçtan sonra eline bir başka kılıç alarak savaşmasıdır. Nitekim Uhud savaşında kılıcı kırılmış bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.a) kendisine Zülfikar kılıcını vermiştir.[6]

d) Zülfikar kılıcının iki başlı olmasına işarettir.[7]

e) Ya da her iki elinde kılıç olduğu halde savaşmasına işarettir.

İki Kere Hicret Etmesi

İmam Seccad (a.s) bu hutbesinde Hz. Ali’nin (a.s) menkıbelerine işaret etmesinin yanı sıra aynı zamanda tarihi gerçeklere de değinerek Hz. Ali efendimizin iki kere hicret ettiği belirtmiştir.[8]

Birinci hicret Mekke’den Medine’ye hicrettir, ancak ikinci hicret için bazı ihtimaller sayılmıştır.

Birinci ihtimal: Şi’bi Ebu Talib vadisine hicret.[9]

İkinci ihtimal: bazı rivayetlerde İbn Abbas’tan nakledildiğine göre İmam Ali (a.s) kardeşi Cafer ile birlikte Habeşe’ye hicret etmiştir ve Habeşe’den Medine’ye gelmiştir.[10] Ancak bu rivayet zayıftır. Çünkü hiçbir güvenilir tarihi kayıtlarda Hz. Ali’nin (a.s) Habeşe’ye hicret ettiği geçmemiştir. Bununun yanı sıra muhacirler Habeşe’de oldukları sırada Hz. Ali (a.s) Mekke’den Medine’ye hicret etmişti.

Üçüncü ihtimal: Medine’den Kufe’ye hicrettir.[11]

İki Kez Biat

Bu cümle İmam Seccad’ın (a.s) bu hutbesinin yanı sıra İmam Ali’nin (a.s) kendi sözlerinde de geçmiştir. İki biatten maksat tıpkı Hz. Ali efendimizin açıklaması ile şudur:

  • İmam Ali (a.s) Muaviye’ye yazdığı mektupta şöyle demektedir: “Ben iki biate katıldım, sen birincisine nispet “kafir” idin. O biat, hicretin altıncı yılında hudeybiye sulhunda gerçekleşen Rıdvan biatidir.
  • İkinci biat Mekke fethinden sonradır. Her ne kadar Muaviye bu biate katılsa da biatini bozanlardan olmuştur.[12]-[13]

Menakib’de de nakledilen bir rivayette birinci biat bedir biati, ikinci biat ise Rıdvan biati olarak tanıtılmıştır.[14]

Cebrail’in Teyidi, Mikail’in Yardımı

Bu konu Bedir savaşına işarettir. Hz. Cebrail ve Hz. Mikail (a.s) Hz. Ali’nin (a.s) yardımına koşmuşlardır. İbn Abdulberr, “el-İstiyab” kitabında Bedir savaşı hakkında şöyle yazmaktadır: “Cebrail ve Mikail Ali ile birlikteydiler.”[15]

İmam Hasan (aleyhi selam) da bu konu hakkında şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) bayrağı Ali’ye (a.s) verdi, o sırada Cebrail sağ tarafında, Mikail ise sol tarafında durmaktaydı.[16]

Hz. Fatıma’ya Dayanan Nesebi

Hz. Fatıma Zehra’nın (selamullahi aleyha) Şam’da çehresinin tahrip edilmesine binaen, İmam Seccad efendimiz (a.s) kendisini yalnızca Hz. Sıddıka-ı Tahire’ye (s.a) nispet vermiştir.

İmam Hüseyin’in Mazlumluğu

Hz. Zeynel Abidin (a.s) Hz. Ali’yi (a.s) tanıttıktan sonra soyunu Hz. Peygamber ve Hz. Fatıma’ya dayandırmış, Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumluğuna ve nasıl şehadete erdiğine değinmiştir. Soyunun Peygamber ve Hz. Fatıma’ya dayandığı ortaya çıktıktan sonra Muaviye ve Yezid’in Hz. Ali (a.s) hakkındaki yalanlarının ifşası ile İmam Hüseyin’in (a.s) mazlumca şehit olduğunu açıklamış ve bu şekilde Şam halkına oldukça büyük bir etki koyarak Yezid’in yenilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla İmam Seccad (a.s) birkaç yerde babasının şehadetine değinmiştir.

Hutbenin Yansımaları

Yezid’in Daha Çok İfşa Olmaktan Korkması

İmamın (a.s) ifşa edici konuşması, Yezid’in hükümet temellerini sarsmıştır. Dolayısıyla hayal kırıklığına uğrayan Yezid, ezan okunmasını istemiştir. Müezzin de hemen kalkarak ezan okumaya başlamıştır. Ancak ezanın her cümlesinde İmam Seccad (a.s) bir şeyler söylemiştir. Böylece “eşhedü enne Muhammeden Resulullah” cümlesi geldiğinde İmam Seccad (a.s) müezzine işaret ederek Yezid’e şöyle sormaktadır:

“Ey Yezid! Adı ezanda anılan Muhammed senin deden mi yoksa benim dedem mi? Eğer deden olduğunu iddia edersen yalan söyler ve kafir olursun ve eğer benim dedemse neden onun ailesini öldürdün ve hepsini kılıçtan geçirdin?!

İnsanların Tepkileri

İmam Seccad’ın (a.s) okuduğu hutbe camide bulunanların üzerinde oldukça büyük bir etki bırakmıştır. Riyadu’l-Kudüs kitabında nakledildiğine göre Yezid, namaz kılmadan camiden çıkmıştır. Toplulukta arbede çıkmış ve İmam minberden aşağı inmiştir. İnsanlar imamın başına toplanmış ve davranışlarından dolayı imamdan özür dilemişlerdir.[17]

Toplantıda Olan Yahudi Birinin Öyküsü

İmam Seccad’ın (a.s) konuşması bittikten sonra toplantıda hazır bulunan bir Yahudi Peygamber kızının oğlunu bu şekilde şehit ettiklerinden dolayı Yezid’e çıkışmıştır. Tarihin naklettiğine göre o kişi oradakilere şu şekilde serzenişte bulunmuştur:

“Allah’a andolsun ki eğer Peygamberimiz Musa bin İmran’ın aramızda bir oğlu olsaydı, ona tapacak kadar saygı ve ihtiram göstereceğimizi düşünüyorum. Sizin dün Peygamberiniz dünyadan göçtü, oğlu ayaklandığı için onu kılıçtan geçirdiniz? Yazıklar olsun size!”[18]

Hutbenin Metni

Bkz. İmam Seccad’ın Şam’daki Konuşması (Metin)

Hutbeyi Nakleden Kaynaklar

  • İbn Şehri Aşub, Menakib, Kum, Allame yayınları.
  • Muvaffak bin Ahmed Harezmî, Maktelu’l-Hüseyin, mektebet el-mufid.
  • Abbaskuli Han Sipehr, Nasihu’t-Tarih, Zindegi name İmam Seccad aleyhi selam, tashih: Muhammed Bakır Behbudi, İslami yayınları, ikinci baskı.
  • İmaduddin Taberi, Kamil Behai, Tahran baskısı.
  • Bakır Şerif Kureyşi, Hayatu’l-İmam Zeynel Abidin, daru’l-kutubu’l-İslami.
  • Şeyh Abbas Kummi, Nefsu’l-Mehmum.
  • Muhammed Mehdi Mazenderani, Muali’s-Sibteyn, Kum.
  • Muhammed Bakır bin Muhammed Taki Meclisi, Biharu’l-Envar, müessese vefa, Beyrut, ikinci baskı.
  • Abdurrezzak Mukrim, Maktelu’l-Hüseyin, daru’l-kutubu’l-İslami, Beyrut.

Hutbenin Şerhleri

  • Nurai Yekane Kummi, Ahmed, Şerh Hutbe İmam Seccad (a.s), Der Mescidi Cami Şam, daru’t-Tefsir, İran, Kum.
  • Tercüme ve kısa şerh, Ali Rıza Davruzeni, Beyanu’l-Hak, 1384.

Kaynakça

  1. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 174; Avalim, c. 17, s 409; Nefsu’l-Mehmum, s. 451; Hayatu’l-Hüseyin, s. 386.
  2. El-Kâfi, c. 1, s. 473; Zindegani Hz. İmam Cafer Sadık aleyhi selam, s. 116.
  3. El-Esnam, tercüme, s. 19.
  4. Biharu’l-Envar, c. 39, s. 341.
  5. El-İnsaf, s. 132.
  6. Biharu’l-Envar, c. 39, s. 341.
  7. Biharu’l-Envar, c. 39, s. 341.
  8. Biharu’l-Envar, c. 39, s. 138.
  9. Cafer Abbas, s. 98. (dipnot).
  10. İbn Şehri Aşub, Menakib, c. 1, s. 290.
  11. Sayet Porsiman Danişcu.
  12. Biharu’l-Envar, c. 44, s. 74.
  13. El-İhticac ale Ehli’l-Licac, Tabersi, c. 1, s. 272.
  14. Menakib Al-i Ebi Talib aleyhimu’s-selam, İbn Şehri Aşub, c. 2, s. 5.
  15. El-İstiyab, c. 3, s. 1101.
  16. Müsned-i Ahmed bin Hambel, c. 2, s. 344.
  17. Riyadu’l-Kuds, c. 2, s. 329.
  18. Biharu’l-Envar, c. 45, s. 139; Harezmî, c. 2, s. 69.

Bibliyografi

  • İbn Şehri Aşub, Menakib Al-i Ebi Talib aleyhimu’s-selam, Necef, Haydariye, c. 1, s. 290, k. 1376.
  • İbn Abdulberr Ebu Ömer Yusuf bin Abdullah bin Muhammed, el-İstiyab fi Marifeti’l-Ashab, araştırma: Ali Muhammed el-Becavi, Beyrut, daru’l-Cebel, birinci baskı, 1992.
  • Cafer Abbas el-Hairi, Belagatu’l-Hüseyin, Kum, daru’l-Hadis, ş. 1383.
  • Husrevi Musa, Zindegani Hz. İmam Cafer Sadık (a.s), İslamiye, Tahran, k. 1398.
  • Resuli Mehallati, mütercim: el-İnsaf fi’n-Nas ale’l-Eimme, s. 132.
  • el-Kelbi, Ebu’l Munzir Hişam bin Muhammed, Kitbau’l-Esnam, araştırma: Ahmed Zeki Paşa, el-Kahire, Tahran ofset, neşru no, ikinci baskı, ş. 1364.
  • Kuleyni, Kafi, İslamiye, beş ciltlik, Tahran, 1362.
  • Allame Meclisi, Biharu’l-Envar, Beyrut baskısı, c. 45, s. 138.
  • Porsiman Danışcu sitesi.